fbpx

Trevor Sorbie…

Kategori

Keşke babam görseydi… 

L’Oréal Business Forum için bulunduğumuz Cannes’a gelmeden önce L’Oréal Professionnel Eğitim ve Organizasyon Müdürü Zeynep Atasoy Trevor Sorbie ile röportaj yapar mısın diye sorduğunda aslında cevabımı biliyordu: Tabii ki evet!

Öncelikle beyefendi, sonra tutku dolu bir kuaför ve nihai olarak muhteşem bir sahne adamı olarak Trevor Sorbie ile röportajı Cannes Filim Festivali’nin gerçekleştiği sahnenin arkasaındaki kuliste gerçekleştirdik. Bana eşlik eden L’Oréal Professionnel Pazarlama Müdürü Hande Aydın ile başta benim favorim Monica Bellucci olmak üzere tüm yıldızların yürüdüğü ve iz bıraktığı koridorlardan geçerek Trevor Sorbie ile buluştuk. Mütevazi, belki de kısmen mahçup tavırlı ve heyecanı yüzünden okunan bu özel isim adeta sektörde yetişen nadide çiçeklerden bir tanesi.

Hayatı başarılarla, yıldızlarla dolu olan bu isim için en önemli şey “keşke bir berber olan babam bu günlerimi görseydi” olmuş. Gelinlerini kötü bir hastalık neticesinde kaybetmiş olmanın getirdiği üzüntü ve kansere yakalanan kadınların sorduğu ilk soru olan “saçlarım dökülecek mi” sorusu onu sosyal projelere yönlendirmiş ve şu anda hayatını ihtiyaç sahibi kadınlara istedikleri gibi güzel görünmelerini sağlayacak peruklar yapmakla geçiriyor.

Teşekkürler Trevor Sorbie. hırsın, tutkun, meslek sevgin, beyefendiliğin ve yerine getirdiğin sorumluluklar için..

Evet, keşke baban görseydi…

Estetica: Neler hissediyorsunuz? Biraz sonra Bir saç tasarım ustası olarak sizin duygularınız öğrenmek istiyoruz. 2200 meslektaşınızın önünde sunum yapacaksınız?mak nasıl bir duyguydu? Nasıl bir duygu? Alışık olmalısınız?

Trevor Sorbie: Her şeyden önce gerginim. Bu olaya yaklaşımım şöyle; ben bu işi binlerce defa yaptım ama bu gece hâlâ ilk günkü heyecanım var. Bu heyecan nasıl gidecek bilmiyordum. Ya da nasıl olacağına dair bir ön görüm yok. Ben her zaman için büyük seyirci kitlelerinin önünde konuşmayı tercih ederim. Çünkü bir çok insanın önünde iken gözüne ışıklar geldiği zaman seyircileri göremiyorsunuz. Küçük seminerlerde insanların gözünün beyazını bile görebiliyorsunuz ve bu beni daha fazla korkutuyor. Büyük seyircileri göremezsiniz ama onları hissedersiniz. Enerjiyle alakalı bir şeydir bu fakat küçük seyirci gruplarını hem görür hem de hissedersiniz dolayısıyla daha tedirgin edicidir. Hâlâ bu duyguları hissedebilmem bir şans aslında. Örneğin; sahneye çıktığında, Robbie Williams tamamıyla korkmuş hissettiğini söyler. Böyle hissetmesine rağmen sahneye bir kere çıktıktan sonra yeniden doğmuş gibi hissettiğini de ekler. Anın keyfini çıkartmaktan başka bir şey düşünmez. Sahneye çıktığım zaman ben de böyle hissediyorum. Konuşmaya başladığım an korkudan eser kalmaz. Sahne benim için aşk ve nefret ikilemi gibidir. Bana şov veya seminer yapmak için teklifler geldiğinde her zaman; olur, yaparım derim ama zaman yaklaştıkça bir endişe sarar beni. Böyle büyük bir şov dizayn ettiğim zaman baskı altında hissederim ve  bu beni pek iyi anlamda etkilemez. Fakat aynı zamanda bana güç veren de budur. Fakat şovu gerçekleştirdikten sonra bulutların üzerinde uçuyor gibi oluyorum. Gösteriden önce çevremdeki insanlar benden nefret ederler ama iş bittiği zaman etrafıma coşku dağıtırım.

