Onlar zannediyor ki…

2

Her kuaför kendi sahnesinde şovunu yapar…

Kuaför salonları aslında her kuaför için bir şov sahnesidir… Onu tercih etmiş müşterilerine adeta sahnede şov yaparcasına hizmet verir, gününü güzelleştirir, hayatı güzelleştirir…

Estetica Dergisi’ndeki Ustalar ve Çıraklar yazı dizimiz için Ankara’da Mehmet Başata ve ustası, nam-ı diğer Akay İsmail ile bir röportaj yapmıştık. Genelde olduğu gibi bu röportajda da kalan bir iz vardı. Ne zaman ve neden kuaförlüğü bıraktığını sorduğumuzda:

‘Müşteri beni bırakmadan ben çalışmayı bıraktım…’ cevabı dün gibi kulaklarımda…

Doğru.. Hayat akıp gidiyor…

Bugün ne kadar tercih edilseniz de bu tercihlerin sayısı zaman içinde azabiliyor… Yeni filizler uç veriyor ve başını alıp gidiyor. Yeni her zaman çekici değil midir..

Geçmişten isimlerini duyduğumuz kuaförler de öyle değil mi? Zamanında inanılmaz bir müşteri portföyüne sahipken zaman içinde bu müşterilerle yitip gitmişlerdir… Ancak yitip gitmeyenler de yok mu? Elbette var… Hem yurtiçinde hem yurtdışında..

Alexandre de Paris isimli kuaförü bugün Paris’teki de Türkiye’deki de pek çok kuaför tanır. Bir efsane gibidir… Ancak Paris sokaklarında dolaşan kadınlar? Hangi oranda Alexandre de Paris’nin ismini hatırlarlar veya bilirler.

Bir zamanların efsane ismi Bruno Pittini’yi kim bilir? Sadece kuaförler. Hala konuşulur.. Paris sokaklarında değil, ama kuaför salonlarında evet…

Mesela Türkiye’den, iz bırakan bir Sedat Kamaz efsanesi vardır. Onu 20 yıl sonra da hatırlayacak ve anacak olanlar yetiştirdiği kuaförler ve yine kuaförlük sektörü olacaktır.

Şimdi gelelim en önemli noktaya:

Hani ulaştığı şöhreti bir şey zannedenler. Sakın yanlış anlamayın, kimseye gönderme yapmıyorum. Sadece bir dış göz olarak sektörün gerçeğini yansıtmaya çalışıyorum. Bilmeyen varsa öğrensin, öğrenmesi gereken varsa bilsin diye… Tabii ki her koyun kendi bacağından asılır…

Çünkü hayat her zaman aynı güzellikleri bahşetmiyor veya sürekli kılmıyor..Zaman her şeyi alıp götürebiliyor. Kuaförlüğe baktığımızda da o müşteriler, o ihtişam, zaman içinde hiç bir şey olmasa dahi zaman içinde kaybolup gidiyor ve yerini yenileri alıyor.

O ihtişamdan geriye kalan varsa mal-mülk ve bir süre sonra unutulan, silinen şöhret. O alkışlar, övgüler yok olur gider, geriye beraber yetiştiğin, emek harcadığın, alkışlarını aldığın kuaför dostların kalır, eğer varsa..

Anthony Mascolo‘yu kim tanır?

Dünyadaki tüm kuaförler!  Onun sahnesi sadece salonu ve müşterileri değildir. Onun sahnesi aynı zamanda ve büyük oranda kuaförlüğün sahnesidir. Paylaştığı yaratıcılığı ve ilişki gücü onu tüm dünyada saygın bir konuma getirmede en önemli unsur olmuştur. Ve yaşarken efsane olmayı başarabilmiştir.

Onlar zannediyor ki…

Bu ilgi sonsuza kadar sürecek. Oysa kuaförlük tarihi ve yaşananlar onu göstermiyor. Gösterdiği tek bir şey var:

Şöhretin ve saygınlığın kuaför meslektaşının alkışını hak ettiğin kadardır!

Bu alkış tabii ki sadece sahne alkışı değildir. Bu alkış mesleğin için ne yaptığına ilişkin bir alkıştır. Yetiştirdiğin saygın kuaförler için alkıştır. Bu alkış saygının ve sevginin aynasıdır. Çünkü dünyanın en güzel mesleğini yapanlar bu meslek için bir taş koyan herkesi alkışlamayı da saymayı da çok iyi bilirler. Dünya’da da böyledir, Türkiye’de de…

Erkan Güzel - Estetica Dergisi Genel Yayın Yönetmeni

2 Yorumlar

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu girin.
Lütfen isminizi buraya yazın.