Ana Sayfa Blog Sayfa 320

Sarraf olmak

1

Sarraf olmak

Sarraf olmak için mücevherin  ham halini iyi tanımlak gerekiyor. İşlenmiş halini satmak  para kazandıracağından, sadece ticari boyutu sizi ilgilendirecektir. Yani sadece bir satıcı olursunuz. Bir satıcı ile zanaatkârın arasındaki fark budur.

Kuaförlük sektöründe insan sarrafı olmak için insanı anlamaya çalışarak, denetleyerek yetiştirmek ve insana hizmet verirken aldığınız karşılıkları iyi gözden geçirererek, onları tanımaya çalışarak hareket etmek gerekir. Aksi taktirde, kaba tabirle ''insan kullanmak'' diye bir olgu oluşur. Yani o insana değer vermeden sadece kendi çıkarı doğrultusunda iş yaptırmak, bir ürünü, hizmeti ve hatta bir gülücüğü para karşılığı satmak gibi.

 

Günümüzde çığ gibi gelişen teknoloji ve bu teknolojinin pazarımıza nasıl yansıdığı ve bu yansımalardan gördüğümüz zararı hiç düşündünüzmü?

 

Teknoloji geliştikçe hizmet sektörleri bilgisayar programları gibi sıkıştırılarak daha az saha kaplar hale getirilmekte ve sahaya daha fazla ürün yükleyebilmek için dosyalar gibi yüklenip bir müddet sonra çöpe atılmakta.

Oysa bu insanı programlamak ve kendi çıkarı için onların robotlar gibi komutsuz iş yapamaz hale getirilmesidir. Mesela bir çalışanın kendi mesleki düşüncesini yaşayamaması veya bir müşterinin istediği hizmeti alamaması gibi.

İnsanın da bir ham maddesi vardır. Beynimizin bedenimizi çok iyi yönetiyor olması sayesinde hayvanlar, bitkiler ve cisimlerden farklıyız. Yapılan araştırmalara dayalı olarak insanların % 99,9 birbirlerine benzeme özelliğine rağmen bizi birbirimizden ayıran kişisel özelliklerimiz bizi biz yapmaya yetmektedir.

 

Bu değerden yola çıkarsak; sabun kalıplarından veya bilgisayar programlarından oluşmadığımız için, en insani duygularımızı pazara çıkarıp satmak veya başkalarının duygu ve düşünceleriyle yetinmemizin beklenmesi, bize değer katmayacağı gibi teknolojiyi insana sakıncalı boyutlara getirecek hal alabilir.

 

Kuaförlük sektöründe de çalışanın kişiliğini ön pilana çakartmasını engelleyerek sadece istenildiği gibi davranmasını sağlamak, sadece öğretileni uygulamasını istemek veya eğitimi kısıtlı olarak vermek o çalışanı zedeleyecek ve giderek kalıplaşmasına neden olacaktır. Bir müşterinin saçını sadece kuaförün istediği gibi şekillendirmesi, modaya uyum sağlasın diye dayatılan modelleri istemesini sağlamak, aynı saç modeliyle dolaşan topluluklar yaratmak olacaktır. Oysa bir ağacın dalları, budakları olduğu gibi insanlarda tek bir formdan oluşmamaktadır. Doğal olarak  bir kalıba sığamayacağımız gibi, sığmayan yanları yontarak bizi şekillendirmek isteyen etkenlere dur demeyi bilmemiz gerekmektedir.

Sosyal medyadan kalıplaşmış modelleri hizmet olarak sunmak, kişinin tavrına, duruşuna ve tenine uyup uymayacağını düşünmeden sunum ve satış yapabilmek adına kendini ve çalışma ekibini bu amaçlı odaklamak ne kadar doğru tartışmak gerekir. İlaç sektörünü örnek vermek gerekirse; bir doktorun iyi analiz yapmadan aynı antibiyotiği her insana yazması gibi bir durum oluşacaktır.

Bu nedenle mesleğe dair her ayrıntının eğitimini almak, kullanılmasada bir kenarda hafızanızda saklamak faydalı olacaktır. Bu sayede  doğru sunumu, doğru insana uygulamakta zorlanmayacak ve hatta temel bilgilerimizi güncel bilgilerle harmanlayarak  modern sunumlar olarak hizmet sektörüne faydalı, olumlu hale getirip değerli kılabilirsiniz.

 

Evet her insan özeldir. Her insanın kendi duyguları, huyları, giyim tarzı, zevkleri ve renkleri vardır. İnsanları tanımak ve onlara kişiliklerine göre davranmak ayrı bir sanattır. Biz bu sanata ''insan sarraflığı'' demekteyiz.

Mesleğimiz  inceliği ve zerafeti insanlara uygulama sanatıdır. Sabırsız, aşırı cüretkar, dinlemeyi bilmeyen, sadece ticari boyutu ön pilanda tutan, zoraki ürün satmaya çalışan, meslek arkadaşlarını hırpalayan, onları küçük gören ve her fırsatta kendini ön pilana taşımaya çalışan bencil figürler nedeniyle gelecek nesile yansıyan  yanlış olgular  oluşacaktır. Eğitimli, yerine göre davranmmasını bilen insanlara da zarar verecek bu durum  varolmaya devam ettiği sürece sanatın ticarete dönüşme olasılığı kaçınılmaz olur.

 

Müçevheri değerli kılan sadece ham maddesi değildir, Usta ve deneyimli zanaatkar insandır ona değer katan.

Ham insanı olgun insan yapan etkenler baskı ve dayatma değildir. insanı deneyim ve yaşadıkları olumlu ve olumsuz etkenler olgunlaştırır. Ham maddemizin toprak olduğunu düşünürsek, ki her cisim yine topraktan çıkmakta; verimli bireyleriz demektir. İyi verim almak için kendimizi iyi yetiştirmeli, karşımızdaki insanlara yani çalışanlarımıza ve müşterilerimize bu verimden iyi yönde faydalanabilmeleri için onların da şahsi değerlerina saygı duymalıyız. Kalıplaştırmadan, yontmadan…..

 

Gülgün Biçerel Uysal

Cemil İrez ile birlikteyiz…

0

Ve huzurlarınızda Cemil İrez…

Etle tırnak gibi: Hakan Köse ve Cemil İrez. Hem Hakan Köse denince anılan ve hem de bir o kadar tanınan bir isim . Eğitimleri için eğitimci değilim meslektaşlarımla bilgilerimi paylaşıyorum diyecek kadar mütevazi…  Kişisel ve mesleki gelişimi için kendine yatırım yapan bir isim: Cemil İrez ile kuaförlüğe bakış açısını ve planlarını konuştuk.  

Kuaförlüğe nasıl başladınız?

Kuaför olmayı hedeflememiştim her yaz bir iş deniyordum. Buzdolabı tamirciliği, araba kaporta boyacılığı, mobilyacılık işlerinde çalıştım. Daha sonra kuaför sektörüne girdim. Annem beni küçükken kuaföre getirirdi, onu beklerken o kadar sıkılırdım ki gidip çalışayım belki keyifli olabilir diye düşündüm. Diğer işlere göre daha temiz, daha yaratıcı işler çıktığını gördükten sonra okulu bitirdikten sonra kuaför olmaya karar verdim. İşe Mersin’de başladım. Daha sonra İstanbul’a geldim.

İlk ustanız kimdi?

Mersin’de Kemal Vedat’da başladım, İstanbul’a geldim. Diba’da çalışmaya başladım. Orada Hakan Köse ile çalıştık. Hakan Bey ile yolumuz bugüne kadar devam etti. 18 senedir Hakan Bey ile beraberim.

18 yıl çok uzun bir süre. Nasıl bu kadar uzun süredir berabersiniz?

Hakan Bey her zaman bana bir abi gibi yaklaştı. Bu da beni çok mutlu etti. Benim ilham kaynağım Hakan Köse’dir. Her şeyi ondan öğrendim. İstanbul’a geldiğimde bildiğim her şeyi unuttum. Sıfırdan başladım. Sadece mesleki olarak değil benim hayata bakışımı değiştirdi. Kişisel gelişim, ruhani olarak kendindeki birçok şeyi bana aşıladı aslında. Hep birbirimize açık olduk. Hakan Beyin bana söylediği her şeyi can kulağıyla dinledim.  Onu her zaman dört gözle seyrettim. Bunu böyle yapma dediğinde hiç bozulmadım, yaptığım şeyi değiştirdim. Ne diyorsa yaptım. Onun gibi meditasyon yapıyorum. İnzivaya çekiliyorum. Kişisel gelişim seminerlerine gidiyorum kendimi tanımak için çünkü kendinizi tanıdıkça başkalarını da tanıyabiliyorsunuz. Diksiyon kursuna gittim. Bana kitap tavsiye ettiğinde o kitabı okudum.  Cemiz İrez markasını yarattıysam onun sayesindedir.

Hakan Köse Londra’ya gidiyor. Neler hissediyorsunuz?

Benim için çok zor bir durum. Onun desteğinin arkamda olduğunu bilmek benim için ayrı bir şeydi. Başım sıkıştığında dönüp danışacağım biri vardı. O yokken burada kendimi yalnız hissediyorum. Organımın biri şu anda olduğu yerde yok gibi. Arkamda olduğunu, kalbinin benimle olduğunu biliyorum. Onun bana bıraktığı bayrağı da taşımak için çabalayacağım.

Sizin idolünüz kim?

Benim en büyük idolüm Hakan Köse’ydi. Kendine kattığı değerlerle beni en çok etkileyen Hakan Köse’ydi. Angelina Seminero’ya bayılıyorum. Çok başarılı buluyorum. Hayal gücünü çok iyi kullanıyor. Avangard kategoride çok beğendiğim biridir. Türkiye’de Davines’in bir etkinliğinde Backstage’de beraber çalışmıştık.

Siz kendinizi nasıl bir kuaför olarak tanımlıyorsunuz?

Ben öğrenmeye açık biriyim. Yolun başındayım. Bu işin sonu yok. Hızlı değişen bir iş bizimki. Sabah uyandığınızda yeni bir şey çıkmış oluyor.

Siz eğitim de veriyorsunuz…

Ben eğitmen değil bir öğrenciyim. Her gün yeni bir şeyler öğreniyorum. İyi bir paylaşımcı da olmaya çalışıyorum. Bildiklerimi paylaşmayı seviyorum. Eğitmen olmak için her gün araştırmak, çok iyi bir konuşmacı olmak gerekiyor. Birinin eğitmenim diyebilmesi için iyi bir donanıma sahip olması lazım.

Peki bilgilerinizi kimlerle paylaşıyorsunuz?

L’Oréal Professionnel-Matrix ile beraber yaptığım birkaç paylaşım oldu. Yeni koleksiyonlarını kendi yorumlarımı katıp, kendi kullandığım tekniklerle meslektaşlarımla paylaşıyorum.

Şovlara katılıyorsunuz, meslektaşlarınız ile paylaşım yapıyorsunuz, eğitimlere katılıyorsunuz. Zamanı nasıl yönetiyorsunuz?

Şovları seyretmek, eğitimlere katılmak benim için olmazsa olmaz. Şovların, eğitimlerin tarihleri belli olduğu an kendimi kapatıyorum. Hiçbir işi kabul etmiyorum. Çünkü şovlar, eğitimler beni iyi hissettiriyor. Yeni bir şeyler görmek, yeni insanlarla tanışmak, insanların neler ürettiğini görmek bana yenilik katıyor. Dolayısıyla ben de kendimi besliyorum. Londra’ya gitmeyi çok seviyorum. Sokakta yürürken bile eğitiliyorsunuz. Alternative Hair Show’dan çıktığımda bazen gözlerimin dolduğunu hatırlıyorum niye biz de bu noktada değiliz diye düşünüyorum. Bence her kuaförün şovlara, eğitimlere katılması gerekiyor. İnsan biraz ufkunu açmalı. Bazı kuaförler şovlarda gördüğümüz modelleri ülkemizde yapamayacağımızı söylüyor fakat bence biz gördüklerimizi kendimize göre uyarlamalıyız.

Aldığınız sertifikalar?

2001’de Visagisme,  2002’de Revlon Kesim & Renklendirme, 2004’de Michel Mercier Look & Learn Kesim – Renklendirme , 2005’de L’oreal İşletmecilik , 2010’da Total Look, 2013’de Visagisme C. Juillard sertifikası aldım.

Kuaförlük sektöründe dünden bugüne neler değişti?

Kuaförlüğün özel, yaratıcı bir iş olduğunun herkes farkına vardı. Ama yaratıcılık yetmiyor. Altyapınızın da sağlam olması gerekiyor. Çok iyi saç kesebilirsiniz ancak iyi bir iletişiminiz yoksa onu sunamazsınız. Çok iyi boya yapabilirsiniz, o boyayı nasıl kullandığınızı, nasıl bir yol izleyeceğinizi anlatamazsanız ve çok iyi bir dinleyici değilseniz müşterinin ne istediğini anlamazsınız, doğru kesimi, doğru renklendirmeyi yapamazsınız. O yüzden iyi bir dinleyici, anlatıcı olmak lazım. Yeni jenerasyon ile birlikte insanlar kendini daha iyi ifade edebiliyor. Artık kuaför olmak isteyenler için  meslek liseleri ve üniversiteler var. Daha donanımlı insanlar geldikçe sektör daha çok gelişecek. Son yıllarda AKD’nin de katkılarıyla ciddi bir yol almaya başladık.

Kuaförlüğün ortak sorunu nedir?

Eğitimler daha profesyonel bir şekilde yapılmalı. Mesleki eğitimleri belki çok fazla alıyoruz ama insan önce kendi içini eğitmeli. Psikolojik olarak eğitilmeliyiz ki bize gelen müşteriyi daha iyi anlayabilelim. Buraya çok donanımlı insanlar geliyor, dolayısıyla kendinizi o donanıma getirmedikçe başarılı olmak, karşımızdakini anlamak çok zor. En büyük sorun bence içsel eğitim. İçsel eğitiminizi tamamladıktan sonra zaten mesleki eğitimi bir şeklide alıyorsunuz.

Eleman bulmakta zorluk çekiliyor mu

Eskiden okumayan birine kuaför ol derlerdi ama şimdi öyle bir durum söz konusu değil. Şu anda kaliteli eleman bulmak zor ama okulların desteğiyle bu daha iyi seviyeye gelecek. Artık çalışan sayıları azalacak. Eleman sayısı azalacak. Böyle olursa daha kaliteli işler çıkacağına inanıyorum.

Branşlaşma 5 sene önce nasıldı? Şimdi nasıl?

Şimdi coloristler olmaya başladı. Eskiden bir kuaför saç da kesiyordu, boya da yapıyordu, topuz da yapıyordu, şimdi yavaş yavaş branşlaşma başladı. Kesim yapan sadece kesime odaklanmaya başladı. Renk yapan renklendirmeye odaklanmaya başladı. Ne kadar kendinizi tekrarlarsanız o kadar uzmanlaşabilirsiniz. O zaman ekip çalışmasıyla çok daha başarılı işler çıkacaktır.

Kuaförlüğün geleceği ?

Çok açılan salon var, daha kısıtlı çalışan var. Artık herkes bu işte daha bilinçli ilerleyecek. Kuaförlük yurtdışında çok iyi bir noktada. Türkiye’de de ilerleyen yıllarda kuaförlük çok saygı duyulacak bir noktaya gelecek.

Meslek Liseleri?

Okulda öğrenip, saçın altyapısını bilmek, saçın içindeki proteinleri, keratinleri bilmek bence büyük önem taşıyor. Meslek okulları bunun için çok faydalı. Alttan okumuş ve bilinçli bir toplum geliyor. Bize asistanlık yapacak kuaför adayları için de bizim için de müthiş bir şey. Ne kadar iyi donanımlıysa, o kadar iyi servis verecektir.

Size Meslek Liselerinden gelen oluyor mu?

Part time olarak geliyorlar. Stajlarını burada yapıyorlar. Memnun kalırsak da ileride beraber çalışıyoruz.

Müşterilerinizle aranızda olan iletişim nasıl?

Onların hepsi bizim misafirimiz, hepsini tek tek anlamaya ve gözlemlemeye çalışıyorum. İletişim becerilerimi geliştirmek için birçok eğitim alıyorum. Onları beklentisini anlamaya çalışıyorum. Hakan Bey’den öğrendiklerimi hayata geçirmeye çalışıyorum. İnsanlarla iletişim halinde olup, onları analiz etmeyi ve gerçekten ne istediklerini bulmayı seviyorum.

En çok sevdiğiniz işlem hangisi?

Kesimi, renklendirmeyi, toplam görünümü çok seviyorum. Doğru kesim ve doğru renk birbirini tamamlıyor. İkisini de çok seviyorum. Bu iş benim için ibadet gibi; kendimi çok iyi hissediyorum işimi yaparken. İzin günlerimde bile gelip salonda çalışıyorum. Çalışmak beni motive ediyor. Bir şeyler üretmeyi çok seviyorum. Yeni bir şeyler yaratmak karşı tarafı da mutlu ettiği için daha çok mutlu oluyorum.

2017 kesim ve renklendirme trendleri için neler söyleyeceksiniz?

Bu sene karmaşa yılı. Omuzda ve bob saçlar, katlı saçlar çok moda. Çok renkli saçlar devam ediyor, soğuk, pastel renkler var,  geçen sene biraz daha baskın renkler vardı.

Bu sene toz pembesi, çok açık toz yeşili tonlar moda, griler devam ediyor. 18-25 yaş aralığında müşterilerin tercih ettiği çok doğal tonlarda açan  baby light renklendirme tekniği trend. Ama trend ne olursa olsun bence kişiye özel servis vermek gerekiyor.

Sosyal medyayı çok iyi kullanıyorsunuz? Neler söyleyeceksiniz bu konuda?

Sosyal medya kirlilikle dolu. Her şeyi paylaşmamak lazım. Özel hayatla, iş sosyal medya hesapları farklı olmalı.

Ben herkesin yaptığı şeyleri yapmaktan hoşlanmıyorum. ‘Değişimden korkma’ sloganını oluşturduktan sonra kayıt altına alıp değişimleri insanların görmesini sağlayım diye düşündüm. Daha sonra bunları video haline getirdim. Müşteriler de kendi değişimlerini gördükleri için bundan çok hoşlandılar. Kurgu programlarını öğrenmeye başladım. Kendim yönetiyorum sosyal medya hesabımı. Akşam iş bittiğinde bir saatimi videoları düzenlemeye ayırıyorum. Keyif de alıyorum.

Estetica Dergisi, hairist.com.tr hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türkiye’de bu sektörde yayıncılık Estetica Dergisi’nden önce eksikti. Estetica Dergisi ile beraber herkes birbirini görebilir hale geldi. Türkiye’ye yeni gelen ürünleri de dergiden takip edebiliyoruz. Dünyada neler oluyor öğreniyoruz. Estetica bizim mesleğe çok şey kattı, Türkiye’de kuaförlük sektöründe bir sıçrama yaşandı. Bilgi paylaşımı başladı. Yapılan röportajlardan insanlar ilham aldı.

Meslektaşlarınıza neler tavsiye edersiniz?

İyi bir araştırmacı olsunlar, öncelikle okusunlar, dinlesinler. Müşterilerini iyi analiz etsinler. Biz bize gelen her misafiri dinlemeliyiz. Çok doğru cevaplar vermeliyiz. İstediğimizi iyi anlatmalıyız. Bunu yaptığımız sürece bence başarı kaçınılmazdır.

Cemil İrez’e paylaşımları için çok teşekkür ediyor ve başarılar diliyoruz…

Cemil İrez’e ulaşmak, randevu almak için tıklayın.

Levent’te Yenilik…

0

Levent’te Yenilik…

Yıldırım Özdemir Levent şubesinde ID-İstanbul mimarlık imzası.

Tasarımı ID-İstanbul, Muhammet Taşlı, İdil Özbek tarafından hazırlanan salon için proje ofisi şu bilgileri verdi.: ‘Netlik, süreklilik ve zengin bir mekan kurgusu: Projemizi oluştururken bu üç kelime üzerinden yola çıktık. Modern şehir planlamasının İstanbul’daki ilk örneklerinden biri olan 4. Levent’te yer alan mekanın iç mimarisi Yıldırım Özdemir Bebek’teki mimari dilin esnek bir mekan kurgusu ile harmanlanmasıyla ortaya çıkarıldı.

4. Levent’in Büyükdere caddesi girişine oldukça yakın olan mekan, mahalleye özgü seramik cephe işlemeli bir yapının zemin ve bodrum katlarında bulunmakta. Yapının 4 cephesinden de ışık alabilen bu alanda öncelik geniş cam doğramalarla kaplı ön cephenin dışarıdan olabildiğince davetkar, hareketli ve ışıltılı gözükmesini sağlamak oldu. Bu davetkar ve hareketli ortam ön cepheye yaslanan saç kesim alanı ve hemen karşısında konumlanan bir kahve dükkanı ile oluşturuldu.

Mekanı tam ortadan ikiye ayıracak şekilde konumlanan giriş kapısı saç kesim alanı ve kahve dükkanının arasından bizleri içeri alıyor. Kapı açıldığında Yıldırım Özdemir Bebek’te kullanılan kasa bankosu, metal raflar ve aydınlatmalar karşımıza çıkıyor. Ziyaretçilere tanıdık bir “Yıldırım Özdemir” deneyimi yaşatmak için zemin yüzeyinde yekpare pandomo, metal saç ile oluşturulmuş bir kasa bankosu ve Hamm Design tasarımı ‘Kafes’ aydınlatmalar kullanıldı. Kesim alanını çevreleyen, zeminden tavana uzanan çift taraflı aynalar iç ve dış mekanlar arasında dinamik bir görüntü oluşturacak şekilde konumlandırıldı ve bu aynalar içerisinde elektrik prizleri ve sprey rafları gibi operasyona yönelik işlevler çözümlendi. Proje için özel tasarlanan sehpalarda maşa ve fön makinesi gözleri oluşturuldu.

Projenin Künyesi:

Proje Ofisi: ID-Istanbul, Muhammet Taşlı,İdil Özbek

Salon:Yıldırım Özdemir 4.Levent

Fotoğraflar: Ufuk Serim Arslan

Salonun tasarımı hakkında detaylı bilgiyi Estetica Dergisi 2016/2017 Kış Sayısında bulabilirsiniz.

Ortak iş kurmak

1

Ortak iş kurmak

Bu yazımda sizlere ortak iş kurmanın eksi ve artılarını anlatmaya çalışacağım. 27 yıllık meslek hayatımın 19 yılı kendi işletmemde çalışarak geçti. Bu süre içerisinde işletmemi sadece altı yıl tek başına yönettim.

Kendi yetiştirdiğim bir elemanımla da ortak iş yaptım, hiç tanımadığım meslektaşlarımla da. Halen bir meslektaşımla ortak salon işletmekteyiz. Öncelikle ortak iş yapmak için tek sebebin işi bilmiyor olmak anlamına gelmediğini idrak etmemiz gerekir. Ortaklık bu meslekte bazen kaçınılmaz bir seçim olabiliyor. Mesleğimizi pratik anlamda çok iyi icra ediyor olmamız bizi iyi bir yönetici veya denetici kılmamaktadır. Bilindiği üzere çoğu sektörde işyeri tek başına yönetilememektedir.

Bizim sektörümüzde de artık bir yöneticiye, personel sorumlusuna, eğitimciye ihtiyaç duyulmaktadır. İşletmeniz küçükse ve sadece bir iki elemanla çalışıyorsanız, kontrolü sağlamak zor değildir. Fakat daha fazla elemanla çalışıyorsanız, mücadele etmek zorlaşacaktır. Sadece elemanlarınızı takip etmek şöyle dursun, işletmenizin finansal sorunlarıyla tek başınıza boğuşmak bazen size ağır gelip işlerinizi aksatmanıza sebep olacaktır. ''Bir elin nesi var iki elin sesi'' ve ''Birlikten güç doğar'' sözleri boşuna sarf edilmemiş olup, atalarımızdan miras kalmış anlamlı ve  güzel sözlerdir.

İşletmenizin şekli ne olursa olsun artı ve eksileri muhakkak olacaktır. Bazı durumlar da güvenebileceğiniz, daha fazla sorumluluklar vererek yükünüzü hafifletecek bir elemana ihtiyaç duyarsınız. Bu da sizin için ekstra bir maliyet anlamına gelmektedir. Ya da mesleğini iyi icra etmesinin yanı sıra eğitici ve yönetici kabiliyeti güçlü olan bir meslektaşınızla ortaklığa gidebilirsiniz.

Bir ortaklığın evlilikten farkı olmadığını, bu işe soyunurken çok iyi düşünerek hareket edilmesi gerektiğine dikkat çekmek isterim. Tek kişilik işletmelerde her kararınızı tek başınıza verirken, bir ortak işetmede bu böyle değildir. Aldığınız her karar ortağınızın da onayını gerektirir.

Atacağınız her adım ve yapacağınız her harcama sadece sizin değil ortağınızın da cüzdanına yansıyacağı için anlaşmazlıklara da yol açabilir. Uyum içinde çalışabilmenin diğer gereksinimi ise ortakların birbirlerini dengeliyor ve tamamlıyor olmalarıdır. Aynı işgücünü sergilemeleri ve aynı özveriyi eksiksiz göstermeleri gerekir ki, bu her zaman mümkün olamaya biliyor.

 

Ortakların çalışmaları esnalarında birbirinden üstün yada zayıf yönleri de olacaktır. Önemli olan olumlu yönlerini iyi değerlendirerek olumsuzlukları ortadan kaldırmaktır. Çoğu durumlarda işbölümüne gidilmesinde de fayda vardır. Satış ve iletişim gücü daha fazla olan ortak, personeli satış ve müşteri ilişkilerinde daha iyi bilgilendire bilir ve daha fazla verim almayı sağlaya bilirken, diğer ortak teorik ve pratik bilgilrini daha fazla kullanarak verimli olabilir. İşletmenin iki yöneticisi olmasının Çalışana getireceği sıkıntılar olacaktır. Çalışanlarınızı  yönlendirirken ve eğitirken aynı çizgi üzerinde hareket etmediğiniz taktirde onlara sorunlar yaşatacağınızdan, iki yöneticiyle birlikte çalışmak istemeye bilirler.Ancak bir ortaklık sözleşmesi ile sınırlarınızı, şartlarınızı belirleyerek ve bu sözleşmeye uyum sağlayarak hareket edildiği sürece sorunlar ortadan kaldırılabilir. Ortaklığın size getirdiği bir diğer fayda ise, ek bir gider olmaksızın daha fazla verim ve gelir sağlayacak bir iş arkadaşınızın olmasıdır. Böylelikle iş yerinizin daha az giderle kar marjının yükselmesini sağlayacak yatırımlar yapma olasılıkları da artacaktır. Ortaklığın bir başka olumlu yönü ise işletmenizde olmadığınız zamanlar, mesela seminerler, eğitimler, hastalık ve yaz tatili gibi durumlarda gözünüz arkanızda kalmadan işletmenizi yönetebilecek bir ortağınızın olmasıdır. Böyle durumlarda da yetki ve sınırlar belirlenmeli, gereksiz masraf ve davranışlardan kaçınılmalıdır. Batılı ülkelerin çalışma şartlarına dayanarak ve giderleri engelleye bilme adına şahsen ortak çalışmayı tercih etmişimdir. Avrupa ülkelerinin işçi çalıştırma koşullarının işverene yüklemiş olduğu vergiler ve deneyimli elemanların yüksek maliyetleri, maalesef her işverenin büyük sıkıntılarından. Evrenselleşmenin getirdiği bir takım kurallar günümüzde artık ülkemizde de uygulanmaya sunulmaktadır. Bu kısa süre içeresinde sizlerin de işçi ve işveren yasalarını iyi tanımanız ve işletmenizde düzenlemelere gitmeniz ve hatta bir takım kısıtlamalar getirmeniz anlamına gelmektedir.

Ülkemiz de her ne kadar meslek eğitimlerinin kalitesi artışa gitse de, yüksek eğitimin artması nedeni ile meslek eğitimlerine ilgi azalmakta ve yeni kuaför eleman sayısını giderek düşmektedir. Bu şartlar meslektaşların bir çatı altında toplanarak çalışmalarını kaçınılmaz kılmaktadır. Ortak veya kendi işiniz. Tercihiniz ne olursa olsun, tek hedefiniz başarı olsun. Hedefiniz sadece para kazanmak değilse, çalışkan ve verimli bir kişiliğe sahipseniz her türlü başarılı olmanız mümkündür.

 

Gülgün Biçerel Uysal

BERTRAM K. kimdir?

0

BERTRAM K. kimdir?

“Her saç aslında bir hikâye anlatır. Benim işim bu hikâyeyi işleyip, ona şekil vererek harikulade ve üstün bir forma sokmaktır” Bertram K.

Bertram K.’ya göre saç kesmek hem bir sanat hem de meslek aşkıdır. Viyanalı saç tasarımcısı, başarının anahtarının müşteriyle kurulan birebir ilişki olduğunu ve bir insanı iyi tanıyor olmanın, ona nasıl bir saç kesimi yapacağınızın temelini oluşturduğunu düşünüyor. Bertram K.’ya göre mükemmel bir kesim ortaya çıkarmanın yolu bazı form ve şekilleri kopyalamaktan geçmiyor.  Sezgilerinin yön verdiği doğrultuda, fikirlerinin peşinden koşuyor ve onları hayata geçiriyor. Resim, film, müzik, videolar ve yaptığı seyahatlerden ilham alıyor.

Bertram K., belli başlı trendlerle sınırlı kalmayı istemiyor.
Saç, yaşam gibi gelişir ve değişir. Londra’da bir stilist olarak çalıştığı dönemde edindiği en önemli tecrübelerden biri sürekli devinim halinde olmak. Bertram K., uzun süreli akıl hocası ünlü kuaför Werner Grecht’in tavsiyesini dinleyerek 1995 yılında Londra’ya yerleşti. İki yıl içerisinde Toni&Guy sanat direktörlüğüne kadar yükseldi, stil ikonları Donna Karan, Jamie Lee Curtis ve Kim Wilde’la çalıştı. Dior, Helmut Lang, Issey Miyake, Balenciaga, Copperwheat Blundell ve daha birçoklarının da aralarında bulunduğu moda şovlarında stilistlik yaptı. Nadja Auermann, Kate Moss, Alec Wek ve daha birçok süper modelin saç stilisti oldu.

Yıldırım Özdemir Dubrovnik’te

0

Yıldırım Özdemir Dubrovnik’te

Wella Professional’ın bu sene Dubrovnik’te düzenleyeceği Destination Event’de sahnede ilk defa bir Türk kuaför yer alacak: Yıldırım Özdemir…

Destination Event’de şov yapacaksınız. Neler düşünüyor, neler hissediyorsunuz?

Öncelikle şanslı insanlardan biriyim. Kuaför olduğum için çok şanslıyım. Bu şansımı da daha çok çalışarak güzel bir şeylere dönüştürmek istiyorum. Bunlardan biri de yurtdışı etkinlikleri çünkü daha önce çok sahne aldım ama yurtdışında ilk defa Türkiye’yi temsil edecek olmanın heyecanıyla uyumuyorum diyebilirim.

Süreç nasıl oldu? Bu aşamaya Destination Event’te bir sahne şovu gerçekleştirme süreci hakkında bize neler söyleyeceksiniz.

Daha önce TrendVision etkinliklerinde bulundum bütün Türkiye’yi dolaştım. Jüri olarak yer aldım. Yurtdışında koçluk yapamaya çalıştım. Sürekli bu etkinliklerin içinde hep var olmaya çalıştım. Çünkü insanların idman yapması gerektiğini düşünüyorum. İdmansız olmuyor. Neyi çok isterseniz o yönde gidiyorsunuz. Biraz daha seni o işin içine atıyor. Benim de böyle bir heyecanım her zaman vardı. Ama Dubrovnik projesi uzun bir süreçti. Yazılı, sözlü sınav oldum. Daha sonra tekrar mülakata alındım. Bu mülakatlar sırasında top artist listesine girmem önemliydi. Bo camp diye bir kamp var. Bo camp’a çağırılmadan girmek zor bir şey. Çağırılmadığım için galiba olmuyor bu yıl dedim. Direktör ile son mülakatımda İngilizcem zayıf olduğu için bir sonraki kampı düşünüyoruz dedi. Sonrasında İngilizcemin biraz daha geliştiğini görünce bir ışık doğdu. Daha sonrasında onay geldiğinde çok heyecanlandık. O zaman acaba bu sene erken mi diye ben düşünmeye başladım. Hem Türkiye’yi temsil ediyorum hem kuaförlüğü temsil ediyorum ve benden sonraki kuşaklara da örnek olmam gerekiyor. Kendi salonumun dışında da düşünüyorum. Böyle bir şeyin olabileceğini de göstermem gerekiyor. Bu aşamalarda tabi böyle bir şey yaşadık. Şovların süresi yarım saat. İngilizce yetersizliğinden 20 dk’ya düşünüldü. Daha sonra son mülakatım yaklaşık 3-4 hafta önce oldu. Tekrar yarım saate çıktı. Ayrı bir heyecan durumu var. Tansiyon iniyor, çıkıyor. Seni test ediyorlar. Bir taraftan saçları hazırlaman gerekiyor. Modadan bir kaç renk yakalaman gerekiyor. Kendi kıyafetini ayrı yakalaman gerekiyor. Yeni bir çocuğunuz oluyor aslında.

Peki İngilizce’yi nasıl öğrendiniz?

Haftada 6 gün ders alıyorum ve o dersin dışında da akşamları bir-bir buçuk saat kendi başıma çalışıyorum. Öğrenmeye başlayınca önce bir kilitlenme oluyor. Ama terimlerin çoğunu jargon olarak aklımızda kalanlar olduğu için bir nebze işle ilgili olan taraflarda rahat oluyorum ama hem sahnede saç yapıp hem konuşmak çok sıkıntılı bir şey; bunu daha önce yaşadım ama Türkçe konuşuyordum. İşimi çok iyi yaparsam beşte üçünü kurtarırım İngilizce’nin diye düşünüyorum. Türk kuaförlerinin oraya gelip beni izleyeceklerini duyunca tabii ki çok heyecanlandım. Güvenim de artıyor açıkçası.

Bu etkinlikte şovu gerçekleştirmek için özel bir İngilizce eğitimi aldığını da söyleyebiliriz. 

Benim bir tezim vardır. İngilizce bilmeyen kuaför yarım kuaför derim. Ben bugüne kadar yarım kuaför olarak devam ediyormuşum aslında. Eğer bunu istediğim seviyeye getirip tamamlarsam bir süre yurtdışında da kalmayı düşünüyorum. Sadece kuaför olmamız yetmiyor bize. Çok çaba harcamak gerekiyor.

Bu etkinlikte böyle bir şovu gerçekleştirmek  İngilizce ile yakınlaşmak açısından da etkili bir unsur olduğunu da söyleyebilir miyiz?

Mülakatlardan sonra İngilizce’ye başladığımda hocam bana ne kadar süre sonra seni hazırlamamız gerekiyor diye sormuştu. Bunun süresi yok dedim çünkü bu etkinlik olmasa da bana böyle bir yararı oldu.

Böyle bir şovun bir de öncesi var. İlk defa şova katılmıyorsun. Daha önceki şovlardan bahseder misin?

Mesela Diyarbakır’a gidiyordum. Benim için çok özel bir durum. Onun heyecanı başka bir şeydi. Antep’e gidiyorduk, İzmir’e gidiyorduk şovları zaten seviyorsan başka bir şey. Çok ekstra çaba sarf etmen gerekiyor çünkü bizim şöyle bir misyonumuz da var: Salonumuzda çalışıyoruz. Aynı zamanda sadece haftanın iki günü şova hazırlanmıyoruz. Her sabah 11.00’de başlayıp, 19.00’de bırakan biriyim işimi. Şu anda da 11.00 18.00 olarak çalışmama devam ediyorum. Sabah erken İngilizce kurslarına gidip, sonra 11.00’de işimin başına geçiyorum. 18.00’dan sonra tekrar bu etkinlik için hazırlanıyorum. Çok isteyip, çok seversen bu yorgunluğa katlanabiliyorsun. Ama özellikle genç arkadaşlarıma sahne ayırt etmeden her türlü etkinliğe katılmalarını tavsiye ediyorum. Hairist, TrendVision, çeşitli programlar oluyor. Anadolu’dan geliyorlar, Anadolu’dakiler buraya geliyorlar. Ne olursa katılım eksisini, artısını da görmek gerekiyor. Ben birinin şovuna gittiğimde kendi artımı-eksimi tartıyorum.

Bu tür şovlarda yer almanın Yıldırım Özdemir’e eksileri ve artıları neler?

Beni çok motive ediyor. Ekip arkadaşlarım da, ailem de, müşterilerim de destek oluyor. Özel hayatınız kalmıyor şova hazırlanırken. 3-5 ay evde yemek yememiş oluyorsun. Eksileri bunlar fakat eksisi o kadar az ki. Yüzde 90 artım var. Çünkü tekrar yeni bir heyecan yaşıyorum.

Biz zaten salonda çalışırken sahnedeyiz aslında. Ben sahneye çıkamam çok heyecanlanıyorum ya da bana mikrofon uzatıldığında konuşamam deniyor. Aslında kendilerine baktıklarında her saçı yaparken sahnedeler. Diğer aynadan müşterileri, misafirleri, personeli ya da saçını yaptığı kişi onu izliyor ve sahnede konuşuyorsun aslında. Her saniye idman halindeyiz. Sadece özgüveni beni birileri izlerken ya hata yaparsam dediğinizde kaybediyorsunuz.

Wella Destination Event şovu ve kuaförlük için neler söyleyeceksiniz?

Destination Event’de olmanın benim için başka bir ayrıcalığı var. Yeni firmayla birlikte ilk event oluyor bu. Dünyanın çeşitli ülkelerinden insanlar gelecek. Bin üzerinde insanın önüne çıkıyorsun ve bütün profesyonel ekipler de orada oluyor. Onların sana kefil olanları var. Wella Türkiye'nin sorumluluğu var. Global’den böyle bir teklifin gelmesi çok heyecan verici. Kuaförlüğü güzel temsil etmek istiyorum. Çünkü çok güzel bir iş yapıyoruz. Dünyanın en güzel mesleği kuaförlük.     

Biz de sizi izlemek ve alkışlamak için heyecanla etkinliği bekliyoruz. Başarılar dileklerimizle.

Hayallerinize bir adım…

0

Hayallerinize bir adım…

Türkiye’nin lider salon dekorasyon ve mobilya markası Filiz Çelik, yeni showroom’u ile karşınızda… Bursa’daki üretim tesisleri, ihracatı, ürün çeşitliliği ve sunduğu hizmetler ile ülkemizin ve sektörün en değerli salon demirbaş markası Filiz Çelik, İstanbul’da prestijli bir showroom ile sektördeki farkının altını bir kez daha çiziyor.

Toplam 1400 metrekarelik bir alanda 6 kattan oluşan showroom, sadece ülkemizin değil bulunduğumuz coğrafyanın da en büyüğü olma özelliği taşıyor.

Bu özel showroom için Filiz Çelik Genel Koordinatörü  Alper Çelik ile konuştuk:

Estetica: Öncelikle böylesine görkemli bir çalışmayı sektöre kazandırdığınız için teşekkür ediyoruz. Showroom ihtiyacı nasıl doğdu?

Alper Çelik: Aslına bakarsanız Filiz Çelik’in İstanbul’daki showroom macerası 2006 yılının Aralık ayında başlamıştı. Tabii o dönemin ihtiyaçları ve koşullar göz önünde bulundurulduğunda 150 m2'lik bir alanda oldukça mütevazi bir başlangıç yapmış ve Filiz Çelik olarak ilk o dönemde klasik bayilik yapısından çıkıp nihai tüketiciyle irtibat kurmuştuk. Kurulan bu irtibat, firmanın gelişimi ve müşterimizi anlama konusunda bizlere çok şeyler kattı diyebilirim. Zaman geçtikçe sektörün bu bağlamdaki ihtiyaçları arttı, ayrıca  firmamızın iş yapış şekli o günden bugüne oldukça değişti. Filiz Çelik artık iç mimari, dekorasyon ve butik imalat yöntemlerinin hakim olduğu bir üretim şeklini benimsemiş bulunmakta. İşte bu iş yapış tarzı da bizleri bugün hayata geçirmiş olduğumuz, müşterimizin sadece ürünleri görmekle kalmayıp güncel dekorasyon konusunda ihtiyaçlarını da giderebildiği merkez showroom binamızın kurulma nedeni oldu.

Tabii ticaret olarak sınırların kalmadığı ve pazarların birbirleriyle neredeyse entegre olduğu bir dünyada İstanbul gibi bir lokasyonda olmak bizlere sadece ülkemize değil daha birçok hedef pazara hizmet vermek adına ilaveten stratejik bir hamle olmuştur diyebilirim.

 

Showroom’un fiziksel özelliklerini ve kuaförlerin bu showroom’a gelmesi için nedenlerini Estetica Dergisi 2016/2017 Kış Sayısında bulabilirsiniz

Orhan Bademli’den koleksiyon

0

Orhan Bademli’den koleksiyon

Kadın denince ilk akla gelen bir Fransız klasiği olan Brigitte Bardot… Onun saç akımlarından esinlenen Orhan Bademli’nin enerjisi yukarı doğru ivmeli, ortadan ayrık istiridye figürünü andıran topuz modelinde, yan profil saçları gergin adeta botoks etkisi yaratan netliği ile güçlü bir duruş sergiliyor.

Tıpkı saf bir pırlantayı yontmak gibi… Özüne ulaştıkça ve gerçek doğallığı ortaya çıktıkça güzelliği görünür olan… Evcilleştirilemeyen efsane sarışınların ve asi Kaliforniya dalgalarına sahip kadınların mucizesi.

Saçlar: Orhan Bademli

Makyaj: Erdal Bektaş

Styling: Arzu Kaprol

Fotoğraflar: Tamer Özbek

Yaratıcı Görsel Danışman: Banu Noyan

Mekân: Hilton Bomonti

Ürünler: L’Oréal Professionnel

Koleksiyonu Estetica Dergisi 2016/2017 Kış Sayısında bulabilirsiniz. 

Ekmek parası tamam da peki ya ekmek arası

0

Ekmek parası tamam da peki ya ekmek arası

Kazanç sağlayabilmenin bir  diğer adı da “ekmek parası kazanmak”tır.

Aslında maksat karnını doyurabilmektir. Ancak beslenme uzmanları, bir tek ekmeğin sahip olduğu besin değerinin yeterli olmadığını savunmaktadır. Bu nedenle ekmeğimize katık yapmak için başka besin maddelerine de ihtiyaç duyarız.

Peki, ekmeğinizi kazanıyorsunuz diyelim. Kazancınız, ekmek arası yapabilecek bir besini daha kazanmanıza yetiyor mu? Ya da bunun için neler yapmak gerekir, nasıl para kazanılır hiç düşündünüz mü?

Öncelikle salonunuzda verdiğiniz hizmetlerin yeterliliğini gözden geçirin. Her müşteriye hitap edebiliyor musunuz? Müşterilerinize sunulabilecek tüm hizmetlere sahip misiniz? Elemanlarınız her hizmeti verebilecek kapasitedeler mi? Kullandığınız ve satışını yaptığınız ürünler müşterilerinizi memnun ediyor mu? Müşterilerinizin devamlılığını sağlayabiliyor musunuz?

Bu maddeleri gözden geçirdiğinizde belki her şey yolunda gözükebilir. Elemanlarınız işlerini güzel yapıyor olabilirler. Siz yönetimi çok iyi sağladığınızı düşünebilirsiniz. Fakat unutmayın ki elemanlarınızın da yaşam kalitelerini düzene sokabilmeleri ve daha rahat yaşayabilmeleri için senelik maaş artışına ihtiyaçları vardır. Konumlarına ve yaşlarına göre bu en doğal haklarıdır. Aksi takdirde her sene artan kira miktarı, vergileriniz, sigortalarınızın poliçe değerleri ve bunun gibi birçok giderinizi karşılayamaz hale gelirsiniz. Bu gibi durumlarda, ödemelerin hepsini kendinize ayırdığınız veya salon düzenine ayırdığınız bütçeden karşıladığınız taktirde ya kendi yaşam şartlarınız ya da iş yeriniz tehlikeye girecektir.

Bu nedenle gelirinizi kontrol altına almanızda fayda vardır. Elemanlarınızın kişi başına günlük gelir miktarlarını belirlemeli ve bu miktarı sürekli artırmalarını sağlamalısınız. Salonunuzda her türlü imkanı sağladığınız taktirde, elemanlarınız da bu imkanları değerlendirerek daha fazla gelir sağlamayı başaracaklardır. Günümüzde kuaförlerin ve güzellik uzmanlarının salonlarında kolayca kullanabilecekleri yazılım programlarından faydalanarak her personelinizin günlük gelirini kolaylıkla ve zaman harcamadan takip edebilir ve bu sayede önlemlerinizi zamanında alabilirsiniz.

Örnek vermek gerekirse; Melike Hanım salonunuza saçını boyatmak için geliyor ve elemanınız bu işlemi tamamladıktan sonra Melike Hanım’dan hesabı alıp iyi günler dileyerek onu yolcu ediyor. Halbuki Melike Hanım sürekli gelen bir müşteridir ve her seferinde aynı işlemleri yaptırıyor. Elemanınız ya da siz bu durumu normal karşıladığınız sürece sadece ekmeğinizi kazanmış olacaksınız; peki ya ekmek arası?

 

Gülgün Biçerel Uysal

Estetica Meslek Onur Ödülü Habib Örs’ün

0

Estetica Meslek Onur Ödülü 2017 Habib Örs’ün

Mesleki başarıları, sektöre kattığı yenilikler, sektörün yararına yaptığı çalışmalar ve aynı zamanda kişiliği ve davranışları ile  meslektaşlarına örnek olabilecek nitelikte kuaförlerin sahip olabildiği ödül ilk olarak 2013 yılında Metin Bahçecik’e layık görüldü.

2014’te ise AKD kurucu üyelerinden merhum Muzaffer Çapkın’a ve 2015’te ise yazar ve kuaför olan Ahmet Erkan’a, 2016 yılında ise Baykan Savaş’a takdim edilmişti.

Ödül tasarımı bir seramik sanatçısına ait. Her bir yükselti farklı bir anlam taşıyor: tutku, deneyim ve  başarma arzusuyla yıldızlaşmak. Bu yılın meslek onur ödülünü takdim etmek üzere ise ödülün ilk sahibi, kuaförlüğün değerli ismi Metin Bahçecik sahnedeydi.

Metin Bahçecik:

“Değerli meslektaşlarım, değerli öğrenciler okulumuza çok teşekkür ediyoruz, markalar var olmazsa olmaz bizim destekçilerimiz bu organizasyonların yapılmasında bize destek olan markalarımız, katılımcılar, kuaför meslektaşlarım gerçekten bunlar bizim için bir düğün. Burada çok özel bir isim var ben kendisini AKD’de tanıdım çok iyi bir dinleyici, çok çalışkan sosyal sorumlulukların hep içinde, okullarda hep beraber toplantılar yaptık. İşine aşık, kendisi aynı zamanda da çok iyi bir konuşmacı onun için burada söyleyecek sözleri olacak’ diyerek sahneye  Habib Örs’ü davet etti.

Habib Örs ”Gerçekten çok duyguluyum. Çok teşekkür ederim. Ben bu ödülü geleceğin kuaförleri adına öğrencilerim ve öğretmenlerim adına alıyorum. Sizinle birlikte çok güzel yerlere gideceğiz. Bu ödül sizler için. Omuzlarımda çok daha büyük bir sorumluluk olduğunu hissediyorum. Ama yılmadan usanmadan heyecanla bu yükü bu sorumluluğu yerine getirmek için daha fazla gayret göstereceğime söz veriyorum. Hepinize çok teşekkür ediyorum” dedi.

Estetica Meslek Onur Ödülü Habib Örs’ün

Mesleğine olan tutkusu lafta kalmayan, yıllardır meslek örgütleri bünyesinde sorumluluk alarak görev yapan, sektörümüzün milli eğitim bakanlığı ile diyaloğunun inşasında ilk harcı atan, kuaförlüğü sevdirmek ve benimsemek için kuaförlük eğitimi meslek liselerinden ayrılmayan, hiç bir desteği esirgemeyen, burada gördüğünüz ve gelemediği için göremediğiniz bütün bu öğrencilerin artık habip hocası olan sevgili Habib Örs’ü kutluyoruz.