2021 kışında tırnak modası kısa tırnaklara işaret ediyor. Uzun tırnaklar genellikle dişilikle özdeşleştirilir, ancak doğallığın şaha kalktığı son yıllarda tırnaklar da bu eğilimden payını aldı. zun tırnaklarıyla tanınan Heidi Klum, Kylie Jenner gibi ünlü isimlerin bile artık tırnaklarının boyunu kısalttıklarını görüyoruz.
Trendin bir diğer önemli özelliği de tırnakların da yumuşatılmış bir şekil alması. Boy kısaldıkça tırnağın şekli de değişiyor. Tırnak modası, ünlü isimlerde de kendini gösteriyor. Bir zamanların Gossip Girl’ü Blake Lively de kısa tırnaklarıyla dikkat çekiyor. Selena Gomez ve son dönemin en başarılı Hollywood yıldızlarından biri olan Margot Robbie de tırnakta doğallığı tercih edenlerden. Kylie Jenner’ın tırnakları artık daha yumuşak ve daha doğal; Heidi Klum ise genellikle badem biçiminde şekillendirdiği tırnaklarını artık oval bir şekle büründürdü.
Tırnak renk trendine baktığımızda tıpkı makyajda (ruj trendi) olduğu gibi 2021’in bordonun öne çıktığı bir yıl olacağını söyleyebiliriz. Bordo gibi dramatik bir renk, daha yumuşak ve kısa tırnaklarda gotik bir görünümden kurtuluyor, aksine göz alıcı ve şık duruyor. Trend tonlarına gelince, tırnaklar derin deniz mavisi, koyu portakal ve zeytin yeşilinin hakimiyetinde olacak.
Kaşları şekillendirirken nelere dikkat edilmeli? Gözlük kulananlar nasıl bir göz makyajı yapmalı? Göz farı nasıl daha dayanıklı hale gelir? Pudra fırçası ya da pudra pufu olarak ne kullanılmalı? Makyaj öncesinde kaşları düzeltmek neden önemli? Makyaj ve makyaj ürünlerine dair merak edilenleri ve profesyonel makyajın temel bilgilerini sizler için derledik.
Makyajı yaparken belirli bir sıra izlemem gerekiyor mu?
Makyaj yaparken hangi adımları izlediğiniz öncelikle tercih meselesidir. Sadece cildi temizleyip nemlendirdiğinizden ve kaşları düzelttiğinizden emin olun. Göz kalemi, maskara, allık ve dudakların şekillendirilmesi gibi tüm adımların gerçekleştirilmesi önemlidir. Elbette, bazıları bir sonraki adımın temelini oluşturdukları için (far bazının fardan önce uygulanması gibi) kesin bir sıralamaya tabidir.
Eyeliner için hangi ürünleri kullanabilirim?
Kalem şeklindeki eyeliner’lar ek bir fırça olmadan kullanılabilir ve kullanımı nispeten kolaydır. Ancak bunlar her kullanımdan sonra dezenfekte edilemediği için kuaför ve güzellik salonlarında kullanılmaları uygun değildir. Göz kalemini sıvı bir ürün ve fırça ile uygulamak daha zor olsa da bu ürünler daha profesyoneldir ve çeşitlilik gösterir. Kömür bazlı kalemler biraz daha güçlü hatlar oluşturmanıza yardımcı olur.
Pudra fırçası veya pudra pufu olarak ne kullanmalıyım?
Seçim, neyi başarmak istediğinize bağlı. Toz pudra ile geniş bir alan üzerinde çalışabilir ve aynı anda yüze daha fazla pudra uygulayabilirsiniz. Bu tip pudra, yağlı cildi matlaştırmak veya makyajı bitirmek için çok uygundur. Bir pudra fırçası, özellikle yüzü biçimlendirmek için gerekli olan kesinliği ve vurguyu sağlayacak bir uygulama sunar.
Her makyajdan önce kaşların şekli neden kontrol edilmelidir?
Kaşlar, gözleri daha da vurgulayan bir çerçeve görevi gördüğünden, kaşların şeklini mutlaka kontrol etmek gerekir. Kaşlar Yüz ifadesine de önemli bir katkı sağlarlar. Uygun olmayan şekle sahip düzensiz kaşlar, yüzün negatif görünmesine neden olabilir. Kaşlar (ihtiyaç halinde cımbızla) şekillendirildikten sonra, küçük boşluklar da kaş pudrası veya kaş kalemi yardımı ile doldurulabilir. Çok açık renk kaşlara sahip olanların kaşlarını hafifçe renklendirmesi çok daha iyi sonuçlar yaratabilir. Temel olarak dengeleme yaparken, kaşın burun köprüsünden dışarıya doğru yükselip üçte ikisinden sonra en yüksek noktaya ulaşarak tekrar düşmesini sağlayın.
Gözlük kullananlar makyaj yaparken nelere dikkat etmeli?
Uzağı görememe (miyom) durumunda, gözler gözlüklerin arkasında daha küçük görünür, bu nedenle açık göz farı tonları ve daha açık (gri, kahverengi) bir kohl ile optik olarak büyütülmelidir. Ek olarak, lensler renk etkisini yumuşattığı için daha güçlü bir göz makyajı uygulayabilirsiniz. Yakını görememe (hipermetrop) durumunda ise tam tersi doğrudur, gözler daha büyük görünür ve mevcut kırışıklıklar ve halkalar daha net görünür. Daha koyu göz farı ve göz kalemi tonlarıyla gözün küçük görünmesi sağlanır. Koyu halkaları ve kırışıklıkları gidermek için kapatıcı kullanılması da önerilir.
Farın gözde uzun süre dayanması nasıl sağlanabilir??
Göz kapağına fondöten uygulanması farın dayanıklılığını artırır. Ayrıca daha uzun ömürlü bir etki sağlayan far bazları da kullanılabilir.
Sezonun en dikkat çeken trendlerinden biri bordo rujlar. Kuşkusuz dudak bu rengi aldığında tumblr yüze dramatik bir etki kazandırıyor. İddialı olduğu kadar çarpıcı da!
Versace
Anna Sui
Dumanlı Gözler
Mark Jacobs
Dior
Dağınık, bulaşmış görüntüsü veren dumanlı gözler sonbahar-kış sezonunda sadece siyah değil, yeşil-sarı renklerle de kendini gösteriyor.
Bu sezon gözlerde yorgun, hüzünlü ve bir kadar da çekici bir güzellikten bahsedebiliriz.
Max Mara
Emilio Pucci
Salvatoro Ferragamo
Fondötensiz Ciltve “Yokmuş Gibi” Makyaj
Saçlarda her geçen yıl doğallığa doğru giden trend, etkisini makyajda bu yıl çok radikal bir şekilde gösteriyor. Fondöteni tamamen devre dışı bırakarak sadece aydınlatıcı ve ufak kapatıcı dokunuşlarıyla tamamlanan, hafif bir rujla renk verilmiş görünümler…
Giorgia Armani
Dore ve Işıltılı Gözler
Bu sezon için bir başka dramatik görünüm daha. Sarı, dore ve yaldızlı göz makyajı bu yıl dikkat çekmek isteyenleri bekliyor.
Tavrı koleksiyonlarında en ön sıraya yerleştiren TAGG, bu sezon kadına gücünü yeniden hatırlatan formlarla karşımızda.
Farklı kimliği ile TAGG 20-21 Sonbahar Kış Koleksiyonu
TAGG, bu yıl dijital olarak gerçekleşen Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul (MBFWI) kapsamında, sezonsuz başlığıyla, Powerbank adını verdiği bu koleksiyonunu, zor zamanlardan geçtiğimiz bugünlerde kadınlara aradığı gücü sunan bir koleksiyon olarak tanımlıyor.
Minimalist stiller
Kadınlar son zamanlarda her zaman olduğundan daha da aktif ve cesur roller üstlendiler. Pandemi sürecinde gerek sağlık sektöründe, gerekse iş hayatının birçok farklı alanında ön sıralarda yer alan kadınlar, ev hayatında da varlıklarını koruyucu içgüdüleriyle gözler önüne serdiler. Buradan yola çıkarak TAGG 20-21 Sonbahar Kış Koleksiyonu bir kutlama anına dönüştü. Tasarımcı Gökay Gündoğdu, ‘İyimser bir tavırla, yaşama gücümüzü hatırlatan ve eski olağan günlerimizdeki gibi bir kutlama nasıl olursa bu anı öyle kutlamak istedim.’ diyor.
Şık silüetler
Silüetlerini feminen bir orduya benzetiyor. Kendine güvenen ve ayakları üzerinde sağlam durabilen kadının yansımalarının görüldüğü koleksiyonda modern kıyafetler yer alıyor. Özgüven ve gücü rütbeler olarak konumlandırıyor. Gold daire el yapımı broşlar bu rütbeleri simgeliyor. Militer tavrı volümlü gömleklerle destekliyor. Faydacı bir yaklaşımla ceplere koleksiyonunda sıklıkla yer veriyor. Çağdaş, zamansız stiller, cesur duruş kıyafetlerde dikkat çekiyor. Asalet ve zerafetin izleri koleksiyona imzasını atıyor. Apoletler, uzayan bağcıklar ve kemerler silüetleri daha da güçlü kılıyor. Koleksiyonlarının olmazsa olmazı gold detaylar ve kutlama anına eşlik eden kristal el işleri de maskülen takımları, yelek ve ceketleri süslüyor. Ekose kumaşlarda ve militer yağmurluklarda kullandığı kristal işlemeler maskülen feminen dengeyi vurguluyor. Kristal el işlemeleri rütbelerde sıkça karşımıza çıkan kuşlardan esinlenilerek tasarlanmış. Özgürlüğü temsil eden kuş motifi; ümite, barışa ve sevgiye yolculuk ediyor.
Kadının gücüne güç katan formlar, deri parçalarla da zenginleşiyor. Koleksiyonda hakim olan siyah, gri tonlarındaki ekoseler, beyaz koton gömlekler ve yağmurluk koton kumaşlarla yumuşuyor.
Koleksiyon kadının aynı zamanda hem feminen hem de güçlü olabileceğinin bir kanıtı olarak karşımıza çıkıyor.
TAGG ürünlerine www.taggfashion.com, Gizia Gate ve Vakkorama’lardan ulaşabilirsiniz.
2021 kış saç modasına kendi vizyonunu sunan Tasarımcı Laetitia Guenaou’nun “La Suite’ Sonbahar-Kış 2020/21 koleksiyonu, sıcak bir kışın habercisi. Cesur ve modern kesimler, sıcak renklendirmeler… Hafifçe jölelenmiş ya da tamamen serbest bırakılmış stiller.
Bağımlılık deyince aklımıza sadece alkol, sigara, uyuşturucu madde ya da sekse hayatı olumsuz etkileyecek noktada düşkün olma hali gelir. Ancak, bağımlılık kavramı sadece bunlarla sınırlı değil. Çözülemeyen duygusal tıkanıklıklar, travmalar, üstü örtülen sorunlardan kaynaklanan bağımlı kişilik özellikleri kendini farklı şekillerde tezahür eder, Bunlardan biri de duygusal bağımlılıktır.
Duygusal bağımlılık, temel olarak olumsuz olaylarla başa çıkmak için hayatınız boyunca ya da hayatınızın bir bölümünde hissetmeye alıştığınız belirli duygulara yaslandığınızda gerçekleşir. Negatif olaylara bağlı olarak yarattığımız olumsuz duygulara tutunma ve bel bağlama durumudur.
Alıştığımız şekilde hissetmek ve tepki vermek sinirsel bağlantıları güçlendirir, bu da bilinçaltımızda aynı duyguyu aramamızı sağlar. Duygusal bir bağımlılık, vücudun kendi kimyasal tepkilerine bağımlı hale gelmesidir. Kimi insanların acıdan beslendiğini ve mutlu olduğunu düşünmemizin nedeni budur. Onlar, keder ve üzüntü duygusuna bağımlıdır, çünkü bu duygulara alışıktırlar. Hatta, keder onlara bir çeşit güven duygusu verir.
Bu duygular genellikle 3 farklı kategoride kendini gösterir:
İster bağımlılığı tetikleyen duygu korku, ister öfke ya da üzüntü olsun, bu kişiler sosyal ve iş ilişkilerinde problemler yaşayabilirler. Uygun olmayan davranışlarda bulunabilirler.
Duygusal Bağımlılığınız Olduğuna Dair Belirtiler
1. Toksik, yıpratıcı ilişkilere tutunuyorsanız
2. Stresli durumlarda duygularınızı kontrol etmekte zorlanıyorsanız
5. Sizi üzdüklerinde insanlara agresif yaklaşıyorsanız
Duygularınızı kontrol altına almak, stresle daha yapıcı bir şekilde başa çıkmanızı sağlar.
Başarısızlıklarınızla ilgili olarak başkalarını suçluyor, hayal kırıklığına uğradığınızda ya da bir şeye üzüldüğünüzde uzun süre o duygudan kurtulmakta zorlanıyorsanız duygusal bir bağımlılıkla mücadele ediyorsunuz.
