Ana Sayfa Blog Sayfa 279

L’Oréal Professionnel’den salon içi eğitimler

0

Salon Emotion

Salon Emotion dokunuşu ile müşteri memnuniyeti ve sadakatini artırarak ek ciro imkanı yaratmaya yönelik, salondaki mevcut durumun analizi ve ideal modelin paylaşımı ve yönlendirme olarak iki adımlı işletmecilik eğitimidir.

Müşterinin salon içi yolculuğunun 7 adımını, 7 adımda olması gereken iletişim ve dekorasyonu, müşterinin duygusunu anlamayı, adisyon ortalamasını arttırmayı öğrenirsiniz.

Satış geliştirme

Satış geliştirme, salonun adisyon ortalamasını ve salon içi verimliliği arttırmaya yönelik işletmecilik eğitimidir. 7 adımda saç güzellik danışmanlığı, TİEM metodu ile ekibe koçluk sistemi ve servis kalitesini arttırmayı görebilirsiniz.

Başarılı iletişim

Salonda müşteri iletişimi ile ilgili bir standart oluşturarak müşterinin kendisini özel hissetmesini sağlamaya yönelik iletişim eğitimidir. İletişim kanalları, ilk izlenimin etkisi, beden dili , ses tonu ve kelimelerin etkisini, teşhis ve tavsiye için en uygun ortamı hazırlamanın eğitimini alabilirsiniz.

L’Oréal Professionnel’ın eğitimlerini takviminize ekleyebilirsiniz.

L’Oréal Professionnel’den Modası Geçmeyen Kesimler

L’Oréal Professionnel’den Serge Moreau ile imaj eğitimi

L’Oréal Professionnel’den Belgrad’da Motivasyon Seyahati

L’Oréal Professionnel Global Elçi Kuaförü Matthew Collins ile  kesim ve renklendirme trendleri

L’Oréal Professionnel’den Çetin Yılmaz ile Liderlik Sempozyumu

L’Oréal Professionnel Mesleki Forum 2018 

Cemil İrez’den adım adım kesim renklendirme tekniği

0

L’Oreal Professionel Colorful Hypnotic ile renklendirilen saç modeli

Kişiseleştirilmiş yüz ve kafa yapısına uygun undercut kesim yaptım. Saçı L’Oreal Professionel Colorful Hypnotic ile renklendirdim, şekillendirmede ise Kérastase Styling ürünleri kullanıldı.

Cemil İrez

Cemil İrez ile birlikteyiz…

AKD Moda Günleri ve Sonbahar/Kış 2017-2018 Buluşması

Avusturalya’dan Luigi Martini bizimle

0
Sens.ùs Artistic Direktörü Luigi Martini ile beraberiz
Sens.ùs Artistic Direktörü Luigi Martini

Uluslararası Visionary Ödülleri’nde 2015, 2016 ve 2017 yıllarında finalist olan Avusturalya’nın kuaför markalarından Luigi Martini ile konuştuk.

Sens.ùs Artistik Direktörü Luigi Martini

 Sizi tanıyabilir misiniz?  

Annem ve babamın bir kuaför salonu vardı. Kardeşlerim ile birlikte o salonda büyüdük. O zamanlardan beri mesleğe ilgim vardı. Her gün kendime yeni bir şeyler katabilmek için güne uyanıyorum. İşime olan hevesim ve merakım beni bir adım öteye taşıyor. Her sezon kendi çizgimi yansıtan koleksiyonlar tasarlıyorum. Sürekli yeni projeler üretiyorum. Biri güzellik salonu olmak üzere iki salonum bulunuyor. Müşterilerin beklentilerini dinleyip uygun çözümler üretiyorum.

Aldığınız ödüller?

İtalya Kuaför Ödülleri’nde ve Uluslararası Visionary Ödülleri’nde 2015, 2016 ve 2017 yıllarında finalist oldum. Anthony Mascolo ve Tony Rizzo gibi sektörde ikon olan kuaförleri bu platform sayesinde tanıdım. Kuaförlük sektörüne özel etkinlikler beni her zaman heyecanlandırmıştır. Etkinliğin gerçekleştiği Royal Albert Hall’un müthiş bir atmosferi var.

Saç tasarlarken nelerden ilham alıyorsunuz?

Sens.ùs için her dönem saç koleksiyonu hazırlıyoruz. Moda ve tasarımda yenilikçi trendlerden ilham alıyorum. Benim için bir bütün olarak kadının güzelliği, toplam görünüm önemli. Koleksiyon tasarlarken belli bir konsept üzerinden yola çıkarak fikir üretiyorum.

