Babadan oğula bırakılan miras

Sektörden bir baba ve izinden giden kuaför oğlu ile beraberiz. Dez kuaför kurucusu İsmet İzgi ve oğlu Devlet İzgi’den hikayelerini dinledik.

İsmet ve Devlet İzgi ile Ankara’da samimi bir hikayeye tanıklık ettik. İster isteyerek, ister koşullardan dolayı babasının mesleğini seçip bugün ‘iyi ki kuaför olmuşum’ sözleriyle başarılı bir kuaförlüğe imza atanların hikayesi geleceğe örnek oluyor. Bu hikayelerin önümüzdeki yıllarda baba mesleğini seçecek pek çok kişiye veya çocuğunun kuaför olmasını istemeyen babalara örnek olacağını biliyoruz. Bu hikaye de işte onlardan özel bir tanesi.

Estetica: Siz kuaförlüğe nasıl başladınız? Başarının sırrı sizin için nedir?

İsmet İzgi: Dayım kuafördü. Antep’de onun yanında berberlik yaptım. Malatya Ordu Evi’nde askerliğim bitti ve Ankara’ya gelerek Kızılay’da Renk Kuaför ‘de kalfa olarak başladım. Mustafa ve Orhan kuaförün yanında 1.5 sene çalıştım. Salondan 4 kişiyle beraber 1964 yılında Dez Kuaför Salonunu açtık. Salon Tunalı’daydı. 1967 yılında evlendim. 1968 yılında Devlet doğdu. Daha sonra 2 çocuğum daha oldu.

Kuaförlük dikkat ve enerji istiyor. Ben 75 yaşındayım, mesleğimi hala çok seviyorum. Kendinizi Kaf Dağı’nda görmeyeceksiniz. Dürüst olacaksınız. Asla şımarmayacaksınız. Her gün daha iyisini yapıp iyi hizmet vereceksiniz. Yaptığınız işin sunumunu güzel yapacaksınız.

Devlet İzgi: Ortaokuldayken öğretmenlerim bir veli toplantısında babama oğlunuz çok yaramaz dersleri kaçırıyor deyince babam bana senin okul hayatın bitti dedi. Ben aslında kuyumcu olmak istiyordum. Fakat babam salonda çalışmamı istedi. Salonda çalışırken dışardan ortaokul ve liseyi bitirdim, sonra da Açık Öğretimde okudum.

İsmet İzgi: Mesleği çok iyi öğrendi. Bu meslekte muvaffak olmak için iyi markaların muhakkak desteği olması lazım. Merdiven olmadan yukarıya çıkabilir misiniz? Oğlum birçok firma ile çalıştı. Eğitimlere katıldı. Ben 75 yaşındayım. Oğlumun kestiği saçı ben bile kesemem. Her eğitime gidişinde salona farklı bir değer kazandırıyor.

Müşteri potansiyeli, müşteriyi karşılama ve müşteriyi uğurlaması benden daha iyi.

Estetica: Kuaförlerin en büyük sorunu çalışanların salondan ayrılması. Ustanın belli bir yaşa geldikten sonra o salonu devredebilecek kimsenin olmaması. Siz çok şanslısınız o anlamda bugün kurmuş olduğunuz markanız oğlun aracılığı ile devam ediyor. Bunun mutluluğunu yaşıyorsun. Bu konuda sen neler hissediyorsun?

İsmet İzgi: Eğer oğlum olmasaydı ben kuaförlüğü bugüne kadar yapamazdım. İsmim silinirdi. Bugün arkadaki kuvvet bayrağı daha önde götürüyor. Bayrağı toprağa gömersen mutlu olamazsın. Benim oğlum bayrağımı yukarı taşıdı.

Estetica: Devlet İzgi bu işe istemeyerek başladı. Peki nasıl sevdi?

Devlet İzgi: Bu işi yapabildiğimi hissettiğim zaman sevmeye başladım. Babamın müşterisini babamdan almaya çalışırdım. Müşterilerin benim saçımı Devlet kessin, boyasın demeleri bana büyük bir mutluluk veriyordu.

Bu arada bana bir nasihati vardır asla işinden başka bir işe bakmayacaksın, başka bir iş yapmayacaksın dedi. Ben de hiçbir zaman başka bir iş yapmadım, hep kendi işime yatırım yaptım.

Estetica: Zaman içerisinde bazı müşteriler seni istemeye başlayınca daha çok motive oldun. Bir ara İstanbul’da kuaför Dez Osman’ın yanında da çalıştın

Devlet İzgi: O nasıl yapıyor onu da görmek istedim. Osman abinin kırık bir makası vardı. Hiç unutmam; onu bana hediye etmişti. Değerli bir hatıra olarak hala durur.

Estetica: Salonda iki tane kimliğiniz var. Bir tanesi baba oğul, biri de usta çırak kimliği o dengeyi nasıl kurdunuz? Salonda diğer çalışanlar için senin pozisyonun nasıldı?

Devlet İzgi: O her zaman benim için salonda İsmet Bey’di. Hiçbir zaman baba dememişimdir. O da bana Devlet Bey demiştir. Ev ile salon yakındı, salona beraber kol kola gelirdik..

Salondaki diğer çalışanlar senin baban sana karşı çok sert derlerdi. Neden bana sertsin derdim: Adam olman lazım derdi. Her olmadım mı diye sorduğumda yeni yeni oluyorsun derdi.

Estetica: Devlet senin de bir kızın var. Kızının kuaför olmasını ister misin?

Devlet İzgi: Çok isterim. Önümüze hedef koyarım beraber büyütürüz diyorum. Türkiye’de bu meslek grubunda çalışanlar üç nesli geçmemiş. Hala benim umudum var. Kızım ODTÜ lisesinde okudu. Psikolog olmak istiyor. Bizim işimiz hepsinden daha güzel. Dünyada gezmediğim yer kalmadı diyorum. Bu meslek hep önümü açtı diyorum.

Estetica: Salona geliyor mu? İlgileniyor mu?

Devlet İzgi: Salona gelmiyor ama merak ediyor. Ben kızımın kuaför olmasını çok isterim çünkü işimi çok seviyorum. Kimileri ben bu işi bıraksam da emekli olsam der, benim babam 75 yaşında hala çalışıyor ben de 80 yaşına kadar çalışmam lazım diyorum.

Estetica: Yıllar neler gösterir bilinmez… Belki bu sayfalarda 3.kuşak kuaförlerin hikayelerine yer ayırma şansı buluruz…

Usta-Çırak, Baba-Oğul, Dost ve arkadaş… Babalar ve oğulları ( tabii ki babalar ve kızları da var) serisinde imrendiren bir hikayeye tanıklık ettik. Kol kola yürüyen, babasının desteğini hala yanında hisseden Devlet İzgi ile mesleğini aktarabildiği için mutlu, işine hala açık İsmet İzgi’ye misafirperverlikleri ve samimiyetleri için teşekkür ediyoruz.

Detaylar Estetica Dergisi Yaz Sayısı’nda…