Ana Sayfa Blog

Nick Irwin: Yeteneğini Paylaştıkça Büyüten Bir Sanatçı

Uluslararası moda dünyasının önemli saç tasarımcılarından Nick Irwin, yalnızca teknik ustalığı ve sanatsal vizyonuyla değil; samimiyeti, mütevazılığı ve paylaşımcı kişiliğiyle de iz bırakıyor.

Londra’dan İstanbul’a ve ardından Kapadokya’ya uzanan yaratıcı bir yolculuk ve Türkiye’de bıraktığı derin izler…

Schwarzkopf Professional aracılığıyla Türk kuaförleriyle kurduğu yakın ilişki, Kapadokya’da hayat bulan Kırk Belik koleksiyonu ve altı Türk kuaförün sözleri, onun çok yönlü kişiliğini anlatan özel bir hikâyeye dönüşüyor.

nick irwin

Nick Irwin, bizim için işte bu özellikleri bir araya getiren isimlerden biri. Onu Schwarzkopf Professional Türkiye sayesinde daha yakından tanıma fırsatı bulduk.

Uluslararası kuaförlük dünyasındaki başarıları, moda sahnelerindeki deneyimi ve yaratıcı vizyonu elbette etkileyiciydi. İlk karşılaşmamızda dikkatimizi çeken yalnızca profesyonelliği olmadı. İçtenliği, pozitif enerjisi, doğallığı ve kendisini çevresindeki insanlardan ayrı bir yerde konumlandırmayan yaklaşımıydı.

İlk izlenim her şeydir, derler. Nick Irwin söz konusu olduğunda o ilk izlenim, zaman içinde giderek güçlenen bir mesleki saygıya ve samimi bir yakınlığa dönüştü.

İngiltere’den dünya sahnelerine uzanan bir kariyer

Nick Irwin’in kuaförlük yolculuğu 1980’li yıllarda İngiltere’nin kuzeyinde başladı. 1990’larda Londra’ya taşınarak TONI&GUY Artistik Ekibi’ne katıldı. Anthony Mascolo ile çalışması, onun yaratıcı dünyasının gelişmesinde önemli bir aşama oldu.

Zamanla TIGI International’ın Global Creative Director’lığına ve Unilever bünyesinde yönetim kurulu düzeyinde görev almaya uzanan kariyeri, Irwin’e sanatla ticaret arasındaki ilişkiyi farklı açılardan deneyimleme fırsatı verdi.

2014 yılında yeniden editoryal saç tasarımı ve moda çekimlerine yoğunlaştı. Uluslararası moda dergileri, reklam kampanyaları, defileler ve fotoğraf projeleri, yaratıcı vizyonunu geliştirdiği alanlar oldu.

Dünyaca ünlü fotoğrafçı Rankin ile uzun yıllara dayanan işbirliği ve Hunger dergisindeki saç editörlüğü, onun moda dünyasındaki yerini güçlendiren çalışmalar arasında bulunuyor.

2021 yılında Schwarzkopf Professional’ın Global Styling Ambassador’ı olarak markanın uluslararası yaratıcı ekibine katıldı. Ancak Nick Irwin’in kariyerini yalnızca üstlendiği görevler ya da çalıştığı önemli isimlerle açıklamak yeterli değil.

nick irwin

Onu farklı kılan, yaratıcı düşünceyi mesleki disiplinle birleştirmesi ve bu birikimi başkalarıyla paylaşmayı önemsemesi.

Çünkü gerçek ustalık, yalnızca ne kadar ileri gidebildiğinizle değil, başkalarının da ilerlemesine ne kadar katkıda bulunduğunuzla anlam kazanır.

Makasın ritmi, müziğin ritmiyle buluştuğunda

Nick Irwin’i yalnızca kuaför olarak tanımlamak eksik kalır.

O, müzikten fotoğrafçılığa, modadan sahne sanatlarına uzanan farklı yaratıcı disiplinlerden beslenen bir sanatçı. DJ’likle de ilgilenmesi, müzikle kurduğu ilişkinin rastlantısal olmadığını gösteriyor. Türkiye’deki Look & Learn eğitimlerinde, sahne gösterilerinde ve yaratıcı sunumlarında Türkçe şarkılardan hazırladığı remix’lere yer vermesi ise bizim özellikle dikkatimizi çeken ayrıntılardan biri.

İlk bakışta küçük bir jest gibi görünebilir. Oysa bu tercih, başka bir kültüre duyulan merakın ve yakınlık kurma isteğinin samimi bir ifadesi.

Türk kuaförlerin yakından tanıdığı melodilerin uluslararası bir sanatçının sahnesinde yeniden hayat bulması, izleyiciyle sanatçı arasındaki mesafeyi azaltıyor. (Çay elinden öteye türküsü gibi…)

Bir anda yalnızca bir gösterinin izleyicisi olmaktan çıkıp aynı ritmi paylaşan insanlar haline geliyorsunuz.

Müzik burada yalnızca gösteriye eşlik etmiyor; farklı kültürler arasında görünmez bir köprü kuruyor.

Nick Irwin’in Türk kuaförleriyle geliştirdiği yakınlığın nedenlerinden biri de bu yaklaşımı. Çünkü bazen bir insanı gerçekten tanımak, onun söylediği sözlerden çok, seçtiği müzikte ve gösterdiği küçük inceliklerde saklıdır.

Kırk Belik: Anadolu’nun kültürel hafızasına uzanan bir yolculuk

Nick Irwin’in Türkiye ile kurduğu yaratıcı ilişkinin en güçlü örneklerinden biri, hiç kuşkusuz Kırk Belik – 40 Braids koleksiyonu. Anadolu’nun gelneksel saç örgüsü kültüründen ilham alan bu çalışma, Kapadokya’nın benzersiz coğrafyasında hayat buldu.

Nick Irwin ve Alex Sarghe’nin öncülük ettiği projede, Türk kuaförler Çağlar Çiçek, Hüseyin Çavdar ve Pınar Eyinç de yaratıcı çalışmaya katkı sağladı. Moda tasarımcısı Simay Bülbül ve fotoğrafçı Caner Demir’in katılımıyla ortaya çıkan koleksiyon, geleneksel kültürel mirası çağdaş moda estetiğiyle buluşturdu.

Kırk Belik’i bizim gözümüzde özel kılan, yalnızca ortaya çıkan estetik sonuç değildi. Bu çalışmanın arkasında bir kültürü tanıma, anlama ve onun değerlerini çağdaş bir sanat diliyle yeniden yorumlama isteği vardı.

Çünkü bazen bir saç örgüsü, yalnızca bir saç örgüsü değildir. Bir coğrafyanın belleğini, bir toplumun geleneklerini ve kuşaklar boyunca taşınan hikâyeleri içinde barındırır.

Kırk Belik, bu kültürel mirasın bugünün yaratıcı dünyasında da yeni anlamlar kazanabileceğini gösterdi.

nick irwin

“Sınırları olmayan, yaşayan bir sanat formu”

Kırk Belik projesinde Nick Irwin ile çalışma fırsatı bulan Pınar Eyinç, bu yaratıcı birlikteliğin kendisinde bıraktığı etkiyi şöyle anlatıyor:

“Nick’i özel kılan; kuaförlüğü sadece teknik bir zanaat olarak değil, sınırları olmayan yaşayan bir sanat formu olarak görmesi.

Onunla aynı sahneyi ve kulisi paylaşmak bana mesleğimin sınırlarını ne kadar genişletebileceğimi gösterdi; yarattığımız o kolektif enerji, bana tasarımın ve sanatsal ifadenin gücünü yeniden hatırlatan unutulmaz bir ilham bıraktı.”

Pınar’ın sözleri, Kırk Belik’in yalnızca bir koleksiyon değil, onu yaratan insanlar için de dönüştürücü bir deneyim olduğunu gösteriyor.

nick irwin

Gerçek ustalık, sahneyi paylaşabilmektir

Uluslararası sahnelerde başarı kazanmak bir şeydir. O sahnelere başkalarının da çıkabilmesi için alan açmak ise bambaşka bir şey.

Nick Irwin’in Türkiye’deki çalışmalarında en çok değer verdiğimiz özelliklerinden biri, yaratıcı üretimi bireysel bir başarı alanı olarak görmemesi. Kırk Belik projesinde Türk kuaförlerin sürecin bir parçası olması, yalnızca uluslararası bir prodüksiyonda görev almaları anlamına gelmiyordu. Farklı çalışma kültürleriyle tanışmak, yeni fikirler geliştirmek, birlikte üretmek ve uluslararası bir platformda görünür olmak anlamına geliyordu.

2026 yılında İstanbul’da düzenlenen Global Color Crafters etkinliğinde Kırk Belik koleksiyonunun farklı bir sahne yorumuyla sunulması, bu işbirliğini yeni bir aşamaya taşıdı. Çağlar Çiçek, Hüseyin Çavdar ve Pınar Eyinç’in emeklerinin uluslararası bir ortamda görünür kılınması, bizim açımızdan etkinliğin en değerli yönlerinden biriydi.

nick irwin

Çağlar Çiçek: “O değeri paylaşmaya çalışıyor”

Nick Irwin’in paylaşımcı karakterini en somut biçimde anlatan isimlerden biri Çağlar Çiçek.

“Tanıdığım en paylaşıma açık ve mükemmeliyetçi kişi Nick olabilir. Bir proje, bir fikir ya da başarı fark etmeksizin mümkün olduğunca çok kişiyi oyuna almaya, o değeri paylaşmaya çalışıyor ve bu inanılmaz bir özellik.

Yer aldığım ilk iki global sahnenin Nick Irwin gibi biriyle olması, benim için bu yoldaki başlangıcı normalinden daha unutulmaz kıldı diyebilirim.”

Çağlar’ın sözleri önemli bir gerçeği hatırlatıyor. Bir sanatçının başarısı kendi kariyerinde yükselmesiyle ölçülebilir. Ancak o başarıyı başkalarının yolculuğuna katkıda bulunmak için kullandığında, çok daha kalıcı bir değere dönüşür.

Hüseyin Çavdar: “Sanatsal vizyonunu mütevazılığıyla birleştiriyor”

Aynı projede yer alan Hüseyin Çavdar ise Nick Irwin’in yaratıcılığıyla kişiliği arasındaki ilişkiye dikkat çekiyor:

“Nick Irwin’i farklı kılan en önemli özelliğin, güçlü sanatsal vizyonunu mütevazılığı, samimiyeti ve insanlara ilham verme yeteneğiyle birleştirmesi olduğunu düşünüyorum.

Onunla aynı sahneyi paylaşmak benim için büyük bir gurur ve ilham kaynağıydı; mesleğime farklı bir perspektiften bakmamı ve saç sanatında sınırları zorlamanın önemini bir kez daha hissettirdi.”

İki farklı kuaförün sözlerinde buluşan ortak nokta açık: Nick Irwin, yalnızca kendi yaratıcı sınırlarını zorlayan değil, birlikte çalıştığı insanların da o sınırların ötesini görmesine yardımcı olan bir sanatçı.

Türkiye’de bıraktığı derin izler

Bir ülkeye gelmekle o ülkede iz bırakmak arasında büyük bir fark vardır. Uluslararası sanatçılar gelir, sahneye çıkar, bilgi ve deneyimlerini paylaşır, ardından başka bir ülkeye doğru yola devam ederler. Çoğu zaman geriye güzel fotoğraflar, videolar ve kısa süreli heyecanlar kalır. Ama bazı insanlar vardır ki, ayrıldıktan sonra da etkileri devam eder. Yalnızca yaptıkları gösterilerle değil, insanlarda uyandırdıkları duygularla hatırlanırlar. Nick Irwin’in Türkiye’de bıraktığı izleri değerli kılan da tam olarak bu. Bunu en iyi, onunla birlikte çalışan, aynı sahneyi paylaşan ve yaratıcı dünyasına yakından tanıklık eden Türk kuaförlerin sözlerinde görmek mümkün:

Ahmet Albayrak: “Bana yeniden heyecan duymayı hissettirdi”

Yıllardır mesleğin içinde olan Ahmet Albayrak için Nick Irwin’le çalışmanın anlamı, yeni bir teknik öğrenmenin çok ötesine geçmiş.

Nick Irwin’i benim için özel kılan, yeteneği ve yaratıcılığının yanında son derece sıcakkanlı, pozitif ve ilham veren bir insan olmasıydı.

Sanatçı ruhunu çevresindeki insanlara da hissettiren, enerjisiyle herkesi etkileyen biriydi.

Onunla çalışmak benim için hem çok keyifli hem de ilham verici bir deneyimdi.

Yıllardır bu mesleğin içinde olmama rağmen bana yeniden heyecan duymayı ve kuaförlüğe farklı bir gözle bakmayı hissettirdi.

Bu ifadede bizi özellikle etkileyen bir ayrıntı var. Yıllardır aynı mesleği yapan bir insana yeniden heyecan duymayı hatırlatabilmek… Belki de eğitimin ve ilham vermenin en değerli sonuçlarından biri budur.

nick irwin

Serdar Salman: “Saça ve yaratıcılığa bakışımı değiştirdi”

Serdar Salman’ın değerlendirmesi de benzer bir etkiye işaret ediyor:

Bence Nick Irwin’i farklı kılan, kuaförlüğü bir sanat ve ifade biçimi olarak görmesi. Bu bakış açısı, birlikte çalışırken beni en çok etkileyen özelliğiydi.

Onunla çalışmak, mesleğimin sanatsal boyutuna dair yeni bir farkındalık kazandırdı. Saça ve yaratıcılığa bakışımı değiştirdi.

Bu sözler, Nick Irwin’in kuaförlüğe yaklaşımının yalnızca saç tasarımında yeni biçimler üretmekle sınırlı kalmadığını gösteriyor. O, birlikte çalıştığı insanları mesleklerine yeniden bakmaya da davet ediyor.

Hüseyin Başar: “Gerçek ustalık, güzel bir karakterle tamamlanır”

Hüseyin Başar’ın Nick Irwin hakkındaki değerlendirmesinde ise güçlü bir insani vurgu var:

Bence Nick’i farklı kılan, saçı sadece şekillendirilecek bir şey olarak değil, kendini ve yaratıcılığını ifade etmenin bir yolu olarak görmesi.

İşine çok ciddi yaklaşırken insanlara karşı bu kadar samimi, doğal ve egosuz olması da onu benim gözümde özel kılıyor.

Nick ile hem eğitim ortamında hem de Color Crafters organizasyonlarında bir arada olma fırsatım oldu.

Onunla çalışmak bende yeni bir merak ve keşfetme isteği uyandırdı, en çok da yaratıcılığın aslında bir sınırı olmadığını hissettirdi.

Bence gerçek ustalık da burada: Yetenek, disiplin, yaratıcılık ve bunların yanında güzel bir karakter.”

Altı farklı kuaför. Farklı deneyimler, farklı mesleki yolculuklar ve farklı bakış açıları. Ancak hepsinin sözlerinde ortak bir düşünce var.

Kimisi Nick'in yaratıcılığından söz ediyor. Kimisi paylaşımcılığını, kimisi mütevazılığını anlatıyor. Bir başkası yeniden heyecan duymaktan, bir diğeri mesleğine farklı bir gözle bakmaya başlamaktan…

Ve hiçbiri onu yalnızca teknik becerileriyle tanımlamıyor.

Bu altı tanıklık, Nick Irwin’in Türkiye’de yalnızca sahnelerde değil, insanların düşüncelerinde ve mesleki yolculuklarında da iz bıraktığını gösteriyor. Böylesi bir etki, ne bir ödülle ne de bir unvanla ölçülebilir.

Çünkü bazen en büyük başarı, bir başka insanın içindeki yaratıcı cesareti yeniden uyandırabilmektir.

Zanaattan sanata, ustalıktan ilhama

Hairist.com.tr olarak kuaförlük mesleğinin zanaattan sanata uzanan yolculuğundan sık sık söz ediyoruz. Teknik bilgi, disiplin ve deneyim bu yolculuğun vazgeçilmez parçaları. Ancak sanatın başladığı yerde başka bir şey daha gerekiyor:

Merak. Hayal gücü. Kendi sınırlarını sorgulama cesareti. Ve belki de en önemlisi, başkalarının yaratıcılığına duyulan saygı.

Nick Irwin’in mesleki yaklaşımında bütün bunların izlerini görmek mümkün. Bir gün bir moda çekiminde, başka bir gün uluslararası bir defilenin kulisinde; kimi zaman müziğin ritmiyle, kimi zaman Kapadokya’nın kültürel mirasından aldığı ilhamla yeni anlatılar yaratıyor. Ancak bu farklı dünyaları birbirine bağlayan önemli bir özelliği var.

Paylaşmak: Deneyimini, bilgisini, sahnesini ve heyecanını paylaşmak.

İyi bir kuaför saç tasarlar. İyi bir eğitmen bilgi aktarır.

Gerçek bir ilham kaynağı ise başkalarının kendi potansiyelini keşfetmesine yardımcı olur.

Nick Irwin’i tanıdıkça, onun bütün bunları bir araya getirebilen özel isimlerden biri olduğunu düşünüyorum.

Bazı insanlar yaptıklarıyla, bazıları hissettirdikleriyle hatırlanır

Nick Irwin’in Türkiye hikâyesine baktığımızda geriye yalnızca başarılı gösteriler ya da etkileyici koleksiyonlar kalmıyor. İstanbul’daki look&learn eğitimleri, Kapadokya’da ortaya çıkan ortak bir sanat çalışması var. Uluslararası sahnede deneyim kazanan Türk kuaförler var. Mesleğine yeniden heyecanla bakmaya başlayan ustalar var. Ve en önemlisi, farklı kültürlerden insanların aynı yaratıcı düşünce etrafında buluşabileceğini gösteren güzel bir örnek var.

Bizim için Nick Irwin’in hikâyesini özel kılan da bu. Onunla tanıştığımızda yeteneğini zaten biliyorduk. Zamanla karakterini, samimiyetini ve insanlarla kurduğu bağın değerini de gördük. Bugün altı Türk kuaförün sözlerini bir araya getirdiğimizde, başlangıçtaki izlenimimizin yalnızca bize ait olmadığını anlıyoruz.

Sanat bir insanı ünlü yapabilir. Yetenek ona saygınlık kazandırabilir. Ama onu insanların kalbinde özel bir yere taşıyan, bütün bunların yanında sahip olduğu karakterdir.

Teşekkürler Nick, teşekkürler Schwarzkopf Professional

Bu hikâyenin önemli bir parçası da kuşkusuz Schwarzkopf Professional Türkiye.

Uluslararası yaratıcılığı Türk kuaförlerle buluşturmak, farklı kültürler arasında yaratıcı işbirlikleri oluşturmak ve Türk kuaförlerin uluslararası projelerde yer almasını desteklemek, sektörümüz adına son derece değerli.

Nick Irwin’i daha yakından tanımamıza, onun yaratıcı dünyasına tanıklık etmemize ve Türk kuaförleriyle geliştirdiği bu özel ilişkiyi izlememize olanak sağlayan Schwarzkopf Professional Türkiye’ye; özellikle Viki Motro ve Müge Meydan’a içtenlikle teşekkür ediyoruz.

nick irwin

Ve elbette Nick Irwin’e…

Sanatını paylaştığı için.

Bilgisini paylaştığı için.

Başarısını başkalarıyla paylaşmaktan mutluluk duyduğu için.

Ama hepsinden önemlisi, bütün bunları yaparken insan olmanın sıcaklığını kaybetmediği için bu yazıyı hazırlayarak teşekkür etmek istedim.

Bazı insanlar yaptıkları işlerle iz bırakır.
Bazılarıysa o işi yaparken dokundukları insanlarla…

Nick Irwin, bizim için her ikisini de başaran isimlerden biri.

Erkan Güzel – Genel Yayın Yönetmeni

Kuaför ve Berberlerin Sorunları TBMM’de: Aykut Kaya’dan 5 Önemli Talep

Antalya Milletvekili Aykut Kaya, 22 Ekim 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı konuşmayla kuaförlük ve berberlik sektörünün uzun süredir çözüm bekleyen sorunlarını yeniden gündeme taşıdı.

KDV indirimi, çıraklık desteği, ustalık belgesi, işletmeler arası mesafe ve emeklilik konusunda somut düzenlemeler isteyen Kaya’nın çağrısı, sektör açısından önemli bir girişim. Hairist olarak bu çağrıyı destekliyor, taleplerin somut çözümlere dönüşmesini bekliyoruz. Bunun için de özellikle sektörün birlik ve beraberlik içinde bu çağrıyı desteklemesi, sosyal medyada görünür hale getirerek gündemde tutması önem taşıyor.

Türkiye’de berberlik, kuaförlük ve güzellik hizmetleri alanında faaliyet gösteren işletmelerin ekonomik ve mesleki sorunları bir kez daha TBMM gündemindeydi.

Antalya Milletvekili Aykut Kaya, 22 Ekim 2026 tarihli Genel Kurul konuşmasına berberinde yaşadığı bir diyaloğu anlatarak başladı:

Geçtiğimiz günlerde berberime tıraş olmaya gittim. Normalde ben ona derdimi anlatacakken o bana derdini anlatmaya başladı.

Kaya, berberinin kendisine yaşadığı sorunları aktardığını belirterek sektörün karşı karşıya bulunduğu vergi yükünden mesleki eğitime, işletme açma koşullarından emekliliğe kadar birçok önemli konuya dikkat çekti.

Özellikle el emeğine dayalı hizmet sunan berber ve kuaförlerin yüksek KDV yüküyle karşı karşıya kaldığını belirten Kaya, vergi oranının yüzde 20’den en azından yüzde 10’a indirilmesi gerektiğini söyledi.

Aykut Kaya’nın kuaför ve berberler için dile getirdiği 5 önemli talep

Antalya Milletvekili Aykut Kaya’nın TBMM Genel Kurulu’nda dile getirdiği talepler şu şekilde sıralanıyor:

  1. KDV oranının yüzde 20’den yüzde 10’a düşürülmesi: Berberlik ve kuaförlük hizmetlerinde uygulanan vergi oranının azaltılarak işletmelerin üzerindeki vergi yükünün hafifletilmesi.
  2. Çıraklık desteğinin yeniden başlatılması: Berberlik, kuaförlük ve güzellik hizmetlerinde çırak yetiştiren işletmelere yönelik kaldırılan devlet desteğinin yeniden verilmesi.
  3. İş yeri açılışlarında ustalık belgesi zorunluluğu: Mesleki yeterliliğin korunması amacıyla iş yeri açılışlarında ustalık belgesi şartının uygulanması.
  4. İşletmeler arasında mesafe düzenlemesi: Aynı meslek grubundaki işletmelerin birbirlerine çok yakın açılması konusunda yasal düzenleme yapılması.
  5. Esnafın emeklilik koşullarının iyileştirilmesi: BAĞ-KUR kapsamında emeklilik için beklenen 7.200 prim günü düzenlemesinin hayata geçirilmesi.

Kaya, aynı gün TBMM’de düzenlediği basın toplantısında kredi kartı komisyonlarına da dikkat çekti. Bankaların kartlı işlemlerden aldığı, yaklaşık yüzde 2,5 olarak ifade ettiği komisyon oranının yüzde 1’e düşürülmesini talep etti.

Böylece Kaya’nın açıklamaları yalnızca vergilendirme ve mesleki eğitimle sınırlı kalmadı; işletmelerin günlük maliyetlerini ve sosyal güvenlik koşullarını da kapsadı.

“5-10 yıl sonra saçımızı kesecek Türk usta bulamayacağız”

Aykut Kaya’nın konuşmasında özellikle öne çıkan konulardan biri çıraklık ve mesleki eğitimin geleceğiydi. Berberlik, kuaförlük ve güzellik hizmetleri alanlarında çırak yetiştiren işletmelere verilen devlet desteğinin kaldırılmasını eleştiren Kaya, desteğin yeniden başlatılmasını istedi.

Meclis tutanağına göre Kaya, desteğin geri verilmemesi durumunda beş ila on yıl içerisinde saç kesecek Türk usta bulunamayabileceği uyarısında bulundu. Bu açıklama, sektörün uzun süredir dile getirdiği nitelikli çalışan yetiştirme sorununu yeniden gündeme taşıdı.

Çünkü kuaförlük ve berberlik, yalnızca teorik bilgiyle öğrenilen meslekler değil. Salonlarda kazanılan deneyim, teknik beceri, müşteri ilişkileri ve ustadan çırağa aktarılan bilgi, mesleki gelişimin temelini oluşturuyor.

Estetica Dergisi ve Hairist.com.tr olarak Aykut Kaya’nın çağrısını destekliyoruz

Kuaförlük sektörünün yayın organı olarak kuaförlük ve berberlik sektörünün sorunlarının Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşınmasını ve bu sorunlar için somut çözüm önerileri sunulmasını önemli buluyoruz.

Aykut Kaya’nın vergi yükünün azaltılması, çıraklık desteklerinin yeniden başlatılması, mesleki yeterliliğin korunması ve esnafın sosyal güvenlik koşullarının iyileştirilmesine yönelik taleplerini destekliyoruz.

Özellikle çıraklık ve mesleki eğitim konusunun sektörün geleceği açısından öncelikli ele alınması gerektiğine inanıyoruz.

Kuaförlük, bilgi, beceri, yaratıcılık ve deneyimin kuşaktan kuşağa aktarıldığı köklü bir meslek. Bu nedenle gençlerin mesleğe kazandırılması ve nitelikli çalışanların yetiştirilmesi, sektörün geleceği açısından büyük önem taşıyor.

Bununla birlikte ustalık belgesi ve işletmeler arası mesafe gibi düzenlemelerin de meslek örgütlerinin ve sektör temsilcilerinin katılımıyla, mevcut mevzuat, mesleki standartlar, adil rekabet ve girişim özgürlüğü birlikte değerlendirilerek ele alınması gerektiğini düşünüyoruz.

aykut kaya

Berberler ve Kuaförler Federasyonu da sorunların çözümü için girişimlerde bulundu

Sektörün sorunlarının çözümüne yönelik girişimler yalnızca milletvekilleriyle sınırlı değil.

Türkiye Berberler, Kuaförler ve Güzellik Salonu İşletmecileri Federasyonu da önceki ve mevcut yönetimleri döneminde özellikle çıraklık desteği, mesleki düzenlemeler ve ekonomik sorunlar konusunda girişimlerde bulundu.

Bayram Karakaş, çıraklık desteği için siyasi girişimlerde bulundu

Federasyonun önceki Genel Başkanı Bayram Karakaş, Ağustos 2025’te AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler ve beraberindeki heyetle gerçekleştirilen görüşmede sektörün sorunlarını gündeme getirdi.

Sivas Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı Hakan Demirgil ve Federasyon yöneticilerinin de katıldığı görüşmede, çıraklara yönelik devlet desteğinin kaldırılmasının işletmelerde yarattığı sorunlar aktarıldı.

Karakaş, diğer bazı meslek gruplarında devam eden desteğin berberlik, kuaförlük ve güzellik hizmetleri için de yeniden sağlanmasını istedi.

Görüşmede ayrıca mesleki fiyat tarifelerinde yaşanan sorunların giderilmesi için yasal düzenleme yapılması talebi dile getirildi.

Tolgahan Demir, çıraklık desteği için imza kampanyası başlattı

Haziran 2026’da Federasyon Genel Başkanlığına seçilen Tolgahan Demir de çıraklık desteği sorununu çalışmalarının öncelikli başlıklarından biri olarak ele aldı.

17 Haziran 2026’da Afyonkarahisar Berberler ve Kuaförler Odası tarafından yapılan duyuruda, Federasyon Başkanı Tolgahan Demir’in öncülüğünde 122 oda başkanı olarak çıraklık desteğinin yeniden verilmesinin talep edildiği açıklandı.

Duyuruda, meslektaşların katılımına açık bir imza kampanyası başlatıldığı bildirildi.

22 Ağustos 2026’da Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde sektör temsilcileriyle bir araya gelen Demir, yaklaşık 250 bin meslektaşın mağduriyet yaşamaması için çıraklık teşviklerinin yeniden başlatılması amacıyla Türkiye genelinde kampanya yürüttüklerini ve taleplerini ilgili makamlara ilettiklerini söyledi.

Demir, geçmişte bazı işletmelerde yaşandığını belirttiği usulsüzlükler nedeniyle bütün sektörün desteklerden mahrum bırakılmaması gerektiğini savundu.

Federasyon Başkanı aynı görüşmede KDV oranları, ustalık belgesi olmadan işletme açılması, haksız fiyat uygulamaları ve BAĞ-KUR emekliliğinde prim gününün 7.200’e düşürülmesi gibi konulara da değindi.

Ticaret Bakanlığı ile yürütülen görüşmeler kapsamında sosyal medyada usulsüz kampanyalara ilişkin düzenlemeleri gündeme getiren Demir, kasım ayında sektör sorunlarını ele alacak bir çalıştay planladıklarını da açıkladı.

Dikkat çekici olan, Tolgahan Demir’in ağustos ayında dile getirdiği sorunlarla Aykut Kaya’nın 22 Ekim 2026’da TBMM’de gündeme taşıdığı taleplerin büyük ölçüde örtüşmesi.

Bu durum, sektörün çatı meslek örgütü ile sorunları Meclise taşıyan milletvekillerinin birçok konuda ortak bir gündeme sahip olduğunu gösteriyor.

Kuaförler Derneği de KDV indirimi için yıllardır mücadele ediyor

Kuaförlük sektöründeki KDV oranlarının düşürülmesi talebi yeni değil. Bugünkü adıyla Kuaförler Derneği’nin bu konuda geçmişi 2013 yılına kadar uzanan girişimleri bulunuyor.

21 Temmuz 2013’te Hairist’te yayımlanan “Kuaförlükte uygulanan KDV oranı” başlıklı haberde, dönemin yüzde 18 olan KDV oranının yüzde 8’e indirilmesi gerektiği gündeme taşınmıştı.

Hakan Köse döneminde vergi uzmanı Prof. Dr. Şükrü Kızılot davet edilmişti.

Vergi uzmanı Prof. Dr. Şükrü Kızılot’un değerlendirmelerine yer verilen haberde, özellikle saç kesimi gibi emek yoğun hizmetlerde indirilecek KDV’nin sınırlı olması nedeniyle kuaförlerin yüksek vergi yüküyle karşı karşıya kaldığına dikkat çekilmişti.

Haberde, o dönem Artistik Kuaförler Derneği adıyla faaliyet gösteren meslek örgütünün KDV indirimi konusunda çalışmalar yürüttüğü de belirtilmişti.

Mahmut Ebil döneminde meslek örgütleriyle ortak çalışma

8 Mayıs 2019 tarihinde Hairist’te yayımlanan bir başka açıklamada ise dönemin Kuaförler Derneği Başkanı Mahmut Ebil, KDV konusundaki girişimlerin devam ettiğini duyurmuştu.

Ebil, Kuaförler Derneği’nin İstanbul Kuaförler Odası’nı temsilen dönemin oda başkanı Haydar Alkoç, İstanbul Berberler Odası Başkanı Şükrü Akyüz ve İstanbul Ticaret Odası 7 No’lu Kozmetik Komitesi’ni temsilen Yusuf Koçyiğit ile iş birliği içinde KDV sorununa çözüm aradığını açıklamıştı.

Çalışmaların hazırlık aşamasında olduğunu belirten Ebil, diğer illerdeki meslek örgütlerinden de destek isteyeceklerini ifade etmişti.

Bu açıklamalar, KDV indirimi talebinin yalnızca bireysel işletmelerin veya milletvekillerinin değil, sektörün meslek örgütlerinin de uzun yıllardır gündeminde olduğunu gösteriyor.

2013 yılında yüzde 18’den yüzde 8’e indirilmesi istenen KDV, bugün yüzde 20 seviyesinde. Antalya Milletvekili Aykut Kaya’nın 22 Ekim 2026’da yüzde 10’a indirilmesi yönündeki çağrısı ise yıllardır devam eden bu talepleri yeniden Meclis gündemine taşıdı.

Sektörün farklı meslek örgütlerinin geçmişte yürüttüğü bu çalışmalar, kuaförlük hizmetlerinde vergilendirme sorununun kalıcı çözüm bekleyen konular arasında bulunduğunu ortaya koyuyor.

Geçmişten bugüne: Kuaför ve berberlerin sorunları TBMM’de

Türkiye Büyük Millet Meclisinin resmî tutanakları, kanun teklifleri ve araştırma önergeleri incelendiğinde, kuaförlük ve berberlik sektörüne ilişkin sorunların farklı dönemlerde çeşitli milletvekilleri tarafından gündeme getirildiği görülüyor.

İşte doğrulanabilen önemli girişimlerden bazıları:

  • 14 Mayıs 2020 – Pandemi döneminde meslek odası aidatlarından muafiyet: Bursa Milletvekili Erkan Aydın, berber, kuaför ve güzellik salonu işletmecilerinin 2020 yılı meslek odası aidatlarından muaf tutulması amacıyla 2/2890 esas numaralı kanun teklifini sundu. Teklif yasalaşmadan komisyonda kaldı.
  • 3 Şubat 2022 – Pandeminin sektör üzerindeki etkileri: Mersin Milletvekili Behiç Çelik ve 19 milletvekili, pandemi kısıtlamalarının berber ve kuaför esnafı üzerindeki etkilerinin araştırılması amacıyla 10/5459 esas numaralı Meclis araştırması önergesini verdi. Önerge, yasama döneminin sona ermesi nedeniyle hükümsüz sayıldı.
  • 12 Ekim 2023 – Mehmet Tahtasız (Çorum): Berberlik, kuaförlük ve güzellik uzmanlığı alanlarında yeni kayıtlar için devlet katkısının kaldırılmasının sektörü zorlayacağını belirtti. Mesleki eğitim desteğinin yeniden verilmesini istedi.
  • 25 Temmuz 2024 – Semra Dinçer (Ankara): Kuaför, güzellik merkezi ve berberlerin pazar günü kapalı olması kararını eleştirdi. Özellikle düğün sezonunda yaşanabilecek gelir kayıplarına ve kayıt dışı çalışma riskine dikkat çekti.
  • 26 Şubat 2025 – Aykut Kaya (Antalya): Berberlik, kuaförlük ve güzellik hizmetleri dâhil çok sayıda meslek dalında staj ve çıraklık için verilen devlet desteğinin kaldırılmasını gündeme taşıdı. Desteğin yeniden başlatılmasını istedi.
  • 3 Mart 2025 – Aykut Kaya (Antalya): Çıraklık devlet desteğinin kaldırılması konusunda Millî Eğitim Bakanlığına ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına ayrı ayrı yazılı soru önergeleri verdi. Her iki önerge de yasal yanıt süresi geçtikten sonra cevaplandı.
  • 5 Kasım 2025 – Cavit Arı (Antalya): TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda berberler ve kuaförler odasının çıraklık desteğine ilişkin taleplerini gündeme getirdi. Diğer mesleklerde uygulanan teşviklerin yeniden bu alana da sağlanması gerektiğini ifade etti.
  • 15 Aralık 2025 – Mehmet Tahtasız (Çorum): Berberlik ve kuaförlük mesleklerinde çıraklık devlet desteğinin kaldırılmasına ilişkin yazılı soru önergesi verdi. TBMM kaydında önergenin cevaplanmadığı belirtiliyor.
  • 7 Nisan 2026 – İsmail Akgül (Bolu): Çıraklık desteğinin kaldırılmasının berber ve kuaför işletmelerinde çalışan yetiştirilmesini zorlaştırdığını belirterek desteğin yeniden verilmesini istedi.
  • 24 Haziran 2026 – Hasan Basri Sönmez (Isparta): Çıraklık desteği, yüzde 20 KDV, kredi kartı komisyonları, sosyal güvenlik primleri, kira ve enerji maliyetleri gibi sorunları TBMM gündemine taşıdı.
  • 22 Ekim 2026 – Aykut Kaya (Antalya): KDV indirimi, çıraklık desteği, ustalık belgesi, işletmeler arası mesafe ve 7.200 prim günü taleplerini Genel Kurulda yeniden dile getirdi.

Bu kayıtlar, sektörün sorunlarının farklı yıllarda ve farklı milletvekilleri tarafından gündeme taşındığını ortaya koyuyor. Ancak bir sorunun Mecliste dile getirilmesi veya bu konuda kanun teklifi ya da soru önergesi verilmesi, talep edilen düzenlemenin yasalaştığı anlamına gelmiyor.

Ortak sorun: Çıraklık ve mesleki eğitimin geleceği

TBMM kayıtları ve Federasyonun girişimleri birlikte değerlendirildiğinde, sektörün en sık gündeme getirilen sorunlarından birinin çıraklık desteği olduğu görülüyor.

2023 yılından itibaren farklı milletvekilleri tarafından tekrar tekrar dile getirilen bu sorun, Federasyonun önceki ve mevcut yönetimlerinin de öncelikleri arasında yer aldı.

Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) kapsamında verilen devlet katkısına ilişkin değişikliklerin işletmelerin çırak yetiştirme süreçlerini nasıl etkilediği, tartışmaların merkezinde bulunuyor.

Kuaförlük gibi uygulama ve deneyim gerektiren mesleklerde eğitim yalnızca teorik bilgilerle sınırlı değil. Salon ortamında kazanılan teknik beceri, disiplin, müşteri ilişkileri ve deneyim, mesleki gelişimin vazgeçilmez unsurları arasında.

İşletmelerin çırak yetiştirmesinin ekonomik açıdan desteklenmesi, gençlerin mesleğe kazandırılmasını kolaylaştırabilir ve gelecekteki nitelikli çalışan ihtiyacının karşılanmasına katkıda bulunabilir.

Bugün çırak yetiştirmekte zorlanan bir sektörün yarın nitelikli usta bulmakta da zorlanabileceği gerçeği göz ardı edilmemeli.

Sektör artık somut sonuç bekliyor

Kuaförlük ve berberlik sektörü, Türkiye’nin dört bir yanında faaliyet gösteren işletmeleri, çalışanları, eğitim kurumları, tedarikçileri ve meslek örgütleriyle geniş bir ekonomik ekosistem oluşturuyor.

Bu ekosistemin geleceği yalnızca işletmelerin mevcut ekonomik sorunlarının hafifletilmesine değil, mesleğin sürdürülebilirliğini sağlayacak uzun vadeli politikalara da bağlı.

Geçmişten bugüne yapılan Meclis konuşmaları, yazılı soru önergeleri, Federasyonun siyasi girişimleri ve imza kampanyaları, sektörün sorunlarının uzun zamandır kamu kurumlarının gündemine taşındığını gösteriyor.

Şimdi önemli olan, bu çalışmaların ilgili bakanlıklar, TBMM, meslek örgütleri ve sektör temsilcilerinin katılımıyla uygulanabilir çözümlere dönüşmesi.

Hairist olarak Antalya Milletvekili Aykut Kaya’nın sektörün sorunlarını TBMM gündemine taşımasını destekliyor; Federasyonun önceki ve mevcut yönetimlerinin bu konulardaki girişimlerini de önemli buluyoruz.

Başta çıraklık ve mesleki eğitim olmak üzere vergi yükü, mesleki yeterlilik ve sosyal güvenlik konularındaki taleplerin kapsamlı biçimde ele alınması gerektiğine inanıyoruz.

Bu sürecin siyasi görüş ve parti ayrımı gözetilmeksizin, mesleğin geleceği için ortak bir anlayışla yürütülmesini önemsiyoruz.

Çünkü kuaförlük ve berberlik sektörünün beklentisi yalnızca sorunlarının konuşulması değil, artık bu sorunlara kalıcı çözümler üretilmesi.

Ve belki de bugün sorulması gereken en önemli soru şu:

Yıllardır aynı sorunları konuşuyoruz. Peki, çözüm için daha ne kadar bekleyeceğiz?

Araştırılan Kaynaklar:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmî Kayıtları

  1. TBMM – Aykut Kaya, 22 Ekim 2026: Kuaför ve berberlerin KDV, çıraklık desteği, ustalık belgesi, işletmeler arası mesafe ve emeklilik sorunlarına ilişkin Genel Kurul konuşması.
    TBMM resmî tutanağı
  2. TBMM – Erkan Aydın, 14 Mayıs 2020: Berber, kuaför ve güzellik salonu işletmecilerinin meslek odası aidatlarından muaf tutulmasına ilişkin 2/2890 esas numaralı kanun teklifi.
    TBMM kanun teklifi kaydı
  3. TBMM – 3 Şubat 2022: Pandeminin berber ve kuaför esnafı üzerindeki etkilerinin araştırılmasına ilişkin 10/5459 esas numaralı Meclis araştırması önergesi.
    TBMM araştırma önergesi
  4. TBMM – Mehmet Tahtasız, 12 Ekim 2023: Berberlik, kuaförlük ve güzellik uzmanlığı alanlarında çıraklık devlet katkısına ilişkin açıklama.
    TBMM Genel Kurul kaydı
  5. TBMM – Semra Dinçer, 25 Temmuz 2024: Berber ve kuaförlerin haftalık tatil ve pazar günü kapanma düzenlemesine ilişkin konuşması.
    TBMM resmî tutanağı
  6. TBMM – Aykut Kaya, 26 Şubat 2025: Çıraklık ve stajyer desteklerinin kaldırılmasına ilişkin Genel Kurul konuşması.
    TBMM resmî tutanağı
  7. TBMM – Aykut Kaya, 3 Mart 2025: Çıraklık devlet desteği konusunda ilgili bakanlıklara yöneltilen yazılı soru önergeleri.
    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına soru önergesi
    Millî Eğitim Bakanlığına soru önergesi
  8. TBMM – Cavit Arı, 5 Kasım 2025: Plan ve Bütçe Komisyonunda berber ve kuaförlerin çıraklık desteğine ilişkin talepleri (s. 39).
    TBMM komisyon tutanağı
  9. TBMM – Mehmet Tahtasız, 15 Aralık 2025: Berberlik ve kuaförlük mesleklerinde çıraklık devlet desteğine ilişkin 7/37691 numaralı yazılı soru önergesi.
    TBMM soru önergesi
  10. TBMM – İsmail Akgül, 7 Nisan 2026: Berber ve kuaförlerin çıraklık desteğinin yeniden başlatılması talebine ilişkin konuşması.
    TBMM resmî tutanağı
  11. TBMM – Hasan Basri Sönmez, 24 Haziran 2026: Kuaför ve berberlerin KDV, çıraklık, SGK ve işletme maliyetlerine ilişkin konuşması.
    TBMM resmî tutanağı

Federasyon Açıklamaları ve Basın Kaynakları

  1. Sivas İrade – 19 Ağustos 2025: Önceki Federasyon Başkanı Bayram Karakaş’ın çıraklık desteğine ilişkin siyasi girişimi.
    Çıraklara verilen devlet desteği sürsün
  2. Afyon Armoni Haber – 17 Haziran 2026: Tolgahan Demir öncülüğünde çıraklık desteği için başlatılan imza kampanyasına ilişkin oda duyurusu.
    Afyonkarahisar Berberler ve Kuaförler Odasından önemli duyuru
  3. İhlas Haber Ajansı / Habertürk – 22 Ağustos 2026: Federasyon Başkanı Tolgahan Demir’in Tavşanlı’da çıraklık desteği, vergilendirme, ustalık belgesi ve emeklilik hakkındaki açıklamaları.
    Tavşanlı’da berber ve kuaför esnafının sorunları masaya yatırıldı
  4. Anadolu Ajansı / Haberler.com – 22 Ekim 2026: Aykut Kaya’nın TBMM basın toplantısında KDV indirimi ve kredi kartı komisyonlarına ilişkin açıklamaları.
    Milletvekili Kaya’nın kuaför ve berberlere ilişkin açıklaması
  5. Hairist – 21 Temmuz 2013: Kuaförlükte uygulanan KDV oranı, Prof. Dr. Şükrü Kızılot’un değerlendirmesi ve Artistik Kuaförler Derneği’nin çalışmaları.Kuaförlükte uygulanan KDV oranı
  6. Hairist – 8 Mayıs 2019: Kuaförler Derneği Başkanı Mahmut Ebil’in KDV indirimi için yürütülen ortak çalışmalara ilişkin açıklaması.Projelere açığız…
  7. Kuaförler Derneği – Kurumsal tarihçe: Artistik Kuaförler Derneği’nin 2019 yılında Kuaförler Derneği adını aldığını doğrulayan resmî kayıt.Kuaförler Derneği – Hakkımızda

Araştırma ve derleme: Hairist.com.tr

Hush Professional, kuaförleri “Perspektif” Temasıyla Buluşturdu

Hush Professional, Kıbrıs’ta düzenlediği “Perspektif” temalı etkinlikte, Türkiye’den ve yurt dışından yaklaşık 300 katılımcıyı ağırladı.

“Bakış Açını Değiştir, Geleceğini Şekillendir” sloganıyla gerçekleştirilen buluşmada Ahmet Şerif İzgören’in konuşması, Hush Studio’nun gelecek dönem çalışmaları, uluslararası temsilcilerin katılımı ve dört gün boyunca hissedilen aile atmosferi öne çıktı.

Bakış Açını Değiştir, Geleceğini Şekillendir

Kuaförlük, teknik bilgi ve becerinin yaratıcılıkla birleştiği, değişimin hiç durmadığı mesleklerden biri. Bazen farklı sonuçlar elde edebilmek için yalnızca yeni teknikler öğrenmek yeterli olmuyor. Olaylara, insanlara ve yaptığımız işe farklı bir açıdan bakmak da gerekiyor.

HUSH Professional’ın bu yılki Kıbrıs buluşmasının teması olan “Perspektif” ve ona eşlik eden “Bakış Açını Değiştir, Geleceğini Şekillendir” sloganı, tam da bu düşünceyi merkeze alıyordu.

Etkinliğin açılışında Sinan Kara’nın gerçekleştirdiği sunumda öne çıkan durumlar, düşünceler, duygular ve davranışlarkavramları, Perspektif temasına farklı bir derinlik kazandırdı.

Hayatta karşılaştığımız durumları her zaman değiştiremeyebiliriz. O durumları nasıl değerlendirdiğimiz, onlar hakkında ne düşündüğümüz, neler hissettiğimiz ve sonuçta nasıl davrandığımız, geleceğimizi şekillendiren önemli unsurlar arasında yer alıyor.

Aynı olay karşısında farklı insanların farklı tepkiler vermesi de çoğu zaman sahip oldukları bakış açılarıyla ilişkili. Değişim, bazen koşulların değişmesini beklemekten değil, o koşullara farklı bir gözle bakabilmekten başlıyor.

Bu yaklaşım, kuaförlük sektörüne de uyarlanabilecek önemli bir mesaj taşıyor. Değişen müşteri beklentileri, gelişen teknolojiler, artan rekabet ve yeni neslin çalışma anlayışı karşısında profesyonellerin kendi bakış açılarını sorgulaması ve gerektiğinde yenilemesi giderek daha önemli hale geliyor.

Çünkü geleceği şekillendirmek, önce bugüne nasıl baktığımızı değiştirmekle başlıyor.

19–22 Ekim 2026 tarihleri arasında Kıbrıs’taki Concorde Luxury Resort’ta düzenlenen etkinlik, Türkiye’nin farklı şehirlerinden ve yurt dışından gelen yaklaşık 300 katılımcıyı bu düşünce etrafında bir araya getirdi.

Dört gün boyunca devam eden organizasyonda markanın bugünü, gelecek planları, eğitim faaliyetleri ve uluslararası gelişimi ele alınırken, katılımcılar birbirleriyle deneyimlerini paylaşma ve yeni ilişkiler kurma fırsatı da buldu.

Hush Professional‘ın uluslararası gelişimi dikkat çekiyor

Organizasyonun önemli ayrıntılarından biri, HUSH Professional’ın yurt dışındaki temsilcilerinin de Kıbrıs’ta bulunmasıydı.

Hush Professional Bulgaristan ve Hush Professional Polonya temsilcilerinin etkinlikte yer alması, markanın uluslararası pazarlardaki gelişiminin ve kurduğu ilişkilerin dikkat çekici göstergelerinden biriydi.

Türkiye’de kuaförlük sektörünün yakından tanıdığı HUSH Professional’ın farklı ülkelerde de ilgi görmesi, markanın yalnızca iç pazara odaklanmadığını, uluslararası ölçekte de büyümeyi hedeflediğini ortaya koyuyor.

Uluslararası bir marka olmak, yalnızca farklı ülkelerde ürün satmak anlamına gelmiyor. Ortak bir marka kültürü oluşturmak, eğitim anlayışını paylaşmak, iş ortaklarıyla sürdürülebilir ilişkiler geliştirmek ve farklı pazarlardaki profesyonelleri aynı çatı altında buluşturabilmek de bu yolculuğun önemli parçaları.

Kıbrıs buluşması, HUSH Professional’ın bu alandaki yaklaşımını yakından gözlemlemek açısından önemli bir fırsattı.

Sinan Kara ve Sinan Aydın’dan özenli ev sahipliği

Etkinliğin ev sahipleri Sinan Kara ve Sinan Aydın, dört gün boyunca misafirleriyle yakından ilgilendi. Bu yaklaşım yalnızca ev sahipleriyle sınırlı değildi. Satış ve eğitim ekiplerinin de organizasyon boyunca katılımcılarla kurdukları sıcak iletişim, Hush Professional’ın yıllar içerisinde oluşturduğu ilişki kültürünü yansıtıyordu.

Etkinliğin düzenlendiği alanlar da organizasyonun konseptine uygun olarak hazırlanmıştı.

Fuaye alanında katılımcıların farklı konseptlerde fotoğraf çektirebilecekleri bölümler, özel tasarlanmış görsel uygulamalar, basın panosu ve Hush Professional’ın ürünlerinin sergilendiği stantlar bulunuyordu. Yeni ürünlerin tanıtıldığı bölümler de ziyaretçilerin ilgisini çekti.

Katılımcılar, sahnedeki programların dışında da birbirleriyle görüşme, markanın ürünlerini inceleme ve etkinliğin atmosferini paylaşma olanağı buldu.

Hush Professional ekibi sahnedeydi

Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Sinan Kara, organizasyonun düzenlenme amacı, taşıdığı anlam ve Hush Professional’ın yaklaşımı üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Ardından Ar-ge Müdürü Zafer Bayram, Eğitim danışmanı Şevket Oktaş, Hush Studio Eğitim Müdürü Gökhan Kanal, Pazarlama Müdürü Emin Coşkun ve Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Bayrakdar sahneye gelerek katılımcıları selamladı ve yürüttükleri faaliyetler hakkında bilgiler paylaştı.

Bu bölüm, Hush Professional’ın farklı sorumluluk alanlarında görev yapan isimlerinin katılımcılarla doğrudan buluşması açısından da anlamlıydı. Bir markanın gelişiminde yönetim kadrosu kadar, sahada çalışan, müşterilerle iletişim kuran ve markayı temsil eden ekiplerin de belirleyici rolü bulunuyor. Hush Professional’ın bu isimlere sahnede yer vermesi, ekip çalışmasına verdiği önemi gösteren ayrıntılardan biriydi.

Hush Studio ile eğitim ve gelişim devam ediyor

Programın bir diğer önemli bölümünde HUSH Studio’nun çalışmaları ele alındı. Hush Studio yöneticisi Gökhan Kanal, önümüzdeki dönemde hayata geçirmeyi planladıkları eğitimler ve projeler hakkında katılımcılara bilgi verdi.

Ardından HUSH Studio ekibi sahneye davet edildi. Hüseyin Alkan, Fikret Yıldırım, Cener Aras, Mustafa Batur ve Neslihan Usta’dan oluşan ekip, katılımcıların alkışları arasında sahnedeki yerini aldı.

Kuaförlük sektöründe eğitimin sürekliliği, hem mesleki gelişim hem de salonların rekabet gücü açısından giderek daha önemli hale geliyor. Bu nedenle markaların ürün geliştirme çalışmalarını eğitim faaliyetleriyle desteklemeleri, kuaförlerle kurdukları ilişkinin niteliğini de değiştiriyor.

Hush Studio’nun mevcut çalışmaları ve gelecek dönem planları, Hush Professional’ın eğitim alanındaki faaliyetlerini sürdürme kararlılığını ortaya koyuyor.

Hush Professional: “Hedefimiz yalnızca ürün sunmak değil, sektöre değer katmak”

Sinan Aydın, şirketin kuruluş vizyonunu, sektördeki gelişimini ve yeni ürünlerini katılımcılarla paylaştı.

2018 yılında HUSH markasını kurarken yalnızca ürün geliştirmeyi değil, Türkiye’de ve uluslararası pazarlarda saygın markalarla rekabet edebilecek, sürdürülebilir bir marka yaratmayı hedeflediklerini belirtti. Ürün tasarımından içerik ve kaliteye, pazarlama stratejilerinden marka konumlandırmasına kadar bütün kararlarını bu vizyon doğrultusunda aldıklarını vurguladı.

Hush Professional’ın yalnızca ürün sunan bir firma olmayı değil, kuaförlerin mesleki gelişimine katkı sağlayan ve sektöre değer yaratan bir marka olmayı amaçladığına dikkat çekti.

Ahmet Şerif İzgören’den düşündüren, güldüren ve ilham veren hikâyeler

Kıbrıs buluşmasının en çok iz bırakan bölümlerinden biri, hiç kuşkusuz yazar ve konuşmacı Ahmet Şerif İzgören’insahne aldığı oturumdu.

İzgören, hayatın içinden seçtiği örnekleri, insan ilişkilerine dair gözlemlerini ve yılların birikimini kendine özgü hikâye anlatıcılığıyla katılımcılarla paylaştı. Bazen gülümseten, bazen düşündüren, bazen de insanın kendi davranışlarını sorgulamasını sağlayan hikâyeleriyle salondaki ilgiyi konuşmasının başından sonuna kadar canlı tutmayı başardı.

İzgören’in anlatımını etkili kılan unsurlardan biri de karmaşık gibi görünen konuları son derece yalın, anlaşılır ve akılda kalıcı örneklerle açıklayabilmesiydi.

Yazarlık deneyimi, güçlü gözlem yeteneği, mizah anlayışı ve hikâye anlatıcılığındaki ustalığı bir araya geldiğinde ortaya yalnızca dinlenen değil, üzerinde düşünülen bir konuşma çıktı.

Üstelik anlattıkları, etkinliğin “Perspektif” temasıyla da örtüşüyordu. Çünkü farklı bir bakış açısı kazanmak, çoğu zaman bildiğimiz şeylere yeniden bakabilmekle başlıyor.

Bir saati aşan konuşmanın nasıl geçtiğini anlamak neredeyse mümkün olmadı.

Ahmet Şerif İzgören’in konuşmasının sonunda katılımcılar tarafından ayakta alkışlanması, bıraktığı etkinin en güzel göstergesiydi.

Plaj voleybolu turnuvasıyla güçlenen aile ruhu

Etkinlik yalnızca toplantılardan, sunumlardan ve eğitim içeriklerinden oluşmuyordu.

İkinci gün gerçekleştirilen geleneksel Hush Professional Plaj Voleybolu Turnuvası, organizasyona ayrı bir hareketlilik ve neşe kattı.

Takımların sahadaki mücadelesi kadar katılımcılar arasındaki dostça rekabet de dikkat çekiciydi. Turnuvanın sonunda düzenlenen madalya töreninde oyuncuların yaşadığı sevinç ise görülmeye değerdi.

Kazanılan madalyaların ötesinde, birlikte geçirilen zamanın, paylaşılan heyecanın ve takım ruhunun ön planda olduğu turnuva, HUSH Professional ailesi arasındaki bağların güçlenmesine katkı sağladı.

hush professional

Bir organizasyondan daha fazlası: Hush ailesi

Bir etkinliğin başarısını yalnızca katılımcı sayısıyla, sahnedeki konuşmalarla ya da sunulan imkânlarla değerlendirmek yeterli değil. Katılımcıların kendilerini nasıl hissettikleri ve organizasyonun ardından geriye kalan izlenimler de en az bunlar kadar önemli.

Hush Professional’ın Kıbrıs buluşmasında dikkat çeken konulardan biri de buydu.

Sinan Kara ve Sinan Aydın’ın konuklarla yakından ilgilenmesi, satış ve eğitim ekiplerinin samimi yaklaşımı, katılımcılar arasındaki dostluklar ve plaj voleybolu gibi sosyal etkinlikler, dört gün boyunca bir aile buluşması atmosferi oluşturdu.

Concorde Luxury Resort’un sunduğu olanaklar, Kıbrıs’ın güneşi, denizi ve keyifli ortamı da bu deneyimi tamamladı.

Elbette dört günlük bir organizasyonun ardından akılda kalan yalnızca güzel bir otel, başarılı bir konuşma ya da eğlenceli anlar olmuyor. Kurulan ilişkiler, yapılan sohbetler, paylaşılan düşünceler ve birlikte geçirilen zaman çok daha kalıcı olabiliyor.

Hush Professional’ın Perspektif buluşması, bu yönüyle de katılımcıların hafızasında yer edecek bir organizasyon oldu.

HUSH Professional’ın gelecek takviminde neler var?

Kıbrıs buluşmasının ardından Hush Professional’ın eğitim ve etkinlik faaliyetleri devam edecek. Markanın bir sonraki büyük organizasyonunun Mayıs 2027’de gerçekleştirilmesi planlanıyor. Bu tarihe kadar Hush Studio bünyesinde eğitimler sürerken, yurt dışı seyahatleri ve uluslararası faaliyetler de devam edecek.

Özellikle farklı ülkelerdeki temsilcilikleriyle gelişen ilişkiler ve eğitim alanında planlanan çalışmalar, markanın önümüzdeki dönem gündeminin önemli başlıklarını oluşturuyor.

Hairist Özel: Sinan Kara ve Sinan Aydın ile röportaj

Hairist olarak dört gün boyunca etkinliğe katılan pek çok kuaför ve sektör profesyoneliyle görüşme, organizasyona ilişkin düşüncelerini ve değerlendirmelerini dinleme fırsatı bulduk.

Bu görüşmelerin bir bölümünü yazımızın devamında sizlerle paylaşıyoruz.

Ancak bizim açımızdan bu buluşmanın ayrı bir önemi daha vardı.

Uzun süredir görüşlerine yer vermek istediğimiz Hush Professional’ın ev sahipleri Sinan Kara ve Sinan Aydın ile özel bir röportaj gerçekleştirdik.

Markanın gelişim yolculuğunu, bugün geldiği noktayı ve gelecek hedeflerini kendi anlatımlarıyla değerlendirme fırsatı bulduğumuz bu söyleşiyi de aşağıda izleyebilirsiniz.

Çünkü bir markayı daha yakından tanımanın en iyi yollarından biri, o markanın arkasındaki insanların düşüncelerini ve hikâyelerini dinlemektir.

Hush Professional’ın Kıbrıs buluşması, profesyonel paylaşımları sosyal birliktelikle buluşturan, eğitimden uluslararası iş birliklerine kadar pek çok başlığın ele alındığı bir etkinlik olarak geride kaldı.

Ve geriye, organizasyonun ana mesajını bir kez daha hatırlatan bir düşünce kaldı:

“Bakış Açını Değiştir, Geleceğini Şekillendir.”

Global Color Crafters 2026 İstanbul

Global Color Crafters 2026, 20’den fazla ülkeden 33 yaratıcı kuaförü İstanbul Fişekhane’de bir araya getirdi.

Hairist ve Estetica Türkiye olarak yerinde takip ettiğimiz etkinlikte renk uzmanlığı, yaratıcı içerik üretimi ve Türk kuaförlerinin uluslararası başarıları öne çıktı.

Dünyanın farklı ülkelerinden kuaförler, Global Color Crafters 2026 için İstanbul’da bir araya geldi. Fişekhane’nin tarihi atmosferinde iki gün süren etkinlik, renk çalışmalarından sahne sunumlarına, uygulama alanındaki sohbetlerden özel röportajlara uzanan bir program sundu.

colorcrafters 2026

Uygulama alanlarında devam eden açma işlemleri, tonlamalar ve şekillendirme hazırlıkları meslektaşlar arasında fikir alışverişine dönüşüyordu.

Kuaförler birbirlerinin tekniklerini yakından izliyor, tamamlanan görünümlerin arkasındaki tercihleri konuşuyordu.

Türkiye’yi Ahmet Öz ve Hasan Sarsa’nın, Fransa’yı ise Ayla ve Bülent Karataş’ın temsil ettiği etkinlik, Türk kuaförlüğünün uluslararası görünürlüğü açısından da dikkat çekti. Emre Ayaksız’ın sahne çalışması ile Nick Irwin’in “40 Belik” yorumuna katkıda bulunan Çağlar Çiçek, Hüseyin Çavdar ve Pınar Eyinç’in emeği, bu buluşmanın bizim için özel anları arasındaydı.

colorcrafters 2026

Renk uzmanlığı ve içerik üretimi bir arada

Schwarzkopf Professional’ın Color Crafters projesi, saç renklendirme uzmanlığını yaratıcı içerik üretimiyle buluşturuyor. Kuaförler kendi estetik anlayışlarını bir saç görünümüne dönüştürürken bu çalışmanın fotoğraf ve videoyla nasıl anlatılacağı üzerinde de duruyor.

Fişekhane’deki uluslararası etkinlikte saç, makyaj, styling, ışık ve çekim hazırlıkları bu nedenle birlikte ele alındı. Kuaförlerin teknik becerilerini kişisel yorumlarıyla birleştirdiği üretim süreci, aynı zamanda meslektaşlar arasında bir öğrenme ortamı oluşturdu. Bölümlendirmeden ton seçimine, uygulamadan sunuma kadar farklı yaklaşımları izlemek, salon çalışmalarına taşınabilecek fikirler sundu.

colorcrafters 2026

Marjon Stamsnijder renk uzmanlığının ortak heyecanını paylaştı

Henkel Consumer Brands Saç Profesyonel Birimi EMEA Bölge Başkanı Marjon Stamsnijder, bize verdiği röportajda Global Color Crafters’ın uluslararası boyutunu değerlendirdi. Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’yı kapsayan sorumluluk alanında, markaların uzmanlığını salonlara ve kuaförlere ulaştırmak için ülke ekipleriyle birlikte çalıştıklarını anlattı.

İstanbul’u renkli ve olasılıklarla dolu bir şehir olarak tanımlayan Stamsnijder, dünyanın farklı yerlerinden kuaförlerin renk uzmanlığı etrafında buluşmasının kendisi için taşıdığı heyecanı paylaştı. Color Crafters’tan söz ederken kullandığı “yaşamakta olduğum duyguyla adeta tüylerim ürperiyor” ifadesi, projeyle kurduğu bağı da yansıtıyordu.

Stamsnijder’e göre farklı ülkelerden profesyonellerin uzmanlıklarını ortaya koyması ve birbirlerinden öğrenmesi, bu buluşmanın en değerli yönleri arasındaydı. Kuaförlere işlerinden keyif almalarını, her gün renkle çalışmanın değerini hissetmelerini ve mesleklerinin sunduğu fırsatları değerlendirmelerini önerdi.

Darren Chidlaw İstanbul’un yaratıcı kimliğine dikkat çekti

Henkel’in EMEA profesyonel saç alanında pazarlama ve eğitim çalışmalarından sorumlu yöneticisi Darren Chidlaw, İstanbul’un dinamizmi ile Color Crafters’ın yaklaşımı arasındaki ilişkiye dikkat çekti.

İstanbul’u yaratıcılığın ve ticaretin kalplerinden biri olarak tanımlayan Chidlaw, şehrin renkli yapısının dünyayı daha renkli hale getirme hedefleriyle örtüştüğünü söyledi. Color Crafters’ı ise kuaförlük sektörünün zanaatını ve saç sanatçılarının becerisini kutlayan bir platform olarak değerlendirdi.

Chidlaw’ın değerlendirmesinde, saç renklendirmenin arkasındaki el emeğine ve yaratıcı düşünceye verilen değer öne çıktı.

Viki Motro kuaförlükte bilgi paylaşımını vurguladı

Viki Motro ile etkinlik sırasında gerçekleştirdiğimiz sohbette, kuaförlükte bilgi paylaşımının mesleki gelişime katkısı gündeme geldi. Motro, aynı sohbette yer alan İbrahim Öztaş’ın sosyal medyayı aktif kullanmasını ve mesleki birikimini paylaşmasını takdir ettiğini belirtti. Öztaş’ın içeriklerini ilgiyle takip ettiğini söylerken karşılıklı öğrenmenin önemini şu sözlerle anlattı:

Bu meslek zaten paylaşarak büyüyor.

Motro, Hairist’in 2024 tarihli röportajında da kuaförlere hayallerini uygulayabilecekleri bir ortam sağlamayı ve ürettikleri içerikleri kendi anlatımlarıyla paylaşmalarını önemsediklerini belirtmişti.

İstanbul buluşmasında meslektaşların birbirlerinin çalışmalarını izlemesi, sorular sorması ve deneyimlerini paylaşması, bu yaklaşımın uygulamadaki karşılığını oluşturdu.

Emrah Kemendi sektörel dayanışmanın önemini vurguladı

Kuaförler Derneği Başkanı Emrah Kemendi, etkinlik sırasında yaptığı değerlendirmede sektöre değer katan çalışmaların kuaförler tarafından desteklenmesi gerektiğini söyledi. İyi yapılan işlerin takdir edilmesinin, bu çalışmaların devamını sağlayacağını ve gelişime ihtiyaç duyanları da daha iyisini yapmaya teşvik edeceğini belirtti.

Kemendi, kişisel değerlendirmelerin ötesinde sektörün ortak kazanımını gözetmenin önemine dikkat çekti. Meslektaşların birbirlerinin emeğini desteklemesinin tüm sektöre katkı sağlayacağını vurguladı.

Mahmut Ebil ve Hüseyin Özcan meslek tutkularını paylaştı

Etkinlik sırasında Viki Motro, Mahmut Ebil ve Hüseyin Özcan ile gerçekleştirdiğimiz sohbet, kuaförlüğe duyulan sevginin yıllar içinde nasıl korunduğuna odaklandı. Bu kez Motro, iki deneyimli kuaföre yıllar boyunca meslek tutkularını nasıl koruduklarını sordu.

Hüseyin Özcan, çocuk yaşta başladığı kuaförlüğe zaman içinde sevgiyle bağlandığını anlattı. Mesleğinin kendisine farklı yerler görme ve yeni insanlarla tanışma olanağı sunduğunu belirtti. Farklı ülkelerden kuaförleri buluşturan bu tür etkinliklerin de mesleğe duyduğu heyecanı beslediğini ifade etti.

Mahmut Ebil ise baba mesleği olan kuaförlüğe başlangıçta mesafeli yaklaştığını, çalışmaya başladıkça hevesinin arttığını söyledi. Başarmanın ve emeğinin karşılığını görmenin kendisini motive ettiğini anlatırken en büyük mutluluğu müşterisinin yüzünü güldürmekte bulduğunu vurguladı.

Ebil, etkinlikte genç kuaförlerin çalışmalarını izlerken kendisinin de uygulamaya katılma isteği duyduğunu paylaştı. Kuaförlüğü dünyanın farklı yerlerinde yaşamını sürdürme olanağı sağlayan bir “altın bilezik” olarak tanımlayarak mesleğin değerinin bilinmesi gerektiğini belirtti.

Motro da sohbetin sonunda mesleğe gönül vermenin başarıdaki rolünü vurguladı.

Mert Eren Türk kuaförlüğünün Avrupa’da gördüğü saygıyı anlattı

Schwarzkopf Professional Birleşik Krallık ve İrlanda Genel Müdürü Mert Eren, Global Color Crafters’a ilk kez katıldığını anlattı. İstanbul’daki programın diğer toplantılarıyla örtüşmesi sayesinde bu buluşmada yer alma fırsatı bulduğunu belirtti.

Birleşik Krallık’ın kuaförlükte her yıl güçlü bir yaratıcı üretim ortaya koyduğuna değinen Eren, bu birikimin tarihsel köklerine dikkat çekti. Almanya ve Birleşik Krallık’taki deneyimlerinden hareketle Türk kuaförlerinin zanaatkârlığının Avrupa’da büyük saygı gördüğünü vurguladı. Birleşik Krallık’ta da çok sayıda başarılı Türk kuaförünün bulunduğunu hatırlattı.

Eren, Birleşik Krallık, Türkiye ve Fransa’yı sektöre genç ve dinamik yetenekler kazandıran ülkeler arasında saydı.

Ahmet Öz ve Hasan Sarsa Türkiye’yi temsil etti

Global Color Crafters 2026’da Türkiye’yi temsil eden Ahmet Öz ve Hasan Sarsa, hazırladıkları çalışmalarla uluslararası kuaför topluluğunun içinde yer aldı. Uygulama alanlarında devam eden hazırlıklar, bir görünümün tamamlanmasına kadar geçen süreci ve bu sürecin gerektirdiği emeği yakından izleme olanağı sundu.

Sanatçılarla birlikte çalışan Schwarzkopf Professional eğitim ekiplerinin desteği, etkinlikteki üretimin önemli parçalarındandı. İki sanatçı, çalışmalarını farklı ülkelerden meslektaşlarıyla paylaşarak yeni profesyonel ilişkiler kurma fırsatı buldu.

Ayla ve Bülent Karataş Fransa’yı İstanbul’da temsil etti

Fransa’yı temsil eden Ayla ve Bülent Karataş için İstanbul buluşması ayrı bir anlam taşıyordu. İkili, uluslararası meslektaşlarıyla Türkiye’de çalışmanın mutluluğunu yaşadı.

Uygulama sırasında görüştüğümüz Bülent Karataş, yoğun bir sarışınlık çalışması üzerinde olduklarını anlattı. Hazırladıkları görünümde açma ve renklendirme aşamalarının birbirini tamamladığını belirtirken Fransa’yı temsil ederek kendi ülkesinde çalışmanın mutluluğunu paylaştı.

Karataş, etkinlik sonrasında Hairist’in paylaşımına yazdığı yorumda da Türkiye’de böylesine sıcak karşılanmanın kendisi için gurur verici olduğunu ifade etti. Ev sahipliğinde hissettiği emek, özen ve samimiyete teşekkür etti.

Ayla Karataş’ı da hazırlıklar sırasında çalışma alanında takip ettik. İkilinin üretim süreci ve meslektaşlarıyla kurduğu iletişim, etkinliğin samimi atmosferini yansıtıyordu.

Emre Ayaksız’dan Türk kuaförlerinin uluslararası yolculuğuna destek

Emre Ayaksız, etkinliğin ilk günündeki sahne çalışmasıyla dikkat çekti. Sunumunda teknik becerisi kadar sahnedeki duruşu ve meslektaşlarıyla kurduğu iletişim de etkileyiciydi.

Hairist’e verdiği röportajda Türkiye’nin dünyanın farklı noktalarından gelen başarılı kuaförleri ağırlamasından duyduğu mutluluğu anlattı. İstanbul’daki buluşmayı ülkemiz adına gurur verici bir deneyim olarak değerlendirdi.

Ayaksız’ın özellikle üzerinde durduğu konu, başka Türk kuaförlerinin de global platformlarda yer almasıydı. Uzun yıllardır içinde bulunduğu uluslararası çevrede meslektaşlarının önünü açmaya çalıştığını, bu çabanın sonuçlarını görmekten mutluluk duyduğunu belirtti. Yeni isimleri desteklemeyi sürdüreceğini de sözlerine ekledi:

Kendi ülkemden başka kuaförlerin de bir yerlerde olması beni her zaman mutlu eder.

Nick Irwin ve 40 Belik Türk kültürünü saç tasarımıyla buluşturdu

Nick Irwin, Hairist’e verdiği röportajda farklı kültürlerden kuaförlerin bir araya gelmesini ve birbirlerinin fikirlerini görmesini etkinliğin en heyecan verici yönleri arasında değerlendirdi. Kimi daha sıra dışı olan bu fikirlerin, kuaförlerin kişiliklerini ve renk uzmanı olarak yaklaşımlarını yansıttığını anlattı.

Irwin’in İstanbul’da sunduğu “40 Belik” yorumu, etkinliğin dikkat çeken bölümlerindendi. Çalışmaya katkıda bulunan Çağlar Çiçek, Hüseyin Çavdar ve Pınar Eyinç, Türk kuaförlerinin uluslararası yaratıcı üretimdeki rolünü ortaya koydu.

Yerel bir geleneğin çağdaş yorumuyla uluslararası izleyiciye ulaşması, sunumun bizim için en değerli yönlerinden biriydi.

Türk kuaförlerinin bu üretime katkısının isimleriyle birlikte anılması da ayrıca önemliydi.

Arjan Bevers ile uygulama alanında

Hollandalı renk uzmanı Arjan Bevers ile modelinin hazırlığı sırasında görüştük. Bevers, İstanbul’a yeniden gelmekten duyduğu memnuniyeti ve şehrin atmosferine ilişkin olumlu izlenimlerini paylaştı.

Bevers’in çalışma alanında, tamamlanmış görünümün arkasındaki hazırlıkları ve uygulama tercihlerini de yakından izledik.

Cevdet Şengül ve Uğur Uzun’dan etkinlik izlenimleri

Cevdet Şengül, farklı kültürlerden gelen kuaförlerin kendi tarzlarını aynı ortamda ortaya koymasını heyecan verici bulduğunu anlattı. Yaşadığı duyguyu keyifli bir şaşkınlık olarak ifade ederken sanatçıların kendi kültürlerini ve kişisel yorumlarını çalışmalarına taşımasının etkinliği renklendirdiğini vurguladı.

Pro Team mezunlarıyla yaptığımız sohbette görüştüğümüz isimlerden biri de Uğur Uzun oldu. Uluslararası kuaförlerle aynı ortamı paylaşmak ve ortaya çıkan çalışmalardan ilham almak, bu kısa görüşmenin öne çıkan konularıydı.

Birol ve Erol Demir’den değerlendirme

Etkinlik sonrasında görüşlerini aldığımız Birol Demir, gösterilerden keyif aldıklarını belirterek benzer buluşmaların devam etmesini istediklerini söyledi. Erol Demir de davet için teşekkür ederek etkinliğin kendileri açısından güzel geçtiğini ifade etti.

Müge Meydan Schwarzkopf professional Antalya festivalinin aldığı Gigi Awards sevincini paylaştı

Global Color Crafters sırasında Müge Meydan ile Schwarzkopf Professional Türkiye ekibinin ödül sevincini de konuştuk. Meydan, nisan ayında Antalya’da gerçekleştirilen Hair by Schwarzkopf Festivali için Gigi Awards 2026 kapsamında ödül aldıklarını anlattı.

“Etkinlik Bölümü” ve “Fiziksel Marka Deneyimi” ifadelerinin yer aldığı ödülün Fişekhane’ye getirilmesiyle Antalya’daki başarının sevinci uluslararası ekip ve meslektaşlarla paylaşıldı.

Meydan, festival deneyiminin arkasındaki takım çalışmasına dikkat çekerek Türkiye ekibine ve global ekiplere teşekkür etti. Hairist ve Estetica’nın desteğine de değinirken ortak emeği şu sözlerle vurguladı:

Hep birlikte yaptık. Bu ödül hepimizin.

Uluslararası kuaförler İstanbul’da bir araya geldi

İstanbul buluşmasında Nick Irwin, Lesley Jennison, Lisa Farrall, Ashlee Norman, Reema Jaber, Sofia Geideby, Christos Michailidis ve Arjan Bevers gibi farklı uzmanlıklara sahip isimlerle de bir araya geldik. Renk, styling ve eğitim alanlarındaki çeşitlilik, kuaförler arasında yeni fikir alışverişlerini beraberinde getirdi.

Türkiye ve Fransa’nın yanı sıra Birleşik Krallık, Fransa, Hollanda, Hollanda, Yunanistan, ABD, Avustralya, Güney Afrika, Brezilya, Kolombiya ve İsveç gibi toplam 20 ülkenin kuaförlük çevrelerinden isimleri buluşturan etkinlik, aynı mesleğin farklı estetik anlayışlarla nasıl yorumlandığını görme fırsatı sundu.

Hairist’in gözünden Global Color Crafters İstanbul

Etkinliğin ikinci gününde, geçmiş dönemlerde Pro Team’de görev almış kuaförlerden Ahmet Albayrak, Cahit İpek, Cevdet Şengül, Erhan Avcıdır, Hüseyin Başar, Serdar Salman ve Uğur Uzun da “Pro Team Alumni” olarak davetliler arasındaydı.

Günün sonunda ise Ayla ve Bülent Karataş çiftini, içten bir yakıştırmayla “etkinliğin en güzel çifti” ilan ettik. Birbirlerine ve çevrelerine yansıttıkları sıcaklıkla öne çıkan çift, buluşmanın samimi atmosferini de çok güzel temsil ediyordu. Bu ifade, onların birlikteliğine olduğu kadar etkinliğe hâkim olan dostluğa, paylaşım ruhuna ve birlikte olmanın mutluluğuna da bir selamdı.

İki günün sonunda hafızamızda, ortaya çıkan görünümlerle birlikte bu çalışmaların arkasındaki insanlar yer etti. Uygulamasını anlatan kuaförlerin, meslektaşlarına destek veren eğitmenlerin ve deneyimlerini paylaşan yöneticilerin katkıları, buluşmanın mesleki değerini güçlendirdi.

Viki Motro ve Müge Meydan başta olmak üzere Schwarzkopf Professional Türkiye ekibinin ev sahipliğinde gerçekleşen etkinliğe, yeni çalışmalar görmek ve mesleğin farklı hikâyelerini paylaşmak için heyecan duyarak veda ettik.

Tabii ki etkinliğe emekleri ve gönülleriyle imza atan isimler olan pazarlama bölümünden Öykü Sertbaş, Beyza Tokmak, Ezgi Kurtoğlu, Mustafa Kaynar, satış bölümünden Demek Ak, Emre Bilginim ve Enver Özden, eğitim bölümünden Gurur Ege, Hakan Sarı, Medet Gümüş ve Serkan Kahraman’ı alkışlamadan bu yazı sona eremezdi.

Ventoso, Yetenek Programını Başlatıyor

Ventoso, “Yetenekler gözümüzden kaçmaz” yaklaşımıyla kuaförlerin çalışmalarını keşfetmeye ve mesleki gelişimlerine katkı sağlamaya hazırlanıyor.

Kasım 2026’da başlayacak program kapsamında her ay en fazla üç kuaföre Ventoso ürünleri, online görünürlük ve ücretsiz online eğitim imkânı sunulacak. Estetica ve Hairist, programın medya partnerleri olarak keşfedilen isimlerin çalışmalarını sektörle buluşturacak.

Saç tasarımında yaratıcılık, topluma katkı sağlayan bir sosyal sorumluluk projesi veya sektörde fark yaratacak bir çalışma: Ventoso’nun destek programı, kuaförlerin ortaya koyduğu değeri farklı yönleriyle görünür kılmayı amaçlıyor.

“Ventoso, yeteneği destekler” yaklaşımıyla hayata geçirilen program, başarılı çalışmaların keşfedilmesini ürün desteği, mesleki gelişim ve medya görünürlüğüyle bir araya getiriyor. Marka, yalnızca saç tasarımlarına değil, kuaförlerin sektöre ve topluma sundukları katkılara da odaklanacak.

Her Ay En Fazla Üç Kuaföre Destek

Ventoso, program kapsamında her ay üç kuaföre desteğini sunacak. Keşfedilen isimler, Ventoso ürünlerinin yanı sıra çalışmalarını daha geniş bir kitleye anlatma ve online eğitimlere ücretsiz katılma imkânı elde edecek.

Destek programı üç temel başlık üzerine kuruluyor:

  • Ventoso ürünleri: Kuaförlerin mesleki çalışmalarında kullanabilecekleri ürünlerle desteklenmesi.
  • Online görünürlük: Estetica ve Hairist iş birliğiyle röportajlar ve dijital paylaşımlar aracılığıyla çalışmalarının tanıtılması.
  • Online eğitimler: Altı aylık dönemlerde düzenlenecek eğitimlere ücretsiz katılım imkânı.

Bu yapı, keşfedilen kuaförlerle kurulan ilişkinin ürün gönderiminin ötesine geçmesini ve mesleki gelişimi destekleyen bir bağa dönüşmesini hedefliyor.

Saç Tasarımından Sosyal Sorumluluğa Uzanan Bir Keşif Alanı

Programın odağında yalnızca dikkat çeken saç kesimleri, renk uygulamaları veya şekillendirme çalışmaları bulunmuyor. Sosyal sorumluluk projeleri, mesleğe katkı sağlayan fikirler ve sektörde fark yaratabilecek çalışmalar da keşif sürecinin parçası olacak.

Ventoso, kuaförlerin yaratıcılığını ve mesleki birikimini değerlendirirken ortaya koydukları çalışmanın sektör için taşıdığı değere bakacak. Böylece farklı alanlarda katkı sunan kuaförlerin hikâyelerinin paylaşılmasına da alan açılacak.

ventoso

Etiketlemek Şart Değil: “Biz Seni Buluruz”

Program, kuaförlerin yalnızca markayı etiketleyerek katıldığı bir yarışma olarak kurgulanmıyor. Ventoso, sosyal medyada paylaşılmış çalışmaları araştırarak dikkatini çeken isimleri keşfedecek ve kendileriyle iletişime geçecek.

Kuaförler, çalışmalarını paylaşırken Ventoso’yu etiketleyerek görünürlüklerini artırabilecek. Ancak etiketleme, keşfedilmek için bir ön koşul olmayacak.

Programın bu yaklaşımı, kampanyanın çağrısında karşılığını buluyor: 

Etiketlemek şart değil, biz seni buluruz.

Neleri seviyor ve destekliyoruz?

Öncelikle mükemmel saç tasarımları. Özellikle standart dışı olanlar. Fark yaratanlar. Anatomik uyuma sahip olanlar ve doğal olarak mükemmel fotoğraf veya video ile çekilmiş olan çalışmalar.

Sosyal sorumluluk projeleri derken fark yaratanları kast ediyoruz. Yoksa huzurevinde saç kesmek gibi sıradan işleri değil. Sahildeki izmaritleri çevre derneği ile birlikte toplamak dahil. Meslek liseleri kuaförlük bölümlerine destek olmak gibi.

Fark yaratan çalışmalar adı üzerinde fark yaratmalı, örnek olmalı ve ilham vermeli. Mesela doğaya karşı sorumluluklarımız. Alüminyum folyoları çöpe atmayıp geri dönüşüme kazandırmak gibi.

Estetica ve Hairist ile Kuaförlerin Hikâyeleri Görünür Olacak

Programın medya partnerleri Estetica ve Hairist, keşfedilen kuaförlerin çalışmalarını ve mesleki hikâyelerini sektörle buluşturacak.

Hairist.com.tr’de yayımlanabilecek mini röportajlar ve sosyal medya paylaşımları aracılığıyla kuaförlerin ilham kaynakları, çalışma yaklaşımları ve fark yaratan projeleri anlatılacak. Böylece ortaya çıkan sonuçların yanında bu çalışmaların arkasındaki emek, fikir ve deneyim de görünür hâle gelecek.

Medya desteği, kuaförlerin kendilerini ifade etmelerine ve çalışmalarını geniş kitlelerle paylaşmalarına imkân sağlayacak.

Online Eğitimler

Programın mesleki gelişim ayağında, altı aylık dönemlerde düzenlenecek ücretsiz online eğitimler yer alacak. Styling danışmanı Şefika Zorlu moderatörlüğünde gerçekleştirilecek eğitimler, farklı uzmanlık alanlarını ve deneyim paylaşımını bir araya getirecek.

Toplam 45 dakika olarak planlanan eğitimlerin ilk 15 dakikası styling konularına ayrılacak. İkinci 15 dakikalık bölümde, eğitime katkı sunan markaların uzmanları tarafından renk, bakım ve benzeri mesleki konular ele alınacak. Son 15 dakika ise soru-cevap, karşılıklı iletişim ve deneyim paylaşımı için kullanılacak.

Eğitimlere katkı sunan markalar ve uzmanlık başlıkları dönemlere göre değişebilecek. Bu yapı sayesinde katılımcıların farklı bilgi ve uygulama yaklaşımlarıyla buluşması hedefleniyor.

Yeteneği Desteklemek, Sektörü Desteklemek

Ventoso ’nun 1 Kasım’da başlayacak programı, kuaförlerin ürettikleri değerin fark edilmesini ve mesleki gelişimlerinin desteklenmesini amaçlıyor.

Ürün desteğini, online görünürlüğü ve eğitimi bir araya getiren program; yaratıcı çalışmaların, toplumsal katkının ve mesleki paylaşımın kuaför sektöründe daha fazla yer bulmasına katkı sunmayı hedefliyor.

Ventoso, yeteneği destekler. Çünkü yetenekleri desteklemek, kuaförlüğü desteklemektir.

BaBylissPRO ’dan 10 Yeni Profesyonel Saç Maşası

BaBylissPRO, farklı saç tipleri ve bukle görünümleri için geliştirdiği 10 yeni profesyonel saç maşasını tanıttı. Altı mandallı, iki mandalsız ve iki konik modelden oluşan seri, sık buklelerden geniş dalgalara kadar farklı şekillendirme ihtiyaçlarına yanıt veriyor.

Profesyonel saç şekillendirme araçları geliştiren BaBylissPRO, yeni saç maşası serisiyle markanın köklerine dönüyor. Dünyanın ilk elektrikli saç maşasını piyasaya sunmasının üzerinden 60 yılı aşkın süre geçen marka, bu mirası günümüz kuaförlerinin çalışma ihtiyaçlarıyla buluşturuyor.

Yeni BaBylissPRO saç maşası serisi; farklı saç uzunlukları, dokuları ve istenen bukle biçimleri için çeşitli çap seçenekleri sunuyor. Salon uygulamalarının yanı sıra çekim ve defile çalışmalarına yönelik geliştirilen ürünler, kuaförlerin farklı görünümler arasında geçiş yapmasını kolaylaştırmayı hedefliyor.

Yeni BaBylissPRO Saç Maşası Serisinin Özellikleri

Dünyanın önde gelen çekim ve defile kuaförlerinin deneyimlerinden yararlanılarak tasarlanan seride, kullanım konforu ve sıcaklık istikrarı öne çıkıyor.

Yeni ürünlerde kullanılan yapışmayı önleyen siyah oksit kaplamalı maşa gövdeleri, tutuş ve kayganlık arasında denge sağlamak üzere geliştirildi. Mandallı modellerdeki parlak seramik kaplama ise bukle oluşturulurken saçın kavranmasına, işlem tamamlandığında kolayca serbest bırakılmasına yardımcı oluyor.

Daha uzun maşa gövdeleri, uzun saçlarda çalışmayı kolaylaştırırken ergonomik ve hafif tasarım, yoğun salon günlerinde kullanım konforunu destekliyor.

babylisspro

Serinin başlıca teknik özellikleri şöyle:

  • 140–200 °C arasında beş sıcaklık ayarı
  • Hızlı ısınma ve kullanım sırasında sıcaklığı hızla geri kazanma
  • Uzun saçlarda çalışmaya uygun, uzatılmış maşa gövdeleri
  • Ergonomik ve hafif tasarım
  • Farklı bukle ve dalga görünümleri için çeşitli çap seçenekleri

Mandallı Saç Maşalarında Altı Farklı Çap

Yeni serideki altı mandallı saç maşası, sık ve belirgin buklelerden büyük, yumuşak dalgalara uzanan bir şekillendirme alanı sunuyor.

Maşa çapıHedeflenen görünüm
13 mmSık bukleler ve belirgin saç dokusu
16 mmKlasik ve net biçimli bukleler
19 mmDüzgün bukleler ve zamansız stiller
25 mmDoğal hareketli, pürüzsüz ve belirgin bukleler
32 mmBüyük bukleler ve yumuşak, akıcı dalgalar
38 mmGevşek bukleler ve rahat görünümlü dalgalar

Bu çap çeşitliliği, kuaförlere istenen görünüm doğrultusunda farklı araçlarla çalışma olanağı sağlıyor.

babylisspro

Mandalsız ve Konik Saç Maşası Seçenekleri

BaBylissPRO’nun yeni profesyonel saç maşası serisinde iki mandalsız model de bulunuyor. 10 mm mandalsız maşa, çok sık bukleler ve güçlü bir doku oluşturmak için tasarlanırken 28 mm model, yumuşak dalgalar ve doğal görünümlü bukleler için sunuluyor.

Konik modeller ise değişken çaplarıyla farklı bukle biçimleri yaratmaya yardımcı oluyor:

  • 19–13 mm konik maşa: Doğal görünümlü bukleler ve yumuşak bir doku için.
  • 32–19 mm konik maşa: Geniş, doğal dalgalar ve gevşek bukleler için.

Syd Hayes: “Profesyonellerin İhtiyaçlarını Dinledik”

Uluslararası çekim ve defile kuaförü ve BaBylissPRO marka elçisi Syd Hayes, yeni serinin geliştirilmesinde markanın geçmişi kadar profesyonellerin güncel ihtiyaçlarının da belirleyici olduğunu söylüyor:

“Bu ürünler oyunun kurallarını değiştiriyor. Yeni seriyle markanın mirasına saygı gösterirken profesyonellerin ihtiyaçlarını da dinlemek istedik. Amacımız, kuaförlere günümüz salonlarında ve çekimlerde ihtiyaç duydukları performansı, çok yönlülüğü ve güvenilirliği sunmak.”

Yeni seriyle BaBylissPRO, bukle şekillendirme alanındaki deneyimini daha uzun gövdeler, farklı çap seçenekleri ve sıcaklık kontrolüyle bir araya getiriyor.

Marka, 10 üründen oluşan profesyonel saç maşası serisinin satışa sunulduğunu duyurdu.

Sağlıklı Gülüş: Güzelliğin En Güçlü Detaylarından Biri

Saçımız, cildimiz, makyajımız, sakalımız ya da giyim tarzımız… Bakımlı görünmek söz konusu olduğunda pek çok detaya özen gösteriyoruz. Ancak yüzümüzün genel görünümünü doğrudan etkileyen çok önemli bir ayrıntıyı zaman zaman ikinci plana atıyoruz: dişlerimiz ve sağlıklı gülüş.

Hazırlayan: Erkan Güzel

Sağlıklı dişler, bakımlı diş etleri ve yüzle uyumlu bir sağlıklı gülüş yalnızca ağız sağlığının değil, genel görünümün de önemli bir parçası. Üstelik bu ilişki yalnızca estetik bir yorumdan ibaret değil.

Orofasiyal görünüm ile ağız sağlığına bağlı yaşam kalitesi arasındaki ilişkiyi inceleyen sistematik bir derleme; dişlerde renk değişikliği, eksik dişler, çapraşıklık, diş aşınması ve benzeri estetik sorunların kişinin ağız sağlığına bağlı yaşam kalitesi üzerinde etkili olabildiğini ortaya koyuyor. Araştırmada toplam 9.409 hastayı kapsayan 33 çalışmadeğerlendirildi. [1]

Diş Hekimi Alpaslan Falakalı:


“Dişlere yalnızca çürük veya ağrı olduğunda ilgilenilmesi gereken yapılar olarak bakmamak gerekiyor. Sağlıklı bir ağız, yüzün genel estetiğinin de önemli bir parçasıdır. ”

Bazen küçük bir diş eti problemi, renk değişikliği veya eksik bir diş kişinin gülüşünü düşündüğünden çok daha fazla etkileyebilir.

Güzellik neden gülüşle bu kadar yakından ilişkili?

Bir kişi konuştuğunda veya güldüğünde ağız bölgesi yüzün en hareketli alanlarından biri haline geliyor. Bu nedenle dişlerin rengi, dizilimi, formu ve diş etlerinin görünümü yüzün genel algısını etkileyebiliyor.

Gülüş estetiğini inceleyen araştırmalarda da diş renginin ve simetrinin insanların bir gülüşü değerlendirirken önem verdikleri özellikler arasında olduğu görülüyor. Bir çalışmada hem kadın hem erkek gülüşlerinin değerlendirilmesinde diş renginin en önemli faktörlerden biri olduğu, doğal diş görünümü ve görünen diş miktarının da değerlendirmeyi etkilediği bildirildi. [2]

Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor:

Güzel diş, mutlaka çok beyaz diş demek değildir.

Doğal diş rengi kişiden kişiye değişir. Yaş, diş minesinin yapısı, dentinin rengi, beslenme alışkanlıkları, çay ve kahve tüketimi, tütün kullanımı ve çeşitli başka faktörler dişlerin rengini etkileyebilir. American Dental Association da diş renklenmelerini dışsal ve içsel olmak üzere farklı nedenlerle değerlendiriyor ve yaş ilerledikçe minenin daha ince ve geçirgen hale gelmesinin alttaki daha sarı renkteki dentinin daha belirgin görünmesine yol açabileceğini belirtiyor. [3]

Diş Hekimi Alpaslan Falakalı:


“Estetik diş hekimliğinde en önemli kelimelerden biri ‘uyum’. Çok beyaz, çok büyük veya tamamen birbirinin aynısı dişler her yüz için doğru olmayabilir. Amaç kişinin yüzüyle, dudaklarıyla, yaşıyla ve kendi diş yapısıyla uyumlu, sağlıklı ve doğal bir gülüş elde etmek olmalı.”

Kadınlarda güzel bir gülüşün önemi

Kadın güzelliği söz konusu olduğunda saç ve cilt bakımına çok geniş bir alan ayrılırken dişlerin yüz estetiğine katkısı bazen gözden kaçabiliyor. Oysa güzel bir saç kesimi, bakımlı bir cilt ve doğru makyajla oluşturulan görüntünün merkezinde konuşurken ve gülerken ortaya çıkan sağlıklı gülüş bulunuyor.

Özellikle diş taşı, diş eti kızarıklığı veya kanaması, belirgin renklenmeler, kırık dişler, çapraşıklık, eski veya rengi değişmiş dolgular ve eksik dişler gülüşün genel görünümünü etkileyebilir. Ancak kadınlarda estetik diş hekimliğinin hedefinin “herkese aynı gülüşü” oluşturmak olmaması gerekiyor.

Yüz şekli, dudak yapısı, dişlerin uzunluğu ve genişliği, gülme hattı, diş etlerinin görünme miktarı ve kişinin doğal mimikleri birlikte değerlendirilmelidir.

Diş Hekimi Alpaslan Falakalı:
“Kadın hastalarda bana göre en güzel sonuç, yapılan işlemin ilk bakışta fark edilmediği sonuçtur. İnsanlar ‘Dişlerine ne yaptırdın?’ yerine ‘Çok güzel görünüyorsun’ diyorsa estetik açıdan doğru noktaya yaklaşmışız demektir.”

alpaslan falakalı

Erkeklerde diş estetiği neden önemli?

Bakımlı görünmek artık yalnızca kadınlara özgü bir konu değil. Erkeklerde saç kesimi, sakal tasarımı ve cilt bakımına gösterilen ilginin yanında ağız ve diş bakımının da bütünün önemli bir parçası olduğunu unutmamak gerekiyor. Özellikle çay, kahve ve tütün kullanımına bağlı yüzey lekeleri, diş taşı, diş eti problemleri, diş aşınmaları ve eksik dişler erkeklerde de estetik görünümü etkileyebiliyor.

Fakat burada mesele yalnızca daha beyaz dişlere sahip olmak değil. Sağlıklı diş eti, temiz diş yüzeyleri, eksik dişlerin değerlendirilmesi ve çiğneme fonksiyonunun korunması estetiğin temelini oluşturuyor.

Diş Hekimi Alpaslan Falakalı:
“Erkek hastalarda sıklıkla gördüğümüz yaklaşımlardan biri, sorun ağrıya dönüşene kadar diş hekimine başvurmamak. Oysa bakım açısından saç veya sakala gösterilen düzenli özeni dişlere de göstermek gerekiyor. Çünkü iyi bir gülüş kadın ya da erkek fark etmeksizin bakımlı görünümün en güçlü tamamlayıcılarından biri.”

Beyazlatma yaptırmak sağlıklı diş anlamına gelir mi?

Hayır. Diş beyazlatma estetik bir uygulamadır ve ağızdaki mevcut sağlık problemlerinin tedavisinin yerine geçmez. American Dental Association, profesyonel ve ev tipi diş beyazlatma yöntemlerinin diş renginin açılmasında etkili olabileceğini belirtirken, beyazlatmayla ilişkili en sık görülen yan etkilerin geçici diş hassasiyeti ve diş eti irritasyonuolduğunu bildiriyor. Ayrıca mevcut dolgu, kron ve diğer diş rengindeki restorasyonların doğal dişler gibi beyazlamadığına dikkat çekiyor. [3]

Bu nedenle beyazlatma öncesinde dişlerin ve diş etlerinin değerlendirilmesi önem taşıyor. Ayrıca sosyal medyada sık karşılaşılan ev tipi ve kontrolsüz yöntemlere karşı dikkatli olmak gerekiyor. ADA, aktif kömür, asit içeren meyveler ve bazı ev yapımı beyazlatma yöntemlerinin etkinliği ve güvenliği konusunda yeterli bilimsel kanıt bulunmadığını belirtiyor. [3]

Diş Hekimi Alpaslan Falakalı:
“Bir dişin daha beyaz görünmesi onun daha sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Önce diş eti sağlığı, çürükler, eski restorasyonlar ve diş yapısı değerlendirilmelidir. Estetik işlem sağlık kontrolünün önüne geçmemeli.”

Güzel dişlerin asıl sırrı: Günlük bakım

Estetik diş hekimliğinde çok sayıda tedavi seçeneği bulunuyor. Ancak güzel ve sağlıklı dişlerin temelinde hâlâ son derece basit bir alışkanlık yatıyor: Düzenli ağız bakımı.

American Dental Association genel ağız bakımı önerileri arasında dişlerin günde iki kez, florürlü diş macunuyla iki dakika fırçalanmasını öneriyor. [4] Diş fırçasının ulaşamadığı diş aralarının da temizlenmesi gerekiyor. ADA, diş ipi veya uygun bir ara yüz temizleyicisinin dişler arasında biriken plak ve kalıntıların uzaklaştırılmasına yardımcı olduğunu belirtiyor. [5]

Diş Hekimi Alpaslan Falakalı:
“Pahalı bir estetik tedaviden önce yapılabilecek en değerli yatırım günlük ağız bakımını doğru yapmaktır. Birkaç dakikalık düzenli bakım hem doğal dişlerimizi korur hem de yapılan restorasyonların sağlıklı şekilde kullanılmasına katkıda bulunur.”

Diş estetiğinde hangi uygulamalar kullanılabilir?

Her kişinin ağız yapısı ve ihtiyacı farklı olduğu için tek bir “gülüş estetiği tedavisi” bulunmuyor. Diş hekiminin muayenesinin ardından ihtiyaca göre farklı seçenekler değerlendirilebilir.

Profesyonel diş temizliği: Diş taşı ve yüzey lekelerinin uzaklaştırılması ağız sağlığının korunmasına katkı sağlar ve bazı kişilerde tek başına gülüşün daha temiz ve bakımlı görünmesini sağlayabilir.

Diş beyazlatma: Uygun hastalarda diş renginin açılması amacıyla uygulanabilir. Tedavi yöntemi ve kullanılacak ürün hastanın diş yapısına göre değerlendirilmelidir.

Kompozit bonding: Bazı küçük kırıkların, dişler arasındaki boşlukların veya şekil bozukluklarının düzeltilmesinde kullanılabilen koruyucu seçeneklerden biridir.

Ortodontik tedavi: Diş çapraşıklıklarının ve dizilim problemlerinin düzeltilmesini amaçlar.

Seramik restorasyonlar: Diş dokusunun ve estetiğin önemli ölçüde bozulduğu uygun vakalarda porselen veya farklı seramik restorasyon seçenekleri değerlendirilebilir.

İmplant ve protetik tedaviler: Eksik dişlerin tamamlanması yalnızca görünüm açısından değil, fonksiyon açısından da önemlidir.

Diş eti tedavileri: Gülüş estetiği sadece dişlerden oluşmaz. Sağlıklı diş etleri gülüşün çerçevesini oluşturur ve gerekli durumlarda periodontal tedaviler planlanabilir.

Daha fazla işlem, daha güzel gülüş anlamına gelmiyor

Modern estetik diş hekimliğinde önemli yaklaşımlardan biri mümkün olduğu kadar doğal diş dokusunu korumaktır. Bu nedenle küçük bir estetik sorun varsa doğrudan en kapsamlı tedaviyi uygulamak yerine daha koruyucu seçeneklerin değerlendirilmesi önemlidir.

2026 yılında Journal of Dentistry dergisinde yayımlanan bir çalışmada diş beyazlatma, diastema kapatma, kırık diş restorasyonu ve diş şekillendirme gibi minimal invaziv estetik işlemler geçiren 130 hasta değerlendirildi. Çalışmada işlem sonrasında gülüş, genel görünüm ve estetik memnuniyet ölçümlerinde anlamlı artışlar bildirildi. Araştırmacılar bununla birlikte kişisel beklentilerin ve bireysel faktörlerin tedavi memnuniyetini etkileyebileceğine de dikkat çekiyor. [6]

Diş Hekimi Alpaslan Falakalı:
“Benim için başarılı estetik tedavi mümkün olan en fazla işlemi yapmak değil, gerekli olan en az müdahaleyle sağlıklı ve doğal bir sonuç elde etmektir. ”

Gülüş kişinin kendisini nasıl hissettiğini de etkileyebilir

Dişlerin görünümü yalnızca karşımızdaki kişilerin bizi nasıl gördüğüyle ilgili değil. Kişinin kendi gülüşünden duyduğu memnuniyet de önem taşıyor.

Orofasiyal görünüm üzerine yapılan sistematik derleme, estetik açıdan tedavi ihtiyacı bulunan kişilerin ağız sağlığına bağlı yaşam kalitesinin özellikle orofasiyal görünüm boyutunda etkilenebildiğini gösteriyor. [1] 2026’da yayımlanan minimal invaziv estetik diş tedavileri çalışmasında ise hastaların işlem sonrası gülüş, diş rengi, diş dizilimi ve diş şekline ilişkin memnuniyetlerinde artış bildirildi. [6]

Bu sonuçları “estetik diş tedavisi herkesi daha özgüvenli yapar” şeklinde genellemek doğru olmaz. Ancak bilimsel veriler, dental görünüm ile kişinin kendi gülüşünden duyduğu memnuniyet arasında dikkate değer bir ilişki bulunduğunugösteriyor.

Kadın ya da erkek fark etmiyor: Bakımlı görünüm ağızdan da başlıyor

Saçınıza, cildinize, sakalınıza, kıyafetinize veya makyajınıza gösterdiğiniz özen görünümünüzün önemli bir parçasıdır. Ama konuşmaya veya gülmeye başladığımız anda bütün bu görünümün merkezine gülüşümüz de dahil olur.

Bu nedenle ağız ve diş bakımını yalnızca sağlık problemi ortaya çıktığında hatırlamak yerine günlük kişisel bakımın doğal bir parçası haline getirmek gerekiyor. Ve estetik bir değişiklik düşünülüyorsa ilk soru:

“Dişlerimi nasıl daha beyaz yapabilirim?” değil,

“Dişlerimi nasıl daha sağlıklı hale getirip yüzüme uygun doğal bir gülüş elde edebilirim?”

olmalı.

Diş Hekimi Alpaslan Falakalı:
“En güzel gülüşün kusursuz olması gerektiğine inanmıyorum. Kişiye ait olması gerekiyor. Sağlıklı diş etleri, korunmuş doğal diş dokusu ve yüzle uyumlu bir gülüş benim için estetiğin temelini oluşturuyor. İyi yapılmış bir estetik tedavide insanların dikkatini önce dişler değil, kişinin güzel gülümsemesi çekmeli.”

Bu yazıya katkılarından dolayı Multidenta Kliniğinden Diş Hekimi Alpaslan Falakalı’ya teşekkürlerimizi sunarız.

sağlıklı gülüş

Kaynaklar

[1] The impact of oro-facial appearance on oral health-related quality of life: A systematic review
PubMed
https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/32196720/

[2] Esthetics: Patients’ perceptions of dental attractiveness
PubMed
https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/9028220/

[3] Whitening – Oral Health Topics
American Dental Association
https://www.ada.org/resources/ada-library/oral-health-topics/whitening

[4] Home Oral Care
American Dental Association
https://www.ada.org/resources/ada-library/oral-health-topics/home-care

[5] Dental Floss and Interdental Cleaners
American Dental Association
https://www.ada.org/resources/ada-library/oral-health-topics/floss

[6] Patient satisfaction, oral health-related quality of life, and temperament profiles following minimally invasive dental aesthetic procedures
Journal of Dentistry / PubMed
https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/41967565/


SEO Başlık

Güzel Bir Gülüşün Sırrı: Diş Bakımı ve Diş Estetiği Neden Önemli?

Alternatif SEO Başlık

Dişler Güzelliği Nasıl Etkiliyor? Diş Hekimi Alpaslan Falakalı Anlatıyor

Spot

Saç, cilt ve kişisel bakım kadar dişlerimiz de görünümümüzün önemli bir parçası. Peki sağlıklı ve güzel bir gülüş kadın ve erkeklerde yüz estetiğini nasıl etkiliyor? Diş Hekimi Alpaslan Falakalı, diş bakımından beyazlatmaya, doğal gülüşten estetik tedavilere kadar merak edilenleri bilimsel araştırmalar ışığında anlatıyor.

Meta Açıklama

Dişler yüz güzelliğini nasıl etkiliyor? Diş Hekimi Alpaslan Falakalı kadın ve erkeklerde diş bakımı, güzel gülüş, diş beyazlatma ve estetik diş tedavilerini anlatıyor.

Önerilen URL

/disler-guzelligi-nasil-etkiliyor-dis-bakimi/

Anahtar Kelimeler

diş bakımı, diş estetiği, güzel gülüş, güzel dişler, ağız ve diş sağlığı, gülüş estetiği, diş beyazlatma, kadınlarda diş estetiği, erkeklerde diş bakımı, estetik diş tedavisi, sağlıklı dişler, doğal gülüş

Selen Kaya M·A·C Cosmetics Türkiye’nin Yeni Senior Artist Oldu

M·A·C Cosmetics Türkiye, uzun yıllardır markanın yaratıcı dünyasında aktif rol üstlenen Selen Kaya’nın Senior Artist unvanına terfi ettiğini duyurdu.

Selen Kaya, yeni rolüyle birlikte deneyimini daha geniş bir sorumluluk alanına taşıyarak M·A·C’in Türkiye’deki yaratıcı yüzlerinden biri olmayı sürdürecek; aynı zamanda Türkiye’de ve global ölçekte hayata geçirilen önemli sahne, moda, kültür ve sanat projelerinde markanın artistik vizyonunu temsil edecek.

Selen Kaya
Selen Kaya

M·A·C’in yaratıcı projeleri, içerik üretimi, medya çalışmaları ve özel etkinliklerinde uzun süredir aktif rol üstlenen Kaya, yeni görevinde markanın makyaj sanatına yaklaşımını farklı yaratıcı disiplinlerle buluşturacak. Türkiye’de ve global ölçekte hayata geçirilen projelerde yalnızca uygulama aşamasında değil; makyaj vizyonunun ve yaratıcı yaklaşımın şekillendiği süreçlerde de aktif rol üstlenecek. Sahne sanatları ve konserlerden moda ve backstage çalışmalarına, celebrity makyajlarından editoryal çekimlere ve kültür-sanat projelerine uzanan farklı alanlarda M·A·C’i temsil edecek olan Kaya; medya, influencer, içerik üreticileri, ünlü isimler ve profesyonel makyaj sanatçılarıyla gerçekleştirilen çalışmalarda da markanın yaratıcı ve profesyonel bakış açısını yansıtmaya devam edecek. Bunun yanı sıra masterclass’lar, özel etkinlikler ve M·A·C’in global ve lokal artist ekipleriyle gerçekleştirilen çalışmalar aracılığıyla deneyimini farklı kitlelerle buluşturmayı sürdürecek.

Selen Kaya, yeni rolüyle ilgili olarak şunları söyledi:

“Uzun yıllardır parçası olduğum M·A·C dünyasında makyaj sanatını farklı yaratıcı disiplinlerle buluşturan projelerde yer almak benim için her zaman çok değerli oldu. Senior Artist rolüyle birlikte bu deneyimi hem Türkiye’de hem de global ölçekte daha geniş bir alana taşıyacak olmak beni çok heyecanlandırıyor. Sahne, moda, kültür ve sanat dünyasının farklı projelerinde yalnızca makyajı uygulayan değil, yaratıcı sürecin bir parçası olan ve projenin görsel dünyasına katkı sağlayan bir artist olarak yer almak benim için bu yeni rolün en heyecan verici taraflarından biri. Global ve yerel ekiplerle birlikte yeni fikirler geliştirmeye ve M·A·C’in makyaj sanatına yaklaşımını farklı platformlarda güçlü ve özgün biçimlerde ifade etmeye devam edeceğim.”

Selen Kaya

John Richmond SS27 için Kontrollü ve Asi Saç Görünümleri

John Richmond’ın SS27 koleksiyonu için Londra Moda Haftası’nda yapısal ama kontrollü biçimde dağınık saç görünümleri TONI&GUY Artistic Director Fabrizio Palmieri ve Session Team tarafından yaratıldı. Koleksiyonun ışık-karanlık, yapı-yumuşaklık ve kontrol-içgüdü arasındaki gerilimi saç tasarımına da taşındı.

Londra Moda Haftası’nda John Richmond’ın Spring/Summer 2027 koleksiyonu yalnızca moda tasarımlarıyla değil, sahne arkasında yaratılan güçlü saç görünümleriyle de dikkat çekti.

TONI&GUY Artistic Director Fabrizio Palmieri, TONI&GUY Session Team ile birlikte John Richmond SS27 defilesinin saçlarını hazırladı. Defile 19 Eylül 2026 tarihinde Londra Moda Haftası kapsamında gerçekleşti.

Koleksiyonun ana fikrindeki kontrollü yapı ile ham, doğal enerji arasındaki karşıtlık saç tasarımına da doğrudan yansıtıldı.

Temiz siluet, kontrollü dağınıklık

John Richmond SS27 saç görünümlerinin temelinde temiz ve heykelsi bir siluet bulunuyor.

Ancak bu düzgün yapı, kusursuz ve fazla kontrollü bir bitişle tamamlanmıyor. Aksine saçta kişisel doku ve doğal hareket korunarak bilinçli biçimde “undone”, yani hafifçe tamamlanmamış bir görünüm yaratılıyor.

Bu yaklaşım, saçın formunu güçlü tutarken görünümün fazla sertleşmesini engelliyor.

Siyah tüy detayı saç görünümünü dönüştürüyor

Defile saçlarının en dikkat çekici detaylarından biri ise stile eklenen siyah, tüy benzeri grafik unsur.

Bu detay, saçın içinden geçen ve neredeyse elektrik etkisi yaratan bir müdahale gibi çalışıyor. Grafik dokunuş, temiz saç siluetini bozmak yerine ona daha güçlü, daha karanlık ve daha deneysel bir kimlik kazandırıyor.

Ortaya çıkan görünüm kontrollü ama tamamen sınırlandırılmış değil.

John Richmond SS27’de ışık ve karanlık karşı karşıya

John Richmond’ın Spring/Summer 2027 koleksiyonu da saçlarla benzer bir karşıtlık üzerine kuruluyor.

Koleksiyon; ışık ve karanlık, yapı ve yumuşaklık, kontrol ve içgüdü arasındaki gerilimi araştırıyor. İlham kaynakları arasında White Light, White Heat enerjisi öne çıkıyor.

Tasarımlar; heykelsi siluetler, mimari çizgiler, transparanlık ve kontrast üzerinden şekilleniyor.

Koleksiyon aynı zamanda müzik, elektrik ve hafıza kavramlarından besleniyor. Böylece ortaya hem kesin hem de içgüdüsel görünen bir estetik çıkıyor.

Saç ve koleksiyon aynı dili konuşuyor

John Richmond SS27 defilesinde saç tasarımı, koleksiyondan bağımsız bir güzellik unsuru olarak değil, bütün sahne anlatısının parçası olarak ele alınıyor.

Saçtaki heykelsi yapı koleksiyondaki mimari çizgileri desteklerken, doğal doku ve hafif dağınık bitiş kıyafetlerdeki yumuşaklık ve içgüdü hissini tamamlıyor.

Siyah tüy detayı ise koleksiyonun karanlık ve elektrik yüklü tarafını görünür hale getiriyor.

Fabrizio Palmieri ve TONI&GUY Session Team imzası

Defile saçlarının yaratıcı yönetimini Fabrizio Palmieri üstlendi.

TONI&GUY Session Team ile birlikte hazırlanan saç görünümleri, markanın moda haftalarındaki teknik ve editorial yaklaşımını yeniden ortaya koyuyor.

Defilede öne çıkan şekillendirme ürünü olarak label.m Fashion Edition Ultimate Hairspray kullanıldı.

Editörün yorumu:

John Richmond SS27 saçları, podyum saç tasarımında güçlü bir form yaratmanın mutlaka kusursuz ve sert bir bitiş anlamına gelmediğini gösteriyor.

Burada asıl etki, kontrol ile doğallık arasındaki dengeden geliyor.

Saçın kişisel dokusunu tamamen ortadan kaldırmadan heykelsi bir siluet yaratılması ve ardından grafik siyah detayla görünüme beklenmedik bir kırılma eklenmesi, koleksiyonun moda diliyle başarılı biçimde örtüşüyor.

Bu yönüyle John Richmond SS27, profesyonel kuaförler için özellikle editorial styling, tekstür ve kontrollü dağınıklıkkonusunda güçlü bir referans sunuyor.

Steven Smart – APEX Collection

Steven Smart’ın APEX Collection çalışması; futuristik, post-apokaliptik bir dünyayı pastel tonlar, keskin çizgiler, kontrastlar ve dramatik saç formlarıyla yorumluyor. Koleksiyon, klasik formları güçlü teknik ve sıra dışı renk yerleşimleriyle yeniden tanımlıyor.

Saç tasarımında gelecek fikri çoğu zaman metalik yüzeyler, keskin hatlar ve sıra dışı renklerle anlatılır. Steven Smart APEX Collection ise bu yaklaşımı daha karanlık, daha sinematik ve daha güçlü bir anlatıya dönüştürüyor.

APEX, futuristik ve post-apokaliptik bir dünyanın saç üzerinden yorumlandığı bir koleksiyon. Steven Smart’ın tanımında çalışma; çarpıcı renk kullanımı, detaylı yerleşimler ve dramatik formlarla şekilleniyor. Keskin ve kontrast yaratan çizgiler, bağlantısız kesimler, pastel tonlar, ince paneller ve yumuşak geçişlerle bir araya geliyor. 

Koleksiyon görselleri de bu yaklaşımı açık biçimde destekliyor. Bir yanda grafik boblar ve keskin kaküller, diğer yanda yumuşak bukleler, pastel pembe tonlar, açık platinler ve mavi-siyah kontrastlar yer alıyor. Böylece APEX tek bir saç formuna bağlı kalmadan aynı hikâyeyi farklı karakterler üzerinden anlatıyor. 

APEX’te kontrast tasarımın merkezinde

APEX Collection’ın en güçlü yanı, zıtlıkları bilinçli biçimde kullanması.

Sert çizgiler ile yumuşak geçişler, keskin kesimler ile klasik hareket, güçlü kontrastlar ile pastel tonlar aynı görsel dil içinde buluşuyor. Steven Smart, en basit ve klasik form ile hareketin bile doğru teknik, ton ve kontrast kullanımıyla dramatik hale getirilebileceğini vurguluyor. 

Bu yaklaşım, koleksiyona yalnızca futuristik bir görüntü değil, aynı zamanda profesyonel kuaförlük açısından güçlü bir teknik derinlik kazandırıyor.

Bağlantısız kesimler ve grafik yüzeyler

APEX Collection’da kesim tekniği, renk kadar belirleyici bir rol oynuyor.

Özellikle bob formlarda görülen net hatlar, yüz çevresinde oluşturulan keskin paneller ve birbirinden bağımsız görünen kesim bölümleri koleksiyonun karakterini oluşturuyor.

“Disconnected cuts” olarak tanımlanan bu yaklaşım, saçın tek bir bütün olarak değil, farklı geometrik alanlardan oluşan bir tasarım yüzeyi gibi ele alınmasını sağlıyor. 

Bu nedenle APEX’te kesim ve renk birbirinden ayrı iki teknik değil; aynı tasarımın iki tamamlayıcı unsuru olarak çalışıyor.

Pastel tonlar sert formları yumuşatıyor

Koleksiyon yalnızca sert ve agresif bir gelecek vizyonuna dayanmıyor.

Pastel pembe, açık sarı, yumuşak platin ve daha sakin geçişler, sert kesim çizgilerinin etkisini dengeliyor. Bu karşıtlık, koleksiyona daha rafine bir yapı kazandırıyor.

Özellikle yumuşak pastel panellerin dramatik formlarla birlikte kullanılması, APEX’i yalnızca avangart bir çalışma olmaktan çıkarıp daha sofistike bir editorial koleksiyona dönüştürüyor. 

Yapay zekâ sonrası dünyaya güçlü bir saç yorumu

APEX’in yaratıcı fikrindeki en dikkat çekici unsur, yapay zekâ sonrası bir dünya fikri.

Steven Smart koleksiyonu, “post-artificial intelligence uprising” sonrası hayatta kalmak için gereken güç, tavır ve azmingörsel karşılığı olarak tanımlıyor. 

Bu ifade koleksiyona yalnızca estetik değil, kavramsal bir boyut da kazandırıyor.

Saç burada geleceğin nasıl görüneceğine dair doğrudan bir cevap vermiyor. Bunun yerine teknoloji, insanlık ve kimlik arasındaki gerilimi moda ve kuaförlük diliyle yorumluyor.

Steven Smart imzası

APEX Collection’ın saç tasarımları Steven Smart tarafından Smartest 73 bünyesinde hazırlandı. Asistan olarak Jo Lomax, makyajda Debra Smart, styling’de Ginder Ninja, fotoğraflarda ise Jamie Blanshard yer alıyor. 

Basın dosyasında Steven Smart ayrıca British Colour Technician of the Year unvanıyla anılıyor. 

Steven Smart ve Smartest 73’ün uluslararası başarıları

Steven Smart ve Smartest 73 ekibinin geçmişinde çok sayıda uluslararası başarı bulunuyor.

Basın dosyasına göre ekip; British Hairdressing Awards, Behind the Chair ONE SHOT! Awards, OMC World Hairdressing Championships, AIPP Awards ve Australian Hair Fashion Awards gibi önemli organizasyonlarda ödül ve adaylıklar elde etti. 

AIPP Awards’ta Grand Trophy 2024 ve Commercial Collection of the Year 2024 ödülleri de bu başarılar arasında yer alıyor. 

Basın dosyasında Steven Smart’ın aynı zamanda uluslararası eğitmen, platform sanatçısı, yaratıcı direktör, yarışma eğitmeni ve jüri üyesi olduğu da belirtiliyor. 

Editörün yorumu:

APEX Collection, geleceği yalnızca “teknolojik” bir estetikle anlatmak yerine daha sert, daha karanlık ve daha karakterli bir dünya kuruyor.

Koleksiyonun başarısı, bu atmosferi yalnızca saç rengiyle değil; kesim, form, hareket ve kontrastın birlikte çalışmasıyla yaratmasında yatıyor.

Profesyonel kuaför açısından bakıldığında APEX’in verdiği en önemli mesaj şu: Geleceğe dönük bir saç tasarımı yaratmak için mutlaka karmaşık bir form gerekmiyor. Doğru teknik, güçlü bir renk yerleşimi ve kontrollü kontrast, en klasik formu bile sıra dışı hale getirebilir.