Bol ödüllü saç tasarımcısı Amy Gaudie, en son koleksiyonu Fortitude ile yine sıra dışı sanatsal becerilerini ortaya koymayı başarmış.
L’Oreal Professionnel Saç Elçisi Gaudie, koleksiyonunda kadınları sanatın gücüyle birer birey olarak sergiliyor vedoku, şekil ve parlaklıkla canlanan saçlar ortaya koyuyor.
Amy Gaudie, sepet dokuma tekniğinden örgüye, dikiş tekniğinden dokulandırmaya çeşitli teknikleri vurgulamak için heykelsi bir yaklaşım benimsedi. Ve sonuçlar yaratıcı oldukları kadar büyüleyici de.
Makyaj ilhamı, modellerin gözlerini veya modellerini vurgulayan grafik çizgilerin ve cesur özelliklerin bir devamıydı. Yüz hatlarına yönelik bu minimalist yaklaşım, saç şeklinin mükemmel bir tamamlayıcısıdır.
Amy Gaudie, “Abartılı şekil, stilimizle ilgili ilk tasarım konseptiydi. Saçın görünümün odak noktası olmasını istedik. Kadın formundaki gücü ortaya çıkaran temiz çizgiler ve hacim sertliği oluşturmaya yardımcı olması için sadece siyah, ten rengi veya dokulu kumaşları seçtim,” dedi.
Amy Gaudie ile Koleksiyonun Perde Arkası
Başarılı bir koleksiyonun son adımı gerçek görüntüdür. Burası fotoğrafçının kuaförle aynı sayfada olması gereken yer. Amy, “Fotoğrafçımıza verdiğim anahtar kelimeler, siyah beyaz çekim yaparken bile ‘temiz, taze ve parlak’ idi” diyor. Bu strateji aynı zamanda göz alıcı ancak sofistike görüntüler yaratmayı da başardı. İmajların sayfadan dışarı taşmasını istedim. Böylece, seyirciyi kendine çekerek büyülemeli ve saçların nasıl yaratıldığını sorgulatmalıydı,” diyor.
Amy’nin karmaşık yaratıcı çalışması ve ayrıntılara gösterdiği özen, hem yerel hem de uluslararası basında sıklıkla yer alıyor. Benzersiz bir bakış açısıyla trend başlatma ve yorumlama yeteneğini pekiştirerek, görenleri farklı düşünme biçimlerini harekete geçiren ve uyandıran bir saç yolculuğuna çıkarıyor.
Başarılı bir koleksiyonun son adımı gerçek görüntüdür. Burası fotoğrafçının kuaförle aynı sayfada olması gereken yer. Amy, “Fotoğrafçımıza verdiğim anahtar kelimeler, siyah beyaz çekim yaparken bile ‘temiz, taze ve parlak’ idi” diyor. Bu strateji aynı zamanda göz alıcı ancak sofistike görüntüler yaratmayı da başardı. İmajların sayfadan dışarı taşmasını istedim. Böylece, seyirciyi kendine çekerek büyülemeli ve saçların nasıl yaratıldığını sorgulatmalıydı,” diyor.
Amy’nin karmaşık yaratıcı çalışması ve ayrıntılara gösterdiği özen, hem yerel hem de uluslararası basında sıklıkla yer alıyor. Benzersiz bir bakış açısıyla trend başlatma ve yorumlama yeteneğini pekiştirerek, görenleri farklı düşünme biçimlerini harekete geçiren ve uyandıran bir saç yolculuğuna çıkarıyor.
Yeni yapılanması ile Davines Türkiye’de yenilikler devam ediyor. Güneş D’Alba, Davines İtalya’yı temsilen çalışmaları yakından takip ederken Davines’in hedefleri de her geçen gün büyüyor. Son gelişmeleri Murat Abacılar ve aynı zamanda bir kuaför kızı olan Güneş D’Alba’dan dinledik.
Davines Türkiye’deki gelişmeleri ve hedefleri sizden dinleyelim.
Murat Abacılar: Davines Türkiye’nin 13. yılı. Bu yıl yenilenen anlaşamamıza paralel çok güzel projeler hazırlıyoruz. Güneş Hanım’ın da bize katılmasıyla çok başarılı işler yapacağız.
Sizi biraz tanıyabilir miyiz Güneş Hanım?
Güneş D’alba: Davines’e 2011 Ekim itibarıyla başladım. Onun öncesinde altı yıllık bir sektör geçmişim var. Yine İtalyan markasıyla birlikte çalıştım. İş geliştirme, Türkiye ve Orta Doğu pazarına bakıyordum. Davines kişisel olarak çok beğendiğim ve sevdiğim bir markaydı. Hem sürdürülebilirlik konsepti hem kuaför kanalında yaptığı yenilikler, eğitim alanında sürdürdüğü geniş yelpazesi ve son kullanıcıya sunduğu ürünlerle dikkatimi çeken bir markaydı. Ocak itibarıyla da tam olarak oryantasyonu bitirip Türkiye, Balkan ülkeleri ve Ortadoğu ülkelerini devraldım.
Hangisi pazar olarak daha büyük?
Güneş D’alba: Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri.
Orta Doğu ve Balkanlar ile karşılaştırınca Türkiye pazarını, Türk kuaförlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Güneş D'alba: Bu zamana kadar olan süreçte Murat Bey ve ekibi, gerek kuaför kanalında gerek son tüketici tarafında marka bilinirliği adına çok güzel bir iş çıkardılar. Şu anda hedefimiz derinleşmeyi sağlamak. Marka büyüyor; hedefimiz bu büyümeyi devam ettirmek.
Ekibiniz kaç kişiden oluşuyor?
Murat Abacılar: Teknikte beş, satışta 17 kişiden oluşan bir ekibimiz var. Pazarlama, sosyal medya, satış destek, depo ve muhasebe olmak üzere toplamda 45 kişilik bir ekibe sahibiz.
Diğer ülkelerdeki Davines distribütörlüklerine baktığımız zaman, bu çapta ekibi olan bir başka ülke var mı?
Güneş D’alba: Benim bölgemdeki en büyük ekip Türkiye ekibi. Tabii ki özellikle Orta Doğu ekibinde de büyümeye gidiyoruz. Geniş bir coğrafya ve köklü bir oluşum olduğu için Türkiye’de çok daha kapsamlı bir operasyon söz konusu.
Davines’le birlikte Rahmi Koç Müzesi’nde yapılan büyük bir etkinliğiniz vardı. Sonrasında Antalya’da Davines’in 10. yıl kutlaması gerçekleşti. Diğer taraftan da Covid’e rağmen eğitimlere de devam ettiniz…
Murat Abacılar: Çok sayıda yüz yüze eğitimler oldu. Şu anda hemen hemen her hafta bir eğitimimiz var. Yakın zamanda İtalya’da bir organizasyonumuz oldu. Ekim ayında yine İtalya’ya bir seyahatimiz olacak. Hem köyü gezeceğiz hem de bölgelerde etkinliklerimiz olacak.
Şu anda Antalya bölgesi, Ankara ve Antep olmak üzere direkt kendimiz çalışıyoruz. Bayilerimizle de iç içeyiz, daha yoğun çalışıyoruz. Babası da kuaför olan ve sektörü aileden de bilen Güneş’in de gelmesiyle birlikte daha da ivme kazandık.
Bir kuaför kızı olarak o zaman zaten salonunun havasını biliyorsunuz.
Güneş D’alba: Tabii, salonda büyüdüm. Her Cumartesi salona giderdim, yerleri süpürürdüm, bahşiş alırdım. Mezun olduktan sonra IT sektöründe çalışmaya başladım. Kozmetik sektörüne geçiş benim için çok heyecanlı oldu. Çünkü hem içine doğduğum hem de büyürken çok tanıma fırsatı bulduğum bir sektör. O zaman babam büyük markalarla çalışıyordu. Dolayısıyla dev markalarla ilişkilerin sürdürüldüğü bir ekolden geliyorum. Şu anda da Davines’le çalışıyor. Ben başka firmadayken de Davines’le çalışıyordu. O yönden markaya bağlılığı var. Ben de Davines’le çalışmaktan ve özellikle Türkiye pazarına yönelik çalışmaktan çok memnunum. Davines’in de bu sorumluluğu yerel birine vermesi ne kadar başarılı olduğumuzu ve ülke olarak odağımızın nerelere gidebileceğini göstermesi açısından önemli.
Pratikte Davines Türkiye için neler yapıyorsunuz?
Güneş D’alba: İş geliştirme amaçlı satış, pazarlama ve eğitim alanlarında gerekli senelik aksiyon planımızı hem uygulama hem uygulamada yaşanan problemleri çözme adına gerekli adımları atıyorum. Ekibin etkinliklerini, yerel ekiple birlikte eğitim organizasyonlarını yürütüyorum.
Ocak ayından bu yana nasıl bir fark ortaya koyduğunuzu düşünüyorsunuz?
Güneş D’alba: Sonuçları topluyor olacağız. Şu anda ekiyoruz, bunu biçeceğimiz zaman da gelecek. Son iki ayda satışlarımız ciddi anlamda hareketlendi. Bugüne kadar satış ekibimize iki eğitim gerçekleştirdik. Ayrıca, daha önce yapılmayan konsept ve sürdürülebilirlik alanlarında olmak üzere iki günlük bir eğitim gerçekleştirdik. Onun dışında eğitmenlerimizi eğitmek üzere yurtdışından stilistimiz geldi. Eksik buldukları noktaları tamamlamak ve salonları daha iyi destekleyebileceğimizi alanlarda ihtiyaçlarını dinledik. Ek olarak uluslararası bir sanatçımızı getirerek Kuaförler Derneği’nin de dahil olduğu “Master Class” ve “Look & Learn” eğitimlerini gerçekleştirdik.
Liquid Luster ailesinin bir ürününün global lansmanını gerçekleştirdik. Çok iyi sonuçlar aldık.
Şu anda ikinci lansmanımızı yapıyoruz. Davines’in yaptığı bir projeye bağlı çok önemli bir manifesto ürününün ve bu projenin hem son kullanıcıyı, hem kuaför kanalını hem de Davines topluluğuna yönelik bir proje bu. Bunun Davines için ürüne bağlı çok büyük bir dönüm noktası olduğunu söyleyebiliriz. Lansmanı bütün dünyada aynı anda yapılacak. Bu ay içerisinde kuaför kanalına tanıtımını ve dağıtımını gerçekleştireceğiz ama asıl iletişimini Temmuz ayında yapacağız.
Diğer ülkelerle kıyasladığımızda Davines’in hem pazarlama hem de satış ve lojistik altyapısı ve ulaştığı satış hacmi bazında çok büyük çapta bir organizasyon olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Güneş D’alba: Tabii, dünyada 800’ü aşkın çalışanımız var. Yaklaşık 45 milletten insan çalışıyor. Çok ciddi bir büyüme var. Elbette, bu büyümeyi firmamızın çalıştığı bütün iş birimlerinin çok detaylı ve hassas çalışmalarına borçluyuz. Ülke ve bölge müdürlerinin odaklanması gereken bazı alanlar var, gerekli hassasiyeti ve ilgiyi göstererek bu alanlarda çalışmaya devam ediyoruz. Olumlu sonuçlarını da görüyoruz.
Peki Davines için Türkiye’de başka ne fırsatlar görüyorsunuz?
Güneş D’alba: Davines için Türkiye’de çok büyük bir potansiyel var. Şu anda son kullanıcı tarafında marka bilinirliği çok yüksek. Kuaför kanalında da gerekli derinleşmeyi sağlamayı hedefliyoruz. Güzel bir ekibimiz var. Eğitim ekibimiz ile hem globalde hem yerelde kuaför kanalını daha da derinleştirmek üzerine çalışıyoruz. Daha çok eğitim, uluslararası sanatçıların katılacağı, yereldeki yetenekleri de ön plana çıkarabileceğimiz eğitim sınıfları, etkinlikler ve keşif organizasyonlarına yoğunlaşıyoruz.
Davines’in Türkiye’de hem son tüketici hem de kuaför kanalında daha çok konuşulacağı bir döneme girdiğimizi söyleyebilir miyiz?
Murat Abacılar: Kesinlikle. Büyümeyi desteklemek için ekibimize yeni arkadaşları da katıyoruz. Eğitimlerimizi zenginleştiriyoruz. Eğitmenlerimizin bilgi dağarcığını genişletmek için gerekli adımları atıyoruz. Genç arkadaşlara şans vermek istiyoruz. Teknik ekibi biraz daha büyütmek istiyoruz.
Başlangıç noktası ile bugünü karşılaştırdığımızda gördüğünüz Davines Türkiye manzarası için neler söyleyeceksiniz?
Murat Abacılar: Ben bu markayla başka bir markanın danışmanlığını yaparken salonda tanışmıştım. Daha sonra daha sık karşılaşmaya başladım ve sorguladım. “Ya, şunun ambalajına bak, çok basit duruyor,” demiştim. “Ambalajına bakma. Çok başarılı bir marka ve ürünler çok iyi,” dediler. “Peki,” dedim. Üzüldüm, çünkü başka bir markayı satıyordum. Davines’in, o zaman Türkiye distribütörlüğünü yapan firmayla anlaşamadığını ve bir distribütör arayışına girdiğini duydum. Aslında, okuyucularımıza de özellikle belirtelim, bunu bana söyleyen kişi sizdiniz Erkan Bey. (Erkan Güzel). Sizin sayenizde öğrendik. Yedi, sekiz başvuru olmuştu ve bunlar içinde tahmin ediyorum ki ekonomik olarak en güçsüz olan bizdik. Ancak, Davines öyle iyi bir araştırma yapmış ki en çok parası olan değil, bu işe gönül veren bir firma olarak bizi seçti ve biz de gerçekten 12 yılda tırnaklarımızla kazıyarak markayı Türkiye’de önemli bir yere getirdik.
20 katın üzerinde bir büyüme gerçekleştirdik. Beş yıllık planımız bunu iki katına çıkarmak. Beş yıl sonra 40 kat büyüme sağlamak için çalışıyoruz.
Paylaştığınız bilgiler için çok teşekkür eder, başarılar dileriz.
Estetica Dergisi – Hairist projesi olarak Hush markası ile gerçekleştirdiğimiz “Güzelliğin Peşinde” belgesel serisi tüm hızıyla devam ediyor. Serinin yeni konuğu Yusuf Koçyiğit, kuaförlüğe başlama serüvenini, deneyimlerini ve kuaförlüğe ilişkin fikirlerini bizlerle paylaştı.
Yusuf Koçyiğit belgeselinden alıntılar:
“13 yaşından beri kuaförlük yapıyorum. Tam 40 yıl. Erzincan, Refaheli’den İstanbul’a geldik ve ben ilkokula İstanbul’da başladım. Tabii şivemiz farklıydı, uyum süreci biraz zor oldu. Öğretmen, bir gün “Yarın, yazılı yapacağım” dedi. Ben de, “Öğretmenim, kaç dal getireceğiz?” diye sordum. Bizim lehçemizde dal, sayfa demektir. Bütün sınıf bana güldü. Öğretmen de dedi ki, “Doğru söylüyor, sayfanın öz Türkçesi daldır, yani yaprak.” Maltepe’de arkadaşlarımla Bostancı’da apartmanlara kömür taşıyorduk. Ailemin bundan haberi yoktu. Daha sonra çalışmak istediğimi söyledim. Çocuk yaşta Moda’da bir kuaför salonunda başladım. Çok da sevdim. Bahşiş alıyordum, normalde göremeyeceğim insanları görüyordum. Orası yaşayan bir okul gibiydi benim için.”
“Hiç unutmuyorum, bir bayram arifesi, Bahariye Caddesi’nden aşağıya yürürken Diker Giyim diye bir mağaza vardı. Orada yanları körüklü bir pantolon ve kısa kollu çok güzel gri bir gömlek vardı. Hep önünden geçip onları almayı hayal ediyordum. Arife günü maaşımı almıştım. O zaman haftalık alıyorduk. Benim maaşım da 500 liraydı. Beğendiklerimi almak için mağazaya gittim ama ikisi 750 lira ediyordu. “Benim o kadar param yok,” dedim, çıktım. Arkamdan biri seslendi, “Gel” dedi. “Ne istiyorsun?” diye sordu. Dedim, “Pantolonla gömleği almak istemiştim ama param yetmedi.” “Gel” dedi bana. Mağazanın sahibi yüz lira da bahşiş verdi bana. Hiç unutmuyorum. Bir şeyleri kendi paramla alabilmek, kendi dünyamı kuruyor olabilmek hoşuma gitti. Moda o zaman İstanbul’un en güzel semtlerinden biri. Herkes akşamları çok şık giyiniyor. Çok güzel bir ambiyans vardı. Hala da hayalimdir, Moda burnunda bir ev al alıp orada oturmak.”
“İkinci olarak Bağdat Caddesi’nde Dez Kuaför’de, Osman Özer’de işe başladım. Eskiden Bağdat Caddesi sayfiye yeriydi. 70’lerde iyice hareketlenir hale gelmişti.”
Osman Ağabey’le de hiç unutamadığım bir anım var. O zamanlar genciz tabii. Arkadaşlarla bir gün gezmek istedik. Ben, “Osman Ağabey, kardeşim hasta, hastaneye kaldırmışlar, gidebilir miyim?” dedim. “Nerede” diye sordu. “Göztepe Hastanesi’nde,” dedim. “O zaman biri de seninle gelsin, yalnız gitme,” dedi. “Yok ağabey, ben kendim giderim,” dedim. Para da verdi, “Al, üzerinde bulunsun,” dedi. Feneryolu’nda arkadaşlarla buluştuk. Belki de hayatımda yediğim en büyük dersti. O gün işi kırıp denize gidecektim. “Ben gelemiyorum,” dedim. Gitmedim onlarla, işe döndüm. Osman Ağabey’e de, “Kardeşim iyiymiş,” dedim. O gün arkadaşlarımla gitseydim kendimi çok kötü hissederdim. Kendisine de tekrardan çok teşekkür ediyorum.
“Üçüncü olarak Ali Gür, Kızıltoprak ve Çiftehavuzlar’da çalıştım. 87 yılına kadar çalıştım orada. Askere gidene kadar Moda Deniz Kulübü’nde çalıştım. Çok yetenekli değildim ama çok sabırlı ve kararlıydım. Barbaros’la ben vardık. Orada kendimi çok geliştirdim.”
“Muharrem Ağabey yirmi yıl Londra’da kalıyor. Sonra vatan hasretine dayanamayıp gelip London kuaförü kuruyor. Ben gittiğim zaman yanında kimse kalmamıştı. Bir tek kişi vardı, o da şu anda eşim olan Nebahat Hanım’dı. Muharrem Ağabey’in yanında işe başladım. Yakup askerdeydi. Muharrem Ağabey de o dönem salonu kapatıp tekrar Londra’ya dönece, ben ve Yakup’u da yanında götürecekti. Konsoloslukta pasaport işlemlerini yaparken, “Daha şimdiden kimse bizi adam yerine koymuyor. Ben yapamam,” dedim. Muharrem Ağabey’e de, “Ben gitmek istemiyorum. Salonu bize bırak, ama tek bir şartım var- sen başımızda duracaksın,” dedim.”
“Böylece, Rahmetli MuHarrem Ağabey’den London kuaförü devraldık. O zamanın parasıyla 50 milyon liraya… Bir kısmını peşin verdik, bir kısmını da ay ay ödeyerek devam ettik.”
“Biz beş kuaför bir araya gelince hemen bütçe oluşturuyoruz. Bugün salonlarımızda yaptığımız ve yapacağımız pek çok şeyin temeli markalardır. Markalarla bir çok yere gittik. Onları karşımıza almak yerine, el ele yürürsek çok daha iyi işler yaparız diye düşünüyorum.”
Söyleşinin tamamını aşağıdaki videoda izleyebilirsiniz.
Kalıcı renk teknolojisi, 12 farklı renk seçeneğinden oluşan MAC Colour Excess Jel Eyeliner ile ipeksi pürüzsüzlük ve güçlü pigmentler bir arada! Line-Lock Teknolojisi sayesinde kalıcı ve bulaşma yapmayan uygulama sunarken, güçlü pigmentler pürüzsüz bir şekilde kayar ve tek dokunuşla mükemmel sonuca ulaştırıyor.
Tarzınla, Cesurca ve Tutkuyla #GösterRenklerini
M·A·C Colour Excess Jel Eyeliner Sana Neler Sunuyor?
Göz kapaklarında 24 saatten fazla ve göz içinde 12 saate kadar kalıcıdır.
Pürüzsüz uygulama kolaylığı sunar.
12 saate kadar suya dayanıklı güçlü renkler.
Bulaşma ve dağılma yapmaz.
Kontakt lens kullananlar için güvenlidir.
Oftalmologlar tarafından test edilmiştir.
Tek bir dokunuşta dikkat çekici görünümü merak ediyorsanM·A·C Colour Excess Jel Eyeliner’i sanal Deneme Uygulaması İle Hemen Deneyimle!
Sanal Deneme uygulaması ile içindeki sanatçıyı ortaya çıkar! 12 farklı renk seçeneğinden oluşan özel renkli eyeliner serisiyle tanış.
Boyalı saçlar için saç bakım ürünleri satın alırken hangi bileşenlerden kaçınmanız gerektiğinin farkında olmak önemlidir, böylece saçlarınızdaki canlı rengin akmasını önleyebilirsiniz. Bu uyarı, tamamıyla boyanmış saçlara, balyaj veya röfleye ya da dip rötuşlarına sahip olanları içeriyor.
Sülfatlar
En sakıncalılardan başlayalım: sodyum lauril sülfat (SLS), sodyum lauret sülfat (SLES), parabenler (metilparaben, propilparaben, butilparaben, vb.), alkoller (etanol veya propanol) ve sodyum klorür (tuz). İlk iki bileşen sülfat türleridir. Bunlar, yoğun bir köpüklenme sağladıkları için şampuanlarda sık kullanılır. Fakat bu saçınız için iyi değildir. Saç renginizin solmasına, saçınızın solgun, mat bir görünüm almasına yol açar.
Paraben
Saçlarınız ister boyalı, ister boyanmamış olsun, saç bakım ürünleri söz konusu olduğunda mutlaka paraben içeren ürünlerden kaçınılmalıdır. Düzenli kullanımlarda parabenin vücutta birikim yaptığı araştırmalarla kanıtlandı. Saçınız ve genel sağlığınız için bu bileşenden özellikle uzak durun.
Kaçınmanız gereken diğer bir bileşen ise sodyum klorür. Saç ürünlerinizdeki tuz, saç tellerinizin nemini kaybetmesine neden olarak saç rengini bozar.
Arındırıcı Şampuanlar
Saç renginin akmasına ve solmasına yol açan daha sinsi bileşenlerden söz edecek olursak kömür, salisilik asit ve benzerleri gibi temizleyici veya arındırıcı maddelere dikkat etmenizde fayda var. Elbette saçınıza arındırıcı bir şampuan kullanabilirsiniz, ancak bu bileşenlerin saçınızdaki rengi soyabileceğini bilin. Ayrıca, kullandığınız ürün sülfat da içeriyorsa, renk saçtan çok daha hızlı akabilir.
“Renklendir Hayatı” sloganıyla hayata renk katan Marshall ve saçınızla tanışın sloganıyla saçlara renk katan MM Bahçecik markaları antibakteriyel boya uygulamasıyla kuaför sektöründe bir ilke imza attılar.
Marshall, yoğun olarak okullar, hastaneler, restoranlar, sağlık kurumları ve bakım evleri tarafından tercih edilen antibakteriyel ürünü ile kuaför salonlarına da hijyeni getiriyor ve bunun ilk örneğini MM Bahçecik Ulus salonunda gerçekleştirdi.
Marshall, müşterilerin kendilerini iyi hissetmek için gittikleri kuaför salonlarında daha da farklı bir atmosferle karşılaşmalarını sağlayarak ilham vermeyi ve kuaför salonlarında ‘hijyen konusuna’ odaklanılmasına katkı sunmayı hedefliyor.
Altıpatlar Mimarlık işbirliğiyle MM Bahçecik projesi tasarımında Marshall’ın bu yıl için yılın rengi olarak belirlediği “Sonsuz Gökyüzü” ve ilgili renk paletleri kullanıldı ve salon içinde farklı köşeler oluşturuldu.
Marshall Pazarlama Direktörü Pınar Adabağ, kuaför salonlarında ‘hijyen konusuna’ odaklanılmasına dikkat çekmek için Marshall Antibakteriyel’in sunduğu hijyen ayrıcalıklarını belirterek şunları söyledi: “Marshall Antibakteriyel özellikleri nedeniyle kuaför salonları gibi yoğun bir trafiği olan ve hijyen konusunda titiz olunması gereken mekanlar için ideal bir ürün. Bizde bu alanda farkındalık yaratmak üzere iş birliğimizi, kuaförlük sektörünün ikonlaşmış ismi Metin Bahçecik ile gerçekleştirdik. Kendisinin vizyoner yaklaşımı, fikir liderliği ile meslektaşlarına ve müşterilerine ilham vermesi projeye heyecan kattı. Salonu yılın rengi Sonsuz Gökyüzü ve ilgili paletleriyle renklendirdik, tasarımda salona gelenlere ilham vermeyi, keyifli zaman geçirmelerini sağlamayı hedefledik.”
Marshall Antibakteriyel içeriğindeki gümüş iyonları sayesinde bakterilere karşı %99* koruma sağlıyor. Ayrıca gümüş iyonları; nem, rutubet ve havasızlık sebebi ile duvar yüzeyinde oluşabilecek küf ve mantarlara karşı etkin bir direnç gösteriyor. Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış olan Marshall Antibakteriyel, rahatsız edici kokusu olmayan, zamanla renk değişimi yapmayan, sararmayan, yüksek kapama ve iyi yapışma özelliğine sahip, silinebilen, son kat, yarı mat iç mekân duvar boyası. Üstelik, duvarda kaldığı sürece antibakteriyel özelliğini koruyan bir boya.
Marshall ile gerçekleştirdikleri işbirliğinden büyük mutluluk duyduklarını belirten Metin Bahçeçik şunları söyledi:
“Marshall, mekanlarda kullanılan renkler konusunda trendleri belirleyen bir marka. Hijyen, bir kuaför salonunun özellikle de bizim salonumuzun olmazsa olmazlarından biri. Üstelik, duvarda bulunduğu sürece, antibakteriyel özelliğini devam ettirmesi özelliğinden çok etkilendik. Biz de müşterilerimizin sağlık ve güven içinde hissetmeleri için Marshall Antibakteriyel’i seçtik. Profesyonel bir yaklaşımla renk ve tasarım desteği vererek salonumuza farklı bir bakış açısı kattılar ve bütünsellik kazandırdılar. Hijyen sağlayan Marshall Antibakteriyel ürünü kullanırken bir yandan da renk çeşitliliği ve uyumuyla ilham verdiler.
Salonumuzun bu yeni tasarımı için seçilen renklerin müşterilerimizin ve çalışanlarımızın ruh halini olumlu açıdan değiştirmesini kendilerini huzurlu ve mutlu hissetmelerini, salonumuzda oldukları süre boyunca keyifli zaman geçirmelerini istiyoruz. Marshall Antibakteriyel ürününü diğer meslektaşlarıma da tavsiye ediyorum.”
Editörün Notu: Fark yaratan örnek uygulama ve değerli marka işbirliği için Marshall, MM Bahçecik ve Altıpatlar Mimarlık'ı kutlarız.
Sağlıklı saçlar için beslenmenin ne denli önemli olduğunu biliyor musunuz? Peki, saçlarınızın canlı, parlak ve sağlıklı olabilmesi için özellikle hangi gıdaları tüketmeli, hangi vitaminlere yönelmelisiniz?
Diyet denilince akla ilk olarak vücudunuz gelebilir, fakat artık çok iyi bilindiği üzere besleyici iyi gıdalar sadece vücudunuza değil, saçlarınıza da büyük fayda sağlıyor. Beslenme alışkanlıklarınızın saçlarınızı nasıl etkilediğini bilseniz, eminiz yediklerinize daha çok dikkat edersiniz.
Saçınızın durumunda genetiğin önemli bir rol oynamasına ve kaliteli saç bakım ürünlerinin saçınızın görünümünü iyi tutmasına rağmen, sağlıklı, iyi beslenmiş saçları koruma konusunda beslenmeniz temel rol oynar. Ancak, saçınızın ayda sadece 1,5 cm uzadığını dikkate alarak, olumlu sonuçları görmenin zaman alacağını da unutmayın.
Protein sağlıklı saçın yapı taşıdır. Saça güç kazandırarak kopma ve kırılmaları önler, böylece saçınızın hasar görme olasılığını azaltır. Et ve yumurta gibi proteinler saçınız için idealdir.
Saç telinin ağırlığının dörtte birini su oluşturur. Bu yüzden, saçınızın esnek kalması için bol miktarda sıvı almanız önemlidir. İdeal olarak, günde sekiz ila on bardak su içmelisiniz. Çoğumuz demir eksikliği yaşıyoruz, bu nedenle ek takviyeler almak veya yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı et ve fındık gibi demir açısından zengin gıdalarla da gerekli takviyeyi yapmayı ihmal etmeyin.
Yeterince demir almazsanız, saç kökleriniz oksijenden yoksun kalır, bu da saçınızın sağlıklı uzamasını engeller.
Günlük olarak vitamin almak işe yarayabilir, ancak ihtiyacınız olan tüm besinleri doğru besin kaynaklarından aldığınız takdirde ekstra vitamine ihtiyacınız kalmaz. Sizi sağlıklı bir cilt ve saç derisine kavuşturacak olan A Vitaminini almak için havuç gibi sebzeleri tercih edin. Güçlü, kırılmayan saç tellerine sahip olmak için B ve C vitaminine ihtiyacınız vardır. Bu vitaminleri karbonhidratlarla birlikte bol bol renkli meyve ve sebzeleri yiyerek alabilirsiniz.
Sağlıklı saçlar, insan vücudunda doğal olarak üretilmeyen iki temel yağ asidi olan omega-3 ve omega-6’ya ihtiyaç duyar. Bunlar sağlıklı saçlar için önemli bir rol oynar. Bu yağların eksikliği, cildinizin kuru, saçlarınızın ise mat ve cansız olmasına yol açar. Omega-3 yağları çoğunlukla yağlı balıklar, koyu yeşil sebzeler ve kabak çekirdeği yağında bulunurken, omega-6 yağları çuha çiçeği yağı ve ayçekirdeğinde bulunabilir.
Koleksiyon: Egyptian Gold Kuaför: Lisa Schoor, Winnipeg, Kanada
Lisa Schoor, Egyptian Gold koleksiyonu için bir akşam Avustralya’nın Sidney kentinde izlediği bir belgeselden ilham aldı. “Eski Mısırlıları ve bu kültürün dünyadaki diğer tüm kültürlerden daha fazla statü sahibi güçlü kadına sahip olduğunu öğrenmek olağanüstüydü. Renklerinin rastgele seçilmediğini, her birinin doğanın unsurlarından gelen belirli bir önemi olduğunu öğrenmek ilgimi çekti. Güçlerinden, zekalarından ve güzelliklerinden ilham aldım, kendi zamanlarının olağanüstü harikalarıydılar.
Egyptian Gold Saç: Lisa Schoor Winnipeg, Kanada Makyaj: Tannis Legary Stil: Linda Nelson Fotoğraf: Brian Gould
Bu yazı kasıp kavuracak olan en yeni saç trendi, kıvırcık saç aydınlatmaları. Renk dokunuşları, bukleli saçlara boyut kazandırmak ve koyu saçları yaz boyunca aydınlatmak için harika bir yol. Kıvırcık saç balyajı olarak da nitelendirilen bu yeni trend buklelerde hafif patlamalar yaratmaya odaklanıyor. Müşterinin talebine göre çok tonlu ya da kontrastlı bir görünüm yaratabilirsiniz.
Bu saç tipi çok dokulu bir saç olduğundan dolayı rengi göstermek, daha cesur tonların kullanımını gerektirebilir. Bukle tipini bildikleri ve kıvırcık saçı tanıdıkları sürece bukleleri ortaya çıkaracak renk dokunuşları yapmak kuaförler için de keyifli bir deneyim.
Farklı renk patlamaları saça boyut kazandırarak çok daha etkili bir görünüm ortaya koyuyor ve buklelerin farklı dokularını gösteriyor.
@cemilirez
Bukleler daha az ve gevşekse daha yoğun, aşırı kıvrımlı buklelerde ise daha hafif aydınlatmalar tercih edilmeli. Ne yazık ki bukle tipine dikkat etmediğiniz ve geleneksel röfle ve balyaja yöneldiğiniz takdirde makarnaya benzeyen ve hoş olmayan görünümlere neden olabilirsiniz.
Bukle ne kadar sıkıysa, o kadar kırılgan olur. Kıvırcık saçlar daha gözeneklidir, bu nedenle rengi çok kolay tutar. Çok güçlü ve çok hızlı çalışan bir renk açıcı ya da oksidan ile çalışırsanız, buklenin kıvrım yapısına ve şekline zarar verebilirsiniz.
Müşterinizin isteğine göre hafif ve fazla kontrast içermeyen bir aydınlatmaya gidebileceğiniz gibi, karamel ve yoğun esmer tonları gibi sıcak tonlara da gidebilirsiniz. Bu durumda elle çalışmanız ideal. Saçta daha fazla kontrole ve yüksekliğe ihtiyaç duyduğunuzda folyoya başvurabilirsiniz.
Koyu bir bazınız olduğunda ya da doğal rengin bir kısmını içeride bıraktığınız zaman, renk patlamalarının daha açık görünmesini sağlarsınız.. Tüm saçı renklendirip koyudan eser bırakmazsanız, istediğiniz sonucu elde etmeniz güçleşir.
Bu yeni trendle birlikte bukleli saçların bu yaz çok daha eğlenceli ve çekici görüneceği kesin.
Bu yazı kasıp kavuracak olan en yeni saç trendi, kıvırcık saç aydınlatmaları. Renk dokunuşları, kıvırcık saça boyut kazandırmak ve koyu saçları yaz boyunca aydınlatmak için harika bir yol. Kıvırcık saç balyajı olarak da nitelendirilen bu yeni trend buklelerde hafif patlamalar yaratmaya odaklanıyor. Müşterinin talebine göre çok tonlu ya da kontrastlı bir görünüm yaratabilirsiniz.
Kıvırcık saç, çok dokulu bir saç tipi olduğu için rengi göstermek için daha cesur tonların kullanımını gerektirebilir. Bukle tipini bildiğiniz ve kıvırcık saçı tanıdıkları sürece bukleleri ortaya çıkaracak renk dokunuşları yapmak kuaförler için de keyifli bir deneyim.
İnce telli düz saçlar, kullanımı en rahat ama çabuk yağlandığı için en zorlayıcı saç tiplerinden biridir. Sık karşılaşılan diğer sorun ise sıcak şekillendirme aletleri ya da ihmal nedeniyle kuruyan ve yıpranmış saçlardır. Bu iki ayrı saç tipi için ayrı ayrı nasıl bir kesim uygulanmalı? Bu saçlarda nelere dikkat etmeli, nasıl şekillendirmeli? İşte kesim ve şekillendirme tüyoları:
İnce Telli Düz Saçlar
Instagram @rambutlob
Kırılgan ve çoğunlukla düz olan ince telli saçlar çabuk yağlanır. Bu yüzden ince telli saçı olup da saçını her gün yıkama ihtiyacı duymayan kadın yok denecek kadar azdır. Peki, bu tip saçlara sahip olanlar için en iyi saç kesimi nedir?
Saç ne kadar inceyse, kesim o kadar kısa ve küt olmalı. Bu yüzden bob, küt bir lob, pixie yada bixie saç modellerini tercih etmeliler. Küt kesimler, bir şekilde saçınızın daha dolgun ve hacimli görünmesini sağlar. Bu tip saçlarda katlardan uzak durulmalı, çünkü saçı olduğundan daha ince gösterebilir. Bu nedenle kuaförler de düz ve ince telli saçlara sahip olanların saçını keserken katlardan muhakkak kaçınmalı.
Bu saçları şekillendirirken, zaten hacimsiz ve başa yapışmaya meyilli oldukları için ekstra hacim ve doku oluşturmanızı sağlayacak kalınlaştırıcı spreylere ve saç diplerini kaldıran pudralara, kuru şampuanlara yönelmelisiniz. Hafif, durulanmayan bir nemlendirme bakımı, özellikle saç kırıkları ve bölünmüş uçları nedeniyle ekstra hacim kaybetme riskini önlemeye yardımcı olur. Ayrıca, bu tip saçlar yağlanmaya meyilli olduğu için kuru şampuan olmazsa olmaz bir üründür.
İnce telli saçlar, kaliteli ve güvenilir bir saç kurutma makinesinin yardımıyla önemli ölçüde daha kalın ve canlı görünebilir. İşin püf noktası, hacim oluşturmak için saçı yuvarlak bir fırça kullanarak küçük bölümler halinde fönlemektir. İnce telli saçlar hasar görmeye daha yatkındır, bu yüzden daima bir ısı koruyucu sprey kullandığınızdan emin olun!
Kuru ve Yıpranmış Saçlar
Saçlarını sıcak aletlerle her gün ya da gün aşırı şekillendiren, aşırı fırçalayan ya da boyayanların saçlarının kuruyup hasar görmesi kaçınılmazdır. Saç genellikle sert ve kırılgandır, kırılmaya veya dökülmeye meyilli olabilir. Bu tip saçlar için en ideal saç kesimi nedir?
Kuru veya hasar görmüş saçlar söz konusu olduğunda, saç modelinden önce kırık ve bölünmüş uçları kesmek daha önemlidir. Saçınızın sağlıklı görünmesi için düzenli olarak kestirmelisiniz. Bu tür saçlar düzenli kesildiğinde, zamanla sağlığına kavuşur.
Elbette, bu tip saçlarda saç modeli ve şekillendiricilerden önce önceliğiniz saç bakımı olmalı. Düzenli kesimlerin yanı sıra saçlarınızı kuru ve yıpranmış saçlar için geliştirilen bakım ürünleri ile desteklemelisiniz. Onarıcı maskelerle saçlarınızı güçlendirmelisiniz. Durulanmayan saç bakım kremleri de kuru saçlara nemi geri kazandırmak için idealdir.
Elbette, sıcak şekillendirme aletlerinden mümkün olduğunca uzak durmanız gerektiğini söylememize gerek yok. Bu aletler saçı çok kurutur ve saçın hasar görmesine neden olur.
Mutlaka kullanmanız gerekiyorsa, öncesinde saçınıza bir ısı koruyucu sprey uygulamayı ihmal etmeyin. Maşa ve saç kurutma makinelerini mutlaka en düşük ısı ayarında kullanın.