Estetica: Kuaförlüğün geçmişi ve geleceği hakkında neler düşünüyorsunuz?

Trevor Sorbie: Kuaförlükte teknoloji çok değişti. Sadece renklerden falan bahsetmiyorum kastettiğim; renklerde yeni teknikler, düzleştiriciler yani materyaller… Kuaförlükte önemli olan zamanla birlikte hareket etmek. Çoğu kuaför eskinin kalıplaşmış alışkanlıklarından kurtulamıyor. Genç kuaförler bu kalıpların dışına çıkabiliyorlar. Modern yaklaşımlara sahipler. Benim sırrım daha doğrusu sır değil de bakış açım, ben bir erkek gibi düşünüyorum ve ben bir kadına baktığım zaman, günümüzün saç stillerine sahip olmaması gerektiğini düşünüyorum. Çok da moda olması gerektiğini düşünmüyorum. Ben onun çekici görünmesini sağlamaya çalışıyorum. Bu bir duruş biçimi ve bununla birlikte ileriye yönelmek önemli.

Yeterince ilginçtir ki bir saçını kestiren kadın var bir de saçını yaptıran kadın var. Benim düşüncem artık kadınlar doğal saçları çok seviyor. Mesela Londra’da ve Chelsea’de sağlam bir saç kesimine sahip kadınları nadiren görürsün. Kadın kadın gibi görünmek istiyor. Kadınlar bakımlı görünmek istiyor. Söz konusu bakım olunca; ürünler, benim kuaförlüğe başladığım dönemlerden farklı olarak günümüzde kadın güzelliği açısından büyük rol oynuyor. Şimdi ise çok fazla ürün ve çok fazla seçenek var. Burada gereğinden fazla ürün kullanımı olduğu bile söylenebilir. Genç hanımlar daha çok doğal görünümlü renkler tercih ediyorlar. Bunun yanı sıra orta yaşlı kadınlar onlar daha tasarlanmış saç kesimleri istiyorlar. Ben şahsen uzun saçları tercih ederim. Fakat uzun saç daha fazla ilgi istiyor. Güneş ışığı gibi dışarıdan etki eden faktörler saçı yıpratıyor. Saçtan bu etkileri kaldırmak için daha fazla bakım ürünü kullanmak gerekiyor.

Estetica: L’Oréal Professionnel Business Forum hakkında ne düşünüyorsunuz?

Trevor Sorbie: İlk defa L’Oréal Professionnel Business Forum’a katılıyorum. Benim için de yeni bir şey. Dün akşam ki etkinlik için kendi adıma konuşursam, ben bir iş adamı değilim. Ben işin ticari yönünü ön planda tutmam. Bizim ülkemizde (İngiltere) şuan da piyasada durgunluk var. Bir çok kuaförün maddi durumu kötü ve salonlarını kapatmak tehlikesiyle karşı karşıyalar. Meslek hayatım boyunca ben, iki kriz atlatmış durumdayım ve hâlâ ayaktayım. Kuaförlükte, yaratıcılık ve iş hayatı birbirlerinin zıttıdır. Birinde iyiyseniz diğerinde başarılı olamayabiliyorsunuz. Bunun ikisinin kombinasyonu aslında olayın kilit noktasıdır. Eğer sen işletmecilikte başarılı değilsen -ki ben değilim- kendine bunu işi bilen birini bulursun. Etrafında doğru insanların olması çok önemlidir. Aynı bir orduda ki gibi ben burada general olabilirim anlayışıyla yaklaşmak ve etrafımda kurmayların ve askerlerim olmalı diye düşünmek gerekiyor. Dürüst olmalıyım ki bazen kaygılı bir şekilde finans toplantıları yapıyoruz. Buna rağmen böyle bir toplantıda ben, oturmuş saç tasarımı düşünüyorum. Etrafımda iyi insanlar var. Elbette herkes bir idareci bulundurmayı finanse edemeyebilir. Bu konuda ben çok şanslıydım. Benim idarecim beni buldu. 1979’da Londra’da çalıştığım bir salonda ki o zaman çok iyi değildi durumlar ve beni buldu. Bana dedi ki ‘‘Kendi salonun olmasını ister misin?’’ Bende kabul ettim. Yüzde elli hisseyle ortaklık kurduk ve anlaştık. Ben işimi böyle kurdum ve bir kuruş bile harcamadım.

Estetica: Ticari açıdan bakılırsa kuaförlerin, L’Oréal Professionnel Business Forum’a  benzer etkinliklere katılmalarını gerekli görüyor musunuz?

Trevor Sorbie: Elbette gerekli. Hatta bu tip forumlara kuaförlerin katılmaları mesleki açıdan çok önemlidir. Yapılan paylaşımlar, farklı meslektaşlarla tanışmak son derece önemlidir ve her ne kadar bu bir iş forumu da olsa, bunun bir de artistik yönü var. Burada sadece iş konuşulmuyor. Zaten sadece öyle olsa bu forum o kadar cazip olmazdı. Ayrıca böyle bir foruma gelip de işin ticari yönü hiç gündeme gelmese de uygun olmazdı. Böylece kuaförler açısından bir dengesi olmalı. Bu, günümüz modern dünyasında korkutucu bir şey aslında, sosyal medya ve internet bu dünyanın bir parçası olduğu halde şahsen ben çok anlamıyorum bu işten ve bu iş için birileri bana yardımcı oluyor. Sonuç olarak ben o dünyanın da içerisindeyim. L’Oréal Professionnel’la ilgili bir çalışmamız olmuştu.  Muhtemelen Ice Bucket Challenge’ı hatırlarsınız. Biz bununla ilgili bir video hazırladık. Ben diğer bütün kuaförlere meydan okudum. Katılanlar yardım kuruluşlarına bağışta bulundu. Bu fikirden çok etkilendim. Ekibimizden biri dedi ki ‘‘Bunu mutlaka bunu Facebook’ta yayınlamamız lazım.’’ Biz bunu Facebook’ta yayınladığımız da ilk yarım saatte 450 kuaför beni takip etti. 2 gün sonra sayı 5000’e ulaştı: Bu çılgınca bir rakam. Ben kuaförlüğe başladığım zaman hatta 10 sene öncesine kadar bile böyle bir şey yoktu ama şimdi bilgi alışverişi hızla yayılıyor. Avusturalya’da bile olsan burada neler olduğunu takip edebiliyorsun.

Estetica: L’Oréal Professionnel için neler söyleyeceksiniz? Kuaförlüğe katkıları sizce nelerdir?

Trevor Sorbie: Ben geçmişte farklı firmalarla da çalıştım fakat L’Oréal Professionnel’ın desteğiyle çalışmaya başladıktan sonra gördüm ki onlarda hoşlandığım şey yenilik ve hep ileriye doğru bir gelişim içinde olması. Yeteneği çok iyi teşhis ediyorlar ve ben inanılmaz bir şekilde kral muamelesi gördüm. Benim yenilik arzuma karşı duydukları saygı beni çok mutlu etti. Her zaman seçkin bir yaklaşımları oluyor ve uygun buldukları yere yatırım yapmaktan çekinmiyorlar. Örneğin yapmış olduğum şovdaki gibi: sahne inanılmazdı. Müşterilere olan yaklaşımları, şu ana kadar gördüğüm bütün firmalardan daha iyiydi ve tabi bütün bunların bir kombinasyonu L’Oréal Professionnel’i özel yapıyor. Ayrıca benim bir yardım kuruluşum var ve yardım kuruluşuma karşı da çok destekleyici oldular. Davet edilmekten dolayı şeref duydum.

Estetica: Genç meslektaşlarınıza neler söyleyeceksiniz? Tavsiye etmek istediğiniz bir şey var mı?

Trevor Sorbie: Ben kuaförlüğe başladığım zaman işin özü, sadece kuaförde çalışmaktı. Fakat şimdi bir sürü dallara ayrılmış bir ağaç gibi; seminerler yapabiliyorsun, şovlar yapabiliyorsun, televizyon kanallarında yer alabiliyorsun ve böylece kuaförlük bir çiçek gibi açmış durumda. Tabi ki burada da bir problem var. Ben yaptığım işi öğrenmek için çok zaman harcadım. Fakat günümüzdeki kuaförler şöhreti istiyorlar, yeteneği değil. Yarını istiyorlar ama öğrenme dönemindeki sıkıntıları çekmek istemiyorlar. Bu işin bir parçası olmasına rağmen çoğu öğrenmek istemiyor. Mesela her gün yapmadıkları bir şeyi öğrenmek istemiyorlar. Benim geçtiğim zorlukları geçirmek istemiyorlar. Gençlik için en büyük problem bu:  Şöhreti istiyorlar ve hemen yarın istiyorlar. Benim için geleceğin iyi kuaförleri her şeyi öğrenmek isteyen kuaförlerdir. Egolarına değil gerçekten sektöre odaklananlar, iyi kuaför olacaklardır. Tutku, benim kelime dağarcığımda çok güçlü bir manaya sahip çünkü o çok yönlendirici bir şeydir. Bunu söylemekten nefret ediyorum ama genç kuaförler kendilerini düşünüyorlar trend olmayı istiyorlar. Bu da bir miktar kabul edilebilir ben de gençliğimde bir miktar böyleydim ama yine de enerjilerini yaptıkları şeye kanalize etmeleri gerekiyor.

Estetica: Kuaförlük mesleğine nasıl başladınız bu sizin seçimizin mi? Tekrar seçme şansınız olsa kuaförlüğü tercih eder miydiniz?

Trevor Sorbie: Önce size nasıl başladığımı anlatayım. Ben aslında kuaför olmayı düşünmemiştim. Ben bir ressam, bir sanatçı olmayı istemiştim. Daha küçük bir çocukken okula ilk başladığım zamanlarda, diğer çocuklar tarafından ötekileştirilmiştim. Bir berber-kuaför olan babama dedim ki ‘‘Ben okula gitmek istemiyorum.’’ O da bana ne yapacağımı sordu. Bir fabrikaya girerim filan demiştim. Babamda bana, onunla berber dükkanında çalışmamı teklif etti. Kabul ettim ve işe girdikten 3 ay sonra saç kesmeye başlamıştım bile. Hiç bir zaman bu işi zor bulmadım. Bence bana olanlar ressam olmaktansa kuaför olmayı tercih etmek gibiydi.  

Bir keresinde 1974’te bir artistik takıma saç tasarımı yapmam istendi. Paris’te bir şov yapılıyordu. Orada ben bir saç tasarımında bulundum. Bence çok kötü görünüyordu ama Fransızlar çok sevdi ve bu saç bütün ülkede en meşhur saç kesimi haline geldi. Üstelik hem erkek hem de kadın için. Dedim ki ben bunu bir kere yapabiliyorsam her defasında yapabilirim. Bana dürüstçe sorsanız paraşütle atlayabilir misin, ya da bungie jumping yapabilir misiniz, diye ben siz hayır derim. İnsan ne yapıp ne yapamayacağını bilmeli. Bir zamanlar oturup ustaları seyrederdim ve ben de yapabilirim derdim. Sadece birikim sağlamam için sıkı çalışmam gerekiyordu.

Tabi ki tekrardan seçme şansım olsa yine bu işi yapardım. Bu beni hayatımın bir parçası. Dünyayı gezdim, maddi olarak ödüllendirildim. Yaptığım işi seviyorum. 66 yaşındayım ve hâlâ yaptığım işin tadını çıkarıyorum.

Estetica: Gelecek ile ilgili ne söyleyeceksiniz?

Trevor Sorbie: Eğer yarın ölsem mutlu bir insan olarak ölürdüm. Yalnız bir şey var ki -eğer mümkün olsaydı- babamın beni bugün görmesini isterdim. İki sandalyeli küçük bir berber dükkanında yetişen biri olarak günün birinde böyle olacağını ben bile tahmin edemezdim. Onun beni görmesini çok isterdim.

Estetica: Önümüzdeki yıl Estetica 70.yaşını kutlayacak. Estetica’ya ve okuyucuarımıza ne söylemek istersiniz?

Trevor Sorbie: Tebrikler Estetica, merhaba Türkiye! Bir gün Türkiye’de sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyacağım.

Estetica: Trevor Sorbie’ye çok teşekkür ederiz.

Estetica Dergisi Ekim-Kasım sayısında Trevor Sorbie ile gerçekleştirdiğimiz röportajı bulabilirsiniz…

 

Önerilenler

Benzer İçerikler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz