Bir Kuaförün Kaleminden…

0

Kuaför deyip geçmeyin.

Kuaför bilinçli veya bilinçsiz aslında her dalda bir uzman. Gözlemci, araştırmacı, duyumcu, yorumcu, yazar, sanatçı ve daha ne ararsanız.

İnsanların parmağını şıklatınca yanı başında olmasını istediği bir uşak veya hizmetkar değil. Hizmeti beğeni görmediğinde bağırılıp, çağırılacak veya hakaret edilebilinecek biri de değil. O güzel elleri ve hayalperest yüreğiyle yaptığı her işe güzellik ve estetik katan bir uzman. Onu küçümsemeyin, kuaför çünkü artık alt tabaka insanı değil; ki insanı sınıflaştırmak çok çirkin. Artık onlar bu mesleği mecburiyetten değil, bile isteye, severek yapıyor.

Daha bundan çeyrek asır öncesine kadar kuaförler dar gelirli ailelerin eve katkı sağlasın, nasılsa okumuyor dedikleri gençlerden oluşmaktaydı.

O dönemler on bir, on iki yaşlarındaki çocuklar, ailesi, akrabası veya yakınının bir salonu olduğundan daha erken yaşlarda meslek hayatına sığınan kuaförlerden oluşmaktaydı. Sığınmak diyorum, çünkü bu bir seçim değil; eve ek gelir sağlamanın en mantıklı, en temiz ve en zorunlu yollarından biriydi. O çağın gençleri feleğin sillesini en çok yemiş meslektaşlarımızdır. Bu nedenle diploma olmaksızın saygıyı hak ediyorlar. O dönemler kuaförlük eğitiminin bir temeli olmaksızın sadece görmek ve bakmakla yetişen neslin ıstıraplarıyla doludur. Buna rağmen kendimin de aralarında bulunduğum ki benim avantajım yurt dışında olmamdı; bu yaş gurubu aslında şimdiki nesle ve sektörümüze en avantajlı ve en şanslı yaş gurubu diyebilirim.

Avantajlı çünkü ustalarından aldıkları geçmişi yeni nesle yeni imkanlarla aktarmaktalar. Şanslılar, çünkü artık ilkokul mezunu çocukları çalıştırmak zorunda değiller. Yeni nesil daha da şanslı, çünkü artık sadece işvereninden öğrenmiyor bu mesleği ve artık birçoğu meslek lisesi mezunu ve hatta üniversite mezunu.

Şanslılar çünkü birçok firma artık sadece ütün satmıyor, alıcısına eğitim imkanı da sunuyor. Bu imkanları kullanarak hem işverenler hem de çalışanları ek eğitimler alabiliyor. Bunların yanı sıra işverenler artık akademik çalışmalar da yaparak gelirini sadece saç yaparak değil, eğitim vererek de kazanabiliyorlar.

Diploma mı yoksa deneyim mi tartışmasının sıkça rastlandığı şu günlerde diplomaların iş yapmadığı, el becerisinin daha ön planda olduğunu savunan meslektaşlara da buradan ayrıca seslenmek isterim; ülkemizin şartlarında diplomanın en çok işe yaradığı mesleklerden biri de kuaförlük.

Kuaförlük sadece salonda öğrenilen bir meslek olmaktan çoktan çıktı ve artık karşımızda hurafelerle, kulaktan duyumlarla ve göz kararıyla yapılan bir meslek kalmadı.

Bir Kuaförün Kaleminden...

Çünkü kuaförlük sadece saç yapmak değil. Bakın bu mesleğin içinde neler var;

  • Matematik, çünkü bilime dayalı olarak hatlarımız geometrik ve asimetrik şekillerden oluşmakta. Matematik kadınsı ve erkeksi şekilleri birbirinden ayırmamıza yardımcı olduğu gibi kişiye özel tasarımlarımızın yolunu açmaktadır.
  • Biyoloji, çünkü kuaförlük sadece makas ve taraktan oluşmuyor. Saç, deri, kan dolaşımı konularını da öğrenmemizin yanı sıra müşterilerimizin genetik saç ve deri problemlerini analiz edebiliyoruz. Suyu, canlıları ve doğayı koruyarak bu mesleği öğrenmek günümüzde sektörün en başlarında gelmekte. Dünya devleri artık klasik yöntemlerini ekolojik ve biyolojik yöntemlere çevirmekte.
  • Kimya, çünkü kimyasallarla da çalışıyoruz ve kullandığımız ürünlerin birleşimlerini bilmek zorundayız. Uygulamasında saça, deriye ve kendimize verecek zararları ve faydalarını bilerek hareket etmeliyiz. Çalıştığımız, sattığımız ürünleri tanımamız, içeriğini bilmemiz gerekmektedir.
  • Sosyal bilgiler, çünkü sosyal ortamımızda hal ve hareketlerimizin yanı sıra hitap etme şeklimiz, diksiyonumuz iş ve müşteri ilişkilerinde çok önemli. Sektörü çevreleyen insanlarla iletişim halinde kalabilmek için insanlara nasıl davranmamız gerektiğini bilmek zorundayız. Etnik, dini, siyasi görüşlere ve dillere aynı oranda yaklaşmayı öğrenmek zorundayız.
  • Pedagoji, çünkü bir nesil yetiştiriyoruz. Yetiştirdiğimiz nesil ergen nesil ve bu nesil ile başa çıkmanın yollarını öğrenmek ve öğretmek zorundayız. Tabii ki baskı ve şiddetin bizden önceki nesillerde çözüm olmadığını öğrenmiş olmamız gerekiyor ve yeni neslin gelişimlerinde katkımız olacaksa, eğitime önce kendimizden başlamamız gerekiyor. Eğitim vermek, okul olmak bunu gerektiriyor artık.
  • Moda, çünkü saç yapma sanatı, uyumu gerektiren bir meslek. Bir bütünü çok iyi gözlemlemek, sadece bakış açısı ve fikirlerden ibaret değil. Modayı çok iyi kişiselleştirerek uygulamak gerekiyor. Giyim, saç, makyaj ve aksesuar bir bütün çünkü.
  • İnsan ilişkileri, çünkü sektör artık işveren, müşteriler ve çalışanlardan oluşmuyor. Sanayi, firmalar, bölge sorumluları, internet, sosyal medya ve hatta CEO’larla bile çalışılabiliyor. Çünkü büyümek, gelişmek için sadece dört duvar yeterli değil.
  • Ekonomi, çünkü zaten bu konuyu anlamıyorsak, gelir giderimizden hiç haberimiz yok demektir. Çalışanlarımızın ve işletmemizin maliyetini bilmezsek işletmeyi yönetemeyiz. Bu aslında matematik bilmeyi de gerektiriyor. Hesap yapmayı bilmek sadece kasaya giren parayla olmuyor. Günlük, haftalık ve aylık kişi başına gelir ve gideri takip etmek gerekir ki alım gücümüzü, yatırımlarımızı ve sürdürülebilir bir işletme sahibi olup olmadığımızı anlayabilelim
  • Siyaset, çünkü yasal haklarımızı, avantaja çevirebilmek adına kurumların bize tanıdığı hakları almayı veya gerektiği halde gerçekleşmemesinin önünü açabilmek adına mücadeleyi öğretir ve gerektirir. Esnaf hakları, çalışan hakları, tüketici hakları, sendikalar, sigortalar iş ve işçi bulma kurumları ve odalar bunun için vardır. Bu kurumların işleyebilmesi ve bizim onlardan faydalanabilmemiz için haklarımızı bilmemiz gerekiyor.
  • Psikoloji, çünkü birebir insanlarla çalışıyoruz. İnsanları en iyi tanıma fırsatına sahibiz. Çalışanlarımızla, müşterilerimizle ve diğer ilişkilerimizle bağlarımızın sağlam olabilmesi ve kalabilmesi için insan psikolojisini anlamak öğrenmek gerekiyor. Onların o günkü ruh hallerine hitap edebilmek gerekiyor.

Dolayısı ile bütün bunları gençlerimiz el yordamı ve hisleriyle öğrenemezler. Bu öğretileri öğrenmemiş bir nesil bunları yeni nesle aktaramaz. Tam da bu bağlamda mesleğimizi ileriye taşıyacak diplomalı ve eğitimli nesle ihtiyaç duyulmakta. Çünkü imrendiğimiz diğer ülkelerin konumlarına ve şartlarına ancak eğitimle gelebiliriz.

Yani kuaför deyip geçmemek gerekiyor. Her sektörde olduğu gibi bu sektörde de insanlar emek veriyor, çalışıyor, öğreniyor ve eğitiyor. Emeğimizin karşılığı sadece para değil, saygı, sevgi, hoşgörü ve nezaket görmeyi de hak ediyoruz.

Çünkü biz buna değeriz ve çünkü kuaförlük dünyayı ve insanı güzelleştiren en güzel meslek.

Gülgün Biçerel Uysal

 


 

Bizi sosyal medyada takip edin!

https://instagram.com/hairistcomtr/?hl=tr @hairistcomtr

https://www.youtube.com/channel/UCys9wuOFAG5Fam65MujXTVA?view_as=subscriber hairistTV

https://www.facebook.com/hairistcomtr/?ref=aymt_homepage_panel&eid=ARAy9SWPfb5meaupOcdHEQpsTE2u_iS-yAAAexeWtR8OFbOs8qjOCHpdlrfbbtPjZjyoRRMrWR9Mxo8T hairist

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz