Mesleğe olan tutkusuyla: İlda Doğancıoğlu

0

‘‘Ben başaracağım ve kuaför olarak mesleğimi devam ettireceğim’’

Kadınların daha az olduğu sektörde hedeflerine ulaşmada yılmadan çalışan tutku dolu bir kuaför: İlda Doğancıoğlu konuğumuz oldu.  

hairistcomtr: Sizi tanıyabilir miyiz? Kuaförlüğe nasıl başladınız?

İlda Doğancıoğlu: Almanya’da büyüdüm ama kendimi bildim bileli anaokulunda bile hayalim buydu aslında. Başka hiç bir şey olmak istemedim, olmak da istemem zaten. Hep güzel sanatlara karşı, sanata karşı, güzelliğe karşı büyük bir ilgim vardı. Almanya’da lise yıllarında okurken bizim oturduğumuz bölgede çok ünlü bir kuaför vardı. Şöyle söyleyebilirim ki şuan da Türkiye’de bile öyle bir yer yok. Benim içinse orada çalışabilmek her zaman hayalimdi. Oranın yeni kadro açacağını duyunca liseyi yarıda bıraktım. On altı yaşındaydım ve  yüz on kişi arasından altı tane yeni seçilecek personel kadrosuna ben de seçildim. Almanlar’ın prosedürleri farklı yürüyor ben de okulumu daha bitirmediğim almak istememişlerdi. Ön görüşme yapıldı. Özgeçmişin, okulların… ve sonunda alındım.

Orası her bir çalışanın Hollywood yıldızı gibi göründüğü, çok büyük markalarla çalışan, üç katlı bir yerdi. Çok geniş bir karşılama komitesi vardı. Kamerasından, telefon kulübesine kadar donanımlı ayrıca salonun içerisinden asansör geçiyordu. Bütün mobilyalar antik, kendi büromuz, yemekhanemiz. Söylediğim zaman dilimi 1985’lerdeydi. Salonda solaryumundan tutun kozmetik kabinlerine kadar her şeye sahip olan bir iş yeriydi. Çok ünlü bir salondu. Müşterileri Roma’dan bile gelirlerdi. Unisex bir kuafördü. Ne yapıp edip oraya girdim. En ünlü markalarla o zaman tanıştım. Ailem Türkiye’ye dönüş yapmasına rağmen ben eğitimimi tamamlamak için orada kaldım. Hayatımın en güzel yılları orada geçti. Bu büyük aşk orada başladı aslında. O günden sonrada her zaman büyük bir tutkuyla işimi sürdürmeye çalıştım.

hairistcomtr: Kuaförlüğe bakışınız hakkında bilgi verir misiniz?

İlda Doğancıoğlu: Türkiye’ye döndükten sonra iyi bir isimle başlamak istedim. Yeşilköy’de Veysel Öz ile birlikte çalışmaya başladım. Ondan evvel de bir süre Kariyer Eğitim Kurumları’nda part time eğitmenlik yaptım.

Ben aslında kuaför olarak bu işe başladım ama kuaför olarak bu işi sürdürmüyorum. Sadece kuaför olarak değil. Ben bu işe bir yaşam tarzı olarak bakıyorum. Bu benim yaşam tarzım. Bir kadın bu salona girdiği andan itibaren ‘‘ben onun için ne yapabilirim?’’ diye düşünüyorum ve ona baktığım zaman sadece bir saçla bırakamıyorum mümkün değil. Yüzünde o kadar dokunulması gereken yer varken ben sadece ona güzel bir saç tasarlayıp gönderemiyordum. Aldığım eğitimler doğrultusunda da; imaj danışmanlığı, insan yönetimi, insan ilişkileri ve benzeri derken tabi ki alt yapımızı güçlendirerek kuaförlüğe daha farklı yaklaşmaya başladım.

Son iki yıldır daha çok ifade danışmalığı ve butik çalışıyorum. Salonda gün içerisinde elli kişiye birden hizmet veremem. Ben müşterimle yaşar gibi çalışıyorum. Onun her şeyi ile ilgileniyorum. Tabi ki benim oturmuş bir müşterim var aylık dip boyasına gelir ama daha çok beni bulan, bana gelen insanlarla bir bütün olarak ilgilenirim. İfadeye dair her ne varsa bunun içine kaş tasarımı giriyor, bunun içine dudakları inceyse tamamlamak için kontür giriyor, eyelinerından saç yapısına kadar.

Bazen bir müşterimin benim yedi saatimi aldığı oluyor. Saç için geliyor ama her şeyiyle ilgileniyoruz. Hatta bazen gardolabına kadar ilgilenmem gerekiyor. Benim çalışma tarzım bu şekilde ve kızımı da o doğrultuda yetiştiriyorum. Enteresan bir şey oluyor zaman içerisinde ki  güven ve sevgiyle birlikte ilişki kuruyoruz. Öyle bir zaman geliyor ki evlendikten sonra da gelinlerimiz hâlâ en ufak bir şey için saçımı ne yapabilirim gibi ya da şuan da Bodrum’dayım ama lütfen kuaförümle konuşur musun? gibi sorularla arayabiliyor ve böyle bir güven ilişkisi kuruluyor.

Zor mu? Zor gerçekten çünkü eskiden sadece müşterimin saçından sorumluydum. Şimdi ise şöyle söyleyebilirim; gecenin devamında bile resimlerden, yorumlardan her şeyinden ben sorumluyum. Bunların yanında güvenilir olmak ve hep aynı kalabilmek hakikaten çok keyifli.

hairistcomtr: Bir kadın olarak Türkiye’de kuaför olmakla ilgili ne söyleyebilirsiniz. Avantajları, dezavantajları nelerdir? Belki şuan için değil ama mesleğe ilk başladığınızda ne gibi sorunlarla karşılaştınız.

İlda Doğancıoğlu: Ben hayatımda her dezavantajı, avantaja dönüştürebilen bir kişiyim ve ben hiçbir dezavantaj görmüyorum. Benim için avantajlarla dolu bir meslek çünkü ben bir kadınım. Bir kadının ne istediğini, -empati kurduğun sürece- bir kadın çok iyi biliyor ama şöyle söyliyim Türkiye’ye ilk geldiğimde bunun sıkıntılarını yaşadım. Fakat kendi kendime ‘‘ben başaracağım ve kuaför olarak mesleğimi devam ettireceğim’’ dedim.

Bizim toplumumuzda çok daha fazla bayan yetişmesi gerektiğini düşünüyorum. Bir kere bizim bakış açımız çok farklı, bir erkeğin kapris olarak değerlendirdiği bir şeyi biz çok iyi anlayabiliyoruz. Önemli olan beklentiyi karşılamak değil ki önemli olan o beklentinin üstüne çıkmak ancak o şekilde biz akıllarda kalabiliyoruz, tekrar tercih edilebiliyoruz. Biz burada bir bakıma ticaret yapıyoruz ama asla bunu müşterilerimize hissettirmiyoruz. Bu mesela beni çok rencide eder müşteri olarak gittiğim bir yerde para konuşulmamalı. Bana gelen müşteri zaten onun bilincinde asla o konuyu fazla dile getirmeye çalışmıyorum. Onun üzerinden güvenini sarsacak ticaret yapıldığını hissettirecek bir durum olmamasına özen gösteriyorum. Fark etmeden aslında müşteriyle aramızda bir dostluk oluşuyor. İşini iyi yaparsan zaten gerisi gelir.

hairistcomtr: Anne-kız olarak çalışıyorsunuz. Anne ve kızın aynı salonda çalışması nasıl bir duygu, profesyonel hayatınıza nasıl yansıyor. Artıları eksileri nelerdir?

İlda Doğancıoğlu: Anne kız olarak çalışmanın çok avantajı olduğu gibi tabi dezavantajları da var. En büyük avantajı aramızda farklı bir dil var. Ben ne yaratması gerektiğini ona çok rahat anlatabiliyorum. Çocuğum olduğu içinde çok iyi yönetebiliyorum. Hangi alanlarda daha güçlü olduğunu hangi alanlarda daha zayıf olduğunu bildiğim için onun güçlü alanlarına göre hitap etmeye çalışıyorum.

Ben iş hayatımda pek taviz vermeyen bir kişiyim. Bu çocuklarım içinde geçerli. En az hatayı da kendi çocuğumdan kabul edebiliyorum. Mükemmel olmalarını istiyorum. Tabi ki onların uzun bir geçmişi yok biraz daha toleranslı davranmak gerekiyor ama bir bakıma onun içinde aslında iyi oluyor. Çünkü zor işlerle başlamanın faydasın ilerde görecektir diye düşünüyorum.

Ariana Doğancıoğlu: İş hayatında anne ile beraber çalışmanın zor yanları da var. Evde beraber olmak gibi olmuyor. Hem annen hem patronun, hem saygı duymak zorundasın hem kurallarına uymak zorundasın bir yanda da canın olduğu için arada ki o dengeyi kurmak gerekiyor ama onun deneyimleri sayesinde iyi yerlere gelmeye başladım diye düşünüyorum. Onunla birlikte olmak keyif veriyor, arkamda olduğunu bilmek güç veriyor. Onun yanında kendimi daha iyi ve huzurlu hissediyorum. Annem saç alanında faaliyet veriyor, ben ise makyaj alanında faaliyet veriyorum. Güzel bir ekip olduk yani birbirimize destek oluyoruz, birbirimizi tamamlıyoruz ben öyle düşünüyorum.

İlda Doğancıoğlu: Biz birbirimizin gözünün içine baktığımız zaman ne anlatmak istediğimizi biliyoruz. Ne yapması gerektiğini o biliyor. Tabi ki bu birden olmadı. O meslek hayatına girdiği anda aslında kendini zor bir yerde buldu. Arianna’nın iki yıllık bir iş geçmişi var. Aslında farklı bir sektörden geliyor, Turizm Otelcilik okudu. Fakat ben onu bildim bileli ya da o kendini bildi bileli bu konuda inanılmaz yeteneği var. Aslında salonumuza makyöz olarak başlamadı, halkla ilişkiler olarak girdi. Daha sonra onun inanılmaz bir yeteneği olduğunu gördüm. O bebeklikten beri ellerinde rujlarla uyuyan bir çocuktu zaten. Her zaman bu konuda üstün bir kabiliyeti oldu. Doğru söylemek gerekirse ben onun kadar kabiliyetli değilim benim öğrenmem için bir şeyin üstünden geçmem ve eğitim almam gerekir o ise bir kere baktığı zaman yapıyor. Bu konu da geniş bir vizyona sahip. Arianna, makyaja başladığı zaman biz o dönem televizyon programlarında değişimler yapıyorduk ve o bu sebeple en zoru ile başladı. En zoruyla başladığından beklentiler çok yüksekti dolayısıyla diğer müşteri servisleri onun için çok kolay olmaya başladı.

hairistcomtr: AKD’ye üyesiniz, dernek hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce faydaları neler?

İlda Doğancıoğlu: Artistik Kuaförler Derneği’nin çok büyük faydaları olduğunu düşünüyorum. Birlik ve beraberlik açısından özellikle inanılmaz. Gündemi takip etmemiz açısından çok faydalı, ortak noktalarımızı orada paylaşabiliyoruz. En büyük faydalarından biri de hepimiz aynı yerde oturduğumuzu, ortak sorunları paylaştığımızı görüyoruz ve bunların çok güzel bir şekilde birbirimizle konuşarak, dile getirerek çözümler üretebiliyoruz.

hairistcomtr: Hairist’te çok güzel bir şov gerçekleştirdiniz. Birazda onun hakkında konuşalım. Duygularınız, hazırlık aşamalarınız nasıldı?

İlda Doğancıoğlu: Çok güzel bir deneyimdi. Ben aslında hazır değildim şöyle ki salonu yeni açmıştık bir kaç aylıktı. Dolayısıyla elemanlarım tam oturmamıştı. Salonum tam oturmamıştı ama böyle bir teklif gelince hayır diyemedim.

Aslında ben şova çok meraklı olan bir kadınım yani kendimi her zaman orada düşünmüşümdür. Sadece şov değil ben her zaman diyorum ki ben sanatçı olmalıyım. Bu açıdan büyük bir rahatlığım var. Zaten işimi iyi yapabiliyorsam ve keyif alıyorsam ve izlenilmekten de çok büyük keyif duyuyorsam güzel oluyor. Hairist benim için çok önemliydi. Benim için gerçekten farklı bir dönemdi. Çünkü o saatten sonra ben şunu fark ettim ki bir çok meslektaşımın kadın kuaförlere bakış açısı çok değişti. Daha çok yetiştirilmek üzere kadınlar arandığını gördüm. Biz üç kadındık bu arada 3 Salon 3 Kadın 3 Tasarım adında gerçekleştirdik. Bir şeyleri ispat ettik sanki. Kadınlarında bu alanda gerçekten profesyonel anlamda iyi şeyler çıkartabildiğini, duruşumuzu, modern, vizyon sahibi olduğumuzu gösterdik. Çok şey kattı bence Estetica ve Erkan Güzel’in bizimle beraber olması çok büyük bir ayrıcalık yani bize çok şey kattı. Bu konuda ona müteşekkiriz aslında.

hairistcomtr: Sektörel anlamda sosyal medya ve kuaförlük ilişkisi hakkında ne düşünüyorsunuz?

İlda Doğancıoğlu: Büyük bir avantaj olduğunu düşünüyorum artık her şey reklam. Bizim de günlük olarak yaptığımız işlerden; gelinleri özellikle, makyajlarımızı, değişimlerimizi çok paylaşıyorum -öncesi sonrası şeklinde- ve gerçekten de ciddi bir takipçi elde ettik. Facebook gibi İnstagram gibi sosyal alanlardan çok faydalanıyoruz. İnsanlar o sayfalarda gördüklerini birbirlerine tavsiye ediyorlar, paylaşıyorlar. Sonra fark ediyorsunuz ki yaptığınız iş size bir iş daha getirmiş. Eskiden kapı müşterileri daha çoktu şimdi ise insanlar daha seçici oldu daha bilinçli gitmek istiyorlar. Iskalamak istemiyorlar, ‘‘gittiğim zaman net bilmeliyim ne çıkacağını’’ mantığı ile yaklaşıyorlar. Dolayısıyla da işlerini gördükleri kişileri tercih ediyorlar. Benim müşterilerim çoğunlukla yüksek beklentileri olan kişiler çünkü ben öyleyim başkasına da hitap edemiyorum zaten. Dolayısıyla kapı müşterisinden ziyade insanlar işlerini gördüğü kişilerin müşterisi olmak istiyorlar. Bu anlamda da ‘‘iyi ki var sosyal medya’’ diye düşünüyorum.

hairistcomtr: Genç meslektaşlarınıza öneriniz var mı?

İlda Doğancıoğlu: İşe bir kere saygı duymak gerekiyor. Saygıyla bakmak gerekiyor. Her anlamda çokta profesyonelce davranmak gerekiyor. Eğitim bizim için çok önemli ve genç nesiller, vizyon sahibi gençlerimiz bu işe lay lay lom yaklaşmamalı. Bir deneyeyim olmadı bırakayım gibi değil. Arkasında durmalılar, savaşmalılar, ben bu noktaya gelene kadar çok uğraştım. Her şeyden evvel ailemle başladı bir kere; onlar döndü ben kaldım derken Türkiye’ye geldim, bir bayan olarak kabul edilemedim ama şuan öyle değil. Şuan yetiştirilmek üzere o kadar insana ihtiyaç var ki bu alanda ve tutkuyla bağlanmalıdırlar diye düşünüyorum. Gerekli önemi vermeliler diye düşünüyorum. Bu konuda ve bununla ilgili biz kuaförler sadece çalışmamalıyız. Seyahat etmeliyiz, gözlemlemeliyiz, vizyon edinebilmek için çok şey izlemeliyiz ve çalıştığımız saatin en azından çeyreği kadar, yılda eğitim almalıyız. Bu bizim için, yeni yetişenler için çok önemli. İnanılmaz bir meslek ve buradan yola çıkarak neler neler yapılabilir. Sadece kuaförlük diye bakmamalı çok geniş yelpazesi olan bir meslek diye altını çizmek istiyorum.

hairistcomtr: Sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?

İlda Doğancıoğlu: Bir konuya da değinmek istiyorum benim için çok önemli; kişi kuaförlük mesleğine adım atmışsa mesela; yurt dışında birisi boyacıdır, kesimcidir. Kuaför mesleği bence eskiden olduğu gibi her şey olmalı. Tabi ki bunun ne amaçla yapıldığını işletmeci olarak anlıyorum da ama buradan, ayrılan bir arkadaşımız sudan çıkmış balığa dönmemeli bence. Ben sadece boya biliyorum, ben sadece kesim biliyorum dememeli. Bu beni bu sektörde çok rahatsız ediyor. Ben aslında kuaförlükten geliyorum ama şuan da total look danışmanlığı yapıyorum. Bununla beraber ben asla kaş almayan bir insandım ama şuanda bu bir sektördür ve bu güzelliği tamamlayan bir sektör olduğu için bu benim işimi kapsıyor. Dolayısıyla ben sana baktığım zaman sendeki eksik veya avantajlı ne tarafın varsa ortaya çıkarabilmek adına mesleğimde her şeyi kullanabilmeliyim diye düşünüyorum. Ben boyaya da müdahale edebilmeliyim, topuza da neyin nerede olduğuna da ve ben burada yetişen tüm arkadaşlarımı o şekilde yetiştiriyorum.

hairistcomtr: Paylaştığınız bilgiler için teşekkür eder, başarılar dileriz.

 

 

Bilginin daha ulaşılabilir olduğu günümüz teknolojisinde kuaförlüğün dijital ortamdaki haber kaynağı hairist.com.tr ’nin resmi mobil uygulaması Android ve IOS işletim sistemli akıllı telefonlarda!  

İndirmek için tıklayın:   

 

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.mobiroller.mobi9450942228

 

https://itunes.apple.com/tr/app/hairist/id982145975

Paylaş
Önceki İçerikFinalistler ne diyor: Burak Özen
Sonraki İçerikYin&Yang

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu girin.
Lütfen isminizi buraya yazın.