Ana Sayfa Blog

Global Color Crafters 2026 İstanbul

Global Color Crafters 2026, 20’den fazla ülkeden 33 yaratıcı kuaförü İstanbul Fişekhane’de bir araya getirdi.

Hairist ve Estetica Türkiye olarak yerinde takip ettiğimiz etkinlikte renk uzmanlığı, yaratıcı içerik üretimi ve Türk kuaförlerinin uluslararası başarıları öne çıktı.

Dünyanın farklı ülkelerinden kuaförler, Global Color Crafters 2026 için İstanbul’da bir araya geldi. Fişekhane’nin tarihi atmosferinde iki gün süren etkinlik, renk çalışmalarından sahne sunumlarına, uygulama alanındaki sohbetlerden özel röportajlara uzanan bir program sundu.

colorcrafters 2026

Uygulama alanlarında devam eden açma işlemleri, tonlamalar ve şekillendirme hazırlıkları meslektaşlar arasında fikir alışverişine dönüşüyordu.

Kuaförler birbirlerinin tekniklerini yakından izliyor, tamamlanan görünümlerin arkasındaki tercihleri konuşuyordu.

Türkiye’yi Ahmet Öz ve Hasan Sarsa’nın, Fransa’yı ise Ayla ve Bülent Karataş’ın temsil ettiği etkinlik, Türk kuaförlüğünün uluslararası görünürlüğü açısından da dikkat çekti. Emre Ayaksız’ın sahne çalışması ile Nick Irwin’in “40 Belik” yorumuna katkıda bulunan Çağlar Çiçek, Hüseyin Çavdar ve Pınar Eyinç’in emeği, bu buluşmanın bizim için özel anları arasındaydı.

colorcrafters 2026

Renk uzmanlığı ve içerik üretimi bir arada

Schwarzkopf Professional’ın Color Crafters projesi, saç renklendirme uzmanlığını yaratıcı içerik üretimiyle buluşturuyor. Kuaförler kendi estetik anlayışlarını bir saç görünümüne dönüştürürken bu çalışmanın fotoğraf ve videoyla nasıl anlatılacağı üzerinde de duruyor.

Fişekhane’deki uluslararası etkinlikte saç, makyaj, styling, ışık ve çekim hazırlıkları bu nedenle birlikte ele alındı. Kuaförlerin teknik becerilerini kişisel yorumlarıyla birleştirdiği üretim süreci, aynı zamanda meslektaşlar arasında bir öğrenme ortamı oluşturdu. Bölümlendirmeden ton seçimine, uygulamadan sunuma kadar farklı yaklaşımları izlemek, salon çalışmalarına taşınabilecek fikirler sundu.

colorcrafters 2026

Marjon Stamsnijder renk uzmanlığının ortak heyecanını paylaştı

Henkel Consumer Brands Saç Profesyonel Birimi EMEA Bölge Başkanı Marjon Stamsnijder, bize verdiği röportajda Global Color Crafters’ın uluslararası boyutunu değerlendirdi. Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’yı kapsayan sorumluluk alanında, markaların uzmanlığını salonlara ve kuaförlere ulaştırmak için ülke ekipleriyle birlikte çalıştıklarını anlattı.

İstanbul’u renkli ve olasılıklarla dolu bir şehir olarak tanımlayan Stamsnijder, dünyanın farklı yerlerinden kuaförlerin renk uzmanlığı etrafında buluşmasının kendisi için taşıdığı heyecanı paylaştı. Color Crafters’tan söz ederken kullandığı “yaşamakta olduğum duyguyla adeta tüylerim ürperiyor” ifadesi, projeyle kurduğu bağı da yansıtıyordu.

Stamsnijder’e göre farklı ülkelerden profesyonellerin uzmanlıklarını ortaya koyması ve birbirlerinden öğrenmesi, bu buluşmanın en değerli yönleri arasındaydı. Kuaförlere işlerinden keyif almalarını, her gün renkle çalışmanın değerini hissetmelerini ve mesleklerinin sunduğu fırsatları değerlendirmelerini önerdi.

Darren Chidlaw İstanbul’un yaratıcı kimliğine dikkat çekti

Henkel’in EMEA profesyonel saç alanında pazarlama ve eğitim çalışmalarından sorumlu yöneticisi Darren Chidlaw, İstanbul’un dinamizmi ile Color Crafters’ın yaklaşımı arasındaki ilişkiye dikkat çekti.

İstanbul’u yaratıcılığın ve ticaretin kalplerinden biri olarak tanımlayan Chidlaw, şehrin renkli yapısının dünyayı daha renkli hale getirme hedefleriyle örtüştüğünü söyledi. Color Crafters’ı ise kuaförlük sektörünün zanaatını ve saç sanatçılarının becerisini kutlayan bir platform olarak değerlendirdi.

Chidlaw’ın değerlendirmesinde, saç renklendirmenin arkasındaki el emeğine ve yaratıcı düşünceye verilen değer öne çıktı.

Viki Motro kuaförlükte bilgi paylaşımını vurguladı

Viki Motro ile etkinlik sırasında gerçekleştirdiğimiz sohbette, kuaförlükte bilgi paylaşımının mesleki gelişime katkısı gündeme geldi. Motro, aynı sohbette yer alan İbrahim Öztaş’ın sosyal medyayı aktif kullanmasını ve mesleki birikimini paylaşmasını takdir ettiğini belirtti. Öztaş’ın içeriklerini ilgiyle takip ettiğini söylerken karşılıklı öğrenmenin önemini şu sözlerle anlattı:

Bu meslek zaten paylaşarak büyüyor.

Motro, Hairist’in 2024 tarihli röportajında da kuaförlere hayallerini uygulayabilecekleri bir ortam sağlamayı ve ürettikleri içerikleri kendi anlatımlarıyla paylaşmalarını önemsediklerini belirtmişti.

İstanbul buluşmasında meslektaşların birbirlerinin çalışmalarını izlemesi, sorular sorması ve deneyimlerini paylaşması, bu yaklaşımın uygulamadaki karşılığını oluşturdu.

Emrah Kemendi sektörel dayanışmanın önemini vurguladı

Kuaförler Derneği Başkanı Emrah Kemendi, etkinlik sırasında yaptığı değerlendirmede sektöre değer katan çalışmaların kuaförler tarafından desteklenmesi gerektiğini söyledi. İyi yapılan işlerin takdir edilmesinin, bu çalışmaların devamını sağlayacağını ve gelişime ihtiyaç duyanları da daha iyisini yapmaya teşvik edeceğini belirtti.

Kemendi, kişisel değerlendirmelerin ötesinde sektörün ortak kazanımını gözetmenin önemine dikkat çekti. Meslektaşların birbirlerinin emeğini desteklemesinin tüm sektöre katkı sağlayacağını vurguladı.

Mahmut Ebil ve Hüseyin Özcan meslek tutkularını paylaştı

Etkinlik sırasında Viki Motro, Mahmut Ebil ve Hüseyin Özcan ile gerçekleştirdiğimiz sohbet, kuaförlüğe duyulan sevginin yıllar içinde nasıl korunduğuna odaklandı. Bu kez Motro, iki deneyimli kuaföre yıllar boyunca meslek tutkularını nasıl koruduklarını sordu.

Hüseyin Özcan, çocuk yaşta başladığı kuaförlüğe zaman içinde sevgiyle bağlandığını anlattı. Mesleğinin kendisine farklı yerler görme ve yeni insanlarla tanışma olanağı sunduğunu belirtti. Farklı ülkelerden kuaförleri buluşturan bu tür etkinliklerin de mesleğe duyduğu heyecanı beslediğini ifade etti.

Mahmut Ebil ise baba mesleği olan kuaförlüğe başlangıçta mesafeli yaklaştığını, çalışmaya başladıkça hevesinin arttığını söyledi. Başarmanın ve emeğinin karşılığını görmenin kendisini motive ettiğini anlatırken en büyük mutluluğu müşterisinin yüzünü güldürmekte bulduğunu vurguladı.

Ebil, etkinlikte genç kuaförlerin çalışmalarını izlerken kendisinin de uygulamaya katılma isteği duyduğunu paylaştı. Kuaförlüğü dünyanın farklı yerlerinde yaşamını sürdürme olanağı sağlayan bir “altın bilezik” olarak tanımlayarak mesleğin değerinin bilinmesi gerektiğini belirtti.

Motro da sohbetin sonunda mesleğe gönül vermenin başarıdaki rolünü vurguladı.

Mert Eren Türk kuaförlüğünün Avrupa’da gördüğü saygıyı anlattı

Schwarzkopf Professional Birleşik Krallık ve İrlanda Genel Müdürü Mert Eren, Global Color Crafters’a ilk kez katıldığını anlattı. İstanbul’daki programın diğer toplantılarıyla örtüşmesi sayesinde bu buluşmada yer alma fırsatı bulduğunu belirtti.

Birleşik Krallık’ın kuaförlükte her yıl güçlü bir yaratıcı üretim ortaya koyduğuna değinen Eren, bu birikimin tarihsel köklerine dikkat çekti. Almanya ve Birleşik Krallık’taki deneyimlerinden hareketle Türk kuaförlerinin zanaatkârlığının Avrupa’da büyük saygı gördüğünü vurguladı. Birleşik Krallık’ta da çok sayıda başarılı Türk kuaförünün bulunduğunu hatırlattı.

Eren, Birleşik Krallık, Türkiye ve Fransa’yı sektöre genç ve dinamik yetenekler kazandıran ülkeler arasında saydı.

Ahmet Öz ve Hasan Sarsa Türkiye’yi temsil etti

Global Color Crafters 2026’da Türkiye’yi temsil eden Ahmet Öz ve Hasan Sarsa, hazırladıkları çalışmalarla uluslararası kuaför topluluğunun içinde yer aldı. Uygulama alanlarında devam eden hazırlıklar, bir görünümün tamamlanmasına kadar geçen süreci ve bu sürecin gerektirdiği emeği yakından izleme olanağı sundu.

Sanatçılarla birlikte çalışan Schwarzkopf Professional eğitim ekiplerinin desteği, etkinlikteki üretimin önemli parçalarındandı. İki sanatçı, çalışmalarını farklı ülkelerden meslektaşlarıyla paylaşarak yeni profesyonel ilişkiler kurma fırsatı buldu.

Ayla ve Bülent Karataş Fransa’yı İstanbul’da temsil etti

Fransa’yı temsil eden Ayla ve Bülent Karataş için İstanbul buluşması ayrı bir anlam taşıyordu. İkili, uluslararası meslektaşlarıyla Türkiye’de çalışmanın mutluluğunu yaşadı.

Uygulama sırasında görüştüğümüz Bülent Karataş, yoğun bir sarışınlık çalışması üzerinde olduklarını anlattı. Hazırladıkları görünümde açma ve renklendirme aşamalarının birbirini tamamladığını belirtirken Fransa’yı temsil ederek kendi ülkesinde çalışmanın mutluluğunu paylaştı.

Karataş, etkinlik sonrasında Hairist’in paylaşımına yazdığı yorumda da Türkiye’de böylesine sıcak karşılanmanın kendisi için gurur verici olduğunu ifade etti. Ev sahipliğinde hissettiği emek, özen ve samimiyete teşekkür etti.

Ayla Karataş’ı da hazırlıklar sırasında çalışma alanında takip ettik. İkilinin üretim süreci ve meslektaşlarıyla kurduğu iletişim, etkinliğin samimi atmosferini yansıtıyordu.

Emre Ayaksız’dan Türk kuaförlerinin uluslararası yolculuğuna destek

Emre Ayaksız, etkinliğin ilk günündeki sahne çalışmasıyla dikkat çekti. Sunumunda teknik becerisi kadar sahnedeki duruşu ve meslektaşlarıyla kurduğu iletişim de etkileyiciydi.

Hairist’e verdiği röportajda Türkiye’nin dünyanın farklı noktalarından gelen başarılı kuaförleri ağırlamasından duyduğu mutluluğu anlattı. İstanbul’daki buluşmayı ülkemiz adına gurur verici bir deneyim olarak değerlendirdi.

Ayaksız’ın özellikle üzerinde durduğu konu, başka Türk kuaförlerinin de global platformlarda yer almasıydı. Uzun yıllardır içinde bulunduğu uluslararası çevrede meslektaşlarının önünü açmaya çalıştığını, bu çabanın sonuçlarını görmekten mutluluk duyduğunu belirtti. Yeni isimleri desteklemeyi sürdüreceğini de sözlerine ekledi:

Kendi ülkemden başka kuaförlerin de bir yerlerde olması beni her zaman mutlu eder.

Nick Irwin ve 40 Belik Türk kültürünü saç tasarımıyla buluşturdu

Nick Irwin, Hairist’e verdiği röportajda farklı kültürlerden kuaförlerin bir araya gelmesini ve birbirlerinin fikirlerini görmesini etkinliğin en heyecan verici yönleri arasında değerlendirdi. Kimi daha sıra dışı olan bu fikirlerin, kuaförlerin kişiliklerini ve renk uzmanı olarak yaklaşımlarını yansıttığını anlattı.

Irwin’in İstanbul’da sunduğu “40 Belik” yorumu, etkinliğin dikkat çeken bölümlerindendi. Çalışmaya katkıda bulunan Çağlar Çiçek, Hüseyin Çavdar ve Pınar Eyinç, Türk kuaförlerinin uluslararası yaratıcı üretimdeki rolünü ortaya koydu.

Yerel bir geleneğin çağdaş yorumuyla uluslararası izleyiciye ulaşması, sunumun bizim için en değerli yönlerinden biriydi.

Türk kuaförlerinin bu üretime katkısının isimleriyle birlikte anılması da ayrıca önemliydi.

Arjan Bevers ile uygulama alanında

Hollandalı renk uzmanı Arjan Bevers ile modelinin hazırlığı sırasında görüştük. Bevers, İstanbul’a yeniden gelmekten duyduğu memnuniyeti ve şehrin atmosferine ilişkin olumlu izlenimlerini paylaştı.

Bevers’in çalışma alanında, tamamlanmış görünümün arkasındaki hazırlıkları ve uygulama tercihlerini de yakından izledik.

Cevdet Şengül ve Uğur Uzun’dan etkinlik izlenimleri

Cevdet Şengül, farklı kültürlerden gelen kuaförlerin kendi tarzlarını aynı ortamda ortaya koymasını heyecan verici bulduğunu anlattı. Yaşadığı duyguyu keyifli bir şaşkınlık olarak ifade ederken sanatçıların kendi kültürlerini ve kişisel yorumlarını çalışmalarına taşımasının etkinliği renklendirdiğini vurguladı.

Pro Team mezunlarıyla yaptığımız sohbette görüştüğümüz isimlerden biri de Uğur Uzun oldu. Uluslararası kuaförlerle aynı ortamı paylaşmak ve ortaya çıkan çalışmalardan ilham almak, bu kısa görüşmenin öne çıkan konularıydı.

Birol ve Erol Demir’den değerlendirme

Etkinlik sonrasında görüşlerini aldığımız Birol Demir, gösterilerden keyif aldıklarını belirterek benzer buluşmaların devam etmesini istediklerini söyledi. Erol Demir de davet için teşekkür ederek etkinliğin kendileri açısından güzel geçtiğini ifade etti.

Müge Meydan Schwarzkopf professional Antalya festivalinin aldığı Gigi Awards sevincini paylaştı

Global Color Crafters sırasında Müge Meydan ile Schwarzkopf Professional Türkiye ekibinin ödül sevincini de konuştuk. Meydan, nisan ayında Antalya’da gerçekleştirilen Hair by Schwarzkopf Festivali için Gigi Awards 2026 kapsamında ödül aldıklarını anlattı.

“Etkinlik Bölümü” ve “Fiziksel Marka Deneyimi” ifadelerinin yer aldığı ödülün Fişekhane’ye getirilmesiyle Antalya’daki başarının sevinci uluslararası ekip ve meslektaşlarla paylaşıldı.

Meydan, festival deneyiminin arkasındaki takım çalışmasına dikkat çekerek Türkiye ekibine ve global ekiplere teşekkür etti. Hairist ve Estetica’nın desteğine de değinirken ortak emeği şu sözlerle vurguladı:

Hep birlikte yaptık. Bu ödül hepimizin.

Uluslararası kuaförler İstanbul’da bir araya geldi

İstanbul buluşmasında Nick Irwin, Lesley Jennison, Lisa Farrall, Ashlee Norman, Reema Jaber, Sofia Geideby, Christos Michailidis ve Arjan Bevers gibi farklı uzmanlıklara sahip isimlerle de bir araya geldik. Renk, styling ve eğitim alanlarındaki çeşitlilik, kuaförler arasında yeni fikir alışverişlerini beraberinde getirdi.

Türkiye ve Fransa’nın yanı sıra Birleşik Krallık, Fransa, Hollanda, Hollanda, Yunanistan, ABD, Avustralya, Güney Afrika, Brezilya, Kolombiya ve İsveç gibi toplam 20 ülkenin kuaförlük çevrelerinden isimleri buluşturan etkinlik, aynı mesleğin farklı estetik anlayışlarla nasıl yorumlandığını görme fırsatı sundu.

Hairist’in gözünden Global Color Crafters İstanbul

Etkinliğin ikinci gününde, geçmiş dönemlerde Pro Team’de görev almış kuaförlerden Ahmet Albayrak, Cahit İpek, Cevdet Şengül, Erhan Avcıdır, Hüseyin Başar, Serdar Salman ve Uğur Uzun da “Pro Team Alumni” olarak davetliler arasındaydı.

Günün sonunda ise Ayla ve Bülent Karataş çiftini, içten bir yakıştırmayla “etkinliğin en güzel çifti” ilan ettik. Birbirlerine ve çevrelerine yansıttıkları sıcaklıkla öne çıkan çift, buluşmanın samimi atmosferini de çok güzel temsil ediyordu. Bu ifade, onların birlikteliğine olduğu kadar etkinliğe hâkim olan dostluğa, paylaşım ruhuna ve birlikte olmanın mutluluğuna da bir selamdı.

İki günün sonunda hafızamızda, ortaya çıkan görünümlerle birlikte bu çalışmaların arkasındaki insanlar yer etti. Uygulamasını anlatan kuaförlerin, meslektaşlarına destek veren eğitmenlerin ve deneyimlerini paylaşan yöneticilerin katkıları, buluşmanın mesleki değerini güçlendirdi.

Viki Motro ve Müge Meydan başta olmak üzere Schwarzkopf Professional Türkiye ekibinin ev sahipliğinde gerçekleşen etkinliğe, yeni çalışmalar görmek ve mesleğin farklı hikâyelerini paylaşmak için heyecan duyarak veda ettik.

Tabii ki etkinliğe emekleri ve gönülleriyle imza atan isimler olan pazarlama bölümünden Öykü Sertbaş, Beyza Tokmak, Ezgi Kurtoğlu, Mustafa Kaynar, satış bölümünden Demek Ak, Emre Bilginim ve Enver Özden, eğitim bölümünden Gurur Ege, Hakan Sarı, Medet Gümüş ve Serkan Kahraman’ı alkışlamadan bu yazı sona eremezdi.

Ventoso, Yetenek Programını Başlatıyor

Ventoso, “Yetenekler gözümüzden kaçmaz” yaklaşımıyla kuaförlerin çalışmalarını keşfetmeye ve mesleki gelişimlerine katkı sağlamaya hazırlanıyor.

Kasım 2026’da başlayacak program kapsamında her ay en fazla üç kuaföre Ventoso ürünleri, online görünürlük ve ücretsiz online eğitim imkânı sunulacak. Estetica ve Hairist, programın medya partnerleri olarak keşfedilen isimlerin çalışmalarını sektörle buluşturacak.

Saç tasarımında yaratıcılık, topluma katkı sağlayan bir sosyal sorumluluk projesi veya sektörde fark yaratacak bir çalışma: Ventoso’nun destek programı, kuaförlerin ortaya koyduğu değeri farklı yönleriyle görünür kılmayı amaçlıyor.

“Ventoso, yeteneği destekler” yaklaşımıyla hayata geçirilen program, başarılı çalışmaların keşfedilmesini ürün desteği, mesleki gelişim ve medya görünürlüğüyle bir araya getiriyor. Marka, yalnızca saç tasarımlarına değil, kuaförlerin sektöre ve topluma sundukları katkılara da odaklanacak.

Her Ay En Fazla Üç Kuaföre Destek

Ventoso, program kapsamında her ay üç kuaföre desteğini sunacak. Keşfedilen isimler, Ventoso ürünlerinin yanı sıra çalışmalarını daha geniş bir kitleye anlatma ve online eğitimlere ücretsiz katılma imkânı elde edecek.

Destek programı üç temel başlık üzerine kuruluyor:

  • Ventoso ürünleri: Kuaförlerin mesleki çalışmalarında kullanabilecekleri ürünlerle desteklenmesi.
  • Online görünürlük: Estetica ve Hairist iş birliğiyle röportajlar ve dijital paylaşımlar aracılığıyla çalışmalarının tanıtılması.
  • Online eğitimler: Altı aylık dönemlerde düzenlenecek eğitimlere ücretsiz katılım imkânı.

Bu yapı, keşfedilen kuaförlerle kurulan ilişkinin ürün gönderiminin ötesine geçmesini ve mesleki gelişimi destekleyen bir bağa dönüşmesini hedefliyor.

Saç Tasarımından Sosyal Sorumluluğa Uzanan Bir Keşif Alanı

Programın odağında yalnızca dikkat çeken saç kesimleri, renk uygulamaları veya şekillendirme çalışmaları bulunmuyor. Sosyal sorumluluk projeleri, mesleğe katkı sağlayan fikirler ve sektörde fark yaratabilecek çalışmalar da keşif sürecinin parçası olacak.

Ventoso, kuaförlerin yaratıcılığını ve mesleki birikimini değerlendirirken ortaya koydukları çalışmanın sektör için taşıdığı değere bakacak. Böylece farklı alanlarda katkı sunan kuaförlerin hikâyelerinin paylaşılmasına da alan açılacak.

ventoso

Etiketlemek Şart Değil: “Biz Seni Buluruz”

Program, kuaförlerin yalnızca markayı etiketleyerek katıldığı bir yarışma olarak kurgulanmıyor. Ventoso, sosyal medyada paylaşılmış çalışmaları araştırarak dikkatini çeken isimleri keşfedecek ve kendileriyle iletişime geçecek.

Kuaförler, çalışmalarını paylaşırken Ventoso’yu etiketleyerek görünürlüklerini artırabilecek. Ancak etiketleme, keşfedilmek için bir ön koşul olmayacak.

Programın bu yaklaşımı, kampanyanın çağrısında karşılığını buluyor: 

Etiketlemek şart değil, biz seni buluruz.

Neleri seviyor ve destekliyoruz?

Öncelikle mükemmel saç tasarımları. Özellikle standart dışı olanlar. Fark yaratanlar. Anatomik uyuma sahip olanlar ve doğal olarak mükemmel fotoğraf veya video ile çekilmiş olan çalışmalar.

Sosyal sorumluluk projeleri derken fark yaratanları kast ediyoruz. Yoksa huzurevinde saç kesmek gibi sıradan işleri değil. Sahildeki izmaritleri çevre derneği ile birlikte toplamak dahil. Meslek liseleri kuaförlük bölümlerine destek olmak gibi.

Fark yaratan çalışmalar adı üzerinde fark yaratmalı, örnek olmalı ve ilham vermeli. Mesela doğaya karşı sorumluluklarımız. Alüminyum folyoları çöpe atmayıp geri dönüşüme kazandırmak gibi.

Estetica ve Hairist ile Kuaförlerin Hikâyeleri Görünür Olacak

Programın medya partnerleri Estetica ve Hairist, keşfedilen kuaförlerin çalışmalarını ve mesleki hikâyelerini sektörle buluşturacak.

Hairist.com.tr’de yayımlanabilecek mini röportajlar ve sosyal medya paylaşımları aracılığıyla kuaförlerin ilham kaynakları, çalışma yaklaşımları ve fark yaratan projeleri anlatılacak. Böylece ortaya çıkan sonuçların yanında bu çalışmaların arkasındaki emek, fikir ve deneyim de görünür hâle gelecek.

Medya desteği, kuaförlerin kendilerini ifade etmelerine ve çalışmalarını geniş kitlelerle paylaşmalarına imkân sağlayacak.

Online Eğitimler

Programın mesleki gelişim ayağında, altı aylık dönemlerde düzenlenecek ücretsiz online eğitimler yer alacak. Styling danışmanı Şefika Zorlu moderatörlüğünde gerçekleştirilecek eğitimler, farklı uzmanlık alanlarını ve deneyim paylaşımını bir araya getirecek.

Toplam 45 dakika olarak planlanan eğitimlerin ilk 15 dakikası styling konularına ayrılacak. İkinci 15 dakikalık bölümde, eğitime katkı sunan markaların uzmanları tarafından renk, bakım ve benzeri mesleki konular ele alınacak. Son 15 dakika ise soru-cevap, karşılıklı iletişim ve deneyim paylaşımı için kullanılacak.

Eğitimlere katkı sunan markalar ve uzmanlık başlıkları dönemlere göre değişebilecek. Bu yapı sayesinde katılımcıların farklı bilgi ve uygulama yaklaşımlarıyla buluşması hedefleniyor.

Yeteneği Desteklemek, Sektörü Desteklemek

Ventoso ’nun 1 Kasım’da başlayacak programı, kuaförlerin ürettikleri değerin fark edilmesini ve mesleki gelişimlerinin desteklenmesini amaçlıyor.

Ürün desteğini, online görünürlüğü ve eğitimi bir araya getiren program; yaratıcı çalışmaların, toplumsal katkının ve mesleki paylaşımın kuaför sektöründe daha fazla yer bulmasına katkı sunmayı hedefliyor.

Ventoso, yeteneği destekler. Çünkü yetenekleri desteklemek, kuaförlüğü desteklemektir.

BaBylissPRO ’dan 10 Yeni Profesyonel Saç Maşası

BaBylissPRO, farklı saç tipleri ve bukle görünümleri için geliştirdiği 10 yeni profesyonel saç maşasını tanıttı. Altı mandallı, iki mandalsız ve iki konik modelden oluşan seri, sık buklelerden geniş dalgalara kadar farklı şekillendirme ihtiyaçlarına yanıt veriyor.

Profesyonel saç şekillendirme araçları geliştiren BaBylissPRO, yeni saç maşası serisiyle markanın köklerine dönüyor. Dünyanın ilk elektrikli saç maşasını piyasaya sunmasının üzerinden 60 yılı aşkın süre geçen marka, bu mirası günümüz kuaförlerinin çalışma ihtiyaçlarıyla buluşturuyor.

Yeni BaBylissPRO saç maşası serisi; farklı saç uzunlukları, dokuları ve istenen bukle biçimleri için çeşitli çap seçenekleri sunuyor. Salon uygulamalarının yanı sıra çekim ve defile çalışmalarına yönelik geliştirilen ürünler, kuaförlerin farklı görünümler arasında geçiş yapmasını kolaylaştırmayı hedefliyor.

Yeni BaBylissPRO Saç Maşası Serisinin Özellikleri

Dünyanın önde gelen çekim ve defile kuaförlerinin deneyimlerinden yararlanılarak tasarlanan seride, kullanım konforu ve sıcaklık istikrarı öne çıkıyor.

Yeni ürünlerde kullanılan yapışmayı önleyen siyah oksit kaplamalı maşa gövdeleri, tutuş ve kayganlık arasında denge sağlamak üzere geliştirildi. Mandallı modellerdeki parlak seramik kaplama ise bukle oluşturulurken saçın kavranmasına, işlem tamamlandığında kolayca serbest bırakılmasına yardımcı oluyor.

Daha uzun maşa gövdeleri, uzun saçlarda çalışmayı kolaylaştırırken ergonomik ve hafif tasarım, yoğun salon günlerinde kullanım konforunu destekliyor.

babylisspro

Serinin başlıca teknik özellikleri şöyle:

  • 140–200 °C arasında beş sıcaklık ayarı
  • Hızlı ısınma ve kullanım sırasında sıcaklığı hızla geri kazanma
  • Uzun saçlarda çalışmaya uygun, uzatılmış maşa gövdeleri
  • Ergonomik ve hafif tasarım
  • Farklı bukle ve dalga görünümleri için çeşitli çap seçenekleri

Mandallı Saç Maşalarında Altı Farklı Çap

Yeni serideki altı mandallı saç maşası, sık ve belirgin buklelerden büyük, yumuşak dalgalara uzanan bir şekillendirme alanı sunuyor.

Maşa çapıHedeflenen görünüm
13 mmSık bukleler ve belirgin saç dokusu
16 mmKlasik ve net biçimli bukleler
19 mmDüzgün bukleler ve zamansız stiller
25 mmDoğal hareketli, pürüzsüz ve belirgin bukleler
32 mmBüyük bukleler ve yumuşak, akıcı dalgalar
38 mmGevşek bukleler ve rahat görünümlü dalgalar

Bu çap çeşitliliği, kuaförlere istenen görünüm doğrultusunda farklı araçlarla çalışma olanağı sağlıyor.

babylisspro

Mandalsız ve Konik Saç Maşası Seçenekleri

BaBylissPRO’nun yeni profesyonel saç maşası serisinde iki mandalsız model de bulunuyor. 10 mm mandalsız maşa, çok sık bukleler ve güçlü bir doku oluşturmak için tasarlanırken 28 mm model, yumuşak dalgalar ve doğal görünümlü bukleler için sunuluyor.

Konik modeller ise değişken çaplarıyla farklı bukle biçimleri yaratmaya yardımcı oluyor:

  • 19–13 mm konik maşa: Doğal görünümlü bukleler ve yumuşak bir doku için.
  • 32–19 mm konik maşa: Geniş, doğal dalgalar ve gevşek bukleler için.

Syd Hayes: “Profesyonellerin İhtiyaçlarını Dinledik”

Uluslararası çekim ve defile kuaförü ve BaBylissPRO marka elçisi Syd Hayes, yeni serinin geliştirilmesinde markanın geçmişi kadar profesyonellerin güncel ihtiyaçlarının da belirleyici olduğunu söylüyor:

“Bu ürünler oyunun kurallarını değiştiriyor. Yeni seriyle markanın mirasına saygı gösterirken profesyonellerin ihtiyaçlarını da dinlemek istedik. Amacımız, kuaförlere günümüz salonlarında ve çekimlerde ihtiyaç duydukları performansı, çok yönlülüğü ve güvenilirliği sunmak.”