Duygusal Bağımlılıklardan Nasıl Kurtulabilirsiniz?
Duygusal bir bağımlılığınız olduğunu hissediyorsanız, önce her zaman her şeyin olumsuz tarafını görmenize neden olan şeyin ne olduğunu bulun. Geçmiş deneyimleriniz ya da yetiştirilme tarzınız olabilir mi?
Geçmişte yaptığınız hatalardan dolayı kendinizi cezalandırma eğiliminizi fark edin ve bunu değiştirmek için düşünce yapınızı değiştirin.
Kontrolünüz dışında olan şeyleri fark ettiğinizde, onları kabul etmeyi öğrenmeli ve yolunuza devam etmelisiniz.
Bu sürecin ilk ve en önemli kısmı, duygularınızı daha sağlıklı yollarla kanalize etmeye odaklanmaktır.
Mutluluk Sadece Şimdiki Anda Saklı
Gerçek mutluluk şimdiki anda saklıdır. Geçmişte ya da sadece geleceği düşünerek yaşamak, yerleşik bir hayal kırıklığı ve kaygı yaratır.
Bugün için yaşamayı öğrenip geçmişiniz ya da geleceğiniz hakkında daha az endişelenmeyi başardığınızda öfke, keder ya da korkuya bağımlı bir yaşam sürmekten kurtulabilirsiniz.
Flört aşamasında kadınlar ve erkekler nasıl davranmaları gerektiğine dair bir bocalama yaşarlar. Tüm gün “Mesaj atmalı mıyım, yoksa çok mu erken?, “Ondan mı mesaj beklemeliyim?” gibi sorularla mücadele ederler. İlişki koçları ilişkinin başında belli kurallara dikkat etmek gerektiğinin altını çiziyorlar. İlk buluşmadan sonra, iyi vakit geçirdiğinize dair bir teşekkür mesajı atabilirsiniz. Ancak, ciddi bir ilişki istiyorsanız asıl dikkat etmeniz gereken şey hangi mesajlardan kaçınmanız gerektiği. İşte tehlikeli mesajlar:
1. Geleceğe Atıfta Bulunmak
Örneğin; mesaj göndererek onu gelecek hafta gerçekleşecek olan bir etkinliğe davet etmek, çok akılcı değil. Niyetiniz ne kadar iyi olursa olsun yeni bir ilişkinin başlangıcında ileriye dönük planlar karşı tarafı şaşırtıp ürkütebilir. Kadınların gelecekle ilgili ayrıntılı fanteziler inşa etmekte erkeklerden daha hızlı olduğu bilinen bir gerçek. Ciddi bir bağlılığa işaret eden her tür mesaj, sizinle ciddi bir ilişki potansiyeli olsa dahi karşınızdakinin korkup kendi köşesine çekilmesine neden olabilir.
Onun yerine şunu gönderin: “Dün gece çok iyi vakit geçirdim, çok teşekkür ederim. Tekrar görüşmek üzere…” Tarih ve saat içeren fazla spesifik önerilerden kaçının.
2. “Neredesin?”
Bu iki kelime, özellikle de ilişkinin başında, karşıdaki kişide kişisel sınırlarının ihlal edildiği ve kendisinden hesap sorulduğu fikrini yaratır. Kimse hesap vermekten hoşlanmaz. ‘Neredesin?’ yerine “Nasılsın?”ı tercih edin.
3. “Ne Yapıyorsun?”
Tek gecelik bir ilişki arıyorsanız, doğru soruyu sorduğunuzu söyleyebiliriz. Ancak daha fazlasıyla ilgileniyor ve flört ettiğiniz kişiyle ciddi bir ilişki yaşamak istiyorsanız bu sorudan kesinlikle uzak durmalısınız. Özellikle gece yarısı yolladığınız “Ne yapıyorsun?” mesajının yerine, pekala “Sekse ne dersin?” de yazabilirsiniz, çünkü her iki metin de karşı tarafa aynı mesajı gönderir.
4. “Seni Düşünüyorum.”
Bu mesaj, flört aşamasında yada ilişkinin en başında karşınızdaki kişiye çok fazla ya da çok erken gelebilir. Bunun yerine şunu gönderin: “Seninle harika zaman geçirdim. Yakında tekrar yapalım.”
L’Oréal, Jean-Paul Agon’un 1 Mayıs 2021’den itibaren CEO olarak görevini devrettiğini duyurdu.
Jean-Paul Agon’un başkanlığında toplanan L’Oréal Yönetim Kurulu Atamalar ve İdare Komitesi yeni yönetim ve grup başkanlığına ilişkin planını açıkladı
Şirketin ana sözleşmesi 65 yıllık yasal emeklilik yaşına herhangi bir istisna getirmediğinden, Jean-Paul Agon’un CEO olarak görevini Temmuz 2021’den önce devretmesi gerekiyor.
Yönetim Kurulu, bu kapsamda Başkanlık ve CEO görevlerini birbirinden ayırmayı planladığını açıkladı.
Kurul, Jean-Paul Agon’un 2011 yılından beri yürüttüğü Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinin süresini uzatmayı ve halen CEO Vekili olarak görev yapmakta olan Nicolas Hieronimus’u ise CEO olarak atamayı planladığını duyurdu.
Nicolas Hieronimus – CEO
33 yıl önce L’Oréal’e katıldı. Tüm kariyerini grup bünyesindeki birçok ülke ve bölümde geçirdi. 2017’den bu yana CEO Yardımcısı olarak görev yapıyor.
Atamalar ve Yönetim Komitesi Başkanı, Bağımsız Direktör Sophie Bellon süreçle ilgili şunları söyledi: “Komitemiz ileriyi gören, objektif ve titiz bir yaklaşımla on sekiz ayı aşkın bir süredir L’Oréal’in gelecekteki yönetimi ve Jean-Paul Agon’un CEO olarak vekalet planı üzerinde çalışıyor. Önümüzdeki yıllarda karşılaşacağı başlıca güçlükleri mercek altına yatıran komite, bu zorlukları başarıyla karşılayacak beceriye ve kişisel niteliklere sahip birkaç kadın ve erkek aday seçti. Komitenin adaylarla yaptığı görüşmeler neticesinde, Nicolas Hieronimus, CEO Jean-Paul Agon’ın varisi olabilecek en meşru aday olarak öne çıktı. Buna binaen atanması, Jean Paul Agon’un tam onayıyla Kurul’a önerildi.
Yönetim Kurulu, Yönetim Kurulu Başkanı olarak Jean-Paul Agon’a güvenebileceği için mutluluk duyuyor ve zamanı geldiğinde ona saygılarını sunmaya hazır. Yönetim Kurulu, grubun CEO’su olarak geçirdiği 15 yıl için ona içtenlikle teşekkür ediyor. Jean-Paul Agon, güzelliğin geleceğini hayal etti ve L’Oréal’in temel ilkelerine sadık kalarak, şirketi dönemin zorluklarına adapte etmek için kökten dönüştürdü” ifadesine yer verilen açıklama, şöyle devam etti:
“Yönetim Kurulu, önerilen organizasyonun, grubun performansı, değerleri ve taahhütlerinin sürdürülebilirliğini ve yönetim kalitesini garanti edeceğine inanıyor. Yönetim Kurulu ve Nicolas Hieronimus, Jean-Paul Agon’un her iki pozisyondaki başarılı ve takdir edilen deneyiminden yararlanacak. Yönetim Kurulu, grubun paydaşlarının artan beklentilerini karşılamak için onun yönetim konusundaki uzmanlığına bel bağlayabilecek. Nicolas Hieronimus, aralarında yıllarca kurulan güven ilişkisine dayanan zengin fikir alışverişi çerçevesinde Jean-Paul Agon’un tavsiyelerine güvenebilecek.”
Ayrıca, Jean-Paul Agon, Atamalar ve Yönetim Komitesi ile yaptığı görüşmelerde, Yönetim Kurulu’nun mutabakatı ve Nicolas Hieronimus’un tam desteğiyle, Nicolas Hieronimus’un yerine CEO Yardımcılığı görevini ve Şubat 2021’den itibaren Araştırma, İnovasyon ve Teknoloji’yi yönetecek olan Barbara Lavernos, 1 Mayıs 2021’de CEO Vekili olarak atanacak.
Bu kararlar hakkında yorum yapan Jean-Paul Agon ise şunları söyledi: “Benim talebim üzerine, Atamalar ve Yönetim Komitesi, yeni CEO’yu seçmek için örnek bir şekilde, erkenden derinlemesine bir çalışma yürüttü.
Nicolas Hieronimus, L’Oréal’in CEO’su olmak için gereken tüm niteliklere sahip, ilham verici bir liderdir.
Tüketicilerin ihtiyaç ve beklentilerine duyarlılığı, zamanın ruhuna dair anlayışı, tüm kanallarda, ülkelerde ve kategorilerde güzellik konusundaki pazarlama deneyimi, grubun markaları hakkında derinlemesine bilgisi, ekipleri bir araya getirme ve onları sürece dahil etme becerisi ile L’Oréal’e liderlik edecek en iyi aday.
Nicolas Hieronimus ayrıca, grup içinde 30 yılı aşkın örnek kariyeri ve özellikle L’Oréal Lüks Ürünler Bölümü’nün başında olmak üzere büyük başarılara imza atan örnek kariyeri ile bu role mükemmel bir şekilde hazırlandı. Son 3 yıldır, özellikle birkaç aydır içinden geçtiğimiz kriz döneminde operasyonel bölümlerimizi canlandırmak için CEO Yardımcısı olarak yanımda kilit bir rol oynadı. Yönetim Kurulu’nun ve benim kendisine güvenimiz tam.
Barbara Lavernos
Barbara Lavernos CEO Vekili
Geçmişi, becerileri ve kişisel nitelikleri göz önüne alındığında, Barbara Lavernos ise CEO Yardımcısının stratejik rolünü üstlenmek için mükemmel bir donanıma sahip.
Atanmasıyla birlikte, L’Oréal Ar-Ge çalışmalarını en üst seviyeye konumlandırdı, bu da onun kritik görevini doğruluyor.
Ar-Ge ve Teknolojiyi birleştiren yeni Yönetim, grubun geleceğe yönelik büyük buluşlarının beşiği olacak. Bu değişiklikler, L’Oréal’in her zaman bağlı olduğu devamlılık ruhunu yansıtıyor.”
Vivienne Mackinder’in Metallica alı çalışması, 2021’de daha da çok göreceğimiz metalik saç renklerini şahlandırıyor. Fendi koleksiyonundan ilham alan çalışmaya ilişkin şu yorumu yaptı: Saç tasarımcılarına esin kaynağı olacak ve müşterilerin de severek kullanacakları görünümler sunmak istedim.”
Saç: Vivienne Mackinder Renklendirme: Lori Zabel Fotoğraf: Desmond Murray Stil: Nikko Makyaj: David Maderich
Saç dökülmesi hormonlar, genetik, yaşlanma ve stres gibi birçok nedene bağlı olarak gelişebilir, Pandemi sürecinde Covid-19 virüsünden korunma çabaları ve ekonomik durgunluğun yarattığı stres hormonal dengeyi bozduğu için saç dökülmesine katkıda bulunabilecek faktörler arasında öne çıkıyor.
Önemli olan müdahale edilmesi gereken noktaya gelmeden saçı dökülmeye karşı korumaktır. Saç dökülmesine karşı baştan önlem almak için şu önerilere dikkat edin:
Saçınızı düzenli olarak fırçalayın. Bu,saç derisine masaj yaparak kan akışını ve dolaşımını iyileştirmeye yardımcı olur. Saçınız ne çok yağlı ne de çok kuru olmalı. Uzun saça sahip olanların saçlarını yıkadıktan sonra boynun arkasına doğru taramak yerine yüze doğru taramaları, foliküller üzerinde daha az stres yaratır
Kurutma makinesini aşırı kullanmaktan kaçının. Bu, saçları güçsüzleştirip daha kırılgan hale getirerek dökülmeyi arttırır.
Hormonal dengesizlikler, düşük tiroid, demir veya iyot eksikliği gibi diğer tıbbi durumlar saç dökülmesine katkıda bulunabileceğini unutmayın. Gerekli tıbbi testleri yaptırdığınızdan emin olun.
Peynir altı suyu, protein tozu ve benzeri takviyeler incelmeye ve saç dökülmesine neden olabileceğinden, aşırı kullanımından kaçının.
Beslenme ihtiyaçlarınızın farkında olun. Bazı diyetlerin saç dökülmesi üzerinde destekleyici bir etkisi olabilir. Ayrıca, saç sağlığına yardımcı olan çinko, iyot ve demir minerallerinin yanı sıra A, B kompleksi, C, D ve E vitaminlerini içeren bir multivitamin saçı sağlıklı tutmada önemli bir rol oynar.
Sigara içmenin kalp, damar ve akciğer sağlığına olumsuz etkileri tartışılmaz, fakat saç dökülmesine de katkıda bulunabildiği pek bilinmiyor.