Ana Sayfa Blog Sayfa 349

Miami’de bir Türk kuaför

1

Miami'de kuaförlük

Pivot Point'in Türkiye'deki ilk eğitmenlerinden ve şu anda Amerika'da yaşamını sürdüren Türk kuaför Muzaffer Topal ile Amerika'da kuaförlük üzerine bir sohbet gerçekleştirdik.

Schwarzkopf Professional ile gittiğimiz Amerika Eğitim Seyahati'nde Türkiye'den gelen meslektaşlarıyla biraraya gelen Muzaffer Topal ile gerçekleştirdiğimiz röportajımız:

hairiscomtr: Miami’de kuaför olarak mesleğinizi nasıl devam ettiriyorsunuz?

Muzaffer Topal: Bizim burada özlediğimiz tek şey oradaki dostluklar. Onun dışında burada da mesleğimi Türkiye'deki gibi devam ettiriyorum. Burada bir okulda, topuz ve kesim üzerine 1600 saat eğitim alan öğrencilerin mezuniyetinden sonra, mezun öğrencilere eğitim veriyorum. Kısacası eğitmenliğe devam ediyorum. Yabancı bir dilde eğitim vermek zor fakat bir o kadar da keyifli. Eğitim verirken öğrencilerimden de birçok şey öğreniyorum. Bu benim için çok güzel oluyor.Uzun yıllar Eczacıbaşı Schwarzkopf Akademi için eğitmenlik yaptım. Son yedi yıldır da Miami’deyim. 

hairiscomtr: Amerika’da kuaför olmak ile Türkiye’de kuaför olmayı karşılaştırdığımızda sizce nasıl bir fark var?

Muzaffer Topal: Sanatın pek dili olmuyor. Dünyanın neresine giderseniz gidin sanat aynı. Buradaki farklılık iklimden ve yaşam şartlarından geliyor çünkü bu modayı da değiştiren bir etken. Türkiye’de veya Avrupa’da çok popüler olan bir dizayn burada beğenilmeyebiliyor. Çünkü buranın iklim şartları onun için uygun olmayabiliyor. Aynı şekilde renklendirmeler de öyle. Burası 11 ay güneş olan bir şehir, rutubet ve nem olacağı için seçeceğiniz renklerde, şekillerde ona göre dizayn ediliyor. Türkiye’de ise dört mevsim yaşıyoruz ve modayı dolu dolu hissediyoruz.

hairiscomtr: Türk kuaför olmanızdan dolayı hiç farklı bir tepki aldınız mı?

Muzaffer Topal: Hayır, farklı tepkilerle karşılaşmıyorum. Müşterilerin özellikle hoşuna gidiyor. Üstelik ‘benim stylist’im Avrupalı’ diyorlar.

hairiscomtr: Bir kıyaslama yaparsak eğitim yatırımları arasında nasıl bir fark gözlemlediniz?

Muzaffer Topal: Kesinlikle çok fark var onu belirtmek istiyorum. Türkiye genelde sonradan eğitim alan bir ülke konumunda yani; kuaför olan arkadaşlar kendilerini geliştirmek için firmaların desteği ile eğitim alıyorlar. Burada öyle bir şey yok. Çok büyük firmalardan birkaç tanesi yılda bir kere fuar zamanı böyle aktiviteler yapıyor. Onun dışında bu işleri burada okullar üstlenmiş durumda. Burada 1600 saat eğitim aldıktan sonra işiniz bitmiyor. Geri kalan eğitimleri, örneğin; iletişim eğitimleri ya da salon yönetimi ile ilgili eğitimleri almak için ekstra dersler alıyorsunuz. Matematik, vergi sistemi ve benzeri…. En önemli ayrıntılardan biri de müşteri randevu sistemi ve bunu çok iyi öğretiyorlar. Eğer bunları iyi bir şekilde yapamazsanız salon açtığınızda kesinlikle başarılı olamıyorsunuz. O yüzden de bunların altını çizerek söylüyorum, Türkiye’de olmayan bir eğitim sistemi var. Bu konulan dersleri de ekstra saat ile alıyorlar ve bu da başarıyı getiriyor. Burada lisanssız bir eleman çalıştırırsanız, o salon yedi bin küsür dolar ceza alıyor ve ikinci kez yakalanırsa salonunun kapatılması söz konusu oluyor.

hairiscomtr: Amerika’da kuaförlük yapmak isteyenler için sizin söyleyeceğiniz bir şey var mı?

Muzaffer Topal: Burada kuaförlük yapmaları için öncelikle yasal yollardan burada kalmanın yollarını araştırmaları gerekiyor. Burada kuaförlere büyük bir sanatçı gözüyle bakılıyor. Dolayısıyla bu da kendinizi iyi hissetiriyor.

hairiscomtr: Amerika’dan bakınca Türk kuaförlüğünü nasıl görüyorsun?

Muzaffer Topal: Amerika’dan bakınca işin bir artı kısmını bir de eksi kısmını görüyorum. Artı kısmında yeniliğe açık, üreten arkadaşlar var. Eksi kısmına geldiğimizde eğitim ve işletme konularında alt yapısı eksik, sanat olarak söylemiyorum ama alt yapısı eksik bir gençlik var ve salon açarak, en fazla beş yıl ayakta kalabiliyorlar. Benim buradan gördüğüm, çok salon açılıp, çok salon kapatılıyor. Burada pozitif olarak çalışma saatleri daha az ve daha rahat. Türkiye’de mücadele verip uzun saatler çalışanlar, ancak aynı parayı kazanabiliyorlar. Çalışma saatleri açısından Amerika’nın artısı çok.

hairiscomtr: Müşteri olsanız Türk kuaförünü mü yoksa Amerikan kuaförünü mü seçerdiniz?

Muzaffer Topal: Kesinlikle ‘Türk kuaförü’ derim. Türk kuaförü saça dokunduğu zaman birçok şeyi hissedebiliyor ve insana o güveni veriyor. Amerikalılarda bunu hissedemiyorsunuz.

hairiscomtr: Türkiye’deki meslektaşlarınıza iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Muzaffer Topal: Tüm meslektaşlarıma öncelikle selamlar söylüyorum. Burada olmak çok güzel, onlara söyleyeceğim tek şey; çok iyi ilerliyorlar, görüyorum ve gelişime çok açık bir şekilde ilerliyorlar, bu sebeple buradan onları takip etmek de keyif veriyor.

 

 

hairist.com.tr’nin resmi mobil uygulaması Android ve IOS işletim sistemli akıllı telefonlarda!  

İndirmek için tıklayın:   

 

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.mobiroller.mobi9450942228

 

https://itunes.apple.com/tr/app/hairist/id982145975

Hayal edin, gerçekleşsin…

0

Hayal edin, gerçekleşsin…

38 yıldan bu yana Alpeda markası ile kuaförlük sektöründeki liderliğini sürdüren Filiz Çelik birbirinden özel projeleri hayata geçiriyor. Bir telefon kadar uzak… Yapmanız gereken sadece isteğinizi anlatmak. Gerisi Filiz çelik mimarlarına emanet.

Sektör standartlarından, işletmecilik danışmanlığına uzanan bir hizmet bütününü mimari tasarım ve uygulamayla sunan Filiz çelik tarafından gerçekleştirilmiş örnek çalışmaları sizler için derledik.

Daha detaylı bilgilere şirketin web adreslerinden ulaşma imkanı bulabilirsiniz: 

www.alpeda.com.tr ve www.filizcelik.com.tr

Çakır Güzellik Salonu

Bayram Bal

For Infınıty

Hair Up

Salon tasarımları ile ilgili ayrıntılı bilgiler ve görseller için Estetica Dergisi Mart-Nisan sayısına göz atabilirsiniz.

 

hairist.com.tr’nin resmi  mobil uygulaması Android ve IOS işletim sistemli akıllı telefonlarda!  

İndirmek için tıklayın:   

 

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.mobiroller.mobi9450942228

 

https://itunes.apple.com/tr/app/hairist/id982145975

Saçlar ve tutku….

0

Saçlar ve tutku….

‘Sizin saçınız, bizim tutkumuz!’ sloganıyla Türk kuaförlüğüne merhaba diyen Insight, profesyonel saç bakım ürünleri sunuyor.

Sistem Kozmetik tarafından satış ve pazarlaması yapılan Insight en ileri teknolojiyi ve organik içerikleri kullanarak tüketicilerin güvenebileceği her ihtiyaca uygun profesyonel saç bakım ürünleri sunuyor.

SLS/SLES İçermez:

Insight ürünleri SLS (Sodyum Lauril Sülfat) ve SLES (Sodyum Lauril Eter Sülfat) içermez. SLS ve SLES agresif, tahriş edici ve sağlığa zararlı kabul edilmektedir.

Paraben ve Silikon İçermez:

Koruyucu bir hammadde olan paraben, kozmetiklerin raf ömrünü arttırmak için kullanılır. Bilimsel bir araştırma olmamaklar birlikte parabenin insanlarda endokrin hormonunun bozulmasına neden olabileceği düşünülmektedir.

Silikon ise saç tellerinin daha parlak ve dolgun görünmesini sağlar ancak saç telinin nem almasını da engeller.

Fito ve Organik Özler

Insight ürünlerinin formüllerindeki ana aktif maddeler, onaylı ürünlerden oluşan organik tarımdan elde edilir. Doğal kökenli yağların karışımı, bu özlerle sinerji içinde hareket ederek saçın beslenme işlemini arttırır.

İşte Insight ailesinden iki önemli seri

Antioxidan Serisi

Zararlı dış etkilere (kirli hava, fön, maşa gibi) maruz kalan saçlar için özel bakım serisi. Bu seri Beta Karoten bakımından zengin organik havuç özü içerir; serbest radikallerin zararlı etkilerine karşı korur. Antioksidan ürün grubunda 3 çeşit bulunmaktadır.

Yenileyici Şampuan: Tüm saç tiplerine uygun şampuan. Kirli havaya karşı koruma sağlar.

Yenileyici Bakım Kremi: Saçları tamamen koruma altına alır. Özel formülasyonu sayesinde saçları kökten ucuna kadar güçlendirir, canlandırır, nemlendirir ve ağırlık yapmadan saçları yumuşatır.

Yenileyici Maske: Derinlemesine besler, pürüzsüzleştirir ve parlaklık sağlar. Saçın yapısını zararlı dış etkenlere karşı korur.

Günlük Kullanım Serisi

Organik özlerin besleyici özellikleri sayesinde saçların doğal nem dengesini geri kazandırır ve muhafaza eder, yumuşaklık ve parlaklık sağlar.

Enerji Veren Şampuan: Hassas formülü sayesinde sık kullanım için uygundur. Saçları canlandırır, yumuşatır ve parlaklık sağlar. Saçın doğal nem dengesini geri kazandırır ve muhafaza eder.

Enerji Veren Bakım Kremi: Saçı ağırlaştırmadan besler. İçerisindeki bitki özlü yağlar ve limon özü sayesinde yumuşaklık ve parlaklık sağlarken, saçın doğal nem dengesini kazandırır ve muhafaza eder.

Enerji Veren Maske: Saçı ağırlaştırmadan canlılığını geri kazandırır, yumuşatır ve parlaklık sağlar. Saçın doğal nem dengesini geri kazandırır ve muhafaza eder.

Insight ürünleri arasında ayrıca; kuru ve mat saçlar için Insight Kuru Saçlar Serisi, elektriklenen, kuru ve zor saçlar için Insight Kabaran Saçlar Serisi, işlem görmüş ve yıpranmış saçlar için yoğun onarıcı bakım serisi Insight Yıpranmış Saçlar Serisi, doğal yağlar ve bileşenler bakımından zengin formülü sayesinde saç renginin solmasını önleyen ve parlaklık sağlayan Insight Boyalı Saçlar Serisi ile Insight Kepekli Saçlar Serisi,  Insight Dökülme Önleyici Seri ve yağlı saç ve saç derisi için dengeleyici şampuan olan Insight Yağlı Saçlar Serisi de yer alıyor.

Insight şekillendirici grubunda ise içerdiği organik özler ve besleyici yağlar sayesinde saçları şekillendirerek koruyan ve nemlendiren ürünler yer almaktadır.

haber kaynağı hairist.com.tr’nin resmi

 mobil uygulaması Android ve IOS işletim sistemli akıllı telefonlarda!  

İndirmek için tıklayın:   

 

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.mobiroller.mobi9450942228

 

https://itunes.apple.com/tr/app/hairist/id982145975

Yuvarlak Masa

0

Kuaförlükte Dijital

Yuvarlak Masa Toplantıları’nın ilki 2004 yılında başladı. Sıklığı değişip zaman içerisinde formatı değiştirmiş olsa da bu yıl 18. toplantısını gerçekleştirdik. Bu toplantılarda 2004 yılından bu yana sektöre dair pek çok konuya değinildi ve deneyimler paylaşıldı. Konuşmuş olduğumuz pek çok şeyin bugüne geldiğimizde gerçekleştirilmiş olduğuna da şahitlik ediyoruz.

Bu toplantı için özel bir konu belirledik: Dijital. Dünyanın da gündemi olan bu konu üzerine sektörde neler yapıldığını ve neler yapılması gerektiğini konuştuk.

İşte 18. Yuvarlak Masa’dan özetler:

Metin Bahçecik: “Yuvarlak Masa toplantılarının bu kadar uzun süredir devam edebilmesinden dolayı öncelikle herkese teşekkür ediyorum. Sektörel anlamda birçok konuya değindik ve bu işi doğru yapan insanların paylaşımlarını dinledik. Bunların gerçekten okunmuş ve takip edilmiş olması ve bunun devamlılığının sağlanması da müthiş bir şey.

Sosyal medya ve dijital dünya benim çok dışımda bir dünya ve ben de çok heyecanla izliyorum neler olduğunu. Çok anladığımı söyleyemem ama daha çok ekibe bırakıyorum bu işi ve bunun için profesyonel destek alıyorum. Dijital platformlarda yaptığımız işleri, bu işi başarıyla yürüten birçok arkadaşımızla beraber burada paylaşacağız. Ben de anlatılanları ilgiyle dinleyeceğim.”

Emine Akad Gürpınar: “Dijitalleşme konusunda hepimiz farklı bir statüdeyiz. Çünkü o kadar hızlı evrilen ve değişen bir konu ki, eğitimini aldığınız bir konu bile olsa iki ay sonra geçersiz kalıyor. Biz L’Oréal’de üst ekipten başlayarak marketing ve eğitim ekipleri başta olmak üzere dijitalleşmeyi, birinci önceliğimiz haline getirmiş durumdayız. Herkes için yeni ve devrimsel nitelik taşıyan bu konunun dışında kalmamız söz konusu değil. Özellikle kuaförlük sektörü için dijitalleşme çok çok önemli. Çünkü müşteriler gitgide pek çok bilgiye internet üzerinden ulaşabilir hale geldiler. Bu sebeple ‘Dijital bir mecra değildir.’ bakış açısı ile yola çıkıyoruz. Çünkü dijital aslında oksijen. Havayı solumak gibi bir ihtiyaç haline geldi ve her alanda dijital var. Biz; nasıl daha iyi, daha etkin işler yaparız ve hedef kitlemize nasıl daha yerinde ulaşırız, buna bakıyoruz. Kendimiz işin içerisinde olmalıyız ama profesyonel destek de kesinlikle şart.”

Gülizar Boyacı: “Firmaların,  L’Oréal’in bu konuda ciddi bir atak yapmış olması güzel bir şey çünkü biz firmaları her zaman takip ediyoruz. Onlar nerelerde bize yön gösteriyorlarsa, biz de o yöne daha rahat kanalize olabiliyoruz. Bu noktada ben kendimi çok geç kalmış buluyorum. L’Oréal’de bu anlamdaki gayreti -bu sene ki toplantıları, sosyal medya araştırmaları, yeni siteleri- bizler için de çok faydalı oldu.

Öyle bir noktadayız ki müşteri elinde bir cihazla geliyor ve her şey buradan dönüyor. Bir noktadan sonra bende ‘Bu işi daha farklı yapmam lazım.’ dedim. Hemen profesyonel destekleri araştırmaya başladım. Sürekli öğrenmeye çalıştım ve araştırmalarımda gördüm ki her yaş grubu bir tık daha fazla bilgi veriyor. İlginç olarak, sosyal medya ile ilgili sorular sorduğum kişiler içerisinde yaş büyüdükçe bilgi azalıyor, küçüldükçe artıyordu. Sonra profesyonel bir yerle anlaşmaya karar verdim ve günlerce toplantı yaptık. Şimdi bir buçuk aylık bir süreçte bu işe başladık ve iyi şeyler olacağını düşünüyorum. Çok ciddi bir yatırım yaptık. Bu bir süreç ve geri dönüş alacağımızı biliyorum.”

Ali Tacir: “Ülkemize baktığımızda en popüler sosyal medya ağları Facebook ve Instagram. Görsel daha çarpıcı olduğu için ülke olarak Instagram’ı tercih ediyoruz. Çünkü okumayı seven bir ülke değiliz. Dolayısıyla Instagram daha popüler çünkü görsel içeriğe sahip.

Ben dijitali kullanırken güncel popülariteyi kullanıyorum. Yerleşmiş ünlüler yerine, popüler ünlüler daha cazip sosyal medyada. Baktığınız zaman çok küçük insanlar çok büyük işler yapıyor. Bunun dönüşü de farklı oluyor.

Ben daha önce üç tane sosyal medya ajansı ile çalıştım ve bu tecrübelerimden dolayı onlara aslında inanmıyorum. Çünkü yaptığın işi öncesi-sonrası olarak sergilediğin ve dürüst olduğun takdirde, insanlar seni fark ediyor ve bir sürü kişiden geri dönüş alıyorsun. Örneğin; bana Almanya’dan, İran’dan, Avusturya’dan, Bursa’dan, Erzurum’dan bir sürü insan geliyor ve yaptığım işin öncesini ve sonrasını gördükleri için gayet rahat ilerliyorum.

Samimi olduktan sonra arkası geliyor, ben bunun meyvesini her geçen gün biraz daha fazla alıyorum. Güncel popüler yüzlerle daha çok ilerleyebiliyorum. Bu popüler isimleri kullanırken de onlarla beraber modayı yaratıyorum ve insanlar etkileniyor.

Sosyal medyayı kullanarak ‘saç sigortası’ adıyla bir servis sundum ve mükemmel sonuçlar aldım. İşlemi, bir marka adı ile değil de kendi söylemimle sosyal medyada duyurdum. Ben bir yenilik ve bir kavram sundum. Tüketici ise bu yeniliği dijital kanaldan keşfetti. Aynı zamanda gerçekten vaat ettiğim şeyi yapıyorum. Çünkü vaat ettiğin servis mutlaka sunulmalı.”

Necdet Yazıcı: “Biz Tatlı grubu olarak öncelikle ekiplerimizi tek bir kanala sevk etmeye başladık. Profesyonel bir yardım alıyoruz tabii ki. Yaklaşık dört yüz civarında çalışanımız var ve herkesin kendi adına bir bildirimde bulunmasını istemiyoruz. Herkes yayınlanmasını istediği fotoğrafı, Whatsapp grubuna yönlendiriyor, biz oradan istediğimizi seçip yayınlıyor veya kullanıyoruz. Biz bütün mecralarda tabii ki olmak zorundayız ve bunu kendimiz yapamıyoruz, hepsine yetişmek mümkün değil.

Sosyal medya; kendimizi hatırlatmak, yaptığımız işleri insanlara duyurmak, özel günleri hatırlatmak için her şeyi işlediğimiz platformlar haline dönüştü. Bunu yapmak zorunda olduğumuz ve geri kalmak istemediğimiz için yapıyoruz.

Kişisel sayfalarla, Mehmet Tatlı Akademi paylaşımlarını kesinlikle karıştırmıyoruz. Bunu ayırmak gerektiğini düşünüyoruz.

Geri dönüşler ise şubeden şubeye değişiyor. Plazaların yoğun olduğu yerlerde mesela; müşteri internetten randevu alıyor, internet üzerinden bir modeli beğeniyor, dakikası dakikasına geliyor.

Paylaşımlarımız; koleksiyonlardan, defilelerin backstage’lerinden, salonlardan seçilen bireysel resimlerden oluşuyor. Salonlarda yapılan işlemleri şube ve saçı tasarlayan kuaförün adı ile birlikte yayınlıyoruz, bu da daha güncel bir sayfa olmasını sağlıyor. O gün üretilen içerik anında paylaşılabiliyor. Facebook gibi mecralarda ise reklamlar devreye giriyor. Facebook’a reklam vermediğin takdirde sabah girdiğin içeriği ancak öğleden sonra haber kaynağında gösteriyor.”

Ahmet Çoban: “‘Sosyal medya senin için nedir?’ diye soracak olursanız: Şu an benim burada bulunma sebebim derim hemen. Büyük ihtimalle sosyal medya olmasaydı ben şu an burada olmayacaktım. Sosyal medya benim için ifade şekli, neler yapabildiğimi gösterme şekli. Ayrıca salonumun karakterini ziyaretçilere ve beni takip edenlere gösterme şeklidir. Ben üç buçuk yıldır kendi salonumu işletiyorum ve iş başa düşünce olay biraz daha boyut değiştirdi. İfade şeklim ve olaya sahip çıkma şeklim biraz daha değişmiş oldu.

Başlangıçta hem Instagram’da paylaşmak için hem de kendime yeni ifade şekilleri bulmak için gölgenin farklı dillerinde karşılıklarına baktım. Gölgeye, Ombre demeye karar verdim ve bir gün ‘I love Ombre hair’ diye bir fotoğraf paylaştım. Ertesi gün ‘Ombre yapıyormuşsunuz gelmek istiyoruz.’ diyen beş kişi aradı. Bu rakam gittikçe arttı. Sonra bir baktım ki aslında bizim kendimizi ifade etmeye ihtiyacımız varmış. Kırık fön teriminden sonra sektörde yeni bir terim duymamıştım. Ombre, benim için bir başlangıçtı. Bunun arkasından yaklaşık on üç, on dört tane salona özel terimler ve teknik alt yapılar ürettik. Benim yaptığım her işte kendimi ifade etmem gerekiyordu. Bunu da fotoğraflı bir şekilde sosyal medyada anlatma imkânı buldum. Bunun sayesinde salona gelen, özellikle yirmili yaşlarında gençler çoğaldı. Sonuç olarak da buraya gelene kadar ki süreç gerçekleşti. Şu an sosyal medya ve dijital üzerinden gerçekleştirdiğim çalışmalarla Garage Hair Repair Studio adında kendi salonumu açtım, kahve işimi kurdum. Bunun tamamı sosyal medya sayesinde ve benim orada kendimi ifade edebilme şeklimle gerçekleşti.

Hâlâ dijital platformlarımı kendim yönetiyorum. Üç tane hesabım var: Birisi bireysel hesabım, diğeri kendi ürün grubumun hesabı ve salonumun kendi hesabı var. ‘İşle özel hayatı karıştırıyor musun?’ diye sorarsanız, ben karıştırmayı çok seviyorum çünkü insanlar direk benim gülen yüzümü ve servislerimi görerek salona dâhil olmaya başladı. Ben de attığım her adımı burada anlatıyorum. Kendi şahsıma ait hesabım en çok takipçiye sahip hesabım.”

Hande Aydın: “L’Oréal, biz tabii ki dijitalin önemini ve dijitalin aslında bugün ve aynı zamanda gelecek olduğunu vurguluyoruz. Dolayısıyla da dijitali günlük hayatımıza ne kadar entegre edebileceğimizin üzerinden gidiyoruz. Tabii ki sosyal medya özellikle Türkiye pazarı için çok çok önemli. Çünkü Türkiye’de bugün ki internet kullanıcıların yüzde altmışı sosyal medya için internet kullanıyor. Türkiye’de insanlar çok fazla okumak istemiyor ve görsellik üzerinden gidiyorlar. Sonuç olarak Instagram dünyaya göre Türkiye’de çok daha önemli. Bu yüzden de kişilere verdiğimiz mesajları görsel olarak vermek zorundayız.

Biz işin tabii ki profesyonelleriyle çalışıyoruz fakat sosyal medya ajansları ile ilgili olarak katıldığım şey; bizim işimizi bilmedikleri. Fakat bildikleri çok iyi bir şey var; o da sosyal medyada topluluklarının nasıl yönetileceği. Bugün takdir edersiniz ki bir dergi ilanı gibi sosyal medyada yayın yapılmıyor. Instagram mecrası için bazen aileniz ile fotoğraf koymak, bazen öncesi-sonrası olarak saçları paylaşmak çok doğru bir yöntem. Çünkü reklam kokan içerik özellikle internette Y jenerasyonu için itici bir durum oluşturuyor.

sacsırlari.com, bizim kurduğumuz bir platform ve bunun üzerinden gerçekten saç ile ilgili iletişim kurmak istiyoruz. Fakat her mecranın stratejisi ayrı. Instagram’da doğal içerikler ve doğal bir plan üzerinden gitmemiz gerekirken, Facebook tamamen bambaşka bir algoritma ile çalışıyor. Bugün sosyal medya üzerinde konuşurken baktığımızda Türkiye’de en büyük popülasyonun olduğu alan da Facebook.”

Zeynep Atasoy: “Bizim için iki konu çok önemli: Özel hesaplarla, mesleki hesapların birbirinden ayrılması taraftarıyız. Çünkü Türkiye geneline bakınca tüketicinin görmek istemeyeceği birçok görsel paylaşılıyor ve bunun nasıl yapılması gerektiği konusununda altını çizmek faydalı. İkincisi yeni müşterilerle ilgili olarak hangi müşteriyi sosyal medyanın çekeceği çok önemli. Kim gelmeli, kime hitap ediliyor? İnternet sonsuz bir derya ve doğru insanlara hitap edebilecek doğru mecralarda mıyız? Bunu anlamak önemli. İnternet ortamı ve trendler çok hızlı değişiyor. Müşteri de değişebilir. Birdenbire sadece yeni müşterilere de hizmet ediyor hale gelebiliriz ama salonun sürekliliği için kemikleşmiş, bizi yaşatacak olan müşteriye ihtiyacımız var.

Facebook kullanıcılarının yüzdesine baktığımızda kendisini kuaför olarak belirten kişi sayısı çok az. Demek ki kişisel hesaplarımız üzerinden müşteriye ulaşmaya başlıyoruz. Bu daha da tehlikeli çünkü kişisel hesaplarımızdan her şeyi paylaşabiliyoruz. Fakat hangi mecradan ne paylaştığımıza dikkat etmek zorundayız.”

Yuvarlak Masa adı altında incelenen Kuaförlükte Dijital konulu yazımızın devamını okumak için Estetica Dergisi Mart-Nisan sayısını temin edebilirsiniz.

Aveda için Jo Mckay!

0

Aveda için Jo Mckay!

Jo Mckay ile renklendirme üzerine sanatsal bir bakış açısı yakalamak isteyen kuaförleri mutlu eden bir eğitim!

Aveda markası Avrupa Bölgesi eğitim ekiplerinin teknik ve artistik gelişimlerinden sorumlu Avrupa Saç Renklendirme Uzmanı Jo Mckay, Aveda Eğitim Merkezi’nde iki gün süre ile renklendirme seminerleri verdi. Jo Mckay seminerler boyunca; katılımcıların tüm sorularıyla birebir ilgilendi, renklendirme üzerine özel olarak hazırladığı formülleri ve çalışmaları tüm ayrıntıları ile paylaştı. 

Jo Mckay hakkında daha fazla bilgi edinmek ve eğitimle ilgili görüşleri öğrenmek için Estetica Dergisi 2016 Mart-Nisan sayısına mutlaka göz atın!

hairist.com.tr’nin resmi

 mobil uygulaması Android ve IOS işletim sistemli akıllı telefonlarda!  

İndirmek için tıklayın:   

 

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.mobiroller.mobi9450942228

 

https://itunes.apple.com/tr/app/hairist/id982145975

 

 

 

Dökülme karşıtı!

0

AMINEXIL FORCE R

Tüm kadınlar ve erkekler mükemmel saçların hayalini kurarken, günümüzde birçok faktöre bağlı olarak saç dökülme problemi yaşayabiliyorlar. Bu dökülmeler dönemsel olduğu gibi uzun süreli de olabilir. Bugün, çevresel faktörler, stres, hormonal etkiler gibi birçok sebep, saç dökülmesine sebep olmakta ve kadınlar ile erkeklerin en büyük saç problemi haline gelmektedir. Öyle ki saç dökülmesi kadınların günlük saç ritüellerinde köklü bir değişime sebep oluyor.
 
Dökülme karşıtı yoğun bakım uzmanı Aminexil Force R kadın ve erkeklerin en büyük saç problemi olan saç dökülmesini önlüyor.

 

Bilginin daha ulaşılabilir olduğu günümüz teknolojisinde kuaförlüğün dijital ortamdaki haber kaynağı hairist.com.tr’nin resmi

 mobil uygulaması Android ve IOS işletim sistemli akıllı telefonlarda!  

İndirmek için tıklayın:   

 

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.mobiroller.mobi9450942228

 

https://itunes.apple.com/tr/app/hairist/id982145975

Neden Aveda?

0

Neden Aveda?

Bir kuaför tarafından kurulan Aveda’yı yine en iyi bir kuaför anlatır: “Aveda sadece ürün değil bir yaşam biçimi; çevreye saygı, doğaya saygı, insana saygı.”

Aveda salonlarına Aveda’yı neden tercih ettiklerini sorduk.

İşte röportajlardan kesitler:

Erdem Kıramer, Erdem Kıramer-İstanbul:

İlk çalışmamız Akmerkez’de başladı. Türkiye’de insanlar Aveda ile ilk defa Akmerkez salonumuzda buluştu. Aveda’nın farkı; doğallığı ve kalitesi. Çalışma disiplini daha zahmetsiz ve daha kolay. Vitrinlerimizde çeşit çeşit ürünümüz var. Ürün çeşitliliğinin fazla olması da güzel. Aveda’ya alışan bırakamıyor. Diğer satış ürünleriyle kıyaslarsam yüzde yüz bir fark yarattığını söyleyebilirim.

Aveda’nın farklı bir iş tarzı var. Biz Aveda’nın konseptini Türkiye’de kendimize göre uygulamaya çalışıyoruz. Çünkü Aveda’nın belli başlı olmazsa olmazları var. Bu olmazsa olmazlara baktığımızda bizi de cezbeden noktalar var. Aveda’da kapıdan içeri girildiğinde el masajı gibi ritüeller vardır. Fakat bu ritüeller bizde her zaman uygulanamıyor çünkü bizde kadın çalışan çok az. Bu ritüellerin varlığı bile bir şey ifade ediyor ve farklılık yaratıyor.

Haluk Feyzioğlu, H&H Kuaför-İstanbul:

Önce Ulus’taki salonumuzda Aveda ile çalışmaya başladık. Zorlu AVM’ye geçerken bambaşka bir şey yapmamız gerekiyordu. Aveda bu anlamda ufkumu açan, ürünleri çok farklı olan bir marka. Boyasından ve açıcısından çok keyif aldık. Ekip çok heyecanlandı. Müşteriye farklı ve kişiye özel sunumlar yapma imkânı tanıdı bize. Salonumuzda Aveda’yı tanıyan müşterilerimiz de vardı. Bize “Aveda mı geldi?” diye sormaları açıkçası daha da çok keyif verdi.

Zorlu Center’da salon açtıktan sonra esas sorumluluk başladı. Çünkü çıtayı nasıl yukarı çıkarabiliriz diye düşünmeye başladık. Burayı açarken de özellikle ders çalıştık. Bütün ekip olarak çizim eğitimi ve psikoloji eğitimi aldık. Hatta tüm ekibim Aveda misyonunu bağıra bağıra okuyabilir.

Mustafa Demirbağ, MD Kuaför-Antalya:

Bütün ekibimiz Aveda misyonuna hâkim, bu çok önemli ve doğru bir misyon. Hepimizin farkındalığa ihtiyacı var ve Aveda bunu sunuyor.

Ekibin adaptasyonunda da bir sorun olmadı çünkü Aveda’nın çok değerli eğitmenleri vardı ve bizimle dolu dolu günler geçirdiler. Kesinlikle hiçbir zorluk çekmedik. Kendimize bir deneme süresi vermiştik; bir yıl kadar. Fakat üç ay sonunda iki salonumla da yüz de yüz Aveda’ya geçtim. Çünkü insanlara bu felsefeyi, bu iyiliği anlattıktan sonra güzel dönüşler aldık. Ayrıca ekstra müşteriler ve yabancı müşteriler salonları ziyaret etmeye başladı. Avrupalılar ve Amerikalılar markayı çok iyi biliyorlar ve yepyeni bir müşteri kitlem oldu.

Aveda benim dünyaya bakış açımı da mesleğime bakış açımı da tamamlayan bir marka. Onun misyonundaki iyilik ve güzellik bizi çok etkiliyor çünkü bizim iyiliğe, sağlığa ve güzelliğe ihtiyacımız var. Sürdürülebilir bir dünyaya ihtiyacımız var. Ticari anlamda da, misyon olarakta memnun olduğum bir marka; iyi ki Avedalıyız.

Bir Koleksiyonun Öyküsü

0

Bir Koleksiyonun Öyküsü

1999’da başlayan ve 17. yılını dolduran koleksiyon hikâyesi için Metin Bahçecik ile beraberdik.

Bıkmadan, usanmadan süre gelen istikrarlı bir çalışma. Çalışma değil mesleki hedef… “Salonumda kendi tasarımlarımın fotoğrafının olmasını istiyorum!” diyerek başlayan bir hayalin gerçeğe dönüşmesi ve ilkbahar-yazdan sonbahar-kışlara uzanan dolu dolu bir tecrübe, inanç, paylaşım ve ortak çalışma… İşte MM Bahçecik Koleksiyonları’nın hikâyesi… Kuaförlük sektöründe bu kadar uzun süre boyunca devam eden başka profesyonel çalışmanın olmadığı ülkemizde bu örnek çalışmayı Metin Bahçecik’ten dinledik.

Estetica: 1999 senesinde ilk koleksiyonunuzu ortaya çıkardınız. Koleksiyon için ilk adımı nasıl attınız, süreç nasıl gelişti?

Metin Bahçecik: 1978 yılından itibaren Avrupa’daki fuarları izlemeye başlamıştım. Paris’e, İtalya’ya, Londra’ya her gittiğimde gruptaki meslektaşlarım posterler alırdı. Ben de niyetlenirdim poster almaya fakat o postere elim varamazdı bir türlü. Çünkü kendi salonuma kendi resimlerimi asmak istiyordum hep.

1999 yılında L’Oréal Professionnel Avrupa Artistik Müdürü Michel Claire ile bir yemekteyken bana  “Seninle bir şeyler yapmak istiyoruz. Ne istersin bizden?” dedi. Ben de “Kendi salonumda kendime ait fotoğraflar olsun istiyorum.” dedim. Ve bugüne kadar gelen süreç başladı.

Koleksiyonumuzun ilkini Paris’te çektik. Türkiye’de bir cast yaptık ve “Bahçecik kızı” diye bir model seçtik kendimize. Paris’te Julles Egger’in stüdyosunda ilk çekimi gerçekleştirdik. O zamanlar Julles Egger hem kuaför hem de fotoğrafçıydı ve bu da bizim için bir avantaj oldu. 19 yıl önce Türkiye’de bu çekimi gerçekleştirecek bir ortam dahi yoktu. Az sayıda fotoğrafçı vardı. Yeterli alt yapıya sahip değildik.

Döndüğümüzde benim yine hiç bilmediğim ve bütün Avrupa’da yapılan bir lansman yaptık. Bir basın lansmanı oldu. Sonrasında bütün ekibe, bir otelin balo salonunda lansman yaptık. Önemli olan ekiple beraber olmaktı. Çünkü bir işe bütün ekibini dâhil edemiyorsan, onlar hep uzak kalıyorlar.

İlk yaptığımız koleksiyon ve lansmanı çok güzeldi ve keyifliydi çünkü hiç görmediğimiz bir şeydi ve daha ilkinde bile benim hayallerim gerçekleşmişti: Salonumda artık bana ait fotoğraflar vardı.

