Ana Sayfa Blog Sayfa 322

Mükemmel bir kuaförlük gününe hazır mısınız?

0

Hairist

Kuaförlük ve Kariyer Günü

10 Nisan 2017'de Gerçekleşecek!

Türkiye'nin en uzun soluklu ve istikrarlı kuaförlük etkinliği olan Hairist, 10 Nisan 2017 tarihinde İstanbul Şişli Meslek Yüksekokulu Maslak Yerleşkesi'nde gerçekleşecek.

 

İlki 2011 yılında gerçekleşen etkinlik 'En iyi saçlar için ilham veren atmosfer' sloganıyla

 Türkiye'nin seçkin kuaförlerini ve kuaförlüğü meslek olarak seçen öğrencilerini bir araya getiriyor.

Kuaförlük sektörünün uluslararası ve yerel seçkin markalarını kuaförlerle buluşturan etkinlik; Yılın Kuaförü Yarışması Ödül Töreni le Estetica Dergisi Meslek Onur Ödülü Töreni'ne de evsahipliği yapıyor.

'Neden Kuaförlük' başlığıyla bir meslek olarak kuaförlüğün sağladığı fırsatları anlatan bir konuşmanın da yer alacağı etkinlikte önemli kuaförlük markalarının kariyer masaları kuaförlüğü seçen öğrencilere kariyer ve staj imkanı da sağlayacak.

Koruncuk Vakfı'na da bağışlarla katkı sağlayan etkinlikte farklı kuaförlük markaları hazırladıkları saç tasarımlarını özel bir şovla izleyenlerle paylaşacak.

Etkinkliğe katılmak için kuaförlerin çalıştıkları markalarla görüşmesi veya 0212 272 02 70 numaralı telefondan giriş bileti satın alması gerekiyor.

Siz de yerinizi almak için hazırlanın ve 10 Nisan 2017 tarihini kaydedin…

Etkinliği Destekleyen Markalar

Koruncuk Vakfı'na bağış yaparak sahnede yerlerini alan kuaförler:

 

 

Türkiye’de Aveda

0

Türkiye’de Aveda

Estetica: Nazlı Altıpat ile beraberiz ve bir Aveda Türkiye hikayesi yazalım istedik. Ne zaman başladı Aveda Türkiye’de?

 

Nazlı Altıpat: Aveda Türkiye’ye Kasım 2010’da giriş yaptı. İlk salonumuz Erdem Kıramer Akmerkez. 6. yılımız doldu.

 

Estetica: Aveda’nın ilk yılında hem hoş geldin demiştik hem de bir değerlendirme yaparak hedeflerden bahsetmiştik. Şimdi ne durumdayız?

 

Nazlı Altıpat: Son 6 yılda hedeflerimizden daha ötesine ulaştığımızı görüyorum. Türkiye’de kuaförlük mesleğini daha ileriye taşıma arzu ve istediğinde olan kuaförlerin bunu yapabilmelerine katkı sağlamak için özellikle salonlarındaki misafirlerine verdikleri servislerin kalitesini artırmaya, kendi mesleki bilgi birikimlerini de geliştirmeye yönelik ve aynı zamanda tüketicilere de daha doğal ürünlerle çözüm bulabilmek adına markayı lanse ettik.

 

Estetica: Aveda kaç salonda var ve hedef neydi?

 

Nazlı Altıpat: Şu an 6. yılımızda 53 tane salondayız. Hedefimiz her yıl 10 salon açmaktı. Aslında hedeflediğimiz noktadayız. İstanbul, Ankara, İzmir, Gaziantep, İzmit, Antalya ve Bodrum’dayız.

Kuaförlerde sunulan ürünler ve fiyatları aynı olmak kaydıyla yani ekstra başka bir avantaj sunmadan daha geniş kitlelere ulaşabilmek ve özellikle 53 salonumuzun bulunduğu 7 il içinde Aveda markasını tercih eden tüm tüketicilere ulaşabilmek adına internet üzerinden de satışa başladık.

Estetica: Bir kriter ve standart var mı?

 

Nazlı Altıpat: Evet var. Öncelikle bu markayı tercih etme sebebimizi doğru anlamamız gerekiyor. Biz sadece ticari amaçla bulunan bir marka değiliz. Dolayısıyla görüşmeye gittiğimiz kuaför salonlarında markayı neden seçtiğini anlamaya çalışıyoruz. Markanın değerlerini paylaşıyoruz.

 

Estetica: Mağazalarınız ve internetten satış kuaförlerin satışını etkilemiyor mu?

 

Nazlı Altıpat: Bir markanın tanınırlılığı, bilinirliliği ne kadar artarsa, üstelik mağazayı da doğru konumluyorsak tam tersi yönde olumlu olarak etkiliyor. Bizim çalıştığımız 53 salonun hiçbirinden bu konuyla ilgili şikâyet duymadık.

Kendi adımıza orada çok iyi bir müşteri deneyimi yaşattığımızı düşünüyorum. Her ay gizli müşteri testleriyle kontrol ediyoruz. Mağazamızda çalışan uzmanlara her ay neleri daha mükemmel yapabiliriz diye bir gizli müşteri testi yapılıyor.

 

Tüketici çekmek amacıyla internet sitemizi tanıtmak için dijital tarafa da yatırım yapıyoruz. İlerleyen dönemlerde online alışveriş yapanları kuaför salonlarına yönlendirme ve oradan kuaför salonlarının işbirliği ile yapılacak, çeşitli avantajlı teklifler sunarak onların da bundan istifade etmesini sağlayacağız.

İnternet sitemizden alışveriş yapan tüketicilerimiz hâlihazırda bir Aveda salonuna gidiyorsa o tüketicinin artık yapacağı bütün alışverişlerden gittiği o kuaför salonu bir komisyon elde ediyor. Bu durum kuaför için hiçbir kayıp olmadığı gibi durduğu yerden para kazanması için bir şans. Aynı şekilde kuaförler kendi web sitelerinden bizim web sitemize yönlendirme yaparlarsa, biz nerden yönlendirme yapıldığını görebiliyoruz ve bu durumda kuaför yine komisyon kazanıyor. Her taraftan kuaförü kazandırma üzerine kurulu bir sistem.

 

Estetica: Aveda’da eğitim?

Nazlı Altıpat: Berlin, Londra ve Amsterdam’da ki Akademilerde yapacağımız kesim-renklendirme eğitimleri var. Burada hem uluslararası artistleri değerlendirme şansları oluyor hem de farklı ülkelerdeki meslektaşlarıyla aynı ortamda eğitim alma şansları oluyor. Bu anlamda bu yıl sonuna kadar 3 tane eğitimimiz var.

Bunun dışında Aveda’nın da her sene yaptığı bir organizasyon var. Bunların bir tanesi Aveda Kongresi. Dünyanın her yerinden kuaförlerin geldiği ve Amerika’da her yıl 5000 kişinin katıldığı bir kongre ve 2 senede bir yapılıyor.

Bir sene kongre diğer sene ise Avrupa’da bir organizasyon yapılıyor. Avrupa’daki Master Jam adlı organizasyon daha bölgesel ve bu sene Milano’da olacak. 1200-1300 kişinin katılımını bekliyoruz. Türkiye’den de 20 kişi gidiyoruz.

Haberin devamını Estetica Dergisi Sonbahar 2016 sayısında bulabilirsiniz.

hairist.com.tr’nin resmi

 mobil uygulaması Android ve IOS işletim sistemli akıllı telefonlarda!  

İndirmek için tıklayın:   

 

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.mobiroller.mobi9450942228

 

https://itunes.apple.com/tr/app/hairist/id982145975

Eğitimde bir marka: Fikret Yıldırım

0

Sadece kuaförlükle değil eğitimlerle de başarıyı yakalayan bir isim

Eğitmenlik farklı bir beceri gerektiriyor. Tüm birikimini kuaförler ile paylaşan, mesleki gelişimi için eğitime önem veren London Kuaför Etiler işletmecisi ve saç kesimi alanında Schwarzkopf Professional’ın Türkiye’deki yerel elçisi Fikret Yıldırım ile beraberiz. 

Kuaförlüğe nasıl başladınız?

Benim kuaför olmak gibi bir hayalim yoktu. 1997 yılında liseyi bitirdikten sonra kısa bir süre Girişim Asansör firmasında çalıştım. Daha sonra Yusuf Koçyiğit’in yönlendirmesiyle Suadiye London Kuaför’de işe başladım. Ustamın Yusuf Koçyiğit olması benim için çok önemliydi. Bu konuda çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Yusuf Bey’in çok disiplinli olması bana çok şey kazandırdı. Suadiye London şubesinde müşterilerin kuaförüne yaklaşımı çok iyiydi. İşin içine girdikten sonra mesleği çok sevdim. Şu an Etiler London şubesinin işletmecisiyim. Schwarzkopf Professional’ın Türkiye’deki saç kesimi alanındaki yerel elçisiyim.

Schwarzkopf Professional, 2009 yılında kendi markası olan Essential Look Skills eğitimlerini başlattı. Tüm dünya ile aynı anda Türkiye’de de eğitimler verilmeye başlandı. Ben de Essential Looks Skills’in ilk eğitmenlerinden biriyim. 2009 yılından beri Kıbrıs dahil tüm Türkiye’de eğitim veriyorum. Ben kesim konusunda branşlaşmak istedim. Pivot Point kökenliyim. Pivot Point’in çok eğitimini aldım. Etiler London Kuaför’de kesimlerin yüzde 70’i benim üzerimde. Tabii ki salonda müşterilere renklendirme de yapıyorum.  Ancak genel olarak arkadaşlarımın renklendirdiği saçları ben kesiyorum.

2017 kesim trendleri nelerdir?

Sert, asi kısa saçlar… Uzun saçlarda kâküller, kısa saçlarda asimetrik saçlar, orta boylarda da küt kesimler.

Kendinizi nasıl bir kuaför olarak tanımlıyorsunuz?

Müşteriler hep bana saç keserken etrafını görmüyorsun, saça çok odaklanıyorsun, saçı yaşıyorsun diyorlar. Bir saçı kesmek istiyorsam, o saçın nasıl olacağını hayal ediyorum. İstediğim sonucu çıkarana kadar o saçtan ayrılmak istemiyorum. Çok titizim. Yaptığım işin en temizini yapmaya çalışıyorum.

Müşterilerinizle iletişiminiz?

Eğitmenlik kimliğim bana değer kazandırıyor. Bu yüzden müşterilerim bana çok güvenir. Bence bir kuaförün kendini rahat hissedebilmesi ve sanatını çok iyi icra edebilmesi için müşterisinin ilk önce ona güvenmesi gerekiyor. Bir kuaför müşterisinin size inanıyorum ve size bırakıyorum demesini duymak istiyor. Müşterilerin size bırakıyorum demesi, bence kuaförü en çok rahatlatan şeylerden birisi.

Türkiye’deki Meslek Okulları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Meslek Okulları’ndan mezun olan kuaförlerin diğer eğitimlere de katılması gerektiğini düşünüyorum.

Sosyal medya?

Instagram ve Facebook kullanıyorum. Sosyal medyayı eğitmenliğe başladıktan sonra daha çok kullanmaya başladım. Kesim eğitimlerini sosyal medyada paylaşıyorum.

Müşteriyi salona kazandırmak için ne yapıyorsunuz?

Saçınızı bir de ben keseyim demek yerine, kendimi tanıtıyorum. Müşteri çevresindekilere benim eğitmen olduğumu anlatıyor. Müşterilerimin çok büyük kısmını bana eski müşterilerim getirdi. Saç kesim eğitmeni olmam müşterilerin gözünde büyük bir etken. Bu konu ile ilgili Schwarzkopf Professional bana böyle bir kapı açarak çok büyük fayda sağladı. Ben de çok çalıştım. Bilgi birikimimi müşteriye saçını keseceğim modeli anlatırken kullanıyorum ve müşterim bundan etkileniyor. Müşteriye servis yaparken ona yapacağım işlemi çizimler ile gösteriyorum. Hangi bölgede hangi açıyla çalıştığımı anlatıyorum. Böylece müşteri işime hakimiyetimin olduğunu görüyor.

Kuaförlüğün geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yeni neslin eğitimlere katıldıkça çok daha düzgün çalışacağını düşünüyorum. Kuaförlük sektörünün geleceği ile ilgili dezavantajlar da var. Sektörde artık alt kadro bulmak çok zor. Çünkü hiç kimse çocuğu liseyi bitirmeden işe başlamasını istemiyor. Eskiden çırak, yardımcı asistan bulabilirken, salonda insanlar çekirdekten yetişiyordu. Meslek Lisesi’nden ya da üniversiteden gelenler biraz daha tepeden bir şeyler yapmak istiyor. Eleman konusu sektörün en büyük sorunlarından birisi. Kendi kültürümüzle yetiştirmek üzere alt kadro, asistan bulmak artık çok zor.

Meslektaşlarınızla neler paylaşacaksınız?

Bizim işimiz ekip işi. Salonda işleri paylaşmak gerekiyor. Branşlaşmak işleri biraz daha kolaylaştırıyor. Sektör artık biraz da bu yöne gidiyor artık. Salonda her şeyi yapayım gibi bir algının ortadan kalması gerektiğini düşünüyorum. Anadolu’daki kuaförlerle sohbet ediyorum. Salonlarını geziyorum. Kuaför saç da yapıyor, manikür pedikür de yapıyor. Böylece personel sayısını düşürebiliyorsunuz ama ben branşlaşmaktan yanayım.  Salonlarda colorist adında çalışan kuaförler çoğalmaya başladı. Bu salon için çok büyük bir avantaj.

Hairist Yılın Kuaförü Yarışması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Doğru bir iş yapıldığını, yarışmanın gençlere fayda sağladığını görüyorum. Salondan arkadaşlar da yarışmaya katılıyor. Eğitimlerdeki kuaförler bana yarışmaya hangi tasarımları ile katılmaları konusunda fikir soruyor. Yarışma ile birlikte kuaförlerin salonda motivasyonunu arttırdığını düşünüyorum.

Estetica Dergisi hakkında görüşleriniz?

Estetica Dergisi’ni sürekli takip ediyoruz. Müşterilerimiz de dergiyi okuyor ve kuaförlerin salonun dışına çıktığını, eğitimlere, etkinliklere gittiğini görüyor. Estetica Dergisi’nin sektörü sosyalleştirdiğini düşünüyorum. 

Yarışma başlıyor

0

#asklayapilansaclar

Tasarladığınız saça aşık olanlardan mısınız? Ventoso ile şekillendirdiğiniz saçları 28 Şubat tarihine kadar kendi Instagram veya Facebook hesabınızda  #asklayapilansaclar etiketiyle paylaşın.

Estetica Dergisi Yayın Kurulu’nun seçeceği fotoğrafların sahibi, altın ve gül kurusu renkli simli kaplamasıyla sevgililer günü için tasarlanan Ventoso V8 Turbo5000 SLIMFIT kazansın!

 

3 altın, 3 gül kurusu renkli simli kaplamalı Ventoso V8 Turbo5000 SLIMFIT, 6 kişiyi bekliyor.

 

#asklayapilansaclar etiketiyle paylaşılan saçlar Ventoso ve Hairist  Instagram sayfasında paylaşılacaktır. Şimdiden bol şans!

Ventoso Fön Makinesi ile çekilmiş saç tasarımlarınızı bekliyoruz. 

 

Trump’ın saçların sırrı prostat ilacı

0

Trump'ın saçların sırrı prostat ilacı

70 yaşındaki ABD Başkanı Donald Trump’ın saçlarının peruk olup olmadığı çok konuşuldu. New York Times haberine göre Trump’un saçlarının arkasındaki sır, kullandığı prostat ilacı Rogaine.

1980 yılından beri Trump’ın doktoru olan Dr. Harold Bornstein’ın yaptığı açıklamaya göre, Rogaine ilacı kelliği önlüyor. Trump her gün saçları için bu ilacı kullanıyor. Finasteride maddesi, testosteron hormonunun, erkeklerde kelliğe yol açan DHT hormonuna dönüşmesini engelliyor. Yüzde 5 ve yüzde 2 minoxidil içeren versiyonları mevcut. Unutmadan söyleyelim sakal ve benzeri istenmeyen tüylere sebep olduğu için yüzde 5’liğini kadınlar kullanamıyor.  

 

hairist.com.tr’nin resmi

 mobil uygulaması Android ve IOS işletim sistemli akıllı telefonlarda!  

İndirmek için tıklayın:   

 

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.mobiroller.mobi9450942228

 

https://itunes.apple.com/tr/app/hairist/id982145975

Mesleğine aşık bir kuaför: İzzet Tabak/ Röportaj

0

Mesleğine aşık bir kuaför: İzzet Tabak

Türkiye’den Aveda salonlarının da katıldığı Aveda salonlarına özel olarak düzenlenen etkinlik içerisindeki Fashionista Yarışması’nda ülkemizi 2 kere temsil eden, mesleğine tutkuyla bağlı İzzet Tabak ile bir röportaj gerçekleştirdik.

hairistcomtr: Ne zaman ve nasıl kuaförlüğe başladınız?

İzzet tabak: Kuaförlüğe 1998 yılında başladım. 18 senedir kuaförlük yapıyorum. Doğma büyüme İstanbul’luyum. Ortaokul yıllarımda arabalara çok meraklıydım. Araba tamirciliği yapıyordum. Tarlabaşı’nda yaşıyorduk. Ağır Roman filminin çekildiği yıllardı. Efsane yıllardı. Benim bir arkadaşım vardı, kuaförlük yapıyordu. Ben araba altında çalışıp, ustama yardım ederken o her sabah yukarı doğru üstü başı tertemiz işe giderdi, akşam da tertemiz gelirdi. Hep ona özenirdim ama utangaç olduğum için kadınlarla çalışamam sanırdım. O zamanlarda sanatla uğraşmak istiyordum. Ben her konuda çok titizimdir ve temiz giyinmeyi severim. Mesleğe de biraz öyle başladım aslında. Kendime temiz bir iş seçtim. Ortaokulu bitirdikten sonra, 14 yaşlarında mesleğe adım attım. İlk zamanlarımda daha çok dergi ve katalog çekimlerine gidiyordum. O zamanlarda, o ortamda eksik yetiştiğimi anladım. Çünkü çekim ortamında sadece saç taranıyor ve topuz yapılıyordu. O yıllarda aslında kuaför salonunda çalışmak istediğimi fark ettim. Benim bir salonda çalışmam ve bir yerin patronu olmam lazımdı. Mesela insanların ‘İzzet burada mı? Biz saç kestireceğiz.’ diye sormasını istiyordum. Ben sadece saç taramak değil, saç renklendirme ve konsültasyon da yapmak istiyordum. Ama daha çok saç kesmek istiyordum. Hep onun hayalini kuruyordum. Hep böyle bir araştırma içerisindeydim. Sürekli Erdem Kıramer ismini duyuyordum. Arkadaşlarımla konuşuyorduk ve hepsi seni oraya almazlar diyordu. Bir yandan da boğulacaksam, büyük denizde boğulayım diyordum.

hairistcomtr: Peki Erdem Kıramer ile ne zaman tanıştınız?

İzzet Tabak: 16 yaşında Erdem bey ile tanıştım. Erdem Kıramer’in Etiler merkez salonunda çalışmaya başladım. Askere gidene kadar Erdem Bey’in yanında çalıştım. Askere gidip geldim ve yine Erdem Kıramer’de devam ettim. Sonra Erdem Kıramer’in başka şubelerine geçtim. Son olarak tırmana tırmana geldiğim bu noktadayım, Erdem Kıramer’in ortaklarından biriyim. Erdem Kıramer- Akmerkez şubesinin ortağı oldum. 16 senedir Erdem Kıramer’le beraberim.

hairistcomtr: Memnun musunuz?

İzzet Tabak: Çok memnunum. Kendimi dünyanın en şanslı insanı olarak görüyorum. Birincisi bu mesleği yaptığım için, ikincisi de Erdem Bey gibi bir duayenle aynı ortamda çalıştığım için ve beni bu salona ortak yaptığı için.

hairistcomtr:  O yıllardan bu güne kendinize neler kattınız?

İzzet Tabak: O yıllarda daha çok saç boyamaya ve müşteri sahibi olmaya çalışıyorsunuz. Yavaş yavaş kesim yapmaya da başlıyorsunuz. Ben daha çok saç kesmeye yoğunlaştım ve sık sık yurt dışında eğitimlere gittim. Aveda Akademi’de, Londra’da Sassoon Akademi’de, Akın Konizi ile Hob Akademi’de ve Paris’te Jacgues Dessange’da eğitim aldım. Daha çok kesim ağırlıklı çalışıyordum ama müşteri yoğunlaşınca saç boyamaya da başladım. Kesim insanıyım diyebilirim. Zaten Aveda gibi kaliteli bir markayla çalışıyorum. Bu yüzden şanlıyım. Aveda’nın sürekli eğitimleri oluyor ve onlara katılıyorum ama başka eğitimlere de gidiyorum. Eğitimi önemsiyorum ve fırsat buldukça eğitimlere gidiyorum.

hairistcomtr: Çalışırken disiplinli misiniz?

İzzet Tabak: Disiplin zaten olmazsa olmazlarım arasında. Mesela ben her sabah 8’de işimin başındayım. 8’i 5 geçe dükkana geleyim, o gün benim için gün bitmez. Akşam 8’den önce de dükkandan çıkmam. Sabah 8, akşam 8 çalışıyorum ve bir gün tatilim var. Ama bana yetiyor. İzin günümde bile bana ihtiyaç varsa salona giderim. Çünkü işimi çok severek yapıyorum. Sevmezsen zaten yapamazsın. Şu an bile İzzet burada mı diye bakmaya gelen iki kişinin saçını kestim.

hairistcomtr: Salona en çok kesim için mi yoksa renklendirme için mi geliyorlar? Siz hangisini yapmayı seviyorsunuz?

İzzet Tabak: Daha çok kesim için ama son yıllarda renklendirme için de çok geliyorlar. Ben ikisini de yapıyorum. Çünkü kestiğim saçı kendim görerek daha iyi renklendirebiliyorum. Eskiden saçı keserdim, colorist arkadaşıma yönlendirirdim ve başka kimseyi karıştırmazdım. Şimdi kestiğim saçı nasıl kestiğimi bildiğim için hangi rengi, nasıl uygulayacağımı daha net görebiliyorum. Colorist arkadaşa yönlendiriyorum ama istediğim gibi kesime uygun bir renklendirme çıkmıyor çoğu zaman çünkü saçı keserken hissettiklerini o boyarken hissetmiyor. Kestikten sonra hemen kendim renklendiriyorum ve hem işimiz uzamıyor. Kıramer’in hamurunda boyacılar ve taramacılar vardır. Senelerce öyle yetiştik. Mesela ben şimdi saçı keserken, kesime ruhumu yansıtıyorum, aşkla kesim yapıyorum. Kestiğim saçı kurutuyorum ve müşteriye sormadan boyayı hazırlıyorum. Bana güvenirler ve saçma bir şey yapmayacağımı bilirler. Güven çok önemli. Günde ortalama 20 servis yapıyorum. Ben her zaman müşterim salonda gezsin istiyorum, müşteri bana bağlansın istemem. Saçına herkes değebilmeli çünkü belki benim aklıma gelmeyen bir başka arkadaşımın aklına gelecek ve müşteri onu daha da beğenecek. Müşteri hoşnut olmazsa zaten geri sana dönüyor ve senin değerini anlıyor. Cep telefonu numaramı kimseye vermiyorum, herkes salonun numarasından ulaşıp randevu alabiliyor. Çünkü ben salonda yoksam diğer arkadaşlar var. Yarın bir gün ben olmazsam müşteri benim dışımda başka bir ele güvenebilmeli. Müşteriler kişiye değil, markaya bağlı olsun istiyorum. Şimdi benim burada adım Erdem Kıramer’den İzzet ama buradan ayrılırsam adım İzzet. O yüzden marka olmak gerçekten önemli. Taş yerinde ağırdır.

hairistcomtr: İleride kendi şubenizi açmak ve kendi markanızı oluşturmak istiyor musunuz?

İzzet tabak: Bu konularda çok vefalıyım. Bunu hayal bile edemiyorum. Erdem bey nerede nefes alıyorsa ben oradayım. O beni bu markaya layık gördü ve güvendi. Bu durum benim çok çalışmama da bağlı ama o beni layık gördüyse ve bana bu değeri verdiyse ben kesinlikle hiçbir yere gidemem. Zaten böyle bir şey düşünsem bile söyleyemem. Ben hissediyorum; bizim aramızda baba-oğuldan daha farklı bir şey var. O kadar şanslıyım ki. Benim ismimi biliyor, bana ‘nasılsın oğlum’ deyip sarılabiliyor. Kendimi çok şanslı hissediyorum. Bizim tanışma hikayemizde ilginç. Erdem bey kendi akademimizde topuz semineri veriyordu. Salondan kimse katılmadı. Kimse müşterisini bırakıp salondan gitmek istemedi. Bende heyecanla ‘ben giderim’ dedim. Belki çok sıradan bir topuz yaptım ama Erdem Bey beni orada tanıdı. Bir kırılma yaşadık. Önceden de tanıyordu ama çok iyi tanımıyordu. Şimdi beni çok iyi tanıyor. Erdem bey bir duayen ve ona saygım büyük. Mesela Milano’da yemekte benden konuşma yapmamı istediler. Ben çok güzel dinlerim, herkesi dinlerim ve kısa konuşurum. O gün de nasıl konuşacağımı bilemedim ve dedim ki : “Bugün burada büyük abilerim ve arkadaşlarım var. 18 sene evvel ne kadar doğru bir karar vermişim kuaför olmayı istemekle ve Erdem Kıramer ekibinin bir parçası olmakla ve verdiğim karara şükürler olsun diyorum.” diye bir konuşma yapmıştım. Erkan bey ve Erdem bey bakıştılar ve iyi ki konuşamıyorsun dediler. Erdem bey o gün masa da bir söz söyledi. “Her zaman mesleğime, meslektaşlarıma ve kendime saygı duydum.” dedi. O günden sonra daha daha kafama yattı sözleri. Kendime saygım var ama özellikle mesleğime daha çok var. O cümle çok güzeldi. Sektörde saygı ve mütevazilik çok önemli. Erdem bey konuşmaya başlayınca onu dinlemeye başlarım, ondan ne kaparsam kardır diye düşünürüm. O yüzden iyi bir dinleyici ve uygulayıcıyımdır ama konuşmaya gelince çok başarılı değilimdir.

hairistcomtr: Aveda Master Jam’e katılma fikri nereden doğdu? Yarışmaya nasıl hazırlandınız?

İzzet Tabak: Aveda Master Jam 2 senede bir oluyor ve 2 seferdir derece alıyoruz. Biz diyorum çünkü arkamda sadece benim değil ekibimin gücü de var. Yarışmaya ilk girdiğimde çok profesyonel düşündüm. Çünkü fotoğrafların kriterleri var. Güncel bir dergide çıkacak nitelikte olması gerekiyor. Bu yüzden güzel ve profesyonel, saçı taşıyacak bir modele ihtiyacımız vardı. O yüzden bir ajans buldum. Oradan bir modelle anlaştım. Türk kuaförü böyle durumlarda annesi, kardeşi, arkadaşı ya da müşterisiyle çalışıyor. Belki çok güzel kesimler yapıyor ama model saçı taşıyamıyor. Sonra çok profesyonel bir makyöz ve moda fotoğrafçısıyla çalıştım. Aslında bir sıfır önde başlamış oldum. Mesela ilk başlarda renk çalışmıştım ama baktım ki herkes renk çalışıyor. Benim rengin üstüne bir şeyler koymam gerekiyordu. Mesela geçen sene örgülü bir saç taradım ve üstüne renk uyguladım. Ben biraz mimar gibi düşündüm ve kolaya kaçmadım. Profesyonel olmayan modellerle de çalıştım ama poz veremiyorlar. Profesyonel modeller fotoğrafçıyı yönlendiriyorlar.

hairistcomtr: Bu yıl hazırladığınız modelinize nasıl hazırlandınız? Nelerden esinlendiniz?

İzzet Tabak: Yurt dışındaki kuaförlerden örnek aldım. Bizim için güzel bir şanstı. Benim evimde bir odam var, 3 tane eğitim kafası var ve gece birden aklıma bir şey geldiğinde kalkıp saç toplayıp, kesebiliyorum. O saatte renklendirme yapmıyorum ama saç şekillendiriyorum. Bana yarışmayı kazandıran o  tasarımı ortaya çıkarana kadar sürekli çalıştım, aklımdan bin bir tane model geçmişti. Bir kere her şeyden önce diğer saçlardan bir farkı olması lazımdı. Arkadaşlarımın yapacakları saçları düşündüm ve daha farklı olmasını istedim. Bir de artık Türk kadını çok güçlü her konuda. Eskiden makyaj yapan kadın yoktu, şimdi makyajsız dışarıya çıkan kadın yok. Eskiden hiçbir kadın saçını kestirmezdi, şimdi herkes kısa saçlı. Güçlü kadından yola çıktım. Hep bunu hayal ettim.

hairistcomtr: Kuaför olmasaydınız ne iş yapardınız?

İzzet Tabak: Düşünmedim. Dünyaya bir daha gelme şansım olsa yine kuaför olurdum.

hairistcomtr: Kuaförlük dışında neler yapıyorsunuz?

İzzet Tabak: Arabalara her zaman çok meraklıydım. Kuaförlükten önce araba tamirciliği de yaptım. Bende Murat 124 var. Bu araba bana 10 sene evvel dedemden kaldı. Dedem Isparta’daydı ben arabayı oradan getirdim. Arabanın camlarını kendim kırdım ve sadece arabanın gövdesi kaldı. Her tarafı  yıkandı ve temizlendi. Araba orijinaline sadık kalınarak yeniden yaratıldı. İtalya’dan bile getirdiğim parçalar oldu. Yağmurda, karda dışarıya çıkarmıyorum, zarar görmesini istemiyorum, ona gözüm gibi bakıyorum. Şimdi evimin garajında duruyor. Trafik olmadığı ve havanın güzel olduğu zamanlar çıkarıyorum.

hairistcomtr: Sosyal medya hakkında ne düşünüyorsunuz? Sosyal medyanın kuaförlüğe artıları neler?

İzzet Tabak: Artık sosyal medyayı kullanmayı bilmeyen yok diyebilirim. Sosyal medya kuaförlük mesleği için de büyük önem arz ediyor. Geçmiş yıllarda bir saç modelinin yapımını sadece sınırlı kaynaklardan görüp izleme şansımız vardı. Fakat şimdi önümüzde yüzlerce seçenek var. Beğendiğimiz bir saç artistinin kesim veya topuz videosunu internette rahatlıkla bulup izleyebiliyoruz. Fikir edinip salonlarımızda müşterilerimize uygulayabiliyoruz. Bu da sosyal medyanın gücüdür. Sosyal medyada saç kesim, ombre ve topuz gibi etiketlerle paylaştığımız modellerimiz biz kuaförler arasında da tatlı bir rekabet ortamı yaratıyor. Rekabet seven bir kuaför olarak sosyal medyanın en hoşuma giden tarafı bu diyebilirim. Çünkü rekabet duygusu sanatı ve yaratıcılığı ortaya çıkaran gizli bir silah gibidir. 7’ den 77’ ye herkesin en az bir sosyal medya hesabı var. Hayatımızın büyük bir bölümünde ciddi bir yer işgal ediyor. Gün boyu bütün gelişmeleri, son haberleri benim için en önemlisi modayı sosyal medyadan takip eder olduk. Bu durum büyük bir alışkanlık, hatta bağımlılık oldu desem yeridir. Fakat gözlemlediğim bir durum var her ne kadar adı sosyal medya diye anılsa da doğru kullanılmadığı zaman sosyalleşmemizi de engelleyebiliyor. Bu yüzden sosyal medyaya gösterdiğimiz ilgiyi ve alakayı eşimize dostumuza arkadaşlarımızı ihmal etmeden bir arada tutmalıyız.

hairistcomtr: Meslektaşlarına neler söylemek istersin?

İzzet Tabak: Dünyanın en kutsal ve en güzel mesleğini yaptığımızın altını bir kere daha çizmek istiyorum. Ben her sabah 5.30’ da kalkıyorum ve her sabah koşuyorum, onlarda koşsun. En önemlisi her sabah 8’ de randevum olsun ya da olmasın salonumun başında oluyorum, onlarda olsun. İnanın bu dediklerimi yaparlarsa yaratıcılıklarının ne kadar yükseklere tırmandığına şaşıracaklar. Bu sorunun cevabına mesleğimizin ve markamızın duayeni Erdem Kıramer’in sözlerini eklemek istiyorum:

“Kendime saygı duydum, mesleğime saygı duydum, meslektaşlarıma saygı duydum…   “       

HAIRİST 2017 YILIN KUAFÖRÜ YARIŞMASI OCAK AYI FİNALİSTLERİ BELİRLENDİ

0

HAIRİST 2017 YILIN KUAFÖRÜ YARIŞMASI OCAK AYI FİNALİSTLERİ BELİRLENDİ

Ocak 2017’nin finalistlerini seçmek üzere Estetica Dergisi Yayın Kurulu bir araya geldi. Jüri tarafından gerçekleştirilen elemeler sonucunda Renk-Kesim ve Şekillendirme-Topuz kategorilerinden 6 finalist belirlendi. Renk-Kesim Kategorisi’nde Ordu’dan Erdal Ekiz, Samsun’dan İsa Sevindik, Edirne’den Volkan Özer finalist olurken; Şekillendirme-Topuz Kategorisi'nde ise Ankara’dan Can Özcan , Mersin’den Efe Bayram Türkmen, İstanbul'dan Yaşar Olkan finalist seçilerek 2017 Yılın Kuaförü Yarışması'nda tasarımlarıyla birincilik için yarışmaya hak kazandılar!

Birbirinden güzel saç tasarımları 2017'de Yılın Kuaförü olmak isteyen yarışmacılar tarafından web sitemize yüklenmeye devam ediyor. Sizde Yılın Kuaförü olmak istiyorsanız tıklayın!

İşte her iki kategoriden de finalist olarak belirlenen tasarımlar:

Renk ve Kesim Kategorisi Finalistleri

 

 

Şekillendirme ve Topuz Kategorisi Finalistleri:

hairist.com.tr’nin resmi

 mobil uygulaması Android ve IOS işletim sistemli akıllı telefonlarda!  

İndirmek için tıklayın:   

 

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.mobiroller.mobi9450942228

 

https://itunes.apple.com/tr/app/hairist/id982145975

 

 

Kıvırcık saçlarıyla ikonikleşmiş 6 isim

0

Kıvırcık saçlarıyla ikonikleşmiş 6 isim

1. Klasik Hollywood efsanesi Elizabeth Taylor göşterişli, kıvırcık saçlarıyla aramızda. Taylor kıvırcık saçlarını, bir kraliçe edasında romantik ve asil topuzlarla kullanmayı tercih ediyordu.

2. İkonik sarışın denince akla ilk Marilyn Monroe gelse de kıvırcık saçları güzel aktrisin seksapalitesinin gizli elementlerindendi. Kısa saçları ve çılgın dalgalarıyla platinin büyüsü birleştiren Monroe herkesi kendine aşık edebilecek potansiyele sahipti.

3. Nicole Kidman’ı uzun, sarı saçlarıyla tanısak da soğuk güzelin doğal saç tipi aslında kıvırcık. 90’larda Tom Cruise ile çok konuşulan birlikteliği zamanında Kidman yoğun, kestane dalgalarıyla bizi kendine hayran bırakıyordu.

4. Pretty Woman filmindeki Julia Roberts’ın serseri ve şuh karakteri Vivian Ward’ı nasıl unutabiliriz? Vivian’ın kontrolden çıkmış dalgaları yalnız kıvırcık saçlıların değil, herkesin saç ilhamı olmayı başardı.

5. 90’ların unutulmaz romantik komedisi Harry Met Sally filminde Meg Ryan kıvırcık bob’uyla hafızalara kazındı. Bob saç kesiminin olmazsa olmazı kakülleri kıvırcık saçla buluşturan Meg Ryan bu korkutucu deneyimin altından benzersiz bir başarıyla kalktı.

6. Beyoncé denince zihinde ilk oluşan siluette başarılı sanatçının XL kabarık saçları yer alıyor. Afro güzelin çikolata rengi kıvırcık saç milenyuma damgasını vuran saçlardan modellerinden biri.

hairist.com.tr’nin resmi

 mobil uygulaması Android ve IOS işletim sistemli akıllı telefonlarda!  

İndirmek için tıklayın:   

 

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.mobiroller.mobi9450942228

 

https://itunes.apple.com/tr/app/hairist/id982145975

Saç kaynağında usta bir isim: Mustafa Uzun

0

Saç kaynağında usta bir isim: Mustafa Uzun

Saç kaynağı denilince ilk akla gelen isimlerden, işine sevgiyle bağlı Mustafa Uzun ile saç kaynağı üzerine bir röportaj gerçekleştirdik.

 hairistcomtr: Meslek hayatınıza ne zaman başladınız?

Mustafa Uzun: Meslek hayatıma 1987 yılında Nişantaşı’nda Veysel Öz’ün yanında başladım. Orada 2 buçuk yıl çalıştıktan sonra Bağdat Caddesi’ne geldim. Bağdat Caddesi’nde 1 sene Mehmet Tatlı’da çalıştım. Birkaç salonda daha çalıştıktan sonra ilk salonumuzu 1996 senesinde 3 ortakla birlikte açtık. Sonra ben 2002 senesinde ortaklarımdan ayrıldım ve Mustafa Uzun Kuaför olarak Bağdat Caddesi’nde yoluma devam ettim. Buradaki salonu ben ve kardeşlerim Osman ve Ömer ile açtık. Şu an Kartal’da ve Erenköy Bağdat Caddesi’nde olmak üzere 2 salonumuz var. Kartal’daki şubemizi geçen sene açtık. Erenköy’deki salonumuzda hem erkek hem kadın müşterilerimizi ağırlıyoruz ancak Kartal’daki salonumuz sadece kadınlara hitap ediyor. 

hairistcomtr: Kaynak yapmaya nasıl karar verdiniz?

Mustafa Uzun: 2003 senesinde ortaklarımızla ayrılınca çok maddi sıkıntıya düştüm ve Shesocap’ı Türkiye’de satan distribütörden kredi kartımdan nakit avans çekerek ilk kaynak makinesini aldım. Bağdat Caddesi salonumda çok zor durumdaydım. Bir arkadaşım bana saç verdi ve ben de her yaptığım saçların paralarının bir kısmını ayırarak biriktirdim. Böylece gerçekten 2003 senesinden sonra olan borçlarımı da 2008 senesine kadar ödedim. Yatırımlarımı da kaynak sayesinde yaptım. Kaynağı o yüzden seviyorum. Beni tanıyanlar bilir saçlara karşı ayrı bir sevgim var. Kaynaklı saçlara daha çok bir sevgim var. Çünkü beni ipten aldı. 2003’ten beri keratin kaynak yapıyoruz.

hairistcomtr: Kaynağı nasıl öğrendiniz?

Mustafa Uzun: Kaynak üreten firmadan eğitim alarak öğrendik. Mesela saçın çıkış yönüne göre takmanız gerekiyor. Saçın çıkış yönüne değil de yukarı doğru takarsanız. Bombe oluşur, saç aşağı doğru uzadığı için aşağıdaki saçlar kopar. Yani saçı alıp ta diğer saça tutturmak kaynak yapmak demek değildir. Müşteriler gerçekten bunları görmüyorlar ama saçları koptuktan sonra anlıyorlar.

hairistcomtr: Kaynak işlemini ne zamandır yapıyorsunuz?

Mustafa Uzun: Aslında ilk kaynağa silikon kaynak olarak başladık. Yani saç eklemeyi silikonla yapıyorduk. 1997’den 2003 senesine kadar silikon kaynak yaptık. Ama silikon kaynaktaki en büyük problem her zaman aynı saçı bulamıyorsunuz, sürekli farklı saçlar geliyor. Müşterinin saç yapısına göre saç bulamadığımız için her seferinde kalite değişebiliyor. Ama 2003’ten beri Shesocap ve Jimberto İtalyan markalarını kullanıyoruz. Bu markalarda standart 77 tane renk ve hafif dalgalı, düz saç seçeneklerimiz var. Mutlaka o renkler içerisinden müşterimize uygun olan bir renk çıkıyor. Böylece müşteriyle renkle ilgili bir problem yaşamıyoruz. İnsanlar kaynağı sadece kaynak olarak görüyorlar önemsemiyorlar ama öyle değil. Saç bir kadının vücudundan 24 saat çıkarmadığı tek aksesuarıdır. İnsanlar görüntüsüne para harcarken en son parayı saça harcamak istiyorlar. Gelinlerde bile böyle, gelinler çok güzel ve pahalı bir yerde düğün yaparken kuaföre verdikleri paranın az olmasını istiyorlar ama insanlar elde kalan tek şeyin fotoğraf olduğunu unutmamalılar. Hepimiz bir insanı ilk gördüğümüzde kıyafetine ve saçına bakarak değerlendiriyoruz. Vitrin gerçekten önemli, salonlar için olsun, insanlar için olsun. Her yerde vitrin bana göre çok önemli.

hairistcomtr: Kaç çeşit kaynak var?

Mustafa Uzun: Keratin kaynak, mikro kaynak, halkalı kaynak ve tresli kaynak var. Tresli kaynakta saçı tres yapıyorsunuz. Aynı şekilde parça parça keserek, müşterinin saçından bir parça, tresten bir parça alıp boncukla tutturuyorsunuz veya keratinle tutturuyorsunuz o kadar. Mikro kaynak işlemi, bir tutamı 2’ ye bölerek çalıştığımız için, kısa saçlarda 5 buçuk- 6 saat sürüyor. 250 adet saç takacağımız zaman ikiye bölünce 500 adet oluyor. Burada normalde 1-2 saat sürecek olan bir saç kaynağı işlemi 3-4 saat sürüyor. Fiyatta müşteri için bir şey değişmiyor ama görüntü olarak çok şey değişiyor. Bizim yaptığımız kaynaklarda müşterimiz saçını salladığı zaman kendi saçının ve kaynak saçın ne kadar uyumlu ve kaynaşmış olduğunu görüyor. Zaten olması gereken o.

hairistcomtr: Kaynağı nasıl uyguluyoruz?

Mustafa Uzun: Uygulama aşamasında dikkat edilmesi gereken en önemli şey; eldeki saçın kaynak yaptıracak kişinin karakter yapısına uygun olması. İnce telli saçlı bir kadına kalkıp ta kalın telli bir saç takamazsınız. İnce telli bir saça boncuk kaynak yapamazsınız. Çünkü yanlardan hep görünür. Kısa bir saça, halkalı ya da keratin kaynak yapamazsınız. Mikro kaynak diye bir moda akımı başladı. Mikro kaynağı aslında biz de 2013 senesinden beri yapıyoruz. Bunu kısa ve ince telli saçlarda daha çok yapıyoruz. Mikro kaynak demek keratin kaynağın 2 ‘ye bölünmüş hali. Yani bir tutam keratin kaynağı 2’ye böldüğüm zaman size mikro kaynak oluyor. Tabi bu bir pazarlama sistemi ve mikro kaynaklar tuttu. İnsanlar istiyor ama siz kısa saç dışında bir saça mikro kaynak yaparsanız kesinlikle saçı dolduramazsınız, saça istediğiniz yoğunluğu veremezsiniz. Çünkü adet düşüyor. Yani siz evet 200 tane saç takabilirsiniz ama normalde 100 tane saç takmış kadar olursunuz. Onun içinde mikro kaynak her saça uygun değil. Müşteri 2 aylık bir kaynak yaptırmak istiyorsa saçı uzunsa halkalı kaynağı öneririm. Halkalı kaynak da boncuk kaynak dedikleri kaynak. Aslında çok kaliteli görünmeyen bir kaynak çeşidi bana göre. Çok ucuz duruyor. Dünyada en iyi keratin kaynak üreten firmaların hiçbirinde halkalı kaynak yok. Bu firmalar Gritens, Shesokap, Bamni. Bunların hiçbiri halkalı kaynak üretmez. Çünkü oradaki müşteri saçını 2 ayda söktürmüyor, 6 ay kullanıyor. 6 ay kullandığı zaman, keratin kaynakların zaten sökme makineleri ve kendi losyonları var. Keratin kaynaklar zaten hiç görünmüyor. Keratin kaynaklar saçın rengi ve dokusuna benzediği için erittiğin zaman saçla tamamen bütünleşiyor hiçbir şekilde müşterinin ve bizim haricimizde kimse yaptığımız kaynaklara asla keratin kaynak diyemez. Ne kadar kısa olursa olsun kaynak olduğu belli olmaz. Çünkü ona göre çalışıyoruz. Yurtdışında da görüyorum iyi markalarda halkalı kaynak yok. Hepsinde keratin kaynak var. Halkalı kaynağın yapımı kolay ama görüntüsü kötü ve ucuz. İnce telli ve kısa saçlarda çok kötü görünüyor.

hairistcomtr: Saç kaynağını nasıl ücretlendiriyorsunuz?

Mustafa Uzun: Biz fiyatlarımızı kaynak adedi üzerinden belirliyoruz. Çünkü kimseyi kandırmak ya da dolandırmak istemiyoruz. Adet olarak uyguladığımız için müşterinin önüne saçı bırakıyoruz. Kaç adet uygulayacaksak onun ücretini alıyoruz. Saçı altın gibi düşünün kaç gram taktığınız önemli ve takılan adetin kaç gram olduğu önemli. Biz 200 adet taktık diyorlar ama 200 adetin kaç gram olduğu önemli. Bazı keratin kaynaklar 0.35 gram. 200 tane taksanız 70 gram ediyor. Hiçbir işe yaramıyor.

Elimizdeki saçlar yerli, yüzde yüz Türk saçı ve işlem görmemiş saçlar. Yüzde yüz Türkiye’de kesilmiş saçlar. Bir kuaför arkadaşımız saç kesiyor ve site kurdu, biz ondan alıyoruz. Kendimiz satın almıyoruz. Uçlarını keratin haline getirip o şekilde yapıyoruz. Bir de dediğim gibi Shesocap’tan aldığım saçlar var. Bu saçların 77 rengi var. Onlar hazır geliyor. Onlara koyulaştırma işlemi yapıyoruz ama açma işlemi yapmıyoruz. Fiyatlar hepsinde aynı. Ne kadar taktırırlarsa o kadar ödüyorlar. Mikro kaynakta daha fazla emek veriyoruz ama bunu müşterinin mutluluğu için yapıyoruz. Bizim onu yapmaktaki amacımız müşterinin görüntüsü güzel olsun. Adet fiyatımız 9-10 TL arası. Müşterinin önüne saçı bırakıyoruz, kaç adet isterse o kadar ücret alıyoruz. Genelde 100 adet oluyor ama değişiyor mesela saçını yoğunlaştırmak isteyen insanlara 70 adet takıyoruz.

hairistcomtr: Saçların hepsi doğal saçlar mı?

Mustafa Uzun: Saçların hepsi işlem görmüş saçlar. Doğal saç diye bir şey yok. Doğal saçlar olsa bile uçlarına keratin yaparak takıyoruz onları. Elimizdekiler yüzde yüz gerçek saçlar. Zaten sentetik bir saça işlem yapamazsınız. Burada dikkat edilmesi gereken; bizim taktığımız saçların hepsi 0.80 gram ile 1 gram arasında. Bu ne demek? Müşteri başka bir işletmede 200 adet saç takıldığında 70 gram saç alırken fiyatı belki daha uygun oluyor ama bizde 180-200 gram saç satın alıyor. Buradaki ayrım çok önemli.

hairistcomtr: Kaynak boyanır mı?

Mustafa Uzun: Tabi boyayabilirsiniz. Kalitesini düşürmez. Sonuçta normal insan saçı oda bir şey fark etmiyor. Kaynak yapmadan önce kaynağı boyuyoruz istediğimiz renge daha sonra takıyoruz. 77 tane renk var. Oradan muhakkak size uygun bir renk çıkıyor.

hairistcomtr: Salonunuzda kaynak dışında neler yapıyorsunuz?

Mustafa Uzun: Kaynak hizmeti dışında kuaförlük hizmeti veriyoruz.

hairistcomtr: Kaynağa için çok talep var mı?

Mustafa Uzun: Tabii ki çok fazla kaynak yapıyoruz. Kartal’da saç uzatma sistemleri daha zayıf ama burada daha yoğun. Çünkü çok popüler olduk Bağdat Caddesi’ndeyken. Kimse kaynak üzerine yatırım yapmadığı zaman biz kaynağa çok yatırım yaptık. Yatırım yaptığımız için kaynak üzerine Anadolu yakasında iyi bir ismimiz var. Şu anda çok talep var çünkü hiç kimse saçını uzatmayı beklemek istemiyor. Bir an önce uzamasını istiyor. Bu sadece kaynakta değil. Ombre ve boya yaptırırken de insanlar hemen hedefe ulaşmak istiyorlar ama parası olan tabi ki kaynakta hedefe ulaşabiliyor. Renklendirmelerde biraz sıkıntı var. Çünkü siyah gelen bir kadın, aynı gün sarışın olmak istiyor. Bunun hemen olması mümkün değil, zaman gerekli. Kaynaklı saçlarda saçlar zaten hazır geliyor. 77 tane rengimiz olduğu için kaynakta renk değiştirmek daha kolay oluyor.

hairistcomtr: Meslektaşlarınıza ve genç nesle tavsiyeleriniz nelerdir?

Mustafa Uzun: Genç arkadaşlar ve meslektaşlarım ümitsizliğe kapılmasınlar. Yani mutlaka bir çıkış yolu vardır. Yeter ki siz bakış açınızı değiştirin. Samimi olduğum bir arkadaşım vardı ve bana derdi ki “Bir yer senin enerjini bitiriyorsa muhakkak gözünü başka yere çevir.” Yani bir şey enerjini çabuk bitiriyorsa o tarafa çok bakmamaya çalış ve başka bir yere dön. Gerçekten eğer ki bizler kuaförlüğü biliyorsak, bu işi seviyorsak ve biz bu işin içine giren insanlar olarak eğer biz başaramazsak kimse başaramaz ki. Çünkü biz kadınları tanıyoruz. Müşterilerimizi tanıyoruz. Onları tanıdığımız için onlara güzel davrandığımız sürece,  her şeyden önce işimizi kendimiz için iyi yaptığımız sürece sıkıntı olmayacaktır. Ben böyle düşünüyorum. Benim için kapıdan kimin girdiği önemli değil. Çünkü ben kişiye göre fiyat almadığım için gerçekten önemli değil. Benim için herkes aynı. Ben yaptığım iş beni yansıttığı için güzel yapıyorum. Ben her zaman herkesten bir şeyler öğrenebilirim diye düşünüyorum. Benden daha küçük insanlardan gerçekten çok şey öğreniyorum. Yaşla alakası yok, bakış açısıyla ve zekayla alakası var. Muhakkak insanları anlamaya çalışmak lazım. 

 hairistcomtr: Kaynak işleminden sonra nelere dikkat edilmesi gerekiyor?

Mustafa Uzun: Kaynak sonrası kaynak yaptıran kişi yumuşak bir şampuan kullanması ve iyice diplerini taraması gerekiyor. Saçlarını tarayacaklar o çok önemli karışmaması için. Uçları düz olan fırçalarla tarayacaklar. Yuvarlak uçlu saç fırçaları kaynakları koparıyor, dibine takıldığı için. Çok dikkat edecekler. Ben kaynağı ipek kumaşa benzetiyorum. Alması pahalı, kullanması zor. Yüzerken saçlarını muhakkak toplamalılar. Yumuşak şampuan kullanmaları gerekiyor. Salık olmayacak yüzerken. Onun dışında kaynak yaptırdıkları kuaförde işlemlerini yaptırsınlar. Yumuşatıcı bakımlar kullanabilirler. Uzadığı zaman gelmesi gerekiyor zaten. Müşterinin çoğu boyalı ve röfleli olduğu için dip boyası geldiğinde bakımını da yapıyoruz. Tamir durumu oluyor. Ama biz zaten yaptığımız işlemlerin arkasındayız.

Saç, tırnak ve makyaj trendleri BeautyEurasia’da!

0

Saç, tırnak ve makyaj trendleri BeautyEurasia’da!

2017 yılının saç, tırnak ve makyaj trendlerinin paylaşıldığı, özel şovların yer aldığı 13. Uluslararası Kozmetik, Güzellik ve Kuaför Fuarı – BeautyEurasia, 27 – 29 Nisan 2017’de düzenlenecek.

Avrasya Bölgesi’nin en büyük kozmetik fuarı olan BeautyEurasia, 27 – 29 Nisan 2017 tarihlerinde, İstanbul Fuar Merkezi’nde 13’üncü kez gerçekleştirilecek. 36 ülkeden 450 katılımcı firmayı ağırlamayı hedefleyen BeautyEurasia, bu sene kozmetik, tırnak ve saç şovlarına ayrılan özel alanıyla kozmetik ve güzellik sektörünün en son trendleri sergilenecek.

Türkiye’nin lider sektörlerinde lider fuarlar düzenleyen ITE Turkey bünyesinde yer alan Platform Uluslararası Fuarcılık tarafından organize edilen 13. Uluslararası Kozmetik, Güzellik ve Kuaför Fuarı – BeautyEurasia; 27 – 29 Nisan 2017 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek. Avrasya Bölgesi’nin en büyük kozmetik fuarı olan BeautyEurasia; dünyanın dört bir yanındaki üretici ve tedarikçilerin ürün, hizmet ve teknolojilerini bir araya getirecek.

36 ülkeden 450 firmanın katılımı hedeflenen fuarda dünyanın dört bir yanından gelecek kozmetik, güzellik ve kuaför ürünlerinin yanı sıra, saç ve tırnak uygulamalarının yapılacağı bir şov alanı bulunacak. 2017 yılının yeni saç, tırnak renk ve trendlerinin tanıtılacağı fuarda, ziyaretçiler ve katılımcılar, yeni saç ve tırnak ürünlerini takip edebilecek, kullanım şekillerini görebilecek, kozmetik trendlerini yakından inceleyebilecek, yeni tasarımlar hakkında bilgi sahibi olabilecek.

Üç gün boyunca 10.000 kişinin ziyaret etmesi hedeflenen 13’üncü BeautyEurasia; Kişisel Bakım Ürünleri, Parfüm & Deodorant, Profesyonel Güzellik & Kuaför Salonu Ürünleri, Profesyonel Güzellik & Kuaför Ekipman ve Mobilyaları, Renkli Kozmetik, Doğal Kozmetik, Dermokozmetik, Saç Bakım Ürünleri, Bebek Kozmetik Ürünleri, Ecza Ürünleri, Estetik Ürün ve Cihazları, Hammadde, Ambalaj, Makine, Private Label & Fason Üretim, Tırnak Bakımı & Tırnak Süsleme ve Temizlik & Hijyen Ürünleri başta olmak üzere pek çok ürün profiline ev sahipliği yapacak.

Avrasya Bölgesi’nin en büyük kozmetik zirvesi olan 13. Uluslararası Kozmetik, Güzellik ve Kuaför Fuarı – BeautyEurasia; güzellik ve kozmetik konularında ihtisas sahibi, karar verici, yönetici, satın almacı ve diğer profesyonel ziyaretçilerin katılımıyla 27 – 29 Nisan 2017 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek. Fuarı ziyaret etmek isteyenler www.beautyeurasia.com adresinden kolayca ücretsiz online davetiyelerini alabilecek.

hairist.com.tr’nin resmi

 mobil uygulaması Android ve IOS işletim sistemli akıllı telefonlarda!  

İndirmek için tıklayın:   

 

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.mobiroller.mobi9450942228

 

https://itunes.apple.com/tr/app/hairist/id982145975