Ana Sayfa Blog

SHEMANO – Kaliteye atılan imza.

0
SHEMANO

Bazı markalar pazarda yer almak için doğar. Bazıları ise bir ihtiyacın içinden doğar. SHEMANO, kuaför ve berber sektöründe yıllardır görmezden gelinen bir gerçeği merkeze alarak yola çıktı:

Profesyoneller, geçici çözümleri değil, uzun ömürlü ve kendilerini temsil eden ekipmanları hak eder.

2010 yılında temelleri atılan marka, bugün yalnızca penuar üreten bir firma değil; salon tekstilinde kalite, dayanıklılık ve kişiselleştirme odaklı yaklaşımıyla sektöre yön veren bir yapı haline gelmiş durumda.

SHEMANO’nun doğuşunu, üretim felsefesini, gelecek vizyonunu ve arkasındaki aile hikâyesini markanın temsilcisi Fisun Kaya ile konuştuk.

Oğulcan Kaya – Fisun Kaya

SHEMANO Nasıl Doğdu?

SHEMANO’nun temeli 2010 yılında, tekstil üretimi yapan bir aile girişimi olarak atıldı. İlk günden itibaren sahada yapılan gözlemler çok netti. Kuaför ve berber sektöründe kullanılan penuar, önlük ve havluların büyük bir bölümü ya düşük kaliteli ya da sektörün gerçek ihtiyaçlarına uygun değildi. Su geçiren penuarlar, boyadan etkilenen havlular, kısa sürede form kaybeden önlükler profesyoneller için ciddi bir sorun oluşturuyordu. SHEMANO bu sektöre dışarıdan bakmadı. Salonları gezdi, ustaları dinledi, çırakları dinledi. Ve şu ilkeyle yola çıktı:

“Bu sektör geçici ürün değil, dayanıklı ekipman hak ediyor.”

Bugün SHEMANO, yalnızca penuar üreten bir marka değil; profesyonel salon tekstili alanında uzmanlaşmış bir üretici markadır.

SHEMANO Ürünlerini Farklı Kılan Nedir?

SHEMANO ürünlerinde farkı yaratan unsur süs değil, performanstır.

  • Su itici özel kumaşlar
  • Boya ve kimyasala dayanıklı yapı
  • Hafif ama sağlam dokuma
  • Nefes alabilirlik
  • Uzun ömürlü kullanım

Ucuz ürünler kısa süre idare eder. Ürünlerimiz yoğun salon temposuna dayanacak şekilde tasarlanır. Bunun yanında SHEMANO, salonların yalnızca kaliteli ürüne değil, kendilerini yansıtan ürünlere de ihtiyaç duyduğunu erken fark etti.

Bu nedenle kişiselleştirme uygulamaları üretimin doğal bir parçasıdır:

  • İsim baskısı
  • Logo uygulaması
  • Kurumsal renk uyumu

Kişiselleştirilmiş penuar ve tekstil ürünleri salonlara;

  • Profesyonel ve kurumsal görünüm
  • Müşteri güveni
  • Marka hatırlanırlığı
  • Sosyal medyada güçlü görsel etki kazandırır.

Günlük Kullanım Tasarıma Nasıl Yansıyor?

SHEMANO masa başı bir marka değildir. Her yeni ürün geliştirme sürecinde şu soru sorulur: “Bu ürünü günde 12 saat kullanan kişi ne ister?”

Sahadan gelen geri bildirimler doğrudan üretim planına yansır. Yaka ölçüsü, omuz oturuşu, boya sıçrama riski, cep ihtiyacı. Bir model gerekirse birkaç kez revize edilir. SHEMANO’da “olmadan” hiçbir ürün piyasaya çıkmaz.

Malzeme Seçimi ve Üretim Standartları

SHEMANO’da her ürün üretim öncesi ve sonrası kontrolden geçer. Kumaş gramajı, dokuma sıklığı, su iticilik testleri, çekme oranı. Üretimde özellikle şu konulara dikkat edilir: Dikiş mukavemeti, kenar temizliği, yıkama sonrası form koruma, logo ve baskı kalıcılığı.

Ürünler vitrine göre değil, yoğun salon kullanımına göre üretilir.

SHEMANO’nun Gelecek Vizyonu

SHEMANO artık yalnızca bir penuar markası değil, bir salon tekstil markasıdır. Güzellik salonlarına özel koleksiyonlar, Avrupa pazarında büyüme (özellikle Almanya), daha teknik kumaş yatırımları, profesyonel set sistemleri ve markayı uluslararası konuma taşımak hedeflerimiz arasında. SHEMANO üretici kalmaya devam edecek, ancak global düşünecektir.

Kuaför ve Berberlere Mesajımız

Ucuz ürün sizi bir süre idare eder.Kaliteli ürün sizi temsil eder.

SHEMANO ürünleri sadece tekstil değildir. Salonunuzun imajıdır.

Marka vaadimiz: Profesyonel salonlar için uzun ömürlü ve kimlik kazandıran tekstil.

Aileden Gelen Bir Marka

SHEMANO’nun temeli 2010 yılında eşim Zihni Kaya tarafından atıldı. Bu yolculuk onun vizyonuyla başladı. Bugün ise ben ve oğlum Oğulcan bu bayrağı devralmış durumdayız. Bu bizim için yalnızca bir iş değil, bir emanettir. Üretimin içindeyiz. Kararların içindeyiz. Sahanın içindeyiz. Oğulcan genç bakış açısıyla yeni nesli temsil ederken, ben üretim disiplini ve kalite standartlarını koruyorum.

2025 yılı SHEMANO için önemli bir dönüm noktası oldu.Marka danışmanımız ve iş ortağımız İlker Akdeniz’in katılımıyla:

  • Marka konumlandırması netleşti
  • Koleksiyon yapısı güçlendi
  • İhracat hedefleri somutlaştı
  • Kurumsal kimlik ve iletişim dili kuvvetlendi

Hedefimiz net: SHEMANO’yu Türkiye’de sektör liderlerinden biri yapmak ve Avrupa pazarında güçlü bir marka olarak konumlandırmak.

