fbpx

Güzelliğin Peşinde… Çağlar Yurga – İzmir

Estetica Dergisi – Hairist projesi olarak gerçekleştirdiğimiz “Güzelliğin Peşinde” belgesel serisinde Kuaför Çağlar Yurga, kuaförlüğe adım atma ve mesleki gelişim hikayesini, deneyimlerini, kuaförlüğe ilişkin fikirlerini bizlerle paylaştı.

İşte Çağlar Yurga röportajından birkaç alıntı:

Kuaför bir aileden geliyorum. Amcam, küçük yaşlardayken eve çok havalı gelirdi, fötr şapkalarla, Pradalarla falan… Yurtdışından geldiğinde hep hikayeler anlatırdı. Ben de o zamanlar “Ya kuaförlük ne kadar güzel bir meslek,” diye düşünürdüm ki bizim zamanımızda fötr şapkalar ve Pradalarla dolaşmak Türkiye için o zamanın şartlarında çok büyük bir lükstü. O yüzden çocukken demek ki kuaförlük insana bu imkanları sunuyor diye düşünürdüm. Anneme hep kuaför olmak istediğimi söylüyordum, “hayır, sen okuyacaksın” diye itiraz ediyordu. Bir kere ortaokuldayken bilerek sınıfta kaldım. Beni İzmir’de, Kemeraltı’nda yazın çalışmam için bir gömlekçiye, overlokçuya verdi. O zaman da tabii, “Anne ben okuyacağım” dedim. Liseyi bitirip üniversite için İstanbul’a geldim. İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi, Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü’ne kaydımı yaptırdım. Ama bu arada sabah amcamın yanına gidiyorum, akşama kadar onu izliyorum. Bir gün amcamla yemek yerken “Ben kuaför olmak istiyorum,” dedim. Onun için de bir boşluğun olduğu bir dönemdi, okul çıkışı gidip gelmeye başladım.

Çağlar Yurga - Güzelliğin Peşinde Belgesel Serisi

Bir gün kendimi Laleli’de bir kuaförde buldum. O dönemde de “yarıcı” diye bir tabir vardı, işlem bedelinin yarısı işletmenin, yarısı senin oluyordu. Dedim ki “ben sizden para istemiyorum. Ben sadece fön çekmek istiyorum,” dedim. Sabah kalkıyorum, İş Kuleleri’ne gidip çalışıyorum, işte temizlik, yerleri süpürme gibi işleri yapıyorum, sonra Laleli’ye geçiyorum. İkisi arasında okula gidiyorum. Böyle üç ay ‘full mesai’ ile geçti. Bir müşterim vardı, kadın beni istiyor. Beni istediği için de iyice strese giriyorum. Orada ben ilk defa fön çekiyorum. Ben çok yumuşak fön çektiğim ve saçı da çok ince olduğu için beğeniyordu. O bana gelmesin diye dua ediyordum, çünkü daha fazla gerilip strese giriyordum. “En iyi fönü çekeceğim” gibi bir iddiam yoktu. Amacım fönü, dip boyayı öğrenmekti.

Önerilenler

Benzer İçerikler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz