Ana Sayfa Blog Sayfa 324

Mesleğine aşık bir kuaför: İzzet Tabak/ Röportaj

0

Mesleğine aşık bir kuaför: İzzet Tabak

Türkiye’den Aveda salonlarının da katıldığı Aveda salonlarına özel olarak düzenlenen etkinlik içerisindeki Fashionista Yarışması’nda ülkemizi 2 kere temsil eden, mesleğine tutkuyla bağlı İzzet Tabak ile bir röportaj gerçekleştirdik.

hairistcomtr: Ne zaman ve nasıl kuaförlüğe başladınız?

İzzet tabak: Kuaförlüğe 1998 yılında başladım. 18 senedir kuaförlük yapıyorum. Doğma büyüme İstanbul’luyum. Ortaokul yıllarımda arabalara çok meraklıydım. Araba tamirciliği yapıyordum. Tarlabaşı’nda yaşıyorduk. Ağır Roman filminin çekildiği yıllardı. Efsane yıllardı. Benim bir arkadaşım vardı, kuaförlük yapıyordu. Ben araba altında çalışıp, ustama yardım ederken o her sabah yukarı doğru üstü başı tertemiz işe giderdi, akşam da tertemiz gelirdi. Hep ona özenirdim ama utangaç olduğum için kadınlarla çalışamam sanırdım. O zamanlarda sanatla uğraşmak istiyordum. Ben her konuda çok titizimdir ve temiz giyinmeyi severim. Mesleğe de biraz öyle başladım aslında. Kendime temiz bir iş seçtim. Ortaokulu bitirdikten sonra, 14 yaşlarında mesleğe adım attım. İlk zamanlarımda daha çok dergi ve katalog çekimlerine gidiyordum. O zamanlarda, o ortamda eksik yetiştiğimi anladım. Çünkü çekim ortamında sadece saç taranıyor ve topuz yapılıyordu. O yıllarda aslında kuaför salonunda çalışmak istediğimi fark ettim. Benim bir salonda çalışmam ve bir yerin patronu olmam lazımdı. Mesela insanların ‘İzzet burada mı? Biz saç kestireceğiz.’ diye sormasını istiyordum. Ben sadece saç taramak değil, saç renklendirme ve konsültasyon da yapmak istiyordum. Ama daha çok saç kesmek istiyordum. Hep onun hayalini kuruyordum. Hep böyle bir araştırma içerisindeydim. Sürekli Erdem Kıramer ismini duyuyordum. Arkadaşlarımla konuşuyorduk ve hepsi seni oraya almazlar diyordu. Bir yandan da boğulacaksam, büyük denizde boğulayım diyordum.

hairistcomtr: Peki Erdem Kıramer ile ne zaman tanıştınız?

İzzet Tabak: 16 yaşında Erdem bey ile tanıştım. Erdem Kıramer’in Etiler merkez salonunda çalışmaya başladım. Askere gidene kadar Erdem Bey’in yanında çalıştım. Askere gidip geldim ve yine Erdem Kıramer’de devam ettim. Sonra Erdem Kıramer’in başka şubelerine geçtim. Son olarak tırmana tırmana geldiğim bu noktadayım, Erdem Kıramer’in ortaklarından biriyim. Erdem Kıramer- Akmerkez şubesinin ortağı oldum. 16 senedir Erdem Kıramer’le beraberim.

hairistcomtr: Memnun musunuz?

İzzet Tabak: Çok memnunum. Kendimi dünyanın en şanslı insanı olarak görüyorum. Birincisi bu mesleği yaptığım için, ikincisi de Erdem Bey gibi bir duayenle aynı ortamda çalıştığım için ve beni bu salona ortak yaptığı için.

hairistcomtr:  O yıllardan bu güne kendinize neler kattınız?

İzzet Tabak: O yıllarda daha çok saç boyamaya ve müşteri sahibi olmaya çalışıyorsunuz. Yavaş yavaş kesim yapmaya da başlıyorsunuz. Ben daha çok saç kesmeye yoğunlaştım ve sık sık yurt dışında eğitimlere gittim. Aveda Akademi’de, Londra’da Sassoon Akademi’de, Akın Konizi ile Hob Akademi’de ve Paris’te Jacgues Dessange’da eğitim aldım. Daha çok kesim ağırlıklı çalışıyordum ama müşteri yoğunlaşınca saç boyamaya da başladım. Kesim insanıyım diyebilirim. Zaten Aveda gibi kaliteli bir markayla çalışıyorum. Bu yüzden şanlıyım. Aveda’nın sürekli eğitimleri oluyor ve onlara katılıyorum ama başka eğitimlere de gidiyorum. Eğitimi önemsiyorum ve fırsat buldukça eğitimlere gidiyorum.

hairistcomtr: Çalışırken disiplinli misiniz?

İzzet Tabak: Disiplin zaten olmazsa olmazlarım arasında. Mesela ben her sabah 8’de işimin başındayım. 8’i 5 geçe dükkana geleyim, o gün benim için gün bitmez. Akşam 8’den önce de dükkandan çıkmam. Sabah 8, akşam 8 çalışıyorum ve bir gün tatilim var. Ama bana yetiyor. İzin günümde bile bana ihtiyaç varsa salona giderim. Çünkü işimi çok severek yapıyorum. Sevmezsen zaten yapamazsın. Şu an bile İzzet burada mı diye bakmaya gelen iki kişinin saçını kestim.

hairistcomtr: Salona en çok kesim için mi yoksa renklendirme için mi geliyorlar? Siz hangisini yapmayı seviyorsunuz?

İzzet Tabak: Daha çok kesim için ama son yıllarda renklendirme için de çok geliyorlar. Ben ikisini de yapıyorum. Çünkü kestiğim saçı kendim görerek daha iyi renklendirebiliyorum. Eskiden saçı keserdim, colorist arkadaşıma yönlendirirdim ve başka kimseyi karıştırmazdım. Şimdi kestiğim saçı nasıl kestiğimi bildiğim için hangi rengi, nasıl uygulayacağımı daha net görebiliyorum. Colorist arkadaşa yönlendiriyorum ama istediğim gibi kesime uygun bir renklendirme çıkmıyor çoğu zaman çünkü saçı keserken hissettiklerini o boyarken hissetmiyor. Kestikten sonra hemen kendim renklendiriyorum ve hem işimiz uzamıyor. Kıramer’in hamurunda boyacılar ve taramacılar vardır. Senelerce öyle yetiştik. Mesela ben şimdi saçı keserken, kesime ruhumu yansıtıyorum, aşkla kesim yapıyorum. Kestiğim saçı kurutuyorum ve müşteriye sormadan boyayı hazırlıyorum. Bana güvenirler ve saçma bir şey yapmayacağımı bilirler. Güven çok önemli. Günde ortalama 20 servis yapıyorum. Ben her zaman müşterim salonda gezsin istiyorum, müşteri bana bağlansın istemem. Saçına herkes değebilmeli çünkü belki benim aklıma gelmeyen bir başka arkadaşımın aklına gelecek ve müşteri onu daha da beğenecek. Müşteri hoşnut olmazsa zaten geri sana dönüyor ve senin değerini anlıyor. Cep telefonu numaramı kimseye vermiyorum, herkes salonun numarasından ulaşıp randevu alabiliyor. Çünkü ben salonda yoksam diğer arkadaşlar var. Yarın bir gün ben olmazsam müşteri benim dışımda başka bir ele güvenebilmeli. Müşteriler kişiye değil, markaya bağlı olsun istiyorum. Şimdi benim burada adım Erdem Kıramer’den İzzet ama buradan ayrılırsam adım İzzet. O yüzden marka olmak gerçekten önemli. Taş yerinde ağırdır.

hairistcomtr: İleride kendi şubenizi açmak ve kendi markanızı oluşturmak istiyor musunuz?