Aile köklerine sahibiz.Vizyonumuz uluslararası.

Christos Michailidis’in Çift Dünyası

0
Christos Michailidis

Christos Michailidis, salon hayatının ticari gerçekleri ile sanatsal üretimin sınırsız özgürlüğü arasında güçlü bir köprü kuran nadir isimlerden biri.

Günümüz kuaförlük dünyasında yalnızca teknik olarak iyi olmak artık yeterli değil. Modern kuaför; bir sanatçı gibi düşünebilen, bir girişimci gibi hareket edebilen ve dijital dünyada kendini doğru ifade edebilen çok yönlü bir profesyonel olmak zorunda. Bu dengeyi gerçekten başarabilen isimlerin sayısı ise oldukça az.

Yunan saç sanatçısı, eğitmen ve Schwarzkopf Professional uluslararası elçisi Christos Michailidis de bu nadir isimlerden biri.

Christos Michailidis
Christos Michailidis

Christos’un işleri iki paralel dünyada var oluyor: Bir yanda konsept fotoğraf projeleri ve sanatsal çalışmalar, diğer yanda ise sandalyenin arkasında, gerçek müşteriler için yaratılan giyilebilir ama karakter sahibi saç tasarımları.

Türkiye’de de Schwarzkopf Professional etkinliklerinde sahne alarak vizyonunu meslektaşlarıyla paylaşan Christos ile bu röportajda; ticaret ile sanatı nasıl dengelediğini, yaratıcılığın iş başarısını nasıl beslediğini ve kişisel ifadeye alan açmanın neden artık bir lüks değil, zorunluluk olduğunu konuştuk.

Yunan saç sanatçısı ve Schwarzkopf Professional uluslararası elçisi Christos Michailidis ile salon hayatı, sanatsal üretim, sosyal medya ve yaratıcılığın ticari başarıya etkisi üzerine konuştuk.
Sanat ve ticaret arasındaki dengeyi nasıl kurduğunu anlattı.

Salonda aktif olarak çalışırken aynı zamanda sanatsal projeler üretiyorsunuz. Bu iki dünyayı nasıl dengeliyorsunuz?

Benim için bunlar iki ayrı dünya değil — birbirini besleyen iki alan. Salon, beni yere sağlam basan biri yapıyor. Gerçek insanlarla, gerçek saçlarla ve gerçek ihtiyaçlarla bağlantıda kalmamı sağlıyor. Bu bağ, neden bu mesleği seçtiğimi her gün yeniden hatırlatıyor.

Sanatsal projelerim ise bana deneme yapma, sınırları zorlama ve fikirleri özgürce keşfetme alanı açıyor. Sadece bir teknisyen olarak değil, bir saç sanatçısı olarak büyümemi sağlıyor.

Birini “iş”, diğerini “sanat” olarak ayırmayı bıraktığımda denge zaten kendiliğinden oluşuyor. Sandalyenin arkasında da olsam, konsept bir projede de çalışsam, aynı yaratıcı kimliği ifade ediyorum.

Ticari olarak güvenli olanla yaratıcı olarak cesur olan arasında kaldığınız oluyor mu? Bununla nasıl başa çıkıyorsunuz?

Elbette. Bu gerilim her zaman var. Ticari işler işi ayakta tutar, faturaları öder. Cesur yaratıcılık ise ruhu besler. İkisini birbirine rakip gibi görmek yerine birlikte var olmalarına izin vermeyi öğrendim.

Tıkandığımı hissettiğimde şunu kendime hatırlatırım: Bugün cesur görünen pek çok fikir, yarının ticari standardı haline gelir.

Sanatsal çalışmalarınız salonunuza gelen müşteri profilini nasıl etkiliyor?

Bireyselliğe değer veren ve yaratıcılığa güvenen müşterileri çekiyor.

Birçok kişi sadece “saç yaptığımı” değil, saç üzerinden hikâye anlattığımı gördüğü için geliyor.

Saçlarının giyilebilir olacağını ama aynı zamanda karakter ve anlam taşıyacağını biliyorlar.

Bir saç tasarlarken önce giyilebilirliği mi, görsel etkiyi mi, yoksa konsepti mi düşünüyorsunuz?

Hepsini aynı anda. Güçlü bir konsept, birinin kafasında yaşayamazsa anlamsızdır. Sadece giyilebilirlik ise arkasında bir fikir yoksa sıkıcı hale gelir. Ben her zaman konsept, etki ve gerçek hayatın doğal bir dengede buluşmasını hedeflerim.

Instagram’da hem sanatsal fotoğraflar hem de günlük salon reels’ları paylaşıyorsunuz. Bu ikilik neden sizin için önemli?

Çünkü gerçekliği yansıtıyor. Sadece stüdyoda sanat yapan biri değilim, sadece sandalyenin arkasında çalışan bir kuaför de değilim. Her iki tarafı da göstermek dürüstlük ve güven yaratıyor. İnsanlar kim olduğumu ve nasıl çalıştığımı bütünsel olarak görebiliyor.

Sosyal medya yaratıcılıkla ilişkinizi nasıl değiştirdi?

Beni daha bilinçli olmaya itti. Sosyal medya çok hızlı ve çok gürültülü bir alan. Bu yüzden trend olanı değil, bana gerçek gelen işi üretmeye odaklanıyorum. Küresel bir kitleye ulaşmak ilham verici, ama algoritmaların yaratıcılığımı yönetmesine izin vermiyorum.

İş açısından baktığınızda sanatsal projeleriniz ticari büyümeye nasıl katkı sağlıyor?

Sanat kimlik oluşturur. Sizi kalabalıktan ayırır.

Sanatsal projelerim estetik anlayışımı ve değerlerimi netleştiriyor. Bu da doğru müşterileri, doğru iş birliklerini ve doğru fırsatları çekiyor. Yaratıcılık benim için uzun vadeli bir iş yatırımıdır.

Bu yaratıcı projeler size duygusal olarak ne kazandırıyor?

Özgürlük.

Kelimelerle ifade edemediğim şeyleri bu projelerle anlatabiliyorum. Beni yeniden şarj ediyor, zorluyor ve bu mesleğe neden âşık olduğumu hatırlatıyor.

“Yaratıcı olmaya vaktim yok” diyen kuaförlere ne söylersiniz?

Yaratıcılık her zaman büyük prodüksiyonlar demek değildir. Bazen bir saç kesimi, bazen bir fotoğraf, bazen işten sonra gelen küçük bir fikir yeterlidir. Eğer “zamanı” beklerseniz, sonsuza kadar beklersiniz. Yaratıcılık, farklı düşünmeye izin verdiğiniz anda başlar.

Geleceğe baktığınızda sizi en çok ne heyecanlandırıyor?

Sınırsız gelişim.Yaratıcı olarak evrilmek, sanatsal dilimi genişletmek ve sanat, eğitim ve salon hayatının bir arada, doğal şekilde var olduğu bir kariyer inşa etmeye devam etmek.

Yaratıcı olmak için daha fazla zamana ihtiyacın yok.
Kendine yaratıcı olmak için izin vermen gerekiyor.

French Blending Tekniği Hakkında Herşey

0
FRENCH BLENDING

French Blending tekniğine odaklanan özel bir eğitime, Le Colectif ekibinden kuaförler Sabit Akkaya, Cemil İrez, Doğan Kopal, Sezgin Köle ve Zeynep Acar, L’Oréal Profesyonel Eğitim Müdürü Merve Ertürk liderliğinde ve L’Oréal Profesyonel Eğitim ekibinden Mustafa Ege eşliğinde katıldılar.

FRENCH BLENDİNG

Paris’te gerçekleşen bu değerli deneyimin perde arkasını, eğitimin Türkiye kuaför sektörüne sağlayacağı katkıları ve geleceğe dair hedefleri Merve Ertürk ile konuştuk.

FRENCH BLENDING MERVE ÖZTÜRK
Merve Öztürk -Kérastase & L’Oréal Professionnel Eğitim Müdürü

French Blending, L’Oréal Professionnel’in global vizyonunda nasıl bir yere sahip?

French Blending, L’Oréal Professionnel’in profesyonel salon deneyimini daha kişisel, daha modern ve daha katma değerli hale getirme vizyonunun önemli bir parçası.Bugün tüketicilerin beklentileri ciddi şekilde değişti. Kadınlar artık daha doğal, daha yumuşak geçişli ve bakımı daha kolay renkler istiyor. O eski opak, tek ton kapama anlayışı yerini daha transparan, daha boyutlu sonuçlara bırakıyor.French Blending tam olarak bu ihtiyaca cevap veriyor. Paris’ten ilham alan bu yaklaşım, salon servisini sadece teknik bir uygulama olmaktan çıkarıp, kişiye özel tasarlanmış bir güzellik deneyimine dönüştürüyor.

Kuaförü bir uygulayıcıdan çok, bir tasarımcı olarak konumlandırıyor.

French Blending’i diğer tekniklerden ayıran en önemli fark nedir?

En büyük fark, tek bir servis içerisinde üç farklı teknik sunması ve tamamen kişiselleştirilebilir olması.

  • First Blending: Güneşte doğal şekilde açılmış gibi yumuşak ve ışıltılı bir görünüm sağlar.
  • Retouch Blending: Daha belirgin geçişlerle şık ve dikkat çekici bir etki yaratır.
  • Total Blending: Saçta maksimum derinlik ve boyut algısı oluşturur.

Bu yapı sayesinde her kadının ihtiyacına göre farklı bir sonuç tasarlanabilir.Ayrıca önemli bir gerçek var: Evde boyamanın arttığı bir dönemdeyiz.

Ancak French Blending, evde elde edilemeyecek bir artistik derinlik ve profesyonel tasarım sunuyor. Bu da salonun servislerini yeniden güçlendiriyor.

Eğitimde kuaförleri en çok etkileyen nokta ne oldu?

En çok etkilendikleri nokta, beyaz kapatma servisinin nasıl “yüksek katma değerli” bir servise dönüşebildiğini görmek oldu.Türkiye’de salon renklendirme servislerinin yaklaşık %60’ını beyaz kapatma oluşturuyor. Ancak klasik beyaz kapatma servislerinde genellikle daha az boyut ve daha az kişiselleştirme alanı bulunur.French Blending ise tam tersine; daha fazla boyut, daha fazla yaratıcılık ve daha yüksek servis değeri sunuyor.Bu servis; iNOA, Majirel, Dia Color ve Dia Light ile birlikte uygulanıyor. Bu ürün kombinasyonu sayesinde hem güçlü kapama hem de transparan ve doğal sonuçlar bir arada sunulabiliyor. Kuaförler için bu, rutini sanata dönüştüren bir bakış açısı oldu.

Türkiye’deki kuaförlere en büyük katkısı ne olacak?

En büyük katkı, beyaz kapatma servisinin işletme açısından yeniden konumlandırılması olacak.French Blending, farklı fiyat katmanlarıyla  sunulabiliyor. Bu da sadece top segment salonlar için değil, farklı segmentlerdeki salonlar için de uygulanabilir bir model oluşturuyor.Yani her salon kendi müşteri profiline uygun bir French Blending servisi tasarlayabilir.Bu hem servis başına kazanılan değeri artırıyor hem de salonun toplam cirosuna olumlu yansıyor. Aynı zamanda müşteriye “sadece kapama” değil, boyut ve ışıltı içeren bir deneyim sunulmuş oluyor.

Bu teknik tüketici beklentilerine nasıl cevap veriyor?

Kadınların beklentileri değişti. Daha doğal görünen, daha az bakım gerektiren ve daha yumuşak geçişli renkler tercih ediliyor. Transparan boyalara olan talep artarken, opak kapama anlayışı geride kalıyor. French Blending tam olarak bu yeni beklentilere cevap veren, profesyonellere özel geliştirilmiş bir teknik.Hem mevcut müşterilerin beklentisini karşılıyor hem de “evde boyama” alışkanlığına alternatif sunarak yeni müşterileri salona kazandırma potansiyeli taşıyor.

Bu projede sizi en çok gururlandıran detay nedir?

Global bir vizyonun Türkiye’de bu kadar hızlı sahiplenilmesi beni en çok gururlandıran nokta oldu.

Türk kuaförlerinin öğrenme tutkusu gerçekten çok güçlü.

French Blending’i hemen benimsemeleri ve standart bir beyaz kapatma servisini daha değerli bir servise dönüştürmeleri çok etkileyiciydi. Bu dönüşüm, doğru teknik ve doğru ürün kombinasyonunun sektörde nasıl fark yaratabileceğini net şekilde gösterdi.

Önümüzdeki dönemde benzer projeler olacak mı?

Kesinlikle. İnovasyon, L’Oréal Professionnel’in temel değerlerinden biri. Global trendleri ve yeni teknikleri Türkiye’ye eş zamanlı taşımaya devam edeceğiz.French Blending bu yolculuğun başlangıcı.

Önümüzdeki dönemde de hem yaratıcı hem ticari açıdan salonları destekleyen projelerle sektörün gelişimine katkı sağlamayı sürdüreceğiz.

Margot Robbie ve saçtan yapılmış elbisesi

0
margot robbie

Margot Robbie, moda, tarih ve saç sanatını cesur ve yeni bir şekilde birleştirerek kırmızı halıda bir kez daha tüm bakışları üzerine çekti.

Haber: Sergi Bancells

Londra’daki Wuthering Heights galasında Margot Robbie, moda provokatörü Dilara Findıkoğlu tarafından tasarlanan, kısmen örgülü insan saçından yapılmış çarpıcı bir elbise giydi . Bu, sıradan bir moda gösterisinden çok daha fazlasıydı. Robbie, ilham kaynağının Viktorya dönemi yas gelenekleri, özellikle de ölen sevdiklerinin saçlarından mücevher yapma geleneği olduğunu açıkladı; bu, anıyı fiziksel biçimde korumayı amaçlayan duygusal ve sembolik bir uygulamaydı.

Yaratıcı ilham kaynağı, Charlotte Brontë’ye ait olduğuna inanılan ve kız kardeşleri Emily ve Anne’in saçlarını içerdiği söylenen bir bileklik replikasıydı. Robbie’nin sol bileğinde bulunan bileklik, Türk asıllı modacı Fındıkoğlu ve saç stilisti Claire Moore’u, elbisenin konseptini saçın duygusal ve tarihi önemi etrafında oluşturmaya, hatta tonları tam olarak eşleştirmek için Brontë Papaz Evi Müzesi’ni ziyaret etmeye bile ilham verdi.

EL iŞÇiLiĞi VE SEMBOLiZM: SAÇ ODAKLI BiR SAYGI DURUŞU

Elbise başlı başına büyüleyici : görünür balenleri olan krem ​​rengi bir korse, şeffaf panellere doğru akıyor ve üzerine zeytin yeşili örgülü saçlar yerleştirilerek Robbie’nin vücudunu saran ve dizlerde çaprazlanan dış bir korse yapısı oluşturuluyor. Saç çiçekleri tasarımın her yerine yerleştirilmiş ve arkadaki omurga benzeri korse bağcığı gotik bir yapı ve dramatik bir hava katıyor.

Titizlikle gerçekleştirilen bu süreçte, 61cm uzunluğundaki 22 tutam saç , bir ekip zanaatkâr tarafından örülerek elbiseye elle dikildi. Bu çalışmayla haute couture işçiliği ile saç sanatı bir araya getirilmiş oldu.

margot robbie
LONDON, ENGLAND – FEBRUARY 05: Margot Robbie attends the “Wuthering Heights” UK Premiere at Odeon Luxe Leicester Square on February 05, 2026 in London, England. (Photo by Samir Hussein/WireImage)

GOTiK ROMANTiZMDEN iLHAM ALAN EKSiKSiZ BiR GÖRÜNÜM.

Styling, anlatıyı güçlendirdi: iki arşivlik Boucheron broş (biri örgülü saç gerdanlığında, diğeri elbisede), garnet ve inci küpeler ve Jessica McCormack imzalı 4 karatlık yakut yüzük. Saç stilisti Bryce Scarlett, yüzü çerçeveleyen narin tutamlarla yumuşak, kıvrımlı alçak bir topuz yarattı – romantik, zarif ve temayla mükemmel bir uyum içinde. Pati Dubroff’un makyajı, şampanya tonları ve minimal kontrastla yumuşak ve sade bir görünüm sağlayarak saç ve elbisenin ön plana çıkmasını sağladı.

Bu görünüm, kırmızı halı etkisinin çok ötesine geçiyor; saçın yüksek modada nasıl bir anlatı ve sanatsal araç olarak işlev görebileceğine dair güçlü bir ifade.

Kuaförlük sektörü, saç aracılığıyla tarihsel ve kültürel hikaye anlatımını giderek daha fazla benimsiyor.
Robbie’nin bu tarzı, kuaförler, tasarımcılar ve sanatçılar gerçekten iş birliği yaptığında nelerin mümkün olduğunun çarpıcı bir örneği olarak öne çıkıyor.

Polychrome ve Schwarzkopf Professional

0
Schwarzkopf Professional

Polychrome ile Schwarzkopf Professional, Authority in Color vizyonu doğrultusunda 2026 yılında renklendirme servislerini yalnızca geliştirmekle kalmıyor, baştan tanımlıyor. 

Schwarzkopf Professional markasının bu yeni dönem odağında; renk ustalığını kişiselleştirilmiş lüksle buluşturan, ticari açıdan güçlü ve tüketici beklentileriyle uyumlu yeni servis yaklaşımı Polychrome yer alıyor.

Polychrome, çok tonlu renk uygulamalarına yepyeni bir estetik anlayış kazandırıyor. Sarışınlıkta derinlik, hareket ve çok boyutlu ifade yaratmayı hedefliyor. Her geçiş, her kontrast ve her ışıltı; saçı yalnızca renklendirmekle kalmıyor, karakter kazandırıyor.

Schwarzkopf Professional

Polychrome Nedir?

Polychrome, yalnızca bir teknik değil; kişiye özel tasarlanan premium bir renk deneyimi.

2026’nın saç estetiğini şekillendirmesi beklenen bu servis yaklaşımı, salonlara hem yaratıcı hem de ticari açıdan yeni fırsatlar sunuyor.

Polychrome’un öne çıkan özellikleri:

  • Doğal tonlardan cesur moda tonlara kadar geniş uygulama alanı.
  • Tüm saç dokuları ve zeminleri için uyarlanabilir yapı.
  • 2–4 özenle seçilmiş ton ve kişiselleştirilmiş yerleşimle çalışma imkânı.
  • Salonda hızlı, verimli ve premium algısı yüksek sonuçlar.

Bu yönüyle Polychrome, salonların hem yeni müşteri kazanmasını hem de mevcut müşterilerle uzun soluklu bağlar kurmasını destekliyor.

İlham Veren 3 Polychrome Yorumu

Schwarzkopf Professional saç sanatçıları, Polychrome’un çok yönlülüğünü göstermek için farklı saç dokuları ve zeminleri üzerinde 8 özgün görünüm yarattı:

  • Polychrome Apricot
  • Polychrome Honey

Bu görünümler, Polychrome’un basit uygulanabilirlik ile yüksek etkiyi nasıl bir araya getirdiğini ve her müşteride nasıl benzersiz sonuçlar ortaya koyduğunu net biçimde gösteriyor.

Polychrome Pearl ve Emre Ayaksız İmzası

polychrome emre ayaksız

Uluslararası projelerde yer alan başarılı saç sanatçısı Emre Ayaksız, Polychrome koleksiyonundaki 
Polychrome Pearl görünümünün yaratıcıları arasında bulunuyor.

Ayaksız’ın yorumu; soğuk ve sıcak yansımaların dengelendiği, ışıkta farklı boyutlar kazanan sofistike bir sarışınlık anlayışını temsil ediyor. Bu katkı, Polychrome’un yalnızca global bir trend değil, aynı zamanda Türk kuaförlerinin yaratıcılığını da dünyaya taşıyan bir platform olduğunu gösteriyor.

polychrome pearl

2026’da Renklendirme Servisleri Bir Üst Seviyeye Taşınıyor

Polychrome; kişiselleştirme, premium algı ve bağ korumasını saç sağlığıyla tek bir serviste buluşturuyor.

Geliştirilmiş Bonding Teknolojisi ve global ilham platformu Hair by Schwarzkopf desteğiyle, salonların renk servislerini büyütmesi için güçlü bir temel sunuluyor.

Schwarzkopf Professional, renge yön vererek kuaför profesyonelleriyle birlikte renklendirmenin geleceğini şekillendirmeye devam ediyor.

Ilume Saç Koleksiyonu : Zamansız Saç Tasarımları

0
llume Saç Koleksiyonu, Mark van Westerop

Ilume Saç Koleksiyonu, Mark van Westerop imzasıyla ışık, sadelik ve kimlikten beslenen modern ve zamansız saç tasarımlarını bir araya getiriyor.

Işığın Saçtaki Zamansız Dili

Uluslararası alanda tanınan saç sanatçısı Mark van Westerop, yeni koleksiyonu Illume ile ışık, sadelik ve kimlik kavramlarını merkezine alan güçlü bir saç hikâyesi sunuyor. Koleksiyon, saçı geçici trendlerin ötesine taşıyarak, kişisel ifadenin vazgeçilmez bir parçası olarak konumluyor.

Illume’de ışık, bir efekt değil; bir dil olarak ele alınıyor. Formu, hareketi ve inceliği görünür kılan bu dil, modern saç tasarımlarına derinlik kazandırıyor.

Işığın Formla Buluşması

Illume Koleksiyonu; yumuşaklık, şeffaflık ve kontrast kavramlarını keşfederek bu öğeleri zamansız ve sofistike saç tasarımlarına dönüştürüyor.

Dağılmış ışık, yumuşak yansımalar ve sessiz gölgeler koleksiyonun duygusal temelini oluşturuyor.

Bu yaklaşım, insan kimliğini yansıtır:

  • Katmanlı
  • Sürekli evrilen
  • Tek boyutlu olmayan

Her görünüm, bu karmaşıklığı denge, hareket ve ölçülülük aracılığıyla yansıtacak şekilde tasarlandı.

Kişisel, Akıllı ve Zamansız Saç Tasarımları

Illume, saçı yalnızca bir stil unsuru olarak değil, kimliğin uzantısı olarak gören bireyler için yaratıldı. Koleksiyondaki kesimler ve formlar, hem editorial çekimlerde hem de salon uygulamalarında güçlü bir etki yaratacak nitelikte.

Öne çıkan özellikler:

Kişiye uyarlanabilir tasarımlar

Doğal ve akışkan dokular

Yumuşak geçişlere sahip katlar

Minimal ama etkileyici formlar

Mark van Westerop Hakkında

Mark van Westerop, Hollanda’nın Alkmaar kentinde bulunan Pro-Solo’nun kurucusu ve kreatif direktörüdür.

30 yılı aşkın sektör deneyimine sahiptir. Üç kez Hollanda Yılın Kuaförü seçilmiş ve Keune Hair Cosmetics Global Cut & Style Elçisidir. Çalışmaları Vogue, Harper’s Bazaar ve Elle gibi prestijli dergilerde yayımlanmış; Karl Lagerfeld, Tommy Hilfiger ve Iris van Herpen gibi tasarımcılarla çalışmıştır.

Sonuç

Illume Koleksiyonu, modern saç tasarımında ışığın gücünü, sadeliğin zarafetini ve kimliğin özgünlüğünü bir araya getiriyor.

Zamansız, sofistike ve kişisel saç görünümleri arayanlar için ilham verici bir koleksiyon.

Aura Erkek Saç Koleksiyonu

0
aura

Aura, saç sanatı üzerinden erkekliğin küratörlü bir keşfidir; gücün yumuşaklıkla buluştuğu, keskinliğin hafif bir şeytanilikle flört ettiği, geleneksel çizgilerin bulanıklaşarak ham, manyetik ve yeni bir ifadeye dönüştüğü bir alan.

Bu sadece bir görünüm serisi değil; bir harekettir. Kalıplara meydan okur, siluetleri yeniden tanımlar ve cesur, modern bir enerjiyi merkezine alır. Burada saç; araçtır, mesajdır ve ruh hâlidir. Her bir form ikiliği anlatır: keskin ama akışkan, maskülen ama eterik, kontrollü ama kaotik.

Günlük dilde; bir kişinin cool, özgüvenli ve inkâr edilemez derecede karizmatik duruşunu tanımlamak için kullanılan “aura” kelimesinden ilham alan bu koleksiyon, ulaşılamaz bir keskinlik yayar.

Bu yalnızca dış görünüşle ilgili değildir; tutumla ilgilidir. Bir gizem hissiyle… Bağırmayan ama etrafa yayılan bir güçle ilgilidir.

Dexter Johnson

Künye

Saç: Dexter Johnson – TONI&GUY London @dexterdapper @toniandguyworld

Makyaj: Adnana Chirila @adnanamakeup

Styling: Borna Prikaski @borna_prikaski

Fotoğraf: David Mannah @davidmannah

Editör Notları

  • TONI&GUY, 1963 yılında Londra Clapham’da tek bir salonla kurulmuş, bugün 40 ülkede 680 salon ile global ölçekte temsil edilen bir markadır.
  • Moda ile kuaförlük arasındaki boşluğu kapatan küresel bir öncü olarak tanınır ve London Fashion Week’in 19 yıldır Resmî İş Ortağıdır.
  • Uluslararası Sanat Ekibi’nin trend belirleyici çalışmaları, global akademilerin yaratıcı ve teknik uzmanlığı ve salonlarda sunulan ilham verici ama ulaşılabilir imaj ile TONI&GUY; çok sayıda ödüle sahip, sektörde eşsiz deneyimi, üst düzey eğitim anlayışı, yüksek müşteri hizmet standartları ve saç bakım bilgisiyle öne çıkan bir markadır.
  • İngiliz halkı oylamasıyla 13. kez üst üste Superbrand, aynı zamanda CoolBrand seçilmiştir.
  • 86 British Hairdressing Awards kazanmıştır.
  • Cos Sakkas, 2022, 2023 ve 2024 yıllarında British Hairdresser of the Year ödülünü kazanmıştır.
  • LABEL.M, 100’ün üzerinde ürün ödülüne sahiptir.
aura

Toni&Guy Edition One

0
toni&guy

HOUSE OF TONI&GUY kampanyasının başarısı üzerine inşa edilen EDITION ONE, TONI&GUY’nin 2026 yılı için hazırladığı yeni marka kampanyası olarak tanıtılıyor.

HOUSE OF TONI&GUY markanın köklü mirasını kutlarken, EDITION ONE geleceği yeniden hayal ediyor ve TONI&GUY’yi moda ile saçın buluştuğu küresel bir alan olarak yeniden konumlandırıyor.

EDITION ONE, TONI&GUY’nin dünya çapında trend belirleyen ve kültürü şekillendiren bir marka olma rolünü yansıtıyor. Sürekli evrim, yaratıcı vizyon ve dijital odaklı yaklaşım bu kampanyanın temelini oluşturuyor.

“Moda, saç ve kültürün kesiştiği yer.”

Küresel Yaratıcı Güç

Uluslararası Sanat Ekibi’nin engin deneyiminden doğan kampanya;
yenilikçi eğitim anlayışını, çağdaş vizyonu ve yaratıcı zanaatkârlığı güçlü dijital hikâye anlatımı ile bir araya getiriyor.

Kampanya, TONI&GUY’nin küresel gücünü ve müşteri deneyimini her temas noktasında yükseltme kararlılığını vurguluyor:

  • Dünya lideri sanatsal ve eğitim ekipleri
  • LABEL.M Professional Haircare desteğiyle benzersiz profesyonel saç bakım uzmanlığı
  • Modern salon deneyimini yeniden tanımlayan Global Flagship Salonlar
  • Dünya çapında güçlü sosyal ve dijital etkileşim
  • Tüm kanallarda kusursuz ve üst düzey müşteri deneyimi odağı

“EDITION ONE bir an değil, bir harekettir.”

2026 Koleksiyon Kesimleri – EDITION ONE

Kampanya, farklı saç tiplerini ve stilleri kutlayan imza kesimleri öne çıkarıyor:

Ludmila – Contour Cut

Yüz çerçevesini vurgulayan, elmacık kemiklerini ön plana çıkaran detaylara sahip çok yönlü bir kesim. Doğal hareket ve hacim sunar; Ludmila’nın bukleleri ve doğal dokusu özellikle öne çıkarılmıştır.

Mia – Trixie

Kısa saçta cesur bir özgüven ifadesi. TONI&GUY’nin ikonik Pixie ve transient tekniğinden ilham alan, yumuşak ve modern bir yorum.

Maria – Super Model Cut

90’lar süpermodel estetiğinden ilham alan, doğal parlaklık ve hacim sunan katlar. Kate Moss esintili zahmetsiz bir doku.

Mariam – Halo Cut

Doğal bukleleri kutlayan, nem odaklı şekillendirme ile yumuşak, tanımlı ve hacimli bir görünüm.

Yente – Chic Crop

Klasik kesimin modern ve zahmetsiz bir yorumu. Şık, sade ve ikonik.

Eden – Mod Cut

Soğuk ve doğal dokulu, yaşanmış hissi veren modern bir Mod Cut yorumu.

Editör Notları

  • TONI&GUY’nin CEO’su Sacha Mascolo-Tarbuck ve Global Kreatif Direktörü Cos Sakkas, EDITION ONE kampanyasının arkasındaki yaratıcı gücü temsil ediyor.
  • TONI&GUY, 34 ülkede 554 salon ile küresel ölçekte temsil ediliyor.
  • Marka, 1963’ten bu yana sektörde yer almakta ve London Fashion Week’in 22 yıldır Resmî İş Ortağıkonumunda bulunuyor.
  • TONI&GUY; eğitim, yaratıcılık, müşteri hizmetleri ve saç bakımı alanlarında çok sayıda ödüle sahip, global ölçekte öncü bir markadır.

Pantene ’den Yeni Dökülme Karşıtı Saç Derisi Serumu “Grow Abundant”

0
Pantene

Pantene ’in saç dökülmesine bugüne kadarki en cesur yanıtı, Grow Abundant Dökülme Karşıtı Saç Derisi Serumu ile daha güçlü, daha uzun ve daha gür saçlar.

Pantene Grow Abundant, Pro-V ve Niasinamid içeren gelişmiş formülü, klinik olarak kanıtlanmış sonuçlarıyla saç bakımını yeniden tanımlıyor!

Saç dökülmesi, milyonlarca insan için yalnızca dış görünümle ilgili bir konu veya güzellik kaygısı değil, iyi hissetme halini etkileyen duygusal bir mücadeledir. Bugün, her üç tüketiciden biri saç dökülmesi sorunu yaşıyor ve birçoğu mevcut ürünlerin kalıcı olmayan, geçici çözümler sunduğunu düşünüyor. 

Pantene, saç dökülmesinin hayatın doğal bir parçası olmak zorunda olmadığına inanıyor. Bu anlayışla, saç dökülmesine karşı etkili bir bakım sunan yeni serumu Grow Abundant’ı tanıtıyor. Anchoring Pro-Vitamin Kompleksi ile güçlendirilen bu yenilikçi saç derisi serumu, formülünde yer alan 3000 mg Pro-Vitamin ve Niasinamid desteğiyle saç dökülmesini %90 oranında azaltmaya yardımcı oluyor.

Grow Abundant ile Daha Güçlü, Daha Uzun ve Daha Gür Saçlar

Pantene, saç dökülmesiyle mücadelede daha güçlü ve kalıcı çözümler sunmak amacıyla Grow Abundant Dökülme Karşıtı Saç Derisi Serumu’nu geliştirdi. Saçı kökten sabitleyerek saç dökülmesini azalttığı klinik olarak kanıtlanan Grow Abundant, saç dökülmesini %90’a kadar azaltmaya yardımcı olurken, yalnızca 8 hafta içinde1 saçın daha güçlü, daha uzun ve daha gür uzamasını da destekliyor. 

Klinik çalışmalar, Grow Abundant Dökülme Karşıtı Saç Derisi Serumu’nu kullanan tüketicilerin %80’inin, 8 hafta düzenli kullanım sonucunda daha gür saçlara sahip olduğunu ve saç derisine tutunan ortalama +6.000 daha fazla saç teli bulunduğunu ortaya koydu. Üstelik, tüketicilerin 10’da 9’u Grow Abundant kullandıktan sonra saçlarının daha sağlıklı2 hissettirdiğini bildirdi.

Formülün Arkasındaki Bilim

Grow Abundant, gelişmiş formülü ve klinik olarak kanıtlanmış sonuçlarıyla saç bakımını yeniden tanımlıyor. Pantene, Grow Abundant ile daha önce denediği çözümlerden sonuç alamadığını düşünenler için bilime dayanan devrim niteliğinde bir çözüm sunuyor.

Grow Abundant’ın Anchoring Pro-V Kompleksi, saç derisine etki ederek saçları kökten itibaren destekliyor. Formülünde yer alan Pro-Vitamin, saçın kökte tutunmasını güçlendirmeye yardımcı olurken, Niasinamid ise saç derisi sağlığını destekleyerek daha sağlıklı bir uzama ortamı oluşturulmasına katkı sağlıyor. Bu sayede saç dökülmesini azaltmaya yardımcı olurken, saçın daha güçlü, daha uzun ve daha gür uzamasını da destekliyor.

Pantene Bilimsel İletişim Direktörü Dr. Cedric Callens, Pantene’in saç dökülmesine bugüne kadarki en cesur yanıtı olan Grow Abundant Dökülme Karşıtı Saç Derisi Serumu’nu şu sözlerle anlatıyor:

“Saç dökülmesi yalnızca saçları değil; özgüveni, kendini ifade etme biçimini ve genel iyi olma hissini de etkiliyor. Zamanla saç telleri zayıflıyor, köke tutunma gücü azalıyor ve dökülme giderek daha belirgin hâle geliyor. Pantene Grow Abundant, bu süreci tersine çevirmek için geliştirildi. Klinik olarak kanıtlanmış etkisiyle doğrudan saç köklerini hedefleyen Grow Abundant, şimdiye kadarki en cesur inovasyonlarımızdan biri.”

1 Davis MG, Piliang MP, Berg P, Carr GJ, Moulton LT, Whittenbarger DJ, Punyani S, Schwartz JR.
 Antioksidan özellikteki piroctone olamine’in saç derisine uygulanması, 8 hafta süren randomize, çift kör ve plasebo kontrollü bir klinik çalışmada saç dökülmesinde azalma sağladığını göstermiştir.

2Grow Abundant kullanım protokolü kapsamında, Haziran–Temmuz 2025 döneminde 125 katılımcı ile yürütülen 8 haftalık tüketici testi.

Barbershop Müziği Nedir? Kökeni, Tarihçesi ve Berber Kültürüyle Olan Bağı

0

Barbershop müziğinin kökeni 19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarında Amerika Birleşik Devletleri’ne dayanır. Bu müzik türü sahnelerde ya da konservatuvarlarda değil; gündelik hayatın içinde, özellikle berber dükkânlarında ortaya çıkmıştır.

Barbershop müziği, dört sesli a cappella vokal armoniye dayanan, kulağa “tınlayan” ve son derece dengeli akor yapılarıyla tanınan bir müzik türüdür.

Bu tarzda melodiyi genellikle tek bir ana ses taşır; diğer üç ses ise bu melodiyi çevreleyen yakın armoniler kurar. Ancak barbershop’u özel kılan yalnızca müzikal tekniği değil, doğduğu mekânla kurduğu güçlü kültürel bağdır.

Barbershop Müziğinin Kökeni ve Tarihçesi

19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarında Amerika Birleşik Devletleri’nin o dönemlerinde berber dükkânları yalnızca tıraş olunan yerler değildi. İnsanların sohbet ettiği, haber paylaştığı ve vakit geçirdiği sosyal merkezlerdi. Bekleme süreleri boyunca insanlar popüler şarkıları söylemeye başlamıştır. Bu şarkılar zamanla doğaçlama çok sesli armonilere dönüşmüştür. Böylece barbershop müziğinin temelleri atılmıştır.

Afro-Amerikan Kültürün Barbershop’a Katkısı

Barbershop müziğinin gelişiminde Afro-Amerikan vokal geleneğinin etkisi büyüktür. 1800’lü yılların sonlarında Afro-Amerikan berber dükkânlarında spiritüel müzikler, halk şarkıları ve popüler melodiler enstrümansız ve çok sesli biçimde söyleniyordu.

Bu pratik; doğaçlama, yakın armoni ve güçlü ses uyumu anlayışını beslemiştir. Bu da barbershop stilinin karakteristik yapısını oluşturmuştur. Zamanla bu tarz, farklı topluluklar tarafından benimsenmiş ve barbershop quartet (barbershop dörtlüsü) formatı yaygınlaşmıştır.

Neden “Barbershop” Olarak Adlandırılıyor?

Bu müzik türünün adı, doğrudan çıktığı mekândan gelir.
Berber dükkânları:

  • Küçük ve yankılı yapıları sayesinde insan sesini dolgunlaştırır.
  • Sosyal etkileşimin yoğun olduğu alanlardır

Bu nedenle vokal armoniler bu mekânlarda hem daha etkileyici duyulmuş hem de hızla yayılmıştır. İnsanlar zamanla bu şarkıları “berberde söylenen müzik” olarak tanımlamaya başlamıştır. Stil de doğal olarak barbershop müziği adını almıştır.

Barbershop Quartet Yapısı

Barbershop müziği genellikle dört ana vokal rol üzerine kuruludur:

  • Lead: Melodiyi taşır
  • Tenor: Melodinin üstünde parlak armoniler oluşturur
  • Bass: En alt notalarla müziğin temelini kurar
  • Baritone: Akoru tamamlayan kritik sesi ekler

Bu yapı, barbershop müziğine diğer a cappella türlerine kıyasla daha yoğun ve karakteristik bir tını kazandırır.

Klasik Barbershop Şarkıları – YouTube Örnekleri

Barbershop repertuvarının en bilinen eserlerinden bazıları şunlardır:

Sweet Adeline

https://www.youtube.com/watch?v=6AHoLDIEITA

Hello! Ma Baby
https://www.youtube.com/watch?v=lOhno1TxF0E

My Wild Irish Rose
https://www.youtube.com/watch?v=V6RZzjv2dW8

Bu eserler, barbershop müziğinin nostaljik ruhunu ve vokal armoni gücünü en iyi yansıtan örnekler arasında yer alır.

Barbershop’un Gerileyişi ve Yeniden Doğuşu

1920’li yıllardan sonra caz ve radyo müziğinin yükselişiyle barbershop müziği popülerliğini kaybetmeye başlamıştır. Ancak 1938 yılında kurulan Barbershop Harmony Society, bu geleneğin korunmasında kritik rol oynamıştır.

Bu çalışmalar sayesinde barbershop müziği günümüze kadar ulaşmış; yarışmaları, eğitim programları ve uluslararası toplulukları olan küresel bir vokal kültüre dönüşmüştür.

Günümüz Berber Kültürü ve Barbershop Etkisi

Bugün modern berber dükkânlarında barbershop müziği, nostaljik ve rahatlatıcı atmosfer yaratmak amacıyla hâlâ tercih edilmektedir. Bunun yanında, isim benzerliğinden ilham alan “barber beats” gibi modern müzik seçkileri de günümüz berber kültüründe yer bulmaktadır.

Her iki yaklaşım da berber dükkânının temel amacına hizmet eder: rahatlatmak, sosyalleştirmek ve keyifli bir deneyim sunmak.

Sonuç

Barbershop müziği; yalnızca bir müzik türü değil, berberlik kültürünün sosyal ve tarihsel bir yansımasıdır. Berber dükkânlarında doğan bu dört sesli a cappella gelenek, bugün hâlâ hem klasik hem modern berber atmosferlerinin vazgeçilmez bir parçası olmaya devam ediyor.