Kuaförler sosyal medyayı nasıl kullanmalı?

Sosyal medyanın kuaförler için büyük bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Sosyal medya sayesinde bilinirliğinizi artırabilirsiniz. Hedef kitlenizi belirledikten sonra paylaşım yapmalısınız. Sarışınlık servisi vermek istiyorsanız salonda tasarladığınız sarı saçları daha sık paylaşmalısınız. Instagram ve Facebook’ta paylaştığınız tasarımları dünyanın her yerindeki kuaförler görebiliyor.

Sens.ùs 2018 İlkbahar Yaz koleksiyonu

Sinan Ergün’den adım adım kesim tekniği

0

Pivot Point Türkiye Eğitmeni ve Eğitim Koordinatörü Sinan Ergün, Pivot Point teknikleriyle çalıştığı adım adım kesim tekniğinde Under Cut model çalıştı. Gradüasyon form, eşit katlı form ve uzayan katlı formu içinde barındırıyor.

Profil ve at nalı ayrım yaptım. At nalı ayrımın 2 parmak altını makineyle 3 numara tarak kullanarak kestim, ardından at nalı ayrıma kadar kalan 2 parmak genişliğinde bölgeyi tarak üstü makas tekniğiyle gradüasyon form vererek kısadan uzuna form alacak şekilde kestim. Tepe bölgesinden arka bölüme doğru yıldız şeklinde ayrımlarla aldığım parçaları dik açılı tarama yönünde, kafa yapısına 90° tarama açısıyla kaldırarak paralel parmak tutuşunda hareketli tasarım çizgisinde kestim.

Tepe bölgesi ve ön bölge arasında kalan üst bölümü dikey ayrımlarla aldığım parçaları dik açılı tarama yönünde, kafa yapısına 90° tarama açısıyla kaldırarak paralel parmak tutuşunda hareketli tasarım çizgisinde kestim.

Ön bölümü yatay ayrımlarla aldığım parçaları kaydırılmış tarama yönünde paralel olmayan parmak tutuşunda ve sabit tasarım çizgisine çekerek kestim.

Saçı Ventoso V1 Turbo fön makinesi ile kuruttum ve en alt bölgelere makinede 0,5 tarak kullanarak ince gölgelendirme tekniği uyguladım.

Konuğumuz Pivot Point eğitmeni Sinan Ergün

Rapunzel’ in saçları ve bahtsız kibritçi kız…

0

Konuk yazarımız Naci Bayramoğlu’ndan masalımsı bir yazı…   

Kadınların çoğunun sarışın olmak istediği bir ülkede, boyaların rengini saçlara işleyen bir meslek adamı olarak “sarı olmaya”, “sapsarı görünmeye” merakımız üzerine düşünürken; her birimizin çocukluğundan bildiği, metrelerce uzunluğunda örülü saçlarını beyaz atlı prensine uzatan Rapunzel masalındaki prenses kızın neden sarışın olduğunu düşünmeden edemem…

Neden kahve ya da kızıl değildir de “Altın Saçları” vardır Rapunzel’in ve neden bu kadar talihlidir? Oysa daha henüz sıkılmışken kulesinde, prens hemen gelir, Rapunzel’in ise kurtulma planı hazırdır…

Öyle ya o tıpkı külkedisi Sinderella gibi sarışındır o da… O yüzden şanslı olması gerekir…

Acaba Rapunzel’in kurtulması için herhangi bir prensin gelmesi onun için yeterli miydi Acaba prens kullanılıyor olamaz mı?

Acaba kahraman toy prens, yüzünü ve asıl biçimini, o yüksek kulede hapis- hiç görmediği ve onu kurtarmadıkça da tam olarak göremeyeceği ve bilemeyeceği halde neden ona, prensese, Rapunzel’e aşık olur? Nitekim prensin ona aşkı, nedense Rapunzel onu yukarıya saçları yardımıyla çekmezden çok önce başlamıştır.

Ya prenses bir İspanyolsa?

Ve sarışınlığı onu olduğundan daha çirkin kılmışsa?

Öyle ya, bir İspanyol’u sarışın hayal edebilir misiniz hiç?

Eğer gerçekten hem bir İspanyol, hem de bir sarışın olsaydı Rapunzel, belki de prensin aşkını ebedi kılmak için prensin kendisini tam olarak görmesine izin vermezdi…

Prens, o altın saçlara tutunarak tırmanırken, prenses aniden bir makasla kesiverirdi kendi saçlarını…Ya da kim bilir belki de prensin sarayında iyi bir kuaförün olduğunu umarak bu riske girerdi..

Sanırım kırmızı ışıkta ya da kasa kuyruğunda beklemesi gerektiğini fark eden bir sarışın      babaannesi Rapunzel’i hatırlayarak bir ’Prenses’ olarak beklemeyi hiçbir zaman öğrenmediği için, bu gibi durumlarda hırçınlaşır ve bunun sebebini, masallardaki güzellerin hep bir sarışın olduğuyla bağdaştırarak kendini haklı görür…

Doğal sarışınların zor bir eş olduklarını ortaya koyan araştırmalar gösteriyor ki her an patlamaya ve hırçınlaşmaya hazır olan sarışınlar, sanki her an bir masal karesinin içerisinde yaşıyorlarmış gibi gerçeklerle karşılaştıklarında yakınmaya başlarlar…

Gerçek ya da boyalı, hiç fark etmiyor… Aşkın, erkek için bedeli sarışın olsun esmer olsun her iki durumda da pek değiştiği söylenemez… Saç rengimizin karakterimizi etkilediğini düşünüyorlar araştırmacılar… Çocukluktan itibaren güzel azınlığı temsil ettikleri için şımartılan sarışınlar, yeteneklerini geliştirmek için çaba harcamıyorlar genellikle… Oysa daha az dikkat çeken kumral veya esmerler daha çok çalışmak ve dikkat çekmek için başarılı olmaları gerektiğini biliyorlar… Bütün insanların anası Havva bile koyu derili olarak betimlenmiştir sanat tarihinde…

Altın saçlarıyla talihini daha doğuştan kazanan sarışın Rapunzel, kuledeki hapsinden çarçabuk kurtulmuş, belki prensine kavuşmuştur ancak onu prensle evlendikten sonra saray hayatında hangi entrikaların, ihanetlerin ve belki de mutsuzluğun beklediğini bilemiyoruz…

Oysa bahtsız kaderiyle meşhur kumral Kibritçi Kız, sarışın olmayıp doğal olarak çelimsiz olduğu halde, kibritleriyle bir yılbaşı gecesi ısınmaya çalışırken ölmüştür fakat aynı zamanda küçük kumral talihsiz kız, onu kollarına alan babaannesiyle mutluluk içinde gökyüzüne yükselmiştir. Sarı Rapunzel’in geçici saadetine mukabil esmer Kibritçi Kız, sonsuza kadar mutlu yaşamıştır ve belki de hiçbir zaman bir Rapunzel olmak istemeyecek kadar da talihli sayıyordur kendini…

Ne diyordu masalın sonunda yazar; soğuktan donarak ölmüştü. Yanmış kibritleri görenler, ısınmak istemiş, diye düşündüler. Ama onun yeni yıla büyükannesi ile nasıl mutlu girdiğini hiç kimse bilmiyordu.”

Kim bilir belki o bir İspanyoldu ve hiçbir sarışın masal kahramanının anlayamayacağı kadar talihliydi…

Güle Güle Oktay Erkal…

3
Güle Güle Oktay Erkal...

Kaç yıl oldu ki? Sanki hep oradaydı… Ne kendisi değişti ne de sorumluluk üstlendiği meslek örgütü. Mumyalanmış gibi…

Sektörün sevilen, mesleki tutkusu bilinen, meslek örgütlerinde sorumluluk almayı bilen ‘Oktay Abisi’ 27 Şubat 2018’de o çok sevdiği ve yıllardan bu yana kopamadığı koltuğa veda ediyor…

Kalkmaktan zorlandı mı? Büyük ihtimalle evet… Ancak hayat işte bazen böyle zorluyor… Kalkmamak için direndi mi? Evet, hem de çok… Asla paylaşmak istemedi, asla dinlemedi ve tabii ki asla ilerlemedi; ne kendisi ne de yönettiği meslek odası bir adım yol kat etmedi:

Adeta şirketlerde, kuaför salonlarında uzun yıllardan bu yana çalışan ve değişime karşı duran yöneticiler, çalışanlar gibi.. ‘Böyle gelmiş böyle gider’ sözünü beynine kazımış, değişimden korkan, değişime inanmayanlar gibi.

Güle Güle Oktay Erkal...Öncelikle meslek örgütlerinde sorumluluk almış olması, mesleki tutkusu ve çabaları için hakkını vererek Oktay Erkal’a teşekkür etmeliyiz… Sadece teşekkür değil, gelecek yönetimlere örnek olması açısından nelerde eksik kaldığını da anlatmak ibret olması açısından önem taşıyor.

‘Bazen yaptığın işi çok çok sevmek maalesef o işi çok iyi yaptığın anlamına gelmiyor.’

İşte sevgili Oktay Erkal’ın hikayesi de bu noktada başlıyor:

Hiç bir zaman yeniliklere açık olmadı… Her zaman değişimin karşısında oldu…

Hiç bir meslek örgütüyle işbirliği yapamadı, belki de yapmak istemedi… Kurucularından olduğu derneğe bile muhalefet olurken İstanbul’daki diğer meslek örgütleriyle işbirliği yapmaya yanaşmadı.  Federasyon’da görev aldı, anlaşamadı ve ayrıldı… Yerel yönetimlerle ilişki kuramadı.

En sevdiği dostlarını dinlemedi, doğruyu gösterenleri elinin tersiyle itti. ‘Böyle gelmiş böyle gider’ mantığıyla çok sevdiği mesleğinin gelişimine adeta engel oldu. Yanı başındaki okullardan bihaber, bu mesleği yapmak için öğrenim gören öğrencileri görmedi. Varlıklarından haberi dahi olmadı. Nedense hep Nevizade konuşuldu…

Sektörde sadece ticaret için değil, ticaretle birlikte sektörün gelişimi için var olan markalardan hep uzak durdu. Kim olduklarını, ne yaptıklarını merak dahi etmedi. Bir var olup bir yok olanları tercih etti, onlarla geleceği olmayan işbirlikleri yapmayı tercih etti.. Çünkü daha kolaydı ve yüklediği bir sorumluluk yoktu.

Gençler ve gençlik onun için hiç bir şey ifade etmedi. Dinlemedi, kulaklarını tıkadı. Sadece güzel mavi gözleriyle tebessüm etti.

Verdiği sözler en büyük gökdelenlerin boyunu aşarken yaptıkları bir arpa boyuna ulaşamadı. Neler yaptığını kendisinden başkası bilemedi. Sadece Türkiye’deki kurumlarla değil, uluslararası kurumlarla da entegre olamadı, olmak için çaba göstermedi.

En iyi yaptığı şey sadece odacılık ve seçim kazanmak oldu. Borç yüküyle dolu bir oda devir aldı ve yine aynı şekilde borç yüküyle devrediyor. Kendi yanında yer almayanları sosyal medya hesaplarından acımasızca hedef alabildi ve hedef gösterebildi.

Sektörün sorunlarına kulaklarını tıkadı, duymak dahi istemedi. Seçim dönemlerinde yayınladığı vaatleri unuttu, hiçbirinin arkasında durmadı.

Bu yazı kulağa sert bir söylem olarak gelse de gerçekler de ne yazık ki bazen böyle sert olabiliyor.

Oysa başka neler olabilirdi?

İstanbul gibi önemli bir meslek odasının başkanı olarak gerçekçi projelere imza atabilir, kaynakları etkin bir şekilde kullanabilir, en azından ufak bir gayretle teknolojinin nimetlerinden faydalanarak dijital dönüşüme imza atabilir, bu mesleği seçen öğrencileri kucaklayarak sektörün eleman ihtiyacını karşılamak için adım atabilir, sokaklarda dolaşarak tahsilat peşinde koşanların yerine doğru bir yapı kurarak oda gelirlerini arttırabilir, diğer meslek örgütleriyle işbirliği yaparak örnek çalışmalara imza atabilir, ayak diremeyerek önüne gelen projelere destek verebilir ve mesleki saygınlığına meslek odası yöneticisi olarak da saygınlık katabilirdi…

Ne yazık ki olmadı… ‘Keşke’ olsaydı..

O şimdi yazlığında ‘ada çayını’ yudumlayacak ama çok sevdiği meslek grubu yıllardır boğuştuğu aynı sorunlarla boğuşmaya devam ederken geride sadece keşkelerin bolca bulunduğu bu yazı kalacak…

Cevapsız kalan sorular…

Meslek örgütlerinin seçim dönemiyle ilgili olarak gönderdiğimiz ve cevabını alamadığımız sorularımızı da bu yazının sonuna eklemek yanlış olmayacaktır… Cevapları gelmese de…

-Oktay Erkal’ı özetle tanıyabilir miyiz? Kuaförlük hayatınız, meslek örgütlerindeki görevleriniz gibi…

-Kaç yıldır meslek odası çalışmaları içinde yer alıyorsunuz? Kaç yıldır İstanbul Kuaförler ve Manikürcüler Odası’nı yönetiyorsunuz?

-Önümüzde yapılan seçimlerde yeniden aday olmayacağınız konuşuluyor. Siz ne söyleyeceksiniz?

-Adaylar arasında desteklediğiniz kimse var mı? Varsa neden?

-Federasyondaki görevinizi neden bırakmıştınız? Federasyon istenilen konumda mı?

-İKKMO’sının dününü ve bugününü değerlendirir misiniz?

-Neler başarıldı? Neler eksik kaldı?

-Seçim döneminde ve görev yaptığınız süre boyunca vaat ettiklerinizi yerine getirebildiniz mi?

-Yeni yönetimde yer alacaklara neler önereceksiniz?

-Odanın mevcut finansal durumu hakkında neler söyleyeceksiniz?

-Gelecekte kuaförleri genel anlamda neler bekliyor?

Ankara Ticaret Odası Meclis Üyesi Göksel Ayrancıgil bizimle

0

Ankara Ticaret Odası Meclis Üyesi Göksel Ayrancıgil ile hedeflerini, projelerini konuştuk.

ATO’ya girerken hedefim sektörüme, mesleğime, meslektaşlarıma katkı sağlamaktı. Yönetim Kurulu Üyeleri ATO başkanı, Sanayi Bakanı tanıdığımız kişilerdi. 43. Komite olarak, bizde bu çevremizle sektörümüze faydalı olmayı hedefledik.’

Sizi tanıyabilir miyiz?

1973 Ankara doğumluyum.1990 yılından itibaren Parisli Cemil Kuaför salonlarında 1990 yılından bu zaman kadar babamla ikinci kuşak olarak çalışıyorum.

Babamla birlikte berber dükkanından bu günlere 12 salonda 150’ye yakın çalışan durumuna getirdik.

Kuaför yetiştirmek için kurulmuş özel okul olan Parisli Cemil Kuaför-Akademi Yönetim Kurulu Başkan yardımcısıyım. Ankara Ticaret Odası Meclis Üyesiyim, Ankara Ticaret Odası Turizm Komisyonu Üyesiyim. TOBB Ankara Genç Girişimciler Kurulu İl İcra Komitesi Başkanıyım. Ayrıca yemek arama ve sipariş portalı Yekolay AŞ. (yekolay.com) Yönetim Kurulu Başkanlığını yapıyorum.

Kaç yıldan bu yana Ankara Ticaret Odası’nda görev yapıyorsunuz?

Yaklaşık olarak 9 yıldır Ticaret Odası Meclis üyesiyim. Ticaret Odasına girerken, odada kuaförlük ya da güzellik uzmanlığı ile ilgili bir komite yoktu. Benim meclis üyesi olmam o zamanın Sanayi Bakanı ve Oda Başkanı tarafından bana sunuldu. Hastaneler ve tıbbi cihazlar satan komiteden katıldım. Meclis üyeliğine ve seçimlerde de bizim komitemizin ayrı olması ile ilgili çalışmalar yaparak komiteyi ayırdım. Komitemize bir ekip kurduk. Ankara’da ATO kuaförler ve güzellik uzmanları komitesi de bu şekilde oluşmuştur.

Hedefleriniz nelerdir?

ATO’ya girerken hedefim sektörüme, mesleğime, meslektaşlarıma katkı sağlamaktı. Yönetim Kurulu Üyeleri ATO başkanı, Sanayi Bakanı tanıdığımız kişilerdi. 43. Komite olarak, bizde bu çevremizle sektörümüze faydalı olmayı hedefledik.

Sektör açısından baktığımızda sektör için ne tür çalışmalara imza attınız?

Sektörümüzle ilgili yıllardır konuşulan birçok problemi dile getirdik ve sonuçlar aldık. Bazılarında da çalışmalar devam ediyor.

İlk icraatımız komiteyi ayırmaktı. Fiyat listelerini düzenledik ve ücretsiz olarak meslektaşlarımıza dağıtmaya başladık. Fiyat listelerine uymayan kuaförlerin afişlerini indirttik. Kişisel gelişim, ticaret, mevzuatlarla, mesleğimizle ilgili eğitimler düzenliyoruz. Ankara marka festivalini yaptık ve Türkiye’nin önemli isimlerini ağırladık. En önemlisi sektörümüzde birçok şeyi değiştirecek olan bir sorunu TOBB ile yaptığımız çalışmalarla çözdük. Asgari fiyat tarifesinin nasıl uygulanması gerektiğinin mevzuat sorununu çözdük ki sektörümüz dahilinde bütün Türkiye için asgari fiyat tarifesi uygulamasına geçireceğiz.

Yıllarca emek verdiğimiz sigorta primlerinin indirilmesi, KDV oranının indirilmesini, mesafe tahkiki uygulamasına geçilmesi, aynı binaya ya da yan yana kuaför, berber salonlarına karşı ve fiyat tarifelerinin asgari olması, sektör için en önemli sorunlar.

Fiyat tarifesini ATO 43. Komite olarak çözdük. Diğer sorunlar için de gerekli çalışmaları yaptık ve gerekli mercilere ulaştırdık.

En son 2017 yılı içerisinde başbakanlığa KDV oranının düşürülmesi ve mesafe tahkiki uygulamasına geçilmesi yönünde talepte bulunduk.

Pazar günü meselesi vardı ki büyük bir sorundu ve bunu da aştık. Herkes istediği gün açsın istediği gün kapatsın dedik ve oldu. Danıştay da bizim isteğimiz doğrultusunda karar verdi ve sorun tamamı ile çözüldü. Oteller, alışveriş merkezleri, site içleri vb. yerler Pazar günleri açık olacakken mahallede ki berber arkadaşımıza dükkânınızı kapatın demek hakkaniyetli olmazdı, Pazar günü damat tıraşı olmaz demek de olmazdı.Şimdi herkes istediği gün salonu açıyor, istediği gün kapatabiliyor.

Her sene 100 kadar kişiyi İstanbul’da fuarlara götürdük. Sabah kahvaltıları ve akşam yemeklerini beraber organize ettik. Yaklaşık her sene günü birlik tekne gezileri yaptık. İstanbul’da 100 meslektaşımızla Hairist etkinliğine katıldık.

Yeni dönemde ne hedefliyorsunuz?

Yeni dönemde çalışmalarımız devam ettireceğiz. Kuaförlerde ve güzellik salonlarına yönelik ATO yeni yönetim kurulu ile her sene Ankara’da bir gün geleneksel mesleki eğitim planımız var. Saç ve güzellik üzerine şovlar ve eğitimlerin olduğu dolu bir günü geleneksel olarak yapmak istiyoruz.

Burası bir Sivil Toplum Örgütü. Devletimize iletilmesi gerekenleri gerekçeleri ile iletir sonuç almaya çalışırız. Karar mercii devlettir. Bizler hedefler koyup o hedeflere doğru adımları, girişimleri yapmakla yükümlüyüz. Kimsenin şahsi olarak tatmin olması için bu işe girmedik mesleğimize yapılanın daha fazlasını yapmaya geldik ve mesleğimizi en iyi şekilde temsil ediyoruz.

Mesleğimiz için uzun soluklu olan bürokratik işleri takip edip, sorunları öncekileri nasıl başardıysak çözmeye uğraşacağız. Bizim ulaştığımız bu seviye meslektaşlarımızın sayesinde oluştu. Bizim en büyük sorumluluğumuz meslektaşlarımıza sorunları dile getirmek ve sonuç alıcı girişimlerde bulunmak. 43 komite üyeleri olarak arkadaşlarımızla, meslektaşlarımızdan aldığımız güçle devam ediyoruz.

Ankara ve bütün Türkiye Ticaret Odaları ve meslek odaları ile iletişim halindeyiz. Çalışmalarda aldığımız sonuçları paylaşıp hemen uygulanmasını sağlıyoruz. ATO 43. Komite olarak, tüm Türkiye’de berber, kuaför ve güzellik salonlarının hizmetindeyiz.

 

Editörün Notu: Göksel Ayrancıgil önümüzdeki seçimlerde de adaydır.

Bizim kadınlarımız

0

Konuk yazarımız Gülgün Biçerel Uysal, sektörde kadınların sorunlarına değindi.

Bizim kadınlarımız:

Korkunç ve mübarek elleri

İnce, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle

Anamız, avradımız, yarimiz

Ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen

Ve soframızdaki yeri

Öküzümüzden sonra gelen

Ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız

Ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki

Ve kara sabana koşulan ve ağıllarda

Işıltısında yere saplı bıçakların

Oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan

Kadınlar,

Bizim kadınlarımız

“Bizim kadınlarımız” diyordu Nazım Hikmet.

Ve buna benzer bir çok konuya kadını anlatarak, kadını kucaklayarak anlatmaya çalışmış nice şair, nice evliya.

Erkek dişi sorulmaz, muhabbetin dilinde,

Hakk’ın yarattığı her şey yerli yerinde

Bizim nazarımızda, kadın erkek farkı yok,

Noksanlıkla eksiklik, senin görüşlerinde.

Demiş yüce evliya Hacı Bektaş Veli.

Güzellik ve bakım dendiğinde ilk akla gelen kuaför salonlarıdır. Kadınlara hizmet veren, fakat erkeklerin çoğunluğu oluşturduğu bu sektörde başlıca kadın olarak rastladığımız önemli sorunlara değinmek ve bu sorunları nasıl gidermek gerektiği hakkında bir yazı dizisiyle bayan meslektaşlarımızdan kısaca sektörümüzde kadın olmanın verdiği sıkıntıları dile getirmelerini istedik.

Kadın ve erkeğin bir bütünü temsil ettiğini unutup, kişisel sorunları genelleştirip kadın mı yoksa erkek mi polemiği yaratılmaya çalışılmış yıllarca.

Erkek meslektaşlarımızın kolaylıkla kadınlar için çalışmaları kabul görürken kadınlarımız çalıştıkları yerlerde ön planda olmak yerine gerilere itilmiş, nerede çalışırlarsa çalışsınlar kadın olmaları onları yemek yapan, çay kahve hizmeti veren, temizlik yapan konumlardan daha yüksek mevkilere taşınmasına engel olmuş.

Kuaförlük sektörüne gönül vermiş bir çok kadın şu an dahi ağda, manikür, pedikür ve makyaj uzmanlığı dışında erkek meslektaşları gibi kuaförlük aşamasına gelememekte.

Mesleğe kuaför olarak başlayıp, diğer hizmetlere kaydırılmaya çalışılan birçok kadın bu durumdan şikayetçi ve erkek meslektaşlarıyla aynı olanaklara sahip olmak istiyor.

Tercih etmediği bir mesleği başka eğitimi olmadığı için yapmak zorunda bırakılması, eleman ihtiyacı olduğu halde kadının bir kenara itilmesi kabul görüldükçe ilerleme ve eşitlik sağlanamayacaktır.

Mesleki yeterliliğe dahi sahip olmayan erkek elemanlar kadınların arasına kolayca yerleştirilip renklendirme işlerinde aktif hale getirilmeye çalışılırken, daha aktif ve mesleki yeterliliği göz ardı edilen kadınlar bir kenara konulmaktalar.

Kuaförlük mesleğini erkeklerin daha iyi yaptığı öne sürülerek kadınların hafife alınması kabul görmemeli.

Bilindiği üzere bayan müşterilerimiz bir bayanı örnek alırlar, bu bir ünlüdür, komşusudur ya da en iyi arkadaşı da olabilir, yada sıkça saç modeli ve rengini örnek aldığı bayan kuaför. Buna rağmen kadın meslektaşını daha doğru yollarla müşterilere örnek olarak sunabilmek yerine onları müşterinin arkasında görmemeyi tercih eden meslektaşlar da var.

Kadınlarımızın tamamlayıcı unsurlardan olduğu gibi doğalarında var olan annelik duygusuyla evine ailesine gösterdiği titizliği işine de yansıtır. Kadının elinin değdiği her ayrıntı daha da zenginleşir.

Bilimsel olarak kanıtlanmış detaycılıkları sayesinde erkeklerin düşünmedikleri ve görmedikleri ayrıntıları görür ve düşünürler.

Kendi deneyimlerimden anlatmak gerekirse; müşteri memnuniyeti arttıkça özgüveni tavan yapan ve kendini aşk tanrısı sanan, yaşıtı ve daha genç müşterileri flört aracı olarak gören meslektaş demeye dilimin varmadığı insanları tanıdım.

Kadınları meslektaşı görmekten kaçınan onları sadece hizmetkarmış gibi gören insanlarla karşılaştım. Bilgisinden görgüsünden örnek alacak yere kendilerine zarar verecek bir unsur olarak algıladıklarına da şahit oldum. Hem de bu çağda, bu coğrafyada. Yıllardır vatan bildiğim bu ülkede. Kadın ve erkek eşitliğinin dünyanın diğer ülkelerinden daha önce yasallaştığı bu ülkede..

Halbuki erkeklerin bu meslekte ilerlemelerinin sebebi onların daha üstün olduklarından değil, kadının çalışmasının, erkek içinde bulunmasının toplum tarafından kabul görememesinden dolayıdır. Bir babanın, abinin, eşin karısını, kızını ve kız kardeşini erkek içinde görmek istememesi kadını meslekten uzak tutmuştur.

Halbuki, bakın tarihe; gelinleri mahallenin maharetli kadınları süslemiştir hep. Erkek kuaförlüğü olarak başlamış bu meslek yine erkekler tarafından elleri makas tutuyor diye kadın kuaförlüğüne dönüşmüş. Yani ilerlemelerinde sadece toplumsal yasakların payı var.

Avrupa da yetişmemden dolayı kültür farklılığı olaraktan algılamaya çalıştım, fakat başka kadın meslektaşlar, “bizim kadınlarımız”da bu konuda benimle hemfikirler.

Ülkemizde bu durum maalesef var olan, bir türlü kapatılamayan ve büyüyerek kan kaybeden bir yara. Bu makalenin, erkek meslektaşlarımızın bu yarayı bizimle birlikte sarmaları için bir fırsat olacağına eminim. Çünkü eşitlikte hedef almak yoktur. Biz onları hedef olarak görmek şöyle dursun sadece iş hayatını her alanda olduğu gibi onlarla eşit şekilde yaşamak ve paylaşmak istiyoruz.

Gülgün Biçerel Uysal

Haftanın Salonu: The Most Kuaför

0

Schwarzkopf Professional ile çalışan The Most Kuaför, İzmir’de bulunuyor. The Most Kuaför, haftanın her günü 09.00- 20.00 saatleri arasında hizmet veriyor.

Salonda kişiselleştirilmiş servis veren Çağlar Yurga ve ekibi için müşteriye yakışanı yapabilmek önemli. Saçın sağlığına zarar vermeden saçı açan kuaför salonlarından The Most Kuaför bu haftanın salonu.

Adres: Ümran Baradan Sk. No:1/E Alsancak

Randevu için: 02324216521

http://themost.com.tr/

Siz de salon bul bölümümüze salonunuzu eklemek için hairistcomtr’ye üye olabilirsiniz.

Üye olmak için tıklayın: https://hairist.com.tr/profile/register/

Salon eklemek için tıklayın: https://hairist.com.tr/salon-ekle/

Haftanın salonu olmak ve sponsorlu öne çıkan salonlar arasında yer almak için Estetica Dergisi’ne abone olabilirsiniz.

Instagram’da sahte hesap nasıl anlaşılır

0

Kaç takipçiniz var

Kuaförlerin kendilerini öne çıkardığı bir mecra olarak Instagram’da takipçi sayısı büyük önem taşıyor. Fakat takipçi satın almak salonunuzun imajına zarar verebiliyor. Türkiye’de hesaplarını doğru yönetip potansiyel müşteri yakalayan birçok salon bulunuyor. Geçmişte kulaktan kulağa pazarlama yolu ile müşteri kazanılıyordu. Dijitalin hayatımıza girmesi ile beraber çok daha fazla erişim sağlanıyor. Organik takipçinin ne kadar önemli olduğu bu noktada ortaya daha çok çıkıyor.

Forbes’da yayınlanan haberde, Amerika’da bulunan Mediakix Pazarlama Şirketi sahte hesapların nasıl anlaşılabileceği konusunda bilgi verdi.

25.000 takipçisi olan bir hesabın her fotoğrafına en 10-25 arası yorum gelmelidir. Otomatik beğeniler ile anında 2000-3000 beğeni almak çok basit. Yorum almak ise çok daha zor. Bir hesabın takipçi sayısı fazlaysa fakat etkileşim düşükse sahte olduğu anlaşılıyor. Paylaşılan bir fotoğraf için binlerce like satın alınabiliyor. Fakat hesap, açıldıktan kısa bir süre sonra 20k takipçiye ulaşması, farklı dillerde yorum yazılması gerçek takipçi olmadığının göstergesi olabiliyor. Binlerce kişiyi takip eden hesapların da organik takipçileri olmadığını anlayabiliriz.