Ana Sayfa Blog Sayfa 102

Yağlı Cildi Daha Da Yağlandıran Hatalar

0

Yağlı cilde sahip olanlar bazen ciltlerindeki fazla yağı almak için yanlış uygulamalara başvurabiliyorlar. İşte o hatalar:

Aşırı Peeling

Yüz peelingi, fırçalar, yüz temizlik pedleri, her cilt tipi için kötüdür. Özellikle de günlük peeling yapan yağlı ciltler için… Kaybedilen nemi telafi etmek için daha fazla yağ üretimini teşvik edecektir. Haftada bir kezden fazla kullanmayın. 

Ürün Satın Alırken Cilt Tipinizi Dikkate Almamak

Yağlı ciltler için cilt bakım ürünleri, cildi kurutmadan fazla yağı emen bileşenler içerir. İster yüz maskesi, ister temizleyici, ister nemlendirici olsun, mutlaka yağlı ciltler için formüle edilmiş olanları seçmelisiniz. Gözenekleri tıkayabilen bileşenler içermeden özel olarak formüle edildiğinden “komedojenik olmayan” etiketli ürünleri arayın. 

yağlı cildi

Alkol Bazlı Toner ve Tonik Kullanmak

Yağlı cilt tipine sahip olanlar, ciltlerini anında tazelenmiş hissettirdiği için cilt bakımı rutinlerine alkol bazlı tonerler ve tonikleri dahil edebiliyor. Ancak bu, cildinizin cilt bariyerine, pH dengesine ve mikrobiyomuna zarar verebilir. Ayrıca cildin doğal yağlarını soyarak yağ bezlerinin aşırı yağ üretmesine neden olur. Bundan kaçınmak için alkolsüz olanlara başvurun. 

Nemlendiriciye Yüz Vermemek

Şaşırtıcı olsa da nemlendirici aslında cildinizin aşırı yağ üretmesini önlemek için cildin iyi beslenmesini sağlar. Cildiniz kuru hissetmediği için nemlendiriciyi atlamayın. Bunun yerine, hafif nemlendiriceleri, komedojenik olmayan ve hızlı emilen bir formül kullanın. Uzman ipucu: Yağlı cilde sahip olan kadınlar genelde yüzlerini aşırı yıkama eğilimindedir. Temizleyiciniz ne kadar yumuşak olursa olsun günde iki kez sınırını aşmayın. Cildinizi bazen ekstra yağlı hissediyorsanız, yüzünüze biraz soğuk su püskürtün veya fazla yağı bir yumuşak bir kağıt ile silin!

Bu da ilginizi çekebilir: Cildin Yaşlanmasını Hızlandıran 6 Faktör

Cildin Yaşlanmasını Hızlandıran 6 Faktör

Ruh Eşi Mi? Bu Kavramı Unutun!

0

Hollywood filmleri, aşk romanları ve sosyal medyada ilişkilerini mükemmel olarak lanse eden çiftler “ruh eşi” kavramını popülerleştirip inanılır kılıyor. Ancak, uzmanlara göre bu tabir biraz tehlikeli. “Ruhunuza eş olmak”, mükemmeliyet anlamına gelebilir ve hepimizin bildiği üzere ilişkilerde mükemmelliğe ulaşmak neredeyse imkansızdır.

“Ruh eşlerine inandığınız sürece sorunlarla yüzleşip bu problemleri ortadan kaldırmak için çaba gösterme olasılığınız azalır. Karşınızdakini “mükemmel” olarak tanımladığınızda, kişinin kusursuz olmasını bekler ve ilişkide her şeyin kolay olması gerektiğine kendinizi inandırırsınız. Ancak, ilişkiler böyle yürümez. 

Bir çift olarak çatışmalarla yüzleşebilmek, sağlıklı bir ilişki geliştirmek için zorunludur. “Ruh eşi” fikrine inandığınızda, sizi tamamlaması için başka birine ihtiyacınız olduğunu düşünmek gibi bir hataya düşebilirsiniz. Bu düşünce de onsuz eksik kalacağınıza dair inancı besler. 

İnsan zaten olduğu haliyle tamdır. Sadece, hayat yolculuğunda ona en iyi eşlik edebilen, sevildiğini ve yalnız olmadığını hissettiren bir partner bulabildiğinde çok daha huzurludur, çünkü artık o büyük arayış bitmiştir. 

ruh eşi

Yakınlarınızın ilişkilerini gözlemleyin

İlişki bir zorunluluktan ziyade daima bir zenginleşme olmalıdır. En yakın olduğunuz insanların ilişkilerine bakmak gerçekçi ve dürüst ilişki hedefleri belirlemenin en iyi yoludur. İyi tanıdığınız çiftleri (arkadaşlarınız veya aileniz), bu ilişkilerde hangi niteliklere hayran olduğunuzu düşünün. 

Bir partnerin diğerini daima küçümsemesinden ya da örneğin onun fikirlerini önemsemeyip alaya almasından hoşlanmıyorsanız, bunu aklınızda tutun. İlişkisinin iyi gittiğine emin olduğunuz bir yakınınıza bunu sağlayan şeylerin ne olduğunu sorun. Ya da tanıdığınız biri boşandıysa ilişkinin bitmesine neyin sebep olduğunu… Fakat, tüm bunları kendi süzgecinizden geçirmeyi, herkesin ihtiyaçları ve beklentilerinin farklı olduğunu da unutmayın.

Ruh eşinizi bulmaya değil, kendinize öncelik verin 

Sağlıklı bir ilişki içinde olmak, kendinize odaklanmakla başlar. Bazen biri bir ruh eşi ararken içindeki boşluğu doldurmaya çalışıyor olabilir. Kendiniz üzerinde çalışmak için zaman harcamaksa sizi bir ilişkiye en iyi şekilde hazırlayan şeydir.

Şunu da unutmayın: Birini bulmak için en iyi zaman kendinizden yüzde 100 memnun olduğunuz zamandır. Kendinizden memnun değilseniz ve içinizdeki boşluğu birinin varlığıyla doldurma peşindeyseniz başka biriyle birlikte olmak, o kişi ne kadar harika olursa olsun, o boşluğu doldurmayacaktır. 

ruh eşi

Zaten bir ilişkiniz var mı? 

O halde, hem bireysel hem de çift olarak gelişmeye odaklanın. Yapmaktan hoşlandığınız şeylerden partneriniz yüzünden vazgeçmeyin. Onları da bu aktivitelere dahil etmeye çabalayın ya da onu kendi ilgi duyduğu şeyleri takip etmeye, kendi tutkularının peşinden gitmeye teşvik edin. Birlikte yapmaktan zevk aldığınız aktivitelere katılmaya çalışın. 

Pandemi, Kuaförlük & Sektör Temsilcileri 5 – Hüseyin Alkan

0

“Pandemi, Kuaförlük & Sektör Temsilcileri” başlıklı haber dosyamızın beşinci konuğu KD (Kuaförler Derneği) Samsun Temsilcisi Hüseyin Alkan.

Hairist: 2020, pandemi, salonların kapatılmasının etkileri, büyüme-küçülme ve genel olarak bu döneme ilişkin düşüncelerinizi paylaşabilir misiniz?

Hüseyin Alkan: Tüm dünyayı etkisi altına alan pandeminin en başında en çok çok daralmanın gerçekleşeceği sektörlerin başında gösterilen kuaför ve güzellik sektörü, öngörülerin aksine yasaklardan sonra eskiye göre daraldı. Kök salmış markalar süreçten daha az etkilendi. Pandemi, başta hizmet sektörü olmak üzere birçok sektör için oldukça zorlayıcı oldu.Elbette kötü günlerin kazananı olamaz, fakat birçok sektör kendini deneyimleyerek ölçtü, hedef büyüttü ve hacmini görmüş oldu. Kendi camiamız adına daralmaların olduğunu gözlemlemek çok acı ama ayakta kalabilmek  adına markanızın bulunduğunuz lokasyonda önemli bir aktör olması önemliydi. 

kuaför
Fotoğraf: Instagram @tuncay_haircity (Samsun)


Hairist: Kuaför salonları ve sektör özelinde 2021’e bakışınız ve beklentileriniz nedir? Temsil ettiğiniz kurum (dernek/ticaret odası/meslek odası) nezdinde ne tür faaliyetler yapıldı?

Hüseyin Alkan: 2020’de hedeflerimizi büyütürken pandemi ile birlikte hayal edilemeyecek ilkleri yaşadık ve rotayı değiştirdik.

Bu yılın 2020 kadar zorlu geçeceği düşüncesiyle, işin hizmet faklılığından sunumuna, salon içi fiziki değişikliklerden kullanılan ürün tedariğine kadar uzanan ciddi bir hizmet algoritması var. Dolayısıyla pandemi süresince müşterilerimiz ve kendi sağlığımız için yenilenen salon içi havalandırma sistemi, tek kullanımlık setler, işlem hızlarının optimize edilmesi, yeme içme alanlarının kontrol altına alınması, self-servis sistemi gibi pek çok yeni düzenlemeyle beraber müşterilerimizin sağlığını esas alarak hizmet verilmesi çok önemliydi, hala da önemini korumayı sürdürüyor. 

Hairist: Kuaför salonu sahiplerine ve çalışanlarına önerileriniz nedir?

Hüseyin Alkan: Bundan sonraki süreçte salonların salgın döneminde yönetilme şeklinin, gelecekte karşılaşılabilecek benzer krizlerde sektörde söz sahibi imkanı vereceğini düşünüyorum, çünkü “yeni normal” dediğimiz süreç asla eskisi gibi olmayacak.

Paniğe kapılıp, bir daha eskisi gibi hizmet verememe korkusu yaşayan meslektaşlarım oldu ama bu süreç bize en çok ne yapmamamız gerektiğini öğretti. 

Güzellik Ürünlerinde Kimyasal Yasağı İçin İlk Büyük Adım

0
Fotoğraf: https://unsplash.com/photos/Pm0K9Y3EPUc

Toksik kimyasal yasağı Kaliforniya’da (ABD) da Avrupa Birliği’nin ardından yasalaştı.

Özellikle son 10 yılda giderek yükselen sağlıklı yaşam trendi doğrultusunda sağlık ve çevre dostu ürünlere ilgi yoğunlaştı ve tüketicilerin toksik maddelere ilişkin farkındalığında önemli bir artış oldu. Bu trendin ve artan bilincin bir sonucu olarak Kaliforniya’da (ABD) da Avrupa Birliği’nin ardından toksik kimyasal yasağı yasalaştı.

Kaliforniya’da yasalaşan toksik kimyasal yasağının kozmetik, şampuan, saç düzleştirici ve ülke çapında tüketiciler tarafından kullanılan diğer kişisel bakım ürünlerinin bileşimini de değiştirmesi bekleniyor. 

Vali Gavin Newsom tarafından Eylül sonunda imzalanan yasa, civa, formaldehit ve PFAS olarak bilinen maddeler dahil olmak üzere 24 kimyasal maddeyi kapsıyor. 

Aktivistler, tüm kimyasalların kanserojen veya toksik olduğu gerekçesiyle bu kimyasalların güzellik ürünlerinde yeri olmadığını savunuyor. 

Yasa 2025’te yürürlüğe girdiğinde, güzellik ürünlerinin toksik maddelerden arındırılması için ilk büyük adım atılmış olacak. 

kimyasal yasağı

Kişisel bakım ürünlerinde bulunan yalnızca 11 içerik Gıda ve İlaç İdaresi tarafından düzenleniyor. Buna karşılık, Avrupa Birliği, 1.600’den fazla kozmetik maddeyi ve kozmetik bileşenlerini yasaklıyor. Yasama meclisinin her iki meclisinde de geniş bir farkla kabul edilen Kaliforniya yasasının kozmetik güvenlik için bir kilometre taşı olduğu görüşünde birleşiliyor.

Bu yasanın öngördüğü kimyasal yasağının ve dünyada giderek artan tüketici farkındalığının güzellik sektöründeki üreticileri nasıl yönlendireceği ve bu hareketin yansımalarının ne olacağı merakla bekleniyor. 

Pandemi, Kuaförlük & Sektör Temsilcileri 4 – Mustafa Demirbağ

0

“Pandemi, Kuaförlük & Sektör Temsilcileri” başlıklı haber dosyamızın dördüncü konuğu KD (Kuaförler Derneği) Antalya Şubesi Temsilcisi Mustafa Demirbağ.

Hairist: 2020, pandemi, salonların kapatılmasının etkileri, büyüme-küçülme ve genel olarak bu döneme ilişkin düşüncelerinizi paylaşabilir misiniz?

Mustafa Demirbağ: Açık konuşmak gerekirse, 2020 yılında iki aylık bir kapanmanın da sonucunda kuaför sektörü olarak ilk 6 ay zorlu bir süreç yaşadık, fakat yaz döneminin gelmesiyle birlikte hizmetlerimizde bir artış söz konusu oldu. Aralık ayında başlayan kısıtlamalarla beraber yıl toplamına baktığımızda yüzde 40’a yakın bir daralma söz konusu oldu.

2021’e yaklaşımım çok karamsar değil. Öncelikle geride bıraktığımız 2020 senesini doğru analiz edip dersler çıkararak 2021 yılına doğru bir planlama ile daha umutlu girdiğimizi düşünüyorum ve 2020 yılında alınan KDV kararının 2021 yılında da devam etmesini umuyorum.

kuaför sektörü

Hairist: Kuaför salonu sahiplerine ve çalışanlarına önerileriniz nedir?

Mustafa Demirbağ: Sevgili meslektaşlarıma ve onların ekip arkadaşlarına önerim, motivasyonlarını yüksek tutmaları ve mümkün oldukça iletişim halinde kalmaları. 2021 yılının devamında her şeyin güzel olacağına inanıyorum.

“Pandemi, Kuaförlük & Sektör Temsilcileri” haber dosyasındaki diğer röportajlar:

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Meslek Komitesi Temsilcisi Yusuf Koçyiğit

Ankara Ticaret Odası Kuaför, Berber ve Güzellik Uzmanları Meclis Üyesi Ömer Sarıoğlu

İzmir Ticaret Odası 21. Meslek Komite Başkanı ve Meclis Üyesi Osman Çapa

Doğum Sonrası Estetiği Nedir?

0

Doğum ve sonrasındaki süreçler, vücutta birtakım değişikliklere sebep olur. Doğum Sonrası Estetik işlemleri ise bu değişikliklerden memnun olmayanlar için geliştirilen özel bir uygulama. İlk olarak ünlü kişilerde ve yurt dışında görülen bu estetik işlemler, günümüzde oldukça yaygınlaştı. Özellikle magazin programlarında sıkça yer alması ve oldukça hızlı sonuç vermesi sebebiyle, doğum yapan kişiler arasında sıklıkla tercih ediliyor. Peki doğum sonrası estetiği nedir? Hangi işlemler yapılır? İyileşme süreci nedir? Bu işleme başvurmak isteyen okurlarımız için tüm bu detayları yazımızda sizlere sunacağız. İsterseniz gelin hemen yazımıza geçelim.

Doğum Sonrası Estetiği Nedir?

Genelde doğumla alakalı olarak şekil değiştiren bölgelere uygulanmaktadır. Yani genel olarak meme bölgesi ve karın bölgesi ile alakalı işlemler doğum sonrası estetiği müdahaleler arasında yer alıyor. Doğumdan sonra aldığınız fazla kilolar, hareketsizlik sebebiyle vücudunuzda oluşan yağlanmalar ve karnınızda oluşabilecek sarkık deriler, liposuction ve karın germe gibi işlemlerle istediğiniz şekle dönüştürülebiliyor.

Kişiden kişiye farklılık gösteren doğum sonrası değişikliklerine göre farklı tür ameliyatlar olmak da mümkün. Kişisel olarak doktorlar sizi muayene edecek ve isteklerinizi dinleyeceklerdir. Karın bölgesinin dışında kişilerde meme büyümesi, meme sarkması gibi durumlar ortaya çıkabilir. Doğum sonrası estetiği içerisinde, meme büyütme, meme küçültme ve meme dikleştirme gibi operasyonlar da yer alıyor. Estetik doktorunuzla, yaptırmak istediğiniz bölgeler hakkında bir konuşma gerçekleştirebilir, ardından kişiye özel ameliyatlarla istediğiniz vücuda kavuşabilirsiniz.

İyileşme Süreci

Aslında doğum sonrası estetiğinden sonra direkt olarak evinize gidebilir ve normal hayatınıza dönebilirsiniz. Fakat ilk birkaç gün size yardım edecek bir arkadaşınızın, eşinizin veya akrabanızın yanınızda bulunması şart. Çünkü birkaç gün için oldukça bitkin ve hassas olacaksınız. Rutinlerinizi bile gerçekleştirmekte zorlanacaksınız.

Ayrıca tamamen iyileşene kadar vücudunuzdaki doğum sonrası etkiler devam edecek. Merak etmeyin hemen sonuç gösteren değişiklikler de olacak tabii ki. Fakat minimum bir ay boyunca bazı bölgelerinizde ağrı ve kızarıklık gibi şikayetleriniz olabilir. İşlemin sonuçlarını daha iyi alabilmek istiyorsanız, kesinlikle düzenli spor alışkanlığı kazanmalı, ameliyattan sonra ağır kaldırmamaya dikkat etmeli ve kötü alışkanlıklardan kesinlikle uzak durmalısınız.

Yumurta Tüketimine Dikkat!

0
yumurta

PLoS Medicine adlı tıp dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, yumurta tüketimi kaynaklı kolesterol kalp hastalığına bağlı ölüm riskini artırabiliyor. 

Araştırmacılar, 500 binden fazla katılımcının diyet kolesterolünü ve yumurta tüketimini takip ederek kalp hastalığına bağlı ölümleri izledi. 

yumurta tüketimi
PLoS Medicine tıp dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, yumurta tüketimi kaynaklı kolesterol kalp hastalığına bağlı ölüm riskini artırabiliyor.

Günlük diyete eklenen yarım yumurtanın kalp hastalığı kaynaklı ölümle ilişkilendirildiği araştırmada, günlük tüketilen her 300 miligram diyet kolesterolü için ölüm riski %24’e kadar arttı. 

Araştırmacılar, artan riski yumurta tüketiminden kaynaklanan yüksek kolesterol seviyelerine bağlıyor ve kalp sağlığını iyileştirmek için yumurtanın fındık ya da baklagiller gibi diğer protein kaynakları ile değiştirilmesini tavsiye ediyor. 

Kaynak: Zhuang P, Wu F, Mao L, vd. ABD’deki yumurta ve kolesterol tüketimi ve kardiyovasküler ve farklı nedenlerden ölüm oranı: Nüfus temelli bir grup çalışması. / PLoS Medicine. 

2021, 2020 Kadar Zor Geçecek

0

Kuaför sektörü tüm dünyada salgından en çok etkilenen sektörlerden biri oldu. İngiltere Ulusal Saç ve Güzellik Federasyonu’nun (NHBF) son raporu, 2020’de kuaför salonları ve güzellik işletmelerinin cirolarının Türkiye’dekine benzer şekilde 2019’a kıyasla %45 düştüğünü gösteriyor. 

Rapor, sosyal mesafe kısıtlamaları nedeniyle salon kapasitesinin salgın başlamadan önceki kapasiteye kıyasla %70 düştüğünü ve kuaför işletmelerinin, kuaför başına günde ortalama iki saatlik randevu süresini kaybettiğini ortaya koydu. 

Verilere göre, 2020’de İngiltere’deki bir salonun ortalama nakit kaybı 17.000 £ idi. KDV eşiğini aşanlar daha da büyük bir darbe aldı ve 10 işletmeden biri sahiplerine ya da yöneticilerine herhangi bir gelir kazandırmadı.

İstihdam %21 azaldı

Sektörde tam zamanlı istihdam da 2019 rakamlarına göre %21 azaldı. NHBF, önümüzdeki 12 ayda başarısızlığa karşı akut bir şekilde savunmasız olan birçok kuaför ve güzellik işletmesi olduğunu, özellikle de 2021’in 2020 kadar zor bir yıl olmasının beklendiğini belirtiyor. 

Cildin Yaşlanmasını Hızlandıran 6 Faktör

0

Cilt bakımı, yaşlanma korkumuzun bir sonucu olarak en çok bütçe ayırdığımız kozmetik harcamalarının başında geliyor. Ancak, cildimiz için faydalı ürünler kullanma konusunda gösterdiğimiz hassasiyeti, cildimizi olumsuz etkileyen dış faktörlerden koruma konusunda da gösteriyor muyuz?

Cildinizin hızlı yaşlanması, genetik etkiler ve genel sağlığınızın yanı sıra içsel faktörlere ve aşırı güneşe maruz kalmak, sigara içmek, hatta içeçekleri sık sık pipetle içmek gibi dış faktörlere bağlıdır. 

Cildinizin sağlığı ve dayanıklılığı gerçek yaşınızdan onlarca yıl daha genç olabilir. Önemli olan, cildin yaşlanma sürecini hızlandırabilecek sinsi faktörlerden kaçınmak veya bunları azaltmaktır.

İşte, cildinizin normalden daha hızlı yaşlanmasına neden olabilecek 6 faktör:

1. Kötü Beslenme: Çok fazla işlenmiş veya şekerli yiyecek tüketmek, kan şekeri ve insülinde dramatik ani artışlara neden olabilir ve bu da hücresel düzeyde kronik, düşük dereceli inflamasyonu tetikleyebilir. Bu gizli iltihap, glikasyon adı verilen bir süreçle cilt yaşlanmasını hızlandırabilir. 

Ne yapmalı?

Hızlı bir şekilde kan şekerine dönüşen basit karbonhidratları azaltın ve bunun yerine çok sayıda tam tahıl, sebze ve meyve tercih edin. Özellikle meyveler, turunçgiller, kivi, ananas, kırmızı ve yeşil biber, brokoli gibi antioksidan açısından zengin gıdaların tüketimini artırın. Aynı şey, C ve E vitaminleri, resveratrol, yeşil çay ve üzüm çekirdeği gibi antioksidan içerikli cilt bakım ürünleri kullanmak için de geçerli. 

2. Her Zaman Yüzün Aynı Tarafında Uyumak: İyi görünmek için uykunun çok önemli olduğunu biliyorsunuz. Siz uyurken, vücudunuz cilt de dahil olmak üzere vücuttaki pek çok farklı doku için onarım sürecini başlatır. Dolayısıyla, uykunuzu yeterli düzeyde almadığınızda, cildiniz ihtiyacı olan onarımı ve yenilenmeyi yapamaz. Uzmanlar, sürekli olarak yüzünüzün aynı tarafında uyumanın, yüzünüzü daha hızlı yaşlandıracağı konusunda uyarıyor. Bu durum cilt dolaşımını engelleyerek, kırışıklıkları kalıcı kılıyor ve cildi mekanik olarak kırıştırıyor. 

Ne Yapmalı?

Uyku için bolca zaman ayırın. En az sekiz saatlik uykunuzu aldığınızdan emin olun.  Sırt üstü ya da en azından yan dönerek (sürekli tek tarafta kalmadan) uyumayı alışkanlık haline getirin. 

3. Depresyonda Olmak: İnsanlar depresyondayken, belirli yüz kaslarını gerebilir, yüzünü ekşitebilir ya da kaşlarını çatabilirler; tüm bu olumsuz yüz ifadeleri ince çizgiler ve kırışıklıklar şeklinde cilde kazınabilir. Ayrıca depresyon, kolajeni zayıflatan ve büyüme hormonu sentezinde azalmaya neden olan yüksek kortizol (stres hormonu) seviyeleriyle ilişkilidir, bu da cildin geceleri kendini onarma yeteneğini engeller. Dahası, insanlar depresyondayken, genellikle olması gerektiği düzeyde yemek yemez, uyumaz, egzersiz yapmaz veya ciltlerine bakmazlar. 

cilt yaşlanma ve depresyon

Ne yapmalı?

Düzenli egzersiz yapın, psikoterapiye gidin, bir antidepresan veya başka bir tedaviden fayda sağlayıp sağlamayacağınız konusunda doktorunuzla konuşarak ruh halinizi iyileştirmek için adımlar atın. İlginç bir şekilde, Botoks gibi bir tedavi ile kırışıklıkları azaltmak, depresyon belirtilerini iyileştirebilir. Journal of Cosmetic Dermatology’de Mart 2009’da yapılan bir çalışmada, araştırmacılar, majör depresyonla mücadele eden insanların kaşlarını çattıkları alana Botoks uygulandığında, yüz kaslarının felce uğramasının negatif ruh hali sinyallerinin beyne iletilmesini engellediği sonucuna ulaştılar. The Journal of Clinical Psychiatry’nin Ağustos 2014 sayısında yapılan bir araştırma, alınlarına Botoks enjeksiyonu yapılan majör depresif bozukluğuna sahip hastaların, 12 hafta sonra depresif semptomlarında yüzde 42’lik bir azalma yaşadıklarını ortaya koydu.

4. Sürekli Olarak Kilo Alıp Vermek: Mütedamiyen kilo alıp vermek cildinizin sürekli esnemesine ve büzülmesine neden olabilir, bu da özellikle yaşlandıkça cildin elastikiyetini olumsuz etkiler Bu genişleme-kasılma döngüsü vücudunuzda çatlaklara ve selülite yol açmanın yanı sıra yüzünüzdeki cildin sarkmasına ve olması gerekenden daha yaşlı görünmesine neden olabilir. 

Ne yapmalı?

Kilonuzu normal aralıkta tutmak için adımlar atın  Düzenli egzersiz aynı zamanda cilt tonunu iyileştirmeye yardımcı olurken retinol ve peptid gibi bileşenler içeren ürünler kullanmak çatlakların görünümünü azaltmaya, cildinizin sıkılığını ve elastikiyetini artırmaya yardımcı olabilir.

5. Bazı İlaçların Kullanımı: Astım, artrit veya diğer bazı durumlar için kullanılan oral kortikosteroidlerin ağızdan alımı ya da topikal olarak cilde uygulanması, kollajen ve elastini azaltabilir, cildin incelmesine ve kan damarlarının daha kolay yırtılmasına neden olarak kılcal damarların kırılmasına yol açabilir. Yüksek tansiyon ve nöbet önleyici ilaçlar cildinizi güneş hasarına karşı ekstra hassas hale getirebilir (erken kırışıklıklar ve pigmentasyon değişiklikleri dahil). 

Ne yapılmalı?

Bu ilaçları bırakmak gibi bir seçeneğiniz olmadığından, güneş ışığında dikkatli davranmak çok önemli. Bu, gün ortasında güneşe maruz kalmaktan kaçınmak, güneşten koruyucu giysiler giymek ve her gün SPF 30 veya daha yüksek geniş spektrumlu bir güneş kremi kullanıp bunu düzenli olarak uygulamak anlamına geliyor. Geceleri bir retinoid krem ​​kullanmak kolajen üretimini tetikleyebilir ve bu da cildin incelmesine ve diğer istenmeyen değişikliklere neden olabilir.

6. Sık Uçak Yolculuğu Yapmak: Güneşin ultraviyole veya UV ışınlarının yüksek rakımlarda daha yoğun olduğunu biliyor muydunuz? Bu yüzden dağlarda cildiniz daha kolay yanabilir. Uçtuğunuz zaman, uçağın kuru havası ve UV ışınları uçağın pencerelerine nüfuz ettiği için güneşin verdiği hasar sayesinde cildiniz iki kat daha fazla dehidrasyona maruz kalıyor. 

tilt yaşlanma ve sık uçak yolculuğu

Ne yapmalı?

Uçakta SPF’li bir nemlendirici kullanın. Alkol ve tuzlu yiyeceklerden kaçının ve uçuş sırasında bol miktarda su için, Pencerenin yanında oturuyorsanız, gölgeliği aşağı çekin.

Aşık Olduğunuzu Nasıl Anlarsınız?

0
aşık olduğunuzu nasıl anlarsınız temalı
Aşık Olduğunuzu Nasıl Anlarsınız?

Sevgililer gününe yalnız giren ama içinde tanımlayamadığı bir kıpırtı hissedenler dikkat! Aşık mıyım? Yoksa farklı bir duygu mu? Peki aşık olduğunuzu nasıl anlarsınız? Bu sorular ile çelişiyorsanız, cevabı bu yazımızda sizlere vereceğiz.

Aşık olduğunuzu nasıl anlarsınız? Bu sorunun cevabı kişiden kişiye değişmek ile birlikte bazı genel geçer kanunları vardır aşkın. Aşık olmak nasıl bir his bırakır madde madde sizler için sıralıyoruz.

1. Heyecan Doruk Noktada!

Aşık olduğunuzu kanıtlayan maddelerden ilki, sürekli heyecan içinde olmanızdır. Adeta yüksek bir yerden düşüyormuşçasına düşeriz aşkın içine. Aşık olmak, onu görmek ve duymak için sürekli bir kıpırtı hissetmemize neden olur. Bu nedenle aşık olduğunuzu nasıl anlarsınız diye bir düşünmeden önce kalbinizin atış hızını dinlemekte yarar vardır.

2. Merak Mı Ediyorsun?

Aşıkken onun hakkında müthiş bir heyecan duyarız. Aşık olmak bir nevi sürekli merak içinde olmaktır diyebiliriz. Sevdiği şarkılar, gittiği mekanlar, okuduğu kitaplar ve en sevdiği filmler, müzikler derken onun hakkında her şeyi öğrenmek isteriz. Aşk öyle bir duygudur ki sevgili olsanız bile bu merak asla bitmez. Aşk devam ettiği sürece onu tanımak için her zaman bir merak duyacaksınızdır.

3. Onu Görmek Varya…

Onu görmek aşık olduğunuzu nasıl anlarsınız sorusuna verilecek en güzel yanıttır. Bunun nedeni aşkın çoğu belirtisi onu gördüğünüzde ortaya çıkıyor. Aşık olduğunuz kişiyi görünce kalbiniz hızla atmaya başlayacak, şaşkına dönecek, mantığınızı yitirecek ve yanaklarınız mutlaka kızaracaktır.

4. Hayallerinizde O Mu Var?

Aşık iseniz kendinizi sürekli hayaller içinde bulacaksınız. Aşık olmak aslında sürekli uyanıkken bile onunla ilgili rüyalar görmektir. Onunla birlikte bir gelecek hayal eder ve o gelecekte yaşamak isteriz. Bu yüzden aşık olduğunuzu onunla ilgili kurduğunuz hayallerden anlayabilirsiniz.

Sürekli onu hatırlatacak şeylere ihtiyaç duyarız. Örneğin onun dinlediği müzikleri dinlemek ister, onun gittiği mekanlara gitmek isteriz. Rastgele çalan bir şarkıda onu ararız. Her an onunla karşılaşmak isteriz. Kısacası her şeyde onu aramaya başlarız.

5. Gözünüz Hep Telefonunuzda Mı?

l Sürekli mesaj bekleriz. Aşık olduğunuzu nasıl anlarsınız sorusunun cevaplarından biri de gözünüzün sürekli telefonda olmasıdır. Sürekli onun profilinde olmak, mesaj kutunuzu kontrol etmek hatta çevrimiçi olup olmadığına bakmak tam da aşıkların yapacağı şeyler! Bu nedenle aşık olmak aslında sürekli onu beklemek ve sürekli ona bakmaktır.