Ana Sayfa Blog Sayfa 401

TONI&GUY: Başarı Öyküsü

0

 

TONI&GUY CEO'su Toni Mascolo

 

İlk TONI&GUY salonu iki kardeş Toni Mascolo ve Guy tarafından 1963 yılında Clapham Londra’da kuruldu. Daha sonra diğer kardeşleri Bruno ve Anthony de salona ortak oldular.    

 

 1988 yılında TONI&GUY salon zincirlerinin ilki kuruldu. 1990’ların sonlarına doğru 20 ülkede 100’ün üzerinde salon açıldı. TONI&GUY salonlarında  global çapta tüm standartlar profesyonel bir şekilde uygulanıyor. 

 

Her sene TONI&GUY’ın Global Kreatif Direktörü Sacha Mascolo-Tarbuck ve Uluslararası Artistik Takımı, Global Trend Koleksiyonu hazırlıyorlar. Koleksiyonlarda daha çok moda ve popüler kültürün yansımaları ağırlıklı olarak görülüyor.  

 

 

TONI&GUY Global Kreatif Direktörü Sacha Mascolo-Tarbuck 

 

2004 yılında moda ve kuaförlük arasında köprü oluşturan TONI&GUY, Londra Moda Haftası (London Fashion Week)  ve Londra Moda Hafta sonu (London Fashion Weekend)’in sponsoru oldu.  

 

Londra Moda Haftası’nın (London Fashion Week)’in resmi sponsoru olarak TONI&GUY, Giles Deacon, Todd Lynn, Jean-Pierre Braganza, Pam Hogg ve Tata Naka gibi tasarımcılarla çalıştı ve 80 şov yarattı.

 

2008 yılında Toni Mascolo İngiliz Kuaförlük Ödülleri'nde OBE Onur Ödülü gibi onlarca ödül kazandı. 2013 yılında altı kere “Süpermarka” ödülü kazanan TONI&GUY, iki kere “CoolMarka” ödülü aldı. TONI&GUY bu iki kategoride ödül alan ilk kuaförlük markası!

 

 

İngiltere’de 5 bin, diğer ülkelerde 2 bin üzerinde çalışanı olan TONI&GUY’ın 42 ülkede tam 420 salonu ve tüm dünyada 23 akademisi bulunuyor. Akademilerinde ödüllü eğitmenler ile  yüksek stardartta kaliteli bir eğitim veriliyor.

 

 

Dünyada en büyük salon zinciri olan TONI&GUY, yenilikçi kesimler, renklendirmeler, sıradışı stiller ve geniş ürün yelpazesiyle saç bakım ve şekillendirici ürünleri sunarak 4/4'lük bir marka haline geldi! 

 

İz Bırakanlar: Demi Moore

0

 

Demi Moore onu en iyi tanıdığımız  kült film “Hayalet”den günümüze çeşitli saç stilleri kullandı. 1990’ların başında pixie kısa saç kesimi ile yüzünün sağ tarafına gelen sert kahkülü, ilk bakışta Demi Moore’un gözlerine odaklanmayı sağlıyordu.

 

Güzelliğine son derece güvenen Moore, 1996 yılında saçlarını kazıttı ve 90’ların sonunda kısa saç modellerine veda edip, uzun saç stillerini tercih etmeye başladı. Ama ona çok yakışan çekici ve doğal  kısa saçları tüm hayranlarında derin bir iz bıraktı. 

 

Türk Kuaförlüğünün Lokomotifi: Nebioğlu

0

 

50 yıldır, tüm Türkiye’deki kuaför ve berberlere malzeme tedarik eden Nebioğlu’nun başarısının ardındaki Sezai Nebioğlu ve oğlu Yusuf Nebioğlu’yla, sektörü, Nebioğlu’nun 50 yılını konuştuk.

 

Estetica: Bütün kuaförler Nebioğlu’nu tanıyor, biliyor ve sektörde yıllardır süren ciddi bir ticari itibarınız var. Bunu neye borçlusunuz?

Sezai Nebioğlu: Biz bu işin en eskilerindeniz. Ticari prensibimiz daima dürüstlük üzerine. Müşteri kandırmaca, yalan dolan yok. “Bugün müşterimize malı satalım da, yarın ne olursa olsun!” diye bir düşüncemiz yok. Sattığımız malın devamlı arkasındayız.

 

Estetica: Nasıl başladınız, paylaşır mısınız?

