Güzelliğin Peşinde… Metin Bahçecik

Estetica Dergisi-Hairist projesi olarak gerçekleştirdiğimiz “Güzelliğin Peşinde” belgesel serisi, kuaförlük mesleğinin duayeni Metin Bahçecik ile devam ediyor.

MM Bahçecik markasının kurucularından Metin Bahçecik, kuaförlüğe başlama hikayesini, mesleki gelişimini, yıllar öncesinde Divan Hotel’deki salon atmosferini ve gelişimini, sanatçılarla olan ilginç anektodlarını bizlerle paylaştı.

Güzelliğin Peşinde – Metin Bahçecik

Metin Bahçecik söyleşisinden öne çıkan alıntılardan bazıları:

“65 yaşındayım. Kırşehir Mucur doğumluyum. Çok güzel bir yerde doğdum ama tabii insan güzelliklerin içindeyken fark edemiyor, duygular sonradan gelişiyor.”

“Anadolu’da yokluk içine doğmanın, hayatımda çok faydası oldu. Sonraları sahip olduklarımın değerini bilmemi sağladı. Jim Carrey’nin bir lafı var: “Allahım bir gün herkese çok para ver, mutluluğun parayla ilgisinin olmadığını anlasınlar.” İnsan belirli şeylere sahip olduğunda aslında paranın mutlu olmasını sağlayan öncelikler arasında olmadığını görüyor. Para sahibi olanların böyle konuşması, parası olmayan insanı da çok rahatsız ediyor, biliyorum ama gerçek de bu.”

Kuaförlük bizim aile mesleğimiz.

Meslek hayatımın asıl dönüm noktası Muammer Yaprakgül ile Divan Hotel’de başlamamdı. O zaman İstanbul’un bütün sosyetesi oraya geliyor. Kardeşim de oraya girdi. O zaman Anadolu’dan İstanbul’a gelmiş bir çoçuk olarak her şey bir şoktu. Biz beş erkek Beyoğlu’nda bir evde kalıyorduk. Şimdi İstanbul bölgelere ayrıldı ve Anadolu’dan gelenler ayrıştı. Biz şehrin direkt göbeğine geldik. Beyoğlu’nda sinemaya gittiğimizde abim bana, ‘Teyzelerin, beylerin, hanımların önüne geçmeyin, sıranızı bekleyin,’ derdi. Biz de herkes ne yaparsa taklit eder, onu yapardık. Taklit ederek çok hızlı adapte olduk. Bugün Anadolu’dan İstanbul’a gelenler adapte olamıyorlar. Çünkü, onlar şehrin dışında akrabaları, komşuları ile çok izole bir hayat yaşıyorlar ve pek entegre olamıyorlar. O yüzden, bu anlamda biz şanslıydık. Bize yol gösteren, neyi yapıp yapmamamız gerektiğini söyleyen abim vardı. Abim Mehmet Bahçecik çok sanatçı ruhlu, çok modern, kendini çok iyi yetiştirmiş vizyoner biridir. Onun yönlendirmesi bizi inanılmaz geliştirdi.”

Metin Bahçecik

“O dönemler İstanbul’un sosyal hayatı Divan Hotel’den geçerdi. Divan’ın barı, pastanesi… Her şey orada olurdu ve benim de şansım orada çalışmaktı.”

“Peruk modası vardı. Her akşam onları keser boyardım ve her biri için 10 TL alırdım. Hiç unutmuyorum, benim için çok büyük paraydı. Beyoğlu’nda peruk modası vardı, hafta sonu peruk keserdik. Tanesi bir liradan… O zamanki peruk kesimleri bana çok şey kattı.”

“Demir Bey, o dönemde tüccar kuaför. Türkiye’deki ilk güzellik yarışmalarının saçlarını taramış, çok başarılı bir isim. Muammer Bey ise çok sanatkar, çalışkan ve disiplinli. Muammer Bey 71’de Divan’daki salona ortak oldu ve orası daha da ivme kazandı.”

“Yıllar geçti ve Muammer Bey’in sağ kolu oldum; asistanlığını yapıyordum. O zaman asistanlık farklıydı. Bir topuz taranacağı zaman biz krepesini yapar, yan ayrımlarını yapar, bağlardık, usta sadece gelip bitişi yapardı. Yani biz imalatı yapardık, ustamız gelir, o parçaları birleştirirdi.”

“O zamanlar Rumeli Caddesi çok önemliydi. Henüz Abdi İpekçi Caddesi yoktu. Rumeli Caddesi’ndeki mağazaların da çok güzel perukları vardı. Ben o peruklara talip oldum. Dedim ki, ‘Ben her hafta bu perukları alacağım, tarayacağım, vitrine koyacağız.’ Ondan sonra öyle çok müşteri geldi ki… Çünkü mağazaya giren saçları da soruyor: “Bunları kim yapıyor?” diye… Oradan bize müşteri akmaya başladı. Mağaza vitrinlerinde kestiğimiz saç modellerini sergiliyorduk. Bize öyle muazzam bir katkısı oldu ki.”

Metin Bahçecik

“Bir dönem Sezen Aksu, Türkan Şoray, Nükhet Duru, kim varsa hafta sonu benim salonumdaydı. Gazinocular Kıralı Fahrettin Aslan vardı. Haftasonu Gazetesi dedi ki bir yeni yıl partisi yapalım ve diyelim ki  “Gazinocular Kralı Fahrettin Aslan’ın yapamadığını Kuaför Metin Bahçecik yaptı!.”

“Bir tek Ajda Pekkan yoktu; tek eksiğimiz oydu. Bir gün hem arkadaşım, hem müşterim olan Nilgün bir gün, ‘Metin, Ajda Pekkan niye gelmiyor ki buraya?’ dedi. Nilgün salondan çıktı. İnanmayacaksınız ama yirmi dakika sonra telefon çaldı. ‘Ben, Ajda’ dedi.

Mtin Bahçecik, Metin Bahçecik

Önerilenler

Benzer İçerikler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz