Ana Sayfa Blog Sayfa 54

Duvarlarda hijyen olur mu?

0

Duvarlarda hijyen, kullanılan boyanın bakterilere, küf ve mantarlara karşı korunması anlamına gelir.

Marshall Antibakteriyel Hijyen Boya*, bu anlamda yüzde 99 oranında koruma sağlayan bir ürün. Boyanın duvarda kaldığı süre boyunca İçeriğindeki gümüş iyonları sayesinde bakterilere karşı yüzde 99 koruma sağlayarak, kullanılan tüm mekânlarda hijyenin rahatlığını yaşatıyor.  Ayrıca içinde bulunan gümüş iyonları; nem, rutubet ve havasızlık sebebi ile duvar yüzeyinde oluşabilecek küf ve mantarlara karşı etkin bir direnç gösteriyor. Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılan Marshall Antibakteriyel Hijyen ürünü, duvarda kaldığı sürece hijyen sağlıyor. 

Rahatsız edici kokusu olmaması, zamanla renk değiştirmemesi, sararmaması, yüksek kapama ve iyi yapışma özellikleriyle de tercih edilen Marshall Antibakteriyel Hijyen boya kolayca da silinebiliyor. 

**E.Coli, S.aerus, MRSA, VRE, A. brasiliensis, P. purpurogenum bakterilerine karşı %99 koruma sağlar. Sağlık Bakanlığı ruhsat tarihi ve numarası: 06.04.2016-2016/70. Biyosidal ürünleri güvenli kullanınız. Kullanmadan önce her zaman ürün etiketini ve kullanım talimatlarını okuyunuz.

Ruj Satışları Pandemi Sonrası Yeniden Artışta!

0
ruj

NPD’nin araştırmasına göre, makyaj satışları, özellikle de ruj satışları artıyor.

NPD yöneticisi ve makyaj kategorisi analisti Natallia Bambiza, raporunda, “‘Ruj endeksi’ terimi, ilk defa 2000’lerin başında, durgunluk sırasında makyaj satışlarının akışını tanımlamak için Leonard Lauder tarafından kullanıldı. Görünüşe göre, ruj satışları ekonomik sağlıkla ters orantılıydı. Bu olgu, 1929 ve 1933 yılları arasında makyaj satışlarının arttığı Büyük Buhran sırasında da kaydedildi. Tasarımcı aksesuarlarından, giysilerilerinden veya mücevherlerinden çok daha düşük fiyatlara sahip olmak güzel bir şeydi. Ruj, uygun fiyatlı lüks rolü oynuyor. Aslında ruj, NPD’nin Makyaj Tüketici Raporu’na göre, ruj, dudak parlatıcısından sonra dürtüsel olarak en çok satın alınan ürünlerden biri,” diye belirtti.

COVID-19 pandemisinin zirvesi yaptığı sırada, makyajın azalmasıyla birlikte ruj satışları azalmıştı. Önceki ekonomik krizlerin aksine, yüz maskeleri ve parfüm satışları artış gösterdi.

dudak parlatıcısı

NPD araştırmasına göre, 2021’de büyüyen parfüm pazarı, diğer tüm güzellik kategorilerini geride bıraktı ve ilk kez parfüm satışları cilt bakımı satışları ile aynı seviyeye ulaştı. The NPD Group’un ABD perakende satış verilerine göre, parfümlerin ortalama perakende fiyatı, önceki iki yıl boyunca ortalama yüzde 5’lik bir artışın ardından 2021’de 2020’ye göre yüzde 15 arttı. Hem erkek hem de kadın kokuları, 2021’de ürün başına ortalama 10 dolar daha ekledi.

parfüm

Ancak artık maske zorunluluğunun ortadan kalkması ve insanların bir araya gelip toplanmaya başlaması ile birlikte etkinlikler yeniden başlıyor ve sosyalleşme normale dönüyor, doğal olarak makyaj kategorisi gelişiyor. Dudaklar en hızlı büyüyen kategori. NPD’ye göre satış geliri 2022’nin ilk çeyreğinde geçen yıla göre yüzde 48 arttı.

Ancak artık maske zorunluluğunun ortadan kalkması ve insanların bir araya gelip toplanmaya başlaması ile birlikte etkinlikler yeniden başlıyor ve sosyalleşme normale dönüyor, doğal olarak makyaj kategorisi gelişiyor. Dudaklar en hızlı büyüyen kategori. NPD’ye göre satış geliri 2022’nin ilk çeyreğinde geçen yıla göre yüzde 48 arttı.

Yılın Kuaförü Yarışması 2022 Haziran Ayı Finalistleri

0
Yılın Kuaförü Yarışması 2022 Haziran Ayı Finalistleri

Hush ana sponsorluğunda düzenlenen Yılın Kuaförü Yarışması 2022’nin Haziran finalistleri belli oldu. İşte Haziran ayı finalistleri:

Kesim ve Renk Kategorisi Finalistleri

Burak Pir – Vivian Kuaför / Gaziantep

Özcan Sancarbarlaz – Özcan Sancarbarlaz Hair Studio / İstanbul

Sema Yazıcı – Tuanna Hair Studio / Samsun

Avangard Kategorisi Finalistleri

Pınar Pişkinsoy – Benar Hair Design / Bursa

Davut Tuncay – Ünlüeller Saç Tasarım/İstanbul

Işıl Sarı – Işıl Sarı Kuaför / İzmir

Gelin Kategorisi Finalistleri:

Işıl Sarı – Işıl Sarı Kuaför / İzmir

Ozan Çekiciler – İzellik Make-Up House / Gaziantep

Güzelliğin Peşinde… Kadir Alkan

0
Kadir Alkan Güzelliğin Peşinde

Estetica Dergisi – Hairist projesi olarak Hush markası ile gerçekleştirdiğimiz “Güzelliğin Peşinde” belgesel serisi erkek berberliğinin markalaşmış ismi Kadir Alkan ile devam ediyor. Kadir Alkan, mesleğe başlama serüvenini, üniversiteli olmasına rağmen neden bu mesleğe devam etmeyi tercih ettiğini ve deneyimlerini bizlerle paylaştı.

Kadir Alkan Söyleşisinden Bazı Alıntılar:

“Dedem, Tekirdağ’da köy meydanlarında sırayla insanların saçlarını keserek bu mesleğe başlamış. Babam da onun çırağı olarak mesleğe başlar. İstanbul’a gelmek ister ve saçını kestirmek için iyi bir berber arar. Cankurtaran’da, şu andaki dükkanımızın eski sahibi. “Sırada kaç kişi var ?” diye sorar. “Ben de berberim, sıradakini ben tıraş edebilirim,” der ki kendisine hızlı sıra gelsin. O tıraşı bitirdikten sonra dükkanın sahibi babamın tıraşını çok beğenir, “Sen nerede çalışıyorsun” diye sorar. “Babam da ben daha yeni geldim İstanbul’a” der ve gide gele adam babamı ikna eder, böylece babam o dükkanda çalışmaya başlar. Sonrasında da o dükkanın sahibi olur. Biz de mesleğe o dükkanda çırak olarak başladık. “

“Benim ilk dükkan tecrübem 16 yaşında oldu. Babam gerçekten çok vizyoner bir adamdı. Dedi ki, “Eğer benim yanımda kalırsanız daima Berber İrfan’ın oğlu olarak kalırsınız. Sizin kendi dükkanınız olmalı.” Bir rakibimiz vardı. O dükkan boşalınca babam dedi ki, “Yeni bir rakip gelmesin, ben dükkanı alayım, siz orada kendi yağınızla kavrulun. Gerekirse ben sizin kiranızı öderim ama siz burada yeter ki kendi ayaklarınız üzerinde durum ve yetişin.”

“Saat 16.30’da okuldan çıkıyordum 17.00’de dükkanda oluyordum. 16 yaşından beri randevu ile saç kesiyorum. Okuldan gelince kendi dükkanımda randevularımı karşılar, onları tıraş ederdim. Orada babam gerçekten önemli bir şey öğretti. Yancı olmaktan ziyade dükkan sahibi olarak müşteriyi karşılamak zorundaydık.  Babamın dükkanı ile bizim dükkanımız arasındaki mesafe de 100 metreydi. Hiç bizim dükkana gelmezdi. Bu, bizim erken yaşta yetişmemizi sağladı. Dükkanımızın ismi de Erhan Kuafördü. Ağabeyimin ismi Erhan. Sonrasında, salona ağabeyim benden daha az geldiği ve ben salonda ondan daha çok çalıştığım için onun da rızasıyla Salon Kadir olarak devam ettim. Kardeşim de hala bizim Sultanahmet’teki dükkanımızı işletmeye devam ediyor.”

“Bilgisayar programcılığı okudum. Ağabeyim benim bu konuda yetenekli olduğumu fark edip beni bilgisayar programcılığına kardeşimi de elektroniğe yönlendirdi. “Biz yarın öbür gün bir şirket açarız. Elektronik ve bilgisayar üzerine kompleks bir yapı olur, birbirimizi de güzel bir şekilde yönlendirebiliriz,” diye öngördü. Okulda da başarılıydık. 

“Kocaeli Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı okudum, sonrasında da işletme bitirdim. Pandemi döneminde de Başkent Üniversitesi’nde Koçluk bölümünü bitirdim. Furkan kendi mesleğini yapmak istedi ve ona devam etti. Ben, üniversiteyi bitirince kuaförlüğü, berberliği daha çok sevdiğimi fark ettim. Çünkü ben iletişimci bir adamım. Analitik zekam iyidir, bilgisayar başına oturduğumda da başarılı algoritmalar yazabiliyordum. Ancak, bütün gün bilgisayar başında oturmanın bana göre olmadığını fark ettim.“

“Bir sınıf arkadaşım vardı. Çok üst düzey bir firmada bizden önce başlamıştı. Ne kadar kazandığını sordum.  Ben dört tane asgari ücret kazanıyorum dedi. Hesapladım. “Bilgisayar programcısı olarak senin seviyene gelmem için  kaç sene çalışmam lazım,” diye sorunca, “En az üç yıl çalışman lazım” dedi. Bu hesaba göre ondan üç yıl sonra dört asgari ücret kazanacaktım. Ben zaten o dönemde berberlikten dört asgari ücret kazanıyordum. Programcılık yapmam maddi anlamda da mantıklı gelmedi. Bu işten de hiç kopmadığım için zaten yükselmiştim. Hem maddi, hem manevi, hem duygusal anlamda bu meslekte olmam gerektiğine karar verdim. Ancak, berberliğin de mevcut algısını değiştirmek istedim. Berber deyince akla, iddia, at yarışı oynayan, gereksiz muhabbetlere giren bir portre geliyordu.

“Ben mevcut algıyı nasıl değiştirebilirim, bu mesleği nasıl daha prestijli  hale getirebilirim diye düşündüm. Çünkü ben eğitimli, üniversite mezunu bir insanım. Sanırım Türkiye’de iki üniversite bitiren başka bir erkek berberi daha yoktur.  Firmalar ve akademilerle teknik eğitimlerimi tamamladım. Sonra diksiyon eğitimleri aldım. Hatta, “Hayırdır, sen  spiker mi olacaksın?” diye benimle dalga geçenler oldu. “Hayır”, dedim, “Burası benim sahnem ve ben müşteriye kendimi iyi ifade edebilmeli ve onu bir şekilde ikna edebilmeliyim. Yapacağım işi de iyi anlatmalıyım.”

“Ahlakı güzel insanları işe almaktan yanayım. Bir insan işte ahlaklı, sosyal hayatta ahlaksız olmaz. Bir insan ya ahlaklıdır ya değildir. Yeteneği az olabilir ama yeter ki ahlaklı ve dürüst olsun. Çünkü ben anne-babanın zamanında vermesi gereken eğitimi veremem. Az yetenekli olsalar da, ahlaklı ve dürüst çocukları bulup bunun üzerine ne katabilirim diye düşündüm hep. Onları yetiştirmeye baktım.“

Söyleşinin tamamını aşağıdaki viedodan izleyebilirsiniz.

Kuaför salonlarında renk seçimi/uyumu nasıl olmalı?

0

Kuaför salonlarında renk seçimi yaparken, aslında her mekanda olduğu gibi alanın büyüklüğü, aldığı doğal ışık ve aydınlatma sistemi dikkate alınmalı.

Ferah ve dinlendirici bir mekan oluşturulması için genelde yumuşak renkler, belirli alanlarda ve vurgulanmak istenen köşelerde ise uyumlu olabilecek kombine canlı renklerin tercih edildiği bir tasarım uygulanabilir.

Aydınlatma sistemi renklerin istenilen etkiyi yaratmasında önemli bir araç olarak düşünülmeli. Ancak en önemlisi salonun tarzını ve ruhunu yansıtacak renklerin seçilmesi.

Renkleri belirlerken hedef kitle, çalışanlar, müşterilerimizi iyi hissettirecek enerjiyi saçan renkleri seçmeliyiz. Marshall, Yılın Rengi Sonsuz Gökyüzü ve tamamlayıcı renk paletleri farklı tonlarıyla kuaför salonlarında mükemmel sonuçlar sağlıyor.

Güzelliğin Peşinde… Harun Kocaer

0
Harun Kocaer

Harun Kocaer

Estetica Dergisi – Hairist projesi olarak Hush markası ile gerçekleştirdiğimiz “Güzelliğin Peşinde” belgesel serisinin yeni konuğu kuaförlüğü dilini ve alfabesini hiç bilmediği bir ülkede de deneyimleyen tecrübeli bir isim. Harun Kocaer’den kuaförlüğe başlama serüvenini, mesleki düsturlarını, saça yaklaşımını, Moskova serüvenini ve anılarını dinledik.

Harun Kocaer Söyleşisinden Bazı Alıntılar:

“Benim için saçın renginden önce saçın sağlığı daha önemli. Ben buru kendime düstur edinmiş biriyim. Benden talebi olan insanlara da bunu anlatmaya çalışıyorum ve “Bakın, bunu yapabiliriz ama bu yolda yanan, kopan saçlar olabilir,” diye. O yüzden planlama çok önemli. Kesimde de aynı şey söz konusu. Makası vurduğunuz anda bir daha geri dönüşü yok. Makası nereye vuracağınızı çok iyi bilmeniz gerekiyor, bu da belirli bir tecrübe gerektiriyor. Benim salonumda müşterilerle bugüne kadar yaşadığım pek bir sorun olmadı, çünkü onları iyi dinlediğimi, onlarla iyi iletişim kurduğumu ve kendimi iyi ifade edebildiğimi düşünüyorum.”

“Mesleğe yeni başladığım dönemlerde bize pek bir şey yaptırmıyorlardı. Yer siliyoruz, paspas yapıyoruz. O zamanlar salonda çok sigara içilirdi, kültablalarını boşaltırdım. Ben de çok istekliyim, bir an önce bir şeyler yapmak istiyorum. O zamanlar kırmızı balyajlar çok moda, patronum da balyaj yapıyor. Bir anda telefon geldi, telefona bakmaya gitti ve bana dönüp “Harun, devam et,” dedi. Yani bana balyaj yapma fırsatı doğdu. O yaparken de kendi kendime ‘Ya bu ne kadar kolay bir şey, boyayı alıyor, pıt pıt saça sürüyor, sonra da kapatıyor,’ demiştim. O gitti, ben paketi elime aldım, heyecandan paketi tutamıyorum, tarak elime fazla geldi, fırçayı nereye koyacağımı şaşırdım. Altı aydır da kuaförde çalışıyorum. O gün anladım ki bu iş dışarıdan göründüğü gibi kolay bir iş değil. Bu işe zaman harcamanız, mesai harcamanız gerekiyor. Öyle kimse birden gelip de ‘Ben bu işi yaparım,’ diye ortaya çıkamaz.”

“Bir gün Teyzem salona geldi, benim de askerden yeni döndüğüm, Maltepe’de küçük, kısa zamanlı bir salon açmıştım kendime. O gün de yoğun bir günüm. ‘Senin saçını daha sonra yapalım,’ dedim. O, ‘Bir daha gelemeyeceğim, gelmişken yapalım,’ deyince o yoğunluğun arasında hemen saçı paketleyip diğer müşterilerime döndüm. Orada bir yardımcım vardı, mesleği bıraktı ama çok da sevdiğim ve hala görüştüğüm bir çocuktur. Eray’a da burdadan selam olsun. Ona dedim ki ‘Önler biraz geriden geliyor, onları biraz ısıyla hızlandıralım, hepsini beraber sonra açarız,’ dedim. ‘Tamam,’ dedi. Tabii o zaman genç bir çocuk, aklı da biraz havada. Sen gel ısıyı daya saça. Bir an bir döndüm paketlerden duman çıkıyor. Öndeki paketi elime aldım, koptu. Röfle atmıştım. Öndeki paketlerin hepsi 1 santimden koptu. Öz teyzem. Şansım mı, şansızlığım mı, bilemiyorum. Belki yabancı birisi olsaydı direkt mahkemelik olmuştuk.”

“Gül Goya çok iyi sarı saçlar yapardı. İyi sarı yapmayı Gül Abla’dan öğrendiğimi söyleyebilirim.”

“Moskova’ya gitmek benim için önemliydi. 27 yaşında ilk kez yurt dışında çıkacağım. İngilizcem çok kısıtlı, Rusça hiç bilmiyorum. Kiril alfabesi, tamamen farklı. Cesaret edip atlayıp uçağa bir anda Moskova’ya gittim. Benim orada yaşayan bir arkadaşım, gittiği kuaför salonuna, ‘Benim böyle böyle bir tanıdığım var, kendisi de kuaför. Moskova’ya geliyor. Gelip burada çalışabilir mi, bir denemek ister misiniz?” diye sormuştu. Onlar da ‘Hay hay, gelsin, konuşalım,’ dediler. Burada nasıl kadın kuaför sayısı az ise, Rusya’da da erkek kuaförlerin sayısı çok az. Gittim, denemek üzere model kızın saçını kestim. Sonra salonun sahibi bana gelip ‘Benim de saçımı keser misin?’ dedi.” 

Harun Kocaer söyleşisinin tamamını aşağıda izleyebilirsiniz.

2022 Yaz Trend Saç Kesimleri

0
2022 yaz saç kesimleri

Bu yaz saç kesimleri esnek, havalı hatlarla maksimum hacim sergiliyor. Kısa balon kesim, uzun dalgalı bob, hafif katlı orta boy saçlar ve degrade kesimler… Bu sezon, saçlarda hacmi vurgulayan ve hareket yaratan katlar ön planda. Aynı zamanda kısa asimetrik kesimler, dalgalı boblar veya düz ya da kıvırcık kaküllerin eşlik ettiği uzun saçlar gibi bir hayli çizgisel hatlara sahip saç kesimleri dikkat çekiyor.

Bu sezon kısa saç kesimleri çok daha yumuşak katlarla hacimli ve akıcı. Bu yüzden çok daha kolay şekillendirilebiliyor.

Kısa ve Degrade

Çok dinamik bir sonuç yaratmak için başın üst kısmında çalışılan ve yüzün bir tarafında hareket yaratan bir hacim sergileyen bazı kısa asimetrik kesimler de sezonun öne çıkan saçları arasında. Bu sezonun trendi kısa ve degrade belirgin konturlara sahip kısa top kesimler.

Dalgalı Bob

Yaz sezonu için dalgalı bobun geri dönüşünü de görüyoruz. Saça güzel bir hacim ve hareket kazandıran dalgalarla uçlarda ya da yalnızca yüz konturundaki saçlarda sivrilen uzun boblar, sezonun yıldızı.

Yumuşak ve Akıcı Hatlar

Uzun ve orta boy kesimler bu sezon, yumuşak ve akıcı hatlar sergiliyor. Uçları düz olabildiği gibi hafif sivrilerek gidebilir.

İlla Ki Kakül!

Bu yaz uzun ve orta boy kesimler kesinlikle ve kesinlikle kaküllü kullanılıyor. Diğer bir trend de yuvarlak kaküller, yanlarda daha uzun olan ve saça biraz retro bir dokunuş getiren hafif bir yuvarlaklık…

İlla Ki Kakül!

Bu yaz uzun ve orta boy kesimler kesinlikle ve kesinlikle kaküllü kullanılıyor. Diğer bir trend de yuvarlak kaküller, yanlarda daha uzun olan ve saça biraz retro bir dokunuş getiren hafif bir yuvarlaklık…

Freya Koleksiyonu: Sakatlanan Balerinlerin Hikayesi

0
Freya

Stephanie Bellairs’e 2022 Yılın Batı Avustralya Kuaförü unvanını kazandıran saç koleksiyonu Freya, sanatçı kişiliklerin güçlü duygularından ilham alarak sakatlanmış balerinlerin hikayesini anlatıyor.

Koleksiyonlarındaki ortak temanın “güç ve dayanıklılık” olduğunu söyleyen Stephanie Bellairs, canlı trend renkler, kişiye özel kesimler ve saç eklentilerinde uzmanlaşmış bir salona sahip.

Freya

Kuaför: Stephanie Bellairs / AHIA 2022 Yılın Batı Avustralya Kuaförü
Salon: Cabello by Stephanie Bellairs / @cabello_bystephaniebellairs
Fotoğraf: Derec Ethan
Makyaj: Laura Thomas, Brooke Wragg

Yeni Bonacure Clean Performance

0

Vegan Keratinin ve Temiz Formüllerin Saçtaki Gücü Yeni Bonacure Clean Performance ile karşınızda!

Temiz içerikler mi yoksa yüksek performans mı? Şimdi saç bakımınız için ikisi arasında seçim yapmanıza gerek yok! Schwarzkopf Professional, yeni Bonacure Clean Performance serisi ile her iki özelliği bir araya getiriyor. Bonacure markasının ileri teknoloji gücü; yepyeni profesyonel ve temiz formüllerle birleşiyor! BC Bonacure Clean Performance ile kullanıcılar, saçlarda olağanüstü sonuçları deneyimlerken daha sürdürülebilir bir dünya için üzerlerine düşeni de yaparak hem güzel hem de iyi hissediyor. 

Bonacure Clean Performance; üç temel değeri olan ileri teknoloji, temiz formüller ve sürdürülebilir ambalaj ile güven uyandırıyor. Bonacure Clean Performance’ın yeni nesil temiz ve ileri teknolojisi ise yeni “Vegan Bakım Kompleksi”ni içeriyor. Vegan Keratin ve Cell Equalizer teknolojilerinden oluşan bu kompleks, aktif cilt bakım içerikleriyle tüm saç tiplerinde sağlıklı ve güzel sonuçlar yaratıyor. %100 vegan ve profesyonel formüller; sülfat*, silikon, paraben, mineral yağ, mikroplastik ve yapay renklendirici içermiyor. Güçlü biyoçözünürlüğe sahip içerikler, yüksek performanslı teknolojiyle bir arada bulunuyor. Ürünlerde kullanılan tamamen geri dönüştürülebilir ve gezegen dostu ambalajlar, aynı zamanda %97’ye kadar geri dönüştürülmüş plastikten yapılıyor.

Bonacure Clean Performance – İleri Teknoloji:

Schwarzkopf Professional‘ın yeni Vegan Bakım Kompleksi, her Bonacure ürününün kalbinde yer alan bir yenilik olarak öne çıkıyor. Bu teknoloji, saçın iç korteks tabakasındaki gücü ve esnekliği artıran Vegan Keratin ile saçın dış tabakasındaki kütikülü hizalayarak kapatan Cell Equalizer teknolojisinin birleşimi.

Bonacure Clean Performance formüllerinde bulunan Vegan Bakım Kompleksi, dış ve iç etkiler ile saça birçok fayda sağlıyor:

• Saçın iç gücünü artırıyor.

• Saçı güçlendirmeye ve daha elastik hale getirmeye yardımcı oluyor.

• Kolay tarama sağlıyor (ıslak ve kuru tarama sırasında).

• Saçın şekillenmesini kolaylaştırıyor, elektriklenmeyi ve kabarmayı azaltıyor.

• Saçın iç tabakasını yenileyerek bir kalkan oluşturuyor, sağlığını ve parlaklığını koruyor.

Bonacure Clean Performance, her biri yüksek performanslı cilt bakımından ilham alan bileşenler içeren, beş renkli seriye sahip:

  • Yıpranmış saçlar için Acil Kurtarma Serisi: Arjinin ile tek uygulamada 3 yıllık yıpranmayı tersine çeviriyor.
  • Kuru saçlar için Nem Yükleme Serisi: Gliserol ile 48 saate kadar nemli bir saç hissi sunuyor.
  • Renklendirilmiş saçlar için Renk Koruma Serisi: pH 4.5 ile saç yapısını yeniden dengeliyor. Saçı ideal pH seviyesine getirerek rengini koruyor ve akmasını engelliyor.
  • Tüm saç tipleri için Dengeleyici Temizleme: Tokoferol ile ürün kalıntılarını yok ediyor, saçı kirliliğe karşı korumaya yardımcı oluyor.
  • Kalın telli, asi ve elektriklenen saçlar için Elektriklenme Karşıtı Seri: Babassu Yağı ile saçı elektriklenmeye karşı 72 saate kadar koruyor.**

Bonacure Clean Performance – Temiz Formüller:

Bonacure Clean Performance; sülfatlar*, silikonlar, parabenler, mineral yağlar, mikroplastikler ve yapay renklendiriciler içermeyen %100 vegan*** profesyonel formüller içeriyor ve yüksek düzeyde biyolojik olarak parçalanabilirliğe sahip (%88’den %99’a kadar).

Bonacure Clean Performance, biyolojik olarak parçalanabilirliğin ötesine geçen bir çevre taahhüdünü de benimsiyor. Saç bakım kremlerindeki yeni benzersiz Hızlı Durulama teknolojisi, ürünü durulamak için %50 daha az su gerektiği anlamına geliyor. Sülfat içermeyen ürünler, içeren ürünlere göre daha az köpürme eğilimi gösteriyor. Ancak yeni Bonacure Clean Performance Şampuanları, sülfatlara* ihtiyaç duymayan, üstün bir performansla önceki Bonacure ürünleriyle aynı yüksek ve güçlü etkiye sahip bulunuyor.

Bonacure Clean Performance – Sürdürülebilir Ambalaj:

Gezegen dostu ve tamamen geri dönüştürülebilir Bonacure Clean Performance ambalajları, %97’ye kadar geri dönüştürülmüş plastikten üretiliyor.

Yeni 2022 Bonacure Clean Performance ambalajını üretmek için Schwarzkopf Professional, yeni şişe kapağının piyasaya sürülmesiyle %72 daha az plastik kullanırken 260 tondan fazla plastiği geri dönüştürüyor.

Şu anda en büyük Bonacure üretim tesisi:

  • Enerjisini yenilenebilir kaynaklardan %100 yeşil enerjiden temin ediyor.
  • Su bazlı yerine, buhar bazlı temizleme sistemi kullanıyor.

2025 yılına kadar, tüm Bonacure üretim tesislerinin minimum %50 yeşil enerji kullanması hedefleniyor.

*Sodyum Lauril Sülfat ve Sodyum Laureth Sülfat içermez.
**Eylül 2022 itibariyle lanse edilecektir.
***Hayvansal kaynaklı içerikler içermez

Güzelliğin Peşinde… Gazi Özbay

0
Gazi Özbay

Estetica Dergisi – Hairist projesi olarak Hush markası ile gerçekleştirdiğimiz “Güzelliğin Peşinde” belgesel serisinde bu defa kuaförlüğü yurtdışında da deneyimleyen tecrübeli bir ismi ağırlıyoruz: Gazi Özbay. Kuaförlüğe başlama serüvenini, o dönemki koşulları, Arabistan serüvenini ve daha nice hikayeyi paylaşan Özbay, mesleki gelişimine ilişkin hikayeleri de bizlerle paylaştı.

Gazi Özbay Söyleşisinden Bazı Alıntılar:

“82 yılında ortaokul biter bitmez ağabeyimin yanına gittim. Ağabeyim Karacailyas’ta dayımların yanında kalıyordu, her gün Mersin’e işe gidip geliyordu. Onun aileden destek almadan tek başına geçinebiliyor olması benim için çok önemliydi. Ben de hemen hayata atılmak istedim. Onun yanına gidince beraber işe gitmeye başladık. Ender Kuaför’de çalışıyorduk. Mersin’de bir oda tuttuk ve oraya taşındık. Ender’de bir yıl kadar çalıştıktan sonra abim Göksel Ağabey ile görüştü. Çamlıbel’de, çok güzel bir yerde salonu yeni açıyordu ve çok güzel bir salon oldu. O Nişantaşı’ndan gelmeydi. Biz daha iyi bir salonda çalışmak istedik. Ender Ağabey de çok ustaydı. Bir önceki jenerasyondu. Birayla mizampli sarıldığını orada gördüm ben. Ben tabii hiç mizampli sarmadım, ben başladığımda föne geçilmişti.”

“Karacailyas’ta dayımlarda kalırken anayoldan uzakta, çok içeride oturuyorduk. Her gün epey bir yol yürüyoruz, hatta bir dere var, ayakkabılarımızı çıkarıp dereden geçip öyle devam ediyoruz. Sonradan gittim, baktım köprü falan yapılmış artık. Biz o yolu gidiş-dönüş her gün yürüyorduk. Bazen ağabeyimi ikna edebilirsem beni sırtlıyordu, öyle geçiyorduk. Sonra Mersin’de bir oda tutup oraya taşındık. Çıraklık sürem daha iki yılı doldurmamıştı, daha kalfa olmadan Samandağ’a geçtik. Babamdan borç alıp dört koltuklu bir salon açtık.”

Gazi Özbay

“Küçük yaştan beri kendi ayaklarımızın üzerinde durmak benim için çok önemliydi. Babamdan harçlık istemeye utanırdım. Zaten zor şartlarda büyüdük, babam zahirecilik (bakliyat ticareti yapan kişi) yapardı.”

“Kuaförlüğü neden çok seviyorum? Çünkü bizi öyle bir yerden aldı ki bu meslek, şu anda hayatıma baktığımda her gün şükrediyorum. Bugünkü yaşam şartlarıma ulaşmamı sağladı.”

“Ağabeyimin kalfa olarak benimle aynı salonda çalışması benim için büyük bir avantajdı. Birçok kuaföre göre çok daha kolay bir başlangıç yaptım; sonuçta beni koruyup kollayan bir ağabeyim vardı. Göksel Ağabey ile tanışmak  benim için çok önemliydi. Samandağ’a geçtikten ve  ağabeyim askere gittikten sonra ben orada öğrendiğim, gözlemlediğim pek çok şeyi hayata geçirdim.”

“Ben o zamanlar İstanbul’a gelmeye kararlıydım ama henüz 17 yaşında olduğum için ailem tek başıma İstanbul’a gelmemi istemedi ve diğer ağabeylerimin yanına Arabistan’a gitmemi istediler. Ben de biraz para kazanırım diye düşünerek gittim. Arabistan 21 yaşından küçükleri kabul etmiyordu, o zaman yaşımı büyüttük. Berberlik hiç yapmadığım bir şeydi. Daha önce erkek saçı kesiyordum ama sakal tıraşı yapmamıştım. Usturayı elime alıp balon üzerinde antrenman yapıyordum,  ama balonun üzerinden köpüğü almakla gerçekten sakalı tıraş etmek aynı şey değil tabii. Orada ilk aylar zor geçti. Küçük bir köydü. Ağabeylerim bana Cidde’de bir salon açacaklarını vaat ettiler ama tabii olmadı. Ben de o küçük köyde çalıştım. Benim yaşam anlayışıma da çok ters bir yer olmasına rağmen iki yıl katlandım. Köyde elektrik yoktu, jeneratörlerden elde ediliyordu. Su da tankerlerle geliyordu. Salon da iki koltuklu küçücük bir yerdi.”

“İki yıl sonunda tamamen dönüş yapmaya karar verdik. Dönmeden bir gece önce de adımı duyan bir Suudi, bana Cidde’de bulunan üç salonundan birinin işletmesini teklif etti. Ben de hep büyükşehirde çalışmak istiyor, yürürsem oradan yürürüm diye düşünüyordum hep. Kabul ettim. Zaten bir ağabeyimi önceden Türkiye’ye göndermiştik. Onu maddi olarak destekleyelim, iş büyüsün ki biz de Arabistan defterini kapatalım istiyorduk. Hatta bir ara öğrendik ki ağabeyim bir araba almış. O zamanlar bizim için araba lüks. “Sen bizim gönderdiğimiz paralarla nasıl keyif çatarsın?” diye de çıkıştık biraz ona. Türkiye’ye gidince de protesto edip arabaya binmeyeceğiz, öyle dedik birbirimize. Türkiye’ye geldik, otobüsten indik, tabii ağabeyim karşıladı bize. Otobüsten iner inmez ağabeyim Sabit Ağabeyime anahtarı verdi, o da hemen kuruldu şöför koltuğuna. Yani ilk günde gardımız düştü.”

Gazi Özbay söyleşisinin tamamını aşağıda izleyebilirsiniz: