Brodie Lee Tsiknaris, enerji fikrini aldı ve bunu çizgileri bulanıklaştıran, saçın neler yapabileceğine dair alışılmış fikirlere meydan okuyan 6 görünüm halinde yorumladı. Saçın enerjisi ve hareketi seksüel çekiciliği açığa çıkararak dişinin arkasındaki gücü gösterir. Güçlü silüetler, yapılandırılmış çizgiler ve cesur hamlelerle saçta inanılmaz dokular oluşturan güçlü bir koleksiyon…
Saç: Brodie Lee Tsiknaris @Rokstar, Brisbane, Avustralya
Salonum benim sahnem etkinliği ile kuaförlük yepyeni bir deneyim yaşadı.
16 Kasım 2020 saat 18:00’de başlayarak 3 saati aşkın bir süreyle kuaför salonlarını canlı yayınla youtube hairistTV kanalına taşıdı. Özenle hazırlanmış saç tasarımları kuaförlük bölümlerinde öğrenim gören öğrencilere; kuaför meslektaşlara ve salon misafirlerine ulaştı. Tabii ki en değerlisi ise bu proje kapsamında sosyal sorumluluk projesi olarak Koruncuk Vakfına bağışlar yapılarak destek sağlandı.
Estetica Dergisi Genel yayın Yönetmeni Erkan Güzel sunduğu ve moderasyonunu yaptığı etkinlikte aşağıdaki konuşmayla sözlerine başladı:
‘Birgün belki hayattan, Geçmişteki günlerden Bir teselli ararsın; Bak o zaman resmime, Gör akan o yaşları… Ve işte arda kalan Bir avuç anı şimdi; Koyup da bir başına Bırakıp gittin beni’ Birgün gelecek bu günleri de anacağız. Neyi anacağız? Kayıp 2020’yi… Dışarı çıksan Covid, içeri girsen deprem risklerini .
İlk defa kuaför salonları kapatıldı.Hala da bu risk devam ediyor. Risk her nefes alışımızda devam ediyor. Sadece kuaförlük sektörü değil tüm sektörler maalesef etkilenmiş durumda ve bunun sadece pandamı açısından değil; ekonomik açısından etkileri de birbiriyle bağlantılı. Ne yapacağız? Oturup bekleyecek halimiz yok. Düşüneceğiz, yaratıcı olacağız!
Nisan ayında gerçekleştirdiğimiz Hairist Yılın Kuaförü Yarışması sektördeki bu çaptaki ilk dijital yayın etkinliğiydi. Orada okuduğum bir dizeyi buradan tekrar etmek istiyorum.
YOK ÖYLE UMUTLARI YİTİRİP, KARANLIKTA SAVRULMAK. UNUTMA! AYNI GÖKYÜZÜ ALTINDA BİR DİRENİŞTİR YAŞAMAK!
Bu dizeler bizi bugüne getirdi!’
Sektör bir aradaydı!
Sektörün buluşmasına dönüşen etkinlikte Sistem Kozmetik Genel Müdürü Sinan Kara, L’Oreal Profesyenel Ürünler Bölümü Genel Müdürü Gülşah Camcı Yılmaz, Schwarzkopf Professional Genel Müdürü Viki Motro, Mersin Üniversitesi’nden Rıfat Aytar, ATO Meslek Komitesi Başkanı Ömer Sarıoğlu, Bursa Ticaret Odası meslek komitesi üyesi Erhan Ceren, İstanbul Ticaret Odası meslek Komitesi Üyesi Yusuf Koçyiğit, İzmir Ticaret Odası Meslek Komitesi Başkanı ve Kuaförler Derneği İzmir Şubesi Başkanı Osman Çapa, Kuaförler Derneği Antalya Şube Başkanı Mustafa Demirbağ, Kuaförler Derneği Samsun Şube Başkanı Hüseyin Alkan, Kuaförler Derneği Başkanı Mahmut Ebil ve Altier International Education Group CEO’su Serkan Selamet konuk konuşmacılar arasında yer aldı ve gündeme, sektöre ilişikin paylaşımda bulundular.
Salonlar dijital bağlantılar ile sahnedeydi!
Salonlarını dijital sahneye ise taşıyanlar ise Ali Tacir-Mos Bebek İstanbul, Aytekin Kunt-Black&White Kuaför İstanbul, Burak Pelvan, Bülent Duruk-Eskişehir, Cemil İrez-Hk Difference İstanbul, Cengiz Erdoğan-MM Bahçecik Ulus İstanbul, Ceylan Kıvrak-Md Kuaför Antalya, Cihan Candan-Red&White Ankara, Çağlar Çicek-Maag Saç&Sanat İstanbul, Elif Çetin-Lale Kuaför, Kocaeli, Erhan Avcı-Erdem Kıramer Maya İstanbul, Erhan Tunç-Mey Kuaför Antalya, Fatih Kodal-Kodal Kuaför Alanya, Gökmen Balkan-Gökmen&Alev Çorlu, Hüseyin Alkan-Spaceroom Kuaför Samsun, Hüsnü Yüksel-Alanya, İbrahim Öztaş-Paris Kuaför Ankara, İlknur Akbulut-Bodrum, Mustafa Altay-Cadde Kuaför İstanbul, Mustafa Mizmizlioğlu-Gaziantep, Nevra Kamburoğlu-Sui Family Ankara, Onur Altan-Sabit Akkaya Hairstylist İstanbul, Selim Coşkun-Ras Kuaför İstanbul, Tarık Uludağ-Caka Kuaför Antalya, Uğur Hürcan-Çetin Tekin Hair Studio, İstanbul, Yalçın Babacan-Ebil Bebek İstanbul, Yavuz Demirel-Aydın ve Zeynep Acar-Çizgi Saç Tasarım Denizli oldu. Birbirinden özel saç tasarımları canlı yayınla tüm izleyicilere ulaşırken canlı yayın Youtube hairisttv kanalı üzerinde toplamda 3448 kişi tarafından izlendi.
İşte etkinlikten gelen ilk fotoğraflar…
Paris Kuaför
Mos Bebek
Cadde Kuaför
Sabit Akkaya Hairstylist
Black&White Kuaför
MD Kuaför
Çizgi Saç Tasarım
Gökmen&Alev Kuaför
Caka KUaför
Kuaförlerin orijinal videolarına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz: Salonum Benim Sahnem
International Altier Education Group uzun yıllara dayanan bir deneyimin genç bir bakış ile geleceğe taşınmasının özel bir örneği.
Altier Academy artık International Altier Education Group çatısı altında faaliyet gösteriyor.
Hem Altier Academy hem de son dönemdeki yeniliklerini ve sektörün yakından tanıdığı bir isim olan Nida Serpil Sarı’nın ekibe dahil olmasına ilişkin hoş bir röportaj gerçekleştirdik.
International Altier Education Group’un kuruluş hikayesini dinleyebilir miyiz?
Serkan Selamet: International Altier Education Group’u belli hayallerimizi gerçekleştirmek üzere hayata geçirdik. Biz zaten bu güne kadar pek çok sektörel başarıya imza atmış bir gruptuk ama bunu uluslararası boyuta taşımak istedik.
Altier, kelime anlamı olarak “altın değerinde insan” anlamına geliyor. Sektöre altın değerinde insanlar yetiştirme vizyonuyla yola çıktık.
Markayı kurduğumuzdan bu ana 1 yıl geçti. Asıl hayalimiz Türkiye’de değil, çıtayı daha da yükselterek uluslararası standartları oluşturmaktı. Bunun için Altier Academy bünyesinde eğitim altyapımızı güçlendirdik. Akademinin altyapısı, duyurusu, sektörün bize sağladığı desteklerle kuruluşumuzdan bu yana çok hızlı büyüdük. Yurtdışı hedefimiz 2021’di. Öyle hızlı büyüdük ki Londra hedefimizi bir yıl önceye çektik. Altier Academy eğitimlerinin yönetileceği Londra’daki merkezini kurduk. Burası farklı network’ler elde etmemizi de sağladı. İlk eğitimimizi Aralık 2019’da başlattık. Kreatif Direktörümüz Sümeyye Selamet orada 7 kişilik bir İngiliz gruba makyaj eğitimleri verdi. Bununla birlikte ilk eğitimimizi deneyimlemiş olduk. Londra bilmediğimiz bir pazardı, bütün bölümleri bir anda açmak yerine önce deneyimlemek istedik. O eğitime başvuru yapan öğrencilerde gördük ki, bu işte epey açık var. Londra demek, dünya demek; bir eğitim ülkesi aynı zamanda. Ocak-Şubat gibi orada yoğunlaşmayı hedefledik. Araya pandemi girdi ama bu süreçte çok güzel planlar ve aktiviteler yaptık, öğrencileri sıcak tuttuk ve karantina sonrası çok güzel bir strateji geliştirdik. Dedik ki; kimseyi mağdur bırakıp mutsuz etmeyeceğiz. Korkanlar gelemedi, ertelemek isteyenler olduk. O durumda herkese geri ödemelerini yaptık, kimseyi mağdur etmedik. Tabi ki bütün bunlar sektörde duyuluyor, bu yüzden Altier Academy için sektörde büyük bir güven oluştu ve bize çok önemli bir prestij kattı.
Altier Academy’i uluslararası alanda büyütmek istiyoruz. Londra, bu projenin ilk fazı; Londra’dan bir sonraki hayalimiz Tokyo. Aslında Uzakdoğu’daki know-how’ı buraya getirmek istiyoruz. Avrupa artık bizi çok cezbetmiyor; tamam, Avrupa önemli bir bölge ama tasarımcılarımızın, kuaförlerimizin, makyaj ve güzellik uzmanlarının çoğu Avrupa’yı keşfetti. Gittiler, orada salon açtılar, fuarları ziyaret ettiler. Avrupa şu anda bizden besleniyor. Avrupalı, saç tasarımında burada daha iyi hizmet alıyor. Londra eğitimin beşiği, her zaman bir merkez. Ancak Uzakdoğu’da çok ciddi bir know-how var, henüz keşfedilmedi ve ciddi bir kültürel etkileşim olabilecek bir alan. Orada bir iletişim ofisi kurup oradaki tasarımcılar ve okullarla işbirliği yapıp, Japonya’dan Malezya’ya, Pasifik’e kadar, o bölgeye hakim olmak. Oradan öğrenciler ve tasarımcılar getirmek, ama asıl önemlisi buradakileri oraya götürüp fuarlara katılmak, orayı keşfetmek istiyoruz.
Bu büyük hedeflere ulaşma yolunda Altier Academy’nin fiziksel mekanı olarak baktığımızda, Türkiye’de ve belki dünyada da çok fazla örneği olmayan bir altyapıya sahip, öyle değil mi?
Serkan Selamet: Ufak bir yer kursaydık, dünyada büyümeyi hedefleyen bir kurum olarak ne kendimizi, ne sektörü buna inandırabilirdik. Büyük bir yatırım gerekiyordu, çünkü büyük işler yapabilmek için büyük oynamak gerekiyor. 30 yıllık tecrübemize dayanarak araştırmalarımızı yaptık ve 2000 metrekarelik bir alan açtık. Burayı da açarken dedik ki; öyle bir teknoloji yapacağız ki Z kuşağına, globale hitap eden, dünyanın en iyisi denen kurumların altyapılarıyla rekabet edebilecek, ki hepsini tek tek gezdim, bir altyapı oluşturduk. O yüzden şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, kozmetikle ilgili Avrupa’daki, Londra’daki en iyi, en pahalı okuldan eksiğimiz değil, fazlamız var. Oradaki makine sayısı ne ise bizdeki de aynı, oradaki sistem ne ise burada da aynı sistem var. Oraya giden kişi ile buraya gelenin alacağı eğitim ve hizmet kalitesi arasında hiçbir fark olmamasını hedefledik ve bunu sağladık. Akıllı ekranlar, Apple teknolojileri… Hatta orada Sturbucks’ı kurduk. Önemli olan herkesin global olarak tanıdığı markaları bir arada bulundurmaktı.
Pandemi sonrası şunu gördük: şu an çok hızlı büyüyoruz, daha da hızlanmamız, Londra’da da aktif çalışmalarımızı yapmamız lazım. Avrupa biraz daha doymuş bir pazar. Türkiye şu an fırsatlar ülkesi, iş arayışı var. Buradaki fırsatları da kaybetmek istemedik. Altier Academy’i globale hedefleyip iç pazar için de yeni bir marka kuralım, dedik. Büyük şirketleri, bu işi nasıl yaptıklarını inceledik. Örneğin Estee Lauder Company’i inceledik; aynı çatı altında Bobbi Brown da var, Mac de… Doğuş Holding’i inceledik; Dream adı altında yemek firması var; Nusret de onların, Günaydın da, Zuma da onların. Otomobil sektörüne baktığınızda aynı grup içerisinde Porche de var, Bently ve Volkswagen var. Farklı markalar da olsa, bir üst çatı şirket var. Biz de dedik ki, çatı şirketi kurmamız lazım. Bu noktada biz de yapımızı International Altier Education Group olarak kurduk. Şu an tüm markalarımız, Altier Academy ve Academie de LEYAN, International Altier Education Group bünyesinde olacak. Bu grup sadece iki marka kurmuş bir grup değil? Mesela Uzakdoğu’ya gidip bir kurum açmak yerine, oradaki iyi bir kurumu alıp ya da ona ortak olup ilerlemek daha mantıklı geliyor. Şu an bunları düşünüyoruz. Bugün moda ve güzellik eğitimini profesyonel bir şekilde yapan bir kurumuz.
Türkiye’deki mevcut kurs yapılarını başka bir boyuta taşıyan bir vizyon yarattınız. Altier’de bambaşka bir manzara var. Kütüphane de buna bir örnek.
Serkan Selamet: Öğrencinin basılı kaynaklara ulaşması çok zor. Şu an kütüphanemizde 2.700 kitap var. Eğitim imkan işi; imkanlar ne kadar yüksek olursa eğitimin niteliği de o kadar yükseliyor. Eğitim kurumu ne kadar iyi bir altyapı sağlarsa öğrenci de, eğitmen de kendini o kadar geliştirebilme imkanı buluyor. Burada eğitmen de, eğitim sistemi de, müfredat ve eğitim materyalleri de çok önemli. Bu bir bütün. Çok iyi bir ismi eğitime getirmekle de iş bitmiyor. Oxford’un Cambridge’teki yayınlarını incelediğimde çok güzel bir sistemleri olduğunu gördüm. O kitapları Türkçe’ye çevirdik, aynı kitapları bir de slide’lara çevirdik. Türkiye’deki kurs yapıları maalesef insanların eğitime bakış açılarını da değiştiriyor. O kadar minik yapılar var ki…Moda ve güzellik sektörü artık o minik yapılarda niteliksiz eğitim alan kişileri barındırabilecek sektörler değil. Bunlar, üstün yetenek ve bilgi isteyen, üst düzey profiller isteyen meslekler. Artık, ben evde oturuyorum, hadi bari kuaför olayım, diyemezsiniz. Kuaför olabilmek için de belli bir altyapıya sahip olmanız gerekiyor. Sektör de bunu istemiyor. Biz bunun farkına vardığımız için akademiyi bu şekilde yapılandırdık.
Öğrenci kabulde belli kriterleriniz var mı?
Serkan Selamet: Biz öğrencileri mülakatlarla alıyoruz. Profiline bakıyoruz, meslek için uygun mu, değil mi? Bu kişi kuaför ya da make-up artist olur mu? Tüm bunları değerlendiriyoruz. Tüm kurslar iş garantisi verir. Biz iş garantisi vermiyoruz, bu da sözleşmede yazıyor. İş garantisi veremeyiz mi, çok rahat veririz. Ama biz iş bulmak değil, mesleği en iyi şekilde öğretmek üzere varız. Zaten mesleğinde iyi ve donanımlı olan kişinin iş bulamaması bu sektörde söz konusu değil. Altier Academy, profesyonel bir kuaför, make-up artist ya da moda tasarımcısı olmak isteyenlerin buluştuğu bir nokta.
Eğitmenlerden ve yöneticilerden biraz bahsedelim…
Serkan Selamet: Çok önemli transferlerimiz var. Öncelikle International Altier Education Group olarak baktığımızda, şu an Altier İstanbul var, Altier Londra ve Altier Dalila var. Emre Erdemoğlu moda tarafında eğitmen olarak başlıyor. Vereceğimiz koleksiyon derslerinde Tanju Babacan, Özlem Kaya, Nihan Peker, Emre Erdemoğlu gibi isimlerle geçen yıl çalışmıştık ve onlardan öğrencilerin motivasyonu, önceki eğitimler ilgili geri bildirimler aldık. Öğrencilerin çizim altyapısıyla yetiştiğini ama tasarım bakış açısıyla yetişmediklerine dair geri bildirimler aldık. Bunu çözmemiz gerekiyordu, çözemezsek ilerlememiz mümkün değildi. Bunu çözebilmek için de bu işe zaman ayırmak gerekiyor. Emre Bey buna zaman ayıracağını, Altier Academy’nin uluslararası alanda da büyüyeceğine inandığını dile getirdi. Anlaşmamızı da yaptık. Öğrencilerin çalışmalarını ve projelerini baştan sona kontrol edecek, seminerlerle öğrencilerin motivasyonunu artıracak. Bu işin sorumluluğu baştan sona Emre Erdemoğlu’na ait. Makyajda koordinatörümüzSümmeye Selamet ile birlikte Alp Kavasoğlu var. Örneğin öğrencilerimizin siyahi modellerle de deneyim sahibi olması gerekiyor, çünkü beyazlara yaptığınız makyajı yapamıyorsunuz. Alp Kavasoğlu, bizim master eğitmenimizdi ve New York tecrübesi var. Maybelline’in key artistlerindendir ve her sene Loreal onu New York’a gönderir.
Eğitim sisteminin verimliliği çok önemli. Bunu uluslararası network’te takip etmek kolay değil. Buna odaklandık. Yurt içinde pek çok tanıdığımız var. Burada Özlem Süer’e ulaşabiliyoruz ama orada Tom Ford’a ulaşamıyoruz. Ama o da ulaşılabilir. Bunu da yapmamız gerekenler listesine koyduk. Bizim tüm kurumlarımızda eğitim sistemlerini takip edecek bir koordinatöre ihtiyacımız vardı. Natwork’ümüzü globalde geliştirecek bir profesyonele ihtiyacımız vardı. Sonraki aşamada da moda bölümünün koleksiyon yaratabilen tasarımcılar çıkarabilmek önemliydi. Bunun için bir sistem mekanizmamızın olması gerekiyordu ki bu iş yürüsün. Dedik ki, moda bölümünü de profesyonel bir şekilde yönetebilecek bir yöneticiye ihtiyacımız var. Eğitim sistemini ve uluslararası network’ü takip edecek yönetici pozisyonuyla ilgili Nida Serpil Sarı ile yolumuz kesişti. International Altier Education GroupInternational Relations and Education System Director (Uluslararası İlişkiler ve Eğitim Sistemi Direktörü) pozisyonu ile Nida Hanım 1 Eylül itibarıyla çalışmalarına başladı.
Markalar?
Serkan Selamet: Dünyayı araştırdık ve şu anda modada en iyiler makyajda Dior, Tom Ford, Chanel, Mac, Nars. Şu an bunlar en popüler markalar. Moda ve güzellik sektörünün şu an yüzde 99’unun kullandığı en klas, en yaygın ürünler. Biz de bunlarla çalışıyoruz. Biz öğrenciye en lüks deneyimi yaşatıyoruz. Öğrencilerimiz için hep lüks salonları hedefliyoruz. Bunu öğrencinin deneyimlemesi çok önemli. Altier Academy, bir eğitim merkezi olmaktan ziyade, bir deneyim merkezi.
Estetica: O zaman sektörün de yakından tanıdığı International Altier Education Group Uluslararası İlişkiler ve Eğitim Sistemleri Direktörü Nida Serpil Sarı’yı dinleyelim.
Sizi biraz tanıyabilir miyiz? Bu noktaya gelene kadarki hikayenizi dinleyelim.
Nida Sarı: Doğma, büyüme Almanyalıyım. Yaklaşık 15 yıldır İstanbul’da yaşıyorum. 1-2 yıl üniversitede mimarlık okudum ama hayalimde her zaman kuaför olmak vardı. Alışılageldik bir durum vardır ya, anne ve baba her zaman üniversite okumanızı ister. 2 yıl mimarlık okuduktan sonra üniversiteyi bırakıp kuaförlük okumaya karar verdim. Ablam kuafördü. Mesleğe ilk adımı mı da Düsseldorf’ta attım. Kuaför olmak istiyordum ama bunu en profesyonel şekilde yapmak üzere adım attım.
Tony&Guy ile rastlantımız şöyle oldu: Salonu görüp içeri daldım. O zamana kadar Londra merkezli dev bir marka olduğu dışında pek fazla bilgim yoktu. İçeri girdim, o zaman resepsiyondaki Maria’ya kuaför olmak istediğimi söyleyince, CV’imi istediler. Akşam eve gittiğimde babama üniversiteyi bıraktığımı söyleyince kavgalar koptu tabi, bir yıl sürekli kavga ettik. O sırada da Toni&Guy’ın seminerlerine gidiyordum. Onlar hayır dedikçe ben daha da direttim. Salonda sıfırdan çırak olarak başladım, ilk üç ay tuvaletleri temizledim, üç ay sonra müşteriye geçtiğimde herkes çok şaşırmıştı. Müşterinin saçını yıkamaya başladığımda çok heyecanlanmıştım. O zaman ilk paramı, bahşişleri kazanmaya başladım. İki buçuk yılımı tamamladıktan sonra babama Türkiye’ye gideceğimi söyledim. Babam da git tatilini yap, diplomanı da aldın, sonra görüşürüz” kafasında. Gitmeden bir önceki yaz da Türkiye tatilimde yolum ilk olarak o zamanki Toni&Guy Etiler, Özcan Haydar’ın salonuna düştü. Hiç tanımıyorum. “Merhaba, Özcan Bey. Ben sizinle çalışmak istiyorum” dedim yarım yamalak Türkçemle. Adam, “sen kimsin, ne alaka?” diye düşündü tabi. Toni&Guy, Düsseldorf’tan geldiğimi söyledim. O sırada da Toni&Guy Academy yeni açılıyor, yurtdışıdan eğitmenler Türkiye’ye gelmeye başlamış. Bunu duyunca onun da gözünde bir pırıldı oldu, “Sen git ailenle konuş, gel” dedi. Gittim, diplomamı aldım, sonra İstanbul’a döndüm. Zincirlikuyu’daki akademide Özcan Bey’le dört ay staj yaptım. Bir ay sonra Özcan Bey, “Biz seni istiyoruz,” dedi. Almanya’ya gittim, bir hafta içerisinde tüm evraklarımı halledip temelli olarak İstanbul’a döndüm. Bir yıl boyunca Toni&Guy’da çalıştım. Sonra tam akademinin kapanma esnasında stüdyoda bir eğitmene ihtiyaç vardı. Apar topar beni Londra’ya gönderdiler, orada yaklaşık dört eğitmenlik eğitimimi tamamladım. Döndükten altı ay sonra da Toni&Guy ile dostane bir şekilde yollarımızı ayırdık.
Almanya’da ağırlıklı olarak erkek saçı üzerine çalışıyordum. Burada da Şükrü Dudu ile başladım, saç-sakal üzerine çalıştım. Her zaman da kendisini sevgiyle anarım. Orada erkek kuaförü olarak dolu dolu bir yılım geçti. Sonra Eczacıbaşı Schwarzkopf, İnci Yeldan’la yolumuz kesişti. Derken teknik eğitmen, boya uzmanı olarak başladım. Dört-beş yıl çalıştıktan sonra, bir adım daha öteye nasıl gidebileceğimi düşündüm. Global olarak çalışabilmem için İngilizcem yetersizdi, dilimi geliştirmek üzere önceden hayalini kurduğum Avustralya hayalimi gerçekleştirmek istedim. Schwarzkopf da bana altı ay izin vermişti. Hatta Bülent Eczacıbaşı, “Kim bu” demiş, ilk defa şirkette biri böyle bir şey yapıyor, diye. İngilizcemi geliştirip geri geldim ama artık başka bir şey yapmak istediğime karar verip işten ayrıldım. Londra’ya bir iş görüşmeme giderken yolumuz Yusuf Koçyiğit’le kesişti. 1 yıl boyunca Pivot Point için çalıştım, çok da güzel bir birliktelikti. Şu anki kariyer adımlarımın bana ilkini yaşatan Yusuf Bey, bana yönetici kimliğini kazandıran kişidir. Onunla da anlaşarak ayrıldık. Ardından Wella’da “mavi saçlı müdürüm” ile başladım ve üç yıl çalıştım. Bana tekniği kazandırıp geliştirmemi sağlayan aslında Wella oldu. Malta’da 44 ülke içinde beni seçip, oradaki etkinliği sunmamı istemişlerdi, o benim için kariyer açısından en üstün tecrübeydi. Pandemi sırasında 5 ay evde oturdum. Ayrılma sebebim de gerçekten artık bir şey alamadığımı ve veremediğimi fark etmemdi.
International Altier Education Group ile yolunuz nasıl kesişti?
Nida Sarı: Serkan Bey’le bir-bir buçuk ay önce eğitim yaptık, daha önceden de tanıdığım bir müşteriydi. Kirpik için model arıyordu, ben de hazır işim yok, “Gelirim” dedim. Yatıyorum, öğrenciler gelip gidiyor. Gözlerimi kapattım ve birden “Ben burada neden çalışmıyorum?” sorusu çaktı kafamda. Ben burada kendimi görebiliyor muyum? Evet, burası bir eğitim kurumu. Moda, güzellik hepsi var. Benim alanım ve yapmak istediğim şey. Böyle böyle hayal kurmaya başladım. Kendi kendime kurguladım. Wella’yla yollarımızı ayırdıktan sonra, Serkan Bey’i arayıp kendisiyle yemek yemek istediğimi söyledim. İşten ayrıldığımı ve onlarla çalışmak istediğimi söyledim. İhtiyaç ne, ne yapabiliriz diye karşılıklı konuşmaya başladık. Üçüncü günde ekibin içine girdim. Sanki üç yıldır ekibi tanıyormuş gibiyim. Aynı dili konuşuyoruz, aynı vizyona sahibiz. Serkan Bey ve Altier ailesinde 30 yılı aşkındır kurulmuş önemli bir kurum kültürü var. Serkan Bey, Sümmeye Hanım ile birlikte 30 yıllık deneyimi, o köklü tecrübeyi yepyeni bir vizyonla yeniden inşa etti ve Altier Academy’yi çıkardı .
Wella’da edindiğim deneyim sayesinde daha inşa aşamasında olan yepyeni bir projeye, bir aileye dahil oldum. Orada da ilk defa “ben emekliliğime kadar buradayım” cümlesini kurdum. Tamamen hayallerimi gerçekleştirebileceğim, kafamdakileri hayata geçirebileceğim bir platform. Amaç da öğrencilere gerekli tekniği kazandırarak, yarın bir salona gittiklerinde onları, “Biz Altier Academy’de bunu öğrendik, bitirdik” diyebilecekleri pozisyona getirmek. İşin en güzel kısmı da bu.
Ama buradaki işiniz sadece kuaförlük eğitimi değil, öyle değil mi?
Nida Sarı: Değil. Altier’deki görevimin küçük bir bölümü aslında kuaförlük eğitimi. Ama işin sonunda eğitim veriyor, deneyim kazandırıyoruz. Bu deneyimin, eğitimin konusu kuaförlük de olabilir, moda tasarımı da olabilir, kirpik de… Benim de ana başlığım kuaförlüktü ama şimdi Altier Academy ile birlikte moda sektörüne adım atıyorum. Ne aktardığımız önemli değil, benim görevim eğitmenlerin ve eğitimlerin en iyi şekilde programlanıp sunulması. Kuaförlükte edindiğim yönetim ve eğitim tecrübesinin eğitim sistemleri ile uluslararası boyutlara taşınması. Bütün hayalimiz ve odağımız yurtdışı. Hayallerimiz orada olduğu ve ortam buna imkan sağladığı için bundan böyle Türkiye’de kök saldığımı söyleyebiliriz.
Kuaför kurslarının eskiden “işe yaramaz” algısı vardı. O algının bugünlerde değiştiğini açıkça görüyoruz. Sektörün de sektörden yetişmiş, kuaförlükten gelip eğitmenliğe yükselmiş insanlar için belli bir saygısı var.
International Altier Education Group‘un bünyesinde yetiştirilen kuaförlerin yetkinlikleri hakkında neler söyleyeceksiniz?
Nida Sarı: Biz bundan sonra kuaförlük bölümüne kuaförlük mezunlarını arıyoruz, diyoruz. Yani, mevcut eğitim kalitesinin de ötesine geçen, sektördeki kuaförleri daha da ileriye taşıyan bir kurum olma vizyonuna sahibiz. Üniversite seviyesindeki kuaförleri yetiştirip, kuaförlük deneyimini yaşatabileceğimiz bir ortamımız var. Kişi 35 yaşında da olsa, Altier’deki eğitim süreçlerini tamamladıktan sonra deneyimli ve kalifiye bir kuaför oluyor.
Kuaförlük sadece teknikle ilgili bir iş de değil aslında. İşin içinde makyaj, moda ve trendler de var. Tabi ki bunu gören, bilen kuaförler bu bilgiyi müşteriye yansıtıyor ve faydasını da görüyorlar. Hem gelir hem saygınlık anlamında… Burada ayrıca makyaj, moda, kozmetik eğitimi de veriyoruz. Kuaförlük eğitimi alan bir öğrencinin bu grup bünyesindeki diğer seminerlere ve workshop’lara da katılarak aslında daha fazla yetkinlik kazanması için bir ortam sunuluyor. Öğrenci kuaförlük eğitiminden çıkıp makyaj eğitimine ya da farklı deneyimler edinebileceği etütlere katılabiliyor.
Sektörde çalışan ihtiyacı had safhada. Sektör açısından baktığımızda bu eğitimi tamamlayanların salonlarda, markalarda eğitmen olarak çalışma imkanları var. Kurum zaten bir vizyona sahip, tümü üst düzey öğretmenlerle çalışıyoruz. 6-7 yıl salonda çalışan bir kuaförle bizim kurumumuzda 1 yıl eğitim alan kişinin deneyim seviyesi aynı.
Markalarla işbirlikleriniz var mı?
Nida Sarı: Tek bir marka ile değil, birçok markayla işbirliği yaparak birlikte büyüyoruz.
Estetica Sonbahar2020 sayısı dijital platformlarda yerini aldı.
Estetica Sonbahar 2020 sayısı
Sonbaharı geride bırakıp kışa hazırlık yaparken podyumlarda ve saç koleksiyonlarındaki son trendler, birbirinden yenilikçi saç modelleri ve yeni ürünlere yer verdiğimiz, sektörde iz bırakanları ağırladığımız 2020 Sonbahar sayımız dopdolu içeriğiyle göz dolduruyor.
Peki, yeni sayının içeriğinde neler var?
Küt bob’lar
Paul Mitchell’ın tasarım ayakkabılardan ilham alan, muhteşem Iconic Soles koleksiyonu
ABD’nin En İyileri
Üreticilerin sektörü güçlendirmeye çabaladığı Covid-19 salgını sürecinde paydaşların önemi
Aveda’nın yeni Botanic Repair serisi
Sonbahar/Kış 2020/21 Podyumları
Kış Tavrı
Pixie’nin Gücü
“Altın değerinde insan” yetiştiren Altier Academy’nin yöneticileri ile akademinin vizyonu ve hedefleri üzerine röportaj
Schwarzkopf Akademi ile neredeyse bütünleşen Akademi Müdürü İnci Yeldan’ın vedasının ardından 21 yıllık serüvenine bakış
2004 yılında kendi adıyla yarattığı markasını sınır ötesine taşıyarak bir dünya markasına doğru biçimlendirmek için tasarım yolculuğuna devam eden modacı Çiğdem Akın, 2021 İlkbahar/Yaz “A-YİNE” Koleksiyonu ile Mercedes-Benz Fashion Week İstanbul 2020’de moda severlerle buluştu.
Modern ve şık
2006 yılından itibaren yurt dışındaki seçkin fuarlara katılıp Türkiye’yi yüksek seviyede temsil eden Çiğdem Akın’ın defilesi Tophane-İ Amire, Karaköy Online Event www.mbfwistanbul.com’da gerçekleşti.
Tasarımlarını yarattığı atölyesinde, “Çiğdem Akın” markası için, birçok sanatçıya, televizyon filmleri ve reklamlara kostüm tasarlarken aynı zamanda sektörün lider markalarına tasarım desteği veren Çiğdem Akın, tasarımı farklı malzemelerin bir araya gelmesiyle değişik bir siluet ortaya çıkarıyor.
Güzellik ve sırların saflığında uçuşan ipekler, billur ışığa vururcasına parıltıları ile kadını, güzelliğin kaynağını A-YİNE ’de yansıtıyor.
Sıradanlıktan uzak
Aynalar geleni içine alıyor, aksettiriyor. Yaptığı bu işten habersiz gördüğüne şahit olurcasına… Gururlu pembe, derin mavi, alev alev kırmızı gizemli siyah ve aydınlık beyaz ile Çiğdem Akın kadını A-YİNE ‘de olası benlerini keşfediyor. Bedeni saran yumuşak kıvrımlar, cesur dekolteler, özgür dans eden elbiseler kadını tamamlarken transparan dokunuşlarla onu yüceltiyor.
Bu bir illüzyon; hayal değil, görünenin arkasında saklanan gerçeği aşabilme çabası ile kadın kendi illüzyonunu yaratıyor. Her bir yansımada ayrı duygusunu arıyor. Saçlar her yansımada farklı… Bazen yumuşak seksi dalgalar, bazen romantik topuzlar, bazen de özgürce hareket eden yansımalar, gerçeği arayan şeffaf, duru ve ışıldayan doğal ten ile vücut buluyor.
“Varlığın aynası nedir? Olanı olduğu gibi görebilmek? İllüzyon?
Öyle bir ayna ki sadece bir görüntü̈; gerçek gibi görünüyor fakat gerçekliği yok. Defilenin PR’ı Bee’PR Branding ekibi, koreografisi Ferhan Aral, Makyaj sanatçısı; Nars ve ekibinden Erkan Uluç, Saç tasarımı Mehmet Tatlı ekibinden Harun Güllülel , Dj Serhat Erdem ile gerçekleştirdi. İstanbul İllüzyon Müzesi A-Yine Videography, Videoartist Furkan Deniz ve Kreatif Konsept tasarım prodüksiyon Unique… Çiğdem Akın ile röportajımıza göz atmak için tıklayın.
Kuaför salonu sahipleri ya da yöneticileri, işin farklı alanlarına kafa yormanın şart olduğu zorlu bir görev üstlenirler. Mal siparişi, müşterilere hizmet, hizmetin çeşitlendirilmesi ve farklılaştırılması, finansal takip ve yönetim… İş yüklerinin fazlalığından bazen salondaki genel havayı fark etmeyebilirler.
Salondaki çatışmalar genelde bir günde ortaya çıkmaz. Çoğu zaman, bir kişi davranışları ya da kötü performansıyla başkalarını rahatsız eder. Bu kişinin davranışı profesyonel bağlama uymuyor olabilir veya yapılan işin kalitesinde sorunlar görülebilir. Bu sorunlar salon çalışanları arasında huzursuzluğuna ve öfkeye yol açar. Sonuç ise sözlü atışmalar, küfürler ve motivasyon kaybıdır.
Salon patronu bir çatışma çıkmadan bunu nasıl öngörebilir?
Genellikle çatışmalar, önceden fark edilip doğru yorumlanması gereken birçok uyarı işaretini barındırır. Örneğin; salona genel olarak olumsuz bir ruh hali hakim olur, sert sözler sarf edilir; alaycılık ve saldırganlık ortaya çıkar. Karşılıklı hoşgörü ve ekip ruhu azalır. Ekip üyelerinin birbirileriyle olan bilgi akışında aksamalar görülür.
Çatışmaları çözmek için nelere dikkat edilmeli?
Yöneticiler genellikle her soruna hızlı bir çözüm bulmaya alışkındır. Yukarıdaki işaretleri fark eden bir salon yöneticisi, hakkaniyet adına, önce tüm katılımcılara kendi görüşlerini sunma fırsatı vermeli, ekip üyelerini karşısına alıp tek tek dinlemelidir. Bu görüşmeler sırasında yapılacak ilk şey tarafsız kalmaktır.
Bir ekibin dağılma riski varsa göz ardı etmeyin ve çatışmanın kendiliğinden yatışacağını ummayın. Bire bir görüşmelerde, her ekip üyesi endişelerini açıklamaya teşvik edilmeli. Herkes dinlenip ciddiye alınmalı. Bu ekip içinde de çözüm umudunu güçlendirir. Çok hızlı karar vermemeli, kimseye önyargılı davranmamalısınız.
“Lütfen sakin ol ve daha sonra konuşalım. Seni neyi rahatsız ettiğini dinlemek isterim” gibi bir yaklaşım, çalışana, patronun altta yatan nedenlerle ilgilendiğini gösterir.
Sevginin tek bir tanımı yoktur. Aşk ve sevgi, birinden aşırı etkilenmenin sonucu olarak ortaya çıkan yoğun bir coşku ve derin bir yakınlık duygusu olarak özetlenebilir. Bu tanım hissettiğiniz tüm duyguları kapsamayabilir. Peki gerçek sevgi nedir? Bir ilişkideki duyguların gerçekten sevgi kavramıyla uyumlu olup olmadığını şu işaretlerden anlamak mümkündür:
1-Sevgi şehvet değildir
“İlk görüşte aşk” ifadesine rağmen sevgi, hemen hissettiğimiz bir şey değildir. Sizi yeni tanıştığınız kişiye bir mıknatıs gibi çeken güçlü çekimin adı aşk ve cinsel kimyadır. Tabiat ana, başlangıçta bizi bir araya getirmek için bize büyük bir aşk dozu verir. Sevgi cinsel kimyayı içerir, ancak farklıdır çünkü inşa edilmesi zaman alan bir duygudur. Şehvet bir anda ortaya çıkabilir; sevgi, diğer kişiyi tanıdıkça süreç içinde gelişir.
2-Bir ilişkiyi sürdürülür kılan şey aşk değildir
Partnerinize aşırı derecede cinsel çekim duyuyor olabilirsiniz, ancak partnerinizle temeli sevgi olan bir ilişki geliştirmediyseniz, cinsel kıvılcım söndüğünde sıkılırsınız.
3. Sevginin filizlenmesi zaman alır
Sevgi dolu bir ilişki bir günde kurulmaz. Siz ve partneriniz düşüncelerinizi, korkularınızı, hayallerinizi ve sevginin kök salacağı umudunu paylaştıkça sürece güvenin ve sevgiyi temellendirmek için acele etmeyin. Sevginin saygı duyulması ve aceleye getirilmemesi gereken kendi zaman çizelgesi vardır.
4. “Ruh eşi” diye bir şey yoktur
İnsanlar tekrar tekrar sevme kapasitesiyle inşa edilmiştir. Neyse ki öyle, yoksa lise aşkımızdan ya da boşandığımız veya ayrıldığımız partnerimizin kaybını asla atlatamazdık.
5. Sevgi cömerttir
Gerçek sevgi cömerttir, hesap kitap yapmaz. Sevgi dolu bir ilişkide, karşılık beklemeden veririz. Karşımızdakine ne yaptığımız, ne verdiğimize dair bir hesap yapmayız. Partnerimizi mutlu etmek bizi de mutlu eder.
6. Partnerimizin duygularını hissederiz
Sevginin gerçek anlamı, partnerimizi mutlu gördüğümüzde bir neşe duygusu hissetmektir. Üzgün ya da depresyonda olduklarını gördüğümüzde, hüzürlerini hissederiz. Bu empatidir.
7. Sevgi uzlaşmak demektir
Bir ilişkide sevginin gerçek anlamı, partnerinizin ihtiyaçlarını veya arzularını karşılamak için kendi ihtiyaçlarınızdan isteyerek taviz vermektir. Fakat bunu yaparken kendimizden feragat etmeyiz, diğer kişi de kişisel çıkarları için bizden kendimizi feda etmemizi istemez. Gerçek sevginin bununla ilgisi yoktur, bu; kontrol ve istismardır.
8. Saygı ve nezaket
Sevgi içinde saygı ve nezaketi barındırır. Seven kişi partnerini kasıtlı olarak incitmez ya da aşağılamaz. Yokluğunda onun hakkında konuştuğunda, çirkin sözler sarf etmez.
9. Etik ve ahlak kurallarına uygun davranış
Birine olan sevgimiz, hem ona hem de toplum içinde ahlaklı ve etik davranmamızı sağlar. Onun hayatımızdaki varlığı, bize hayranlık duymaya devam etmeleri için daha iyi bir insan olmak istememize neden olur.
10. Birbirinin yalnız kalma ihtiyacına saygı
Sevgiyle yalnız olduğumuzda asla yalnız hissetmeyiz. Diğer kişinin varlığının düşüncesi bizi yalnızlığın karanlığından korur. Bu nedenle sevdiğimiz kişi bir müddet yalnız kalmaya ihtiyaç duyuyorsa, bu onun yalnız değil ama o anda tek başına olmaya, kendi alanına ihtiyaç duyduğu anlamını taşır.
11. Başarıları da sizindir
Partnerimiz uzun uğraşlardan sonra sonra bir şeyi başardığında, bu durumu kazanan bizmişiz gibi sevinçle karşılarız. Kıskançlık ya da rekabet hissi yoktur, sadece sevdiklerimizin başarısını görmenin katıksız keyfi vardır.
13. Cinsel yakınlık derinleşir
Derin bir sevgiyle sevişmek, bedenlerin ve zihinlerin gerçek bir birleşimidir.
14. Kendimizi güvende hissederiz
İlişkide sevginin varlığı, diğer kişiyi daima demirleyebileceğimiz güvenli bir liman haline getirir. Güven ve istikrar duygusu hissederiz.
15. Görüldüğümüzü ve duyulduğumuzu hissederiz
Partnerimiz bizi olduğumuz gibi görür ve sever. Olumlu ve olumsuz tüm taraflarımızı gösterebilir ve onun sevgisini koşulsuz kabul edebiliriz. Özümüzde kim olduğumuzu biliir. Aşk, ruhlarımızı çıplak bırakmamıza ve karşılığında lütuf hissetmemize izin verir.
16. Sevgi bizi cesur kılar
Bu bir güvenlik duygusudur. Aşk ilişkimizde güvende olursak, tartışabileceğimizi, tartışmanın bizi ayırmayacağını biliriz. Aynı fikirde olmamayı dert etmeyiz ve partnerimize karşı kötü hisler beslemekten hoşlanmadığımız için çok uzun süre kin tutmayız.
Bu işaretlerin tümünü ya da çoğunu ilişkinizde görebiliyorsanız, gerçek sevgi ile sarmalanmışsınız demektir; kendinizi şanslı sayabilirsiniz!
Yıllar geçtikçe varlığını gösteren kırışıklıklar ve çizikler alın bölgesinde gizlenemeyecek şekilde görülmektedir. İnsanları daha yorgun gösteren ve hatta kızgın bir surat ifadesine sahip olmalarına sebep olan bu kırışıklık ve çizikler için alın germe estetiği uygulanmaktadır. Bu estetik tek başına yapılmakla birlikte şakak germe ameliyatı, kaş kaldırma ameliyatı ve yüz germe ameliyatı ile birlikte de yapılabilmektedir. Birlikte yapılan bu ameliyatlar sayesinde alın gerilerek ve genişleyerek daha genç ve sağlıklı bir görünüme kavuşur.
Alın Germe Nedir?
Alın bölgesinin gençleşmesini sağlayan, kaşlarda düşme veya alında kırışıklık oluşması sonucu yapılan estetik operasyonudur. Bu operasyon sonucunda alın bölgesinde var olan çizik ve kırışıklıklar yok edilir, kaşlarda oluşan düşme de ortadan kalkar.
Yapılacak estetik öncesi uzman bir plastik cerrah ile görüşme yapılır ve hangi ameliyat tekniğinin uygulanacağına karar verilir. Ardından gerekli tahliller yapılır ve anestezi verilerek ameliyata hazırlık yapılır. Ameliyat süresi genellikle 1-2 saat arasında değişmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, ameliyat öncesi aspirin, ibuprofen veya vitamin E içeren maddelerin kullanılmamasıdır. Aynı zamanda ameliyatın yapılacağı günden önceki gece yiyip içme olayı kesilmeli ve ameliyata makyajsız gelinmelidir.
Alın Germe Ameliyatı Nasıl Yapılır?
Alın estetiği iki farklı teknikle yapılmaktadır. Bu iki tekniklerden biri; klasik alın germe ameliyatı, diğeri ise endoskopik alın germe ameliyatıdır. İlk tekniğimiz son yıllarda fazla tercih edilmiyor. Germe ameliyatlarında sıklıkla tercih edilen tekniğimiz endoskopik ameliyattır.
Bu ameliyat türünde, şakaklardan ve alın bölgesinden saç içerisinde kalacak şekilde 1-2 cm uzunluk arasında deri kesilmektedir. Kesik bölgesinden girilen aletler ile var olan kaslara işlemler uygulanır ve kaş düşmesi ile kırışıklıklara neden olan kas topluluklarından bir bölümü alınır. Daha sonra kesilen deri saç bölgesine sabitlenir ve germe işlemi tamamlanır. Bu tekniğin son dönemde sıklıkla tercih edilmesinin sebebi ameliyat izinin oluşmamasıdır. Çünkü işlem sırasında eriyen iplikler kullanıldığı için oluşan iz bir süre sonra yok olur.
Alın Estetiği Sonrası
Estetik ameliyatı sonrası genellikle 2-3 gün içerisinde kişiler normal hayatına geri dönüş yapabiliyorlar. Bu süreçte hafif ağrı ve morluk meydana gelebiliyor fakat kısa süre içerisinde kendilerini imha ediyorlar. Ağrılarınızın kontrolü ve ilaç alımı için hekim kontrolünde ilerlemelisiniz. Bir de bu süreçte spor çok önerilmiyor. Atılan dikişler de genel olarak bir hafta sonra alınmaya başlıyor. Alın germe ameliyatının etki süreci ise ortalama 5-10 yıl olarak ele alınıyor. Tabi bu süreç kişiden kişiye değişeceği gibi daha uzun yıllar etki de gösterebilir.
Goldwell Uluslararası Saç Sanatçısı Neil Barton, mükemmel bir “mullet” (aslan yelesi) saç modeli sunarak adım adım kesim tekniğini paylaşıyor. Bu adım adım eğitim, bu yıl ve 2021 trendlerinde öne çıkan saç stilinin en çarpıcı yorumlarından birini içeriyor.
Hot Shots Ekibi ödüllü fotoğrafçı Andrew O’Toole, ödüllü Makyaj Sanatçısı Kenneth Higgins, ödüllü Kreatif Direktör Jayne Wild ve ünlü stilist Poppy Key ile bir araya gelerek 12 aylık deneyimlerinin bir parçası olarak “Anti Gravity” (Yerçekimine Karşı) koleksiyonunu oluşturdu. Saçı alışılmış geleneksel yerçekimi kuvvetinden kurtaran koleksiyon derin tonları zengin kahveler, sarılar ve gölgelerden oluşan bir renk paletiyle birleştirdi.
Saç: Hot Shots Team 2019 – Elle Schoemaker, Nicole Lamers, Jack Horton, Zoe Wilde
Kreatif Yönetmen: Jayne Wilde Fotoğrafçı: Andrew O’Toole