Marie Antoinette’in ihtişamı ile punk kültürünün asi ruhunu aynı sahnede buluşturan Kadife İsyan Saç Koleksiyonu, geçmiş ve günümüz arasında cesur bir diyalog kuruyor.
Pauline McCabe’in yaratıcı vizyonuyla hayat bulan koleksiyon, tarihsel kadınlık algısını çağdaş bir bakış açısıyla yeniden yorumlarken, romantizm ile başkaldırı arasındaki ince çizgide etkileyici bir denge kuruyor.
Londra’da ziyaret ettiği Marie Antoinette sergisinden ve Londra Moda Haftası’nda dikkat çeken Dreaming Eli markasının özgür ruhlu estetiğinden ilham alan McCabe, geleneksel güzellik anlayışını modern bir perspektifle yeniden şekillendiriyor.
Koleksiyon boyunca transparan dokular, korseler, danteller ve pudra tonlarının yarattığı narin atmosfer; güçlü silüetler, keskin formlar ve beklenmedik detaylarla kontrast oluşturuyor. Bu karşıtlık, her görünümde hem zarafeti hem de direnci aynı anda hissettiren güçlü bir görsel anlatı yaratıyor.
Saç tasarımlarında da aynı ikilik dikkat çekiyor. Yapılandırılmış ancak doğal, rafine ancak kusursuzluk iddiasından uzak formlar; günümüz güzellik anlayışına daha samimi ve yaşanmış bir yaklaşım sunuyor. Her detay özenle kurgulanmış olsa da ortaya çıkan sonuç kontrollü bir doğallık hissi veriyor.
Makyaj çalışmaları ise duygusal anlatımı destekleyen bir rol üstleniyor. Yumuşak ten dokuları, hafif kızaran tonlar ve bilinçli olarak korunan küçük kusurlar, karakterlerin gerçekliğini ve kırılganlığını güçlendiriyor.
Fotoğraf dilinde ise resim sanatını çağrıştıran bir yaklaşım benimsenmiş. Işık, gölge ve dokuların ustalıkla kullanıldığı karelerde, modellerin hem güçlü hem de hassas yönleri aynı anda görünür hale geliyor.
Kadife İsyan Saç Koleksiyonu, romantizm ile isyanın, kırılganlık ile gücün, geçmiş ile geleceğin çarpıştığı güçlü bir moda hikâyesi. Pauline McCabe, bu koleksiyonla kadınlığı yeniden tanımlarken, güzelliğin kusursuzlukta değil karakterde saklı olduğunu hatırlatıyor.
Künye
Saç Tasarımı: Pauline McCabe
Salon: Rock Paper Scissors, Fremantle, Batı Avustralya
Türkiye’nin kuaförlük yarışması 14. kez birincileri alkışlamaya hazırlanıyor.
Estetica Global Yayın Ağı’nın Genel Yayn Yönetmenleri, Hush Studio’nun değerli eğitmenleri ve ünlü kuaförlerden oluşan jüri 2025’in finalistleri arasından seçimlerini yaparak oylarını kullanacaklar.
Yarışmanın puanlama sistemi her zaman olduğu gibi yarışmacıları koruyan sistem üzerine kurulu. 30,29,28 puan birer kez, 27 puan 2 kez kullanılmak zorunda ve 21 ile 26 puan istenildiği kadar kullanılabiliyor. Jüri üyelerinden birinin verebileceği yanlış veya kasıtlı puan farkını ortadan kaldıran puan ortalaması sistemi yarışmacıları koruyan en önemli unsur.
İşte 2025 yılı finalistleri arasından seçim yapacak jüri üyeleri:
HAIRiST Yılın Kuaförü Yarışması’nda yıllara göre birinciler ve 2020 yılından itibaren “Yılın Kuaförü” unvanını alan isimler şöyle:
Amsterdam, Authentic Beauty Concept’in yıllık Global Community Gathering etkinliğine ev sahipliği yaptı.
Dünyanın dört bir yanından saç profesyonellerini ve güzellik tutkunlarını bir araya getiren organizasyon, yalnızca bir marka buluşması olmanın ötesine geçerek; topluluk, sürdürülebilirlik, yaratıcılık ve geleceğin güzellik anlayışı üzerine ilham veren güçlü bir platform sundu.
İki gün boyunca devam eden etkinlikte, yaklaşık 30 ülkeden 250’ye yakın salon profesyoneli bir araya geldi. Kuaförlük sektörünün yaratıcı isimleri, eğitmenler, marka temsilcileri ve sektör liderleri; Authentic Beauty Concept’in geleceğe yönelik vizyonunu paylaşırken aynı zamanda sektörün dönüşümüne dair önemli fikir alışverişlerinde bulundu.
Authentic Beauty Concept’in merkezinde ise her zaman olduğu gibi “community” yani topluluk ruhu vardı.
Birlikte büyümeyi odağına alan bir marka
Marka, yalnızca profesyonel saç ürünleri geliştiren bir yapıdan çok daha fazlasını temsil ettiğini bir kez daha ortaya koydu. Topluluğun fikirlerinden beslenen, geri bildirimlerle gelişen ve birlikte büyümeyi odağına alan ABC, etkinlik boyunca katılımcılara bu yaklaşımını güçlü biçimde hissettirdi.
Etkinliğin öne çıkan başlıklarından biri sürdürülebilirlik ve kapsayıcılık oldu. Authentic Beauty Concept’in çevreye duyarlı yaklaşımı, gezegene karşı taşıdığı sorumluluk anlayışı ve vegan ürün felsefesi birçok sunum ve söyleşide detaylı şekilde ele alındı. Marka; doğaya saygılı içerikler, çevre dostu ambalajlar ve sürdürülebilir üretim süreçleriyle güzellik sektöründe bilinçli bir dönüşüm yaratmayı hedeflediğini vurguladı.
Bu yaklaşımın en dikkat çekici örneklerinden biri ise görme engelli bireylere yönelik ambalaj çalışmaları oldu.
Marka, ürün ambalajlarını herkes için daha erişilebilir hale getirebilmek adına dokunsal yüzeyler ve Braille alfabesi üzerine geliştirdiği projeler hakkında bilgiler paylaştı. Güzelliğin herkes için erişilebilir olması gerektiğini savunan marka, kapsayıcı tasarım anlayışıyla sektörde fark yaratan adımlar attığını gösterdi. Bu çalışma, etkinlik boyunca katılımcılar tarafından büyük ilgi ve takdir topladı.
Aynı zamanda etkinlik kapsamında markanın yeni dönem inovasyonları, yaklaşan ürün lansmanları ve moda haftalarına yönelik yaratıcı projeleri de katılımcılarla paylaşıldı. Saç modasının geleceğine yön veren trendler, editorial yaklaşımlar ve backstage deneyimleri sektör profesyonellerine ilham verdi.
Etkinlikte Pazarlama ve Eğitim Müdürü Müge Meydan’ın ev sahipliğinde, Eğitim Uzmanı Gurur Egeli , Pazarlama Yöneticisi Öykü Sertbaş ve Maag Saç Sanat’tan Metin Aydın eşliğinde etkinlikte Estetica dergisi olarak yer aldık. Ayrıca İngiltere’den Türk kuaför Adem Oygur ve Almanya’dan Fatih Erbay ile birlikte etkinlik içerisinde güçlü bir Türk topluluğu oluşturmanın mutluluğunu yaşadık.
Etkinlik boyunca Authentic Beauty Concept Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Matthieu Chauvet, Kıdemli Global Eğitim Müdürü Christopher Cameron ve Küresel Sürdürülebilirlik Lideri Dr. Sabine Hoffmann ile bir araya gelerek marka vizyonu, eğitim projeleri, sürdürülebilirlik stratejileri ve sektörün geleceğine dair önemli bilgiler alma fırsatı bulduk. Röportajlarımızda özellikle topluluk bilinci, yaratıcılık özgürlüğü, kapsayıcılık ve çevresel sorumluluk kavramlarının markanın temel yapı taşlarını oluşturduğu dikkat çekti.
İşte yaptığımız röportajın Türkçe tam metni:
Erkan Güzel: Yanımda Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Matthew Chauvet var. Matthew, bize, arkadaşlarımıza ve Türk kuaförlerimize birkaç söz söylemek ister misiniz?
Matthieu Chauvet: Tabii. Burada sizinle birlikte olmaktan dolayı çok mutluyum. Amsterdam’da birlikte harika iki gün geçiriyoruz. Dünyanın dört bir yanından gelen yaklaşık 150 kuaförümüz var ve 13 farklı ülke temsil ediliyor.
Gerçekten çok güzel bir atmosfer var. Markanın gelecekte hangi yöne ilerlediğini, vizyonumuzu paylaşıyoruz ve marka elçilerimizin de marka ile ilgili deneyimlerini bizimle birlikte paylaşmalarına fırsat veriyoruz.
Sektörün geleceğini, markayı geliştirmek için hangi yeniliklere ihtiyaç duyduğumuzu ve topluluğumuzu nasıl birlikte büyütebileceğimizi konuşuyoruz. Marka adına çok olumlu ve heyecan verici bir geleceğe doğru ilerliyoruz.
Erkan Güzel: Hedeflerinizden ve sonuçlardan memnun musunuz?
Matthieu Chauvet: Çok memnunum. Etrafıma baktığımda herkesin gülümsediğini ve markanın bir parçası olmaktan mutlu olduğunu görüyorum — buna potansiyel yeni müşteriler de dahil. Ayrıca son iki yılda Authentic Beauty Movement’ın çok daha ciddiye alınmaya başlandığını da görebiliyorum. Bu yüzden gerçekten çok mutluyum.
Erkan Güzel: Evet, anlattığınız Authentic Beauty Movement’ın gerçek bir hareket haline geldiğini ve insanların gerçekten bunun içinde yer aldığını hissediyorum. Umarım Türkiye’den daha fazla kuaför de bu hareketin bir parçası olur.
Matthieu Chauvet: Kapımız onlara her zaman açık. Aramıza katılmalarından büyük mutluluk duyarız. Bence markanın başarısı, topluluğun ruhundan ve birlikteliğinden geliyor. Heyecanlı, yaratıcı ve korkusuz olan herkes bize katılabilir.
Erkan Güzel: Çok teşekkür ederim.
Küresel Sürdürülebilirlik Lideri Dr. Sabine Hoffmann :
Erkan Güzel: Merhaba Sabine. Öncelikle Müge Meydan’ın okul arkadaşı olduğunu da buradan belirtmek isterim, bu da röportajı bizim için daha özel hale getiriyor. Sürdürülebilirlik projelerinin lideri olarak, sürdürülebilirlik ve Authentic Beauty Concept hakkındaki görüşlerini bizimle paylaşmanı çok isterim.
Dr. Sabine Hoffmann: Authentic Beauty Concept’te en sevdiğim şey, markanın şirketimiz içerisindeki en sürdürülebilir marka olması ve bu konuda öncü bir rol üstlenmesi. Yeni sürdürülebilirlik projeleri geliştirmek istediğimizde, bunları ilk olarak genellikle Authentic Beauty Concept üzerinde uyguluyoruz.
Bunun en güzel örneklerinden biri görme engelli tüketicilere yönelik geliştirdiğimiz kapsayıcı ambalaj çalışmaları. Ürün ambalajlarımızda Braille alfabesi ve NaviLens teknolojisini kullanmaya başladık. Braille sayesinde kullanıcılar ürünleri dokunarak tanıyabiliyor. NaviLens ise mobil uygulama aracılığıyla ürün bilgilerine, ambalajı okumaya ihtiyaç duymadan erişim sağlıyor.
Çevresel açıdan baktığımızda ise her zaman yüksek performanslı ama aynı zamanda çevre dostu içeriklere odaklanıyoruz. İçeriklerin biyolojik olarak çözünebilir olmasına ve yenilenebilir kaynaklardan elde edilmesine dikkat ediyoruz. Böylece çevresel ayak izimizi mümkün olduğunca düşük tutmayı hedefliyoruz.
Erkan Güzel: Sürdürülebilirlik projelerinde yer almaya başladığınızdan bu yana nasıl bir gelişim gözlemlediniz? Bu çalışmaların gezegenimize nasıl bir katkı sağladığını düşünüyorsunuz?
Dr. Sabine Hoffmann: Bence artık tüm markaların sorumluluk alması gereken bir dönemdeyiz. Authentic Beauty Concept olarak ambalajlarımızda oldukça yüksek oranda PCR yani tüketici sonrası geri dönüştürülmüş plastik kullanıyoruz.
Avrupa’da markaların belirli bir minimum PCR oranına ulaşmasını zorunlu kılan yeni düzenlemeler geliyor. Ancak mevcut zorunlu oranlar henüz oldukça düşük seviyelerde. Biz ise şimdiden yaklaşık %70 oranında PCR içerik kullanıyoruz ki bu gerçekten çok yüksek bir oran. Yani birçok açıdan sektör standartlarının ilerisindeyiz ve bununla gurur duyuyorum.
Erkan Güzel: Kuaförlere ve güzellik topluluğuna vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Dr. Sabine Hoffmann: Elbette var. Bazen insanlar kendilerini yetersiz hissediyor ve tek başlarına fark yaratamayacaklarını düşünüyorlar. Ama ben herkesin kendi çapında katkı sağlayabileceğine inanıyorum.
Örneğin ben Hamburg’dan Amsterdam’a uçakla değil trenle geldim. Bu yolculuk iki saat daha uzun sürdü ama daha sürdürülebilir bir ulaşım tercihiydi. Bazıları bunun büyük bir fark yaratmadığını düşünebilir ama benim için her karar ve her adım önemli.
Herkesin kendi yaşamına bakıp “Ben neyi değiştirebilirim?” diye düşünmesi gerektiğine inanıyorum.
Authentic Beauty Concept olarak salonların daha sürdürülebilir hale gelmesi için de destek sağlıyoruz. “Shaping Futures” etkinliklerimizde vegan yiyecekler sunmak, tren yolculuğunu teşvik etmek ve daha az su tüketen kolay durulanan ürünler konusunda kuaförleri bilinçlendirmek gibi konular üzerinde çalışıyoruz.
Ayrıca sürdürülebilirlik yalnızca çevre için değil, işletmeler için de avantaj sağlıyor. Örneğin LED aydınlatmalar enerji tasarrufu sağlıyor, daha az su kullanan salon rutinleri ise hem çevreyi koruyor hem de maliyetleri azaltıyor.
Erkan Güzel: Çok teşekkür ederim Sabine. Seninle konuşmak gerçekten çok güzeldi.
Amsterdam’daki buluşma aynı zamanda sektörün önemli yaratıcı isimlerini de bir araya getirdi. Hester Wernert-Rijn, Anna Cofone ve Said Rubai gibi uluslararası alanda dikkat çeken profesyonellerle tanışma ve fikir alışverişinde bulunma fırsatı yakaladık.
Authentic Beauty Concept Global Community Gathering, sadece yeni ürünlerin tanıtıldığı bir etkinlik değil; aynı zamanda sektörün geleceğini şekillendiren değerlerin konuşulduğu, ilham veren ve insanları ortak bir vizyonda buluşturan güçlü bir deneyim olarak hafızalarda yer etti.
Global Eğitim Müdürü Christopher Cameron:
Erkan Güzel: Merhaba Chris, bu iki gün ve Authentic Beauty Movement hakkında takipçilerimiz için düşüncelerini paylaşmak ister misin?
Christopher Cameron: Çok teşekkür ederim ve öncelikle herkese merhaba. Geçirdiğimiz bu iki gün gerçekten olağanüstüydü.
Bence bu etkinlik, insanların bir araya gelip deneyimlerini paylaşması ve markamızın temsil etmek istediği değerleri daha iyi hissetmesi açısından çok önemliydi.
Aynı zamanda Authentic Beauty Movement’ın bir parçası olmanın ne anlama geldiğini gerçekten yaşama fırsatı sundu. Elbette harika saç ürünleri üretmek mümkün, ancak en önemli şey topluluğumuz. Ürünlerimiz, topluluğumuzdan gelen geri bildirimlere dayanarak geliştiriliyor ve birlikte inovasyon ile değerlerimiz üzerine çalışıyoruz.
En güzel tarafı ise saç tasarım sanatını ve gerçek güzelliği kutlamak isteyen, aynı bakış açısına sahip kuaförleri bir araya getirmek. Bu gerçekten harika bir şey. Yoğun ama aynı zamanda inanılmaz derecede değerli bir deneyim oldu.
Dün gece de harika bir parti gerçekleştirdik. Genel olarak çok ilham verici ve anlamlı bir süreç yaşadık. Umarım tüm katılımcılar buradan kendileriyle birlikte güçlü ve unutulmaz bir deneyim götürürler. Çok teşekkür ederim.
Beautyİstanbul ’un Avrupa, Asya ve Yükselen Güzellik Pazarları Arasındaki Köprü Rolü Giderek Güçleniyor.
Beautyİstanbul kurucusu Mahmut Er’in yıllardır verdiği emek, çaba ve inanç ile bugünlere getirdiği fuar Türkiye’ye gurur verecek bir organizasyona dönüştü.
3 günlük fuar, dünyanın farklı bölgelerinden gelen katılımcı ve ziyaretçilere uluslararası kalitede bir organizasyon sunarak alkışları hak etti. Saç kozmetiğinin de yer aldığı 3 numaralı alan sektörün pek çok önemli ismine ev sahipliği yaptı. Aşağıda bu isimlerden bazıları ile yaptığımız röportajlar yer alırken Estetica Yayın Ağı bünyesindenki Estetica Export yayının proje yöneticisi, sevgili dostum Pier Giorgio Scrimaglio ‘nun yazısını bu yazıya eklemeden geçemeyeceğim. İstanbul’un stratejik önemini ve katılımcıların ilgisini vurgulayan yazı bir sonraki fuara yönelik izler de taşıyor.
Teşekkürler Beautyİstanbul, teşekkürler sevgili Mahmut Er.
Boğazı Geçerken: BeautyIstanbul 2026’nın İçinden ve Küresel Güzellik Endüstrisinin Yeni Ticaret Rotaları
Beautyİstanbul ’un Avrupa, Asya ve Yükselen Güzellik Pazarları Arasındaki Köprü Rolü Giderek Güçleniyor
Miami’den Bologna’ya, Rota Doğuya Doğru Devam Ediyor
Miami ve Bologna’nın ardından güzellik endüstrisinin rotası İstanbul’a çevrildi ve Beautyİstanbul 2026, sektörün güçlü bir uluslararası genişleme döneminden geçtiğini bir kez daha ortaya koydu.
Aslında güzergâh artık giderek daha net görünüyor. Miami, Amerika kıtasının çok kültürlü ticari merkezi olduğunu yeniden teyit etti. Bologna, Avrupa’nın endüstriyel ve yaratıcı omurga rolünü güçlendirdi. İstanbul ise bu rotayı Orta Asya, Afrika ve Orta Doğu’ya doğru taşıyan stratejik köprü olarak öne çıkıyor.
Başka bir deyişle, gemi yoluna devam ediyor — ve bu yıl Boğaz’dan geçen yoğun uluslararası trafiğe bakılırsa, yolculuk giderek hızlanıyor.
Peki İstanbul’dan sonra? Güzellik endüstrisinin gemisi rotasını yeniden doğuya çeviriyor. Sıradaki durak Bangkok; yol üzerinde ise Almatı var. Bu durum, güzellik sektörünün coğrafyasının yeni ticaret koridorları, yükselen ekonomiler ve giderek birbirine bağlanan uluslararası pazarlarla birlikte hızla genişlediğini gösteriyor.
Yeni Bir Küresel Liman
Bu yılki fuarda neredeyse sinematik bir atmosfer vardı. Belki de bunun nedeni, gri bir bahar göğünün altında kıtalar arasında hareket eden yük gemileriyle Boğaz’ın kendisiydi. Ya da İstanbul’a gelen birçok şirketin yalnızca bir fuara katılmadığını; yeni rotalar, yeni bölgeler ve yeni iş birliklerine doğru yol aldığını hissettiren atmosferdi.
61 ülkeden 1.368 katılımcı firma, 25 uluslararası ülke pavilyonu ve 167 ülkeden gelen ziyaretçilerle Beautyİstanbul artık dünyanın en büyük beş kozmetik fuarı arasında konumlanıyor. Saç bakımından cilt bakımına, parfümeriden ambalaj ve hammaddelere kadar uzanan 11 salonuyla etkinlik artık “yükselen bir fuar” hissinden çok, küresel stratejik bir buluşma noktası görünümünde.
Tarih boyunca İstanbul’u dünyanın büyük ticaret şehirlerinden biri haline getiren deniz yolları gibi, fuar da bugün Avrupa, Afrika, Orta Asya ve Orta Doğu arasında konumlanarak olgun pazarlarla hızla büyüyen ekonomileri birbirine bağlıyor ve sektörün geleceğini şekillendiriyor.
Yeni TÜYAP alanı da deneyimi ciddi şekilde yukarı taşıdı. Daha geniş alanlar, daha güçlü organizasyon yapısı ve daha uluslararası atmosfer, BeautyIstanbul’un güzellik dünyasının önemli küresel limanlarından biri haline geldiği hissini güçlendirdi.
İstanbul Neden Bu Kadar Erişilebilir Görünüyor?
Bu ivmenin önemli sebeplerinden biri de erişilebilirlik.
Türkiye, bugün birçok rakip bölgeye göre uluslararası katılım açısından çok daha açık ve iş dostu bir ortam sunuyor. Vize süreçlerinin kolaylaşması; Afrika, Asya ve Orta Doğu’dan gelen şirketlerin, distribütörlerin ve satın almacıların katılımını ciddi şekilde kolaylaştırıyor.
Son dönemde bazı uluslararası etkinliklerde daha karmaşık süreçler yaşandığı da dikkat çekiyor. Örneğin Hindistan’daki Mumbai fuarı için bazı ziyaretçilerin vize sorunları yaşadığı belirtiliyor. Körfez bölgesinin bazı noktalarında ise jeopolitik gerilimler ve lojistik zorluklar katılım süreçlerini zorlaştırabiliyor.
İstanbul ise bugün sektörün çok değer verdiği bir şeyi sunuyor:
Akıcılık.
Avrupa Hâlâ Pusulayı Belirliyor
Salonlarda dikkat çeken başka bir unsur ise private label ve üretim firmalarının büyük kısmının Avrupa standartlarına uyumluluğu özellikle vurgulamasıydı. Bu durum, Avrupa regülasyonlarının kalite, güvenlik ve üretim güvenilirliği açısından dünya çapında hâlâ temel referans noktası olarak görüldüğünü gösteriyor.
Avrupa içinde ise İtalya, yalnızca regülasyon anlamında değil; formülasyon kültürü, üretim bilgisi ve ürün beklentileri açısından da daha talepkâr bir ekosistemi temsil etmeye devam ediyor.
Uluslararası üreticiler Avrupa standartlarına giderek daha fazla uyum sağlıyorsa, Avrupa’nın — özellikle de İtalya’nın — inovasyon, şeffaflık ve endüstriyel mükemmeliyet çıtasını yükseltmeye devam etmesi gerekiyor.
Boğaz’da “Master and Commander” Atmosferi
Fuarın ruhunu en iyi yansıtan anlardan biri belki de İtalyan Ticaret Ajansı’nın (ITA), İtalyan katılımcılar ve delegasyon için düzenlediği Boğaz turuydu. İstanbul’u denizden izlerken distribütörler, üreticiler, tedarikçiler ve kurum temsilcileri arasında gerçekleşen sohbetlerin sembolik anlamı göz ardı edilemeyecek kadar güçlüydü.
Avrupa ile Asya arasında uzanan İstanbul manzarası eşliğinde konuşulan başlıca konular şunlardı:
yeni distribütörlük ortaklıkları
private label fırsatları
yükselen pazarlara açılım
Orta Asya, Afrika ve Orta Doğu’dan gelen büyüyen talep
Ve evet… Güverte, deniz havası ve uluslararası sohbetlerin arasında hafif bir “Master and Commander” atmosferi de hissediliyordu: belirsiz sularda ilerleyen kaptanlar, çok uluslu ekipler ve sürekli değişen ticaret rotaları…
Yeni Rotalar Arayışı Devam Ediyor
İtalyan katılımı bir kez daha güçlü şekilde öne çıktı. Beautyİstanbul fuarında toplam 138 İtalyan şirketi yer aldı. “Made in Italy” bugün hâlâ yalnızca kaliteyle değil; endüstriyel uzmanlığı yaratıcılık, hikâye anlatımı ve kimlikle birleştirme becerisiyle de küresel ölçekte değer görüyor.
Bizim açımızdan, Estetica Export için fuar aynı zamanda cilt bakımı ve kozmetik üretimi alanındaki faaliyetlerimizin büyümesinde önemli bir adımı temsil etti. Açık şekilde görüldü ki bugün birçok şirket yalnızca görünürlük değil; nitelikli distribütörler, daha güçlü uluslararası konumlanma ve somut iş bağlantıları sağlayabilecek güvenilir platformlar arıyor.
Çünkü özellikle skincare, private label ve kozmetik üretimi alanında; markaları, distribütörleri, üreticileri ve pazarları doğrudan ve güvenilir şekilde birbirine bağlayan gerçek bir “navigasyon haritası” hâlâ tam anlamıyla oluşmuş değil.
Ve BeautyIstanbul gibi fuarlar bize şunu yeniden hatırlatıyor:
Bazen en ilginç rotalar, hâlâ keşfedilmeyi bekleyenlerdir.
Pier Giorgio Scrimaglio Project Director, Estetica Export
1946 yılında Torino’da doğan Estetica, yalnızca bir dergi değil; kuaförlük mesleğinin hafızasını taşıyan, ilhamını dünyaya yayan güçlü bir yol arkadaşına dönüşmüştür.
Bugün yirmiden fazla ülkede binlerce kuaföre ulaşan bu büyük yapı, tam seksen yıldır aynı tutkuyu taşıyor: kuaförlerin birbirlerinden öğrenmesini sağlamak, ilham veren çalışmaları görünür kılmak, farklı teknikleri paylaşmak ve kuaförlüğün sanat yönünü geleceğe taşımak.
Türkiye’de ise bu yolculuk 2004 yılında başladı. Estetica Türkiye, geçen 22 yıl boyunca yalnızca sektörel bir yayın olmadı; saç modasına yön veren, mesleki vizyonu büyüten ve kuaförlük dünyasının gelişimine eşlik eden güçlü bir platform haline geldi. Sayfalarımızda yalnızca trendler değil; emek, ustalık, disiplin, yaratıcılık ve bu mesleğe duyulan derin bağlılık yer aldı.
Bugün Estetica’nın 80. yılını kutlarken, Türkiye’deki 22 yıllık yolculuğumuzu da aynı gururla anıyoruz. Seksen yılın dörtte birine tanıklık etmiş olmak; bu büyük mirasın bir parçası olmak, bizim için yalnızca bir yayıncılık başarısı değil, aynı zamanda yaptığımız işe ve içinde bulunduğumuz sektöre sadakatin de göstergesidir.
Bu vesileyle, dünyanın dört bir yanında Estetica ile gönül bağı kurmuş, bu mesleğe emeğini, hayatını ve ruhunu katmış tüm kuaförlere içten teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Ve elbette bu 22 yıllık yolculukta bizde iz bırakan, hafızamızda yer eden nice söz birikti. Yapılan işin gerçek karşılığını bazen uzun cümlelerde değil, samimi birkaç kelimede bulursunuz.
Bu süreçte kalbimizde özel bir yer edinen yorumlardan birini paylaşmadan geçemeyeceğim. Değerli meslektaşınız Buket Kuaför’ün şu sözleri, bizim için yalnızca bir yorum değil, yılların emeğine, tutkusunu verilmiş en zarif karşılıklardan biridir:
“Erkan Beyciğim iyi ki varsınız; bizim mesleğimizi o kadar güzel yüceltiyorsunuz ki, size sevgilerimi yolluyorum.”
İşte tam da bu yüzden; yazmaya, üretmeye, paylaşmaya ve kuaförlük mesleğinin değerini daha da görünür kılmaya devam ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki kuaförlük yalnızca makasla değil, yayıncılıkta yalnız kalemle değil gönülle yapılır.
Kuaförlüğün ışığını büyütmeye, ilhamını yaymaya ve bu güzel mesleğin değerini hep birlikte yükseltmeye devam edeceğiz.
Çünkü: Kuaförlük, dünyanın en güzel mesleğidir.
Erkan GüzelEstetica Dergisi I Hairist.com.tr Genel Yayın Yönetmeni
Henkel’in profesyonel saç markası Schwarzkopf Professional tarafından yürütülen “Shaping Futures” projesi, kuaförlük eğitimi aracılığıyla dezavantajlı bireylerin hayatını dönüştürmeye devam ediyor. 30’dan fazla ülkede binlerce gence ulaşan girişim, sektörde sosyal etki odaklı projelere güçlü bir örnek oluşturuyor.
Shaping Futures Nedir?
Shaping Futures, Henkel bünyesinde faaliyet gösteren Schwarzkopf Professional tarafından yürütülen küresel bir sosyal sorumluluk projesidir. Programın temel amacı, sosyal ve ekonomik açıdan dezavantajlı genç yetişkinlere kuaförlük eğitimi vermektir.
Bu sayede meslek kazandırmak ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmelerine yardımcı olmaktır.
2008 yılında Kamboçya’daki sokak çocuklarıyla küçük bir girişim olarak başlamıştır. 2010 yılında SOS Children’s Villages ortaklığıyla küresel bir modele dönüşmüştür.
Projenin Amacı: Kuaförlükle Güçlendirme
Shaping Futures yalnızca teknik eğitim sunmaz. Aynı zamanda bireylerin özgüven kazanmasını, ekonomik bağımsızlık elde etmesini ve topluma entegre olmasını hedefler.
Program kapsamında katılımcılar:
Saç kesimi, renklendirme ve şekillendirme gibi temel teknikleri öğrenir
Müşteri iletişimi ve salon deneyimi kazanır
Eğitim sonrası iş fırsatlarına yönlendirilir
Bu yönüyle proje, kuaförlüğü bir meslekten öte, sosyal dönüşüm aracı olarak konumlandırır.
Küresel Etki: 30+ Ülkede Binlerce Hayat
Shaping Futures, yıllar içinde etkisini hızla genişletmiştir:
33’ten fazla ülkede aktif
3.500 – 4.000’e yakın katılımcıya eğitim
Gönüllü kuaförler ve salon profesyonellerinden oluşan geniş bir network
Program, özellikle mesleki eğitim sisteminin yetersiz olduğu bölgelerde kritik bir rol oynar.
Eğitim Modeli: Seçimden İstihdama
Proje, dört aşamalı yapılandırılmış bir eğitim modeliyle ilerler:
Seçim: STK iş birlikleriyle ihtiyaç sahibi bireyler belirlenir.
Eğitim: Temel ve ileri kuaförlük becerileri kazandırılır.
Sertifikasyon: Katılımcılara resmi belge verilir.
İstihdam: Salonlarla iş birlikleri sayesinde iş fırsatları sağlanır.
Bu sistem, katılımcıların yalnızca eğitim almasını değil, aynı zamanda iş hayatına gerçek bir geçiş yapmasını sağlar.
Sosyal Etki Hikâyeleri: İlham Veren Dönüşümler
Programın en güçlü yönlerinden biri, gerçek başarı hikâyeleri üretmesidir.
Örneğin Vietnam’da programa katılan bir genç, aldığı eğitim sonrası kendi salonunu açmıştır. Böylece hem ekonomik bağımsızlık kazanmış hem de eğitmen olarak projeye geri dönmüştür.
Benzer şekilde Avrupa’da yürütülen projelerde mülteci bireyler, kısa süreli yoğun eğitimlerle sektöre kazandırılmakta ve kuaförlük alanında kariyer fırsatı yakalamaktadır.
Sektör İçin Önemi: Kuaförlükte Sosyal Sorumluluk Dönemi
Shaping Futures, kuaförlük sektöründe sadece teknik gelişimin değil, sosyal etki ve sürdürülebilirlik kavramlarının da önem kazandığını gösteriyor.
Salon profesyonelleri gönüllü eğitmen olarak projeye katkı sağlıyor
Markalar, sosyal fayda odaklı projelerle sektöre yön veriyor
Gençler için alternatif kariyer yolları oluşturuluyor
Bu yaklaşım, kuaförlüğü gelecekte daha kapsayıcı ve erişilebilir bir meslek haline getiriyor.
Sonuç: Geleceği Şekillendiren Bir Proje
Henkel’in Shaping Futures girişimi, eğitim, istihdam ve sosyal dönüşümü bir araya getirerek kuaförlük sektöründe global ölçekte fark yaratan bir model sunuyor.
Bu yalnızca bir eğitim programı değildir.
Aynı zamanda umut, fırsat ve dönüşüm hikâyelerinin merkezi haline gelen proje, sektör profesyonelleri için de ilham verici bir yol haritası çiziyor.
Türkiye’de ‘Geleceği Şekillendirmek’
Hazırlıkları ve işleyişi aylar önce başlayan ancak lansmanı kısa bir süre önce Hatay-Antakya Hatay Mesleki Eğitim Merkezi bünyesinde gerçekleşen proje, Henkel için Türkiye’de bir ilki temsil ediyor.
Projede Kuaförler Derneği’nin STK, Estetica-Hairist.com.tr’nin sektörel medya partneri ve Proteam Türkiye Mezunlar Kulübü kuaför üyelerinin de eğitmen olarak katkıları söz konusu.
Henkel Türkiye Schwarzkopf Professional Türkiye Genel Müdürü Viki Motro ile Eğitim ve Pazarlama Müdürü Müge Meydan ile projeye ilişkin olarak konuştuk.
Hollandalı Saç Sanatçısı Ivonne Martens’ten “MARBLE” Koleksiyonu: Kimliğin Renkle Buluştuğu Yeni Bir Yorum.
Hollanda’nın dikkat çeken saç sanatçılarından Ivonne Martens Opdam, yeni koleksiyonu “MARBLE” ile saç tasarımına sanatsal ve özgün bir bakış açısı kazandırıyor. “Crowned” koleksiyonunun bir parçası olan bu seri, aynı zamanda bu yılın prestijli Dutch Coiffure Award yarışmasına aday gösterildi.
Saçta Kimlik ve Rengin Yeni Tanımı
“MARBLE” koleksiyonu, saç rengini yalnızca estetik bir unsur olarak değil, bireysel kimliğin bir ifadesi olarak ele alıyor. Koleksiyon; alışılmışın dışında, avangart ve dikkat çekici renk geçişleriyle saçın sınırlarını yeniden tanımlıyor.
Her bir çalışma:
Kişiye özel renk kombinasyonları
Benzersiz ton geçişleri
Güçlü görsel kontrastlar
ile izleyiciyi hem tanıdık hem de keşfedilmeyi bekleyen yeni bir dünyaya davet ediyor.
Sanat ve Gerçeklik Arasında Bir Denge
“MARBLE”, sanat ile gerçeklik arasında kurduğu güçlü dengeyle öne çıkıyor. Koleksiyonda:
Detaylara verilen önem
Styling ve mekanın uyumu
Renk ve form arasındaki etkileşim
ön plana çıkarılarak her bir görsel adeta sanatsal bir kompozisyona dönüşüyor.
Minimalizm, Özgürlük ve Sınırsız İfade
Koleksiyonun temelinde:
Kimlik arayışı
Özgürlük
Minimalizm
Sınırsız ifade
gibi kavramlar yer alıyor. “MARBLE”, izleyiciyi sadece bakmaya değil, daha uzun süre incelemeye ve yeniden keşfetmeye teşvik ediyor.
Güçlü Kreatif Ekip
Koleksiyon, alanında uzman bir ekip tarafından hayata geçirildi:
Saç konsepti & art direktör: Ivonne Martens Opdam @ivonnemartens
Fotoğraf: Ivo de Kok @studio_ivodekok
Styling: Annet Veerbeek @annetveerbeekstyling
Make-up: Anouk van Emmerik & Dhani Veuling @noukstyle & @dhani_mua
Uluslararası Platformlarda Dikkat Çekiyor
Ivonne Martens’in “MARBLE” (Mermer) koleksiyonu, saç sanatına getirdiği yenilikçi yaklaşım ve güçlü görsel dili ile uluslararası platformlarda dikkat çekmeye devam ediyor. Özellikle yarışma adaylığı, koleksiyonun profesyonel çevrelerde gördüğü ilgiyi bir kez daha ortaya koyuyor.
Profesyonel saç boyası kategorisinde dikkat çeken Balmour Color, Türkiye pazarında.
Nefer Kozmetik tarafından profesyonellere sunulan Balmour Color, İtalya’da geliştirilen ileri kozmetik teknolojisi ile yüksek performanslı renk ve saç bakımını tek formülde bir araya getiriyor.
Profesyoneller İçin Geliştirildi
Balmour Color, özellikle salon profesyonellerinin ihtiyaçlarına odaklanarak tasarlanmış bir krem saç boyası olarak öne çıkıyor. Ürünün sahip olduğu sedefli krem yapı, uygulama sırasında saç üzerinde kolay yayılım sağlarken, renk pigmentlerinin saç telinde homojen şekilde dağılmasına yardımcı oluyor.
Bu özellik sayesinde kuaförler, uygulama sürecinde daha fazla kontrol elde ederken, müşteriler ise daha parlak, canlı ve uzun süre kalıcı renk sonuçları ile buluşuyor.
Hyaluronik Asit ile Desteklenen Bakım Etkisi
Formülünde yer alan Hyaluronik Asit, boyama işlemi sırasında saçın nem dengesini korumaya destek oluyor.
Bu sayede:
Saçın elastikiyeti korunuyor
Kuruma ve sertleşme minimum seviyeye iniyor
İşlem sonrası saç daha yumuşak, parlak ve sağlıklı bir görünüm kazanıyor
Günümüzde kuaför müşterilerinin sadece renk değil, aynı zamanda saç kalitesi de beklediği düşünüldüğünde, bu özellik önemli bir avantaj sağlıyor.
Güçlü Beyaz Kapama ve Net Ton Sonuçları
Balmour Color, gelişmiş pigment teknolojisi sayesinde:
Yüksek beyaz kapama performansı
Net ve öngörülebilir renk sonuçları
Uzun süreli renk stabilitesi
sunarak profesyonel uygulamalarda güvenilir bir çözüm olarak konumlanıyor.
Salon kullanımına uygun olarak optimize edilen karışım oranları:
Standart renk uygulamaları: 1 : 1,5
Açma gücü yüksek seriler (Super Lightener): 1 : 2
Bu oranlar, maksimum performans ve tutarlı sonuçlar elde edilmesini destekliyor.
Kuaförler İçin Yeni Nesil Renk Sistemi
Balmour Color, sadece bir saç boyası olmanın ötesinde; kuaförlere kontrol, hız ve güvenilirlik sağlayan yeni nesil bir renk sistemi olarak konumlanıyor.
İtalya’nın kozmetik uzmanlığını salonlara taşıyan Balmour Color, hem uygulama konforu hem de sonuç kalitesi ile profesyoneller için güçlü bir alternatif oluşturuyor.
Renk sadece sonuç değildir. Süreçtir, kontroldür, güvendir. Balmour Color ile her uygulama profesyonel bir sonuca dönüşür.
Hush Professional, bünyesindeki uluslararası eğitim sistemi Pivot Point’i kullanarak Türk kuaförlüğüne global teknikleri sunarak gelişimlerine katkı sağlıyor.
Geçtiğimiz günlerde Hush Stüdyo’da gerçekleşen lansmanda Hush Professional, 2026 yılı eğitim ekiplerinin lansmanını gerçekleştirdi. Pivot Point teknilerinin ve koleksiyonlarının kullanıldığı eğitim sisteminde yılların eğitmeni Fikret Yıldırım ekibe liderlik ediyor.
Hairist Yılın Kuaförü Yarışması Yılın Kuaförü Ödülü sahibi Hüseyin Alkan, yine Hairist Yılın Kuaför Yarışması’nda topuz saçları kategorisinde iki kez birincilik elde etmiş olarak Neslihan Usta, sarışınlık konusunda sektörün yakından takip ettiği Mustafa Batur ve erkek saç tasarımlarında yine önemli bir isim olan Caner Aras ekibin önemli isimleri. Hush Stüdyo’da ve bölgelerde gerçekleşecek olarak eğitimlerde yukarıda yer alan isimler en güncel teknikleri meslektaşlarıyla paylaşacaklar.
Hush markasını bünyesinde barındıran Sistem Kozmetik kurucuları ile bu vesile ile görüşme imkanı bulduk.
2007 yılında, profesyonel saç ve saç ürünleri konusundaki tecrübesini, sektöre etik kurallar dahilinde ve sistemli bir şekilde hizmet ederek yansıtmak isteyen Sinan Kara tarafından kurulan Sistem Kozmetik, 2010 yılında Sinan Aydın’ın; 2013 yılında ise Hasan Aydın’ın şirket bünyesine dahil olmasıyla emin adımlarla sektördeki saygın yerini kazanmıştır.
Dünyaca ünlü markaların Türkiye distribütörlüğüne 2012 yılında başlayan Sistem Kozmetik, 2016 yılında kendi öz sermayesiyle tecrübesini birleştirerek, kendi markasını yaratmak üzere çalışmalara başlamıştır.
TÜRKİYE’DE DOĞAN ULUSLARARASI PROFESYONEL SAÇ KOZMETİĞİ MARKASI
Türkiye’de Doğan Uluslararası Profesyonel Saç Kozmetiği Markası misyonu ile dünyada yer edilmesi hedeflenen HUSH markası, 2018 yılında ilk ürününü kuaför dostlarına sunmuştur. Hush Tangle Free ürünü piyasa sürüldüğü yıl, büyük bir başarı yakalayarak iki katı büyüme gerçekleştiren şirkete ‘Yılın Ürünü’ ödülünü de getirmiştir. Markayı HUSH The Passion ve HUSH TruBlonde serileri takip etmiştir.
2018 yılında üretim alanında da atılım yapan Sistem Kozmetik, 5 milyon $ yatırım yaptığı tesislerinde, kendi markasına ait ürünlerin dolum ve ambalajlamasını yapmakta, ürünlerinin %100 üretimini yapacağı tesisleri için yatırımlarına hızla devam etmektedir.
Profesyonel saç bakım markası LABEL.M, yeni “Hair Like LABEL.M” koleksiyonu ile sektördeki yaklaşımını yeniden tanımlıyor. Marka, artık yalnızca vaatlere değil, kanıtlanmış performansa ve bilimsel sonuçlara odaklanıyor.
Bilim Temelli Saç Bakımına Geçiş
Saç bakım kategorisinde artan rekabet ve tüketici beklentileri, markaları daha şeffaf ve etkili çözümler sunmaya yönlendiriyor. LABEL.M, bu dönüşüme yanıt olarak bilimsel temellere dayanan, ölçülebilir sonuçlar sunan formüllergeliştiriyor.
Marka, onlarca yıllık profesyonel geçmişinden aldığı güçle:
İçerik kalitesine (ingredient integrity)
Özel teknolojilere
Gerçek performans sonuçlarına
odaklanarak yeni bir standart oluşturmayı hedefliyor.
Salon DNA’sı ile Gelişmiş Teknolojiler
Markanın yeni koleksiyonu, profesyonel kuaför deneyiminden beslenen güçlü bir Ar-Ge yaklaşımıyla geliştirildi. Özellikle:
Hydropower Bond Teknolojisi
Supreme Colour Blast Teknolojisi
gibi yenilikçi çözümler, saçın yapısını korumaya ve güçlendirmeye yönelik olarak öne çıkıyor.
Tüm ürünler, salon profesyonelleri ile iş birliği içinde geliştirilirken, yılların ödüllü saç tasarım deneyimi de formüllere yansıtılıyor.
“Sadece Vaat Değil, Sonuç” Dönemi
Günümüzde tüketiciler artık sadece iddialı söylemler değil, kanıtlanabilir sonuçlar talep ediyor ve marka bu ihtiyaca yanıt vererek:
👉 Bilim destekli formüller 👉 Profesyonel kullanım odaklı ürünler 👉 Görülebilir performans sunmayı hedefliyor.
Profesyonel Saç Bakımında Yeni Standart
“Hair Like LABEL.M” koleksiyonu, saç bakımında cilt bakımından ilham alan yaklaşımı ile dikkat çekiyor. Aktif içeriklerin dikkatle seçilmesi ve yüksek performanslı formüller, markayı premium segmentte daha güçlü bir konuma taşıyor.