Bugün tüm dünyada saç, bütünsel güzelliğin önemli bir parçası olarak görülüyor. Bu yüzden kadınlar daha iyi görünmek amacıyla saçlarının rengini güncellemek ve saçlarını şekillendirmek için düzenli aralıklarla kuaför salonlarını ziyaret ediyor. Ancak, yaşadığımız toplumda dini nedenlerle saçlarını kapatmayı tercih eden pek çok kadın da var. Tesettürlü kadınlarda, çoğu zaman saçlarını uzun süre kapatmaktan kaynaklanan saç problemleri görülebiliyor. Bu sorunların en başında da saç dökülmesi geliyor.
Tesettürlü Kadınlarda Saç Dökülmesi
Saçlarının görünmesini önlemek için eşarp takmadan önce saçlarını sıkı sıkı toplamaları ve çoğu zaman sıkı bir topuz yapmaları, tesettürlü kadınların saçlarının güçsüzleşmesine ve diplerden itibaren fazla gerilmekten dolayı dökülmesine neden oluyor.
Sıkı bar atkuyruğu ya da topuz sonucu saç diplerinin sürekli olarak çekilmesi nedeniyle dökülme ağırlıklı olarak saç derisinin ön bölgesinde, alnın hemen üzerinde meydana gelir. Bu, ön saç çizgisinde kalıcı saç dökülmesine neden olabilir.
Nasıl Önlenir?
Bu duruma karşı alınabilecek en doğru önlem, saçı gevşek bir şekilde toplamak ve çekilip gerilmesine izin vermemektir.
Tesettürlü kadınların, saçlarının görünmesini önlemek için eşarp takmadan önce saçlarını sıkı sıkı toplamaları ve çoğu zaman sıkı bir topuz yapmaları, saçların güçsüzleşmesine ve diplerden itibaren fazla gerilmekten dolayı dökülmesine neden oluyor.
Tesettürlü Kadınlarda Nemli Saç Derisi
Başlarını daima örten ya da çoğu zaman baş örtüsü takan kadınların saç derileri nemli olmaya yatkındır. Bunun da nedeni eşarptan dolayı saç derisinin aşırı terlemesidir. Saç, baş örtüsünün altında sıkışır ve hava almaz. Sonuç olarak terlemenin yarattığı nem buharlaşmaz ve saç derisinde kalır. Ayrıca ter saçtaki doğal yağlarla karışır. Bu durum bazen mantar oluşumuna kadar gidebilen sağlık sorunlarına yol açabilir.
Nasıl Önlenir?
Saç derisindeki terlemeyi önlemek için sentetik olmayan, doğal lifli bir baş örtüsü seçin. Doğal malzeme saçın nefes almasını sağlar ve nemi emer. Bu önlem peruk takanlar için de geçerlidir. Sentetik yerine doğal bir peruk kullanın.
Saç Dökülme Testi
Saç dökülmesi problemiyle karşı karşıya olup olmadığınızı anlamanın kolay bir yolu var. Uyumadan önce yastığınızı temizleyin, açık saçlarla uyuyun ve sabah yastık üzerinde kaç saç teli olduğuna bakın. Altıdan fazla saç teli, önemli bir saç dökülmesi olduğu ve bir dermatoloğa danışılması gerektiği anlamına gelir.
Saç dökülmesine karşı en etkili ve profesyonel ürünleri görmek için tıklayın.
Drag Queen olgusu, son günlerde sosyal medya fenomeni Kerimcan Durmaz’ın “Peşimde” adlı şarkısının müzik videosuyla yeniden gündeme oturdu.
Kerimcan Durmaz, “Peşimde” şarkısının klibinde karşımıza “Drag Queen” olarak çıkıyor.
Drag Queen terimi, genellikle performans amacıyla dramatik, komik ve hicivsel bir etki yaratmak için kadın gibi giyinip abartılı makyaj yapan erkekleri ifade ediyor.
Drag Queen olarak tanınan performans sanatçıları modayı, makyajı ve güzelliği mümkün olan en uç noktalara taşıyorlar. Hatta belki de dünyada modanın ve makyajın hakkını en çok onlar veriyor.
Drag Queen, son zamanlarda sadece kabare gösterilerine meraklı olanların ilgi alanıyla sınırlı kalmayıp ana akım bir cazibe merkezine dönüştü. Bu akımın popülerleşmesi, ‘RuPaul Drag Yarışı’ ile başladı.
Onlarca yıldır drag kraliçeleri için bir trend belirleyici ve öncü olan RuPaul, bir zamanlar başarılı bir pop müzik kariyerine sahip olmasına karşın, bugün kendi adını taşıyan televizyon şovuyla daha çok tanıyor.
İşte, en tanınmış ve finansal olarak en başarılı 7 drag queen:
Trixie Mattel
Trixie Mattel, Instagram @trixiemattel
Kimliğinde Brian Firkus yazsa da dünya onu Trixie Mattel olarak tanıyor! Bu ismi ‘Barbie’ oyuncak bebekleri üreten firmadan alan Mattel, tam bir YouTube fenomeni.
Katya Zamoldochikova
Katya Zamoldochikova, Instagram @katya_zamo
Brian McCook adıyla dünyaya gelen Katya’nın sahne adının ilham kaynağı, Rus olan her şeye olan sevgisinden geliyor. ‘Trixie ve Katya Show” onu yeni bir şöhrete taşıdı
Bianca del Rio
Bianca del Rio, Instagram @thebiancadelrio
RuPaul’un Drag Yarışı’nda görünerek adını duyuran tüm kraliçeler arasında Bianca del Rio, geniş kitleler tarafından en çok tanınan isim. RuPaul bile, onun şimdiye kadar gördüğü en profesyonel kraliçe olduğunu söylüyor. Sahne şovuyla tüm dünyayı gezdi ve birçok film ve televizyon şovunun yıldızı oldu. İki milyon doları aşkın bir servetin sahibi.
Raja Gemini
Raja Gemini, Instagram @rajageminii
Drag Race’e katılmadan önce Tyra Banks ile’ America’s Next Top Model şovunda çalışan bir makyaj sanatçısı olarak zaten televizyon tecrübesine sahipti. Rawa Gemini, şu an en çok kazanan drag queen ‘lerden biri.
Latrice Royale
Latrice Royale, Instagram @latriceroyale
Bugünlerde evli bir kadın ve başarılı bir kariyere sahip olan Royale, bundan sadece on bir yıl önce hapishanedeydi. Başkalarını da aynı yolu takip etmekten caydırmak üzere bu konuda bir belgesel yaratarak hapishanedeki deneyiminden en iyi şekilde yararlandı.
Violet Chachki
Drag Queen denince onun ismini anmadan olmaz. 19 yaşındayken memleketi Georgia’da yola bir sanatçı olarak başlayan Violet, şimdi dünya çapında seyahat eden bir vodvil sanatçısı.
Alaska Thunderfuck
Alaska Thunderfuck, Instagram @sandrathunderfuck
Bir drag kraliçeye yaraşır şekilde kendisine provokatif bir soyad seçen Alaska, her na kadar yarışmada birinci seçilmediyse de erkek kardeşiyle birlikte internette kendi dizisine sahip ve düzenli olarak müzik kaydedip yayınlıyor.
Saç, esas olarak proteinlerden, özellikle keratinden oluşan, canlı olmayan, ipliksi bir biyomateryaldir. Bu nedenle saç bir kez hasar gördüğünde (dipten yeni uzayan saç dışında) kendi kendine iyileşemez. Kadınların saçın güzel görünmesi için uyguladıkları saç boyaları, perma ve düzleştirici ürünler saçın yapısına zarar verir ve nihayetinde saçın total görünümünü değiştirir. Ancak, düzenli saç bakımı saçtaki hasarı önleyip durdurabilir. Saçın hasar görmesini engellemek için neler yapabilirsiniz?
Saçı Yıkamak
Saçımızı ne sıklıkla yıkamalıyız? Cevap saç derisinin yağ üretimine bağlıdır. Saç deriniz çok yağlıysa, sık sık saç yıkamaya ihtiyacınız olabilir. Ancak saç deriniz ve saçınız çok kuruysa, saçınızı daha seyrek yıkamanız gerekir. Ayrıca yüzdükten hemen sonra saçınızı durulayın ve yoğun bir saç kremi kullanın.
Şampuan ve Saç Kremi Kullanımı
Kıvırcık saçların görünümünü iyileştirmek için düzenli olarak saç kremi ve maske kullanın. Elektriklenmeyi azaltmaya yardımcı olan, parlaklığı artıran ve yönetilebilirliği geliştiren Dimetikon içeren ürünlere başvurun. Saç tipinize uygun bir şampuan ve saç kremi seçin. Şampuanı doğrudan saç derisine uygulayın ve saç folikülü yönünde nazikçe masaj yapın. Saçınızı şampuanla ovalamayın, sadece durulayıp şampuanın saçınızdan akmasına izin verin. Şampuan sadece saç derisindeki kir ve yağı temizlemek içindir, aşırı kullanımı saçınıza zarar verebilir. Şampuanla yıkadıktan sonra saç derisine değil, saç uçlarına bol miktarda saç kremi uygulayın ve durulamadan önce 1-2 dakika bekletin.
Saç Kurutma
Saçın hasar görmesini istemiyorsanız saçınızı kurutmak için havluyla ovalamayın. Havluyu başınızın etrafına sarın veya saçın kurumasına izin verin. Saç kurutma makinesi kullanıyorsanız, en düşük ısı ayarından başlayın ve ısıyı kademeli olarak artırın. Isı saça zarar vererek kırılgan, dalgalı saçlara neden olabilir. Saçın zarar görmesini önlemek için saçı ısıdan korumak çok önemlidir. Saçı düzenli olarak nemlendirmek, ısıdan zarar görmüş saçların görünümüne bir dereceye kadar yardımcı olacaktır, ancak ısı kaynaklı hasarı durdurmak çok önemlidir. Saçınız düzse, kuruyken geniş dişli bir fırça ile saçınızı tarayın. Ama kıvırcıksa saçınızı nemliyken tarayın.
Saç Düzleştirme
Günümüzde, geçici saç düzleştirme için seramik yassı düzleştiricilerden daha uzun ömürlü sonuçlar sağlayan kimyasal işlemlere kadar birçok saç düzleştirme seçeneği mevcut. Saçı seramik bir düzleştiriciyle düzeltirken saçı ısıdan korumak için cihaza nemli bir havlu koyun. Salonlarda yapılan keratin saç düzleştirme işleminden sonra saç birkaç gün kuru tutulmalı ve saçla çok fazla oynanmamalıdır. Saçın hasar görmesini önlemek adına yıkarken saçı daha az kırılgan hale getirmek için bol miktarda saç kremi kullanın.
Şekillendirme
Saçınızı şekillendirmek için sadece fırçalayın ve tarayın. Saçın her gün 100 fırça darbesine ihtiyacı yoktur! Fırçalarken veya tararken saçı çekmekten kaçının. Birbirine dolanan saçları nazikçe açın, gerekirse nemlendirici saç kremi kullanın. Saç şekillendirme ürünlerini kullanırken aşırıya kaçmayın.
Saç eklentisi kullanıyorsunuz, saçı çekmemeleri için hafif olanları kullanın. Bunların uygulanmasını mutlaka uzmanlara bırakın. Bir saç eklentisini en fazla iki ila üç ay takın ve kullandığınız sürece saç derisi hijyenini koruyun.
Saç Boyama
Doğal saç renginize yakın bir renk seçin. Her şampuandan sonra saç kremi kullanın. Güneşin altındayken saçınızı çinko oksit içeren bir saç kremi kullanarak veya şapka takarak koruyun. Tek oturuşta saçınıza birden fazla işlem yaptırmayın. Birden fazla servise ihtiyacınız varsa, örneğin önce perma, ardından iki hafta sonra boyama yapın.
Çoğu saç sorununun üstesinden doğru bakımla gelinebilir. Nasıl bir bakım uygulamanız ve hangi ürünleri kullanmanız gerektiğini uzman kuaförünüze danışabilir ya da kuaforumden.com sitesini ziyaret ederek Canlı Uzman Desteği‘nden yararlanabilirsiniz.
Diş taşı veya diş tartarı, ağız hijyenine önem verilmediği durumlarda meydana gelen bir problemdir. Günlük en az iki kere fırçalanması gereken dişlere yeteri kadar önem verilmediği takdirde bakteri birikmesi sonucu diş tartarı oluşmaktadır. Oluşan bu diş tartarı dişlerin uygun fırçalanmasıyla geçebiliyor olsa da bazı bakteri plakları için fırçalama yeterli olmuyor. İşte burada uzman bir hekime gitmeli ve diş taşı temizleme işlemlerini profesyonel elden yaptırmalısınız.
Diş Taşı Temizleme İşlemi Nasıl Uygulanır?
Hijyen eksikliği sonucu oluşan bakteri plağı, zaman geçtikçe yerini sert bir tabakaya bırakmaktadır. Bu tabaka ise daha sonra diş etlerine kadar zarar verebilir. Daha kötü sonuçların elde edilmemesine karşın en kısa sürede profesyonel bir diş hekimi yardımıyla diş tartarı temizleme işlemi gerçekleşmelidir.
Detartraj adı verilen tartar temizliği işleminde uygulanan teknik kişinin ağız yapısına ve oluşturduğu problemlere göre değişiklik gösterse de diş taşı temizleme aleti (kavitron) ile yapılmaktadır. Bu işlem yaklaşık yarım saat sürüyor diyebiliriz. Diş tartarı temizleme fiyatları ise işlemi yapan hekime, oluşmuş tartar yoğunluğuna ve uygulanan seanslara göre değişkenlik gösteriyor.
Diş Tartarı Temizleme İşlemi Uygulanmalı mı?
Diş taşı temizleme konusunda bilinen bazı yanlışlar bulunmaktadır. Örneğin zararı olduğu konusunda farklı söylemler ortaya çıksa da ortaya çıkan sonuca göre karar verebiliriz. Yapılan diş taşı temizliği sonrası hem dişleriniz sağlığınıza kavuşuyor hem de ağız hijyeniniz olması gereken seviyeye geri ulaşıyor. Eğer bakteri plağı oluşmasına rağmen temizleme işlemi uygulanmaz ise, diş etleriniz ve hatta diş yapınız dahi zarar görebilir ve farklı boyutlara ulaşabilir. Bu yüzden öncelikle diş temizliğinize ve günlük fırçalama alışkanlığınıza dikkat etmeli, daha sonra oluşan bir bakteri birikmesi sonucu tartar temizleme işlemlerini yaptırabilirsiniz.
Diş Taşları Oluşumunun Yarattığı Zararlar Nelerdir?
Diş tartarının yarattığı ilk zarar diş eti hastalıklarıdır. Diş tartarı diş etinin yakınında meydana geldiği için ilk etkilenen diş etleri oluyor. Bundan kaynaklı olarak da ileri seviyede diş etlerinin kanaması karşılaşılan sorunlar arasında yer alıyor. Aynı zamanda hem kişinin kendisinin hem de çevresinin rahatsız olacağı bir ağız kokusu da bakteri birikmesi sonucu meydana gelmektedir. Eğer bunlarla karşılaşmak istemiyor iseniz diş bakımınıza dikkat etmelisiniz.
Yalnız kalamama, boğucu derecede başkalarına bağımlılık, güvensizlik, sorumluluk almaktan kaçınma ve takıntılı bir terk edilme korkusu … Bunlar, en temel göstergeleri arasında yer alıyor.
Kırılgan bir egoya sahip olan bağımlı kişilik, özünde, dikkat çekici bir özgüven eksikliği ve sürekli güvence ve destek görme ihtiyacıyla kendini belli eder. Bu kişilik yapısına sahip biri çaresiz hisseder ve kendisine bakmakta güçlük çeker.
Bağımlı Kişilik Bozukluğu Olan Kişilerin Özellikleri
Yalnız kalamama
Sorumluluklardan kaçınma
Aşırı pasiflik
Eleştiriyi kabul etmede veya onunla yüzleşmede zorluk
Bir ilişkinin kopmasıyla baş edememe
Terk edilme konusunda takıntılı korku
Kişilerarası ilişkilerde aşırı pasiflik
İnisiyatif eksikliği: Başkalarının desteği veya tavsiyesi olmadan karar veremezler.
Bağımlı kişiliğe sahip kişiler, kendilerine bakılması ve korunmaları adına başkalarının iradesine boyun eğebilirler. Günlük yaşamla kendi başlarına baş edemeyeceklerini düşünebilir ya da kendilerini böyle lanse edebilirler. Bağımlı kişilik, küçük kararlar verirken bile tavsiye ve güvence talep eder. Hiçbir girişimde bulunmaz ve başkalarının hayatının sorumluluğunu üstlenmesine izin verir.
Bağımlı kişilik bozukluğuna sahip olanlar, onaylanmamaktan yoğun bir şekilde korktukları için aşırı derecede hoşnutsuz olabilirler. Özellikle bağlı oldukları kişilerden gelen talepleri reddetme konusunda zorlanırlar. Başkalarını yabancılaştırma korkusuyla haklı öfkeden bile kaçınırlar. İhtiyaç duyduklarını düşündükleri desteği elde etmek için hoşlarına gitmeyen işler için gönüllü olabilirler, mantıksız taleplere boyun eğebilirler ve sözlü, fiziksel veya cinsel istismara tolerans gösterebilirler.
Hayatınızda bu tür bir insan varsa yapabileceğiniz en büyük hata, bunun normal olduğunu ve bu konuda hiçbir şey yapılamayacağını düşünmek. En doğru şey, onu mutlaka psikoterapi görmeye ikna etmektir. Psikolojik yardımla, bu tür kişiler kendi başlarına inisiyatif almayı ve kendilerine güvenmeyi öğrenebilirler.
Tarih boyunca dudakları renklendirmek için farklı karışımlar kullanılmış olmasına rağmen, bildiğimiz haliyle rujun tarihi yirminci yüzyılın başına dayanıyor. Ancak dudak boyasının hikayesi çok daha eski.
Hikaye 5000 yıl önce günümüz Irak’ının Ur şehrinde bir Sümer kraliçesinin tuvalet masasında başlıyor. Kraliçe Puabi, çok saygın bir figür olarak özenli başlıklar ve mücevherler takıyordu. Ancak görünüşünün önemli bir parçası, kırmızı kayalardan ve beyaz kurşundan yapılmış bir toz karışım kullanarak boyadığı parlak renkli dudaklarıydı.
Ondan yaklaşık 2.000 yıl sonrasında Antik Mısır’da makyajın öncülüğünü yapan isim, Kleopatra’dan başkası değildi. Kopkoyu siyah gözleri turuncu, macenta ve mavi-siyah tonlarında cesurca boyanmış dudaklar olmadan tamamlanmış sayılmazdı. Eski Mısırlılar allık olarak yanaklarına kırmızı aşı boyası sürüyor ve bunu sadece estetik amaçlı değil, yüzlerini çölün sert koşullarından korumak için de kullanıyorlardı.
Binlerce yıl sonra bölgede yapılan kazılarda, antik kalıntıların yanı sıra dudak boyası içeren çömlekler de keşfedilecekti.
Antik çağda, ruj konusunda daha liberal bir tutuma sahip olan kesinlikle Ortadoğu’ydu.
Eski Yunanlıların dudak boyasıyla daha karmaşık bir ilişkisi vardı. Ağırlıklı olarak dönemin seks işçileri tarafından kullanılan dudak boyası, mesleğin bir nevi sembolü olmuştu.
Roma İmparatorluğu döneminde dudak boyası cinsiyetsiz hale geldi, özellikle yüksek rütbeli erkek yetkililer arasında sosyal sıralamayı belirtmek için kullanıldı. Üst sınıf kadınları da dudak makyajını denedi; öyle ki kötü şöhretli İmparator Nero’nun eşi eksantrik İmparatoriçe Poppaea Sabina’nın, dudaklarını her zaman yeniden boyamak için hazır bekleyen büyük bir kadroya sahip olduğu söyleniyor.
Katı Rujun İcadı
Dut, limon, gül yaprakları ve şarap kalıntısı, dudakları boyamak için kullanılan ev yapımı popüler malzemeler arasındaydı. Bu arada, Orta Doğu’da, MS. 9 civarında Arap bilim adamı Abulcasis, daha sonra bir kalıba preslenebilecek parfüm uygulamak için bir stok yaparken bu yöntemi renklerle deneyince yanlışlıkla katı ruju icat etti.
Orta Çağ Batı Avrupasında din kozmetik ürünlerle çatıştı. Erkekler savaşa girerken yüzlerini ve dudaklarını maviye boyuyor ama makyaj yapan kadınlar Şeytan’ın enkarnasyonları sayılıyordu.
Venedik’te, Avrupa’nın geri kalmışlığından ve yoksulluğundan uzaktaki sosyeteye mensup kadınlar, parlak pembe dudak boyaları, halk ise topraksı kırmızı dudak boyası kullanıyordu.
Kozmetik trendi sonunda İngiltere’ye gitti. 15. yüzyılda Edward IV’ün sarayının hem kadınları hem de erkekleri ruj sürüyordu. Bir dudak boyası tutkunu olan Kraliçe I. Elizabeth’in kişiye özel renk tonu için kendi tarifi vardı ve yakın yardımcılarından biriyle birlikte renkleri alçıyla karıştırıp, macunu bir kalem şeklinde yuvarlayarak güneşte kurutmak suretiyle dudak kalemini icat ettiği rivayet ediliyor. Kraliçe I. Elizabeth’in, hastalığı önleyebileceğine inandığı için ölüm döşeğinde bile ruj kullandığı biliniyor.
Kraliçe Victoria, makyajın sahtekâr ve kaba olduğunu ilan ederek imparatorluk çapında ruj yasağı getirdi. Toplumun isyankar kadınları, gizlice makyaj tarifleri ticaretine ve gizli güzellik kuruluşlarında ev yapımı rujlar yapmaya başladılar.
Kadın Hareketinin Simgesi
Profesyonel makyaj görünümlerini sahneden sokaklara taşıyanlar ise dönemin aktrisleri oldu. Aktris Sarah Bernhardt, 1880’lerde sokakta kırmızı ruj kullandığı için büyük bir skandala yol açtı. Bunun ardından ruj, kadınlık, başkaldırı ve kadın hareketinin sembolü olmaya başladı.
Savaş sırasında, Avrupa’da ruj üretimi, karneye bağlandığı için ertelendi, ancak Amerikalılar için ruj, tehlike karşısında kadın gücünün ve cephe gerisinde verilen mücadelenin simgesi haline geldi.
1970’lere gelince ruj, punk-rock müzikte her iki cins tarafından sosyal isyan için bir araca dönüştü. Mor ve siyah, Punk-Rock çağının en popüler renkleriydi ve erkeklikten ödün vermeden cinsiyeti bükmenin kapısını araladı. David Bowie ve glam-rockçı Lou Reed, Gary Glitter, Kiss, Alice Cooper ve Mick Jagger da ruj kullanan erkek yıldızlar arasında yer aldı.
2020’lerde bu ikonik kozmetik aracı, kadın özgürlüğü ve cinsiyet akışkanlığı için yeni bir çağa geçerken bir kez daha sembolik bir değişimi temsil ediyor.
Gucci’den Çarpıcı Kampanya
Gucci’nin 2020’de hayata geçirdiği ruj kampanyası, güçlü ve çok ihtiyaç duyulan bir mesaj gönderiyor: Toplumun mükemmellik imajından kopmanın ve kusurlarımızı sevmenin zamanı geldi!
Gucci’nin ruj kampanyası, mükemmelliğin terk edildiği ve kusurların kucaklandığı yeni bir çağın başlangıcını müjdeliyor.
Sektörün yakından tanıdığı bir isim olarak İsmail Çakır, Sistem Kozmetik Türkiye Satış Müdürü olarak göreve başladı. Estetica Dergisi, İsmail Çakır’la Sistem Kozmetik, şirketin amiral markası Hush ve gelecek planları üzerine söyleşti.
Estetica: Yeni bir başlangıç yaptınız. Öncelikle profesyonel iş hayatınızdan biraz bahseder misiniz?
İsmail Çakır: 1991 yılında Yıldız Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden mezun olduktan hemen sonra İstanbul Üniversitesi İşletme İktisadi Enstitüsü’nde işletme ihtisası yaptım. Philip Morris SA şirketinde 3 yıl satış departmanında çalıştıktan sonra 1997’de L’Oreal sayesinde kozmetik dünyası ile tanıştım.
1 yıl satış danışmanlığının ardından distribütör yöneticiliği, zincir mağazalar müdürlüğü ve nihayetinde tüm kanallardan sorumlu bölge satış müdürlüğü görevlerini üstlendim. 4 yıl bu görevi sürdürdükten sonra L’Oreal’den ayrılarak Alternatif Kozmetik Ltd. Şti ortaklığında Genel Müdür görevi ile alternatif saç ürünleri pazarına girerek profesyonel kanalda Rapunzel markasının lansmanını gerçekleştirdik. 2007 yılında profesyonel kanalda yeni saç bakım markalarını bünyemize dahil etme kararını alıp Sinan Kara ile Sistem Kozmetik şirketini kurduk.
2009 yılının sonunda profesyonel hayata dönmem için L’Oreal beni tekrar davet etti. Bu dönemde şirketi Sinan Kara’ya devrederek L’Oreal Profesyonel Marmara Bölge Müdürlüğü görevini 2020 sonuna kadar sürdürdüm. 2021 itibariyle de Sistem Kozmetik bünyesine dönerek Türkiye Satış Müdürlüğü görevini üstlenmiş bulunuyorum.
Estetica: Bu yeni başlangıcı nasıl değerlendiriyorsunuz?
İsmail Çakır: Öncelikle inanılmaz bir heyecan duyduğumu söylemek isterim. Sektörde son iki yıldır Sistem Kozmetik ve başta Hush markası olmak üzere tüm ürünlerinin büyük bir yükselişe geçtiğini, kuaförler tarafından sahiplenildiğini fark ettim.
Bence büyük bir başarı hikayesi doğmak üzereydi. Ben de bu hikayenin bir parçası olmak istedim. Türkiye çapında direkt çalışan 18 Satış Danışmanı ve 12 distribütörüyle çok büyük bir satış organizasyonuna sahip Sistem Kozmetik’in benim bilgim, tecrübem ve 17 yıldır sektörle kurduğum duygusal bağ ile birleştiğinde çok daha büyük işlere imza atacağına inandım.
Bu sayede hem Sistem Kozmetik’e ve markalarına hem de sektöre ve çok sevdiğim kuaför dostlarıma büyük katkı sağlayacağımı düşünüyorum.
Estetica: Hedefleriniz ve sağlayacağınız katkılar ile Hush özelinde neler söyleyeceksiniz?
İsmail Çakır: Her şeyden önce Sistem Kozmetiğin vizyonu ve misyonunun sektöre ve kuaför dostlarımıza çok daha net ve anlaşılır bir şekilde aktarılmasına katkı sağlayacağımı düşünüyorum.
Satış Danışmanlarının ve Distribütör satış ekiplerinin, kısaca tüm saha ekiplerinin şirket ve markalarımızın mesajlarını doğru iletmelerini sağlamak istiyorum. Sistem Kozmetik, sektörün temelindeki duygunun olumlu iletişim ve güvene dayalı işbirliğinin olduğunu biliyor. Bu sayede bütün kararlarını alırken bu temelden hareket ediyor. Amatör ruhla profesyonelce çalışıyor. Şirketimizin önümüzdeki 10 yıl için öngörüleri ve planları var. Bu benim için çok önemli. Şu anda atacağımız her adımın, alacağımız her kararın 10 yıl sonra olmamız geren noktaya ne kadar faydası ve ya zararı olacağını bile düşünmek zorundayız.
Sistem Kozmetik’in omurgası olan Hush tamamen bir Türk markası. Bu yüzden uluslararasında talep görmekten ziyade misyonumuzu saygı duyulan bir marka olmak üzerine temellendirmek istiyoruz.
Şu anda başta Almanya olmak üzere 9 farklı ülkeden distribütörlük talepleri ile baskılanıyoruz. 10 yıl sonraki hedefimize ulaşmak için önce ülkemizde Hush markasının hak ettiği yere gelmesini bekleyeceğiz. Bunu sağlamak için de Hush markasının, iddiasını yerine getiren, gelişmek için kuaför dostlarımızın öneri ve tavsiyelerini alan, modayı ve teknolojiyi takip eden, hatta liderlik etmeye aday bir marka olması için elimizden geleni yapacağız.
Sistem Kozmetik bu amacına ulaşmak üzere, yatırım yapmak için çok riskli olan 2020 yılında Kavacık’ta Hush Akademi’yi kuaförlerin hizmetine açtı. Bununla da kalmayıp dünyanın eğitim markası olan Pivot Point’in Türkiye temsilciliğini alarak bu eğitim sisteminin müfredatını Hush Akademi‘ye entegre etti.
Yaşadığımız son birkaç sene içinde ne yazık ki kuaförlerimiz artan maliyetler karşısında karlılıklarından feragat etme, hatta zarar etme noktasına geldi. Çünkü servis fiyatlarını artan maliyetler oranında arttıramıyorlar.
Hush markasının en büyük iddiası fiyat olarak ulaşılabilir ve kar ettiren, aynı zamanda kuaförün ve tüketicinin sonuçlarından gayet memnun olduğu ürünler üretmek. Uzun vadeli hedeflerimize, özellikle yurtdışı planlarımıza sağlıklı ulaşabilmek için bundan vazgeçemeyiz.
Estetica: Son olarak sektöre iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?
İsmail Çakır: Sistem Kozmetik olarak, sektöre ve kuaförlere büyük bir dayanışma ile hizmet etmek için yola çıktık. Bu amaçla Hairist Yılın Kuaförü Yarışması’na Hush markası ile sponsor olduk. Sektöre ve kuaför dostlarımıza her fırsat bulduğumuzda destek vermeye devam edeceğiz.
“Pandemi, Kuaförlük & Sektör Temsilcileri” başlıklı haber dosyamızın altıncı konuğu KD (Kuaförler Derneği) Başkanı Mahmut Ebil.
Hairist: 2020, pandemi, salonların kapatılmasının etkileri, büyüme-küçülme ve genel olarak bu döneme ilişkin düşüncelerinizi paylaşabilir misiniz?
Mahmut Ebil: Pandemi döneminde salonlarımızın kapanması biz kuaförlerin hiç alışık olmadığı bir süreçti. Yıllarca randevu sistemini hayata geçirmeyi istedik ama çeşitli bahaneler üreterek bunun için gereken planlamayı bir türlü yapamazdık. Karantina süreci bize her konuda düşünüp planlama yapma, işletmelerimizi değerlendirme imkanı verdi. Aynı zamanda hayatımızı, yaşam şeklimizi ve aile ilişkilerimizi gözden geçirme imkanı tanıdı.
İş hayatımızla ilgili olarak ekibimizin salonlara katkısını, çeşitli değerlendirmelere bakarak fayda analizini daha dikkatli yapma olanağı tanıdı. Bununla birlikte bazı işletmelerimiz küçülerek bu süreci pozitif yönde değerlendirdi.
Hairist: Kuaför salonları ve sektör özelinde 2021’e bakışınız ve beklentileriniz nedir?
Mahmut Ebil: 2021 ve sonrası için kişisel beklentim, tabii ki normalleşme sürecine dönebilmek, fakat şunu da çok iyi tahmin ediyorum ki bu yeni döneme ait bir normalleşme olacak. Çünkü dünya genelinde insanların yaşama dair algılarında büyük değişimler oldu. Sağlığın birinci planda olduğu bir yaşam şeklinin gereksinimlerine cevap verecek anlayışta olanların kıymet kazanacağı bir döneme girdik. Bu doğrultuda hareket eden işletmeler ön plana çıkacak. Doğaya, yaşama, insana saygı gösterenler diğerlerinden ayrışacak.
Hairist: Kuaför salonu sahiplerine ve çalışanlarına önerileriniz nedir?
Mahmut Ebil: Farkındalığı yüksek, empati yeteneğini geliştiren, çevresiyle barışık kişilerin içinde bulunduğu takımlar her zaman kazanacaktır.
2021 yılı saç modelleri yine Fransız etkisinden nasibini alıyor. Bu sezon Haute Coiffure Française, zarafet ve Fransız cazibesini birleştiren “Neo-modern” etkiler, yapılandırılmamış hatlar ve yumuşak şekiller içeren bir koleksiyon yaratarak karakterini ortaya koyuyor.
Sanat Direktörü: Christophe Gaillet Fotoğraf: Pawel Wylag 𝗠akyaj: Izabela Szelagowska Styling: JOANNA WOLFF Renklendirme ve Şekillendirme Ürünleri: L’oréal Professionnel Prodüksiyon: MK Production
Birbirinden farklı materyalleri birbirine kombinleyerek kendi çizgisini ortaya koyan Tuba Ergin, bu yıl ilk defa dijital olarak gerçekleşen MBFWI 15’inci sezonuna TERRAFORM ismini verdiği koleksiyonla katıldı. Tuba Ergin 20-21 Sonbahar Kış Koleksiyonu konsepti bu yıl yine çok farklı.
Dünyanın gizeminin sorgularsınız, cevaplar ararsınız, kendi içinize dönersiniz… İnsanoğlunun yüzyıllardır süregelen yeni bir dünya arayışından ilham aldığı 2020 Sonbahar-Kış Koleksiyonu TERRAFORM, dünya dışı yaşamlar mümkün mü, insanoğlu yeni bir gezegende yaşamına devam edebilecek mi gibi sorulardan yola çıkıyor. Renk ve dokular tasarımcının hayal dünyası ile doğrudan bağlantılı. Yeni dünya ‘’TERRAFORM’’, dönüşümü, yeni bir yaşam başlangıcını; fütürizm ve sürdürülebilirlik kavramlarını da içine alarak geleceğin modern, güçlü, sofistike ve feminen kahramanını betimliyor.
Sağlıklı Yaşam Trendi Doğal Kumaşlar
Hiç olmadığı kadar cesur, benzersiz stili yansıtan 25 Look’dan oluşan koleksiyonda gündüzden geceye taşınabilen elbiseler, hacimli kapitone kabanlar, işçi tulumları gibi gücü temsil eden elegan silüetler fonksiyonel detaylarla harmanlanıyor. Güçlü omuzlara organik drapeler eşlik ederek feminen ve maskülen dokular arasında denge sağlanıyor. İpek kadife ve şifonlar endüstriyel zincirlerle, mat yüzeyler ise parlak ruganlarla birleşirken kontrast dünyalar adeta bir araya geliyor.
DOĞAL LİFLERDEN ESTETİK, SADE VE ŞIK, İNOVATİF TASARIMLAR. ORGANİK PAMUK, İPEK, KETEN, MODAL, VİSKON
Safran, tarçın, mürdüm, bordo gibi baharat renkleri, gri, haki, lacivert, soluk mavi ve siyahın ağırlıklı olarak kullanıldığı koleksiyonda ipek, yakma kadife, organik el dokumaları, metalik deriler, parlak ziberlin, rugan ve vegan deriler yer alıyor.
Modern ve klasik çizgilerin bir araya gelmesi ile harmoni içeren uyum yakalayan görünümler… Geçtiğimiz sezondaki koleksiyonları ile aynı çizgiye sahip istikrarlı bir koleksiyon… Özgün, sade ve şık! Kendini özgürce ifade eden kadının yansımasının izlerini taşıyan koleksiyonuyla, Tuba Ergin Mercedes Benz Fashion Week’e damga vurdu.
Backstage ve kampanya çekimlerinde modellerin fütürist görünümüne VOGUE Eyewear’ın gözlükleri eşlik ederken, makyajda NARS, saçta Sabit Akkaya, takıda JUJU ve ayakkabılarda I Love Shoes ile mükemmel uyum yakalandı.