Ana Sayfa Blog Sayfa 307

Siz randevu sistemi ile mi çalışıyorsunuz?

0
randevu sistemi

Vakit nakittir!

Tüketicinin artık zamanı çok değerli! Peki ya sizin?

Modern hayatın bir getirisi olarak artık herkes parasını verimli kullanmak, kişiye özel maksimum potansiyelde verimli hizmetler almak ve zaten çok değerli olan vaktini hiçbir zaman boşa geçirmeden hedefine ulaşmak istiyor. Randevu sistemi ise modern hayatın beklentilerini karşılayabilmek için en uygun yöntemlerden biri. Günümüzde Avrupa ve Amerika’da kuaförler tarafından olmazsa olmaz bir şekilde uygulanan, kuaför ve müşteri ilişkisini karşılıklı olarak hem zaman hem de hizmet kalitesi anlamında güvence altına alan randevu sistemi Türkiye’de neden kuaförler tarafından oturtulamıyor?

Bir kuaförün hizmetini güçlendirmesi ve esnaf pozisyonundan kurtularak hizmet satar hale gelebilmesi için salonunda müşteri beklemesi değil, müşterinin kendisini arayarak hizmet talep etmesi gerekiyor. Kadınlar çalışıyor, annelik yapıyor, hobilerine vakit ayırıyor… Kısacası artık tüm kadınların zamanı çok değerli! Kimse bir kuaför salonunda 2-3 saat sıra beklemek istemiyor. Hatta zamanları o kadar değerli ki yapılacak işlemin süresinin bile minimum düzeyde olmasını istiyor. Eğer yarım saat sürecek bir işlem yaptıracaksa ardından yetişeceği bir yer mutlaka oluyor. Bilinçli kadınlar risk almıyor çünkü kaybedecek zamanları yok! Peki, kuaförler neden hâlâ randevulu sisteme geçmeye çekiniyor?

Randevu sisteminin bir kuaför için faydalarını incelediğimiz zaman; istatistiksel olarak gözlemlenen rakamlar randevulu çalışan bir kuaföre göre randevusuz müşteri kabul eden kuaförlerin daha az ciro yaptığı yönünde. Bütün gün salonda müşteri bekleyen bir kuaför sabah 9’dan akşam 8’e kadar salonda vakit geçiriyor ve bu sürenin maksimum 5 saatini servis vererek geçiriyor. Fakat randevulu çalışan bir kuaför o gün ne kadar çalışacağının bilincinde oluyor ve sadece çalışacağı süre içerisinde salonda bulunması onun için yeterli oluyor. Kuaför randevulu müşterisine hizmet verirken ne işlem yapacağını ve müşteriyle ne kadar süre geçireceğini biliyor. Sonuç olarak geçirdiği süre zarfında hem kişiye özel hizmet sunuyor hem de kaliteli bir servis ortaya çıkıyor. Diğer taraftan bekleme koltuklarında 2-3 müşteri kuaförünü beklerken bir kadının saçını kesmek ya da renklendirme işlemi yapmak hem müşterinin değersiz hissetmesine sebep oluyor hem de işlemlerin aceleye geldiği düşüncesi ile kadın baş başa kalıyor.

Bu sistemde sadece müşteri açısından değil, kuaför açısından da birçok artı mevcut. Sizin katılmak istediğiniz eğitimler, etkinlikler, sosyal aktiviteler olabilir ve salon dışı ihtiyaçlarınızı karşılamak için ne kadar vakit ayırmanız gerektiğine bu durumda siz karar vermiş olursunuz. Salon dışında olduğunuz süre içerisinde müşterileri kaçırdığınızı düşünmenizi gerektirecek bir durum ortaya çıkmamış olur.

Kısacası artık farklı bir dünya içerisinde yaşıyoruz. Tüketici alışkanlıkları değişti ve doğal olarak beklentilerde farklı şekilleniyor. Gelecekte var olmak ve yeni düzene adapte olabilmek için artık sizin de değişmenizin zamanı geldi.

Uzun zamanadır randevu sistemi ile çalışan ve bu sistemi oturtmaya çalışan kuaförler konu hakkında neler söylediler?

Ediz Doğan, Ediz Doğan Vizajizm Saç Tasarım – İstanbul:

2007 yılından beri randevulu çalışıyorum. İlk zamanlar sıkıntı yaşadık bu sisteme geçtiğimizde çünkü hizmet sektöründe insanlar çok hızlı ve pratik servis almak istiyorlar. Müşteri bu sebeple randevu almak istemiyor ama özel bir hizmet almak istiyorsa mutlaka randevu almalı. Bunu oturturken problemler yaşadık ama “Size daha iyi hizmet verebilmemiz için randevu alırsanız, iyi olacaktır.” dediğimizde mantıklı geldi müşteriye. Açıkçası ben kendi kartvizitimi de dağıtırken her zaman randevu alması gerektiğini belirtiyorum. Özellikle renklendirme ve saç kesimi için randevusuz alma şansımız mümkün değil. Kuaförlerinde saatlerini verimli geçirebilmesi için en önemli unsur randevu ile çalışmak. Burada hem benim açımdan hem de müşteri açısından fayda söz konusu. Kuaförün müşteriyi dinlemesi ve daha fazla ilgilenebilmesi için randevu sistemine geçmesi gerekiyor.

Salih Pehlivan, Studio Kuaför – İstanbul:

Randevu sisteminin kuaförlük sektöründe uygulanmadığı yıllarda böyle bir sisteme geçme sebebim aşırı yoğunluk ve bu yoğunluktan dolayı müşterilerimin saatlerce beklemesiydi. Dolayısıyla artık bir düzene sokmak gerekiyordu. Türkiye’de ki koşullarda çok büyük bir müşteri kaybı yaşayacağımı öne süren birçok meslektaşım oldu ve bu gerçekten böyleydi. Fakat ben doğru olduğuna inandığım bu randevu sistemini inatla ve kararlılıkla sürdürdüm. Merkez salonumuz dâhil olmak üzere bütün salonlarımızı ve bütün ekibimizi 3 yıldır randevu sistemine geçirdik. Ben ise 25 yıldır randevulu çalışıyorum ve aslında

Benim için çok önemli artıları oldu. Çünkü uzun bir dönemdir kuaförlüğün yanı sıra eğitim veren bir kuaförüm. Eğitim verdiğim için salonumda her gün bulunamıyorum ama yıllardan beri müşterilerimi bu sisteme alıştırmış olduğum için müşteri kaybına uğramıyorum ve ciro kaybı yaşamıyorum. Ben haftada 2 veya 3 gün çalışarak, salonunda 6 gün çalışan meslektaşlarım ile aynı ciroları yapıyorum.

Umut Tatlı, Mehmet Tatlı Kuaför – İstanbul:

Randevulu çalıştığınız zaman hem müşteri beklememiş oluyor hem de ekip randevular sayesinde o gün kaç ziyaret alacağını biliyor. %100 randevulu çalışamıyoruz şartlardan dolayı ama %100 randevulu çalıştığınız zaman kendi iş potansiyelinizi de daha rahat görüyorsunuz. Randevu sistemi %100 oturduğu takdirde eleman sayısı da azaltılabilir. Müşteriye servisin kalitesi de yükselir. Zamanla bu sistem her kuaförde oturabilir. İnternet üzerinde şu an birkaç randevu sistemi var ama tam randıman aldığımızı düşünmüyorum. Türkiye’de birçok firma ile beraber herkes aynı anda bu sisteme geçerse, müşterilerinde alışması rahat olacaktır. Bireysel olarak da müşteri kaybetmemiş oluruz.

Afro saç modelleri

0

Modern ve şık

Urban Salon’dan Dominic Ackah-Amihere’ın tasarladığı saçlar afro modellerden oluşuyor. Doğal ve hacimli saçlar koleksiyonda dikkat çekiyor. Modern ve şık saç stillerini incelemek için haber galerisini ziyaret edebilirsiniz.

Saç: Dominic Ackah-Amihere, Urban Makyaj: Abbie Beautement and Candice Lloyd Fotoğraf: Luke Neugent

Uluslararası Kuaförlük Yayıncıları Birliği yönetiminde Türkiye’de var!

0
AİPP

Uluslararası Kuaförlük Yayıncıları Birliği Yönetiminde artık Türkiye’de var.

1964 yılında İsviçre’nin Bale şehrinde düzenlenen Dünya Kuaförler Yarışması sırasında birkaç kuaförlük sektör yayıncısı tarafından kuruluşu gerçekleşen AIPP (International Professional Press Association) bugün tüm dünyadan 30 ülkedeki 60 yayın kuruluşunun üyeliği ile sektörün en saygın örgütlerinden biri olarak faaliyet göstermeye devam ediyor.

AIPP

AIPP yönetiminde Türkiye ilk defa  yer alırken buna ilişkin Estetica Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erkan Güzel şunları paylaştı:

‘Kuaförlük sektöründe 30 ülkede 60 yayın kuruluşunun uluslararası bir birlik bünyesinde bileşmesi dahi bizim sektörümüz açısından çok önemli. Üstelik bunun 1964 yılından bu yana yani 53 yıldır devam etmesi kuruluşun istikrarı ve sektörün verdiği değer açısından önemli.

Estetica Dergisi olarak 2004 yılından bu yana üyesi olduğumuz AIPP bünyesinde verilen bu görev aslında ülkemizi çok yakından ilgilendiriyor ki her ne kadar Asya ülkelerinden sorumlu olsam da Türk kuaförlüğünün daha fazla duyurulması ve yer alması noktasında üzerime düşen sorumluluğun farkındayım.

Bünyesindeki üye yayıncı kuruluşların diğer kurumlarla işbirliği yapması ve kuaförlük sektöründe temsil edilmek; kuaförlük organizasyonlarını, yarışmaları desteklemek amacıyla ilişkiler kurmak; Grand Trophy adıyla düzenlenen yarışmayla profesyonel yayın ağının kuaförlere sağladığı katkının altını çizmek olarak amaçlarını kısaca sıralayabileceğim AIPP aracılığıyla öncelikle Türk kuaförlerinin yaratıcılığını tüm dünyaya sergileme imkanı doğacağı için mutluyum.

Türk kuaförlerinin yaracılıklarını sergiledikleri koleksiyon çalışmalarının dünyada daha fazla yer alması için daha fazla koleksiyonun üretilmesi gerekiyor ki ülkemizde de bu anlamda olumlu adımlar atılıyor. Kuaförlük markaları bunun değerinin farkında ve saç tasarımlarının fotoğraflanması da artık eskisi gibi zor değil. Bu amaçla AIPP olarak düzenlediğimiz farklı kategorilerdeki fotoğrafik koleksiyonların yer aldığı yarışmaya katılımın da artacağına inanıyorum.’

AIPP Yarışması Hakkında:

5 farklı kategoride katılabileceğiniz yarışmaya son başvuru tarihi 30 Haziran 2017. En İyi Ticari Saçlar Koleksiyonu, En İyi Avant-garde Saçlar Koleksiyonu, En İyi Saç Fotoğrafı, En İyi Erkek ve En İyi Video olmak üzere katılabileceğiniz yarışmaya geçen yıl 32 ülkeden 679 başvuru yapılmıştı.

Her kategorinin finalistleri arasından AIPP üyesi yayınların editörlerinin oylamasıyla kategoride dereceye girenler belirlendikten sonra kategori birincilerinden Büyük Ödül için yeni bir koleksiyon çalışması bekleniyor ve 5 kategori birincisi arasından da Büyük Ödül’ün sahibi belirleniyor.

Geçtiğimiz yıl sonuçları da şöyle olmuştu:

En İyi Ticari Saçlar Koleksiyonu: Raffel Pages (İspanya)

En İyi Avant-garde Saçlar Koleksiyonu: Angelo Seminara ( İngiltere)

En İyi Saç Fotoğrafı: Anne Veck (İngiltere)

En İyi Erkek: Uro Mikic (Avusturalya)

En İyi Video: Hair&More (İspanya)

Büyük Ödül: Angelo Seminara (İngiltere)

Katılmak için:

Tek yapmanız gereken profesyonel koleksiyon çekimlerinizden yüksek çözünürlükteki 3 farklı fotoğrafı 25 Haziran tarihine kadar Estetica Dergisi’ne ulaştırmak.

Detayları Estetica Dergisi 2017 Renk Sayısı’nda bulabilirsiniz.

 

L’Oréal Türkiye’den ülkemizin güzellik haritası…

0
L’Oréal Türkiye'den ülkemizin güzellik haritası...

Dünyanın 1 numaralı güzellik şirketi L’Oréal Grubu bünyesinde 1980’li yıllardan bu yana Türkiye’de faaliyet gösteren L’Oréal Türkiye, yaptırdığı çok yönlü araştırmayla “Türkiye’nin Güzellik Haritası”nı çıkardı.

Türk kadınının makyaj algısını, “güzellik” tanımını, makyaj ürünleri kullanım alışkanlıklarını, Türkiye’deki makyaj stillerinin bölgesel farklılıklarını inceleyen araştırma sonuçlarına 1729 kadın ile yüz yüze yapılan görüşme ile ulaşıldı. Araştırma bir yandan kadınların güzellik anlayışlarını ifade ederken bir yandan da en çok kullandıkları malzemelerle makyaja bakış açılarını ortaya koydu. Araştırmaya göre Türk kadını en çok göz makyajı yapıyor. Kadınlarının %28’i göz kalemi kullanarak bakışlara ve ifadeye verdikleri önemin altını çiziyor.

L’Oréal Türkiye’nin ülkemizin güzellik haritasını çıkarmak için gerçekleştirdiği araştırma için; lise, üniversite öğrencisi, ev kadını, çalışan kadın, makyaj yapan ve yapmayan kadınlar gibi farklı sosyo ekonomik ve sosyo kültürel gruplardan 1729 kadınla görüşüldü.

Kadınların %49’u güzelliği bakımlı olmak, %22’si doğal olmak, %’si 17 temizliğe önem vermek, %9’u cool ve albenili olmak, %7 farkedilir olmak, %7 fit olmak olarak tanımlıyor.

Türk kadınına göre ideal güzel; Kum saati vücutlu, yeşil gözlü, 1.72 boylu, buğday tenli ve kahverengi saçlı… Türk kadınına göre ideal vücut şekli %51 ile kum saati, ideal göz rengi %24 ile yeşil, ideal boy %53 ile 1.72, cilt tonu %50 ile buğday, saç rengi %27 ile açık kahve, ideal saç boyu ise %40 ile uzun olarak öne çıkıyor.

Farklı gruplardan 1729 kişinin yanıt verdiği araştırma sonuçlarına göre kadınların %60’ı her gün makyaj yapıyor. %26’sı resmi durumlarda, %17’si işe giderken, %16’sı ise dışarı çıkarken (arkadaşlarla buluşmaya giderken) makyaj yapıyor ya da yaptırıyor. Türk kadını buğday tenli… Araştırma, Türk kadının yüz özelliklerini de vurguluyor. Kadınların %35’i buğday ten, %27’i orta, %19’u koyu, % 18’i açık ten rengine sahip. Yaşadıkları cilt problemleri göz önüne alındığında başı % 59 ile cilt hassasiyeti çekiyor. % 22’si siyah noktalardan şikayetçiyken, kadınların % 16’sı akneli bir cilde sahip olduğunu düşünüyor.

Kadınlar, kadınlar için süsleniyor!

Araştırma sonuçlarına göre Türk kadını günde ortalama 2,75 adet ürün kullanılıyor. Bu sayı düğün, davet, kına gecesi gibi özel durumlarda artıyor. Makyaj malzemesi sayısı en yükseğe 3,75 ürünle “kına geceleri”nde ulaşıyor. Bu, kadınların, erkeklerin eleştirisi olmadığı koşullar altında, sadece kadınların bulunduğu ortamlarda makyaja daha da ağırlık verdiklerini gösteriyor. Kadınların %37’si oval yüz şekline sahipken, %25’i dikdörtgen, %25’i yuvarlak, %13’ü ise kare yüze sahip. Türk kadınının günlük makyaj tarzında, doğal, canlı, yalın bir görünüm hedefleniyor. Düğün, davet gibi özel durumlarda ise göze çarpan, akılda kalıcı ve cesur bir makyajı tercih ediyorlar. Yine düğün davet gibi özel günlerde en çok kırmızı ve koyu pembe ruj tercih ediliyor. Makyajla Türk kadınının hedeflediği etki; şık, güzel, masum, güçlü, zarif ve bütünüyle güzel görünüm olarak öne çıkıyor. Bu amaçla uygulanan makyaj stilinde; canlı ve ışıltılı ten, yumuşak doğal tonlarda dudak, yoğun, göze çarpan, buğulu, çekici göz makyajı yer alıyor. Türk kadınına göre günümüzün en moda makyaj trendleri arasında: gözlere vurgu yapılması, dudaklarda yoğun renkler (bordo) ya da ten rengi, mat dudaklar, tüm yüzde tek renk ve doğallık yer alıyor.

Türk kadınları, gözleriyle konuşuyor…

Türk kadınlarının %28’i makyaja kalem uygulamasıyla, %20’si fondötenle, %13’ü maskara ile başlıyor. Kadınların sadece %8’i günlük makyajını rujla tamamlıyor. %6’sı ise sadece göz kalemi uyguluyor. L’Oréal Türkiye Kurumsal İletişim Direktörü Filiz Ecet, konuyla ilgili olarak; “Araştırma sonuçları Türk kadınının göz makyajına verdiği önemi vurguluyor. Makyaj yapan kadınların çoğunun kalem kullanması, yine bir çoğunun makyaja kalemle başlaması dikkat çekici bir detay olarak önce çıkıyor. Araştırma sonuçlarına göre Türk kadını makyajın gücünü ve rolünü kabul ediyor. Bu gücü ilgi çekmeden, sessizce kullanmak istiyor. Kadınlarımız ‘makyaj güzeli’ olarak tanımladıkları abartılı güzellik kavramından kaçınıyor, makyaj sonrası görünümünün doğal güzelliği olarak algılanmasını istiyor. Gözler haricinde, hafif, çok belli olmayan, anlaşılmayacak tonlarda uygulanan makyaj ‘ideal’ olarak adlandırılıyor. Doğal ve abartılı makyaj arasındaki farkı belirleyen ise kullanılan renkler. Ten rengi, şeftali tonları doğal makyajın kilit renkleri olarak dikkat çekiyor, kadınlarımız bu renk ve tonları kullanmaya özen gösteriyor” diye konuştu.

Haftanın Salonu: Kuaför Ferhat, Datça

0

Kerastase, L’Oreal Professionnel, Ventoso, Wella Professionals, Sebastian Professional ile çalışan Kuaför Ferhat, Datça’da bulunuyor.

08.00- 20.00 saatleri arasında hizmet veren Kuaför Ferhat pazar günü hariç müşterilere servis veriyor.

1992’de Datça’da başlayarak disiplini ve ciddiyetiyle bu işin bir ekip çalışması olduğu inancında olan Ferhat Kara, bu zihniyetini üst düzey bir kadro kurarak salonlarında müşteri memnuniyetini üst düzeyde tutmak için konusunda uzman bir kadroyla kaliteli hizmet anlayışını dünden bugüne devam ettirmektedir. Ferhat Kara Kuaför ailesinin slogan anlayışlarını net olarak ortaya koymaktadır: Güzelliğiniz ayrıntılarda, ayrıntılar Ferhat Kara Kuaför’de gizlidir..

web sitesi: http://ferhatkuafor.com/

Instagram’dan salonda yapılan saç tasarımlarını takip etmek için tıklayın: https://www.instagram.com/kuaforferhatkara/

Facebook’tan salonda yapılan saç tasarımlarını takip etmek için tıklayın: https://www.facebook.com/ferhatkaradatca/

Adres: Bademli Cad. Güneş Apt. No:5/C-D Datça

Randevu için: 05324099159

Siz de salon bul bölümümüze salonunuzu eklemek için https://randevu.hairist.com.tr/  ‘de salonunuzu ekleyebilirsiniz.

Haftanın salonu olmak ve sponsorlu öne çıkan salonlar arasında yer almak için Estetica Dergisi’ne abone olabilirsiniz.

Kuaför Ferhat Kara, Datça hakkında detaylı bilgi için:

https://randevu.hairist.com.tr/randevu/kuafor-ferhat-kara-datca-mugla/

Metin Bahçecik nasıl başardığını anlattı…

0
Metin Bahçecik
Metin Bahçecik

Kariyer Eğitim Kurumları ile birlikte gerçekleştirdiğimiz yeni proje kapsamında ilk konuğumuz Metin Bahçecik oldu.

Kuaförlüğü meslek olarak seçen kuaför adaylarına kuaförlüğün farklı yüzünü göstermek istedik. Ne derece doğru karar verdiklerini destekleyen pek çok örnek var. Bu örneklerden bir tanesini ‘Nasıl başardım?’ başlığıyla Kariyer Eğitim Kurumları konferans salonunda genç kuaför adaylarıyla buluşturduk.

Serkan Selamet, Metin Bahçecik

Bu amaçla projenin ilk konuğu Metin Bahçecik kendi hikayesini gerek kuaför meslektaşlarıyla gerekse de öğrenim gören öğrenci katılımcılarla paylaştı. İşte bu özel paylaşımdan notlar…

‘’47 yıldır bu işi yapıyorum. Saç kestiğimde heyecan duyuyorum. Ben çok şanslıydım. Benim aile mesleğim bu. Okurken çıraklık da yapardım. Muammer Yaprakgül o yıllarda Divan Oteli’ne ortak olmuştu. Abimin çok yakın arkadaşıydı. Muammer Yaprakgül’ün yanında çalışmaya başladım. Nereden başladığınız ustanızın kim olduğu çok önemli. Her şeyimi ona borçluyum.

Yönetici olduğum zaman eksik olan taraflarımı tamamlamaya çalıştım. Bugün yaptığınız iyi şeyleri bu çok iyidir diye devam ederseniz çok yol alamazsınız. İyi bir kuaför olmak için çok iyi renklendirme ya da kesim yapıyor olmak, iyi saç taramak yetmiyor. İletişim çok önemli. Müşteriyi dinleyemiyor, anlayamıyorsanız siz iyi bir kuaför olsanız da tercih edilmezsiniz. Müşterilerimizin hepsi bizim için bir hazine.

Mesleki gelişim adına düzenlenen eğitimlere mutlaka katılıyorum.

Sürekli önümüze hedefler koymalıyız. 1 yıl sonra ben ne yaptım diyerek geliştirdiğimiz taraflarımızı görmeliyiz. Dönüp arkamıza bakmazsak aradan uzun yıl geçer ve bir bakarsınız ki olduğunuz yerdesiniz. Bu da büyük kayıp olur. Bugüne değil geleceğe bakmamız gerekiyor.

İşinizi çok önemsemelisiniz. Bu kadar yıldır bu işi yapıyorum şimdiye kadar içime sinmeyen hiç bir işi yapmadım. Bütün ekibe işi doğru yapmalarını söylüyorum. Hep dürüst yaklaştım. Müşteriler çok önemlidir ama benim için ekibim daha ön planda gelir. Önce onların mutlu ve iyi olması lazım ki biz başarılı olabilelim. Onun için çok çalışmak, her yeni gün yeni bir şeyler öğrenmek gerekiyor. Yapılan işleri farklılaştırarak yeniden nasıl yorum yapabilirim diye düşünmek lazım.

Her kadın bir yıldızdır. Kadının içindeki yıldızı sizin parlatmanız gerekiyor.

Kuaför salonları huzur bulma yeridir. Müşteriler bize sadece saçlarını yaptırmak için gelmez, çoğu zaman havam değişsin diye gelirler. Salon bir terapi merkezi gibidir, biz salondaki huzuru ne kadar artırırsak potansiyelimiz de o kadar artar.’’

Detayları Estetica Dergisi 2017 Renk Sayısı’nda bulabilirsiniz.

Wella Professionals Trendvision 2017 Bölgesel finalistleri

0

Wella Professionals Trendvision ödül töreni 10 Eylül’de gerçekleşecek. Wella Profesyonelleri, Avustralya / Yeni Zelanda TrendVision ödülleri için Creative Vision ve Color Vision kategorilerinde finalistler belli oldu.

Tüm finalistler, Belinda Jeffrey (La Boutique), Bronwyn Illingworth (TONI & GUY Yeni Zelanda), Danny Pato (D & M Saç Tasarımı), Dennis Langford (TONI & GUY), Jayne Wild, (Wild Life Hair), Lee Cohen (Reds Salon), Marie Uva (UVA Salon), Michel Beel (Stephen Marr) ve Uros Mikic (Kinky Curly Straight) podyumda gösteri yapacaklar.

Her iki kategorideki madalyalar da adlandırılacak ve altın madalya alanlar da Ekim ayında uluslararası rekabette yarışmak üzere Londra’ya gidecekler.

Wella Profesyoneller Yaratıcı Direktörü ANZ, Frank Apostolopoulos, Sebastian Profesyonel Yaratıcı Yönetmen ANZ, Brad Lepper ve Nioxin Büyükelçisi ANZ, Elizabeth Tedesco ve Kanadalı Konuk Sanatçı Supernova Salon’dan Dana Lysend de bu etkinliğe katılacak ve sahnede eşsiz editoryal çalışmalarını sunacak.

Adaylar ve tüm katılımcılar için çok ilham kaynağı olan bu platformda sonuçları büyük bir beklentiyle görmek için bekleyeceğiz.

Ahmet Çoban ile ombre uygulamalı renklendirme semineri

0
Ahmet Çoban ile ombre uygulamalı renklendirme semineri

Kariyer Eğitim Kurumları’nda Ahmet Çoban ile ombre uygulamalı renklendirme semineri gerçekleşti. Ahmet Çoban katılımcılar ile ombrenin incelikleri hakkında bilgi paylaştı.

Ahmet Çoban ile ombre uygulamalı renklendirme semineri

Ahmet Çoban ile eğitim hakkında görüştük.

Ombre bizim için homojen renk geçişleri olan çok özel bir renklendirme tekniği. Yaklaşık 6 yıldır bunu sektörde uyguluyoruz. Servis olarak çok ince bir işçilik çok özenli bir uğraş gerektiren ombreyi ilk uygulayan isimlerden bir tanesiyiz. Sadece saçı belli parçalara ayırıp uçlarına açıcı sürmek değil, saça en uygun önce başlangıç noktasına sonrasında geçişlerine en uygun renkleri geçerek o saçta en uyumlu sonucu ortaya çıkartıyoruz. Ombrenin özellikle sektörde bizim salonda tercih ediliyor olmasının en büyük nedeni de sonucunda hep sağlıklı saçların çıkıyor olması. Hep uzun vadeli sonuçlar ortaya çıkıyor. Biz uzun vadede saçları ile keyif sürmelerini istiyoruz. Yaptığımız işi 6 ay 1 sene kullansın istiyoruz. Bize şöyle bir avantaj sağlıyor. Bizde yaptırmış oldukları ombre uzun vadede bizden iyi söz etmelerine neden oluyor.

Ombre yaparken saçın uçlarında kızıllık olmaması için saçın rengini iyi açmak gerekiyor. Zıt rengini çok iyi bilmek gerekiyor. Renk yapmak belli bir matematik doğrultusunda algoritma içerisinde zıt renklerin yan yana gelip istediğiniz rengi oluşturarak oluyor. Onun içinde sevmediğimiz ne renk varsa tam zıt rengini açıklık derecesinde ayarlayarak uyguladığımız zaman istemediğimiz olumsuz sonuçları ortadan kaldırıyoruz.

Ahmet Çoban ile ombre uygulamalı renklendirme semineri

Saçı renklendirirken Wella Blondor açıcı kullandım. 20 volume kullandım çünkü saç doğaldı. Saçın belli bölgelerine 20 volume açıcı kullandım. 6 numarayı 5 volume hazırlayıp minik bir dokunuş yaptım. Sonrasında uçlarına 6 numaranın içerisinde 3 gr kadar 9.96 koyup onu su ile inceletip tamamına geçtim.

Kariyer Eğitim Kurumları ve Wella Professionals’a teşekkür ediyorum.

Detayları Estetica Dergisi Sonbahar Sayısı’nda bulabilirsiniz.

Babalarının izinden giden kuaförler…

0
Babalarının izinden giden kuaförler...
Orhan Çetiner, Orçun Çetiner

İzmir’in ikonik kuaförlük markalarından Orhan Çetiner ve oğlu Orçun Çetiner ile İstanbul Modern’de bir araya geldik. İşte sanatla beslenen, kendilerini sürekli geliştiren, yeniliklere açık baba-oğulun hikâyesi…

Orhan Çetiner 1968’de 13 yaşında Alsancak’ta her zaman kendisinden saygıyla bahsettiği çok iyi bir usta, çok kibar, çok donanımlı biri olduğunu söylediği İlhan Yaman’ın yanında kuaförlüğe başlıyor. Kuaförlüğü bir akrabasının desteğiyle seçiyor. Kardeşleri yurt dışında yaşadığı için 1973’de Berlin’e gidiyor.

Orhan Çetiner

Oğlu Orçun Çetiner, Fatih kolejinden sonra Açık Öğretim Fakültesi’ne devam ediyor. Bir süre Ankara’da ticaret ile uğraştıktan sonra İzmir’e geri dönüyor. 4-5 ay bir düşünme süreci sonunda bir gün babasının salonuna gidiyor, bu mesleği yapmak istediğini söylüyor ve kuaförlüğe 1998 senesinde başlıyor. 1999 sonunda bu işi daha nasıl geliştirebilirim diye düşünüyor ve yurt dışı eğitimlerini araştırıyor. İngiltere’ye gidiyor ve orada 1 ay kalıyor. Araştırma yaptıktan sonra tekrar Türkiye’ye dönüp 2000 senesinde tekrar Londra’ya gidiyor ve 2003 senesine kadar Londra’da kalıyor. Kuaförlük akademilerine gidiyor. İş deneyimi kazanıyor. İngiltere’de birçok salonda çalışıyor. Daha sonra Türkiye’ye dönüyor ve babası ile beraber serüvenine devam etmeye başlıyor.

Orhan Çetiner, birlikte çalıştıkları insanların salona daha faydalı olabilmeleri için onun baktığı pencereden bakmaları gerektiğine inanıyor ve çalışmış oldukları firmalar L’Oréal Professionnel, Wella Professionals’ın sponsorluğunda birçok çalışanını Viyana, Paris ve Londra’ya gönderiyor. İnsanlar gelişmeden, usta çırak ilişkisini bitirmeden koşmak istiyor. Çalışanların belli bir süre sonra salondan ayrılabileceğini göze alarak eğitim masraflarını karşılıyor. Çünkü çalışanların onlarla olduğu sürece aynı dilden konuşmaları gerektiğine inanıyor. Yurt dışı deneyimi ona çok şey kazandırdığı için bu tecrübelerini çalışanlarla paylaşıyor, salonunda işletmecilik dersleri, halkla ilişkiler dersleri veriyor.

Orhan Çetiner, Orçun Çetiner

Orçun Çetiner bir profesyonelin her işlemi iyi yapmak zorunda olduğunu savunuyor.

Müşterinin beklentisi de bu yönde. Avrupa’da herkes branşlaşmış durumda. İşletmecinin çok donanımlı olması, donanımını ekibiyle paylaşması gerekiyor.

Orhan Çetiner oğlunun ondan birçok alanda daha iyi olduğunu söylüyor. Çünkü kendisini çok yorgun hissediyor. ‘Orçun çok genç, önünde uzun seneler var.’ Artık Orhan Çetiner geri planda, öyle olmak istiyor ve salonun işletmecilik kısmını götürüyor.

Orhan Çetiner, gençlere, kuaför olmak için çok çalışsınlar ama işlerini yaparken bir yerler görsünler. Müzelere gitsinler. Kafalarını başka güzelliklerle de doldursunlar diyerek tavsiye veriyor.

Orhan Çetiner’in idolü, İlhan Yaman. Kendini yetiştirmiş, çok güzel bir insan olduğunu, yanında çalışanlara çok saygılı olduğunu ve onu yurt dışına gitmek konusunda her zaman desteklediğini söylüyor. Orçun Çetiner’in idolü ise tabii ki babası, başarılı bir işletmeci, başarılı bir sanatkar.

Editörün notu: Oğulları-kızları babalarının mesleği olan kuaförlüğü tercih ettiğinde veya babalar çocuklarının kuaförlüğü yapmaları için desteklediğinde kuaförlüğün renginin, şeklinin değişeceğini biliyoruz. Bunu gösteren güzel örneklere hep birlikte tanıklık ediyoruz

Bir sonraki sayımızda Ankara’dan konuklarımız var: İsmet İzgi ve Büyük Devlet İzgi

Detayları Estetica Dergisi 2017 Renk Sayısı‘nda bulabilirsiniz.

Keskin hatlar, asimetrik kesimler…

0

Gökkuşağından ilham alan saç modelleri

Steven Smart saç koleksiyonunda gökkuşağının renklerinden ilham alıyor. Feminen ve şık stiller koleksiyonda dikkat çekiyor. Pastel tonlar modern koleksiyonda öne çıkıyor. Koleksiyonu incelemek için haber galerisini ziyaret edebilirsiniz.

Saç: Steven Smart Styling: Bernard Connolly Makyaj: Debra Smart
 Fotoğraf: Richard Miles