Sezai Nebioğlu: Giresun, Görele doğumluyum. Zaza Han’daki yerimize 1963 senesinde geldim, bu yıl 50’inci yılımız. Görele’de zaten toptan ve perakende hırdavat ve kırtasiye işimiz vardı. O zaman haberleşme ve ulaşım bugünkü gibi değildi. Yöredeki dükkânımızda bulunan çeşitleri günü gününe temin edebilmek için İstanbul’a geldik. Hem o işi takip ettik, hem de Zaza Han’da hırdavat ve kırtasiye işine devam ettik. Zaza Han’da aşağıda saç kesme makinesi, jiletler vs. vardı ve müşteri de geldiği zaman, “Makas var mı ya da makine var mı?” diye soruyordu. Müşteri yönlendirdi aslında bizi.

 

Estetica: Bu işin öncülerinden birisiniz. Kozmetik pazarı o günden bugüne nasıl bir değişim gösterdi?

Sezai Nebioğlu: O zamanlar kuaför malzemeleri bugünkü kadar çeşitli değildi ve bugünkünün %10’u oranında bile ürün yoktu o zaman. Hatta bugün fazlalığın da enflasyonu var. Aynı ürünü üreten firmalar da çoğaldı. Boyasından jölesine inanılmaz ürün çeşitliliği var şimdi. Şampuanda, köpükte, spreyde, hiç aklımıza gelmeyecek malzemelerde muazzam bir gelişim oldu.

 

Estetica: Firmalarla ilişkiyi nasıl tahsis ettiniz?

Sezai Nebioğlu: Sözleşmemiz nasılsa, anlaşmamız ne ise muhakkak o sözleşmeye uyarız. Taahhüdümüzü mutlaka yerine getiririz. Müşteriye söz verdiysek gece 12 bile olsa ürünü onu teslim ederiz. Ödememizi de söylenen vakit, söz verilen tarih neyse, o gün yaparız.

 

Estetica: Her markayla çalışıyor musunuz?

Sezai Nebioğlu: Zaza Han, Ümraniye ve İSTOÇ’taki mağazalarımızda her markayla çalışıyoruz ama her gelenden de mal almıyoruz. 15 çeşit boyamız var. Piyasada ise 100 çeşit boya var, biz müşterilerin en çok rağbet ettiklerini satmaya çalışıyoruz.

 

Estetica: Kuaförlere yönelmenizin sebebi neydi?

Sezai Nebioğlu: Kuaförlere yönelme kararı aldık, çünkü değişimler bizi o tarafa doğru götürdü. Oğluma da dedim, paran batarsa kuaförde en fazla 500 liran batar, ama toptancı olduğunda bu rakam 20 -30 binleri buluyor. Ayrıca kuaförlerin %80’inden peşin para alıyoruz. En büyük firmalar bile şimdi perakende salonuna yöneldi. Doğuş Holding, Sabancı Holding, bunların hepsi perakende sektörüne ağırlık vermeye başladı, çünkü ticaretin yönü değişti.

 

Estetica: Sektörü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sezai Nebioğlu: Hanımların %70’i kuaföre gitmiyor. Anadolu’da sadece çok özel günlerde, düğün, nişan vs. kuaföre gidiyor insanlar. Hayatında hiç kuaför salonuna gitmemiş olanlar var. Yeni yeni potansiyel artıyor. Bizdeki kuaföre gitme oranı, Avrupa’daki gibi değil. Türkiye’de kuaförlük hizmeti alan kadınların sayısı az. Gençlerle beraber bu da biraz değişiyor artık.

 

Estetica: Gelen müşteriler en çok neye önem veriyorlar?

Yusuf Nebioğlu: Açıkçası, ikili ilişkiye, sıcaklığa, kurulan diyaloğa önem veriyorlar daha çok. İş yaparken muhabbetini ediyor, sektör hakkında yeni bir duyum alıyor. Zaza Han’da özellikle böyle bir ortam var. Hızlı bir şekilde bütün malları tedarik edebilmemiz de önemli onlar için. Zaten bizim orası kozmetikçi dolu. İstediği mal ne olursa olsun, mutlaka hemen tedarik ediliyor ve müşteri mutlu oluyor.

 

Tarihi Zaza Han'ı hiçbir zaman unutmayacağız.

Haberin devamını  Estetica Türkiye dergisi Haziran Temmuz sayısında bulabilirsiniz. 

 

Yarışmaya hazır mısınız?

0

HAIRiST 2014 Yılın Kuaförü Kim Olacak?

HAIRiST Yılın Kuaförü 2013,soldan sağa: 2.Ayhan Önlüel-1.Onur Varlı-3.Uğur Tarlak

 

Artık gelenekselleşen ve 3.sü düzenlenecek olan HAIRiST 2014 Yılın Kuaförü Yarışması yine aynı soruyu taşıyor:

 

"Yılın Kuaförü Kim Olacak?"

 

Cesur, heyecanlı, azimli ve mesleğine tutkuyla bağlı tüm kuaförlere açık olan yarışma büyük titizlikle hazırlanıyor.  İlk düzenlendiği 2012 yılından bu yana artan bir saygınlık kazanan yarışmanın en önemli kuralı kuaför olduğunuzu gösteren bir diploma veya resmi öğrenim belgenizin olması. Geriye yetenek, deneyim, vizyon, heyecan ve enerji kalıyor.

Seçkin bir jüri topluluğu önünde, şeffaflıkla duyurulan yarışma kriterlerine göre yapılan yarışmada jüri üyeleri için de önemli bir kural var: AKD (Artistik Kuaförler Derneği) üyesi olmaları ve "Jüri Semineri"ne katılmış olmaları.

2012 yılında Topuz Kategorisinde Bülent Demir ve Renk Kesim Kategorisinde Sinan Ergün, 2013 Yılında ise Topuz Kategorisinde Onur Varlı büyük ödüle layık görülerek alkışları hak ettiler. 2013 yılında renk-kesim kategorisi iptal edilmişti.

 

Yarışma ne zaman?

HAIRiST 2014 Yılın Kuaförü Yarışması 6 Nisan 2014 tarihinde gerçekleşecek . Ödül töreni ise 7 Nisan 2014 tarihinde düzenlenen Yılın Saç Tasarım Etkinliği bünyesinde verilecek.  

 

HAIRiST Yılın Kuaförü 2012, Bülent Demir, Topuz Kategorisi

 

Ne zaman başvurabileceksiniz?

Yarışmaya başvurular her yıl olduğu gibi Aralık ayında başlıyor.

 

Yarışma kuralları ne zaman açıklanacak?

Kasım 2014'ten itibaren hairist.com.tr adresinden yarışma kurallarını öğrenebileceksiniz. Yarışma kitapcığı Estetica Dergisi Aralık 2014 sayısı ile dağıtılıyor olacak.   

 

Yarışmaya katılım ücretli mi?

Evet ücretli. 2014 için katılım ücreti Aralık ayında açıklanacaktır.

 

Herkes katılabilir mi?

Hayır. Kuaför olduğunu belgeleyen (Türkiye Cumhuriyeti yetkili makamlarınca imzalı diploma veya öğrenim belgesi ile) her T.C. vatandaşı katılabilir. Bu konuda istisna olmamakta, sahte belge sunmanın yasal takibi olmaktadır.

 

Farklı ne var?

Bu yılki yarışmada sadece yarışanlar değil, yarışmacının katıldığı salon da ödüllendiriliyor. Yarışmacının katıldığı salona özel bir plaket sunularak salon başarısı da göz önünde bulunduruluyor.

 

Katılmalı mıyım?

Mesleğine aşık, hedefleri olan, bu heyecanı yaşamak, deneyimlerini paylaşmak isteyen her kuaför katılmalı. 

 

Neden HAIRiST?

Ülkemizin tartışmasız en kaliteli, uluslararası standartlardaki özgün, ilham veren ve katkı sağlayan en önemli yarışması ve etkinliği 

 

HAIRiST Yılın Kuaförü 2013,1.Sinan Ergün, Renk-Kesim Kategorisi

Objektifte “Kadınlar ve Kuaförler”

0

 

Televizyoncu, oyuncu ve fotoğraf sanatçısı Okan Bayülgen, Schwarzkopf Professional sponsorluğunda kuaför salonlarında gerçekleştirdiği çekimlerden oluşan “Kadınlar ve Kuaförler” adlı bir fotoğraf sergisine imza attı. Bu çalışma, kadınları güzelleştiren ve kusursuz görünümün perde arkasında olan kuaförlük mesleğinin tarihe kaydedilmesi ve toplumda ön plana çıkarılması açısından önem taşıyor.

Bayülgen, serginin açılışında yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Kadınların anlayamadığım ve anlayamayacağım kimyalarını anlatabilmek için kimyasal yöntemlerle (analog fotoğrafçılık) çalıştım. Kadınların ancak kuaförlerde alabildiği, evde kendi başına uygulayamadığı profesyonel hizmet ve ürünlerden duyduğu memnuniyeti fotoğraflamak mümkün olabilir mi diye bir deneme yaptık ve sanırım oldu. Görüntüler mizansen ve kurmaca değil, hepsi doğal. Olay gerçekte bize sinema filmlerinde gösterildiği gibi değil; kadınlar çok ciddi, neredeyse bir laboratuar ortamı var. Ayrıca erkek berberlerinde daha çok konuşuluyor, sanıldığı gibi kadınlar pek fazla da konuşmuyorlar kuaför salonlarında. Arzu ettikleri hizmeti alamazlarsa belki çıngar çıkaracaklarını bildikleri için kuaförler de çok dikkatli ve özenli davranıyorlar.

Okan Bayülgen Estetica okuyucuları için sorularımızı yanıtladı:

Estetica: Çekimlerde neler oldü Neler gözlemlediniz?

Okan Bayülgen: Kadın kuaförlerinin çok ciddi yerler olduğunu gözlemledim. Oraya bakım ya da farklı bir görünüm arayan, bu konuda neler yapalım diyen kadınların geldiğini gördüm. Özel hayatımda da kadın kuaförüne gidiyorum. Filmlerde bize kadın kuaförleri hep farklı ve profesyonellikten uzak gösterilmiştir. Oysa kadın kuaförleri adeta bir labaratuvar ciddiyetinde... Bunun altını özellikle çizmek istiyorum.

Estetica: Peki ya müşteriler?

Okan Bayülgen: Kadınların kuaförden çıkmaması diye bir şey söz konusu değil. Kadınların kuaföre gitmeleri kendilerini, eşlerini, çocuklarını, çalıştıkları kurumları en güzel şekilde temsil etmek isteğinden kaynaklanıyor. Erkekler bu konuda farklı olabilir ve önemsemeyebilir, bakımsız olabilirler ama kadınlar bu hizmeti almak zorundalar. Çünkü kimse kadınları bakımsız görmek istemez. Bu hizmeti de profesyonel ürünler kullanarak uzmanından yani kuaförden alıyorlar.

 

 

Eczacıbaşı – Schwarzkopf Profesyonel Kuaför Ürünleri Genel Müdürü Viki Motro da proje ile ilgili olarak, “Bayülgen’in objektifinden kuaför salonlarındaki tılsımı yansıtırken, kuaförlük mesleğine de dikkat çekmeyi istedik. Kuaförler, kadınların hayatında çok önemli bir yer tutuyor ama nedense bu meslek pek de ön plana çıkarılmıyor. Biz de Türkiye'de sektörün öncüsü olarak bu mesleği ön plana çıkaracak olan projelerde yer almaya özen gösteriyoruz. Değerli sanatçı Okan Bayülgen’le bu sergiyi geliştirirken kuaförlük mesleğini daha da değerli kılacak bir çalışmanın ortaya çıkacağına inandık. Bayülgen, kuaför salonlarında kadınların hissettiği o duyguyu en doğal halleriyle yakaladı.” dedi.

 

Sergide yer alan Ali Kırıktarak, Ali Gür, Binnaz Güler, Kenan Çopur, Mahmut Ebil, Semih Bizimtuna, Yusuf Koçyiğit’in deneyim ve düşüncelerini ve sergi hakkında daha fazla bilgiyi Estetica Türkiye dergisi Haziran Temmuz sayısında bulabilirsiniz.

 

Kuaförlükte uygulanan KDV oranı

1

Kdv oranı sektörde uzun zamandır konuşuluyor.

Son olarak konusunda uzman Prof.Dr.Şükrü Kızılot ipuçları verdi: “KDV gideri düşük olan kuaförlük sektöründe gelirden elde edilen KDV oranı yüksektir.”

Özellikle kesim ve manikür-pedikür gibi işlemler direkt gideri olmayan hizmetler. Bu sebeble otomatik olarak aldığınız bedelden %18 Kdv ödemek zorundasınız. Düşürecek herhangi bir Kdv maliyetiniz bulunmamakta. Üstelik artık lüks değil, bir ihtiyaç olan bu hizmetleri farklı sektörlerle karşılaştırdığınızda bu talep haklı olarak yerini buluyor.

Prof.Dr.Şükrü Kızılot: “Pırlanta, elmas, yakut, inci, zümrüt gibi mücevheratların katma vergisi oranı dünyanın aksine ülkemizde %0.  Aynı şekilde dünyaca ünlü bazı çanta markalarının, lüks giyim markalarının ve pabuçların oranı %8.

Alım gücü yüksek olan bir kesime hitap eden ürünleri barındıran dünyaca ünlü ve büyük sermayeye sahip kurumların bu ürünleri %0 veya %8 gibi bir katma değer vergisi oranına sahipken emek yoğun olarak çalışan kuaförlerin elde ettikleri gelirlerin %18 KDV’ye tabi olması ciddi bir sorun ve önemli bir rahatsızlık. Katma Değer Vergisi’nin kuaförlük sektöründe de %8 olması gerekir. Özellikle kesim işleminde düşük olması gereklidir.”

Bu konuda meslek örgütlerine doğal olarak büyük iş düşmekte. Daha fazla çaba harcanması gerekmekte. Bu konuda önemli çalışmalardan bir tanesi de AKD(Artistik Kuaförler Derneği) tarafından sürdürülmektedir.

21 Tem 2013

Siz de sesinizi duyurun. Aşağıya yorumunuzu ve desteğinizi yazın.

Sesiniz duyulsun, Kdv %8 olsun…

 

Tapınak Misali Bir Salon: MD Kuaför,Antalya

0

Büyüklüğü, bulunduğu mevki ve tasarımıyla adeta bir kuaförlük tapınağını andıran MD Kuaför salonu Oya&Bilal Ateş Mimarlık Ofisi tarafından yapıldı.

Salon mesleki yeterliliğinin dışında kaliteli ve özel tasarımıyla da dikkat çekiyor. Mermer, pirinç, perforje, cam, doğal ahşap gibi malzemeler kullanılarak oluşturulan dekorasyonda lineer plan şemaları içinde yalın ve düz formlar uygulanırken siyah ve beyaz renklerle zıtlıkları ön plana çıkaran mekanlar oluşturulmuş.

4 farklı kattan oluşan işletme uzun yılların deneyimine sahip Mustafa Demirbağ imzası taşıyor. Salonun bodrum katında lounge, toplantı salonu, workshop alanı ve yan hizmet (ağda odaları, tuvaletler, muhasebe, mutfak ve personel soyunma giyinme, personel tuvaletleri) odaları yer alırken zemin katta karşılama , ana saç kesim bölümü, saç boyama, yıkama ünitesi ve boya laboratuarı yer alıyor.

Asma katında çok özel anlar için özel bir gelin bölümü yer alan salonda makyaj, saç bakım, SPA ve tırnak bakım hizmetleri veriliyor. Çatı katı ise çok özel tasarlanmış erkek berberi ve günün yorgunluğunu atmaya yarayan bir teras olarak düzenlenmiş.

Bu özel salon için Mustafa Demirbağ şöyle konuştu: “Mimari anlamda istediğim sonucu aldım. Böyle bir salona sahip olmak farklı bir duygu. Zaten mekanın yarattığı duygunun müşterilerimizde yarattığı enerjiyi de hissediyoruz. Sektörümüzün algısına da katkı sağlayacağına inandığımız bu projeyle gurur duyuyorum. Saç tasarımını mimariyle, estetikle ve tutkumuzla birleştirerek bu sonucu elde ettik.”

Haberin tamanı Estetica Türkiye dergisi Haziran Temmuz sayısında bulabilirsiniz.

MD Kuaför Salonu Antalya hakkında detaylı bilgi için linki tıklayınız.

Her kuaför bir hikaye:Kadir Sarıhan, Rize’de 30. Yıl

0

Kadir Sarıhan ve Rize'de 30. Yıl…

Çalışma isteği, dürüstlüğü, vizyonunu, kendini sürekli yenilemesi, bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle Rize’nin sevilen kuaförlerinden Kadir Sarıhan, hairist.com.tr’de konuğumuz oldu.   

Kadir Sarıhan’a dünden bugüne meslek hayatında neler yaşadığını, hangi aşamalardan geçtiğini, yaşadıklarından neler öğrendiğini sorduk, kısa bir zaman içerisinde sohbetimize koskoca 30 seneyi sığdırdık. 

Kuaförlüğe nasıl başladınız?

Rize’nin bir köyünde okuyordum. O zamanlar aslında yatılı okulda okumak isttedim. Şanssızlık nedeniyle olmadı. Çocukken hep çalışmak istedim. Simit satmakla başladım çalışmaya. Bir gün bir handa bir iş ilanı gördüm, ailemle orada çalışmak istediğimi söyledim. Babam Ataç Kuaför’ün sahibi Nurettin Ataç ile görüştü ve böylece orada işe başladım. Yanlız ilk gün erkek berberi diye işe başladığım yerin aslında bir kadın kuaförü olduğunu anlamam da biraz ironik oldu. 11 yaşımda 1983 yılında başladığım bu kuaför salonunda 20 yıl çalıştım. İlk altı sene benim için zor geçti, çünkü köyden işe ıssız yollardan tek başıma gidiyordum. 1989 yılında babamın işi nedeniyle şehire taşındık ve sorun çözüldü.

15 ay kuaför olarak askerliğimi yaptım. Dükkan açmak istiyordum ama dükkan açmak için param yoktu. Ustam Nurettin Ataç ortaklık teklif etti. Üstelik para yatırmama gerek olmadığını söyledi. Kazandıkça borcumu ödemek üzere bir ortaklık anlaşması yaptık.

Rize’de toplam kaç kuaför salonu var?

Benim ilk mesleğe başladığımda 1983 yılında 5 kuaför vardı. Şu anda 45 tane var. İlçelerde bulunan kuaförler ile birlikte 100’ü buluyor.

Kendi yerinizi ne zaman açtınız?

1999 yılında eşimle  çalışırken evlendik.  2003 yılında Ataç Kuaför’den ayrılıp, 55 metrekarelik 6 koltuklu bir yer açtık. Salonu açtığımızda bir açılış bile yapmadık, çünkü herkes zaten bizi tanıyordu.

Peki ustanız ayrı bir salon açtığınızda tepki gösterdi mi?

Hayır. Biz karşılıklı anlaşarak yollarımızı ayırdık. O yüzden hiç sorun olmadı. Hala görüşüyoruz.

Sizin salonunuzdan ayrılanlar olduğunda sizin tepkiniz ne oluyor?

Benim yanımdan ayrılmak isteyenler olunca kızmıyorum. Ama bunun etik olmasını istiyorum. Böyle bir niyetleri varsa söylesinler, ama dükkanı tutup elemanlarını her şeyi ayarlayıp ben ayrılıyorum dedikleri zaman hoş olmuyor. Önceden söylerse dürüstlüğü bende bir iz bırakır, ben de kendimi ona göre ayarlarım. Ben kinci değilim, kızgınlığımı çabuk unuturum. Ama bazı değerlerim var.  Benim yanımda çalışanlardan 7 tanesi kendi salonlarını açtılar. 

Bunun size zararı oldu mu ?

Tabiki zararı oldu.  Ama bizim en büyük gücümüz 30 senedir Rize’de olmak. Kuaförlük alanında eşim ve ben oldukça yetkin olduğuğumuz için  işleri yönetebildik.

Benim 11 yaşındaki halimi bilen müşterilerim var. Eşimle olmamın getirdiği büyük bir avantaj da var. Kuaför Kadir sadece 30 yıllık bir marka değil, bu markayı destekleyecek eğitimleri alan da bir marka,işletme haline geldik. Bizim meslekte her şey değişiyor, sürekli yenilikleri takip etmek gerekiyor. Seminerlere, eğitimlere gitmeden kendini geliştiremezsin.

Ben markalarla çalıştıktan sonra eğitimlere katılmaya başladım. 2007 yılından beri eğitimlere gitmeye devam ediyorum. Meslek hayatımın 24. yılında katılmaya başladığım eğitimler bana doğru bildiklerimi aslında yanlış yaptığımı gösterdi. Böylece hatalarımı düzelttim. Çünkü hatalar düzelmezse, gelişimin de olamayacağını düşünüyorum.

Ne tür eğitimlere katılıyorsunuz?

Tüm eğitimlere katılırız. Bu meslek sürekli kendinizi yenilemeyi gerektiriyor. Eğitimlerden aldıklarımı  hemen uygulamaya geçiriyorum. Müşterilerim de bunu farkediyorlar. Eğitimlere katılmam müşterinin gözünde beni yüceltiyor.

Tabii ki elemanlara da yatırım yapıyoruz. Metin Bahçecik bir konuşmasında '3 ay sonra ayrılacak bir elemanınız varsa bile ona yatırım yapın' demişti. Bizim işler elemansız olmuyor. Bizim 5 kişilik ekip şu an 25 kişi.

Birlikte çalışğınız elemanları nasıl buluyorsun?

Eleman bulmak çok zor. Kendi elemanını kendin yetiştir fikrinden yola çıkarak, belediye destekli kuaförlük okulu açmak istiyoruz. Okumayan çocuk çok var.

Rize’de kuaföre giden kadın sayısında artış var mı?

Yüzde 100 artış var. Rize’de 5 olan kuaför sayısı 45’e çıktı. 2003’de 5 elemanım varken şimdi 25’ye çıktı. Müşteri sayısında da ciddi bir artış var.

Kuaföre gitmek artık bir lüks değil ihtiyaç. Şu an bulunduğumuz salonda en büyük avantajımız 2 kat olması.

Kuaförlük sizin için neyi ifade eder? Çocuğunuzun kuaför olmasını ister misin?

Ben belki o yatılı okula gitseydim, başka bir mesleğim olacaktı ama belki bu şansı elde edemeyecektim. Kendi işim var. Mesleğimi seviyorum.

Ben çocuklarımın okumalarından yanayım ama eğer okuyup da iyi bir meslek sahibi olacaklarsa okusunlar, yoksa kuaför olmalarını tercih ederim.

Sizce mesleğe yaptığınız yatırımın geridönüşümü nasıl?

Biz Rize’ye göre iyi bir salon yaptık. Gelen müşteri çok mutlu. Kuaförlük yapılan yatırımı geri veriyor. Bana müşterim mükemmel bir salon yaptınız size çok yakıştı diyor. Ben de onlara hayır diyorum bize değil size yakıştı. Bunu sizin için yaptım. Diğer salonda kalsaydım bana yine gelmeye devam edecektiniz. İyi bir şey yaptığınız zaman karşılığını da alıyorsunuz. Planlı çalışmak lazım.

En çok hangi işlemi yapmayı seversiniz?

Kesim, röfle paketleme benim için çok keyifli.

En sevdiğiniz saç rengi hangisi?

Sarıyı seviyorum.

Salonda en çok hangi işlem yapılıyor?

Kesim, boya, röfle. En çok nişan ve gelin saçları için geliyorlar.

Neyi farklı yapıyorsunuz?

Bizim salonda gelin saçı çok farklıdır. Nişan ve gelin saçlarının yüzde 98’ini eşim yapıyor. Topuzda, gelin saçında eşim tam anlamıyla bir profesyoneldir.

Giresun’dan, Of’tan, Trabzon’dan gelen var. O anlamda salonun en büyük gücü eşim. İkimiz birleşince bu duruma gelebiliyoruz.

Hairist hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu tür organizasyonların etkili olduğunu düşünüyorum. İçeriği çok güzel. Çok farklı bir ortam var.

Sizin olmazsa olmaz dediğiniz ürün hangisi?

Birçok ürün var ama L’Oréal Professionnel INOA diyebilirim. Biz amonyaksız boyada silahımız olan L’Oréal Professionnel INOA’yı farklı lanse ettik. Bir müşteri özellikle L’Oréal Professionnel INOA’yı isterse onun bilinçli olduğunu anlıyorum. Çünkü araştırıyorlar ve saçlarına, tenine zarar vermeyecek bir boya olduğunu biliyorlar. Bu da boyayı farklılaştıyor.

Peki ya Estetica Dergisi?

Estetica farklı bir dergi. Salona farklı bir hava katıyor. Kuaförlüğe değer katan, sektöre önem veren, salonumda olması gereken bir dergi.

Sosyal medya ile aranız?

Çok iyi. Müşterilerim benimle sosyal medya üzerinden iletişime geçiyorlar.

Salonunuza ne gibi yenilikler getiriyorsunuz?

Salonda küçük bir eşyanın yeri değişse bile salonda fark yaratıyor. Telefonuma salondaki kamerayı yükledim. Herzaman izliyorum. Ufak değişiklikler yapmayı seviyorum. Çiçeklerin yerini değiştirmek bile yenilik.

Sadece salonda değil, yenilikleri yakalamak herzaman benim için çok önemli oldu. Sektörde sürekli yeni bir şeyler oluyor, bu kadar hareketli ve değişken bir işimiz varken, bizim olduğumuz yerde durmamız yanlış olur diye düşünüyorum. Bu yüzden gençlere de hep hayattan beslenmelerini, yeni şeyler öğrenmelerini ve bunları işlerine yansıtmalarını öneriyorum. Ben işime tutkuyla bağlı olmasam ve sıkı sıkı sarılmasam 30 sene bu istikrarı sağlamam belki de mümkün olmazdı. 

Örnek aldığınız bir kuaförlük markası var mı?

Takdir ettiğim Metin Bahçecik var. Bahçecik markası son derece başarılı. Yanından birok elemanı ayrılmasına rağmen dimdik ayakta.

Tek cümleyle kuaförlüğü tanımlar mısınız?

Benim gözümde kuaförlük tek bir cümleye sığacak bir meslek değil. Olmazsa olmaz. Artık onsuz bir şey olmuyor.

2 yıl garantiniz var mı?

0

Sıradan bir fön makinesinin gizli maliyeti.

Siz de kontrol edin, değerlendirin. Her profesyonelin başına gelen birbirine benzer… Fön makineleri konusunda bilinmeyen hesap burada. Yorumlarınızı bekliyoruz.

Bu şekilde 2 ay daha kullanıp atarsınız… 6 ay kullanım için bu tutarı ödemiş olursunuz. Hem de 2 yıllık yasal garantisini sorgulamadan…

Ayrıca:

  • %18 Kdv ilave edilmelidir.
  • Tamirler için fatura almıyorsanız gidere işleyemez, kdv’yi düşemezsiniz. Hem kendiniz hem ülkemiz vergi kaybına uğrar.
  • Kalitesiz rezistans ve kablo nedeniyle elektrik sarfiyatınız artar.
  • Cihazda kondansatör olmadığından kaçak elektrik riski bulunur.
  • Zaman kaybı ve para kaybı.

Ucuza aldığınızı mı sanıyorsunuz?

Kaynak: Mustafa Necati Bavtar, Profesyonel Fön Makinesi Uzmanı

Papatya- 8-55: Schwarzkopf Igora Royal

0

 

SchwarzkoIp IGORA Royal’in yüksek çözünürlüklü gerçek renkler ve parlaklığından ilham alan Papatya- 8-55 filminde, kusursuz oyunculuk, parlak yeteneklerle birleşti ve ortaya muhteşem bir film çıktı. 

SchwarzkoIp IGORA Royal’ın lansmanında tüm izleyicilere keyifli anlar yaşatan filmde Ali Gür, Ali Kırıktarak, Mahmut Ebil,  Oktay Kaymakoğlu, Özkan Çolak ve Yıldırım Özdemir rol aldılar. Filmde Eczacıbaşı Schwarzkopf Genel Müdürü Viki Motro’nun kızı rolünü canlandıran Papatya tarz olarak kendinden çok farklı biriyle akşam yemeğine çıkacaktır. Bu yüzden ona uyum sağlamak ister ve annesinden değişime uğramak için yardım ister.

Viki Motro onu hemen Türkiye’nin kuaförlük sektöründe duayen ellerine emanet eder. Neler yapılabileceğine bakılır, dergiler karıştırılır. Tam o sırada Estetica Türkiye dergisinin sahibi Erkan Güzel gelir ve kuaförlerimize eskileri bırakın, onlar geride kaldı diyerek, Estetica Türkiye dergisini verir. Igora Royal 8-55 ile mükemmel bir sarışına dönüşen Papatya, akşam yemeğine çıkacağı arkadaşınında tarzını onun için değiştirdiğini görür.

 

Kendimizi beğendirme çabası karşımızdakini ne kadar önemsediğimizi gösterir. Schwarzkopf  Igora Royal de müşterilerin beklentileri doğrultusunda ürün geliştirme politikasını filme yansıtmış.

Sürekli her şey yenilenip başka formlarda karşımıza çıkıyor. Igora Royal, dinamik yapısıyla eskiye göre çok daha parlak sonuçlar veriyor. Optimum renk skalası, düşük amonyak oranı, bakım içeriği ve kişiye özel serileri ile IGORA Royal, kuaförlerin daima istedikleri sonuçlara ulaşmalarını sağlıyor.