Ana Sayfa Blog Sayfa 360

66.sayı

0

Estetica Dergisi Aralık-Ocak 2015/16

Yeni sayımızda sektörün en özel etkinliklerini, keyifli röportajları ve en ihtişamlı saç modellerini bulacaksınız.

Dolu dolu toplam 204 sayfa, 66. sayısı ile Estetica Dergisi kuaförlüğün ışıltılarını yansıtmaya devam ediyor:
 

-Kuaförlüğün özel hikayelerinde Erdem Kıramer ve Hakan Köse'yi okurken siz de duygulanacaksınız.
 

-Aveda Kongresi 2015, L'Oréal Professionnel Mesleki Forum 2015, Wella TrendVision 2015 etkinliklerinden izler kuaförlüğün ihtişamını yansıtıyor.
 

-Özel koleksyonlarıyla MM Bahçecik ve Paris Kuaför çalışmaları ilham verecek.
 

-Kérastase Lüks Kongresi'nden özetler bir kez daha düşündürecek.
 

-Bursa'da gerçekleşen EsteticaForum'da kuaförlük bölümü öğrencilerinin enerjisini göreceksiniz.
 

-Estetica Yılın Meslek Onur Ödülü için geri sayım başladı…
 

 

Bilginin daha ulaşılabilir olduğu günümüz teknolojisinde kuaförlüğün dijital ortamdaki haber kaynağı hairist.com.tr’nin resmi

 mobil uygulaması Android ve IOS işletim sistemli akıllı telefonlarda!  

İndirmek için tıklayın:   

 

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.mobiroller.mobi9450942228

 

https://itunes.apple.com/tr/app/hairist/id982145975

 

Kim Vo ile Amerika’da eğitim

0

Kim Vo ile Amerika'da

2016 Şubat ayında gerçekleşecek Schwarzkopf Professional Amerika eğitim seyahatinde, Kim Vo ile İzle ve Öğren Semineri'nde kusursuz sarışınlık servisi sunan Blond Me ürünlerini ve tekniklerini öğretilecektir.

Kim Vo kimdir?

Britney Spears, Goldie Hawn, Kate Hudson gibi ünlü müşterilere hizmet veren Schwarzkopf Professional Global Sarı Saç Elçisi Kim Vo hiç şüphesiz şarışınlık konusunda dünyanın en iyi isimlerinden! Birçok derginin, televizyon şovlarının konuğu olan Kim Vo, Vogue Dergisi tarafından ‘The Best Blonder in the Business (En İyi Sarı Saç Uzmanı)’ olarak seçilmiştir. Beverly Hills, Los Angeles, Salt Lake City’de salonları olan Kim Vo, saç güzellik ve stil uzmanı olarak Amerika’da milyonlar tarafından tanınıyor. 

Etkinlikte neler olacak?

Beverly Hills’te bulunan salonlarının yoğun çalışma temposuna bir mola vererek, kuaförlük işini nasıl sağlam bir işletme imparatorluğuna dönüştürdüğünü ve Blond Me’nin kendisi için neden bu kadar önemli olduğunu Şubat ayında Miami'de katılımcılarla paylaşacak! Çeşitli teknikler ile Blond Me  formülasyonları hakkında bilgi verecek.

Seminerde ele alacağı konular:

Ø   Ünlü müşterileri kimlerdir?

Ø   İşletmesini nasıl başarıya taşıdı?

Ø  Teknikleri ve sarı saç hizmetleri için yeni fikirleri nasıl geliştiriyor?

Ø  Sarı saç işini nasıl geliştirebileceğiniz hakkında ipuçları&küçük hileler

 

Bilginin daha ulaşılabilir olduğu günümüz teknolojisinde kuaförlüğün dijital ortamdaki haber kaynağı hairist.com.tr’nin resmi

 mobil uygulaması Android ve IOS işletim sistemli akıllı telefonlarda!  

İndirmek için tıklayın:   

 

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.mobiroller.mobi9450942228

 

https://itunes.apple.com/tr/app/hairist/id982145975

 

Sylvie Moreau bizimle…

0

ÖZEL BİR RÖPORTAJ

Estetica Network Ekibi bu yıl Berlin’de düzenlenen Uluslararası Trend Vision Finali’nde geleceğin Coty Profesyonel Güzellik Ürünleri Bölüm Başkanı Sylvie Moreau’yla röportaj yapmaktan büyük mutluluk duydu.

Estetica Türkiye, ABD, Kore, Romanya, Fransa, Rusya, İtalya ve İspanya Genel Yayın yönetmeni ve editörleri ile Sylvie Moreau bir arada…

 

Estetica: P&G Salon Bölümü’nde edindiğiniz tecrübe yeni konumunuzda size ne gibi faydalar sağlayacak?
 

"Yeni görevimin gerektirdiği süreklilik anlayışını devam ettirdiğim sürece son derece faydalı olacağı kanısındayım. Wella ve saç tasarım endüstrisini tanıtmayı sürdürüceğim; markanın en önemli kolu OPI olacak ve en büyük hedefim olan Coty’nin büyümesine katkıda bulunmaya devam edeceğim. P&G’de öğrendiğim herşeyin katkı sağlayacağını düşünüyorum: Wella’da beraber çalıştığım tüm ekipler bu maceranın bir parçası olacak."

 

Estetica:Yeni görevinizdeki hedefleriniz nelerdir?

 

"Bunu söylemek için çok erken.  Yeni bölüm için planladığımız stratejiyi birleşme tam anlamıyla gerçekleştiğinde devreye sokabiliriz. Şu anda Wella ekibini mevcut iş stratejisiyle yönetmeye devam ediyorum ve bu bizim dünya çapındaki başarımıza büyük katkı sağlıyor. 9-12 ay içerisinde resmi olarak başkanlığa atanacağım, o zaman tekrar biraraya gelip yeni strateji hakkında konuşuyor olacağız!"

 

Estetica:Salon işinin büyümesine daha fazla katkı sağlamak amacıyla OPI  hizmetlerini ne yönde geliştirmeyi düşünüyorsunuz?

 

"Bu konuda konuşmak için de henüz erken, yaptıkları işleri, sundukları fırsatları ve karşılaştıkları zorlukları daha iyi anlamak amacıyla OPI ekiplerini oluşturanlarla biraraya gelmeliyiz.  Coty Professional Güzellik Bölümü, profesyoneller açısından kaliteyi en üst seviyeye getirmek istediğimizin önemli bir göstergesi: bunlar salonlar ve tırnak süslemenin vazgeçilmez unsurları. Ekibimiz tamamlayıcı hizmetler bakımından doğacak fırsatlardan son derece umutlu. Tırnak süsleme salonlarda mevcut olmakla beraber henüz portföyümüzün bir parçası değil. OPI fırsatını ancak birleşme tam anlamıyla gerçekleştiğinde daha ileri seviyeye taşıyabiliriz."