Sonrasında markamızdan dolayı ünlü isimlerle çalışma şansımız oldu. İkinci çekimde Deniz Akkaya bizim marka yüzümüzdü. İşte o zaman her şey koptu. Deniz Akkaya bizim yüzümüz olduğu için bütün ünlüler koleksiyonda mankenlik yapmak istediler. Bu çok güzel bir fırsat oldu ve bu kapıyı açanda Deniz Akkaya’dır ki Deniz Akkaya hâlâ bu salonun, bu markanın yüzüdür. Hâlâ beraber çalışıyoruz ve devam ediyoruz.

Aslında bu bağlamda koleksiyonun özel bir tarafı da; arşiv olarak gelecekte, 1999’dan 2015’e kadar tüm ünlü mankenlerin bir arada gözlemlenebilmesine imkân tanımasıdır.

Estetica Dergisi 2016 Mart-Nisan sayısında röportajımızın devamını bulabilirsiniz… Koleksiyon görsellerinden örneklere haber galerisinden ulaşabilirsiniz.

haber kaynağı hairist.com.tr’nin resmi

 mobil uygulaması Android ve IOS işletim sistemli akıllı telefonlarda!  

İndirmek için tıklayın:   

 

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.mobiroller.mobi9450942228

 

https://itunes.apple.com/tr/app/hairist/id982145975

Özel bir etkinlik

0

Özel bir etkinlik

Estetica Mart-Nisan 2016 sayısından özetler… Amerika seyahati ile Schwarzkopf Professionel unutulmayacak bir etkinliğe imza attı.

Miami ve Orlando’yu kapsayan Amerika seyahatinde Schwarzkopf Professional, sarışınlık konusunda Amerika Birleşik Devletleri’nin önemli isimlerinden biri olan Kim Vo’yu kuaförlerle buluşturdu. Aynı zamanda Schwarzkopf Professional’ın Uluslararası Sarı Saç Elçisi olan Kim Vo, katılımcılarla uygulamalı olarak deneyimlerini ve kusursuz sarışınlık servisi sunan Blond Me tekniklerini paylaştı. Gerek samimi tavırları gerekse de paylaştığı içerikle ilgi gören Hollywood yıldızlarının tercih ettiği kuaför Kim Vo, Beverly Hills’teki salonundan bu eğitim için özel olarak gelerek Miami’yi ziyaret eden Schwarzkopf Professional Türkiye ekibiyle buluştu.

Ayrıntılı bilgiler ve görseller için Estetica Dergisi'ni talep etmeyi unutmayın.

 hairist.com.tr’nin resmi

 mobil uygulaması Android ve IOS işletim sistemli akıllı telefonlarda!  

İndirmek için tıklayın:   

 

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.mobiroller.mobi9450942228

 

https://itunes.apple.com/tr/app/hairist/id982145975

 

Mükemmel bir kuaförlük günü

0

Kuaförlük için özel bir gün!

Mükemmel bir gün için buluşuyoruz başlığıyla duyurusu yapılan ve kuaförlük sektörünün en seçkin markalarının destekleyerek yer aldığı 'Kuaförlük ve Kariyer Günü' 9 Mayıs 2016 Pazartesi günü gerçekleşecek.

İstanbul Aydın Üniversitesi evsahipliğinde üniveristenin A Blok kampüsü konferans salonunda düzenlenecek olan etkinlik okul-sektör işbirliğinin en büyüğü olma özelliği taşıyor.

Altıpatlar, Aveda, Davines, EIMI, Goldwell, Hairton, Insight, Kariyer Eğitim Kurumları, Kyana, L'Oreal Professionnel, Matrix Professional, Pivot Point, Schwarzkopf Professional, Selective, Ventoso, Wella Professional markalarının yer aldığı ve desteklediği etkinlik AKD-Artistik Kuaförler Derneği, Estetica Dergisi ve Kuaförlüğün dijital platformu hairist.com.tr tarafından organize ediliyor.

Hairist Yılın Kuaförü Yarışması 2016 finalistlerinin açıklanacağı ve ödüllerin verileceği etkinlikte Pivot Point Türkiye ekibi tarafından teknik bir şov gerçekleştirilecek.

Etkinlikte Estetica Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erkan Güzel'de 'Dünyayı Güzelleştirenler' başlığıyla bir sunum gerçekleştirecek. Bu sunumdan sonra verilen aranın ardından Kariyer Eğitim Kurumları desteğiyle 'Trendler' başlığıyla moda, saçlar ve trendler anlatılacak.

Günün önemli anlarından bir tanesi Estetica dergisi okuyucularının gösterdikleri adaylar arasından belirlenen kriterlere uyan adayın seçimiyle verilen Estetica Dergisi  Meslek Onur Ödülü Töreni olacak. 

Bu ödül töreninden sonra ise Mos grubundan Ali Tacir, Hakan Köse Difference için Cemil İrez ve MM Bahçecik adına Doğan Kopal kolektif bir şov gerçekletirerek bu özel güne imzalarını atacaklar.

İstanbul'daki kuaförlük programına sahip meslek liseleri ve yüksekokulların da katılacağı etkinlik saat 13:00'te başlayacak ve 17:00'de sona erecek.

Nasıl katılacaksınız?

Etkinliğe davetiye satın alarak veya destekleyen seçkin markaların satış temsilclerinden talep ederek katılabilirsiniz.

Bilet Satın Almak için aranmak isterseniz aşağıdaki formu doldurabilirsiniz.

Giriş ücreti 55 TL'dir.