Ana Sayfa Blog Sayfa 202

Ankara’da Sarışınlık Sanatı ve Makyaj Önerileri ile Dolu Dolu bir Artistik Renklendirme Eğitimi!

Kuaförlerimizin yoğun ilgiyle takip ettikleri L’Oréal Professionnel Artistik Renklendirme Master Class Eğitimi 18 Haziran 2019’da Ankara Limak Otel’ de gerçekleşecek.

L’Oréal Professionnel 2019 Elçi Kuaförü Cem Gümüş, Rusya, Belarus ve Güney Amerika’dan sonra artistik renklendirme eğitimini Türkiye’deki meslektaşlarına vermeye devam ediyor.

Tam gün sürecek bu artistik renklendirme eğitiminde Cem Gümüş; renklendirme tekniklerini, Fransız baleyajının inceliklerini ve kişiye özel renklendirme tekniklerini Türk meslektaşları ile uygulamalı olarak paylaşacak.

Türkiye’nin önde gelen saç ve makyaj artistlerinden Alp Kavasoğlu bütünsel görünümü sağlamak için makyaj önerileri, genel görünüm tavsiyeleri ve sosyal medyada etkileşimi artırmaya yönelik ipuçlarını katılımcılarla paylaşacak.

Kişiye özel artistik renklendirme trendleri, artistik renklendirme ile çok boyutlu ve doğal bir görünüm yaratma teknikleri, Fransız baleyajının incelikleri, artistik renklendirmeye uygun makyaj teknikleri, trendlere uygun bütünsel görünüm, sosyal medya, makyaj ve sarışınlık sanatına dair her şey bu eğitimde sizleri bekliyor !

Daha önce gerçekleşen Artistik Renklendirme eğitimlerini incelemek veya 18 Haziran’da gerçekleşecek eğitimi takip etmek için @lorealakademi hesabını takip edebilirsiniz.

Katılım ile ilgili 0533 958 79 63 numaralı telefondan bilgi alabilirsiniz.

 

Güney Afrika’dan avangart tasarımlar

Güney Afrika’nın turistik yerlerinden Gauteng bölgesinde bulunan Intercoiffure’ün yeni koleksiyonu ‘Next Level’

Koleksiyonun her bir tasarımı Intercoiffure’ün farklı saç tasarımcıları tarafından oluşturuldu. Anita Baatjies, Eugene Venter, Kenny Orchison, Shawn Odendaal, ve Stoffel Van Wyk’in oluşturduğu avangart saç modellerini inceleyebilirsiniz.

Güney Afrika'dan avangart tasarımlar Güney Afrika'dan avangart tasarımlar Güney Afrika'dan avangart tasarımlar Güney Afrika'dan avangart tasarımlar Güney Afrika'dan avangart tasarımlar Güney Afrika'dan avangart tasarımlar Güney Afrika'dan avangart tasarımlar

Saç: Anita Baatjies, Eugene Venter, Kenny Orchison, Shawn Odendaal,Stoffel
Van Wyk
Fotoğraf: Coert Wiechers
Makyaj: Ryno Mulder
Styling: Chloe Smitt

Korku İmparatoru Kim?

0

Yıldırma (Mobbing)

İngilizce “yıldırma” (Mobbing) kavramı, “mob” kökünden gelmektedir. “Mob” sözcüğü, İngilizce’de yasal olmayan biçimde şiddet uygulayan kalabalık veya “çete” anlamındadır. Bir eylem biçimi olarak mobbing sözcüğü ise, psikolojik şiddet, kuşatma, topluca saldırma, rahatsız etme veya sıkıntı verme anlamına gelmektedir.

Tarihçe..

Yıldırma kavramı, ilk kez 1984’de İsveç’de “İş Hayatında Güvenlik ve Sağlık” konulu bir raporun kapsamında Heinz Leymann tarafından ortaya atılmış, 1993’te İsveç’te çıkarılan ‘İşyerinde Kişilerin Mağdur Edilmesi’ adlı kanunla da ilk kez yasal bir nitelik kazanmıştır.

Türkçe’de işyerinde uygulanan “zorbalık, duygusal taciz ya da yıldırma” sözcükleriyle adlandırılan “mobbing”, özellikle hiyerarşik yapılanmış gruplarda ve kontrolün zayıf olduğu örgütlerde, gücü elinde bulunduran kişinin ya da grubun, diğerlerine ruhsal yollar kullanılarak, uzun süreli sistemli baskı uygulaması, duygusal saldırı ve yıpratma yaratması olarak tanımlanmaktadır. Haksız yere suçlama, dedikodu yoluyla saygınlığını zedeleme, küçük düşürme ve doğrudan veya dolaylı şiddet uygulayarak, bir kişiyi işi bırakmaya zorlama amaçlı kötü niyetli bir girişimler olarak tanımlanmaktadır. “Yıldırma” son yıllarda sosyoloji ve hukuk başta olmak üzere bir çok disiplinin üzerine çalıştığı bir konu haline gelmiştir

Dünyada giderek artan bir ilgiyle araştırılan yıldırma kavramı ülkemizde henüz yeterince tanınan bir olgu değildir.

“Yıldırma” nın nedenleri

“Yıldırma”yı salt bireysel bir sorun yada işyerinde kişilere odaklı ya da sınırlı bir sorun olarak ele almak doğru değildir. 1970’lerden sonra yaşanan ekonomik değişimin, işyerlerindeki çalışma ortamının niteliğinde yarattığı değişikliklerin, özellikle kapitalist kar anlayışının ve rekabetin, post-fordist olarak tanımlanan esnek üretim biçimlerinin yarattığı güvencesiz istihdam biçiminin ve kapitalist rekabetin geliştirdiği, perçinlediği bir durum olarak görmek gereklidir. Bu ekonomik ve politik zeminde yaşanan krizler, yarattığı işsizlik, aşırı çalışma, çalışanlar üzerinde yıldırma davranışlarının ve baskının artmasına zemin hazırlamaktadır. Çalışmalar yüksek işsizlik oranlarının ve çalışanların değersiz görülmesinin “yıldırma”nın artmasına neden olduğunu göstermektedir. Özetle son yirmi yıla damgasını vuran ve başta sağlık olmak üzere tüm sektörlerde yaşama geçirilen neo-liberal politikaların doğal bir sonucu olarak “yıldırma” ortaya çıkmakta ve artmaktadır.

“Yıldırma”nın en fazla, aşırı iş yükünden kaynaklanan doyumsuzluk, çalışma ortamının demokratik olmayan niteliği, var olan liderlik biçimi, özellikle çoğul roller ile ortaya çıkan rol belirsizliği ve rol çatışması ile bağlantılı olduğuna dikkat çekilmiştir. Bu anlamda kapitalist kültürün egemen kıldığı toplumsal değerlerin “yıldırma”yı tetiklediğini ve giderek artan oranda fiziksel ve duygusal tahribat yarattığını öne sürmek abartı sayılmaz. Böyle bakıldığında “yıldırma”nın sınıfsal bir karakteri olduğu, ırksal, sınıfsal ve cinsiyete dayalı eşitsizlikleri içeren bir süreç olduğu görülmelidir.

Dünya Sağlık Örgütü de “yıldırma”nın ortaya çıkmasını kolaylaştıran iş ortamlarının özelliklerini tanımlamıştır. Özellikle rol tanımlarının iyi yapılmadığı, işbirliği ve dayanışmanın kurulamadığı ortamların yatkınlık yarattığı ifade edilmektedir. Özellikle ortaya çıkan sorun ve çatışmaların uygun problem çözme beceriyle çözülmemesi, aksine gizlenmesi bunu artıran etkenler olarak görülmektedir. Bu yapı neo-liberal politikaların biçimlediği iş ortamının bir ürünü olarak görülmelidir.

Yaygınlığı

Bu alandaki sınırlı veriler hem AB’de hem de Avrupa’da “yıldırma”nın sıra dışı bir durum olmadığını göstermiştir. ABD’de yaklaşık 6 çalışandan birinin (%16.8) işyerinde yıldırma mağduru olduğu, bu sayının %11 olduğu aktarılmaktadır. ABD’de kamu çalışanlarını kapsayan bir araştırmada, kadın çalışanların % 42’sinin, erkek çalışanların ise % 15’inin son iki yılda işyerinde duygusal tacize ve zorbalığa maruz kaldığı, İsveç’te ise intiharların % 15’inin “yıldırma” kaynaklı olduğu belirtilmektedir..

Bazı meslek gruplarında “yıldırma” daha sık görülmektedir. Tayvan’da sağlık çalışanlarında yapılan bir çalışmada “yıldırma” yaygınlığı son bir yıl için %50.9 bulunmuş, sözel ve fiziksel şiddetten daha yüksek oranda görüldüğü belirtilmiştir. Bosna’da yine sağlık çalışanlarında yapılan bir çalışmada bireylerin %76 oranında “yıldırma” davranışlarına maruz kaldıkları bildirilirken, %26’sında bunun ısrarlı ve yineleyici olduğu saptanmıştır. Ayrıca bu durumun ruhsal bozukluk gelişimi ile ilişkili olduğu da belirtilmiştir. Yine ülkemizde hemşirelerde yapılan bir çalışmada son bir yıl içinde “yıldırma” davranışına maruz kalma oranı %86.5 olduğu belirtilmiştir.

Korku İmparatoru Kim? Kimler yıldırma yapar?

Bu kişilerin antipatik özellikler taşıdığı, aşırı denetleyici, korkak ve sinirli, daima güçlü olma isteği içinde olan, kötü niyetli ve hileli eylemlere başvurmaktan çekinmeyen kişiler olduğu belirtilmektedir. Aşırı özsever bir kişiliğe sahip oldukları, toplumsal ilişkileri zayıf, korktuğu kişileri denetim altında tutmak için güç kullanan, kendini diğer insanlardan sürekli üstün gören bir tutum ve davranış sergiledikleri belirtilmektedir. Tehdit altında iken yalnızca kendilerini düşündükleri, kendi kurallarını işyerinin kurallar haline getirmeye çalıştıkları, bunun için baskı ve şiddet uygulayabildikleri, bu amaçla sürekli bir disiplin kurmaya çalıştıkları, korku yaratarak egemenlik kurdukları aktarılmaktadır. Aynı zamanda ön yargılı, duygusal tepkiler sergileyen, bireyin sahip olduğu etnik dinsel vs. özelliklerini yıldırma için gerekçe sayan bir tutum sergiledikleri ifade edilmektedir.

Kimler maruz kalır?

Yapılan araştırmalar mağdur olanların da sıklıkla zeki, yetenekli, yaratıcı özellikler gösteren, farklı görüşlere alternatif yaklaşımlar geliştirebilen, başarılı ve başarıyı amaçlayan, dürüst, güvenilir, işyerinde politik davranmayan, destekleyici iletişim tarzını kullanan kişiler olduğunu göstermektedir. İşlerini benimseyerek yapan, Meslek etiği ilke ve kurallarına uyan kişilerdir.

Sıklıkla çalışanların yöneticilerden daha fazla yıldırmaya maruz kaldıkları görülmektedir. Yaşlı olanlar gençlere göre daha fazla yıldırma kurbanı olmaktadırlar.

Neler yapılabilir?

Sıklıkla “yıldırma” kurbanlarına, yeni bir iş araması, yardım alması, kendini yalıtmaması, özgüvenini geliştirmesi, olasılıkları hatırlaması, yaraları sarmaya çalışması, yasal işlem yapması önerilmektedir.

“Yıldırma”nın ruhsal bütünlüğe yönelik bir saldırı olduğu düşünülürse buna uygun başa çıkma beceriler geliştirmenin büyük önem taşıdığını vurgulamamız gerekir. Sorunu arkadaşlarla paylaşmaktan profesyonel yardım aramaya varan bir yelpazede yardım almak gerekebilir. Bu çabalar sorunun kalıcılaşmasını önleme yanında bireyin başa çıkmasını, örselenmeden kurtulmasını sağlayabilir …

“Yıldırma” mağduruna işyerinde taciz uygulayan kişiye itiraz etmek, işyerinde zorbaca davranışlara, tacize uğradığını tanıklarla saptamak, verilen talimatları yazılı olarak belgelemek, maruz kalınan tacizi belgeli olarak yetkililere ya da üst yöneticilere iletmek, gereğinde arkadaşlarla paylaşmak ve profesyonel yardım almak önerilen durumlardır.

Öncelikle işyerinde yaşanan olayın adını koymak ve bununla yüzleşmek önerilmektedir.

  1. Çalışma ortamının düzenlenmesi, ast üstü ilişkisinin bir ezen ezilen ilişkisine dönüştürülmemesi, ekip çalışmasının ana çalışma yaklaşımı olmasını sağlanması gereklidir.
  2. Demokratik ve dayanışmayı temel alan bir iş bölümü yapılmalıdır. Roller belirginleşmeli, sınırlar belirginleştirilmeli ve role uygun kişiler yetkilendirilmelidir.
  3. Bireylerin rahatlamasını, kendini yargılanmadan özgürce ifade etmesini sağlayan, duygusal ifadeye izin veren bir ortam yaratılmalıdır.
  4. Aşırı çalışmaya son verilmelidir.
  5. Güvenli, zarar verici uyaranlardan arınmış, sağlıklı bir fiziksel ortam yaratılmalıdır.
  6. Çalışanların özlük hakları sağlanmalıdır.
  7. “Yıldırma”yı önleyici etik kurallar geliştirilmelidir.
  8. Çalışanların iletişim becerileri geliştirilmelidir. Problem çözme becerileri kazandırılmalıdır.
  9. İşyeri sağlık birimleri aracılığıyla koruyucu ruh sağlığı uygulamaları (bilgilendirme, eğitimi, danışma) yapılmalıdır
  10. “Yıldırma” ile ilgili hukuksal girişimler engellenmemeli, adaletin tecelli edilmesi sağlanmalıdır.

Kaynak: http://www.psikiyatri.org.tr/halka-yonelik/15/yildirma-mobbing

Kromatik Renkler

Ivan Rodriguez’in yeni koleksiyonu ‘Chromatic Universe’ renklere olan aşkı yansıtıyor.

Rodriguez koleksiyonunu şu sözlerle ifade ediyor: “Renksiz bir evren hayal edemiyorum. Benim için, renk tartışmasız görsel iletişim inşasında gerekli olan en önemli kaynaklardan biridir. Görsel duyu heyecan verici ve üretici bir unsurdur.Bir kuaför ve renklendirme uzmanı olarak, her saç stiline, benzersiz bir şeye ve imza stiline neden olan, ayırt edici özellikleri kapsayan bir kimlik atama arzusunu her zaman hissediyorum.”

Debbie G’nin son koleksiyonu Gravity

Debbie G’nin son koleksiyonu Gravity derinlik ve gücü araştırıyor.

Tasarımlar dokudaki varyasyonların bir karışımı ile hem kaprisli hem de belirgin bir görünümlere sahip. Debbie, kişiye özgün görünümler yarattığını ve tasarımların katmanlı renklendirme teknikleriyle büyük iltifatlar aldığını belirtiyor. Fotoğraflardaki gücün anahtarı, modellerin masumiyeti ve güçlerinin kombinasyonundan oluşuyor. Böylece her bir görünümde de bir derinlik yaratılmış oluyor.

Debbie G'nin son koleksiyonu Gravity Debbie G'nin son koleksiyonu Gravity Debbie G'nin son koleksiyonu Gravity Debbie G'nin son koleksiyonu Gravity Debbie G'nin son koleksiyonu Gravity Debbie G'nin son koleksiyonu Gravity

Saç: Debbie G
Renklendirme: Billi Currie Team
Fotoğraf: Kayt Webster-Brown
Makyaj: Faye Marie
Görsel: FPA

Stil ölümsüzdür

Şık görünümler

Anthony Cole ve Galini Hristov’nın liderliğinde Wella Professionals ve Sebastian Professional ürünleri ile tasarlanan koleksiyonda modern ve şık görünümler dikkat çekiyor. Stil ölümsüzdür mottosundan yola çıkılarak oluşturulan koleksiyonda gökkuşağından ilham alan saç modelleri öne çıkıyor.

Saç: Kamree Markley, Angie Hinojosa, Anthony Cole & Galini Hristov

Fotoğraf: David Arnal

Makyaj: Elizabeth Chervinko

Beyaz isyan

Zıt vurgular

Belli bir yaştaki kadınlar, iç güçlerini ve kararlı kişiliklerini ifade eden Mark Mountney’in ‘Rebellion’ koleksiyonunda beyazı tercih ediyorlar. Koleksiyon, karakter ve cazibeye zıt vurgular ekliyor.

Beyaz isyan Beyaz isyan Beyaz isyan Beyaz isyan Beyaz isyan Beyaz isyan Beyaz isyan Beyaz isyan

Saç: Mark Mountney at Zoology, Wanstead, London
Makyaj: Lauren Mathis
Styling: Clare Frith
Fotoğraf: Eddie MacDonald

Ayın aydınlatılmış yüzü

Ayın aydınlatılmış yüzünde bir yerde…

İllüzyonlar ve hayaller mesafeyi şekillendiriyor gibi görünüyor. Eric Maurice aydan ve  evrenimizin yer çekimi kuvvetinden aldığı ilhamla hem grafik hem de büyüleyici saç kesimleri ve cesur tonlarla yarattığı ‘Mare Nectaris’ koleksiyonunu sunuyor.

Ayın aydınlatılmış yüzüAyın aydınlatılmış yüzü Ayın aydınlatılmış yüzü Ayın aydınlatılmış yüzü Ayın aydınlatılmış yüzü Ayın aydınlatılmış yüzü Ayın aydınlatılmış yüzü Ayın aydınlatılmış yüzü

Saç: Eric Maurice
Sanat direktörü: Mydentity France
Makyaj: Orlando Martin
Fotoğraf: Latil Pascal
Styling: Ludovic Winterstan Paris
Styling Asistanı: Lucas Dupont
Saç takımı: Eric Maurice – Elisa Belmonte – Romain Maurice – Irene Aguilera – Vishal Baharani – Fermín Díaz

 

Odalara bir ışık…

2

Meslek odaları uzun zamandır destekten yoksundu.

Tahsil edilemeyen üye aidatları, geçmişten kalan borç yükleri ve geçmişin hesapsız harcamalarıyla boğuşan meslek odaları için alternatif kaynaklar bulmak her zaman değerli olmuştur.

Kaynakları arttırmanın yollarından bir tanesi meslek odası bünyesinde düzenlen sınavlar ve verilen sertifikalar olurken bir diğeri de farklı markaların destekleri olabiliyor.

Hatırlarım… İstanbul Kuaförler Odası’nda Silkty diye bir marka vardı. Destek olurdu, yarışmalar düzenlerdi. Sonra bir ara İtalya’dan Vitamitys markası destek oldu. Odanın içinde ürünler bile sergilendi. Sonrası malum… Devamı gelmedi. Saman alevi gibiydi.

Geçenlerde İstanbul Kuaförler Odası’nın açılışına davetliydim. Güzel bir açılıştı. İlgi alaka, katılım sayısı ve katılımcı profili, ikramlar derken konumuzla ilgili olarak sponsor logoları dikkatimi çekti: Wella İstanbul Kuaförler Odası’na sponsor olmuştu.

Sevindirici haber buydu. Wella gibi global bir markanın bir meslek odasını desteklemesi neredeyse ilklerden biri olması nedeniyle dikkat ve ilgi çekiciydi. Global markaların stratejik olarak hareket ettikleri ve uzun vadeli planlar yaptıkları göz önünde bulundurulduğunda bu sponsorluğun kısa süreli bir heves olmayacağı ve içinin boş olmayacağı aşikar.

Çünkü Türkiye’nin en büyük kuaförlük meslek odasıyla başlayan bu çalışma aslında çok daha büyük anlamlar taşıyor ve ışık veriyor ki şöyle sıralayabiliriz:

Ben global bir marka olarak yerelde de etkin olurum.

Yaptığım işler sürdürülebilir işlerdir.

Başladığımı yarım bırakmam.

Meslek örgütlerine önem verir ve desteklerim. Üyelerinin ve üyelerin bağlı olduğu örgütün gelişimine katkı sağlarım.

Tabii ki katkının boyutu hakkında tam bilgi sahibi olmasak da böyle bir sponsorluğun azımsanamayacak bir boyutu olmayacağını hepimiz biliyoruz.

Odalara bir ışık…

Umarım büyüyerek ve Türkiye’deki diğer odalara da yansıyarak devam edecektir ki Türkiye’de Berberler ve Kuaförler Federasyonuna bağlı 122 oda içerisinde İstanbul dışında Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Gaziantep, İzmir, Kocaeli ve Samsun’da da üyeleri sadece kadın kuaförleri olan başkaca 8 tane daha meslek örgütü yer alıyor.

Gönül ister ki başta web sitesi sürekli saldırıya uğrayan Berberler ve Kuaförler Federasyonu olmak üzere tüm odalara yansıyan bir destek olsun ve İstanbul Kuaförler Odası ile başlayan bu anlamlı sponsorluk diğer odalara da devam ediyor olsun.

Her ne kadar sponsorlukların çapı zaman zaman büyütülüyor olsa da geçenlerde bir konuşmadan duyduğum kadarıyla yıllık 100.000 USD tutarlı bu sponsorluk girişimi diğer odalara da yayılır ve Wella’nın yaptığı bu anlamlı destek diğer odalara da yayılarak artar.

Kuaförlük dünyanın en güzel mesleği sloganıyla sektöre yapılacak bu tür direkt desteklerden ve örnek işbirliğinden dolayı hem Wella ailesini hem de İstanbul Kuaförler Odası’nı kutluyoruz.

Erkan Güzel Estetica Dergisi Genel Yayın Yönetmeni

Üstün tonlar

Muhteşem renkler, sanatsal tasarımlar ve grafik şekiller saç modasında ilham olmaya çağırıyor!

Bu büyüleyici koleksiyonun yaratıcısı Russel Eaton salonlarından Robert Eaton en son İngiliz Kuaförlük Ödülleri’nde Yılın Schwarzkopf Professional İngiliz Renklendirme Uzmanı seçildi.

Üstün tonlar Üstün tonlar Üstün tonlar Üstün tonlar Üstün tonlar Üstün tonlar Üstün tonlar Üstün tonlar Üstün tonlar Üstün tonlar Üstün tonlar

Saç: Robert Eaton (Russell Eaton Salons)
Fotoğraf: Richard Miles
Makyaj: Lucy Flower
Styling: Clare Frith