 

Estetica:Bazı ülkelerde salonlar spa hizmeti de veriyor, bu demektir ki hizmetler daha kapsamlı. Buradan yola çıkarak, Coty’nin profesyonel salon hizmetindeki marka pörtföyünü genişleteceğini söyleyebilir misiniz?
 

"Tekrardan belirtmeliyim ki bunu söylemek için henüz çok erken. Zira iki ayrı şirketten oluşuyoruz,tek bir kuruluş değiliz. Fakat şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, Coty rekabetçi güzellik endüstrisinin 3 farklı bölümünde lider olmaya talip: profesyonel iş hacmi, parfüm ve cilt bakımını içine alan lüks sektörü ve tüketici güzellik ürünleri. Amaç tüketici ve profesyonelleri her anlamda mutlu etmek. Şu anda sadece Wella ve OPI var, zamanı geldiğinde daha iddialı planlardan söz edebiliriz…"

 

Estetica: Yönetici birimlerde 20 senenin üzerinde tecrübe sahibi olan bir kadın olarak yeni pozisyonunuzla ilgili hisleriniz ne yönde?

 

"Gururluyum ve mutluyum. Bu sektör, %80’ini kadınların oluşturduğu tartışmasız profesyonel bir sektör. Yeni görevimle ilgili kadınlardan aldığım pozitif tepkiden çok etkilendim. Bunun saç tasarımındaki başarılı kadınlara verilen destek açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bunların yanısıra benim diğer bir tutkum genel anlamda çeşitlilik: stil, milliyet ve hatta cinsiyetteki farklılıklar. Bu düşünce muhtemelen kendim ve kız kardeşlerim için herşeyin mümkün olabileceğine inandığım çocukluk yıllarıma dayanıyor. Hiçbir zaman kendime sınır koymadım, hep kanatlarım varmış gibi hissettim ve bugün de daha farklı düşünmüyorum. Coty’deki yeni görevimin saç tasarımdaki kadın dayanışmasına dair önemli sinyaller verdiği kanaatindeyim…!"

 

Estetica: Kadın stilist ve yöneticilere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

 

"Çekinmeyin! Kendinize inanın, yeteneklerinize güvenin: tüm insanlar eşittir. Arzum eşitlik kavramını en geniş kapsamda yaymak. Kültür ve eğitim seviyesi yüzünden kadınlar bazen kendilerini geri çekiyorlar: Gerçek şu ki herşeyi yapabiliriz – o zaman hayallerinizin peşinden koşun!"

 

Estetica: Sosyal ve dijital medyada oldukça aktifsiniz. Bu konuda ne düşünüyorsunuz; eğitim, büyüme ve gelişim bağlamında saç tasarımcılarına neler sunuyor?

 

"Bu hepimiz açısından oldukça önemli bir husus – günümüz dünyası dijital etrafında şekilleniyor. Özellikle birbirleriyle bağlantı kurma ve bir aile olma arzusu içerisindeki bireylerden oluşan çok bölümlü endüstrimiz açısından büyük bir fırsat. Dijitalin en önemli potansiyeli bireylerin birbirleriyle iletişime geçerek topluluk haline gelmeleri. www.wella.com bizim dijital çözümlerimizin odak noktası: trendler ve herbir Wella salonunun randevu vermek ve teşekkür kartları yollamak amacıyla indirebileceği görsellerden oluşan mymarketing(benim pazarlamam) gibi işle ilgili çözüm yollarının yanı sıra çok sayıda online eğitim içeriği mevcut.  En küçükleri dahil olmak üzere, bu kaynaklar tüm Wella salonları için ücretsiz ve gerekli bazı tavsiyelerle destekte bulunuyoruz (müşterilerden oluşan bir e-mail ağı oluşturmak ve önemli promosyon hizmetlerini tanıtmak gibi), çünkü alanlarındaki uzmanlıklarını geliştirmelerini arzuluyoruz.  EsteticaNetwork –bizim gibi– aynı zamanda dijital açıdan sektör için bir referans noktası. Muhteşem salon partnerleri olmak istiyoruz ve bu bakımdan birçok ortak noktamız olduğunu düşünüyorum. Tabii ki vizyonumuz aynı: endüstriyi büyütmek için dijital dünyadan faydalanmak ve salonlar için kaliteli ürünler üretmek."
 

 

Estetica: Başarınızın sırlarından biri her zaman iletişim halinde olmanız, saç tasarımcılarıyla, yöneticilerle ve dünya çapındaki ortaklarla yakınlık kurabiliyorsunuz…

 

"Teşekkür ederim, gerçek şu ki, profesyonel ve özel hayatımı hiç ayrı tutmadım. 21 yıl önce Wella’ya katıldığımdan bu yana açık bir kitap gibiyim. Özel hayatımda ve işimde hep aynı kişiyim. Sosyal medyanın ortaya çıkmasıyla onu iletişim aracı olarak kullanmam benim açımdan doğal bir süreçti. Dijital, özellikle bizimkisi gibi ilişkilerin büyük önem taşıdığı sektörler açısından bakıldığında bireyler arasındaki iletişimi sağlamada etkili bir araç. Dijital, her zaman yaptığım şeyi yapmaya devam etmem ve varlık alanımı hareket etmeye mecbur kalmadan genişletmem için bana fırsat  verdi! Aynı zamanda da çok eğlenceli – Facebookda kızımla arkadaş sayımızı yarıştırıyoruz! Bu iletişim sayesinde Wella ailesi sosyal medyada yayılmaya devam ediyor – bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Sanal ilişkilerin gerçek olmadığını düşünenlere karşı vereceğim cevap şu: Bu benim için muhteşem bir yeni gerçeklik olgusu – daha evvel mevcut olmayan ve benim basın dahil herkes ve herşeyle iletişim halinde olmamı sağlayan bir firsat!"

 

Işıkları yansıtın

0

Fütüristik bir salon

Geri dönüştürülebilir aliminyum levhalar, suyun ve saçın akışını yansıtmak için ışıkları yansıtan zarif ve yumuşak bir tasarım olarak salonun tavanlarında kullanıldı.

Duvarlarda gölge renkli gümüş tonlar kullanılarak yine bir ışık oyunu elde edildi. Su bütün yaşamın kaynağı olarak salon tasarlanırken baz alındı ve fütüristik tarz ile yorumlandı. Salon tasarımlarının tamamını incelemek için haber galerisini ziyaret edebilirsiniz.

Mimarlık: Moriyuki Ochiai Architects

Dizayn: Moriyuki Ochiai

Fotoğraf: Atsushi Ishida

  

Bilginin daha ulaşılabilir olduğu günümüz teknolojisinde kuaförlüğün dijital ortamdaki haber kaynağı hairist.com.tr’nin resmi 

mobil uygulaması Android ve IOS işletim sistemli akıllı telefonlarda!  

İndirmek için tıklayın:   

 

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.mobiroller.mobi9450942228

 

https://itunes.apple.com/tr/app/hairist/id982145975

 

 

Eğitim sevgisi ile Sermil Yılmaz

0

Wella Eğitim Takım Lideri Sermil Yılmaz ile beraberdik!

hairistcomtr: Bize biraz profesyonel geçmişinizden söz edebilir misiniz? Kuaförlükle ilk ne zaman tanıştınız?

Sermil Yılmaz: Mesleğime ilk olarak Almanya’da başladım. Orada bir kuaförlük eğitimi ve kuaförlük belgemi aldım. İlk aldığım belge kalfalık belgesiydi. İki sene sonra ise ustalık belgemi aldım. Toplamda beş yıllık bir kuaförlük eğitimi almış oldum. Ustalık belgemi ve Eğitici belgemi aldıktan sonra Almanya’da iki sene zincir markalardan birinin salonunu işlettim. Bu süre içinde evlendim ve ardından Türkiye’ye yerleştim.

İlk geldiğimde çok bir şey yapmak istemedim çünkü öncelikle sektörü tanımak istedim ve bir yerden sonra sadece salonlarda olmak değil, aynı zamanda eğitimci tarafımı ortaya çıkarmak ve eğitimler vermek istedim. Fakat ilk defa Türkiye’ye geldiğim zaman sektör hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Öncelikle bir eğitmen olmak istediğim için Türkiye’de kuaförlüğün nasıl işlediğini öğrenmem gerekiyordu. Çünkü eğitmenlik sadece bilgi paylaşımı değildir, verdiğiniz bilgilerin salon hayatına uygun olması gerekiyor. 2000 yılına kadar Erdem Kıramer’de çalıştım. 2000 yılının sonlarında ise Wella için çalışmaya başladım. Şu anda 15 yıllık bir Wella geçmişim var.

hairistcomtr: Almanya’ya baktığınız zaman Türkiye ile farklı bir sektörel yapılanma içerisinde. İlk geldiğinizde nasıl etkiledi bu durum sizi?

Sermil Yılmaz: Çok zorladım açıkçası. O zamanlar sektörde hiç kadın yoktu ve hâlâ da çok fazla değil. Kadın olarak sektörde parmakla sayılacak kadar kişi vardı. İlk defa salonlarda çalışmaya başlayınca gördüm ki sadece erkekler var. Benim geldiğim yerde ise bu mesleği daha çok kadınlar icra ediyordu ve şaşırdım. Sonuç olarak tabi ki zorlandım çünkü her şey çok farklı. Verilen hizmetler çok farklıydı. Kesimler ve boyalar çok çok farklıydı.

hairistcomtr: Bu durumdan dolayı mı eğitmen olmayı tercih ettiniz?

Sermil Yılmaz: Tam olarak öyle değil. Ben salon hayatını da çok seviyorum fakat hep kendimi bir eğitmen olarak yetiştirdiğim için bir nevi de bu sektöre bir şeyler yatırmak istedim. Bir şeyler paylaşmak istedim. Salonda sadece ekiple değil daha farklı kişilerle de yenilikleri paylaşmak bana çok cazip geliyordu. Dedim ki: O zaman Wella’ya başlayacağım ve eğitmen olmak istiyorum. Wella zaten eğitim tarafınızı besliyor ama aynı zamanda sektörde de kalıyorsunuz çünkü sektörden uzaklaşmıyorsunuz, sektörün içerisinde büyüyorsunuz. Bu anlamda beni çok cezbetmişti. Zaten eğitmenlik benim severek yaptığım bir şey. Eğitim vermek, bir şeyi anlatabilmek, yeni bir şey paylaşmak, en çok sevdiğim işlerdir. Zaten bu mesleğin eğitim tarafını sevmiyorsanız bence bu işi yapamazsınız.

Sektörde şu an için bazı şeyler değişti. Türkiye’de başladığım zamanlar ile şimdiki zamanı kıyasladığımda çok daha eğitime önem verildiğini görüyorum. Aynı zamanda eğitimciler önem kazandı. Çünkü büyük firmalar hep eğitim konularını gündeme getirdi. Personel eğitimi, kesim eğitimi, renklendirme eğitimi gibi. Bizim bu sektöre çok büyük yatırımlar yaptığımıza inanıyorum. Bu yatırımlar durmayacak tabii ki. 

hairistcomtr: Wella’nın eğitimlerle ilgili planladıklarından biraz konuşabilir miyiz?

Sermil Yılmaz: Wella her zaman biraz daha aile gibi. Biz kuaför ile çalıştığımız zaman bir iş ortaklığı kursak dahi bir iş gibi bakmıyoruz. Biz onu kendi partner’ımız gibi görüyoruz. Wella’nın belki en büyük tarafı bir aile gibi sıcak olması. Wella’nın geçmişine baktığınız zaman zaten hep kuaföre yatırım yapmış olduğunu görürsünüz. İlk krem boyasıyla, ilk kurutma başlığıyla, ilk perma makineleriyle hep yön veren bir marka olmuş. Onun içinde biz Wella’da çalışmaya başladığımızda ilk eğitim zamanlarında bize hep kuaförle beraber biz bir aileyiz mesajı verdiler ve kuaförün ne ihtiyacı var ise onun bilgisini paylaşacağımızın altını çizdiler. Kuaförlüğü beraber yukarı çıkaracağımızı anlattılar.

Onun için her zaman söyleriz: İyi ve başarılı bir kuaför mutlaka bir Wella ürünü kullanır. Bu sloganı ile başlamıştık. Çok sevdiğim bir slogan çünkü Wella gerçekten kuaför sektörüne çok büyük ilham vermiştir. İlk eğitim akademisi Wella ile başlamış. Çünkü Wella kuaför için yarattığı ürünü sunduktan sonra kuaförü eğiterek müşterisini memnun etmesini sağlamıştır. Biz de kuaförü eğiterek onun müşterilerini daha memnun etmesi ve daha yukarı taşıması için çalıştık. Bunun için Wella eğitime çok önem veriyor. Eğitim bölümümüzün her zaman bir önceliği vardır. Onun için her yeni ürünün ardından ürünü eğitim ile destekliyoruz. Yani sadece ürünü sunmak deği, bu ürünü nasıl kullanır, bu ürün nasıl ona fayda getirir, neden kullanması gerekli, bununla destekliyoruz aynı zamanda.

hairistcomtr: Türkiye’de kuaförlük sektörünün geldiği noktaya bakıldığında neler düşünüyorsunuz?

Sermil Yılmaz: Eskiden sektöre bu kadar çok destek verilmiyordu. Şimdi ise durum böyle değil ve ben gelecek nesilden de çok umutluyum. Çok iyi ve eğitimli bir nesil geliyor. Bu yeni nesile de çok doğru doneler vermek lazım. Çünkü bu sektörü yukarıya çıkaracak olan kişiler onlar. Her dönemin bir noktası vardı ve bu yeni bir dönem. Yeni dönem ise çok çabuk tüketiyor her şeyi. Bu sebeple daha fazla yeni bilgi vermeniz gerekli. Bilgi çok çabuk akıyor ve tüketiliyor. Sizin ise piyasaya çok çabuk bilgi vermeniz gerekli, yön vermeniz gerekli. Türkiye’ye baktığınız zaman kuaförlük sektörü inanılmaz bir devrim yaşadı ve daha da yukarı gidecektir. Genç nesilin daha da yukarı taşıyacağını ümit ediyoruz.

hairistcomtr: Wella Eğitim Takım Lideri olarak sektöre nasıl yenilikler sunuyorsunuz?

Sermil Yılmaz: Bilgileri kişisel olarak değil, Wella’nın verdiği doneler ile ilerleyerek veriyorum. Wella her zaman yenilikçi bir markadır ve yeniliklerle devam ediyor. Çıkarttığımız ürünlere bakılırsa bu dört beş sene içerisinde hep son teknoloji yeni ürünler görürsünüz. Her zaman eski devri kapatıp yeni bir çağ başlatıyoruz aslında. Bütün Avrupa’da yeni bilgi ne varsa biz sektöre getiriyoruz. Dünya ile aynı standartta ilerliyoruz. Türkiye’de bu olmasın demiyoruz. Yani biz bütün yeni bilgileri alıp Türk sektörüne uygun bir şekilde piyasaya sürüyoruz. Biz bir ekibiz ve ben ekip ruhuna çok inanıyorum. Ekip olarak ilerlemek lazım çünkü sizin bakış açınızı ekibin de taşıması gerekli. Üretim ile beraber o ekibe liderlik yapmayı tercih ediyorum. Durağan pozisyonları tercih etmiyorum. Yeni nesilde koçluk olarak tabir ediliyor ve ben bu kelimeyi çok seviyorum. Ekibinize koçluk yaparak beraber ilerleyebilirsiniz ve ekip ruhunu aslında bu taşır. Tek bir insan artık bir şeylere yön veremez. Ekip olmanın zamanı ve sizinle aynı bakış açısına sahip iyi bir ekibinizin olması gerekli.

hairistcomtr: İşin bir teknik bir de sanatsal tarafı var. Bu konu hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Sermil Yılmaz: İşletme konusunda aslında Türkiye’de salonlar çok tecrübeli. Her salonun kendisine göre bir dinamiği var. Siz orada salon dinamiklerini çok değiştirmeden biraz oynayabiliyorsunuz, yön verebiliyorsunuz. Bunu tabii ki yapıyoruz ve önümüzdeki sene de devam edeceğiz. İlham vermek istiyoruz doğru yöne doğru, Avrupa ne yapıyor, biz ne yapıyoruz; bu taraflara yönlendireceğiz. Fakat ben şöyle düşünüyorum: Her işletmecinin kendisine göre bir oyun kuralı var. Bu kuralların içinde ona yardımcı olabilecek neler geliştirilebilir, onu göstereceğiz. Aslında burada yine konu koçluğa geldi. O ister alır ister almaz ama ona doğru tarafını göstermeniz lazım.

hairistcomtr: Kuaför tek bir konuda uzmanlaşmalı mıdır? Yoksa farklı farklı her servisi verebilmeli midir? Bir eğitimci olarak ne düşünüyorsunuz bu konuda?

Sermil Yılmaz: Buna birazda salonun kendisi karar vermeli diye düşünüyorum. Her salonun bir colorist’e sahip olması gerekmiyor veya branşlara bölünmesi şart değil. Buna salon kendisi karar vermeli. Zaten şu anda da salonlara bakıldığı zaman salonlar büyümekten çok küçülmeye gidiyor. Butik çalışıyor, özel çalışıyor. Müşteriye özel hissettirerek çalışıyor. Çünkü gelen müşteri iyi bir para veriyor ve kendisini iyi hissetmek istiyor ve alternatif çok. Bu sebeple her salonun ağırlık verdiği ve çok iyi olduğu bir dinamiği olması lazım. Mesela birisi ağırlıklı boyadır, birisi ağırlıklı kesimdir, birisi ağırlıklı şekillendirmedir. Bu dinamiği çok iyi bilmek lazım: ‘‘Salonda benim ağırlığım ne?’’ Ayrıca diğer alanlarla da bir denge kurmak lazım. Her salonun bir anayasası olmalı. Salonunuzun bir felsefesi, bir dinamiği yoksa artık sektörde var olmak çok zor. ‘‘Bir felsefemiz var.’’ diyebiliyorsanız çok iyi. Aksi takdirde her gelen yeni bir dinamik getirir ve işleyiş bozulur. Mutlaka bir salon dinamiği oluşturmalı. Salon kendi felsefesini bulmalı.

hairistcomtr: Kuaförlük okulları hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Sermil Yılmaz: Açıkçası okullarda yapılması gereken çok fazla iş var ve ben öğrencilerden çok öğretmenleri eğitmek taraftarıyım. Öğrenciye yeni bir şey öğretebilirsiniz ama oradaki öğretmen bunu desteklemiyorsa bu çok zor. Onun için öğretmenleri yukarı taşımak lazım çünkü öğretmen öğrenci için bir örnektir. Öğretmen meslekte ne kadar iyi örnek olursa öğrenci o kadar bu mesleği sever.

hairistcomtr: Yeni yetişen kuaförlerin kuaförlük okulundan mezun olup kuaför olması hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu değişim markalara nasıl yansıyacaktır?

Sermil Yılmaz: Yeni nesil biraz daha özgür geliyor. Eğitimli bir nesil ve aslında çok zor bir nesil geliyor. Bu nesil her şeyi bildiğini zannediyor ve bu çok tehlikeli olabiliyor. Ona farklı bir şekilde yön vermeniz gerekir. Önceden bilgi almak için kitap okumanız, araştırmanız gerekirdi ama şimdi öyle değil her bilgiye anında ulaşabiliyor. Yani bilgiyi çabuk alıyor ve çabuk tüketiyor. Onun içinde yeni nesil tehlikeli değil. Sadece bu gurupla nasıl çalışıldığı öğrenilmeli. Çünkü sistem değişti. Biz orta kuşağız. Bizden önceki dönem var ve bizden sonra internet nesli dediğimiz bir nesil var. Bu sebeple bu nesili çok doğru kullanmak lazım. Doğru kullanıldığı zaman, doğru bilgi donanımı verildiği zaman sektörde çok iyi bir yere gidecektir. Onun için dikkatli olmak lazım ve yeni jenerasyonu olduğu gibi kabul etmemiz lazım. Değiştirmeye çalışırsanız olmuyor çünkü o yeni çağ. Eğitimci olarak biz kendimizi bu çağa göre yenilemeliyiz ki yeni çağa bir şeyler verelim.

hairistcomtr: Sosyal medya ve sektör ilişkisi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Sermil Yılmaz: Sosyal medya çok tehlikeli olabilir fakat doğru kullanıldığı zaman inanılmaz güzel işler de çıkabiliyor ortaya. Sosyal medya artık hayatımızda ve uyum sağlamalıyız. Sosyal medya her şeyi ayağınıza getiriyor ve bilinçli nesil ile nasıl çalışacağınızı bilmeniz gerekir. Çünkü eğer ayak uyduramazsanız o nesil sizi hemen tüketir ve yok eder. Bu nesile kuaför kendini bilinçlendirerek ulaşabilir. Örneğin modayı çok iyi takip etmeliler. Donanımlı olmalılar. Öğrendiği şeyi harmanlayarak: Ben bunu müşterime nasıl uyarlayabilirim? diye düşünmeli. Seviye hep yükseliyor yükseldikçe de zorlaşıyor çünkü önemli olan orada kalabilmektir. Bunun içinde bütün ekip ile bu ruhu taşımak lazımdır.

Sermil Yılmaz'a zaman ayırarak paylaştığı bilgiler için teşekkür ediyor, başarılar diliyoruz…

  

Bilginin daha ulaşılabilir olduğu günümüz teknolojisinde kuaförlüğün dijital ortamdaki haber kaynağı hairist.com.tr’nin resmi

 mobil uygulaması Android ve IOS işletim sistemli akıllı telefonlarda!  

İndirmek için tıklayın:   

 

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.mobiroller.mobi9450942228

 

https://itunes.apple.com/tr/app/hairist/id982145975

 

Küçük dokunuşlar…

0

Neden kâkül?

Çünkü yaz aylarının ardından tercih edilen en küçük ve en göz alıcı eylemlerden biri kâkül kestirmektir. 

Özellikle sonbahar ve kış aylarının vazgeçilmezi olan kâkül seçiminde nelere dikkat etmek gerekir?
1- Mevcut modele ve renge uyum sağlayıp sağlamadığına
2- Müşterimizin yüz şekline
3- Müşterinizin kişiliği ve giyim tarzına 

Bu maddeleri göz önünde bulundurarak müşterinizle birlikte kesim öncesi bir konsültasyonla en doğru analizi yapmanız gerekir. 

Düz ve masif, oval ve doğal, asimetrik, geometrik bir çok modellerle müşterinize katabileceğiniz küçük dokunuşlar, büyük değişime neden olacaktır. Unutmayın, geri dönüşü hemen olmayacak bu eylemi tereddütlü müşterilerinize uygulamamalısınız. Küçük dokunuşlarınız müşterinizi büyük sorunlara sürüklemesin…

Hazırlayan: Gülgün Biçerel Uysal

  

Bilginin daha ulaşılabilir olduğu günümüz teknolojisinde kuaförlüğün dijital ortamdaki haber kaynağı hairist.com.tr’nin resmi 

mobil uygulaması Android ve IOS işletim sistemli akıllı telefonlarda!  

İndirmek için tıklayın:   

 

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.mobiroller.mobi9450942228

 

https://itunes.apple.com/tr/app/hairist/id982145975

 

Aynaya bakmaktan korkmayın…

0
Veysel Öz

Aynaya bakmaktan korkmayın…

Şeffaf, dürüst ve çalışkan. Bu üç sözcük bugün İstanbul Nişantaşı Zafer Sokak’ın kuaförlerle dolu olmasına sebep olan Veysel Öz’ü tanımlıyor. Vedat Demiralp ise şöyle tanımlıyor: “Bugün mesleğimde iş prensibi varsa, iş aşkı varsa Veysel Abi’den öğrendiklerimle vardır. Tabi zeminimde de var ama bugün saç kesimini yüzde 80-90 ben yapıyorsam, Veysel Abi’den gördüklerimle yapıyorum. Bugün geriye dönüp baktığımda Veysel Abi’nin bende bıraktığı birçok iz görebilir.” Mütevazi ve içerisinde sevgi dolu ifadeler var… Bizi ayakta tutan bu ifadeler değil midir? Vefalı olmak ve verilen emeğin değerini bilmek… İnsana saygınlık kazandıran önemli özellikler. Bu sayımızda sadece bir usta bir çırak değil, bir usta iki çırak ile beraberz: Veysel Öz, İlda Doğancıoğlu ve Vedat Demiralp. Veysel Öz’ün mesleki tecrübelerinden beslenmiş iki isim ile gençliğin ve heyecanın enerjisinden faydalanan bir usta… Hatıralara bir kulak verelim…

Veysel Öz: Topağacı’nda, iki katlı Nazım Tuzcu diye bir kuaförde on üç yaşında, çırak olarak başladım. O zamanın ünlü artistlerinin gittiği bir salondu. Nesrin Sipahi gibi en eski artistlerden bahsediyorum. Dört sene zarfında, kendimi orada geliştirdim. On yedi yaşında oradan ayrıldım ve Necdet Rafet’e geçtim. İyi bir salondu ve ben de iyi salonlarda olmak istiyordum. Çalışırken bana verdikleri müşteriler bende kalırdı. On yedi yaşında oradan ayrıldıktan sonra Mehmet Hüseyin’e gittim. Orada zorunlu olarak çalışmam gerekti. Bana kapılarını açtılar. Bunu hiç unutmam. Altı ay orada çalıştıktan sonra ünlü kuaför Mahmut’un yanına girdim çünkü hep yükselmek istiyordum ve işim konusunda çok hırslı biriydim. Bir zaman sonra o dönem Paris’ten daha yeni dönmüş olan Mevlüt ile beraber dükkan açmaya karar verdik. Nişantaşı’nda Zafer Sokak’ta dükkan tuttuk. O zamanlar o dükkan bomboştu ve pek kadın geçen bir sokak değildi. Fakat eski müşterilerimiz geldi çünkü Nişantaşı’nda çok sevilmiştik. 1978 yılıydı ve Zafer Sokak’ta ilk kuaför salonunu biz açmıştık. Sonrasında 82’de o sokakta başka bir dükkan açtım. Dükkanımız eski salonumun hemen karşısındaydı. Bir iki sene orada beraber çalıştık. O dönem Ajda Pekkan gelmeye başladı. On beş sene Ajda Pekkan’ın saçlarını ben taradım. Biz Ajda Pekkan ile Eurovision’a gidip geldikten sonra Zafer Sokak’ta karşıya üst kata ayrı bir salon açtım. Vedat Demiralp o sırada geldi. 200 metre kare dükkanda iğne atsan yere düşmezdi.

Vedat Demiralp: Askerden dönmek üzereydim. Kendime yeni bir yer arıyordum. Mehmet Hüseyin’e ya da Veysel Abi’nin yanına girmek, popüler bir yerde çalışmak istiyordum. Terhis olacağım hafta iş görüşmesine gittim. Birinci katta ki dükkan yeni açılıyordu. Ben ilk önce Veysel Bey’in eşi Nazan Hanım’la iş görüşmesi yaptım. Veysel Abi’de izliyordu ve bana fön çektirdiler. İşimi beğendi, böylece çalışmaya başladım. O dönem beni almasının sebebi en iyi elemanlarından birinin Amerika’ya gidecek olmasıydı. Salon gerçekten çok kalabalıktı. Bende yirmi bir-yirmi iki yaşlarındaydım. Fakat Veysel Abi’nin ikinci salonda yaşadığını yaşadım, eski çalışanlardan beni kimse istemiyordu. Ekibe yeni gelmiştim ve müşteriler tanıdıklarına gidiyordu. Ben kapıda karşılıyordum, saç yıkıyordum, yolcu ediyordum. Veysel Abi o kadar işine motive oluyordu ki etrafını göremiyordu. Diğer kalfalar beni Veysel Abi’nin yanına bile yaklaştırmıyorlardı.

İlda Doğancıoğlu: Ben de aynı şeyleri yaşadım ilk geldiğimde. Asabidir, sakın yanına gitme diyorlardı. Veysel Bey’i yanlış lanse ediyorlardı.

Vedat Demiralp: Fakat zamanla müşterilerle yakınlaştım. Arkada saçlarını yıkıyordum, boyalarını hazırlıyordum. Tacettin Amerika’ya gittikten sonra yavaş yavaş müşteriler bana dönmeye başladı. Ben de kendime bir köşe yaptım ve saçlarını bana yaptırmak isteyen müşterileri oraya alıyordum. Aynı Veysel Abi’nin zamanında yaptığı gibi saçlarını bana yaptırmak istemeyen müşterinin karşısına saçlarını yaptığım müşteriyi oturtuyordum ki görüp etkilensin. Ben çok iyi topuz tarayamazdım o zaman. Veysel Abi sayesinde geliştirdim. Askerden önce Beşiktaş’ta bir mahalle dükkanında çalışırdım. Oradaki manikürcü bana Nişantaşı’nda bir salona git orada önün açık olur demişti. Veysel Abi’nin yanında 82 yılında başladım ve 85’e kadar çalıştık. 1 yıl bir ayrılığımız oldu. O arada Veysel Abi Etiler’e ikinci salonunu açtı ve ikinci salonu açınca oraya ağırlık vermeye başladı. Etiler’de ilk defa kuaför salonu açan kişi Veysel Öz’dür. İnsanlar Nişantaşı iş yeri oldu mantığı ile akın akın Etiler’e gidiyordu.

Estetica: İlk ayrılık süreciniz nasıl oldu? Veysel Bey’le neden ayrılmaya karar verdiniz?

Vedat Demiralp: ‘‘Veysel Abi bana bir teklif var.’’ dedim. Beni de iş sahibi ve bir salona ortak olmak cezbetti. Veysel Abi’de anlayışla karşıladı ve bana bazı nasihatlarda bulundu. O zamanlar ben de Veysel Abi gibi çok hırslıydım. Sürekli basamak atlamak istiyordum. O sebeple başka bir dükkana ortak oldum. Derken bir gün kapı çaldı. Veysel Abi’nin iyi müşterilerinden biri benimle konuştu. O zamanlar ortağımla da aramız bozulmaya başlamıştı. Müşterinin aracılığıyla Veysel Abi’yle konuştuk. Bana çok iyi bir teklifte bulundu. Hakikaten de dediği gibi oldu Veysel Abi hep dürüsttü, açıktı. Böyle olunca işe daha sıkı sarıldım. Ciro üç katına çıktı. Zaten biz ayrılırken de hiç kötü ayrılmamıştık.

Veysel Öz: Ayrılırken tabii ki bir burukluk oluyor ama kimsenin önünü kesmek, kimsenin işine balta vurmak istemem. Zaten eğer dürüstse ve dürüst bir şekilde ayrılmışsa ayrıldıktan sonra hepsinin de dükkanlarını ziyaret ediyorum. Öncelikle iyi düşündün mü derim ayrılırken, düşündüm derse o zaman da zaten söyleyecek bir şey yoktur. Kuaför olanların en büyük isteğidir kendi salonunu açmak. Ben zamanında hiç düşünmemiştim. Fakat buna mecbur ettikleri için kendi salonumu açtım. Tabi ki insan dükkan açsınlar başarılı olsunlar ister. Ben benden ayrılan herkesin ismini duymak isterim, yok olup gitmesinler. Ayrılmak insanın doğasında var. İlda’da bilir ben salonda çalışırken her şey açık bir şekilde işler. Hangi ay ne kadar iş yaptığımızı hepsi bilir. Yani gizli hiç bir şey yok. Onun için benden ayrılmadan salonları nasıl çalıştıracaklarını da biliyorlar zaten.

Vedat Demiralp: Bizim işimiz parayla değil zaten bizim işimiz işletmeyle. Yani ben o salonda çalışırım ve masamı kendim temizlerim toplarım. Bu Veysel Abi’nin bana öğrettiği bir şeydir. Şu an da benim salonumda on üç kişiyiz ve hâlâ bu böyledir. Topuz yapmasını, saç kesmesini ondan öğrendim, o çalışırken çok sıcaktır. Hiç çekinmez, müşterisini hiç sakınmaz herkese verir.

Estetica: Veysel Bey’de görüp asla yapmam diyeceğiniz bir şey var mı?

Vedat Demiralp: Veysel Abi’den görüp yapmayacağım tek şey sabahları salona çok soğuk girmesidir. Günaydın dediğini duyamazdık. Benim yapmadığım tek şey odur. Ben sokağın başından girdiğim zaman kiminle göz göze gelsem ‘‘Günaydın!’’ diyerek yürürüm.

Estetica: Veysel Öz ile ilk defa çalışmaya nasıl başladınız?

İlda Doğancıoğlu: Ben Almanya’dan geldim. Kendimi bildim bileli işime aşıktım. Hatta bu sadece işim olarak gördüğüm bir şey değil, benim yaşam tarzımdı. Bir gün işletmeci mi olacağım, salonum mu olacak, değil di benim için. Ben saç taramak istiyordum. Liseyi yarıda bırakıp Almanya’da çok meşhur bir salona girdim. O zamanlar üç senelik bir eğitim dönemi vardı ve o dönemi tamamladım. Fakat ailemin ısrarı üzerine Türkiye’ye döndüm. O zaman Veysel Bey’i tanımıyordum ve anneme dedim ki ben burada nerede çalışabilirim. Annem de‘‘Yeşilköy’de bir yer var çok methediyorlar gel seni oraya götüreyim’’ dedi ve Baykan Abi’ye götürdü. O zamanlar 18 yaşındayım. Baykan Abi’de ‘‘İçerideki kalfaları işaret ederek sen bunların yanında çalışamazsın kızım. Bunların hepsi kurt, sana iş vermezler. Burada ancak manikürcü olabilirsin.’’ dedi. Ben de ‘‘Sanatçıyım ben kendi işimi yapacağım.’’ diyerek orada işe başlamadım. Sonrasında 2 yıl Bakırköy’de bir salonda çalıştım ve olmadı, orayı da bıraktım. Araya evliliğim ve çocuklarım girdi. Bir süre mesleğimden uzak kaldım. Fakat o sürede de sürekli sektörü takip ettim. Ardından bir süre Kariyer Eğitim Kurumları’nda eğitmenlik yaptım. Fakat bana yine de yeterli gelmedi. Çocuklarım biraz büyüyünce tekrardan işime dönemeye karar verdim. İşte Veysel Bey’in yanında o dönemde çalışmaya başladım. Salonu görünce ‘‘Evet burası olur.’’ dedim. Veysel Bey sağolsun çok zaman ayırdı. Oturduk, iş görüşmesi yaptık. ‘‘Gel, çalış.’’ dedi ama işler hiç de öyle kolay olmadı benim için. Salon çok kalabalıktı, prim sistemi, hisse sistemi, bildiğiniz bir kemik kadro vardı. Çok fazla müşteriye yaklaştırılmıyordum, sadece boya sür, saç yıka… Veysel Bey’in yanına başladığımda 99 senesiydi. Büyük bir keyifle başladım. Fakat çok zor şartlarda başladım.

Veysel Öz: Ben İlda’ya her zaman söylerim. Bendeki hırs var onda. İlda bana zaman zaman Pazar günleri bile gelmek istiyorum derdi. Kaçırdığım şeyler olsun istemiyorum derdi. İlda’ya 48 saat çalış desen bile çalışır.

Estetica: Size iyi ki bu salona gelmişim derdirten sebepleriniz oldu mu? Olduysa açıklayabilir misiniz?

İlda Doğancıoğlu: Tabi ki oldu. İyi ki gelmişim diyorum. Bu benim hayatımda bir dönüm noktasıydı. Beni zorluklar her zaman daha çok kamçılar. Kolay olan hiç bir şeyi tercih etmemişimdir hayatımda. Zor olan benim için her zaman daha ileriye gitmeme sebebiyet verir. Yani Veysel Bey’in o dönemki kadrosu buyur gel aramıza gir, sende bunu yap deseydi; ben orada mutlu olmazdım. Ben zorla, kopararak almalıydım her şeyi. Bunun bugün ki başarımda payı büyüktür. O zamanlar kadının başarısına inanan çok az insan vardı çünkü bu sektör erkeğin elindeydi. Veysel Bey çok fazla konuşmasa bile o dönem bakışlarıyla güvenini hissettiriyordu. Veysel Bey’le başladığımda ben zaten bu işi biliyordum. Saçı da iyi kesiyordum, boyayı da iyi biliyordum. Benim tek zayıf noktam topuzdu, ben topuz taramıyordum. Almanya’dayken benim çalıştığım ortamda topuz taranmıyordu. Veysel Bey ise bu konuda dahiydi. Yani onu izlemekle doyamazdık. İzlerken bile hayranlıkla izliyorduk. Ben o dönem hiç topuz tarayamazdım ve kaçardım, o zorlardı. Şimdi ise kendimi sadece topuz tarayarak buluyorum. O dönem yaptığı işleri anlatan pek kimse yoktu ama Veysel Bey yaptığı işi bize teker teker anlatırdı ve yeniliğe çok açıktı.

Veysel Öz: Almanya’da yetişmek İlda’nın; daha disiplinli, daha prensipli, daha her şeyi isteyerek bilerek yapan biri olmasını sağlamış. İlda’dan sonra Almanya’da yetişmiş biri daha geldi. Aynı şeyi onda da gördüm. Oradaki iş disiplini hiç bir yerde yok. Eğer ben saç keseceksem ve saçı İlda hazırlıyorsa her şey tam olur. İlda’da bir şeyi yaparsa tam yapıyor, eksik bir şey yapmıyor. Benim herkese söylediğim şey şu; ben çöpçü de olsam en iyisi olurdum. Ya yapacaksın o işi ya da yapmayacaksın.

Estetica: Veysel Bey HAIRiST’te İlda’yı şov sırasında görünce neler hissettiniz?

Veysel Öz: Mutlu oldum tabii ki ama bir o kadar da üzüldüm. Benim dükkanımdan çıksaydı keşke dedim ama bu tabii ki sevgiden kaynaklanan bir şey.

Estetica: Veysel Bey sizi tebrik edince siz neler hissettiniz?

İlda Doğancıoğlu: Ben tabi çok duygulandım, zaten şov esnasında gördüm. İlk sıradaydı ve şov esnasında selam verdiğimi hatırlıyorum. Çok mutlu oldum, insan kendi ailesinden birini görmüş gibi oluyor öyle söyleyebilirim. Her ne olursa olsun ki bizim zaten ayrılma şartlarımız kırıcı değildi. Öyle olsaydı bile yine duygulanırdım.

Veysel Öz: Öyle olsa da yine gelirdim. Çünkü ben İlda’yı severim.

Estetica: Veysel Bey’in yanından ayrılan bir çok çalışanı oldu. Ona bu röportajı teklif ettiğimizde sizce neden sizleri önerdi?

İlda Doğancıoğlu: Sırf maddi odaklı da düşünmüyorduk ondan olabilir diye düşünüyorum. Sanırım bir de insan en çok kendisine benzeyenleri seviyor.

Vedat Demiralp: Katılıyorum. O dönemde de Veysel Abi’den aldığım paradan daha fazlasını teklif edip beni çağıranlar vardı ama dedim ki; “Ben burada az para alacağım ama ben burada Vedat olacağım.”

Estetica: Aslında konuşacak, paylaşacak, anlatacak o kadar çok şey var ki… Ancak yerimiz kısıtlı… Buradan genç meslektaşlarınıza ne iletmek istersiniz?

Veysel Öz: Müşteri mutluysa ve bunu hissederseniz daha rahat çalışırsınız ve müşteriyi daima şaşırtmak çok önemlidir. Föne bile aynı yerden başlamayın her daim müşteriyi şaşırtın. Ayna ile barışık olan herkes iyi bir sanatkâr olur. Aynayla barışık olmayan iyi bir sanatçı olamaz. Çünkü ayna tüm gerçekleri gösterir. Müşteriyle aynada göz göze gelmezsen, müşterinin ne istediğini anlayamazsın. Göz göze gelirsen, o zaman anlarsın ama çoğu kişi aynaya bakmaktan kaçınır.

Aynaya baktınız mı?

Burada yer alan hikâyeler sizin hikâyeniz… Başlangıçların, ayrılıkların, vedaların hikâyesi… İçinde sevgi ve saygının olduğu, “Ondan çok şey öğrendim.” veya “Çok çalışkandı, dürüsttü…” diyebilen vefalı insanların hikâyesi.

Bir sonraki usta-çırak sohbetinde görüşmek üzere…

El değmemiş topraklar…

0

El değmemiş topraklar…

Wella Professionals 2015-2016 Sonbahar-Kış Koleksiyonu’nu sunar.

Doğa… İlham almamız için gereken tüm renkleri, tüm materyalleri barındıran, bize ise sadece keşfetmesi kalan bir olgu. Bu olgu, insan doğası gereği sürekli aşırı tüketime maruz kalsa da özünde her zaman bize bakir noktalar sunmaya devam eder. Bu noktadan yola çıkan Wella Professionals, 2015- 2016 Sonbahar-Kış Koleksiyonu’na “El Değmemiş Topraklar” adını verdi. “El Değmemiş Topraklar” Koleksiyonu içeriğinde 6 farklı nüansa yer veriyor ve bu nüansları da doğallığı ve içeriği her zaman önemseyen markası Innosense ile bizlere sunuyor. Bu 6 nüans, tüm dünyada yükselen trend olan mermer ve mineral renklerinin doğallığından esinleniyor. Yağmur ve rüzgâr gibi doğa olaylarının şekillendirdiği mineral renk tonları, kaya damarları, dere yatakları, doğanın bize sunduğu baharatlar ve kurşuni kuzey toprakları bu 6 yeni renge bakarken göreceğiniz yansımaların sadece bir kısmı. 

Wella Professionals 2015-2016 Sonbahar-Kış Koleksiyonu’yla ilgili bilgilerin tamamını Estetica Dergisi Ekim-Kasım sayısında bulabilirsiniz.

  

Bilginin daha ulaşılabilir olduğu günümüz teknolojisinde kuaförlüğün dijital ortamdaki haber kaynağı hairist.com.tr’nin resmi 

mobil uygulaması Android ve IOS işletim sistemli akıllı telefonlarda!  

İndirmek için tıklayın:   

 

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.mobiroller.mobi9450942228

 

https://itunes.apple.com/tr/app/hairist/id982145975

 

Önce Eğitim

0

Erkek Saç Kesim Eğitimi

Schwarzkopf Essential Erkek Kesim Eğitimi markanın yerel elçisi ve saç kesim eğitmeni Fikret Yıldırım tarafından İzmir Wyndham Otel'de gerçekleşti.

Sizler de eğitimlerden haberdar olmak ve Schwarzkopf eğitim ayrıcalıklarını yaşamak istiyorsanız Schwarzkopf satış danışmanınızla iletişime geçebilirsiniz…

  

Bilginin daha ulaşılabilir olduğu günümüz teknolojisinde kuaförlüğün dijital ortamdaki haber kaynağı hairist.com.tr’nin resmi

 mobil uygulaması Android ve IOS işletim sistemli akıllı telefonlarda!  

İndirmek için tıklayın:   

 

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.mobiroller.mobi9450942228

 

https://itunes.apple.com/tr/app/hairist/id982145975

 

Yılbaşı yoğunluğu…

0

Yılbaşı yoğunluğu

Yılbaşında salonlar ve dolayısıyla salon sahipleri en yoğun zamanlarını yaşar. Salonlarınızın canlı ve dolu dolu halini en verimli şekilde kullanabilmeniz için birkaç tavsiye:

Mutlaka salonlarınızı çeşitli süslemelerle yılbaşı ruhuna yönlendirin. Oluşturduğunuz hediye setlerinin satışını arttıracak etkenlerden biri de budur.

Saç kesimi ve renklendirme işlemleri yılın bu zamanında bir artış gösterir. Bu sebeple mutlaka müşterilerinizin bir ön randevu yaptırmalarını söylemelisiniz. Yoğun zamanlarınızda bu şekilde müşteri memnuniyetini korumaya devam edeceksiniz.

Yeni yıla özel bir saç stili önerisinde bulunun! Bu tarz önerilerde bulunmak servis sayınızı arttırır ve müşterilerinizi salonda işlem yaptırmaya teşvik eder.

Sadece saç kesimi ve renklendirme değil, özel bir makyaj stili veya yeni yıla özel motiflere sahip, oje ile yapacağınız tasarımlar müşterilerinize cazip gelecektir.

Sadık müşterilerinize özel farklı kampanyalar oluşturabilirsiniz. Örneğin ‘‘beş işlem yaptırdıktan sonra sonra altıncı yaptıracağınız işlem hediye’’ gibi. Bunu bir ön ödemeli hediye kartı sistemine dönüştürürseniz sezonun durgunlaştığı yeni yıl sonrası dönemde müşteriler sizi ziyaret etmeye teşvik olacaktır.

Yeni yıl için özel derlediğimiz ürün seçkilerini ve satış taktiklerini incelemek için tıklayın.

  

Bilginin daha ulaşılabilir olduğu günümüz teknolojisinde kuaförlüğün dijital ortamdaki haber kaynağı hairist.com.tr’nin resmi 

mobil uygulaması Android ve IOS işletim sistemli akıllı telefonlarda!  

İndirmek için tıklayın:   

 

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.mobiroller.mobi9450942228

 

https://itunes.apple.com/tr/app/hairist/id982145975