Ana Sayfa Blog Sayfa 296

Haftanın Salonu: Sabit Akkaya, Condrad Otel

0

Wella Professionals, Kérastase,Goldwell ile çalışan Sabit Akkaya, Condrad Hotel, 09.00- 20.00 saatleri arasında hizmet veriyor. Sabit Akkaya, Condrad Otel, haftanın her günü müşterilere servis veriyor.

 

Adres: Cihannüma Mah. Saray Cd. No:5 Conrad İstanbul Otel İçi Beşiktaş / İstanbul

Randevu için: 02122591112

Siz de salon bul bölümümüze salonunuzu eklemek için hairistcomtr’ye üye olabilirsiniz.

Üye olmak için tıklayın: https://hairist.com.tr/profile/register/

Salon eklemek için tıklayın: https://hairist.com.tr/salon-ekle/

Haftanın salonu olmak ve sponsorlu öne çıkan salonlar arasında yer almak için Estetica Dergisi’ne abone olabilirsiniz.

Saç aksesuarları ile şekillenen modeller

0

Modern ve fark yaratan saçlar

Peachy Studio’dan Jodie Austen’un tasarladığı koleksiyonda saç aksesuarları dikkat çekiyor. Doğal ve sade şekillendirmeler ile fark yaratan saç modellerini salonlarınızda müşterilerinize uyarlayabilirsiniz. Modern saç stillerinden ilham alabilirsiniz.

 

Saç: Jodie Austen, Peachy Studio Makyaj: Sarah Haubbauer Fotoğraf: Tina Eisen
Kıyafet: Molly Mishi May Model: Zoey Kay

Veda ve hoş geldin

0

L’Oréal Professionnel Ürünler Bölümü Genel Müdürü Emine Akad Gürpınar bayrağı Gülşah Camcı Yılmaz’a devretti. Emine Akad Gürpınar ile L’Oréal Professionnel Bölümü‘nde bıraktığı izleri, Gülşah Camcı Yılmaz ile ileriye dönük projeleri konuştuk.

Estetica: Emine Hanım yaklaşık 3 yılı aşkın bir süre profesyonel bölümün yöneticiliğini yaptınız. Bu 3.5 yılın değerlendirmesini yapar mısınız?

Emine Akad Gürpınar: L’Oréal çatısı altında dört divizyonumuz bulunmakta: Tüketici kanalından eczane kanalına kadar, lüks ve profesyonel ürünler ile birlikte dört divizyon. 20 yıllık L’Oréal geçmişimde, profesyonel ürünler bölümünde hiç çalışmamıştım. Keşfedince burada büyük bir cevherin yattığını gördüm. B2B ayağının ön planda olduğu, kuaförler ile gelişen bir bölüm. İşe kattığımız anlam olarak baktığımızda bence çok zengin. Çünkü bir meslek grubunun gelişmesine katkıda bulunmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bölümün duygusal olduğunu hep duyardım. Aslında insanlar duygusal; o yüzden tüm bölümlerde de bu duygusallık var. İnsana dokunduğumuz her işte duygusallık var elbette ki, ancak profesyonel bölümde kuaför ve müşteri ile olan direk temastan ötürü daha da yoğun yaşanan duygusallık olduğu doğru.

Estetica: Yeni görevinizden biraz bahseder misiniz?

Emine Akad Gürpınar: L’Oréal Lüks Ürünler Bölümü’nün Genel Müdürlüğünü üstlendim. L’Oréal Lüks geçmişten benim iyi bildiğim bir bölüm. Zira tüketici ürünlerinde 9 senelik bir çalışmadan sonra yine bir Paris dönüşü yine hiç planlarda olmayan bir şekilde Lüks divizyonda çalışmaya başlamıştım. Bunun sonrasında çeşitli görevlerden sonra Paris’te Lüks Divizyon bünyesinde Batı Avrupa Lancôme Marka Direktörlüğünü üstlenmiştim. Sonrasında da Profesyonel Ürünler Genel Müdürlüğünü üstlendim.. Şimdi yeniden lüks ürünler bölümüne geri dönüyorum.

Estetica: Sizinle beraber gelen değişimler oldu. Meslek Liseleri ile ilgili kuaförlük sektörünün istihdam ihtiyacını karşılayacak ve geleceğin donanımlı kuaförlerini geliştirmek için çok ciddi çalışmalar yaptık. Yurt dışındaki tecrübeleriniz, tüketici ürünleri ile ilgili geçmişiniz ışığında kuaförlük ile ilgili ne fırsatlar, ne tehditler görüyorsunuz?

Emine Akad Gürpınar: Bu çalışmaların devamı bu sektör için çok önemli, sektörün kendi çabasıyla da eğitim konusunun üzerine gitmesi son derece kilit bir nokta. Çok büyük fırsatlar var. Çünkü sonuçta kuaförün önüne oturan kadın kuaförün iki dudağı arasından çıkacak yönlendirme doğrultusunda kendi güzelliği ile ilgili bir takım adımlar atabilir. Bunu yapmaya hazır aslında ve bekliyor. Bizim orada gideceğimiz çok yol var. Doğru ve güvenli şekilde yönlendirme, ürünlere, tekniklere ve servise hakimiyetten geçiyor. Önce kuaför bu konularda kendini rahat hissedecek ki rahatlıkla konuşabilsin, yönlendirme yapabilsin. Onun için o güven ortamının sağlanması çok önemli. Bunun sonrasında da doğru tavsiyelerle, yönlendirmeler ile müşterinin ihtiyaçlarına en doğru şekilde cevap vermek, onun görmediği ihtiyaçlarının farkındalığını sağlamak ve en sonunda doğru programları sunmak için elinde çok büyük olanaklar var. Bunun ne kadarı kullanıyor bu soru işareti.

Direk olarak temas ediyorlar kadınlara. Arada bir engel olmadan; duygusal da bir ilişki var ve yapabileceklerinin bir sınırı yok. Son derece de değerli bir hizmet sunuyorlar. Çünkü Türkiye’de de kadınlar için en önemli güzellik unsuru saçları. Saç pazarı en büyük pazar. Burada kuaförün uzmanlık rolünü üstlenmesi ve doğru yönlendirmeler sunabilmesi çok önemli. 

Estetica: Sektörün büyümesi ile ilgili rakamlardan bahseder misiniz? 3.5 senelik bir süre içerisinde L’Oréal Professionnel ‘de nelere ulaştınız?

Emine Akad Gürpınar: 3.5 senelik süreçte bölüm yüzde elli oranında büyüdü. Ekiplerimizin çok iyi yaptığı işlerin başında Kérastase’ın Doğu Avrupa bölgesinde birinciliğe yükselmesi; aynı zamanda Matrix markamızın çok önemli bir dönüşüm gerçekleştirmiş olması ve marka DNA’sını oturtup bunu çok güçlü bir şekilde sektöre vermesidir ki L’Oréal Professionnel portföyündeki yerini tam anlamıyla oynaması çok önemli bir başarıydı. L’Oréal Professionnel markamız çok zor bir pazarda liderliğini perçinledi. Ayrıca sektöre katkı anlamında, köklü geçmişi olan kuaförlerimizin de her zaman söylediği ‘ben başladığım andan itibaren L’Oréal Professionnel benim yanımdaydı. L’Oréal Professionnel ile ben büyüdüm geliştim’ dedikleri bir miras var. 3.5 yıllık zaman diliminde en çok eğitim ekiplerinin sayısında artış yaptık.

Estetica Dergisi ile beraber yaptığımız projelerin de çok değerli olduğuna inanıyorum. Meslek okulları, üniversitelerde yaptığımız oturumlar, L’Oréal Business Forum, yuvarlak masa toplantıları, Rüştü Uzel Kız Meslek Lisesi projesi ilk aklıma gelenler. Oynadığınız rol çok önemli sektörde. Onun için, bu kaliteli iş birliği için size teşekkür ediyorum. Çok keyifle geçirdiğim bu 3.5 senenin ardından, bu bölümü bırakırken görevi çok değerli bir arkadaşıma bıraktığım için çok mutluyum. Gülşah Hanım’a da bundan sonrasında başarılar diliyorum.

Estetica: Gülşah Hanım, Paris’ten geri dönüş yaptınız ve yurtdışına gitmeden önce Türkiye L’Oréal ‘de Profesyonel Ürünler ‘de Pazar Geliştirme Müdürüydünüz. Sizden dinleyebilir miyiz? 

Gülşah Camcı Yılmaz: L’Oréal’e 2000 senesinde girdim. Bu 17 senelik L’Oréal kariyerimin yarısı parfümeri ve modern mağaza ve zincirlerin yönetildiği tüketici ürünleri yarısı da profesyonel ürünler bölümünde geçti. 2003’de Kérastase’a geldim. 2.5 sene Kérastase ‘ta çalıştıktan sonra tekrar tüketiciye geri döndüm.

2008’in sonlarında ise profesyonel ürünler bölümüne Matrix Pazarlama ve Eğitim Müdürü olarak geri döndüm. 2012’den 2014’ün başına kadar L’Oréal Pazar Geliştirme bölümünü yönettim, bu dönemde L’Oréal Professionnel Yönetim Danışmanlığı bölümü de bana bağlıydı. Kuaförleri ve tüketicilerimizi nasıl daha iyi anlarız, markalarımızla Türkiye pazarını büyütüp geliştirmek için neler yapabiliriz, profesyonel bölümün gücünü kuaförlerimizi geliştirmek için nasıl kullanırız buna odaklandık. Beyaz Kelebekler gibi farklı özel projeler yaptık. 2015’in başından bu zamana ise Doğu ve Orta Avrupa Selective markalarımızın marka direktörü olarak yurt dışında çalıştım.

Estetica: Projelerimiz ne, hedeflerimiz neler? Ne fırsatlar var önümüzde? Neler göreceğiz?

Gülşah Camcı Yılmaz: Çok önemli bir vizyonumuz var bizim L’Oréal Profesyonel Ürünler Bölümü olarak: Bütün ekip olarak biz kuaförün en iyi partneriyiz. Kuaförün en iyi partneri olduğunuzu hissettiğinizde ve bunu her hareketinizde gösterdiğinizde yapacağınız her şey yolunu buluyor. Bu işi biz sanki kendi işimiz gibi yönetseydik; eğer çalıştığımız her bir kuaför salonu kendi işletmemiz olsaydı o işi nasıl yönetirdik? Bizim en önemli çıkış noktamız bu.

Bugün bir elle dokunabildiğimiz bir salonumuz var ve artık ayrıca dijitalde de bir salonumuz var. Dijital bir reklam aracı değil yeni gerçeklik; bakış açınızı böyle değiştirdiğinizde dijital transformasyonu gerçekleştirmek için bir çok yol çıkıyor karşınıza. Bu büyük değişimi salonlarımıza taşımak bizim en önemli hedefimiz. Bugün Instagram veya Facebook’da bir hesabınızın olması hiçbir şey ifade etmiyor. Orada fotoğraf bilgi post etmek de hiçbir işe yaramıyor. Biz oradan salonlarımıza nasıl tüketici çekebiliriz, yeni tüketiciyi bulmanın ya da yaptığımız servisleri onlara anlatmanın en iyi yolu dijital. İnanılmaz bir fırsat yatıyor burada. Bu alanda başarılı olan dostlarımız var. Bu işi çok iyi yapanlar var ama hala azınlıktalar. Öte yandan bu dünyada plansızca, sadece fırsat peşinde yer alanlarımız var. Bu muhteşem yeni dünyayı birlikte anlayıp, yeni salonlarımız olarak birlikte yürüteceğiz.

 

İşin bir de değer yaratma boyutu var. Tüketici odaklı olduğunuzda, onları dinlediğinizde işiniz çok netleşiyor. Bugün kadınlar diyor ki ‘’ben artık çok daha farklı bir renklendirme sonucu istiyorum’’. Selfie kültürü bambaşka bir güzellik anlayışı getirdi. Mesela L’Oréal olarak “Saç rengi yeni makyajım” diye bir hareket başlattık. Saç rengini değiştirerek kadın yepyeni bir güzelliğe ulaşıyor ve bunu sık sık yaparak, farklılaşmak istiyor. Fakat her kuaför bu anlamda yetkin değil, trendler sürekli değişiyor teknikler de bu değişimi takip ettiğinde başarılı oluyoruz. Tüketici trendlerini yakından takip ederek, onlara en iyi servisi nasıl vereceğimizi kuaförlerimizle birlikte yaratmak ve tüm kuaför ekiplerimizi bu anlamda eğitmek bizim en önemli hedeflerimizden biri daha.

Her şeyden önce şirketler, kuaför salonları, L’Oréal, bizimle birlikte çalışan tüm profesyonel güzellik salonları hepimiz insanız. Biz ne istiyoruz, neden çalışıyoruz, nasıl bir iş yerinde çalışmak istiyoruz, yöneticiler ekiplerimizin işletmelerini kendi işyerleri gibi benimseyip içlerindeki gücü yaratıcılığı sonuna kadar paylaştıkları ortamları nasıl yaratacağız. Biz L’Oréal olarak tüm dünyada ‘’Simplicity/Sadeleşme’’ değişim projesini başlattık. Bu projeyi bizimle çalışan ortaklarımızla da paylaşacağız. Sadece teknik ve servis eğitimleri değil, işletmelerimizi büyüten, L’Oréal olarak en mutlu en verimli işletmeleri nasıl yaratacağız? Bu da üzerinde çalıştığımız konular arasında.

Değer yaratmak derken, kuaför dostlarımızın kendi değerlerinin farkına varması da çok önemli. Kadın ve erkeklerin en değerli, özel parçalarını emanet ettikleri bu güzelliğini keşfetme, kendini bulma mekanlarımız salonlarımız, bu dönüşümün yaratıcıları kuaförlerimiz müthiş bir hızla dönüşen dünyada nereye konumlanacak? Bunu birlikte bulacağız. Profesyonellik gittikçe daha çok değer kazanıyor. Çünkü insanlar artık kişiselleştirilmiş sonuçlar istiyor. Hiç kimse tek bir renk sonucu istemiyor. Bunu da konforlu ve güvenebileceği bir yerde yapmak istiyor. Bunu da bu işi en iyi yapan profesyoneller, L’Oréal kuaförleri yapabilir. Biz de onların yanı başında olacağız.

Estetica: Yapılacak pek çok şeyin ve atılacak pek çok adımın olduğu çok net. Samimi paylaşımlarınız için teşekkür ediyor ve yeni görevlerinizde başarılar diliyoruz.

Detaylar Estetica Dergisi Yaz Sayısı’nda.

 

 

 

 

 

 

 

 

Güvenli alışveriş mi?

0

İnternetten Alışveriş Yapmak Güvenli mi? kuaforumden.com’un verdiği bilgilere ve uyarılara kulak verin…

Tüketicilerin online alışverişten uzak durmasının en önemli sebeplerinden biri internetten alışveriş yapmayı güvenli bulmamaları. Kredi kartı bilgilerinin depolanacağı, çalınabileceği ya da kartlarından fazla para tahsil edileceğinden korkan tüketiciler e-ticaret sitelerine kuşkuyla yaklaşıyorlar ve internet üzerinden alışveriş yapmaktan uzak duruyorlar.

Türkiye’de hala gelişme dönemi yaşamaya devam eden e-ticarete, kullanıcıların önyargıları dem vurmaya ne yazık ki devam ediyor. Her ne kadar son yıllarda e-ticarette önemli bir artış yaşansa ve kullanıcı sayıları, site ciroları artırmaya devam etse de hala online alışverişi hiç deneyimlememiş birçok kişi var. İşte bu noktada da “İnternetten alışveriş yapmak güvenli mi?” sorusunu cevaplamak gerekiyor.

İnternetten alışverişin güvenliğinden bahsetmeden önce tüketici haklarının kanunlar tarafından korunmakta olduğunu da belirtmekte fayda görüyoruz. Ardından da online alışverişin aslında ne kadar güvenli olduğunu yazının devamında sizlerle paylaşıyoruz.

Online alışveriş güvenli, peki neden?

SSL Sertifikası ve 3D Güvenlik ile güvenli ödeme

Artık neredeyse tüm e-ticaret siteleri SSL sertifikasına sahip. Bu sertifikaya sahip e-ticaret sitelerinden kredi kartıyla alışveriş yaptığınızda bilgileriniz özel şifreleme teknikleriyle kodlanarak doğrudan bankaya ulaştırılır ve tutarlar kartınızdan güvenli bir biçimde çekilir. Böylelikle kullanıcının bilgileri şifrelenerek başkalarının erişimine karşı korunmaya alınır.

Mesafeli satış sözleşmesi ve ön bilgilendirme formu

Online alışveriş yapan herkesin hakkı, ticaret kanunları tarafından korunuyor. Bu kanunlara dayanarak; e-ticaret siteleri tüketicilerine mesafeli satış sözleşmesi sunmak zorundalar. Bu sitelerden dilediğiniz ürünü sepetinize attıktan ve satın alma sürecine geçtikten sonra karşınıza, mesafeli satış sözleşmesi çıkıyor. Bu sözleşmeyi onaylamadan ise bir sonraki adıma geçemiyorsunuz. Bu da tüketicilerin haklarını tam olarak bilmesi ve çıkabilecek problemler hakkında öncesinde bilgi sahibi olması anlamına geldiğinden kullanıcıların alışverişlerini tamamlamadan önce bu sözleşmeleri detaylıca okumalarını gerektiriyor.

Garanti belgeleri ve ürün fiyat bilgileri

Tüketiciler internetten alışveriş yaparken satın alacakları ürünler hakkında her türlü bilgiye ulaşabiliyorlar. Bu bilgilerin şeffaf olarak verilmesi fiziksel mağaza alışverişinden daha güvenli bir alışveriş deneyimi sağlıyor. Eğer tüketicilerin aldıkları ürünler sitede gördüğünden daha farklı çıkarsa iade haklarının da bulunması tüketicilerin lehine bir durum oluşturuyor.

Tüketicilerin yasal hakları

Tüketicilerin sahip oldukları haklarını bilmiyor olmaları e-ticarete şüpheli yaklaşmalarına sebep olurken bu yasalar dijital ortamda alışverişi güvenli hale getiriyor.

Tüketicilerin kargo teslimatı sırasındaki hakları

Online alışveriş yapan tüketicilerin en büyük şikayetlerinden biri de kargo teslimatları. Kargonun yanlış gelmesi, eksik ya da hasarlı ürünlerin çıkması, teslimatın gecikmesi gibi sorunlar tüketicileri endişelendiriyor. Ancak tüketicilerin kargo teslimatı hakkında da hakları bulunuyor ve dolayısıyla bu haklar çerçevesinde tüketicilerin endişe etmelerine gerek kalmıyor.

Bunlar dışında karşılaşabileceğiniz sorunlardan nasıl kaçınabilirsiniz?

1- Bildiğiniz Web Sitelerini Tercih Etmeye Özen Gösterin

Eğer site hakkında bilgi sahibiyseniz, verilerinin sahte olma şansı daha düşüktür. Siteye girerken, uzantısını doğru yazdığınıza da mutlaka dikkat edin (.net yerine .com yazmak gibi). Bu, çok sık düşülen bir hatadır.

2- Sitede Kilit Bulunduğundan Emin Olun

SSL (secure sockets layer) şifrelemesi yüklü olmayan bir siteden kesinlikle alışveriş yapmayın. Bir sitenin içerisinde SSL olup olmadığını, tarayıcınızın üstünde yer alan sitenin URL’sinden anlayabilirsiniz. Sitenin satın alım yaptığınız sayfasındaki URL, https:// ile başlıyorsa, o sitede SSL bulunuyor demektir.

3- Her Şeyi Paylaşmayın

Bütün bilgilerinizi paylaşmayın. Örneğin asla ama asla e-mail aracılığı ile hiç kimseye kredi kartı bilgilerinizi vermeyin.

4- Ekstrelerinizi Kontrol Edin

Harcamalarınızı kontrol etmek için ay sonunda elinize ulaşacak dökümanları beklemeyin. Düzenli olarak hesabınızdan, yaptığınız ödemeleri takip edin ve haberiniz olmayan bir işlem yapılmadığından emin olun. Fakat eğer kartınızdan, sizin bilginiz dışında bir çekim gerçekleştiyse, itiraz etmek için elinizi çabuk tutun.

5- Bilgisayarınızı Virüslerden Koruyun

Bilgisayarınızı, kötü yazılımlardan anti-virüs programları ile düzenli olarak korumanız gerekmektedir.

6- Güçlü Şifreler Kullanın

Kırılması zor şifreler tercih edin. Hem internetten güvenli alışveriş yapabilmek için hem bankacılık işlemlerinizde… Online alışveriş yapacağınız tüm siteler için oluşturduğunuz şifrelerinizin tek ve güçlü olmasına mutlaka dikkat edin.

7- Mobil Düşünün

Bilmediğiniz web sitelerinin, mobil sitelerini kullanmayın.

8- Ortak Kullanıma Açık Bilgisayarlardan Alışveriş Yapmaktan Kaçının

Böyle bir işlem yaparsanız, alışveriş yaptığınız siteden logout olarak çıktığınızdan emin olun. Hatta bu bilgisayarı yalnızca e-maillerinizi kontrol etmek için kullanıyor olsanız bile…

Kendi bilgisayarınızı kullanarak internetten alışveriş yapacağınız zaman ise; eğer ortak bir alandaysanız, örneğin bir cafede, mutlaka etrafınızda sizi izleyen birilerinin olup olmadığından emin olun. Hatta mümkünse sırtınızı duvara, yüzünüzü ise diğer insanlara dönün.

9- Aldığınız Ürüne Dair Dökümanları Saklayın

Faturalarınızı ve ödeme bilgilerinizi sakladığınızdan emin olun. Böylece bir sorun yaşamanız halinde yasal yollardan hakkınızı arayabilirsiniz

10- Yalnızca Güvenliğinden Emin Olduğunuz Sitelerden Alışveriş Yapın

Yukarıda yer alan maddelerin tümünü sizlere sağlayan, güvenilir olduğunu bildiğiniz, tanıdığınız insanların alışveriş yapıp memnun kaldığı sitelerden alışveriş yapmayı tercih edin.

Potansiyel müşteriler

0

2004 yılından bu yana yapılan ve 21.si gerçekleşen Estetica Yuvarlak Masa Toplantısı’nın bu sayıdaki konusu ‘salonlara yeni müşteri çekebilmek ve sadakati sağlamak için hangi yenilikçi metotlar kullanılabilir. ‘ oldu.

Erkan Güzel: Kuaförlük dünyanın en güzel mesleği sloganına yaraşır bir düzeyde gerçekleştirmekte olduğumuz bu toplantıda müşterilerin fiziksel ihtiyaçları dışında hangi sebepler ile salona geldiklerini, yeni müşteriyi nasıl kazanabileceğimizi konuşacağız.

Sektörümüzdeki en uzun soluklu ve istikrarlı bir çalışmanın, bilgi ve deneyim paylaşımlarının olduğu Estetica Yuvarlak Masa Toplantısı’ nın  21.si için bir aradayız. Bu vesile ile gerek şimdiye kadar bu masada bizi yalnız bırakmayan konuklarımıza, gerekse de başlangıcından bu yana moderasyonu ve paylaştığı bilgiler için Metin Bahçecik’e teşekkür etmek istiyorum.

Erkan Güzel: Red&White yeni müşteri kazanmak, müşteri sadakati sağlamak için ne yapıyor?

Mehmet Başata: Salondan ve hizmetlerimizden memnun kalan müşterinin tavsiyesi ile müşteri kazanılıyor. Sosyal medya ile gelen müşteri bana bir sefer geliyor. Çünkü o müşteri o salona ait değil. Benim salonumun kriteri diğer salonlardan farklı. Müşteri bütçesine uygun olmadığını anlıyor. Kendi kitlesine uygun salonlara gitmeyi tercih ediyor. Saçının rengini değiştirmek, yeni bir imaj oluşturmak gibi özel işlemlerinde salonu tercih ediyor. Ben, salonumda gördüğüm profile baktığım zaman 40 senedir hizmet ettiğim müşteri de var. Günlük gelen müşteri de var. İstediğimiz kadar reklam yapalım müşteri gelmiyor.

Metin Bahçecik: Yeni nesil müşteriler gelin saçı yaptırmak için salonların Instagram hesaplarına ve takipçilerine bakıp, salona gelmeye karar veriyor. Bizim bir müşterimiz Instagram ‘da daha fazla takipçisi olan bir salonu tercih etmişti.

Mehmet Başata: Müşteri dataları önemli. Hafızada müşteriyi tutmak gerekiyor. Müşteri geldiği zaman ismini hatırlayamasan bile ona tanıdık biri gibi davranmak gerekiyor. Orada frekansı doğru yakalamak gerekiyor. Biz insani ilişkiler satıyoruz.

Bu arada dijitalde Red&White’ın tek bir sosyal medya hesabı olacak diyemezsiniz.  Bu durumda günümüzün ihtiyaçlarına cevap veremiyorsun. Oysa yaygınlaştıkça daha verimli hale geliyor. 40 kişi çalışıyorsa bireysel kendi çalışmalarını doğru sunabileceği sayfası olması lazım.

Hande Aydın: Bazı mecralar var ki Instagram gibi;  mecranın dokusu çok farklı. Bir dergi gibi, Facebook gibi algılayamayız. Samimiyet, kişisellik istiyor. Nasıl ki biz kendi  Instagram sayfamızda bir ürün görseli koymuyoruz ve  lifestyle dediğimiz bir parça olarak koyuyoruz. Aslında siz de ekibinizin hayatın içinden bir şeyler koyup, o bağı o şekilde kurmayı bir strateji olarak kurguladığınızı söylüyorsunuz.

Yıldırım Özdemir: Takipçisi fazla olan bir sayfaya girip, yoğun olduğu için gittiğiniz bir salon oluyor mu?

Hande Aydın: Ben pazarlama işi yaptığım için takipçinin satın alındığını biliyorum. Dolayısıyla takipçi sayısı benim için hiçbir şey ifade etmiyor. Ama kendi işimde de mecraları seçerken ne kadar etki tepki aldığına dikkat ediyorum. Aslında dijitalde üç tane önemli şey var. Bir tanesi data. Data toplamalı ve datayı kullanmalıyız. Eğer salonuma uygun bir kitleyi arıyorsam o zaman elimdeki data ile ona uygun hedefleme yapıp dijitalde reklam çıkmalıyım.

İkincisi puanlama. Bizim jenerasyon bir yere gitmeden yorumlara bakıyor. Dijitaldeki üçüncü önemli nokta da SEO, ki dijitalin önemli platformlarından biri  arayışa cevap veren arama motorları. Bu üç dijital silahı ne kadar kullanabiliyoruz işimizi geliştirmek için? O yüzden belki de sosyal medyadan gelen müşteriyi sadık hale getiremiyoruz. Çünkü hedefe uygun bir reklam planlaması yapmıyoruz, datayı kullanmıyoruz. Öncesi sonrası görselleri ile mesajımızı anlatmaya ve bağ kurmaya çalışıyoruz. Bunlar belki de gittiğimiz son hedefe doğru giderken bizim geçiş süreçlerimizden birisi diye düşünüyorum. Diğer taraftan dijitalden bahsederken Metin Bey açılışı yaparken çok güzel bir şey söyledi. İyi kuaför, iyi meslek, iyi sanat. Aslında konsept tam olarak bizim son dönemde, dijital ile fiziksel ortamı birleştiren phygital’ı (sıra dışı dijital deneyim) takip ediyoruz. Tam olarak şu anda onu yaşıyoruz. Dijital bir mecra değil. Dijital ile gerçek hayat artık tamamen birbirine girdi ve gerçek hayattaki kaliteyi sunmadan dijitalde ne yaparsanız yapın, başarılı değilsiniz veya dijitalde tam olarak performans odaklı sonuç odaklı bir plan çizmeden gerçek hayatta ne kadar başarılı olursanız olun en yukarıya çıkamıyorsunuz. Dolayısıyla ikisini en iyi şekilde kombinliyor olmak ve tüketicinin her dokunabildiğimiz noktasına dokunuyor olmak daha fazla müşteri getirecek. Daha fazla kalıcılık sağlayacak ve bence en önemlisi sektör hedeflediğimiz gurme aşçılık seviyesine o zaman çıkabilecek. Çünkü bir algı kampanyasını ancak bütün bunları birleştirdiğimiz taktirde başarı ile sonuca ulaştırırız.

Gülşah  Camcı Yılmaz: Kendi kampanyalarımızda şuna bakarız: Kaç kişinin takip ettiği değildir önemli olan. Önemli olan paylaşımda bulunduğumuz bir içerikle kaç kişi etkileşimde bulunmuş? Kaç kişi yorum yapmış? Siz de kendi etkileşimlerinizi oradan takip edebilirsiniz.

Levent Akan: Öncelikle yeni müşteri kazanmanın yolu dediğimizde sosyal medya ile birleşiyor. Sosyal medyanın benim salonumu çok iyi temsil etmesi gerekiyor. Bir takipçi olarak da şuna bakıyorum; sosyal medyada sayfanın imajının salon imajını bütünler olması gerekiyor. Benim salona yeni müşteri kazandırırken, kullandığım en büyük kozum randevu sistemi ile çalışmak.

Sezgin Köle: Dünya bir dönüşüm içerisinde şu an. 5 kuşak bir arada yaşıyoruz. Hangi müşteriyi istiyoruz salonda önce bunu bulmamız gerekiyor. Kulaktan kulağa pazarlama ile gelen müşteri de çok fazla. Saçı iyi tarıyorsam veya müşteri ile iletişimim iyiyse oradan gelen müşteri de çok oluyor. Artık herkes ‘celebrity’ (ünlü) ve herkese özel davranmak gerekiyor. Sosyal medya hesaplarında paylaştığı fotoğrafları tüm takipçileri görüyor. Biz bir ajans ile çalışıyoruz ki bu işe ciddi bütçe ayırmak gerekiyor.

Hangi yaş grubuna seslenmek istiyorsak ona göre segmentasyon yapıyoruz. Salondaki çalışanları da eğitmemiz lazım. Belki salona daha ileride fotoğraf çekmesi için bir personel de alabiliriz. Sistem oraya gidiyor. Çok büyüyor bu iş. Dijital platformda beni destekleyecek birine ihtiyaç var. İletişimimizin çok iyi olması gerektiğini düşünüyorum.

Yıldırım Özdemir: Salon içinde kendi ekibinle başlattıysan onları geliştirecek biriyle çalışabilirsin. Ben ekibimin fotoğraf çekmesini çok istiyorum. Gözleri gelişiyor. Objektiften baktığı göz ile çıplak göz arasında büyük fark var. Benim saçlarımı bir yönetmen incelediğinde daha güzel tepkiler alıyorum.

Bu arada salonlarda randevu sistemi çok oturmuyor. Çünkü ciro korkusu var. Salonda müşteriye balyaj yapamayacağım korkusu var.

Mehmet Başata: Biz yeni müşteri kazanmak için tanış tanıştır kampanyası yapmıştık. Her müşteri üç müşteri getirdiğinde ona puan kazandırmıştık.

Yıldırım Özdemir: Benim en eski müşterilerimin çoğu çocukluktan, onun çocuğuna servis yaptığımdan dolayı mutlu olduğu için salona geliyor. 12 yıl hiçbir çocuk tıraşından para almadım. Ve inanılmaz bir müşterim vardı.

Yıllar önce L’Oréal Professionnel’in yapmış olduğu ‘kendine bir güzellik yap’ başlıklı  kuaföre yönlendirme projesi doğru bir projeydi. Ben bu anlamda sektörün kalkınması ve sektörel olarak tekrar yapılması gerektiğini düşünüyorum. Sosyal medyada bunu kullanan kullansın. Tüketiciyi salona çekmek için sadece bireysel değil, sektörel bir hareket yapmamız lazım.

Ayrıca salona ortalama 100 müşteri giriyorsa 150 müşteri girdiğinde siz ona cevap veremeyeceksiniz. Bana 10 tane kesim daha geldiğinde kesemiyorum.

Uğur Bakan: Ben yeni tüketici kim sorusuyla yaklaşıyorum. Salonumuza 10 yıldır gelen kişi de her gelişinde yeni tüketici aslında. Çünkü o kişiden ben yeni bir servis elde edebilirim. Mesele bize sadık olan müşteriye yeni ne katabilirim üzerinde durmak.

İlk aşamada ekiplere çok yatırım yapılması gerektiğini düşünüyorum. Ekiplerin teknik gereksinimlerini giderebilecek, iletişim eksikliklerinin giderilebileceği eğitim programının da oluşturulması gerektiğini düşünüyorum. Tabii ki burada bizim gibi markalara çok büyük görev düştüğünün farkındayız.

Yeni gelen müşterinin bir kere gelip bir daha gelmemesi ile ilgili sorun şu olabilir. Telefonun ekranında görünen imajınızla içerdeki imajınız farklı olabilir. Ben sosyal medyadan baktığımda bir beklenti içine girebilirim. İçeri adım attığım andan itibaren çok farklı bir şeyle karşılaşıyor olabilirim ve bir daha gelmeyebilirim. Hem samimi olması gerekiyor hem de vitrinin tutarlı olması gerekiyor.

Gülşah Camcı Yılmaz: Bizim “Salonun Duygusu” programınız var. Bizimle çalışan kuaförlerimize soruyoruz. Onların müşterilerine soruyoruz. Sizin müşterileriniz ne diyor? Birbirimizi anlıyor muyuz acaba.? Kuaförlerimize siz salonlarınıza gelen müşterileri dinliyor musunuz, konsültasyon yapıyor musunuz sorusunu soruyoruz: 10 ülkeden yüzde 98 kuaförümüz yapıyoruz diyor. Kadınlara soruyoruz. Beni dinlemiyor, dinliyormuş gibi yapıyor, sonunda kendi istediğini yapıyor cevabını veriyor.

Levent Akan: Ekibin de mutlu çalışıyor olması çok büyük bir ayrıntı. Ne kadar iyi iş yaparsanız yapın siz dinlemiyorsanız, ekibiniz dinlemiyorsa bu da bir sorun. Ekip mutlu değilse, gülmüyorsa bu da bir sorun. Yeni bir müşteri geldiğinde tavsiye de veriyor.

İşi geliştirmenin en basit yolu işlem adetini çoğaltmak. Bunun için de dinlemek ve sunmak gerekiyor. Teklif etmekten kaçınmamak gerekiyor. Bazen müşteri neden bir bakım servisi sunmadın diye soruyor.

Erkan Güzel: Yeni müşteriyi elde etmek için dijital mecraları neredeyse tüm kuaförler kullanıyor. Nasıl daha iyi,  nasıl daha kurumsal bir şekilde kullanabiliriz? Oraya ulaşımdan, oraya gelen müşteri ile iletişime kadar bir süreç var. Buna iyi bakmamız gerekiyor. Sektörel hareket etmenin faydasına inanıyorum. Randevu sistemi bu anlamda müşteri sadakati açısından çok büyük önem taşıyor. Çok değerli bilgiler paylaştınız hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim.
Metin Bahçecik: Buradan benim de kendim için çıkarımlar var. Okuyucuların da fayda sağlayacağına eminim. Hepinize teşekkür ederim.

Detaylar Estetica Dergisi Yaz Sayısı’nda…

Babadan oğula bırakılan miras

0

Sektörden bir baba ve izinden giden kuaför oğlu ile beraberiz. Dez kuaför kurucusu İsmet İzgi ve oğlu Devlet İzgi’den hikayelerini dinledik.

İsmet ve Devlet İzgi ile Ankara’da samimi bir hikayeye tanıklık ettik. İster isteyerek, ister koşullardan dolayı babasının mesleğini seçip bugün ‘iyi ki kuaför olmuşum’ sözleriyle başarılı bir kuaförlüğe imza atanların hikayesi geleceğe örnek oluyor. Bu hikayelerin önümüzdeki yıllarda baba mesleğini seçecek pek çok kişiye veya çocuğunun kuaför olmasını istemeyen babalara örnek olacağını biliyoruz. Bu hikaye de işte onlardan özel bir tanesi.

Estetica: Siz kuaförlüğe nasıl başladınız? Başarının sırrı sizin için nedir?

İsmet İzgi: Dayım kuafördü. Antep’de onun yanında berberlik yaptım. Malatya Ordu Evi’nde askerliğim bitti ve Ankara’ya gelerek Kızılay’da Renk Kuaför ‘de kalfa olarak başladım. Mustafa ve Orhan kuaförün yanında 1.5 sene çalıştım. Salondan 4 kişiyle beraber 1964 yılında Dez Kuaför Salonunu açtık. Salon Tunalı’daydı. 1967 yılında evlendim. 1968 yılında Devlet doğdu. Daha sonra 2 çocuğum daha oldu.

Kuaförlük dikkat ve enerji istiyor. Ben 75 yaşındayım, mesleğimi hala çok seviyorum. Kendinizi Kaf Dağı’nda görmeyeceksiniz. Dürüst olacaksınız. Asla şımarmayacaksınız. Her gün daha iyisini yapıp iyi hizmet vereceksiniz. Yaptığınız işin sunumunu güzel yapacaksınız.

Devlet İzgi: Ortaokuldayken öğretmenlerim bir veli toplantısında babama oğlunuz çok yaramaz dersleri kaçırıyor deyince babam bana senin okul hayatın bitti dedi. Ben aslında kuyumcu olmak istiyordum. Fakat babam salonda çalışmamı istedi. Salonda çalışırken dışardan ortaokul ve liseyi bitirdim, sonra da Açık Öğretimde okudum.

İsmet İzgi: Mesleği çok iyi öğrendi. Bu meslekte muvaffak olmak için iyi markaların muhakkak desteği olması lazım. Merdiven olmadan yukarıya çıkabilir misiniz? Oğlum birçok firma ile çalıştı. Eğitimlere katıldı. Ben 75 yaşındayım. Oğlumun kestiği saçı ben bile kesemem. Her eğitime gidişinde salona farklı bir değer kazandırıyor.

Müşteri potansiyeli, müşteriyi karşılama ve müşteriyi uğurlaması benden daha iyi.

Estetica: Kuaförlerin en büyük sorunu çalışanların salondan ayrılması. Ustanın belli bir yaşa geldikten sonra o salonu devredebilecek kimsenin olmaması. Siz çok şanslısınız o anlamda bugün kurmuş olduğunuz markanız oğlun aracılığı ile devam ediyor. Bunun mutluluğunu yaşıyorsun. Bu konuda sen neler hissediyorsun?

İsmet İzgi: Eğer oğlum olmasaydı ben kuaförlüğü bugüne kadar yapamazdım. İsmim silinirdi. Bugün arkadaki kuvvet bayrağı daha önde götürüyor. Bayrağı toprağa gömersen mutlu olamazsın. Benim oğlum bayrağımı yukarı taşıdı.

Estetica: Devlet İzgi bu işe istemeyerek başladı. Peki nasıl sevdi?

Devlet İzgi: Bu işi yapabildiğimi hissettiğim zaman sevmeye başladım. Babamın müşterisini babamdan almaya çalışırdım. Müşterilerin benim saçımı Devlet kessin, boyasın demeleri bana büyük bir mutluluk veriyordu.

Bu arada bana bir nasihati vardır asla işinden başka bir işe bakmayacaksın, başka bir iş yapmayacaksın dedi. Ben de hiçbir zaman başka bir iş yapmadım, hep kendi işime yatırım yaptım.

Estetica: Zaman içerisinde bazı müşteriler seni istemeye başlayınca daha çok motive oldun. Bir ara İstanbul’da kuaför Dez Osman’ın yanında da çalıştın

Devlet İzgi: O nasıl yapıyor onu da görmek istedim. Osman abinin kırık bir makası vardı. Hiç unutmam; onu bana hediye etmişti. Değerli bir hatıra olarak hala durur.

Estetica: Salonda iki tane kimliğiniz var. Bir tanesi baba oğul, biri de usta çırak kimliği o dengeyi nasıl kurdunuz? Salonda diğer çalışanlar için senin pozisyonun nasıldı?

Devlet İzgi: O her zaman benim için salonda İsmet Bey’di. Hiçbir zaman baba dememişimdir. O da bana Devlet Bey demiştir. Ev ile salon yakındı, salona beraber kol kola gelirdik..

Salondaki diğer çalışanlar senin baban sana karşı çok sert derlerdi. Neden bana sertsin derdim: Adam olman lazım derdi. Her olmadım mı diye sorduğumda yeni yeni oluyorsun derdi.

Estetica: Devlet senin de bir kızın var. Kızının kuaför olmasını ister misin?

Devlet İzgi: Çok isterim. Önümüze hedef koyarım beraber büyütürüz diyorum. Türkiye’de bu meslek grubunda çalışanlar üç nesli geçmemiş. Hala benim umudum var. Kızım ODTÜ lisesinde okudu. Psikolog olmak istiyor. Bizim işimiz hepsinden daha güzel. Dünyada gezmediğim yer kalmadı diyorum. Bu meslek hep önümü açtı diyorum.

Estetica: Salona geliyor mu? İlgileniyor mu?

Devlet İzgi: Salona gelmiyor ama merak ediyor. Ben kızımın kuaför olmasını çok isterim çünkü işimi çok seviyorum. Kimileri ben bu işi bıraksam da emekli olsam der, benim babam 75 yaşında hala çalışıyor ben de 80 yaşına kadar çalışmam lazım diyorum.

Estetica: Yıllar neler gösterir bilinmez… Belki bu sayfalarda 3.kuşak kuaförlerin hikayelerine yer ayırma şansı buluruz…

Usta-Çırak, Baba-Oğul, Dost ve arkadaş… Babalar ve oğulları ( tabii ki babalar ve kızları da var) serisinde imrendiren bir hikayeye tanıklık ettik. Kol kola yürüyen, babasının desteğini hala yanında hisseden Devlet İzgi ile mesleğini aktarabildiği için mutlu, işine hala açık İsmet İzgi’ye misafirperverlikleri ve samimiyetleri için teşekkür ediyoruz.

Detaylar Estetica Dergisi Yaz Sayısı’nda…

Kişiselleştirilmiş bakım

0
Yöntem Profesyonel Kozmetik Pazarlama Müdürü Gözde Dumarık
Yöntem Profesyonel Kozmetik Pazarlama Müdürü Gözde Dumarık

Yeni ve şık ambalajının yanı sıra kişiselleştirilmiş bakım imkanı sunan System Professional 100.000’ e ulaşan farklı alternatifler getiren bir kodlama sitemine sahip. Saçların ihtiyaç duyduğu özel bakımı özel bir analiz programı ile teşhis ederek yine özel bir bakım sunuyor olması markayı ayrıştıran önemli unsurlar.

Yöntem Profesyonel Kozmetik Pazarlama Müdürü Gözde Dumarık’tan System Professional hakkında bilgi aldık.

Estetica: Ürünlerde ne değişiklikler var?

Gözde Dumarık: System Professional, tüm bilimini dönüşümsel saç bakımına odaklamış profesyonel saç bakım markamız. Bunun sonucu olarak bilimsel araştırmalarımız iki bireyin saç yapısının aynı olamayacağını keşfetti. Bilim insanlarımız, birbirleriyle çok yakın akraba olan ve neredeyse aynı yapısal saç özellikleri taşıyan iki bireyin bile saç bakım ihtiyaçlarının önemli ölçüde farklı olduğunu ortaya çıkardı.

Bu anlamda, saç bakım bilimine 40 yılını adamış System Professional, problemleri ultra kişielleştirme ile çözümleme tecrübesine sahip tek marka olarak her birey saçının esneklik, lif sağlığı ve elastikiyetini belirleyen, kendi   eşsiz enerji profiline sahip olduğunu keşfetti. Bu kişisel ‘enerji parmakizi’ saçın lipid seviyesiyle tanımlanıyor. Saçın yalnızca %4’ünü oluşturan bu lipidlerin saçın enerjisi üzerinde inanılmaz aktif bir etkisi var. Yeni System Professional ürünleri ile artık saçın 100%’üne etki edebiliyoruz. Ürünlerimiz saçın doğal lipid dengesini tekrar yapılandırmak ve keratini korumak için formüle edilen EnergyCode Kompleks teknolojisi üzerine kuruldu. Saç için bu, hiç bozulmamış bakir haline geri dönmek, daha sağlıklı ve elastik görünmek demek.

Yeni System Professional ürünlerinin ayrıca ambalajlarında da yenilenme var. Laboratuvarlarımızda doğan yeni ambalaj dizaynlarımız ilhamını dönüşümsel güzellik biliminden aldı.

Bu gelişmelere ek olarak, artık yeni bir koku tasarımına sahibiz. Şimdi her kullanıcı için kişiselleştirilmiş duyusal deneyimi de yaratabiliyoruz.

Son olarak, yeni ürünlerimizin birçok ödül aldığını da söylemeden geçemeyeceğim. En güncel olanları:

  • Cosmopolitan (Amerika) “En İyi Yeni Saç Markası” (Mayıs 2017)
  • Cosmetiquemag (Fransa) “Salon, Spa veya Güzellik Enstitulerinde Kullanılan En İyi Saç Bakım Ürünü” (2017) – Ürün: Alpha Energy X5a
  • Self (Çin) “En İyi Durulanmayan Bakım Ürünü” (2017) – Ürün: LuxeOil

Estetica: Kuaförler ve müşterileri ürünlere nasıl ulaşabilecek?

Gözde Dumarık: Haziran 2017 sonu itibariyle ürünlerimizi seçkin Wella salonlarımızda konumlandırmaya başladık. Satış ekibimizin ve teknik ekibimizin etkili ve azimli çalışmaları ile kısa sürede hedef dağılımımıza ulaşacağız.

Estetica: Salon içinde nasıl destekler sunacaksınız?

Gözde Dumarık: Yeni System Professional yoğun, lüks bakım uygulamaları ile ön plana çıkıyor. Yeni ürünlerimiz ile salonlardaki bakım danışmanları müşterilerine ultra kişisel çözümler sunabiliyorlar.Bu nedenle, salonlarda öncelikle bakım aktivitelerini arttıracak ve bakım alanlarını özelleştirecek destekler ile ilerleyeceğiz. Belli dönemlerde salon müşterilerine özel uygulamalarımız da olacak. Ve en önemlisi, seçkin salonlarımızdaki bakım danışmanlarının, sürekli bir gelişim içinde ilerleyen teknolojimizi güncel olarak takip edebilmesi için saloniçi ve toplu eğitimlerimize düzenli olarak devam edeceğiz.

Detaylar Estetica Dergisi 2017 Yaz Sayısı’nda

Haftanın Salonu: Byce Yenile Kendini

0

Schwarzkopf Professional, Kérastase, SP, Wella Professionals ile çalışan Byce Yenile Kendini, 09.00- 21.00 saatleri arasında hizmet veriyor. Byce Yenile Kendini, haftanın her günü müşterilere servis veriyor.

Adres: Rafetpaşa Mah. Yıldırım Beyazıt Cad. No: 250/B Bornava İzmir

Randevu için: 05423312018

Siz de salon bul bölümümüze salonunuzu eklemek için hairistcomtr’ye üye olabilirsiniz.

Üye olmak için tıklayın: https://hairist.com.tr/profile/register/

Salon eklemek için tıklayın: https://hairist.com.tr/salon-ekle/

Haftanın salonu olmak ve sponsorlu öne çıkan salonlar arasında yer almak için Estetica Dergisi’ne abone olabilirsiniz.

https://hairist.com.tr/salon/byce-yenile-kendini/

Mert Erkan defilesi için saçları Mehmet Tatlı ekibi tasarladı

0

Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul’un 10.ncu sezonunda; açılış defilesini genç tasarımcı Mert Erkan’ın muhteşem defilesi ile gerçekleşti. Mert Erkan “Self-Coded / Kendini Kodlayan” adını verdiği, toplam 29 parçadan oluşan İlkbahar/Yaz 2018 Couture koleksiyonunu sergiledi.

Mehmet Tatlı ekibi, Kariyer Eğitim Kurumları ve Wella Professionals işbirliği ile Mert Erkan defilesi için Sebastian Gel Forte Islak Jöle ve Sebastian Mousse Forte Islak Köpük kullanarak ıslak görünümlü saçlar tasarladı.

Mehmet Tatlı ekibinin lideri Harun Güllüel saçlar hakkında bilgi verdi: “Defilede yapılan saçlar için Mert Erkan ile bir araya geldik. Yaz sezonuna uygun saçlar üzerine çalıştık. Islak görünümlü saçlar tasarladık. Günümüzde doğal saçlar tercih ediliyor. Defile için kıyafetleri öne çıkaran tepede krepe ve bombeli saçlar taradık. Bütün modellere aynı saçı uyguladık.”

Defilede makyajlar Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul’un resmî sponsoru M.A.C. Cosmetics tarafından yapıldı.

Defilenin koreografisi bu sezon da Asil Çağıl’a aitti. Açılışı Tuğçe Sarıkaya, kapanışı ise Sema Şimşek gerçekleştirdiği defilede Açelya Kartal, Gizem Barlak, Asya Öztürk, Müge İskender, Dilan Polat, Jenya Krivenko gibi başarılı modeller de podyuma çıktı.

Koleksiyonda beyaz, bej, füme, vizon ve pudra renklerini kullanıldı. Feminist, ben merkezli, gösterişli bir kadın silüetini baz alarak oluşturduğu silüetlerde; ilham kaynağı QR kodu olmuş. Başkasının onu tamamlamasına izin vermeyen, kendi benliği ile tamamlanan ve yorumlanan bir benliğe vurgu yapan tasarımcı; kendini kodlayan kadın ve gizlerini konu almış.

Genç tasarımcıya bu sezon destek veren marka ve firmalar ise; tasarımcının ürünlerinin satıldığı online satış platformu 365ist.com, ÇBS Boya, Pinky Lola Design, Smile International Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği, Coco Lina Haute Beauty, Mehmet Turgut Kuaför & Güzellik & SPA, Ahsem Kaya Jewellery, Laz Kızı Kuymak Paketi, Bestello Ayakkabı, Antik Dantel ve Kaptan Tekstil.

Başarı öyküleri

0

Başak Hızal ile Nero Kozmetik’in hikayesini ve bir kadın yönetici olarak sektördeki hikayesini konuştuk.

Estetica: Başak Hızal’ı tanıyabilir miyiz?

Başak Hızal: İlk ve orta eğitimimi Ankara’da tamamladıktan sonra İzmir’de Dokuz Eylül Üniversitesi Endüstri Mühendisliğini bitirdim. Serel Seramik’de işe başladım. Vestel’e geçtim. Pepsi’de çalıştım. Yaptığım işi seviyorum. Üretmek bir şeyler ortaya çıkarmak beni mutlu ediyor.

Kendi işimi yapmak istiyordum. Eşim Erhan Hızal ile beraber 75 makas ithal ederek başladık. Yavuz Yardım’ da bizimle beraber yola çıktı. Bir işe sahip olursan o işi ileriye götürürsün. Ardından Gürbüz Akdağ da katıldı ve dördümüz ortak olduk. Önce ev-ofis çalışmaya başladım. İthalatları evden yapıyordum.

Bir yerde çalışırken insan adapte olabiliyor, fikir alışverişi yapabiliyor. Evde açtım bilgisayarı, fikir alabileceğim kimse yok. Daha önce ticaret yapmadım ama ithalatı öğrendim. Ardından 1000 tane makas getirdik.

Estetica: Bu şirketin ortağı olarak bu şirkete kadın çalışan alır mısınız?

Başak Hızal: Kesinlikle alırım. Çünkü kadınların iş hayatında çok daha farklı bir bakış açısı olduğuna inanıyorum. Biz Serel Seramik’te pazar çalışması yaparken bayilerin hepsi erkekti ve ne istediklerini erkekler söylüyordu. İlk defa eşlerine sorun diyen bendim. Çünkü banyoyu kadınlar kullanıyor. Onlar karar veriyor. Neden bayinin kendisi sipariş veriyor ki? Tamamen bir hata.

Aslında birçok ürünü satın alan kişiler kadınlar. Bu görüşü kesinlikle kadınlardan almak gerekiyor.

Estetica: Nero Kozmetik bünyesinde kadın olmanın avantajları ve dezavantajları neler?

Başak Hızal: Kadınlara ayrımcılık sadece işe alırken ve terfi ettirirken oluyor. En nihayetinde insanlar çocuk sahibi olacağı için kadınları müdür yapmıyorlar. Çünkü tam olarak her şeyini işe vereceğini düşünmüyorlar. Burada durum çok farklı. İşin sahibi olduğum için böyle bir ayrımcılık söz konusu değil.

Estetica: Bir makas ne kadar fark katabiliyor?

Başak Hızal: Çok fark yaratabiliyor. Kötü bir makas ile saçı kestiğiniz zaman bir müşteriyi mutsuz ederseniz o müşteriyi kaybedebilirsiniz. Bu büyük bir zarar. İstediğiniz şekli saça veremezseniz kendi yaptığınız işten tatmin olamazsın. Saçını kestiğiniz kişi belki makasın değerini anlamayacak ama saça şekil vermek istediğiniz zaman makas iyi kesmediği için bundan çok rahatsızlık duyacak.

Estetica: Kadınlar kullanılan makasın değerinin farkında mı? Farkında değilse bunun anlatılması gerekiyor mu?

Başak Hızal: Farkında değiller bence anlatılması gerekir. Karşıdaki müşteriye ben işimi bu kadar önemsiyorum, makasıma böyle bir yatırım yaptım ve senin saçına şu şekli verebilmek için bu makasa ihtiyacım vardı, ben onu aldım ve senin istediğin her saç modelini bu makas ile yapabilecek bir kuaförüm demesi gerekiyor.

Estetica: Yeteneğini, tecrübesini göstermesi açısından önemli bir şey hangi makası kullandığı.

Başak Hızal: Yerinde kullanılan bir kıyafet iyi bir tavsiye mektubu gibidir diye bir söz vardır. Makas da yerinde kullanılan bir alet. Bir salona gittiğiniz zaman belki karşınızdaki müşteriye güven vermek açısından ama en önemlisi kendinize güvenmeniz açısından.

Estetica: Evde kendi saçını kendisi kesen insanlar da var. Evdeki kesilen saç ile sizin sunduğunuz makas ile kesilen saçın sonuçları da farklı oluyor.

Başak Hızal: Evde kendi saçını kesenler var. Eskiden makas yoktu insanlar taş ile koparıyorlardı saçlarını. Şimdi gittiğimiz kuaförden memnun kalıyoruz. Çünkü kuaför işini iyi yapıyor. İşine ilgi duyuyor, yetenekli ve işin yapmak için doğru aleti kullanıyor.

Estetica: Toplamda kaç çeşit makas var.

Başak Hızal: 4 markadan 250 modelimiz var ve hepsi yaratıcılığı saça aktaran kuaförlere hitap ediyor..

Estetica: Başak Hızal’a samimi sohbeti ve sektöre kazandırdıkları birbirinden özel profesyonel makaslar için teşekkür ediyoruz.

Detaylar Estetica Dergisi 2017 Yaz Sayısı’nda