İzzet tabak: Bu konularda çok vefalıyım. Bunu hayal bile edemiyorum. Erdem bey nerede nefes alıyorsa ben oradayım. O beni bu markaya layık gördü ve güvendi. Bu durum benim çok çalışmama da bağlı ama o beni layık gördüyse ve bana bu değeri verdiyse ben kesinlikle hiçbir yere gidemem. Zaten böyle bir şey düşünsem bile söyleyemem. Ben hissediyorum; bizim aramızda baba-oğuldan daha farklı bir şey var. O kadar şanslıyım ki. Benim ismimi biliyor, bana ‘nasılsın oğlum’ deyip sarılabiliyor. Kendimi çok şanslı hissediyorum. Bizim tanışma hikayemizde ilginç. Erdem bey kendi akademimizde topuz semineri veriyordu. Salondan kimse katılmadı. Kimse müşterisini bırakıp salondan gitmek istemedi. Bende heyecanla ‘ben giderim’ dedim. Belki çok sıradan bir topuz yaptım ama Erdem Bey beni orada tanıdı. Bir kırılma yaşadık. Önceden de tanıyordu ama çok iyi tanımıyordu. Şimdi beni çok iyi tanıyor. Erdem bey bir duayen ve ona saygım büyük. Mesela Milano’da yemekte benden konuşma yapmamı istediler. Ben çok güzel dinlerim, herkesi dinlerim ve kısa konuşurum. O gün de nasıl konuşacağımı bilemedim ve dedim ki : “Bugün burada büyük abilerim ve arkadaşlarım var. 18 sene evvel ne kadar doğru bir karar vermişim kuaför olmayı istemekle ve Erdem Kıramer ekibinin bir parçası olmakla ve verdiğim karara şükürler olsun diyorum.” diye bir konuşma yapmıştım. Erkan bey ve Erdem bey bakıştılar ve iyi ki konuşamıyorsun dediler. Erdem bey o gün masa da bir söz söyledi. “Her zaman mesleğime, meslektaşlarıma ve kendime saygı duydum.” dedi. O günden sonra daha daha kafama yattı sözleri. Kendime saygım var ama özellikle mesleğime daha çok var. O cümle çok güzeldi. Sektörde saygı ve mütevazilik çok önemli. Erdem bey konuşmaya başlayınca onu dinlemeye başlarım, ondan ne kaparsam kardır diye düşünürüm. O yüzden iyi bir dinleyici ve uygulayıcıyımdır ama konuşmaya gelince çok başarılı değilimdir.

hairistcomtr: Aveda Master Jam’e katılma fikri nereden doğdu? Yarışmaya nasıl hazırlandınız?

İzzet Tabak: Aveda Master Jam 2 senede bir oluyor ve 2 seferdir derece alıyoruz. Biz diyorum çünkü arkamda sadece benim değil ekibimin gücü de var. Yarışmaya ilk girdiğimde çok profesyonel düşündüm. Çünkü fotoğrafların kriterleri var. Güncel bir dergide çıkacak nitelikte olması gerekiyor. Bu yüzden güzel ve profesyonel, saçı taşıyacak bir modele ihtiyacımız vardı. O yüzden bir ajans buldum. Oradan bir modelle anlaştım. Türk kuaförü böyle durumlarda annesi, kardeşi, arkadaşı ya da müşterisiyle çalışıyor. Belki çok güzel kesimler yapıyor ama model saçı taşıyamıyor. Sonra çok profesyonel bir makyöz ve moda fotoğrafçısıyla çalıştım. Aslında bir sıfır önde başlamış oldum. Mesela ilk başlarda renk çalışmıştım ama baktım ki herkes renk çalışıyor. Benim rengin üstüne bir şeyler koymam gerekiyordu. Mesela geçen sene örgülü bir saç taradım ve üstüne renk uyguladım. Ben biraz mimar gibi düşündüm ve kolaya kaçmadım. Profesyonel olmayan modellerle de çalıştım ama poz veremiyorlar. Profesyonel modeller fotoğrafçıyı yönlendiriyorlar.

hairistcomtr: Bu yıl hazırladığınız modelinize nasıl hazırlandınız? Nelerden esinlendiniz?

İzzet Tabak: Yurt dışındaki kuaförlerden örnek aldım. Bizim için güzel bir şanstı. Benim evimde bir odam var, 3 tane eğitim kafası var ve gece birden aklıma bir şey geldiğinde kalkıp saç toplayıp, kesebiliyorum. O saatte renklendirme yapmıyorum ama saç şekillendiriyorum. Bana yarışmayı kazandıran o  tasarımı ortaya çıkarana kadar sürekli çalıştım, aklımdan bin bir tane model geçmişti. Bir kere her şeyden önce diğer saçlardan bir farkı olması lazımdı. Arkadaşlarımın yapacakları saçları düşündüm ve daha farklı olmasını istedim. Bir de artık Türk kadını çok güçlü her konuda. Eskiden makyaj yapan kadın yoktu, şimdi makyajsız dışarıya çıkan kadın yok. Eskiden hiçbir kadın saçını kestirmezdi, şimdi herkes kısa saçlı. Güçlü kadından yola çıktım. Hep bunu hayal ettim.

hairistcomtr: Kuaför olmasaydınız ne iş yapardınız?

İzzet Tabak: Düşünmedim. Dünyaya bir daha gelme şansım olsa yine kuaför olurdum.

hairistcomtr: Kuaförlük dışında neler yapıyorsunuz?

İzzet Tabak: Arabalara her zaman çok meraklıydım. Kuaförlükten önce araba tamirciliği de yaptım. Bende Murat 124 var. Bu araba bana 10 sene evvel dedemden kaldı. Dedem Isparta’daydı ben arabayı oradan getirdim. Arabanın camlarını kendim kırdım ve sadece arabanın gövdesi kaldı. Her tarafı  yıkandı ve temizlendi. Araba orijinaline sadık kalınarak yeniden yaratıldı. İtalya’dan bile getirdiğim parçalar oldu. Yağmurda, karda dışarıya çıkarmıyorum, zarar görmesini istemiyorum, ona gözüm gibi bakıyorum. Şimdi evimin garajında duruyor. Trafik olmadığı ve havanın güzel olduğu zamanlar çıkarıyorum.

hairistcomtr: Sosyal medya hakkında ne düşünüyorsunuz? Sosyal medyanın kuaförlüğe artıları neler?

İzzet Tabak: Artık sosyal medyayı kullanmayı bilmeyen yok diyebilirim. Sosyal medya kuaförlük mesleği için de büyük önem arz ediyor. Geçmiş yıllarda bir saç modelinin yapımını sadece sınırlı kaynaklardan görüp izleme şansımız vardı. Fakat şimdi önümüzde yüzlerce seçenek var. Beğendiğimiz bir saç artistinin kesim veya topuz videosunu internette rahatlıkla bulup izleyebiliyoruz. Fikir edinip salonlarımızda müşterilerimize uygulayabiliyoruz. Bu da sosyal medyanın gücüdür. Sosyal medyada saç kesim, ombre ve topuz gibi etiketlerle paylaştığımız modellerimiz biz kuaförler arasında da tatlı bir rekabet ortamı yaratıyor. Rekabet seven bir kuaför olarak sosyal medyanın en hoşuma giden tarafı bu diyebilirim. Çünkü rekabet duygusu sanatı ve yaratıcılığı ortaya çıkaran gizli bir silah gibidir. 7’ den 77’ ye herkesin en az bir sosyal medya hesabı var. Hayatımızın büyük bir bölümünde ciddi bir yer işgal ediyor. Gün boyu bütün gelişmeleri, son haberleri benim için en önemlisi modayı sosyal medyadan takip eder olduk. Bu durum büyük bir alışkanlık, hatta bağımlılık oldu desem yeridir. Fakat gözlemlediğim bir durum var her ne kadar adı sosyal medya diye anılsa da doğru kullanılmadığı zaman sosyalleşmemizi de engelleyebiliyor. Bu yüzden sosyal medyaya gösterdiğimiz ilgiyi ve alakayı eşimize dostumuza arkadaşlarımızı ihmal etmeden bir arada tutmalıyız.

hairistcomtr: Meslektaşlarına neler söylemek istersin?

İzzet Tabak: Dünyanın en kutsal ve en güzel mesleğini yaptığımızın altını bir kere daha çizmek istiyorum. Ben her sabah 5.30’ da kalkıyorum ve her sabah koşuyorum, onlarda koşsun. En önemlisi her sabah 8’ de randevum olsun ya da olmasın salonumun başında oluyorum, onlarda olsun. İnanın bu dediklerimi yaparlarsa yaratıcılıklarının ne kadar yükseklere tırmandığına şaşıracaklar. Bu sorunun cevabına mesleğimizin ve markamızın duayeni Erdem Kıramer’in sözlerini eklemek istiyorum:

“Kendime saygı duydum, mesleğime saygı duydum, meslektaşlarıma saygı duydum…   “       

HAIRİST 2017 YILIN KUAFÖRÜ YARIŞMASI OCAK AYI FİNALİSTLERİ BELİRLENDİ

0

HAIRİST 2017 YILIN KUAFÖRÜ YARIŞMASI OCAK AYI FİNALİSTLERİ BELİRLENDİ

Ocak 2017’nin finalistlerini seçmek üzere Estetica Dergisi Yayın Kurulu bir araya geldi. Jüri tarafından gerçekleştirilen elemeler sonucunda Renk-Kesim ve Şekillendirme-Topuz kategorilerinden 6 finalist belirlendi. Renk-Kesim Kategorisi’nde Ordu’dan Erdal Ekiz, Samsun’dan İsa Sevindik, Edirne’den Volkan Özer finalist olurken; Şekillendirme-Topuz Kategorisi'nde ise Ankara’dan Can Özcan , Mersin’den Efe Bayram Türkmen, İstanbul'dan Yaşar Olkan finalist seçilerek 2017 Yılın Kuaförü Yarışması'nda tasarımlarıyla birincilik için yarışmaya hak kazandılar!

Birbirinden güzel saç tasarımları 2017'de Yılın Kuaförü olmak isteyen yarışmacılar tarafından web sitemize yüklenmeye devam ediyor. Sizde Yılın Kuaförü olmak istiyorsanız tıklayın!

İşte her iki kategoriden de finalist olarak belirlenen tasarımlar:

Renk ve Kesim Kategorisi Finalistleri

 

 

Şekillendirme ve Topuz Kategorisi Finalistleri:

hairist.com.tr’nin resmi

 mobil uygulaması Android ve IOS işletim sistemli akıllı telefonlarda!  

İndirmek için tıklayın:   

 

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.mobiroller.mobi9450942228

 

https://itunes.apple.com/tr/app/hairist/id982145975

 

 

Kıvırcık saçlarıyla ikonikleşmiş 6 isim

0

Kıvırcık saçlarıyla ikonikleşmiş 6 isim

1. Klasik Hollywood efsanesi Elizabeth Taylor göşterişli, kıvırcık saçlarıyla aramızda. Taylor kıvırcık saçlarını, bir kraliçe edasında romantik ve asil topuzlarla kullanmayı tercih ediyordu.

2. İkonik sarışın denince akla ilk Marilyn Monroe gelse de kıvırcık saçları güzel aktrisin seksapalitesinin gizli elementlerindendi. Kısa saçları ve çılgın dalgalarıyla platinin büyüsü birleştiren Monroe herkesi kendine aşık edebilecek potansiyele sahipti.

3. Nicole Kidman’ı uzun, sarı saçlarıyla tanısak da soğuk güzelin doğal saç tipi aslında kıvırcık. 90’larda Tom Cruise ile çok konuşulan birlikteliği zamanında Kidman yoğun, kestane dalgalarıyla bizi kendine hayran bırakıyordu.

4. Pretty Woman filmindeki Julia Roberts’ın serseri ve şuh karakteri Vivian Ward’ı nasıl unutabiliriz? Vivian’ın kontrolden çıkmış dalgaları yalnız kıvırcık saçlıların değil, herkesin saç ilhamı olmayı başardı.

5. 90’ların unutulmaz romantik komedisi Harry Met Sally filminde Meg Ryan kıvırcık bob’uyla hafızalara kazındı. Bob saç kesiminin olmazsa olmazı kakülleri kıvırcık saçla buluşturan Meg Ryan bu korkutucu deneyimin altından benzersiz bir başarıyla kalktı.

6. Beyoncé denince zihinde ilk oluşan siluette başarılı sanatçının XL kabarık saçları yer alıyor. Afro güzelin çikolata rengi kıvırcık saç milenyuma damgasını vuran saçlardan modellerinden biri.

hairist.com.tr’nin resmi

 mobil uygulaması Android ve IOS işletim sistemli akıllı telefonlarda!  

İndirmek için tıklayın:   

 

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.mobiroller.mobi9450942228

 

https://itunes.apple.com/tr/app/hairist/id982145975

Saç kaynağında usta bir isim: Mustafa Uzun

0

Saç kaynağında usta bir isim: Mustafa Uzun

Saç kaynağı denilince ilk akla gelen isimlerden, işine sevgiyle bağlı Mustafa Uzun ile saç kaynağı üzerine bir röportaj gerçekleştirdik.

 hairistcomtr: Meslek hayatınıza ne zaman başladınız?

Mustafa Uzun: Meslek hayatıma 1987 yılında Nişantaşı’nda Veysel Öz’ün yanında başladım. Orada 2 buçuk yıl çalıştıktan sonra Bağdat Caddesi’ne geldim. Bağdat Caddesi’nde 1 sene Mehmet Tatlı’da çalıştım. Birkaç salonda daha çalıştıktan sonra ilk salonumuzu 1996 senesinde 3 ortakla birlikte açtık. Sonra ben 2002 senesinde ortaklarımdan ayrıldım ve Mustafa Uzun Kuaför olarak Bağdat Caddesi’nde yoluma devam ettim. Buradaki salonu ben ve kardeşlerim Osman ve Ömer ile açtık. Şu an Kartal’da ve Erenköy Bağdat Caddesi’nde olmak üzere 2 salonumuz var. Kartal’daki şubemizi geçen sene açtık. Erenköy’deki salonumuzda hem erkek hem kadın müşterilerimizi ağırlıyoruz ancak Kartal’daki salonumuz sadece kadınlara hitap ediyor. 

hairistcomtr: Kaynak yapmaya nasıl karar verdiniz?

Mustafa Uzun: 2003 senesinde ortaklarımızla ayrılınca çok maddi sıkıntıya düştüm ve Shesocap’ı Türkiye’de satan distribütörden kredi kartımdan nakit avans çekerek ilk kaynak makinesini aldım. Bağdat Caddesi salonumda çok zor durumdaydım. Bir arkadaşım bana saç verdi ve ben de her yaptığım saçların paralarının bir kısmını ayırarak biriktirdim. Böylece gerçekten 2003 senesinden sonra olan borçlarımı da 2008 senesine kadar ödedim. Yatırımlarımı da kaynak sayesinde yaptım. Kaynağı o yüzden seviyorum. Beni tanıyanlar bilir saçlara karşı ayrı bir sevgim var. Kaynaklı saçlara daha çok bir sevgim var. Çünkü beni ipten aldı. 2003’ten beri keratin kaynak yapıyoruz.

hairistcomtr: Kaynağı nasıl öğrendiniz?

Mustafa Uzun: Kaynak üreten firmadan eğitim alarak öğrendik. Mesela saçın çıkış yönüne göre takmanız gerekiyor. Saçın çıkış yönüne değil de yukarı doğru takarsanız. Bombe oluşur, saç aşağı doğru uzadığı için aşağıdaki saçlar kopar. Yani saçı alıp ta diğer saça tutturmak kaynak yapmak demek değildir. Müşteriler gerçekten bunları görmüyorlar ama saçları koptuktan sonra anlıyorlar.

hairistcomtr: Kaynak işlemini ne zamandır yapıyorsunuz?

Mustafa Uzun: Aslında ilk kaynağa silikon kaynak olarak başladık. Yani saç eklemeyi silikonla yapıyorduk. 1997’den 2003 senesine kadar silikon kaynak yaptık. Ama silikon kaynaktaki en büyük problem her zaman aynı saçı bulamıyorsunuz, sürekli farklı saçlar geliyor. Müşterinin saç yapısına göre saç bulamadığımız için her seferinde kalite değişebiliyor. Ama 2003’ten beri Shesocap ve Jimberto İtalyan markalarını kullanıyoruz. Bu markalarda standart 77 tane renk ve hafif dalgalı, düz saç seçeneklerimiz var. Mutlaka o renkler içerisinden müşterimize uygun olan bir renk çıkıyor. Böylece müşteriyle renkle ilgili bir problem yaşamıyoruz. İnsanlar kaynağı sadece kaynak olarak görüyorlar önemsemiyorlar ama öyle değil. Saç bir kadının vücudundan 24 saat çıkarmadığı tek aksesuarıdır. İnsanlar görüntüsüne para harcarken en son parayı saça harcamak istiyorlar. Gelinlerde bile böyle, gelinler çok güzel ve pahalı bir yerde düğün yaparken kuaföre verdikleri paranın az olmasını istiyorlar ama insanlar elde kalan tek şeyin fotoğraf olduğunu unutmamalılar. Hepimiz bir insanı ilk gördüğümüzde kıyafetine ve saçına bakarak değerlendiriyoruz. Vitrin gerçekten önemli, salonlar için olsun, insanlar için olsun. Her yerde vitrin bana göre çok önemli.

hairistcomtr: Kaç çeşit kaynak var?

Mustafa Uzun: Keratin kaynak, mikro kaynak, halkalı kaynak ve tresli kaynak var. Tresli kaynakta saçı tres yapıyorsunuz. Aynı şekilde parça parça keserek, müşterinin saçından bir parça, tresten bir parça alıp boncukla tutturuyorsunuz veya keratinle tutturuyorsunuz o kadar. Mikro kaynak işlemi, bir tutamı 2’ ye bölerek çalıştığımız için, kısa saçlarda 5 buçuk- 6 saat sürüyor. 250 adet saç takacağımız zaman ikiye bölünce 500 adet oluyor. Burada normalde 1-2 saat sürecek olan bir saç kaynağı işlemi 3-4 saat sürüyor. Fiyatta müşteri için bir şey değişmiyor ama görüntü olarak çok şey değişiyor. Bizim yaptığımız kaynaklarda müşterimiz saçını salladığı zaman kendi saçının ve kaynak saçın ne kadar uyumlu ve kaynaşmış olduğunu görüyor. Zaten olması gereken o.

hairistcomtr: Kaynağı nasıl uyguluyoruz?

Mustafa Uzun: Uygulama aşamasında dikkat edilmesi gereken en önemli şey; eldeki saçın kaynak yaptıracak kişinin karakter yapısına uygun olması. İnce telli saçlı bir kadına kalkıp ta kalın telli bir saç takamazsınız. İnce telli bir saça boncuk kaynak yapamazsınız. Çünkü yanlardan hep görünür. Kısa bir saça, halkalı ya da keratin kaynak yapamazsınız. Mikro kaynak diye bir moda akımı başladı. Mikro kaynağı aslında biz de 2013 senesinden beri yapıyoruz. Bunu kısa ve ince telli saçlarda daha çok yapıyoruz. Mikro kaynak demek keratin kaynağın 2 ‘ye bölünmüş hali. Yani bir tutam keratin kaynağı 2’ye böldüğüm zaman size mikro kaynak oluyor. Tabi bu bir pazarlama sistemi ve mikro kaynaklar tuttu. İnsanlar istiyor ama siz kısa saç dışında bir saça mikro kaynak yaparsanız kesinlikle saçı dolduramazsınız, saça istediğiniz yoğunluğu veremezsiniz. Çünkü adet düşüyor. Yani siz evet 200 tane saç takabilirsiniz ama normalde 100 tane saç takmış kadar olursunuz. Onun içinde mikro kaynak her saça uygun değil. Müşteri 2 aylık bir kaynak yaptırmak istiyorsa saçı uzunsa halkalı kaynağı öneririm. Halkalı kaynak da boncuk kaynak dedikleri kaynak. Aslında çok kaliteli görünmeyen bir kaynak çeşidi bana göre. Çok ucuz duruyor. Dünyada en iyi keratin kaynak üreten firmaların hiçbirinde halkalı kaynak yok. Bu firmalar Gritens, Shesokap, Bamni. Bunların hiçbiri halkalı kaynak üretmez. Çünkü oradaki müşteri saçını 2 ayda söktürmüyor, 6 ay kullanıyor. 6 ay kullandığı zaman, keratin kaynakların zaten sökme makineleri ve kendi losyonları var. Keratin kaynaklar zaten hiç görünmüyor. Keratin kaynaklar saçın rengi ve dokusuna benzediği için erittiğin zaman saçla tamamen bütünleşiyor hiçbir şekilde müşterinin ve bizim haricimizde kimse yaptığımız kaynaklara asla keratin kaynak diyemez. Ne kadar kısa olursa olsun kaynak olduğu belli olmaz. Çünkü ona göre çalışıyoruz. Yurtdışında da görüyorum iyi markalarda halkalı kaynak yok. Hepsinde keratin kaynak var. Halkalı kaynağın yapımı kolay ama görüntüsü kötü ve ucuz. İnce telli ve kısa saçlarda çok kötü görünüyor.

hairistcomtr: Saç kaynağını nasıl ücretlendiriyorsunuz?

Mustafa Uzun: Biz fiyatlarımızı kaynak adedi üzerinden belirliyoruz. Çünkü kimseyi kandırmak ya da dolandırmak istemiyoruz. Adet olarak uyguladığımız için müşterinin önüne saçı bırakıyoruz. Kaç adet uygulayacaksak onun ücretini alıyoruz. Saçı altın gibi düşünün kaç gram taktığınız önemli ve takılan adetin kaç gram olduğu önemli. Biz 200 adet taktık diyorlar ama 200 adetin kaç gram olduğu önemli. Bazı keratin kaynaklar 0.35 gram. 200 tane taksanız 70 gram ediyor. Hiçbir işe yaramıyor.

Elimizdeki saçlar yerli, yüzde yüz Türk saçı ve işlem görmemiş saçlar. Yüzde yüz Türkiye’de kesilmiş saçlar. Bir kuaför arkadaşımız saç kesiyor ve site kurdu, biz ondan alıyoruz. Kendimiz satın almıyoruz. Uçlarını keratin haline getirip o şekilde yapıyoruz. Bir de dediğim gibi Shesocap’tan aldığım saçlar var. Bu saçların 77 rengi var. Onlar hazır geliyor. Onlara koyulaştırma işlemi yapıyoruz ama açma işlemi yapmıyoruz. Fiyatlar hepsinde aynı. Ne kadar taktırırlarsa o kadar ödüyorlar. Mikro kaynakta daha fazla emek veriyoruz ama bunu müşterinin mutluluğu için yapıyoruz. Bizim onu yapmaktaki amacımız müşterinin görüntüsü güzel olsun. Adet fiyatımız 9-10 TL arası. Müşterinin önüne saçı bırakıyoruz, kaç adet isterse o kadar ücret alıyoruz. Genelde 100 adet oluyor ama değişiyor mesela saçını yoğunlaştırmak isteyen insanlara 70 adet takıyoruz.

hairistcomtr: Saçların hepsi doğal saçlar mı?

Mustafa Uzun: Saçların hepsi işlem görmüş saçlar. Doğal saç diye bir şey yok. Doğal saçlar olsa bile uçlarına keratin yaparak takıyoruz onları. Elimizdekiler yüzde yüz gerçek saçlar. Zaten sentetik bir saça işlem yapamazsınız. Burada dikkat edilmesi gereken; bizim taktığımız saçların hepsi 0.80 gram ile 1 gram arasında. Bu ne demek? Müşteri başka bir işletmede 200 adet saç takıldığında 70 gram saç alırken fiyatı belki daha uygun oluyor ama bizde 180-200 gram saç satın alıyor. Buradaki ayrım çok önemli.

hairistcomtr: Kaynak boyanır mı?

Mustafa Uzun: Tabi boyayabilirsiniz. Kalitesini düşürmez. Sonuçta normal insan saçı oda bir şey fark etmiyor. Kaynak yapmadan önce kaynağı boyuyoruz istediğimiz renge daha sonra takıyoruz. 77 tane renk var. Oradan muhakkak size uygun bir renk çıkıyor.

hairistcomtr: Salonunuzda kaynak dışında neler yapıyorsunuz?

Mustafa Uzun: Kaynak hizmeti dışında kuaförlük hizmeti veriyoruz.

hairistcomtr: Kaynağa için çok talep var mı?

Mustafa Uzun: Tabii ki çok fazla kaynak yapıyoruz. Kartal’da saç uzatma sistemleri daha zayıf ama burada daha yoğun. Çünkü çok popüler olduk Bağdat Caddesi’ndeyken. Kimse kaynak üzerine yatırım yapmadığı zaman biz kaynağa çok yatırım yaptık. Yatırım yaptığımız için kaynak üzerine Anadolu yakasında iyi bir ismimiz var. Şu anda çok talep var çünkü hiç kimse saçını uzatmayı beklemek istemiyor. Bir an önce uzamasını istiyor. Bu sadece kaynakta değil. Ombre ve boya yaptırırken de insanlar hemen hedefe ulaşmak istiyorlar ama parası olan tabi ki kaynakta hedefe ulaşabiliyor. Renklendirmelerde biraz sıkıntı var. Çünkü siyah gelen bir kadın, aynı gün sarışın olmak istiyor. Bunun hemen olması mümkün değil, zaman gerekli. Kaynaklı saçlarda saçlar zaten hazır geliyor. 77 tane rengimiz olduğu için kaynakta renk değiştirmek daha kolay oluyor.

hairistcomtr: Meslektaşlarınıza ve genç nesle tavsiyeleriniz nelerdir?

Mustafa Uzun: Genç arkadaşlar ve meslektaşlarım ümitsizliğe kapılmasınlar. Yani mutlaka bir çıkış yolu vardır. Yeter ki siz bakış açınızı değiştirin. Samimi olduğum bir arkadaşım vardı ve bana derdi ki “Bir yer senin enerjini bitiriyorsa muhakkak gözünü başka yere çevir.” Yani bir şey enerjini çabuk bitiriyorsa o tarafa çok bakmamaya çalış ve başka bir yere dön. Gerçekten eğer ki bizler kuaförlüğü biliyorsak, bu işi seviyorsak ve biz bu işin içine giren insanlar olarak eğer biz başaramazsak kimse başaramaz ki. Çünkü biz kadınları tanıyoruz. Müşterilerimizi tanıyoruz. Onları tanıdığımız için onlara güzel davrandığımız sürece,  her şeyden önce işimizi kendimiz için iyi yaptığımız sürece sıkıntı olmayacaktır. Ben böyle düşünüyorum. Benim için kapıdan kimin girdiği önemli değil. Çünkü ben kişiye göre fiyat almadığım için gerçekten önemli değil. Benim için herkes aynı. Ben yaptığım iş beni yansıttığı için güzel yapıyorum. Ben her zaman herkesten bir şeyler öğrenebilirim diye düşünüyorum. Benden daha küçük insanlardan gerçekten çok şey öğreniyorum. Yaşla alakası yok, bakış açısıyla ve zekayla alakası var. Muhakkak insanları anlamaya çalışmak lazım. 

 hairistcomtr: Kaynak işleminden sonra nelere dikkat edilmesi gerekiyor?

Mustafa Uzun: Kaynak sonrası kaynak yaptıran kişi yumuşak bir şampuan kullanması ve iyice diplerini taraması gerekiyor. Saçlarını tarayacaklar o çok önemli karışmaması için. Uçları düz olan fırçalarla tarayacaklar. Yuvarlak uçlu saç fırçaları kaynakları koparıyor, dibine takıldığı için. Çok dikkat edecekler. Ben kaynağı ipek kumaşa benzetiyorum. Alması pahalı, kullanması zor. Yüzerken saçlarını muhakkak toplamalılar. Yumuşak şampuan kullanmaları gerekiyor. Salık olmayacak yüzerken. Onun dışında kaynak yaptırdıkları kuaförde işlemlerini yaptırsınlar. Yumuşatıcı bakımlar kullanabilirler. Uzadığı zaman gelmesi gerekiyor zaten. Müşterinin çoğu boyalı ve röfleli olduğu için dip boyası geldiğinde bakımını da yapıyoruz. Tamir durumu oluyor. Ama biz zaten yaptığımız işlemlerin arkasındayız.

Saç, tırnak ve makyaj trendleri BeautyEurasia’da!

0

Saç, tırnak ve makyaj trendleri BeautyEurasia’da!

2017 yılının saç, tırnak ve makyaj trendlerinin paylaşıldığı, özel şovların yer aldığı 13. Uluslararası Kozmetik, Güzellik ve Kuaför Fuarı – BeautyEurasia, 27 – 29 Nisan 2017’de düzenlenecek.

Avrasya Bölgesi’nin en büyük kozmetik fuarı olan BeautyEurasia, 27 – 29 Nisan 2017 tarihlerinde, İstanbul Fuar Merkezi’nde 13’üncü kez gerçekleştirilecek. 36 ülkeden 450 katılımcı firmayı ağırlamayı hedefleyen BeautyEurasia, bu sene kozmetik, tırnak ve saç şovlarına ayrılan özel alanıyla kozmetik ve güzellik sektörünün en son trendleri sergilenecek.

Türkiye’nin lider sektörlerinde lider fuarlar düzenleyen ITE Turkey bünyesinde yer alan Platform Uluslararası Fuarcılık tarafından organize edilen 13. Uluslararası Kozmetik, Güzellik ve Kuaför Fuarı – BeautyEurasia; 27 – 29 Nisan 2017 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek. Avrasya Bölgesi’nin en büyük kozmetik fuarı olan BeautyEurasia; dünyanın dört bir yanındaki üretici ve tedarikçilerin ürün, hizmet ve teknolojilerini bir araya getirecek.

36 ülkeden 450 firmanın katılımı hedeflenen fuarda dünyanın dört bir yanından gelecek kozmetik, güzellik ve kuaför ürünlerinin yanı sıra, saç ve tırnak uygulamalarının yapılacağı bir şov alanı bulunacak. 2017 yılının yeni saç, tırnak renk ve trendlerinin tanıtılacağı fuarda, ziyaretçiler ve katılımcılar, yeni saç ve tırnak ürünlerini takip edebilecek, kullanım şekillerini görebilecek, kozmetik trendlerini yakından inceleyebilecek, yeni tasarımlar hakkında bilgi sahibi olabilecek.

Üç gün boyunca 10.000 kişinin ziyaret etmesi hedeflenen 13’üncü BeautyEurasia; Kişisel Bakım Ürünleri, Parfüm & Deodorant, Profesyonel Güzellik & Kuaför Salonu Ürünleri, Profesyonel Güzellik & Kuaför Ekipman ve Mobilyaları, Renkli Kozmetik, Doğal Kozmetik, Dermokozmetik, Saç Bakım Ürünleri, Bebek Kozmetik Ürünleri, Ecza Ürünleri, Estetik Ürün ve Cihazları, Hammadde, Ambalaj, Makine, Private Label & Fason Üretim, Tırnak Bakımı & Tırnak Süsleme ve Temizlik & Hijyen Ürünleri başta olmak üzere pek çok ürün profiline ev sahipliği yapacak.

Avrasya Bölgesi’nin en büyük kozmetik zirvesi olan 13. Uluslararası Kozmetik, Güzellik ve Kuaför Fuarı – BeautyEurasia; güzellik ve kozmetik konularında ihtisas sahibi, karar verici, yönetici, satın almacı ve diğer profesyonel ziyaretçilerin katılımıyla 27 – 29 Nisan 2017 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek. Fuarı ziyaret etmek isteyenler www.beautyeurasia.com adresinden kolayca ücretsiz online davetiyelerini alabilecek.

hairist.com.tr’nin resmi

 mobil uygulaması Android ve IOS işletim sistemli akıllı telefonlarda!  

İndirmek için tıklayın:   

 

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.mobiroller.mobi9450942228

 

https://itunes.apple.com/tr/app/hairist/id982145975

 

Melih Şen Kuaför’e “Altın Makas” ödülü

0

Melih Şen Kuaför'e "Altın Makas" ödülü

1 yıl boyunca habersizce ve farklı aralıklarla yapılan denetimlerden başarıyla geçen Melih Şen Kuaför Nilüfer Belediyesi tarafından verilen "Altın Makas" ödülüne layık görüldü. 

Bir kuaförün uyması gereken tüm kalite ve hijyen standartlarına uyarak, müşterilerine nitelikli bir hizmet veren Melih Şen Kuaför' e ödülü Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey takdim etti. "Altın Makas" ödülünü iş yeri ortakları Melih Şen ve Tuba Şen aldı. Mustafa Bozbey yaptığı açıklamada vatandaşların "Altın Makas" belgesine sahip iş yerlerine gönül rahatlığıyla gitmelerini tavsiye etti. Bozbey ayrıca iş yerlerinin hijyen ve kalite kontrollerinin Nilüfer Belediyesi tarafından titizlikle yapıldığını söyledi. 

Melih Şen Kuaför'den Melih Şen'in yaptığı açıklamada; 1 yıl boyunca, farklı zamanlarda hatta bazen de müşteri gibi gelinerek habersiz bir şekilde kuaför salonlarının denetlendiğini, hijyen ve kalite standartlarına uydukları için bu ödüle layık görüldüklerini belirtti. Şen, Nilüfer'de "Altın Makas" belgesini alan ilk kuaför salonu olduklarını dile getirdi. Şen ayrıca denetlemelerin devam ettiğini ve standartların düşmesi durumunda belgenin belediye geri alınabileceğini de sözlerine ekledi. 

hairist.com.tr’nin resmi

 mobil uygulaması Android ve IOS işletim sistemli akıllı telefonlarda!  

İndirmek için tıklayın:   

 

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.mobiroller.mobi9450942228

 

https://itunes.apple.com/tr/app/hairist/id982145975

 

Bizi alışkanlıklarımız yönetir

0

Bizi alışkanlıklarımız yönetir

Her akşam neden hep aynı televizyon kanalını seyrediyorsunuz? Neden evinizdeki masada hep aynı sandalyeye oturuyorsunuz? Sabah kalktığınızda davranışlarınız neden hep aynı sırayı izliyor? Neden her gün  bu davranışlarınızı bir tören kuralıymış gibi tekrarlıyorsuzunuz? Bunlardan bir tanesini bile yapmadığınız zaman, neden huzursuzlanıyorsunuz?

Alışkanlıklar son derece güçlüdür. Bizim her türlü davranışlarımızı -kimi araştırmacılara göre %95’ini- alışkanlıklarımız yönetir. Hayatımızın yönlendiren bütün kararları alışık olduğumuz şekilde alırız. Seçimlerimizin sadece %5’ini düşünerek yaparız.

Hayatımızın büyük bölümünü düşünmeden yönetmek bize atalarımızdan kalmış milyonlarca yıllık bir mirastır. Evrimsel biyoloji, insan beyninin tehlikeyle baş etmek ve hayatta kalmak üzere tasarlandığını; hayati konularda insanın aklıyla değil sezgileriyle karar aldığını söyler. Bu nedenle insanın nasıl bir tehlikeden kendini kurtarması için düşünmesine gerek yoksa,  günlük hayatını da sürdürmek için düşünmesine gerek yoktur. 

Hepimiz bir çok konuda hiç düşünmeden, zihnimizde oluşmuş kalıpları ve kısa yolları (heuristics) kullanarak  karar alır ve harekete geçeriz. Zihnimizdeki bu kısa yolların hepsi, bizim alışkanlıklarımızın oluşturduğu kısa yollardır.

Neale Martin’e göre, insanı alışkanlıkları yönetir; insanın aklıyla karar verdiği durumlar istisnadır. Alışkanlıklarımız bizi yönetirlerken, “sorun-çözüm” veya “sıkıntı-rahatlama”  gibi neden sonuç ilişkilerinde,  hiç düşünmeden kısa yollar (heuristic) kullanarak karar alır.

Alışkanlıklarımızın derin bir anlamı vardır. BBDO Grubu tüketicilerin gündelik hayattaki törenselliklerini anlamak için yaptığı çalışmada (Daily rituals of the world) günlük ritüellerin insan hayatı üzerinde güçlü etkileri olduğunu ortaya koyar.  Uykudan uyanır uyanmaz başlayan, sabah evden çıkmadan önce yaptığımız her davranışta, dışarıda geçirdiğimiz bütün saatlerde, eve döndüğümüzde, yatağa yatıp uykuya geçene kadar yaptığımız her harekette çoğu kez hep aynı şeyleri tekrarlarız.

Bu günlük alışkanlıklarımız bize bir rahatlık ve güven sağlar. İnsan, işler “alışa geldiği” gibi yürüdüğü sürece kendisini güvende hisseder. Sadece her gün tekrarladığımız davranışlarımız değil, kullandığımız markalar da bizim vazgeçemediğimiz alışkanlıklarımızdır.

Fakat bize neyi neden yaptığımız sorulduğunda hemen farklı bir tutum takınırız. Hiç birimiz yaptıklarımızı hiç düşünmeden yaptığımızı söyleyemeyiz. Bize çocukluğumuzdan beri her yaptığımızın akılcı bir nedeni olması gerektiği öğretildiğinden, bir davranışımızın nedeni sorulduğunda hemen akılcı bir “neden” buluruz.

Birisi bize, bir giyim mağazasından neden söz konusu markayı tercih ettiğimizi sorsa,  aklımız bu alışverişe  mantıklı bir neden bulmaya çalışır. Oysa bu davranışın arkasında hiçbir “mantıklı” sebep olmayabilir. Bu sebeple araştırmalarda tüketicilere “Neden?” sorusunu sormak, bu nedenle çok tehlikelidir çünkü “Neden?” sorusu karşısında hemen herkes kabul görecek bir cevap bulmaya çalışır.

İnsanların alışkanlıklarını kırmak, davranışlarını değiştirmek zor hatta çok zordur. Birçok konuda “doğru olanı” bilse bile insanın bu doğruları hayata geçirememesinin nedeni de budur. Yeni bir markanın pazarda tutmasının da ilk şartı tüketicilerin yaşamlarındaki mevcut alışkanlıklarını anlaması ve onları nasıl değiştirebileceğini kurgulamasıdır.

Alışkanlıklar ne kadar güçlüyse tüketicilere bu alışkanlıklarını sorgulatmak da o kadar zordur. Eğer bir marka tüketicide sağlam bir alışkanlık yaratmışsa rakiplerin işi zorlaşır. Bu nedenle bir piyasadaki lider markanın müşterilerini (tüketicilerini) cezbetmek çok zordur. İnsanların satın alma alışkanlıklarını kendilerine sorgulatmadan, onların marka değiştirmelerini sağlamak çok zordur.

Kaynak: www.temelaksoy.com

hairist.com.tr’nin resmi

 mobil uygulaması Android ve IOS işletim sistemli akıllı telefonlarda!  

İndirmek için tıklayın:   

 

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.mobiroller.mobi9450942228

 

https://itunes.apple.com/tr/app/hairist/id982145975

OSAKA’YA GİDİYORUZ!

0

OSAKA'YA GİDİYORUZ!

Bu sene 15-17 Mayıs tarihlerinde Osaka'da gerçekleşecek olan dünyanın en prestijli etkinlinliklerinden olan 22. INTERCOIFFURE WORLD CONGRESS tüm dünyadan seçkin kuaförleri ağırlayacak.

Righa Royal Hotel' de düzenlenecek olan 22. INTERCOIFFURE WORLD CONGRESS, dopdolu bir programla katılımcılarla buluşacak. Şovlarla, gala etkinliği ve ödül töreniyle renklenecek olan ve 3 gün sürecek açılış Kyoto turuyla son bulacak.

hairist.com.tr’nin resmi

 mobil uygulaması Android ve IOS işletim sistemli akıllı telefonlarda!  

İndirmek için tıklayın:   

 

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.mobiroller.mobi9450942228

 

https://itunes.apple.com/tr/app/hairist/id982145975

İnsanın kişiliği değişir mi?

0

İnsanın kişiliği değişir mi?

Sizin de davranışlarınız içine girdiğiniz çevreye göre değişiyor mu? Annenizin-babanızın yanındaki kişiliğinizle arkadaşlarınızın yanındaki kişiliğiniz aynı mı?

Eğer cevabınız evetse bilin ki yalnız değilsiniz. Hayatınızda öyle insanlar vardır ki onların yanında bambaşka bir insan olursunuz. Öyle ortamlar vardır ki sizi sahip olduğunuz kişilikten çıkarır, başka bir insan yapar. Bazı insanların yanında inanılmaz neşeli ve dışa dönük; bazılarının yanında kendinizi tanıyamayacağınız kadar içine kapalı bir insan olursunuz. Bazı çevrelerde kendine güvenli, bazı çevrelerde ürkek bir insan olursunuz.

Bazı insanlar içki içtiklerinde, içlerinden başka bir insan çıkar; kimi son derece konuşkan olur, kimi suskun.

Kendi içinizden kaç tane farklı “siz” çıkabileceğini hiç düşündünüz mü?

Daha da ötesi Zimbardo, gerçekliği temin edilebilmek amacıyla, şehir polisiyle anlaşma yaptı ve deneyin başlayacağı gün denek öğrencilerin evlerinden polis tarafından alınmalarını sağladı. Emniyet merkezinde fotoğrafları çekildi ve parmak izleri alındı. Sonra da hepsi üniversitede hazırlanmış bodrum katına (hapishaneye) getirildi. Bu simülasyon (yaratılmış gerçeklik) ortamında, mahkûmlar (öğrenciler) çırılçıplak soyulduktan sonra üzerlerine mikrop öldürücü sprey sıkıldı.  Ardından da deney boyunca kendilerine adlarıyla değil, numaralarıyla hitap edildi. Her birine üzerlerinde numaraları yazılı üniformalar verildi ve ayak bileklerine zincir vuruldu. Aynı şekilde bir grup öğrenciye de gardiyan olma görevi verildi.

Herkesin bunun bir deney olduğunu bilmesine ve tüm deneklerin ruh sağlıklarının yerinde olmasına rağmen, yaratılan simülasyon ortamı o kadar gerçeğe benzemişti ki Zimbardo, üç ay sürmesini planladığı deneyi altıncı gününde bitirmek zorunda kaldı; çünkü gardiyanların gösterdikleri sadist davranışlar kontrolden çıkmış ve hiç kimsenin tahmin edemeyeceği insanlık dışı boyutlara ulaşmıştı. Gardiyan öğrencilerin içinden canavarlar çıkmıştı. Kendileri gibi masum bir amaçla bir deneye katılan diğer öğrencilere yaptıkları eziyet tahammül sınırlarını aşmıştı. Bu deneyi bazıları “otoriteye boyun eğme” açısından, bazıları “rollerle aşırı özdeşleşme” açısından değerlendirdi. Bazıları da insanların eline fırsat geçtiğinde sadist olabileceğine kadar birçok değişik açıdan ele aldı; ama şurası muhakkak ki içinde yaşadığımız ortam (context) insan davranışlarını yüzde yüz belirliyordu, hatta bu ortam “yaratılmış bir ortam” yani simülasyon olsa bile.Zimbardo’nun gerçekleştirdiği Stanford Hapishane Deneyi, yönetim ve pazarlama disiplinleriyle ilgilenenlere, insan davranışları hakkında önemli ipuçları veriyor:

• Bütün ayrıntıları düşünülmüş simülasyon ortamlarında, insanlar bu ortamların kurgu olduklarını unutup, ortamın gerektirdiği davranışları sergiliyorlar ve simülasyon gerçeğin kendisi oluyor.

• Belirli koşullar oluştuğunda, insanlar farkında dahi olmadan içine girdikleri “yeni dünya” tarafından şekillenmeye, bu dünyanın şartlarına uyum göstermeye ve yeni ortama uygun davranışlar göstermeye başlıyorlar.

Yaratılan ortamın insan davranışları üzerinde ne kadar etkili olduğunu kanıtlayan bir başka deney de James Wilson ve George Kelling Atlantic Monthly dergisinin Mart 1982 sayısında “Kırık cam sendromu” isimli bir makalesinde yayınlandı.

“Kırık cam teorisini” açıklamak için Wilson ve Kelling, “metruk bina” örneğini veriyorlar: Bir sokağın suç bölgesine dönüşme süreci, önce ‘tek’ bir pencere camının kırılmasıyla başlıyor. Çevreden tepki gelmez ve cam hemen tamir edilmezse oradan geçenler o bölgede düzeni sağlayan bir otorite olmadığını düşünüyorlar ve diğer camları da kırmaya başlıyorlar. Ardından daha büyük suçlar geliyor. Bir süre sonra o sokak, polisin bile giremeyeceği bir ortama dönüşüyor. Zengin bir mahallede bir arabanın kelebek camını kırmak da aynı sonucu doğuruyor. Arabanın camının kırılması, çevredeki diğer arabaların da camlarının kırılmasına neden oluyor. Kötülük hemen bulaşıyor. Ama bulaşıcılık sadece kötülük için geçerli değil, iyilik de hızla bulaşabiliyor: Bugün İstanbul’daki otobüs duraklarının temiz kalabilmesi, şehrin duvarlarına yazı yazılmaması, metrodaki İstanbulluların birçok gelişmiş batı şehirlerindeki insanlardan daha düzgün davranmaları, iyiliğin de bulaşıcı olduğunu kanıtlıyor.

Bütün bu sonuçlar hepimizin günlük hayatlarıımızda gösterdiğimiz pek çok davranışın, aslında söz konusu ortamlara hâkim olan koşullar tarafından belirlendiğini gösteriyor. Daha da ötesi, içine girdiğimiz roller, farkında olmadığımız bazı yönlerimizi açığa çıkarırken bazılarını da köreltiyor. Hepimiz içinde bulunduğumuz ortama uyum gösterme konusunda fevkalade becerikli bir yaratılışa sahibiz. Kişiliğimiz sandığımızın aksine fazlasıyla “akışkan ve değişken”. İçine girdiğimiz ortamlar, bizim tavır, tutum ve davranışlarımızı değiştiriyor.

80‘lerin başında Baudrillard, içinde yaşadığımız dünyanın, gerçekliğin yerini alan “imaj” ve “simülasyonlardan” ibaret bir dünya olduğunu söylemişti. Baudrillard, bir anlamda deneyimsel  pazarlamaya da  atıfta bulunarak “duyguların” pazarlandığı bir dünyada, artık salt gerçekten söz etmenin mümkün olamayacağını, pekala yaratılan gerçekliğin de gerçek gibi algılanabileceğini söylemişti. İnanmıyorsanız Paris’te Euro Disney’e gidin ya da Los Angeles’taki film stüdyolarına. Bu ortamlara giren çocuklar da, onların anne-babaları da bambaşka birer insan olurlar. Kendilerini bu yeni dünyalara kaptırırlar.

Bunlar deneyimsel pazarlamanın en iyi örnekleridir, ama hemen her markanın elinde kendi dünyasını yaratmak ve müşterilerine bu dünyayı yaşatmak imkanı vardır. Bence bu uygulamalar bize, deneyimsel pazarlamanın nasıl çalıştığını ve iyi uygulandığında neden bu kadar etkili olduğunu anlatıyor.

Deneyimsel pazarlama, pazarlama disiplininin bir inovasyonudur. Müşterilere yaşatılan kurgulanmış deneyimler, markaların tüketicilerin zihinlerinde yer etmesini, hafızalarına kazınmasını sağlar. Bu şekilde yaşanan deneyimler tüketicilerin eğlenmek, uyarılmak ve kalplerine dokunulmak isteklerine cevap verir.  (Tüketici eğlenmek, uyarılmak, Kalbine dokunulmak İster).

Stanford Hapishane Deneyi ya da Kırık Cam Teorisi bize insan davranışlarının, önemli ölçüde ortam (context) tarafından belirlendiğini anlatıyor. Bunun pazarlamacılar için çıkarımı son derece önemli. Eğer merkezinde markamızın yer alacağı bir dünya yaratabilirsek ve bu dünyaya müşterilerimizi çekmeyi başarabilirsek, bu dünyada müşterilerimiz bizim arzu ettiğimiz gibi davranacaklardır.  Ancak yaratacağımız bu gerçeklik onların anlam dünyalarına hitap etmeli ve katiyen onların zekâlarıyla alay etmemelidir. Eğer yaptığımız işin hakkını verirsek marka dünyamızı iyi kurgularsak, burada müşterilerimiz kendilerini iyi hissettirecek deneyimler yaşamayı memnuniyetle kabul edeceklerdir.

İnsanın birçok kişiliği yaşayabilme potansiyeli, pazarlama açısından fevkalade önemlidir. Bir kadın sabah saatlerinde çocuğuyla gittiği lunaparkta “afacan bir haylaz” olurken akşam üstü eşiyle gittiği mücevher mağazasında bir “prenses” olabilir. Çoklu kişilik, kadınlar için geçerli olduğu kadar erkekler için de geçerlidir.

Hepimizin içinde birçok kişilik var, bu kişilikler markalar tarafından fark edilmeyi, uyarılmayı ve birer deneyim olarak yaşatılmayı bekliyor.

Kaynak: www.temelaksoy.com

hairist.com.tr’nin resmi

 mobil uygulaması Android ve IOS işletim sistemli akıllı telefonlarda!  

İndirmek için tıklayın:   

 

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.mobiroller.mobi9450942228

 

https://itunes.apple.com/tr/app/hairist/id982145975

Salon temizliğinde dikkat edilecek hususlar

0

Salon temizliğinde dikkat edilmesi gereken hususlar

Kuaför salonunuzun temiz olması ve salon hijyeni hem sizin açınızdan hem de müşterileriniz açısından önemlidir. Salon temizliğinde dikkat edilmesi gereken birçok husus vardır:

– Her müşterinin saçları kesildikten sonra yerler temizlenmeli, atıklar kapaklı bir çöp kabına konulmalı.

-Müşteriye ikramda bulunurken kullanılan kahve-çay fincanı, su bardağı gibi eşyaların kırık, çatlak olmaması ve mutlaka temiz olmasına dikkat edilmeli.

– Sigara içilebilen bölümdeki kül tablaları düzenli olarak boşaltılmalıdır.

– Aynalar ve tarama setleri (çalışma yerleri) her zaman temiz olmalı, işi biten müşteriden sonra o yere başka bir müşteri oturtulmadan önce mutlaka temizlenmeli, baş yıkama setleri de her zaman temiz tutmalı.

– Toz tutan yerler, perde ve panjurlar ile çiçeklerin yapraklarındaki tozlar sık sık temizlenmeli, tuvaletler özellikle temiz tutulmalı ve havalandırılmalıdır.

– Yemek ve ekmek artıkları kenarda kıyılarda ve açıkta bırakılmamalı, poşet içinde veya kapalı temiz bir yer saklanmalı, eğer kısa zamanda tüketilmeyecekse kapaklı çöp kutusuna atılmalı, çöpler her akşam dökülmelidir.

– Salonunun bütün çalışma alanları ( yerler, mermer ve beton zeminler, tuvalet ve lavabolar) günlük ve haftalık temizlik sırasında mutlaka deterjan ve diğer temizlik malzeme ve gereçleriyle iyice yıkanmalı, dezenfekte edilmelidir.

hairist.com.tr’nin resmi

 mobil uygulaması Android ve IOS işletim sistemli akıllı telefonlarda!  

İndirmek için tıklayın:   

 

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.mobiroller.mobi9450942228

 

https://itunes.apple.com/tr/app/hairist/id982145975