fbpx

International Altier Education Group

International Altier Education Group uzun yıllara dayanan bir deneyimin genç bir bakış ile geleceğe taşınmasının özel bir örneği.

Altier Academy artık International Altier Education Group çatısı altında faaliyet gösteriyor.

Hem Altier Academy hem de son dönemdeki yeniliklerini ve sektörün yakından tanıdığı bir isim olan Nida Serpil Sarı’nın ekibe dahil olmasına ilişkin hoş bir röportaj gerçekleştirdik.

International Altier Education Group’un kuruluş hikayesini dinleyebilir miyiz?

Serkan Selamet: International Altier Education Group’u belli hayallerimizi gerçekleştirmek üzere hayata geçirdik. Biz zaten bu güne kadar pek çok sektörel başarıya imza atmış bir gruptuk ama bunu uluslararası boyuta taşımak istedik.

Altier, kelime anlamı olarak “altın değerinde insan” anlamına geliyor. Sektöre altın değerinde insanlar yetiştirme vizyonuyla yola çıktık.

Markayı kurduğumuzdan bu ana 1 yıl geçti. Asıl hayalimiz Türkiye’de değil, çıtayı daha da yükselterek uluslararası standartları oluşturmaktı. Bunun için Altier Academy bünyesinde eğitim altyapımızı güçlendirdik. Akademinin altyapısı, duyurusu, sektörün bize sağladığı desteklerle kuruluşumuzdan bu yana çok hızlı büyüdük. Yurtdışı hedefimiz 2021’di. Öyle hızlı büyüdük ki Londra hedefimizi bir yıl önceye çektik. Altier Academy eğitimlerinin yönetileceği Londra’daki merkezini kurduk. Burası farklı network’ler elde etmemizi de sağladı. İlk eğitimimizi  Aralık 2019’da başlattık. Kreatif Direktörümüz Sümeyye Selamet orada 7 kişilik bir İngiliz gruba makyaj eğitimleri verdi. Bununla birlikte ilk eğitimimizi deneyimlemiş olduk. Londra bilmediğimiz bir pazardı, bütün bölümleri bir anda açmak yerine önce deneyimlemek istedik. O eğitime başvuru yapan öğrencilerde gördük ki, bu işte epey açık var. Londra demek, dünya demek; bir eğitim ülkesi aynı zamanda. Ocak-Şubat gibi orada yoğunlaşmayı hedefledik. Araya pandemi girdi ama bu süreçte çok güzel planlar ve aktiviteler yaptık, öğrencileri sıcak tuttuk ve karantina sonrası çok güzel bir strateji geliştirdik. Dedik ki; kimseyi mağdur bırakıp mutsuz etmeyeceğiz. Korkanlar gelemedi, ertelemek isteyenler olduk. O durumda herkese geri ödemelerini yaptık, kimseyi mağdur etmedik. Tabi ki bütün bunlar sektörde duyuluyor, bu yüzden Altier Academy için sektörde büyük bir güven oluştu ve bize çok önemli bir prestij kattı.

Altier Academy’i uluslararası alanda büyütmek istiyoruz. Londra, bu projenin ilk fazı; Londra’dan bir sonraki hayalimiz Tokyo. Aslında Uzakdoğu’daki know-how’ı buraya getirmek istiyoruz. Avrupa artık bizi çok cezbetmiyor; tamam, Avrupa önemli bir bölge ama tasarımcılarımızın, kuaförlerimizin, makyaj ve güzellik uzmanlarının çoğu Avrupa’yı keşfetti. Gittiler, orada salon açtılar, fuarları ziyaret ettiler. Avrupa şu anda bizden besleniyor. Avrupalı, saç tasarımında burada daha iyi hizmet alıyor. Londra eğitimin beşiği, her zaman bir merkez. Ancak Uzakdoğu’da çok ciddi bir know-how var, henüz keşfedilmedi ve ciddi bir kültürel etkileşim olabilecek bir alan. Orada bir iletişim ofisi kurup oradaki tasarımcılar ve okullarla işbirliği yapıp, Japonya’dan Malezya’ya, Pasifik’e kadar, o bölgeye hakim olmak. Oradan öğrenciler ve tasarımcılar getirmek, ama asıl önemlisi buradakileri oraya götürüp fuarlara katılmak, orayı keşfetmek istiyoruz.

Bu büyük hedeflere ulaşma yolunda Altier Academy’nin fiziksel mekanı olarak baktığımızda, Türkiye’de ve belki dünyada da çok fazla örneği olmayan bir altyapıya sahip, öyle değil mi?

Serkan Selamet: Ufak bir yer kursaydık, dünyada büyümeyi hedefleyen bir kurum olarak ne kendimizi, ne sektörü buna inandırabilirdik. Büyük bir yatırım gerekiyordu, çünkü büyük işler yapabilmek için büyük oynamak gerekiyor. 30 yıllık tecrübemize dayanarak araştırmalarımızı yaptık ve 2000 metrekarelik bir alan açtık. Burayı da açarken dedik ki; öyle bir teknoloji yapacağız ki Z kuşağına, globale hitap eden, dünyanın en iyisi denen kurumların altyapılarıyla rekabet edebilecek, ki hepsini tek tek gezdim, bir altyapı oluşturduk. O yüzden şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, kozmetikle ilgili Avrupa’daki, Londra’daki en iyi, en pahalı okuldan eksiğimiz değil, fazlamız var. Oradaki makine sayısı ne ise bizdeki de aynı, oradaki sistem ne ise burada da aynı sistem var. Oraya giden kişi ile buraya gelenin alacağı eğitim ve hizmet kalitesi arasında hiçbir fark olmamasını hedefledik ve bunu sağladık. Akıllı ekranlar, Apple teknolojileri… Hatta orada Sturbucks’ı kurduk. Önemli olan herkesin global olarak tanıdığı markaları bir arada bulundurmaktı.

Pandemi sonrası şunu gördük: şu an çok hızlı büyüyoruz, daha da hızlanmamız, Londra’da da aktif çalışmalarımızı yapmamız lazım. Avrupa biraz daha doymuş bir pazar. Türkiye şu an fırsatlar ülkesi, iş arayışı var. Buradaki fırsatları da kaybetmek istemedik. Altier Academy’i globale hedefleyip iç pazar için de yeni bir marka kuralım, dedik. Büyük şirketleri, bu işi nasıl yaptıklarını inceledik. Örneğin Estee Lauder Company’i inceledik; aynı çatı altında Bobbi Brown da var, Mac de… Doğuş Holding’i inceledik; Dream adı altında yemek firması var; Nusret de onların, Günaydın da, Zuma da onların. Otomobil sektörüne baktığınızda aynı grup içerisinde Porche de var, Bently ve Volkswagen var. Farklı markalar da olsa, bir üst çatı şirket var. Biz de dedik ki, çatı şirketi kurmamız lazım. Bu noktada biz de yapımızı International Altier Education Group olarak kurduk. Şu an tüm markalarımız, Altier Academy ve Academie de LEYAN, International Altier Education Group bünyesinde olacak. Bu grup sadece iki marka kurmuş bir grup değil? Mesela Uzakdoğu’ya gidip bir kurum açmak yerine, oradaki iyi bir kurumu alıp ya da ona ortak olup ilerlemek daha mantıklı geliyor. Şu an bunları düşünüyoruz. Bugün moda ve güzellik eğitimini profesyonel bir şekilde yapan bir kurumuz.

Türkiye’deki mevcut kurs yapılarını başka bir boyuta taşıyan bir vizyon yarattınız. Altier’de bambaşka bir manzara var. Kütüphane de buna bir örnek.

Serkan Selamet: Öğrencinin basılı kaynaklara ulaşması çok zor. Şu an kütüphanemizde 2.700 kitap var. Eğitim imkan işi; imkanlar ne kadar yüksek olursa eğitimin niteliği de o kadar yükseliyor. Eğitim kurumu ne kadar iyi bir altyapı sağlarsa öğrenci de, eğitmen de kendini  o kadar geliştirebilme imkanı buluyor. Burada eğitmen de, eğitim sistemi de, müfredat ve eğitim materyalleri de çok önemli. Bu bir bütün. Çok iyi bir ismi eğitime getirmekle de iş bitmiyor. Oxford’un Cambridge’teki yayınlarını incelediğimde çok güzel bir sistemleri olduğunu gördüm. O kitapları Türkçe’ye çevirdik, aynı kitapları bir de slide’lara çevirdik. Türkiye’deki kurs yapıları maalesef insanların eğitime bakış açılarını da değiştiriyor. O kadar minik yapılar var ki…Moda ve güzellik sektörü artık o minik yapılarda niteliksiz eğitim alan kişileri barındırabilecek sektörler değil. Bunlar, üstün yetenek ve bilgi isteyen, üst düzey profiller isteyen meslekler. Artık, ben evde oturuyorum, hadi bari kuaför olayım, diyemezsiniz. Kuaför olabilmek için de belli bir altyapıya sahip olmanız gerekiyor. Sektör de bunu istemiyor. Biz bunun farkına vardığımız için akademiyi bu şekilde yapılandırdık.

Öğrenci kabulde belli kriterleriniz var mı?

Serkan Selamet: Biz öğrencileri mülakatlarla alıyoruz. Profiline bakıyoruz, meslek için uygun mu, değil mi? Bu kişi kuaför ya da make-up artist olur mu? Tüm bunları değerlendiriyoruz. Tüm kurslar iş garantisi verir. Biz iş garantisi vermiyoruz, bu da sözleşmede yazıyor. İş garantisi veremeyiz mi, çok rahat veririz. Ama biz iş bulmak değil, mesleği en iyi şekilde öğretmek üzere varız. Zaten mesleğinde iyi ve donanımlı olan kişinin iş bulamaması bu sektörde söz konusu değil. Altier Academy, profesyonel bir kuaför, make-up artist ya da moda tasarımcısı olmak isteyenlerin buluştuğu bir nokta.

Eğitmenlerden ve yöneticilerden biraz bahsedelim…

Serkan Selamet: Çok önemli transferlerimiz var. Öncelikle International Altier Education Group olarak baktığımızda, şu an Altier İstanbul var, Altier Londra ve Altier Dalila var. Emre Erdemoğlu moda tarafında eğitmen olarak başlıyor. Vereceğimiz koleksiyon derslerinde Tanju Babacan, Özlem Kaya, Nihan Peker, Emre Erdemoğlu gibi isimlerle geçen yıl çalışmıştık ve onlardan öğrencilerin motivasyonu, önceki eğitimler ilgili geri bildirimler aldık. Öğrencilerin çizim altyapısıyla yetiştiğini ama tasarım bakış açısıyla yetişmediklerine dair geri bildirimler aldık. Bunu çözmemiz gerekiyordu, çözemezsek ilerlememiz mümkün değildi. Bunu çözebilmek için de bu işe zaman ayırmak gerekiyor. Emre Bey buna zaman ayıracağını, Altier Academy’nin uluslararası alanda da büyüyeceğine inandığını dile getirdi. Anlaşmamızı da yaptık. Öğrencilerin çalışmalarını ve projelerini baştan sona kontrol edecek, seminerlerle öğrencilerin motivasyonunu artıracak. Bu işin sorumluluğu baştan sona Emre Erdemoğlu’na ait. Makyajda koordinatörümüz Sümmeye Selamet ile birlikte Alp Kavasoğlu var. Örneğin öğrencilerimizin siyahi modellerle de deneyim sahibi olması gerekiyor, çünkü beyazlara yaptığınız makyajı yapamıyorsunuz. Alp Kavasoğlu, bizim master eğitmenimizdi ve New York tecrübesi var. Maybelline’in key artistlerindendir ve her sene Loreal onu New York’a gönderir. 

Eğitim sisteminin verimliliği çok önemli. Bunu uluslararası network’te takip etmek kolay değil. Buna odaklandık. Yurt içinde pek çok tanıdığımız var. Burada Özlem Süer’e ulaşabiliyoruz ama orada Tom Ford’a ulaşamıyoruz. Ama o da ulaşılabilir. Bunu da yapmamız gerekenler listesine koyduk. Bizim tüm kurumlarımızda eğitim sistemlerini takip edecek bir koordinatöre ihtiyacımız vardı. Natwork’ümüzü globalde geliştirecek bir profesyonele ihtiyacımız vardı. Sonraki aşamada da moda bölümünün koleksiyon yaratabilen tasarımcılar çıkarabilmek önemliydi. Bunun için bir sistem mekanizmamızın olması gerekiyordu ki bu iş yürüsün. Dedik ki, moda bölümünü de profesyonel bir şekilde yönetebilecek bir yöneticiye ihtiyacımız var. Eğitim sistemini ve uluslararası network’ü takip edecek yönetici pozisyonuyla ilgili Nida Serpil Sarı ile yolumuz kesişti. International Altier Education Group International Relations and Education System Director (Uluslararası İlişkiler ve Eğitim Sistemi Direktörü) pozisyonu ile Nida Hanım 1 Eylül itibarıyla çalışmalarına başladı.

Markalar?

Serkan Selamet: Dünyayı araştırdık ve şu anda modada en iyiler makyajda Dior, Tom Ford, Chanel, Mac, Nars. Şu an bunlar en popüler markalar. Moda ve güzellik sektörünün şu an yüzde 99’unun kullandığı en klas, en yaygın ürünler. Biz de bunlarla çalışıyoruz. Biz öğrenciye en lüks deneyimi yaşatıyoruz. Öğrencilerimiz için hep lüks salonları hedefliyoruz. Bunu öğrencinin deneyimlemesi çok önemli. Altier Academy, bir eğitim merkezi olmaktan ziyade, bir deneyim merkezi.

Estetica: O zaman sektörün de yakından tanıdığı International Altier Education Group Uluslararası İlişkiler ve Eğitim Sistemleri Direktörü Nida Serpil Sarı’yı dinleyelim.

Sizi biraz tanıyabilir miyiz? Bu noktaya gelene kadarki hikayenizi dinleyelim.

Nida Sarı: Doğma, büyüme Almanyalıyım. Yaklaşık 15 yıldır İstanbul’da yaşıyorum. 1-2 yıl üniversitede mimarlık okudum ama hayalimde her zaman kuaför olmak vardı. Alışılageldik bir durum vardır ya, anne ve baba her zaman üniversite okumanızı ister. 2 yıl mimarlık okuduktan sonra üniversiteyi bırakıp kuaförlük okumaya karar verdim. Ablam kuafördü. Mesleğe ilk adımı mı da Düsseldorf’ta attım. Kuaför olmak istiyordum ama bunu en profesyonel şekilde yapmak üzere adım attım.

Tony&Guy ile rastlantımız şöyle oldu: Salonu görüp içeri daldım. O zamana kadar Londra merkezli dev bir marka olduğu dışında pek fazla bilgim yoktu. İçeri girdim, o zaman resepsiyondaki Maria’ya kuaför olmak istediğimi söyleyince, CV’imi istediler. Akşam eve gittiğimde babama üniversiteyi bıraktığımı söyleyince kavgalar koptu tabi, bir yıl sürekli kavga ettik. O sırada da Toni&Guy’ın seminerlerine gidiyordum. Onlar hayır dedikçe ben daha da direttim. Salonda sıfırdan çırak olarak başladım, ilk üç ay tuvaletleri temizledim, üç ay sonra müşteriye geçtiğimde herkes çok şaşırmıştı. Müşterinin saçını yıkamaya başladığımda çok heyecanlanmıştım. O zaman ilk paramı, bahşişleri kazanmaya başladım. İki buçuk yılımı tamamladıktan sonra babama Türkiye’ye gideceğimi söyledim. Babam da git tatilini yap, diplomanı da aldın, sonra görüşürüz” kafasında. Gitmeden bir önceki yaz da Türkiye tatilimde yolum ilk olarak o zamanki Toni&Guy Etiler, Özcan Haydar’ın salonuna düştü. Hiç tanımıyorum. “Merhaba, Özcan Bey. Ben sizinle çalışmak istiyorum” dedim yarım yamalak Türkçemle. Adam, “sen kimsin, ne alaka?” diye düşündü tabi. Toni&Guy, Düsseldorf’tan geldiğimi söyledim. O sırada da Toni&Guy Academy yeni açılıyor, yurtdışıdan eğitmenler Türkiye’ye gelmeye başlamış. Bunu duyunca onun da gözünde bir pırıldı oldu, “Sen git ailenle konuş, gel” dedi. Gittim, diplomamı aldım, sonra İstanbul’a döndüm. Zincirlikuyu’daki akademide Özcan Bey’le dört ay staj yaptım. Bir ay sonra Özcan Bey, “Biz seni istiyoruz,” dedi. Almanya’ya gittim, bir hafta içerisinde tüm evraklarımı halledip temelli olarak İstanbul’a döndüm. Bir yıl boyunca Toni&Guy’da çalıştım. Sonra tam akademinin kapanma esnasında stüdyoda bir eğitmene ihtiyaç vardı. Apar topar beni Londra’ya gönderdiler, orada yaklaşık dört eğitmenlik eğitimimi tamamladım. Döndükten altı ay sonra da Toni&Guy ile dostane bir şekilde yollarımızı ayırdık.

Almanya’da ağırlıklı olarak erkek saçı üzerine çalışıyordum. Burada da Şükrü Dudu ile başladım, saç-sakal üzerine çalıştım. Her zaman da kendisini sevgiyle anarım. Orada erkek kuaförü olarak dolu dolu bir yılım geçti. Sonra Eczacıbaşı Schwarzkopf, İnci Yeldan’la yolumuz kesişti. Derken teknik eğitmen, boya uzmanı olarak başladım. Dört-beş yıl çalıştıktan sonra, bir adım daha öteye nasıl gidebileceğimi düşündüm. Global olarak çalışabilmem için İngilizcem yetersizdi, dilimi geliştirmek üzere önceden hayalini kurduğum Avustralya hayalimi gerçekleştirmek istedim. Schwarzkopf da bana altı ay izin vermişti. Hatta Bülent Eczacıbaşı, “Kim bu” demiş, ilk defa şirkette biri böyle bir şey yapıyor, diye. İngilizcemi geliştirip geri geldim ama artık başka bir şey yapmak istediğime karar verip işten ayrıldım. Londra’ya bir iş görüşmeme giderken yolumuz Yusuf Koçyiğit’le kesişti. 1 yıl boyunca Pivot Point için çalıştım, çok da güzel bir birliktelikti. Şu anki kariyer adımlarımın bana ilkini yaşatan Yusuf Bey, bana yönetici kimliğini kazandıran kişidir. Onunla da anlaşarak ayrıldık. Ardından Wella’da “mavi saçlı müdürüm” ile başladım ve üç yıl çalıştım. Bana tekniği kazandırıp geliştirmemi sağlayan aslında Wella oldu. Malta’da 44 ülke içinde beni seçip, oradaki etkinliği sunmamı istemişlerdi, o benim için kariyer açısından en üstün tecrübeydi. Pandemi sırasında 5 ay evde oturdum. Ayrılma sebebim de gerçekten artık bir şey alamadığımı ve veremediğimi fark etmemdi.

International Altier Education Group ile yolunuz nasıl kesişti?

Nida Sarı: Serkan Bey’le bir-bir buçuk ay önce eğitim yaptık, daha önceden de tanıdığım bir müşteriydi. Kirpik için model arıyordu, ben de hazır işim yok, “Gelirim” dedim. Yatıyorum, öğrenciler gelip gidiyor. Gözlerimi kapattım ve birden “Ben burada neden çalışmıyorum?” sorusu çaktı kafamda. Ben burada kendimi görebiliyor muyum? Evet, burası bir eğitim kurumu. Moda, güzellik hepsi var. Benim alanım ve yapmak istediğim şey. Böyle böyle hayal kurmaya başladım. Kendi kendime kurguladım. Wella’yla yollarımızı ayırdıktan sonra, Serkan Bey’i arayıp kendisiyle yemek yemek istediğimi söyledim. İşten ayrıldığımı ve onlarla çalışmak istediğimi söyledim. İhtiyaç ne, ne yapabiliriz diye karşılıklı konuşmaya başladık. Üçüncü günde ekibin içine girdim. Sanki üç yıldır ekibi tanıyormuş gibiyim. Aynı dili konuşuyoruz, aynı vizyona sahibiz. Serkan Bey ve Altier ailesinde 30 yılı aşkındır kurulmuş önemli bir kurum kültürü var. Serkan Bey, Sümmeye Hanım ile birlikte 30 yıllık deneyimi, o köklü tecrübeyi yepyeni bir vizyonla yeniden inşa etti ve Altier Academy’yi çıkardı .

Wella’da edindiğim deneyim sayesinde daha inşa aşamasında olan yepyeni bir projeye, bir aileye dahil oldum. Orada da ilk defa “ben emekliliğime kadar buradayım” cümlesini kurdum. Tamamen hayallerimi gerçekleştirebileceğim, kafamdakileri hayata geçirebileceğim bir platform. Amaç da öğrencilere gerekli tekniği kazandırarak, yarın bir salona gittiklerinde onları, “Biz Altier Academy’de bunu öğrendik, bitirdik” diyebilecekleri pozisyona getirmek. İşin en güzel kısmı da bu.

Ama buradaki işiniz sadece kuaförlük eğitimi değil, öyle değil mi?

Nida Sarı: Değil. Altier’deki görevimin küçük bir bölümü aslında kuaförlük eğitimi. Ama işin sonunda eğitim veriyor, deneyim kazandırıyoruz. Bu deneyimin, eğitimin konusu kuaförlük de olabilir, moda tasarımı da olabilir, kirpik de… Benim de ana başlığım kuaförlüktü ama şimdi Altier Academy ile birlikte moda sektörüne adım atıyorum. Ne aktardığımız önemli değil, benim görevim eğitmenlerin ve eğitimlerin en iyi şekilde programlanıp sunulması. Kuaförlükte edindiğim yönetim ve eğitim tecrübesinin eğitim sistemleri ile uluslararası boyutlara taşınması. Bütün hayalimiz ve odağımız yurtdışı. Hayallerimiz orada olduğu ve ortam buna imkan sağladığı için bundan böyle Türkiye’de kök saldığımı söyleyebiliriz.

Kuaför kurslarının eskiden “işe yaramaz” algısı vardı. O algının bugünlerde değiştiğini açıkça görüyoruz. Sektörün de sektörden yetişmiş, kuaförlükten gelip eğitmenliğe yükselmiş insanlar için belli bir saygısı var.

International Altier Education Group‘un bünyesinde yetiştirilen kuaförlerin yetkinlikleri hakkında neler söyleyeceksiniz?

Nida Sarı: Biz bundan sonra kuaförlük bölümüne kuaförlük mezunlarını arıyoruz, diyoruz. Yani, mevcut eğitim kalitesinin de ötesine geçen, sektördeki kuaförleri daha da ileriye taşıyan bir kurum olma vizyonuna sahibiz. Üniversite seviyesindeki kuaförleri yetiştirip, kuaförlük deneyimini yaşatabileceğimiz bir ortamımız var. Kişi 35 yaşında da olsa, Altier’deki eğitim süreçlerini tamamladıktan sonra deneyimli ve kalifiye bir kuaför oluyor.

Kuaförlük sadece teknikle ilgili bir iş de değil aslında. İşin içinde makyaj, moda ve trendler de var. Tabi ki bunu gören, bilen kuaförler  bu bilgiyi müşteriye yansıtıyor ve faydasını da görüyorlar. Hem gelir hem saygınlık anlamında… Burada ayrıca makyaj, moda, kozmetik eğitimi de veriyoruz.  Kuaförlük eğitimi alan bir öğrencinin bu grup bünyesindeki diğer seminerlere ve workshop’lara da katılarak aslında daha fazla yetkinlik kazanması için bir ortam sunuluyor. Öğrenci kuaförlük eğitiminden çıkıp makyaj eğitimine ya da farklı deneyimler edinebileceği etütlere katılabiliyor.

Sektörde çalışan ihtiyacı had safhada. Sektör açısından baktığımızda bu eğitimi tamamlayanların salonlarda, markalarda eğitmen olarak çalışma imkanları var. Kurum zaten bir vizyona sahip, tümü üst düzey öğretmenlerle çalışıyoruz. 6-7 yıl salonda çalışan bir kuaförle bizim kurumumuzda 1 yıl eğitim alan kişinin deneyim seviyesi aynı.

Markalarla işbirlikleriniz var mı?

Nida Sarı: Tek bir marka ile değil, birçok markayla işbirliği yaparak birlikte büyüyoruz.

Önerilenler

Benzer İçerikler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz