Her kuaför bir hikaye:Kadir Sarıhan, Rize’de 30. Yıl

Kadir Sarıhan ve Rize'de 30. Yıl…

Çalışma isteği, dürüstlüğü, vizyonunu, kendini sürekli yenilemesi, bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle Rize’nin sevilen kuaförlerinden Kadir Sarıhan, hairist.com.tr’de konuğumuz oldu.   

Kadir Sarıhan’a dünden bugüne meslek hayatında neler yaşadığını, hangi aşamalardan geçtiğini, yaşadıklarından neler öğrendiğini sorduk, kısa bir zaman içerisinde sohbetimize koskoca 30 seneyi sığdırdık. 

Kuaförlüğe nasıl başladınız?

Rize’nin bir köyünde okuyordum. O zamanlar aslında yatılı okulda okumak isttedim. Şanssızlık nedeniyle olmadı. Çocukken hep çalışmak istedim. Simit satmakla başladım çalışmaya. Bir gün bir handa bir iş ilanı gördüm, ailemle orada çalışmak istediğimi söyledim. Babam Ataç Kuaför’ün sahibi Nurettin Ataç ile görüştü ve böylece orada işe başladım. Yanlız ilk gün erkek berberi diye işe başladığım yerin aslında bir kadın kuaförü olduğunu anlamam da biraz ironik oldu. 11 yaşımda 1983 yılında başladığım bu kuaför salonunda 20 yıl çalıştım. İlk altı sene benim için zor geçti, çünkü köyden işe ıssız yollardan tek başıma gidiyordum. 1989 yılında babamın işi nedeniyle şehire taşındık ve sorun çözüldü.

15 ay kuaför olarak askerliğimi yaptım. Dükkan açmak istiyordum ama dükkan açmak için param yoktu. Ustam Nurettin Ataç ortaklık teklif etti. Üstelik para yatırmama gerek olmadığını söyledi. Kazandıkça borcumu ödemek üzere bir ortaklık anlaşması yaptık.

Rize’de toplam kaç kuaför salonu var?

Benim ilk mesleğe başladığımda 1983 yılında 5 kuaför vardı. Şu anda 45 tane var. İlçelerde bulunan kuaförler ile birlikte 100’ü buluyor.

Kendi yerinizi ne zaman açtınız?

1999 yılında eşimle  çalışırken evlendik.  2003 yılında Ataç Kuaför’den ayrılıp, 55 metrekarelik 6 koltuklu bir yer açtık. Salonu açtığımızda bir açılış bile yapmadık, çünkü herkes zaten bizi tanıyordu.

Peki ustanız ayrı bir salon açtığınızda tepki gösterdi mi?

Hayır. Biz karşılıklı anlaşarak yollarımızı ayırdık. O yüzden hiç sorun olmadı. Hala görüşüyoruz.

Sizin salonunuzdan ayrılanlar olduğunda sizin tepkiniz ne oluyor?

Benim yanımdan ayrılmak isteyenler olunca kızmıyorum. Ama bunun etik olmasını istiyorum. Böyle bir niyetleri varsa söylesinler, ama dükkanı tutup elemanlarını her şeyi ayarlayıp ben ayrılıyorum dedikleri zaman hoş olmuyor. Önceden söylerse dürüstlüğü bende bir iz bırakır, ben de kendimi ona göre ayarlarım. Ben kinci değilim, kızgınlığımı çabuk unuturum. Ama bazı değerlerim var.  Benim yanımda çalışanlardan 7 tanesi kendi salonlarını açtılar. 

Bunun size zararı oldu mu ?

Tabiki zararı oldu.  Ama bizim en büyük gücümüz 30 senedir Rize’de olmak. Kuaförlük alanında eşim ve ben oldukça yetkin olduğuğumuz için  işleri yönetebildik.

Benim 11 yaşındaki halimi bilen müşterilerim var. Eşimle olmamın getirdiği büyük bir avantaj da var. Kuaför Kadir sadece 30 yıllık bir marka değil, bu markayı destekleyecek eğitimleri alan da bir marka,işletme haline geldik. Bizim meslekte her şey değişiyor, sürekli yenilikleri takip etmek gerekiyor. Seminerlere, eğitimlere gitmeden kendini geliştiremezsin.

Ben markalarla çalıştıktan sonra eğitimlere katılmaya başladım. 2007 yılından beri eğitimlere gitmeye devam ediyorum. Meslek hayatımın 24. yılında katılmaya başladığım eğitimler bana doğru bildiklerimi aslında yanlış yaptığımı gösterdi. Böylece hatalarımı düzelttim. Çünkü hatalar düzelmezse, gelişimin de olamayacağını düşünüyorum.

Ne tür eğitimlere katılıyorsunuz?

Tüm eğitimlere katılırız. Bu meslek sürekli kendinizi yenilemeyi gerektiriyor. Eğitimlerden aldıklarımı  hemen uygulamaya geçiriyorum. Müşterilerim de bunu farkediyorlar. Eğitimlere katılmam müşterinin gözünde beni yüceltiyor.

Tabii ki elemanlara da yatırım yapıyoruz. Metin Bahçecik bir konuşmasında '3 ay sonra ayrılacak bir elemanınız varsa bile ona yatırım yapın' demişti. Bizim işler elemansız olmuyor. Bizim 5 kişilik ekip şu an 25 kişi.

Birlikte çalışğınız elemanları nasıl buluyorsun?

Eleman bulmak çok zor. Kendi elemanını kendin yetiştir fikrinden yola çıkarak, belediye destekli kuaförlük okulu açmak istiyoruz. Okumayan çocuk çok var.

Rize’de kuaföre giden kadın sayısında artış var mı?

Yüzde 100 artış var. Rize’de 5 olan kuaför sayısı 45’e çıktı. 2003’de 5 elemanım varken şimdi 25’ye çıktı. Müşteri sayısında da ciddi bir artış var.

Kuaföre gitmek artık bir lüks değil ihtiyaç. Şu an bulunduğumuz salonda en büyük avantajımız 2 kat olması.

Kuaförlük sizin için neyi ifade eder? Çocuğunuzun kuaför olmasını ister misin?

Ben belki o yatılı okula gitseydim, başka bir mesleğim olacaktı ama belki bu şansı elde edemeyecektim. Kendi işim var. Mesleğimi seviyorum.

Ben çocuklarımın okumalarından yanayım ama eğer okuyup da iyi bir meslek sahibi olacaklarsa okusunlar, yoksa kuaför olmalarını tercih ederim.

Sizce mesleğe yaptığınız yatırımın geridönüşümü nasıl?

Biz Rize’ye göre iyi bir salon yaptık. Gelen müşteri çok mutlu. Kuaförlük yapılan yatırımı geri veriyor. Bana müşterim mükemmel bir salon yaptınız size çok yakıştı diyor. Ben de onlara hayır diyorum bize değil size yakıştı. Bunu sizin için yaptım. Diğer salonda kalsaydım bana yine gelmeye devam edecektiniz. İyi bir şey yaptığınız zaman karşılığını da alıyorsunuz. Planlı çalışmak lazım.

En çok hangi işlemi yapmayı seversiniz?

Kesim, röfle paketleme benim için çok keyifli.

En sevdiğiniz saç rengi hangisi?

Sarıyı seviyorum.

Salonda en çok hangi işlem yapılıyor?

Kesim, boya, röfle. En çok nişan ve gelin saçları için geliyorlar.

Neyi farklı yapıyorsunuz?

Bizim salonda gelin saçı çok farklıdır. Nişan ve gelin saçlarının yüzde 98’ini eşim yapıyor. Topuzda, gelin saçında eşim tam anlamıyla bir profesyoneldir.

Giresun’dan, Of’tan, Trabzon’dan gelen var. O anlamda salonun en büyük gücü eşim. İkimiz birleşince bu duruma gelebiliyoruz.

Hairist hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu tür organizasyonların etkili olduğunu düşünüyorum. İçeriği çok güzel. Çok farklı bir ortam var.

Sizin olmazsa olmaz dediğiniz ürün hangisi?

Birçok ürün var ama L’Oréal Professionnel INOA diyebilirim. Biz amonyaksız boyada silahımız olan L’Oréal Professionnel INOA’yı farklı lanse ettik. Bir müşteri özellikle L’Oréal Professionnel INOA’yı isterse onun bilinçli olduğunu anlıyorum. Çünkü araştırıyorlar ve saçlarına, tenine zarar vermeyecek bir boya olduğunu biliyorlar. Bu da boyayı farklılaştıyor.

Peki ya Estetica Dergisi?

Estetica farklı bir dergi. Salona farklı bir hava katıyor. Kuaförlüğe değer katan, sektöre önem veren, salonumda olması gereken bir dergi.

Sosyal medya ile aranız?

Çok iyi. Müşterilerim benimle sosyal medya üzerinden iletişime geçiyorlar.

Salonunuza ne gibi yenilikler getiriyorsunuz?

Salonda küçük bir eşyanın yeri değişse bile salonda fark yaratıyor. Telefonuma salondaki kamerayı yükledim. Herzaman izliyorum. Ufak değişiklikler yapmayı seviyorum. Çiçeklerin yerini değiştirmek bile yenilik.

Sadece salonda değil, yenilikleri yakalamak herzaman benim için çok önemli oldu. Sektörde sürekli yeni bir şeyler oluyor, bu kadar hareketli ve değişken bir işimiz varken, bizim olduğumuz yerde durmamız yanlış olur diye düşünüyorum. Bu yüzden gençlere de hep hayattan beslenmelerini, yeni şeyler öğrenmelerini ve bunları işlerine yansıtmalarını öneriyorum. Ben işime tutkuyla bağlı olmasam ve sıkı sıkı sarılmasam 30 sene bu istikrarı sağlamam belki de mümkün olmazdı. 

Örnek aldığınız bir kuaförlük markası var mı?

Takdir ettiğim Metin Bahçecik var. Bahçecik markası son derece başarılı. Yanından birok elemanı ayrılmasına rağmen dimdik ayakta.

Tek cümleyle kuaförlüğü tanımlar mısınız?

Benim gözümde kuaförlük tek bir cümleye sığacak bir meslek değil. Olmazsa olmaz. Artık onsuz bir şey olmuyor.