Yeni seriyle BaBylissPRO, bukle şekillendirme alanındaki deneyimini daha uzun gövdeler, farklı çap seçenekleri ve sıcaklık kontrolüyle bir araya getiriyor.

Marka, 10 üründen oluşan profesyonel saç maşası serisinin satışa sunulduğunu duyurdu.

Sağlıklı Gülüş: Güzelliğin En Güçlü Detaylarından Biri

Saçımız, cildimiz, makyajımız, sakalımız ya da giyim tarzımız… Bakımlı görünmek söz konusu olduğunda pek çok detaya özen gösteriyoruz. Ancak yüzümüzün genel görünümünü doğrudan etkileyen çok önemli bir ayrıntıyı zaman zaman ikinci plana atıyoruz: dişlerimiz ve sağlıklı gülüş.

Hazırlayan: Erkan Güzel

Sağlıklı dişler, bakımlı diş etleri ve yüzle uyumlu bir sağlıklı gülüş yalnızca ağız sağlığının değil, genel görünümün de önemli bir parçası. Üstelik bu ilişki yalnızca estetik bir yorumdan ibaret değil.

Orofasiyal görünüm ile ağız sağlığına bağlı yaşam kalitesi arasındaki ilişkiyi inceleyen sistematik bir derleme; dişlerde renk değişikliği, eksik dişler, çapraşıklık, diş aşınması ve benzeri estetik sorunların kişinin ağız sağlığına bağlı yaşam kalitesi üzerinde etkili olabildiğini ortaya koyuyor. Araştırmada toplam 9.409 hastayı kapsayan 33 çalışmadeğerlendirildi. [1]

Diş Hekimi Alpaslan Falakalı:


“Dişlere yalnızca çürük veya ağrı olduğunda ilgilenilmesi gereken yapılar olarak bakmamak gerekiyor. Sağlıklı bir ağız, yüzün genel estetiğinin de önemli bir parçasıdır. ”

Bazen küçük bir diş eti problemi, renk değişikliği veya eksik bir diş kişinin gülüşünü düşündüğünden çok daha fazla etkileyebilir.

Güzellik neden gülüşle bu kadar yakından ilişkili?

Bir kişi konuştuğunda veya güldüğünde ağız bölgesi yüzün en hareketli alanlarından biri haline geliyor. Bu nedenle dişlerin rengi, dizilimi, formu ve diş etlerinin görünümü yüzün genel algısını etkileyebiliyor.

Gülüş estetiğini inceleyen araştırmalarda da diş renginin ve simetrinin insanların bir gülüşü değerlendirirken önem verdikleri özellikler arasında olduğu görülüyor. Bir çalışmada hem kadın hem erkek gülüşlerinin değerlendirilmesinde diş renginin en önemli faktörlerden biri olduğu, doğal diş görünümü ve görünen diş miktarının da değerlendirmeyi etkilediği bildirildi. [2]

Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor:

Güzel diş, mutlaka çok beyaz diş demek değildir.

Doğal diş rengi kişiden kişiye değişir. Yaş, diş minesinin yapısı, dentinin rengi, beslenme alışkanlıkları, çay ve kahve tüketimi, tütün kullanımı ve çeşitli başka faktörler dişlerin rengini etkileyebilir. American Dental Association da diş renklenmelerini dışsal ve içsel olmak üzere farklı nedenlerle değerlendiriyor ve yaş ilerledikçe minenin daha ince ve geçirgen hale gelmesinin alttaki daha sarı renkteki dentinin daha belirgin görünmesine yol açabileceğini belirtiyor. [3]

Diş Hekimi Alpaslan Falakalı:


“Estetik diş hekimliğinde en önemli kelimelerden biri ‘uyum’. Çok beyaz, çok büyük veya tamamen birbirinin aynısı dişler her yüz için doğru olmayabilir. Amaç kişinin yüzüyle, dudaklarıyla, yaşıyla ve kendi diş yapısıyla uyumlu, sağlıklı ve doğal bir gülüş elde etmek olmalı.”

Kadınlarda güzel bir gülüşün önemi

Kadın güzelliği söz konusu olduğunda saç ve cilt bakımına çok geniş bir alan ayrılırken dişlerin yüz estetiğine katkısı bazen gözden kaçabiliyor. Oysa güzel bir saç kesimi, bakımlı bir cilt ve doğru makyajla oluşturulan görüntünün merkezinde konuşurken ve gülerken ortaya çıkan sağlıklı gülüş bulunuyor.

Özellikle diş taşı, diş eti kızarıklığı veya kanaması, belirgin renklenmeler, kırık dişler, çapraşıklık, eski veya rengi değişmiş dolgular ve eksik dişler gülüşün genel görünümünü etkileyebilir. Ancak kadınlarda estetik diş hekimliğinin hedefinin “herkese aynı gülüşü” oluşturmak olmaması gerekiyor.

Yüz şekli, dudak yapısı, dişlerin uzunluğu ve genişliği, gülme hattı, diş etlerinin görünme miktarı ve kişinin doğal mimikleri birlikte değerlendirilmelidir.

Diş Hekimi Alpaslan Falakalı:
“Kadın hastalarda bana göre en güzel sonuç, yapılan işlemin ilk bakışta fark edilmediği sonuçtur. İnsanlar ‘Dişlerine ne yaptırdın?’ yerine ‘Çok güzel görünüyorsun’ diyorsa estetik açıdan doğru noktaya yaklaşmışız demektir.”

alpaslan falakalı

Erkeklerde diş estetiği neden önemli?

Bakımlı görünmek artık yalnızca kadınlara özgü bir konu değil. Erkeklerde saç kesimi, sakal tasarımı ve cilt bakımına gösterilen ilginin yanında ağız ve diş bakımının da bütünün önemli bir parçası olduğunu unutmamak gerekiyor. Özellikle çay, kahve ve tütün kullanımına bağlı yüzey lekeleri, diş taşı, diş eti problemleri, diş aşınmaları ve eksik dişler erkeklerde de estetik görünümü etkileyebiliyor.

Fakat burada mesele yalnızca daha beyaz dişlere sahip olmak değil. Sağlıklı diş eti, temiz diş yüzeyleri, eksik dişlerin değerlendirilmesi ve çiğneme fonksiyonunun korunması estetiğin temelini oluşturuyor.

Diş Hekimi Alpaslan Falakalı:
“Erkek hastalarda sıklıkla gördüğümüz yaklaşımlardan biri, sorun ağrıya dönüşene kadar diş hekimine başvurmamak. Oysa bakım açısından saç veya sakala gösterilen düzenli özeni dişlere de göstermek gerekiyor. Çünkü iyi bir gülüş kadın ya da erkek fark etmeksizin bakımlı görünümün en güçlü tamamlayıcılarından biri.”

Beyazlatma yaptırmak sağlıklı diş anlamına gelir mi?

Hayır. Diş beyazlatma estetik bir uygulamadır ve ağızdaki mevcut sağlık problemlerinin tedavisinin yerine geçmez. American Dental Association, profesyonel ve ev tipi diş beyazlatma yöntemlerinin diş renginin açılmasında etkili olabileceğini belirtirken, beyazlatmayla ilişkili en sık görülen yan etkilerin geçici diş hassasiyeti ve diş eti irritasyonuolduğunu bildiriyor. Ayrıca mevcut dolgu, kron ve diğer diş rengindeki restorasyonların doğal dişler gibi beyazlamadığına dikkat çekiyor. [3]

Bu nedenle beyazlatma öncesinde dişlerin ve diş etlerinin değerlendirilmesi önem taşıyor. Ayrıca sosyal medyada sık karşılaşılan ev tipi ve kontrolsüz yöntemlere karşı dikkatli olmak gerekiyor. ADA, aktif kömür, asit içeren meyveler ve bazı ev yapımı beyazlatma yöntemlerinin etkinliği ve güvenliği konusunda yeterli bilimsel kanıt bulunmadığını belirtiyor. [3]

Diş Hekimi Alpaslan Falakalı:
“Bir dişin daha beyaz görünmesi onun daha sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Önce diş eti sağlığı, çürükler, eski restorasyonlar ve diş yapısı değerlendirilmelidir. Estetik işlem sağlık kontrolünün önüne geçmemeli.”

Güzel dişlerin asıl sırrı: Günlük bakım

Estetik diş hekimliğinde çok sayıda tedavi seçeneği bulunuyor. Ancak güzel ve sağlıklı dişlerin temelinde hâlâ son derece basit bir alışkanlık yatıyor: Düzenli ağız bakımı.

American Dental Association genel ağız bakımı önerileri arasında dişlerin günde iki kez, florürlü diş macunuyla iki dakika fırçalanmasını öneriyor. [4] Diş fırçasının ulaşamadığı diş aralarının da temizlenmesi gerekiyor. ADA, diş ipi veya uygun bir ara yüz temizleyicisinin dişler arasında biriken plak ve kalıntıların uzaklaştırılmasına yardımcı olduğunu belirtiyor. [5]

Diş Hekimi Alpaslan Falakalı:
“Pahalı bir estetik tedaviden önce yapılabilecek en değerli yatırım günlük ağız bakımını doğru yapmaktır. Birkaç dakikalık düzenli bakım hem doğal dişlerimizi korur hem de yapılan restorasyonların sağlıklı şekilde kullanılmasına katkıda bulunur.”

Diş estetiğinde hangi uygulamalar kullanılabilir?

Her kişinin ağız yapısı ve ihtiyacı farklı olduğu için tek bir “gülüş estetiği tedavisi” bulunmuyor. Diş hekiminin muayenesinin ardından ihtiyaca göre farklı seçenekler değerlendirilebilir.

Profesyonel diş temizliği: Diş taşı ve yüzey lekelerinin uzaklaştırılması ağız sağlığının korunmasına katkı sağlar ve bazı kişilerde tek başına gülüşün daha temiz ve bakımlı görünmesini sağlayabilir.

Diş beyazlatma: Uygun hastalarda diş renginin açılması amacıyla uygulanabilir. Tedavi yöntemi ve kullanılacak ürün hastanın diş yapısına göre değerlendirilmelidir.

Kompozit bonding: Bazı küçük kırıkların, dişler arasındaki boşlukların veya şekil bozukluklarının düzeltilmesinde kullanılabilen koruyucu seçeneklerden biridir.

Ortodontik tedavi: Diş çapraşıklıklarının ve dizilim problemlerinin düzeltilmesini amaçlar.

Seramik restorasyonlar: Diş dokusunun ve estetiğin önemli ölçüde bozulduğu uygun vakalarda porselen veya farklı seramik restorasyon seçenekleri değerlendirilebilir.

İmplant ve protetik tedaviler: Eksik dişlerin tamamlanması yalnızca görünüm açısından değil, fonksiyon açısından da önemlidir.

Diş eti tedavileri: Gülüş estetiği sadece dişlerden oluşmaz. Sağlıklı diş etleri gülüşün çerçevesini oluşturur ve gerekli durumlarda periodontal tedaviler planlanabilir.

Daha fazla işlem, daha güzel gülüş anlamına gelmiyor

Modern estetik diş hekimliğinde önemli yaklaşımlardan biri mümkün olduğu kadar doğal diş dokusunu korumaktır. Bu nedenle küçük bir estetik sorun varsa doğrudan en kapsamlı tedaviyi uygulamak yerine daha koruyucu seçeneklerin değerlendirilmesi önemlidir.

2026 yılında Journal of Dentistry dergisinde yayımlanan bir çalışmada diş beyazlatma, diastema kapatma, kırık diş restorasyonu ve diş şekillendirme gibi minimal invaziv estetik işlemler geçiren 130 hasta değerlendirildi. Çalışmada işlem sonrasında gülüş, genel görünüm ve estetik memnuniyet ölçümlerinde anlamlı artışlar bildirildi. Araştırmacılar bununla birlikte kişisel beklentilerin ve bireysel faktörlerin tedavi memnuniyetini etkileyebileceğine de dikkat çekiyor. [6]

Diş Hekimi Alpaslan Falakalı:
“Benim için başarılı estetik tedavi mümkün olan en fazla işlemi yapmak değil, gerekli olan en az müdahaleyle sağlıklı ve doğal bir sonuç elde etmektir. ”

Gülüş kişinin kendisini nasıl hissettiğini de etkileyebilir

Dişlerin görünümü yalnızca karşımızdaki kişilerin bizi nasıl gördüğüyle ilgili değil. Kişinin kendi gülüşünden duyduğu memnuniyet de önem taşıyor.

Orofasiyal görünüm üzerine yapılan sistematik derleme, estetik açıdan tedavi ihtiyacı bulunan kişilerin ağız sağlığına bağlı yaşam kalitesinin özellikle orofasiyal görünüm boyutunda etkilenebildiğini gösteriyor. [1] 2026’da yayımlanan minimal invaziv estetik diş tedavileri çalışmasında ise hastaların işlem sonrası gülüş, diş rengi, diş dizilimi ve diş şekline ilişkin memnuniyetlerinde artış bildirildi. [6]

Bu sonuçları “estetik diş tedavisi herkesi daha özgüvenli yapar” şeklinde genellemek doğru olmaz. Ancak bilimsel veriler, dental görünüm ile kişinin kendi gülüşünden duyduğu memnuniyet arasında dikkate değer bir ilişki bulunduğunugösteriyor.

Kadın ya da erkek fark etmiyor: Bakımlı görünüm ağızdan da başlıyor

Saçınıza, cildinize, sakalınıza, kıyafetinize veya makyajınıza gösterdiğiniz özen görünümünüzün önemli bir parçasıdır. Ama konuşmaya veya gülmeye başladığımız anda bütün bu görünümün merkezine gülüşümüz de dahil olur.

Bu nedenle ağız ve diş bakımını yalnızca sağlık problemi ortaya çıktığında hatırlamak yerine günlük kişisel bakımın doğal bir parçası haline getirmek gerekiyor. Ve estetik bir değişiklik düşünülüyorsa ilk soru:

“Dişlerimi nasıl daha beyaz yapabilirim?” değil,

“Dişlerimi nasıl daha sağlıklı hale getirip yüzüme uygun doğal bir gülüş elde edebilirim?”

olmalı.

Diş Hekimi Alpaslan Falakalı:
“En güzel gülüşün kusursuz olması gerektiğine inanmıyorum. Kişiye ait olması gerekiyor. Sağlıklı diş etleri, korunmuş doğal diş dokusu ve yüzle uyumlu bir gülüş benim için estetiğin temelini oluşturuyor. İyi yapılmış bir estetik tedavide insanların dikkatini önce dişler değil, kişinin güzel gülümsemesi çekmeli.”

Bu yazıya katkılarından dolayı Multidenta Kliniğinden Diş Hekimi Alpaslan Falakalı’ya teşekkürlerimizi sunarız.

sağlıklı gülüş

Kaynaklar

[1] The impact of oro-facial appearance on oral health-related quality of life: A systematic review
PubMed
https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/32196720/

[2] Esthetics: Patients’ perceptions of dental attractiveness
PubMed
https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/9028220/

[3] Whitening – Oral Health Topics
American Dental Association
https://www.ada.org/resources/ada-library/oral-health-topics/whitening

[4] Home Oral Care
American Dental Association
https://www.ada.org/resources/ada-library/oral-health-topics/home-care

[5] Dental Floss and Interdental Cleaners
American Dental Association
https://www.ada.org/resources/ada-library/oral-health-topics/floss

[6] Patient satisfaction, oral health-related quality of life, and temperament profiles following minimally invasive dental aesthetic procedures
Journal of Dentistry / PubMed
https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/41967565/


SEO Başlık

Güzel Bir Gülüşün Sırrı: Diş Bakımı ve Diş Estetiği Neden Önemli?

Alternatif SEO Başlık

Dişler Güzelliği Nasıl Etkiliyor? Diş Hekimi Alpaslan Falakalı Anlatıyor

Spot

Saç, cilt ve kişisel bakım kadar dişlerimiz de görünümümüzün önemli bir parçası. Peki sağlıklı ve güzel bir gülüş kadın ve erkeklerde yüz estetiğini nasıl etkiliyor? Diş Hekimi Alpaslan Falakalı, diş bakımından beyazlatmaya, doğal gülüşten estetik tedavilere kadar merak edilenleri bilimsel araştırmalar ışığında anlatıyor.

Meta Açıklama

Dişler yüz güzelliğini nasıl etkiliyor? Diş Hekimi Alpaslan Falakalı kadın ve erkeklerde diş bakımı, güzel gülüş, diş beyazlatma ve estetik diş tedavilerini anlatıyor.

Önerilen URL

/disler-guzelligi-nasil-etkiliyor-dis-bakimi/

Anahtar Kelimeler

diş bakımı, diş estetiği, güzel gülüş, güzel dişler, ağız ve diş sağlığı, gülüş estetiği, diş beyazlatma, kadınlarda diş estetiği, erkeklerde diş bakımı, estetik diş tedavisi, sağlıklı dişler, doğal gülüş

Selen Kaya M·A·C Cosmetics Türkiye’nin Yeni Senior Artist Oldu

M·A·C Cosmetics Türkiye, uzun yıllardır markanın yaratıcı dünyasında aktif rol üstlenen Selen Kaya’nın Senior Artist unvanına terfi ettiğini duyurdu.

Selen Kaya, yeni rolüyle birlikte deneyimini daha geniş bir sorumluluk alanına taşıyarak M·A·C’in Türkiye’deki yaratıcı yüzlerinden biri olmayı sürdürecek; aynı zamanda Türkiye’de ve global ölçekte hayata geçirilen önemli sahne, moda, kültür ve sanat projelerinde markanın artistik vizyonunu temsil edecek.

Selen Kaya
Selen Kaya

M·A·C’in yaratıcı projeleri, içerik üretimi, medya çalışmaları ve özel etkinliklerinde uzun süredir aktif rol üstlenen Kaya, yeni görevinde markanın makyaj sanatına yaklaşımını farklı yaratıcı disiplinlerle buluşturacak. Türkiye’de ve global ölçekte hayata geçirilen projelerde yalnızca uygulama aşamasında değil; makyaj vizyonunun ve yaratıcı yaklaşımın şekillendiği süreçlerde de aktif rol üstlenecek. Sahne sanatları ve konserlerden moda ve backstage çalışmalarına, celebrity makyajlarından editoryal çekimlere ve kültür-sanat projelerine uzanan farklı alanlarda M·A·C’i temsil edecek olan Kaya; medya, influencer, içerik üreticileri, ünlü isimler ve profesyonel makyaj sanatçılarıyla gerçekleştirilen çalışmalarda da markanın yaratıcı ve profesyonel bakış açısını yansıtmaya devam edecek. Bunun yanı sıra masterclass’lar, özel etkinlikler ve M·A·C’in global ve lokal artist ekipleriyle gerçekleştirilen çalışmalar aracılığıyla deneyimini farklı kitlelerle buluşturmayı sürdürecek.

Selen Kaya, yeni rolüyle ilgili olarak şunları söyledi:

“Uzun yıllardır parçası olduğum M·A·C dünyasında makyaj sanatını farklı yaratıcı disiplinlerle buluşturan projelerde yer almak benim için her zaman çok değerli oldu. Senior Artist rolüyle birlikte bu deneyimi hem Türkiye’de hem de global ölçekte daha geniş bir alana taşıyacak olmak beni çok heyecanlandırıyor. Sahne, moda, kültür ve sanat dünyasının farklı projelerinde yalnızca makyajı uygulayan değil, yaratıcı sürecin bir parçası olan ve projenin görsel dünyasına katkı sağlayan bir artist olarak yer almak benim için bu yeni rolün en heyecan verici taraflarından biri. Global ve yerel ekiplerle birlikte yeni fikirler geliştirmeye ve M·A·C’in makyaj sanatına yaklaşımını farklı platformlarda güçlü ve özgün biçimlerde ifade etmeye devam edeceğim.”

Selen Kaya

John Richmond SS27 için Kontrollü ve Asi Saç Görünümleri

John Richmond’ın SS27 koleksiyonu için Londra Moda Haftası’nda yapısal ama kontrollü biçimde dağınık saç görünümleri TONI&GUY Artistic Director Fabrizio Palmieri ve Session Team tarafından yaratıldı. Koleksiyonun ışık-karanlık, yapı-yumuşaklık ve kontrol-içgüdü arasındaki gerilimi saç tasarımına da taşındı.

Londra Moda Haftası’nda John Richmond’ın Spring/Summer 2027 koleksiyonu yalnızca moda tasarımlarıyla değil, sahne arkasında yaratılan güçlü saç görünümleriyle de dikkat çekti.

TONI&GUY Artistic Director Fabrizio Palmieri, TONI&GUY Session Team ile birlikte John Richmond SS27 defilesinin saçlarını hazırladı. Defile 19 Eylül 2026 tarihinde Londra Moda Haftası kapsamında gerçekleşti.

Koleksiyonun ana fikrindeki kontrollü yapı ile ham, doğal enerji arasındaki karşıtlık saç tasarımına da doğrudan yansıtıldı.

Temiz siluet, kontrollü dağınıklık

John Richmond SS27 saç görünümlerinin temelinde temiz ve heykelsi bir siluet bulunuyor.

Ancak bu düzgün yapı, kusursuz ve fazla kontrollü bir bitişle tamamlanmıyor. Aksine saçta kişisel doku ve doğal hareket korunarak bilinçli biçimde “undone”, yani hafifçe tamamlanmamış bir görünüm yaratılıyor.

Bu yaklaşım, saçın formunu güçlü tutarken görünümün fazla sertleşmesini engelliyor.

Siyah tüy detayı saç görünümünü dönüştürüyor

Defile saçlarının en dikkat çekici detaylarından biri ise stile eklenen siyah, tüy benzeri grafik unsur.

Bu detay, saçın içinden geçen ve neredeyse elektrik etkisi yaratan bir müdahale gibi çalışıyor. Grafik dokunuş, temiz saç siluetini bozmak yerine ona daha güçlü, daha karanlık ve daha deneysel bir kimlik kazandırıyor.

Ortaya çıkan görünüm kontrollü ama tamamen sınırlandırılmış değil.

John Richmond SS27’de ışık ve karanlık karşı karşıya

John Richmond’ın Spring/Summer 2027 koleksiyonu da saçlarla benzer bir karşıtlık üzerine kuruluyor.

Koleksiyon; ışık ve karanlık, yapı ve yumuşaklık, kontrol ve içgüdü arasındaki gerilimi araştırıyor. İlham kaynakları arasında White Light, White Heat enerjisi öne çıkıyor.

Tasarımlar; heykelsi siluetler, mimari çizgiler, transparanlık ve kontrast üzerinden şekilleniyor.

Koleksiyon aynı zamanda müzik, elektrik ve hafıza kavramlarından besleniyor. Böylece ortaya hem kesin hem de içgüdüsel görünen bir estetik çıkıyor.

Saç ve koleksiyon aynı dili konuşuyor

John Richmond SS27 defilesinde saç tasarımı, koleksiyondan bağımsız bir güzellik unsuru olarak değil, bütün sahne anlatısının parçası olarak ele alınıyor.

Saçtaki heykelsi yapı koleksiyondaki mimari çizgileri desteklerken, doğal doku ve hafif dağınık bitiş kıyafetlerdeki yumuşaklık ve içgüdü hissini tamamlıyor.

Siyah tüy detayı ise koleksiyonun karanlık ve elektrik yüklü tarafını görünür hale getiriyor.

Fabrizio Palmieri ve TONI&GUY Session Team imzası

Defile saçlarının yaratıcı yönetimini Fabrizio Palmieri üstlendi.

TONI&GUY Session Team ile birlikte hazırlanan saç görünümleri, markanın moda haftalarındaki teknik ve editorial yaklaşımını yeniden ortaya koyuyor.

Defilede öne çıkan şekillendirme ürünü olarak label.m Fashion Edition Ultimate Hairspray kullanıldı.

Editörün yorumu:

John Richmond SS27 saçları, podyum saç tasarımında güçlü bir form yaratmanın mutlaka kusursuz ve sert bir bitiş anlamına gelmediğini gösteriyor.

Burada asıl etki, kontrol ile doğallık arasındaki dengeden geliyor.

Saçın kişisel dokusunu tamamen ortadan kaldırmadan heykelsi bir siluet yaratılması ve ardından grafik siyah detayla görünüme beklenmedik bir kırılma eklenmesi, koleksiyonun moda diliyle başarılı biçimde örtüşüyor.

Bu yönüyle John Richmond SS27, profesyonel kuaförler için özellikle editorial styling, tekstür ve kontrollü dağınıklıkkonusunda güçlü bir referans sunuyor.

Steven Smart – APEX Collection

Steven Smart’ın APEX Collection çalışması; futuristik, post-apokaliptik bir dünyayı pastel tonlar, keskin çizgiler, kontrastlar ve dramatik saç formlarıyla yorumluyor. Koleksiyon, klasik formları güçlü teknik ve sıra dışı renk yerleşimleriyle yeniden tanımlıyor.

Saç tasarımında gelecek fikri çoğu zaman metalik yüzeyler, keskin hatlar ve sıra dışı renklerle anlatılır. Steven Smart APEX Collection ise bu yaklaşımı daha karanlık, daha sinematik ve daha güçlü bir anlatıya dönüştürüyor.

APEX, futuristik ve post-apokaliptik bir dünyanın saç üzerinden yorumlandığı bir koleksiyon. Steven Smart’ın tanımında çalışma; çarpıcı renk kullanımı, detaylı yerleşimler ve dramatik formlarla şekilleniyor. Keskin ve kontrast yaratan çizgiler, bağlantısız kesimler, pastel tonlar, ince paneller ve yumuşak geçişlerle bir araya geliyor. 

Koleksiyon görselleri de bu yaklaşımı açık biçimde destekliyor. Bir yanda grafik boblar ve keskin kaküller, diğer yanda yumuşak bukleler, pastel pembe tonlar, açık platinler ve mavi-siyah kontrastlar yer alıyor. Böylece APEX tek bir saç formuna bağlı kalmadan aynı hikâyeyi farklı karakterler üzerinden anlatıyor. 

APEX’te kontrast tasarımın merkezinde

APEX Collection’ın en güçlü yanı, zıtlıkları bilinçli biçimde kullanması.

Sert çizgiler ile yumuşak geçişler, keskin kesimler ile klasik hareket, güçlü kontrastlar ile pastel tonlar aynı görsel dil içinde buluşuyor. Steven Smart, en basit ve klasik form ile hareketin bile doğru teknik, ton ve kontrast kullanımıyla dramatik hale getirilebileceğini vurguluyor. 

Bu yaklaşım, koleksiyona yalnızca futuristik bir görüntü değil, aynı zamanda profesyonel kuaförlük açısından güçlü bir teknik derinlik kazandırıyor.

Bağlantısız kesimler ve grafik yüzeyler

APEX Collection’da kesim tekniği, renk kadar belirleyici bir rol oynuyor.

Özellikle bob formlarda görülen net hatlar, yüz çevresinde oluşturulan keskin paneller ve birbirinden bağımsız görünen kesim bölümleri koleksiyonun karakterini oluşturuyor.

“Disconnected cuts” olarak tanımlanan bu yaklaşım, saçın tek bir bütün olarak değil, farklı geometrik alanlardan oluşan bir tasarım yüzeyi gibi ele alınmasını sağlıyor. 

Bu nedenle APEX’te kesim ve renk birbirinden ayrı iki teknik değil; aynı tasarımın iki tamamlayıcı unsuru olarak çalışıyor.

Pastel tonlar sert formları yumuşatıyor

Koleksiyon yalnızca sert ve agresif bir gelecek vizyonuna dayanmıyor.

Pastel pembe, açık sarı, yumuşak platin ve daha sakin geçişler, sert kesim çizgilerinin etkisini dengeliyor. Bu karşıtlık, koleksiyona daha rafine bir yapı kazandırıyor.

Özellikle yumuşak pastel panellerin dramatik formlarla birlikte kullanılması, APEX’i yalnızca avangart bir çalışma olmaktan çıkarıp daha sofistike bir editorial koleksiyona dönüştürüyor. 

Yapay zekâ sonrası dünyaya güçlü bir saç yorumu

APEX’in yaratıcı fikrindeki en dikkat çekici unsur, yapay zekâ sonrası bir dünya fikri.

Steven Smart koleksiyonu, “post-artificial intelligence uprising” sonrası hayatta kalmak için gereken güç, tavır ve azmingörsel karşılığı olarak tanımlıyor. 

Bu ifade koleksiyona yalnızca estetik değil, kavramsal bir boyut da kazandırıyor.

Saç burada geleceğin nasıl görüneceğine dair doğrudan bir cevap vermiyor. Bunun yerine teknoloji, insanlık ve kimlik arasındaki gerilimi moda ve kuaförlük diliyle yorumluyor.

Steven Smart imzası

APEX Collection’ın saç tasarımları Steven Smart tarafından Smartest 73 bünyesinde hazırlandı. Asistan olarak Jo Lomax, makyajda Debra Smart, styling’de Ginder Ninja, fotoğraflarda ise Jamie Blanshard yer alıyor. 

Basın dosyasında Steven Smart ayrıca British Colour Technician of the Year unvanıyla anılıyor. 

Steven Smart ve Smartest 73’ün uluslararası başarıları

Steven Smart ve Smartest 73 ekibinin geçmişinde çok sayıda uluslararası başarı bulunuyor.

Basın dosyasına göre ekip; British Hairdressing Awards, Behind the Chair ONE SHOT! Awards, OMC World Hairdressing Championships, AIPP Awards ve Australian Hair Fashion Awards gibi önemli organizasyonlarda ödül ve adaylıklar elde etti. 

AIPP Awards’ta Grand Trophy 2024 ve Commercial Collection of the Year 2024 ödülleri de bu başarılar arasında yer alıyor. 

Basın dosyasında Steven Smart’ın aynı zamanda uluslararası eğitmen, platform sanatçısı, yaratıcı direktör, yarışma eğitmeni ve jüri üyesi olduğu da belirtiliyor. 

Editörün yorumu:

APEX Collection, geleceği yalnızca “teknolojik” bir estetikle anlatmak yerine daha sert, daha karanlık ve daha karakterli bir dünya kuruyor.

Koleksiyonun başarısı, bu atmosferi yalnızca saç rengiyle değil; kesim, form, hareket ve kontrastın birlikte çalışmasıyla yaratmasında yatıyor.

Profesyonel kuaför açısından bakıldığında APEX’in verdiği en önemli mesaj şu: Geleceğe dönük bir saç tasarımı yaratmak için mutlaka karmaşık bir form gerekmiyor. Doğru teknik, güçlü bir renk yerleşimi ve kontrollü kontrast, en klasik formu bile sıra dışı hale getirebilir.

Milano Moda Haftası 2027’de Ünlülerin Saç Görünümleri

Naomi Watts’tan Jennifer Lopez’e: Milano Moda Haftası’nda öne çıkan saç trendleri

Giancarlo Rapetti haberi.

Milano Moda Haftası İlkbahar/Yaz 2027, yalnızca podyumlarda değil, ön sırada oturan ünlülerin saç görünümlerinde de dikkat çekici bir stil çeşitliliğine sahne oldu. Retro dalgalardan grafik kesimlere, sıcak çikolata tonlarından parlak ve kontrollü sleek dalgalara kadar her görünüm kendi karakterini ortaya koydu.

Bu sezonun en dikkat çekici yanı ise tek bir trendin baskın olmamasıydı. Ünlü isimlerin saç stilleri belirgin referanslardan yola çıksa da, her biri kendi kişiliği ve tarzıyla yorumlndı.

Kuaför Mahmut Ebil, Milano Moda Haftası’nda öne çıkan saç görünümlerini bizim için değerlendiridi.

Naomi Watts: Vintage dokunuşlu wavy bob

Gucci defilesinde görülen Naomi Watts, 1970’lerden ilham alan ancak güncel yorumunu koruyan bir bob modeliyle dikkat çekti.

Saçın üst bölümünde hafif bir bouffant etkisi (tepe ve üst bölümde hacim) yaratılırken, yanların daha kontrollü tutulması dalgalı formu öne çıkardı. Sonuç, fazla sert ya da teatral görünmeyen, geçmişten gelen bir referansı modern bir çizgiyle buluşturan sofistike bir stil oldu.

Watts’ın görünümü, retro saçların yeniden yorumlanırken güncelliğini nasıl koruyabileceğinin iyi örneklerinden biri.

Cardi B: Bowl cut artık couture

Cardi B ise Milano’da tamamen farklı bir yön seçti. Uzun ve dramatik saçlar yerine, net geometrisiyle öne çıkan siyah bir bowl cut tercih etti. Parlak ve kompakt form, yüz çevresinde güçlü bir çerçeve oluşturdu. Bu kesimin en güçlü tarafı ise neredeyse bir aksesuar gibi çalışmasıydı.

Geometrik kesimler, doğru doku ve parlaklıkla birleştiğinde klasik bir saç modeli olmaktan çıkıp güçlü bir moda ifadesine dönüşebiliyor. Cardi B’nin görünümü bunu net biçimde gösterdi.

Monica Bellucci: Sıcak çikolata tonlarının zamansız çekiciliği

Monica Bellucci, kendisiyle özdeşleşen daha feminen ve duyusal saç dilinden vazgeçmedi. Yoğun ve derin koyu tonlar, uzun ve iki yana açılan perçemlerle tamamlandı. Özellkle sıcak sütlü çikolata tonundaki renk, saça yumuşak ve zengin bir görünüm kazandırdı.

Ortadan ayrılan perçem ise genel görüntüyü daha dengeli ve modern hale getirdi.

Bellucci’nin saç stili sürpriz yaratmaya çalışmıyor; bunun yerine yıllardır kendisiyle özdeşleşen güçlü beauty kodlarını bugünün estetiğine uyarlıyor.

Uma Thurman: Sleek dalgaların geri dönüşü

Uma Thurman, 1990’ların sofistike dalgalarını Milano’da yeniden gündeme taşıdı.

Saç rengi, son dönemin popüler Scandi Blonde tonlarından biraz daha soğuk bir sarıya yakın görünürken, asıl etki styling tarafında ortaya çıktı. Parlak, kontrollü ve pürüzsüz yüzey; yumuşak fakat belirgin dalgalarla tamamlandı. Burada amaç doğal dağınıklık değil, kontrollü ve rafine bir hareket yaratmak.

Thurman’ın görünümünde dalgalar yalnızca şekil değil, aynı zamnda güçlü bir doku unsuru olarak öne çıktı.

Jennifer Lopez: Yeni nesil Dolce Vita

Jennifer Lopez, Vogue World Milano’da adeta sinematografik bir glamour görünümü sergiledi.

Geniş, yumuşak ve parlak dalgalar; saç boyunca ilerleyen sıcak yansımalarla birlikte güçlü bir hareket kazandı. Stil, klasik İtalyan güzelliğine ve sinemanın ikonik diva estetiğine gönderme yaparken, Jennifer Lopez’in kendine özgü modern glamour anlayışıyla yeniden yorumlandı. Bu görünümde saçın ışıkla birlikte hareket etmesi ve her açıdan parlak görünmesi temel unsur oldu.

Mahmut Ebil:

“Trend kadar, o trendin kime ve nasıl uygulandığı önemli”

Kuaför Mahmut Ebil, Milano Moda Haftası’nda öne çıkan saç görünümlerini değerlendirirken yeni sezonun belirleyici unsurunun tek bir trend değil, kişiye özel yorum olduğuna dikkat çekiyor.

“Buradaki örneklere baktığımızda hepsi birbirinden farklı bir teknik anlayış taşıyor. Naomi Watts’ta hacim dağılımı ve dalganın yerleşimiyle daha yumuşak bir retro form görüyoruz. Cardi B’de ise tam tersine kesim geometrisi çok net; çevre çizgisi, yoğunluk ve parlak yüzey görünümün tamamını belirliyor. Monica Bellucci’de renk sıcaklığı ve yüz çevresindeki uzunluklar, Jennifer Lopez’de ise hareket ve ışık yansıması ön planda. Bence burada asıl önemli olan, trendi olduğu gibi kopyalamak değil; yüz şekline, saç yapısına, tene ve kişinin karakterine göre yeniden yorumlamak.”

Ebil’e göre özellikle kesim geometrisi, yüz çevresi tasarımı ve renk sıcaklığı önümüzdeki dönemde daha fazla önem kazanacak:

“İyi bir kesim artık sadece form vermek değil; yüz oranlarını dengelemek anlamına geliyor. Özellikle perçem, yüz çevresi katları ve çevre çizgileri çok daha bilinçli kullanılıyor. Renk tarafında da tek düze tonlar yerine derinlik, sıcak-soğuk dengesi ve ışığın saç üzerindeki hareketi önem kazanıyor. Kuaförün teknik bilgisini estetik bakışla birleştirmesi gerekiyor.”

Styling tarafında ise kontrollü parlaklığın yeniden güçlü biçimde öne çıktığını belirten Ebil, mat ve fazla dağınık dokuların yerini daha rafine yüzeylere bıraktığını düşünüyor:

“Saçın sağlıklı görünmesi başlı başına bir styling unsuru haline gelirken arlaklık, yüzey düzgünlüğü ve kontrollü hareket yeniden çok önemli. Ancak bu, saçın sert ya da yapay görünmesi anlamına gelmiyor. Tam tersine, teknik olarak çok iyi hazırlanmış ama doğal hareketini koruyan saçlar ön plana çıkıyor.”

Ebil, 2027 saç modasının kuaför açısından daha fazla kişiselleştirme gerektirdiğini vurguluyor:

“Bence önümüzdeki dönemin en güçlü kelimesi kişiselleştirme olacak. Aynı kesim iki farklı kişide aynı şekilde uygulanmamalı ve aynı renk formülü de herkeste aynı sonucu vermemeli. Müşterinin teni, yüzü, yaşam tarzı ve saçın mevcut durumu birlikte değerlendirilmeli. Kuaförlüğün değerini artıran şey de tam olarak bu danışmanlık ve yorum gücü.”

Milano’dan çıkan ortak mesaj: Tek trend yok, güçlü karakter var

Milano Moda Haftası İlkbahar/Yaz 2027’nin saç görünümleri tek bir form ya da renk etrafında birleşmedi.

Retro dalgalar, grafik kesimler, sıcak kahve tonları, kontrollü sleek dokular ve hacimli glamour saçlar aynı anda öne çıktı.

Bu da yeni sezonun en güçlü mesajlarından birini veriyor:

2027’de saç trendleri tek bir kalıba girmekten çok, kişinin karakterini ve stilini güçlendirmeye odaklanıyor.

Kuaförler açısından bakıldığında ise sezonun ana fikri oldukça net: teknik kusursuzluk önemli, ancak asıl farkı kişiye özel yorum yaratıyor.

KEUNE Color Muse ile profesyonel saç renklendirmede yeni dönem

KEUNE Color Muse ile kişiselleştirilmiş saç renginde yeni nesil bir sistem sunuyor.

Profesyonel saç renklendirme dünyasnda kişiselleştirme her geçen gün daha fazla önem kazanıyor. KEUNE, Eylül 2026 itibarıyla kullanıma sunulan yeni sistemi Color Muse ile renk uzmanlarına daha fazla yaratıcı özgürlük, daha sade bir ürün yönetimi ve müşteriye özel çözümler sunmayı hedefliyor.

Yüzyılı aşkın süredir profesyonel saç renklendirme alanında bilim, inovasyon ve eğitime odaklanan KEUNE, Color Muse ile klasik mix-color yaklaşımını daha akıllı ve daha esnek bir sisteme dönüştürüyor.

Color Muse yalnızca yeni bir ürün serisi değil; salonlarda renk hizmetnin nasıl planlandığına, kişiselleştirildiğine ve müşteriye nasıl taşındığına dair yeni bir yaklaşım sunuyor.

10 yoğun pigment, çok daha fazla renk seçeneği

Color Muse sistemi, yüksek konsantrasyonlu 10 direkt boya tonundan oluşuyor.

Bu pigmentler, KEUNE’nin profesyonel renk portföyüyle birlikte kullanılabildiği gibi Color Brillianz Mask ile karıştırılarak kişiye özel renk bakım ürünlerine de dönüştürülebiliyor.

Böylece renk uzmanları aynı sistem içerisinde:

  • tonu güçlendirebiliyor,
  • istenmeyen yansımaları nötralize edebiliyor,
  • daha yoğun renk sonuçları elde edebiliyor,
  • moda tonları yaratabiliyor,
  • müşteriye özel ton kombinasyonları oluşturabiliyor.

Sistemin en önemli iddialarından biri, daha az ürünle daha fazla renk seçeneği yaratabilmek. Bu da salon açısından hem daha sade bir stok yönetimi hem de daha hızlı ve daha verimli bir uygulama süreci anlamına geliyor.

Pure Pigment teknolojisiyle daha stabil sonuçlar

Color Muse’un merkezinde KEUNE’nin geliştirdiği Pure Pigment teknolojisi bulunuyor. Bu teknoloji pigmentlerin hem asidik hem de alkali ortamlarda stabil kalmasını sağlayacak şekilde geliştirilmiş. Bu sayede Color Muse pigmentleri; tek başına, kalıcı renk sistemlerine eklenerek veya renk veren bakım ürünleri içerisinde kullanılabiliyor.

Bu esneklik, renk uzmanlarının tek bir pigment sistemi üzerinden farklı servisler oluşturmasına olanak tanıyor.

Tamarind içeren jel-krem formül

Color Muse formülünde kullanılan jel-krem yapı, pigmentlerin profesyonel renk karışımlarna daha kolay entegre edilmesini amaçlıyor. Formülde bulunan Tamarind ise karışımın daha homojen dağılmasına, saçta parlaklığın artmasına ve ışığın daha iyi yansımasına katkı sağlıyor. Pürüzsüz yapı sayesinde pigmentlerin karışım içinde daha dengeli dağılması ve uygulama sırasında renk uzmanına daha fazla kontrol sunulması hedefleniyor.

KEUNE Color Muse

Salon koltuğundan evde bakıma uzanan kişiselleştirme

Color Muse’un dikkat çeken özelliklerinden biri de profesyonel salon hizmetini müşterinin evdeki bakım sürecine taşıması.

Renk uzmanları, Color Muse pigmentlerini KEUNE Color Brillianz Mask ile karıştırarak müşterinin saç rengine özel bakım maskeleri hazırlayabiliyor. Bu sayede müşterinin salon çıkışındaki tonu, sonraki randevuya kadar daha uzun süre korunabiliyor. KEUNE, bu yaklaşımın renk bakımını 24 haftaya kadar destekleyebildiğini belirtiyor.

Bu sistem aynı zamanda kuaför ile müşteri arasındaki profesyonel bağın sadece salon ziyaretiyle sınırlı kalmamasını sağlıyor. Müşteri, kendisi için özel hazırlanmış bir renk bakım ürünüyle salon deneyimini evde de sürdürebiliyor.

Kişiselleştirme artık lüks değil, yeni standart

Profesyonel saç renklendirmede son yılların en belirgin yönelimlerinden biri kişiselleştirme. Müşteriler artık yalnızca “sarışın”, “kahve” ya da “bakır” istemiyor. Ten rengine, yaşam tarzına, saç yapısına ve kişisel stiline göre hazırlanmış daha özel tonlar talep ediyor.

Color Muse, tam da bu noktada renk uzmanına daha geniş bir oyun alanı sunuyor. Sınırlı sayıda pigmentle çok daha fazla ton elde edilebilmesi, kuaförün teknik bilgisini ve yaratıcılığını daha görünür hale getiriyor.

Renk uzmanları için daha sade, müşteriler için daha özel

KEUNE’nin Color Muse sistemi, profesyonel renk hizmetini üç temel noktada dönüştürmeyi hedefliyor:

  • daha az karmaşa,
  • daha fazla yaratıcılık,
  • daha yüksek kişiselleştirme.

Bu yönüyle sistem yalnızca yeni pigmentlerden oluşan bir ürün grubu değil, profesyonel renk hizmetinin yeniden yapılandırılmasına yönelik bir yaklaşım olarak konumlanıyor.

Color Muse, Eylül 2026 itibarıyla KEUNE salonlarında kullanıma sunuldu.

KEUNE Color Muse,

Smartest 73’ten Maximum Collection: Saçta Post-Apokaliptik Güç

Saç tasarımında güçlü bir koleksiyon yaratmak bazen yalnızca iyi bir kesim ya da etkileyici bir formdan çok daha fazlasını gerektiriyor. Smartest 73 Maximum Collection, saç, makyaj, styling ve fotoğrafın aynı yaratıcı fikir etrafında birleştiği, sinematik atmosferi yüksek bir çalışma olarak öne çıkıyor.

Smartest 73 Artistic Team tarafından hazırlanan koleksiyonun çıkış noktası, post-apokaliptik bir film dünyası. Grunge etkili, tamamlanmamış hissi veren makyaj yaklaşımı ve neredeyse sinema karesini andıran fotoğraf dili, koleksiyonun güçlü atmosferini oluşturuyor. 

Koleksiyon görselleri de bu yaklaşımı açık biçimde yansıtıyor. Siyah-beyaz fotoğraflarda kısa kesimler, grafik kaküller, keskin bob formlar, güçlü bukleler ve yüzü kısmen örten saç yapıları yan yana kullanılarak oldukça sert ve karakterli bir görsel dünya kuruluyor. 

Maximum Collection neden “Maximum”?

Koleksiyonun adı tesadüf değil. Steven Smart, “Maximum” adının koleksiyonun arkasındaki farklı yeteneklerin, kişiliklerin ve sanatçıların maksimum düzeyde bir araya gelmesini temsil ettiğini vurguluyor. Smartest 73 Artistic Team ile fotoğrafçının ortak üretimi, çalışmanın temelini oluşturuyor. 

Buradaki “maksimum” kavramı yalnızca görsel yoğunluk anlamına gelmiyor.

Teknik beceri, yaratıcı fikir, kişisel yorum ve ekip çalışması aynı düzlemde buluşuyor.

Şekil, hareket ve yoğunluk merkezde

Maximum Collection’ın en belirgin özelliği, saçın yalnızca bir yüz çerçevesi olarak kullanılmaması. Koleksiyon metninde özellikle üç kavram öne çıkarılıyor: Şekil, saç hareketi ve yoğunluk. Bu üç unsur, koleksiyonun bütün görsel dilini belirliyor. 

Keskin geometrik boblar, dağınık kısa kesimler, hareketi öne çıkaran dokular ve hacimli bukleler aynı koleksiyon içinde farklı karakterler yaratıyor. Tüm bu görünümler ortak bir estetik yaklaşım taşıyor: kontrollü düzensizlik.

Post-apokaliptik estetik saç tasarımına nasıl yansıyor?

Maximum Collection’ın ilham aldığı post-apokaliptik dünya, doğrudan kostüm ya da dekor üzerinden anlatılmıyor. Bunun yerine atmosfer, saç ve yüz üzerinden kuruluyor.

Saçlarda yer yer sert ve kontrollü yüzeyler, yer yer ise daha parçalı, ham ve hareketli dokular kullanılıyor. Makyajın “undone” yani tamamlanmamış, doğal olarak dağılmış görünümü de bu dünyayı destekliyor. 

Bu yaklaşım, koleksiyonu klasik güzellik fotoğrafçılığından uzaklaştırıyor ve daha çok moda filmi ya da bağımsız sinema estetiğine yaklaştırıyor.

Aynı koleksiyonda farklı saç karakterleri

Yaratılan sekiz farklı görünüm, Maximum Collection’ın teknik çeşitliliğini de ortaya koyuyor.

Bir tarafta yüksek parlaklığa sahip keskin bir bob; diğer tarafta ultra kısa, parçalı pixie kesimler bulunuyor. Bazı görünümlerde saç yüzü tamamen kapatırken bazı modellerde form, yüz hatlarını açığa çıkaracak şekilde yapılandırılmış.

Özellikle kesim çizgileriyle hareket arasındaki kontrast dikkat çekici. Koleksiyon tek bir trend sunmak yerine, farklı saç yapılarını ortak bir yaratıcı kimlik altında birleştiriyor. 

Smartest 73 ekibinden güçlü bir kolektif çalışma

Maximum Collection’ın saç tasarımları Smartest 73 Artistic Team tarafından hazırlandı. Makyajda Debra Smart, styling’de Ginder Ninja, fotoğraflarda ise Jamie Blanshard imzası bulunuyor.  Bu ekip yapısı koleksiyonun anlatımı açısından önemli. Çünkü Maximum, tek bir kuaförün bireysel çalışmasından çok, farklı yaratıcı disiplinlerin ortak üretimi olarak konumlanıyor.

Steven Smart ve Smartest 73’ün uluslararası başarıları

Ekip; British Hairdressing Awards, Behind the Chair ONE SHOT! Awards, OMC World Hairdressing Championships, AIPP Awards ve Australian Hair Fashion Awards gibi birçok uluslararası platformda ödül ve adaylıklar elde etmiş durumda. Dosyada ayrıca AIPP Grand Trophy 2024 ve Commercial Collection of the Year 2024 başarıları da yer alıyor. 

Steven Smart aynı zamanda Smartest73 markasının yaratıcısı ve uluslararası eğitmenlik, yaratıcı direktörlük, yarışma eğitmenliği ve jüri üyeliği gibi rolleri de mevcut.

Editörün Yorumu:

Maximum Collection, saç tasarımında “güzel” olmanın tek başına yeterli olmadığını gösteren güçlü koleksiyonlardan biri.

Burada amaç kusursuz ve steril bir estetik yaratmak değil. Tam tersine; kusursuzluk ile dağınıklık, kontrol ile hareket, sert form ile doğal doku arasında bilinçli bir gerilim kuruluyor.

Koleksiyonun başarısı da tam burada yatıyor: Saç, yalnızca teknik bir uygulama değil; karakter, atmosfer ve hikâye taşıyan bir görsel dil haline geliyor.

Maximum Collection, özellikle editorial saç tasarımı ve yaratıcı kesim alanında çalışan kuaförler için güçlü bir referans niteliğinde.