Christos Michailidis’in Çift Dünyası

Christos Michailidis, salon hayatının ticari gerçekleri ile sanatsal üretimin sınırsız özgürlüğü arasında güçlü bir köprü kuran nadir isimlerden biri.

Günümüz kuaförlük dünyasında yalnızca teknik olarak iyi olmak artık yeterli değil. Modern kuaför; bir sanatçı gibi düşünebilen, bir girişimci gibi hareket edebilen ve dijital dünyada kendini doğru ifade edebilen çok yönlü bir profesyonel olmak zorunda. Bu dengeyi gerçekten başarabilen isimlerin sayısı ise oldukça az.

Yunan saç sanatçısı, eğitmen ve Schwarzkopf Professional uluslararası elçisi Christos Michailidis de bu nadir isimlerden biri.

Christos Michailidis
Christos Michailidis

Christos’un işleri iki paralel dünyada var oluyor: Bir yanda konsept fotoğraf projeleri ve sanatsal çalışmalar, diğer yanda ise sandalyenin arkasında, gerçek müşteriler için yaratılan giyilebilir ama karakter sahibi saç tasarımları.

Türkiye’de de Schwarzkopf Professional etkinliklerinde sahne alarak vizyonunu meslektaşlarıyla paylaşan Christos ile bu röportajda; ticaret ile sanatı nasıl dengelediğini, yaratıcılığın iş başarısını nasıl beslediğini ve kişisel ifadeye alan açmanın neden artık bir lüks değil, zorunluluk olduğunu konuştuk.

Yunan saç sanatçısı ve Schwarzkopf Professional uluslararası elçisi Christos Michailidis ile salon hayatı, sanatsal üretim, sosyal medya ve yaratıcılığın ticari başarıya etkisi üzerine konuştuk.
Sanat ve ticaret arasındaki dengeyi nasıl kurduğunu anlattı.

Salonda aktif olarak çalışırken aynı zamanda sanatsal projeler üretiyorsunuz. Bu iki dünyayı nasıl dengeliyorsunuz?

Benim için bunlar iki ayrı dünya değil — birbirini besleyen iki alan. Salon, beni yere sağlam basan biri yapıyor. Gerçek insanlarla, gerçek saçlarla ve gerçek ihtiyaçlarla bağlantıda kalmamı sağlıyor. Bu bağ, neden bu mesleği seçtiğimi her gün yeniden hatırlatıyor.

Sanatsal projelerim ise bana deneme yapma, sınırları zorlama ve fikirleri özgürce keşfetme alanı açıyor. Sadece bir teknisyen olarak değil, bir saç sanatçısı olarak büyümemi sağlıyor.

Birini “iş”, diğerini “sanat” olarak ayırmayı bıraktığımda denge zaten kendiliğinden oluşuyor. Sandalyenin arkasında da olsam, konsept bir projede de çalışsam, aynı yaratıcı kimliği ifade ediyorum.

Ticari olarak güvenli olanla yaratıcı olarak cesur olan arasında kaldığınız oluyor mu? Bununla nasıl başa çıkıyorsunuz?

Elbette. Bu gerilim her zaman var. Ticari işler işi ayakta tutar, faturaları öder. Cesur yaratıcılık ise ruhu besler. İkisini birbirine rakip gibi görmek yerine birlikte var olmalarına izin vermeyi öğrendim.

Tıkandığımı hissettiğimde şunu kendime hatırlatırım: Bugün cesur görünen pek çok fikir, yarının ticari standardı haline gelir.

Sanatsal çalışmalarınız salonunuza gelen müşteri profilini nasıl etkiliyor?

Bireyselliğe değer veren ve yaratıcılığa güvenen müşterileri çekiyor.

Birçok kişi sadece “saç yaptığımı” değil, saç üzerinden hikâye anlattığımı gördüğü için geliyor.

Saçlarının giyilebilir olacağını ama aynı zamanda karakter ve anlam taşıyacağını biliyorlar.

Bir saç tasarlarken önce giyilebilirliği mi, görsel etkiyi mi, yoksa konsepti mi düşünüyorsunuz?

Hepsini aynı anda. Güçlü bir konsept, birinin kafasında yaşayamazsa anlamsızdır. Sadece giyilebilirlik ise arkasında bir fikir yoksa sıkıcı hale gelir. Ben her zaman konsept, etki ve gerçek hayatın doğal bir dengede buluşmasını hedeflerim.

Instagram’da hem sanatsal fotoğraflar hem de günlük salon reels’ları paylaşıyorsunuz. Bu ikilik neden sizin için önemli?

Çünkü gerçekliği yansıtıyor. Sadece stüdyoda sanat yapan biri değilim, sadece sandalyenin arkasında çalışan bir kuaför de değilim. Her iki tarafı da göstermek dürüstlük ve güven yaratıyor. İnsanlar kim olduğumu ve nasıl çalıştığımı bütünsel olarak görebiliyor.

Sosyal medya yaratıcılıkla ilişkinizi nasıl değiştirdi?

Beni daha bilinçli olmaya itti. Sosyal medya çok hızlı ve çok gürültülü bir alan. Bu yüzden trend olanı değil, bana gerçek gelen işi üretmeye odaklanıyorum. Küresel bir kitleye ulaşmak ilham verici, ama algoritmaların yaratıcılığımı yönetmesine izin vermiyorum.

İş açısından baktığınızda sanatsal projeleriniz ticari büyümeye nasıl katkı sağlıyor?

Sanat kimlik oluşturur. Sizi kalabalıktan ayırır.

Sanatsal projelerim estetik anlayışımı ve değerlerimi netleştiriyor. Bu da doğru müşterileri, doğru iş birliklerini ve doğru fırsatları çekiyor. Yaratıcılık benim için uzun vadeli bir iş yatırımıdır.

Bu yaratıcı projeler size duygusal olarak ne kazandırıyor?

Özgürlük.

Kelimelerle ifade edemediğim şeyleri bu projelerle anlatabiliyorum. Beni yeniden şarj ediyor, zorluyor ve bu mesleğe neden âşık olduğumu hatırlatıyor.

“Yaratıcı olmaya vaktim yok” diyen kuaförlere ne söylersiniz?

Yaratıcılık her zaman büyük prodüksiyonlar demek değildir. Bazen bir saç kesimi, bazen bir fotoğraf, bazen işten sonra gelen küçük bir fikir yeterlidir. Eğer “zamanı” beklerseniz, sonsuza kadar beklersiniz. Yaratıcılık, farklı düşünmeye izin verdiğiniz anda başlar.

Geleceğe baktığınızda sizi en çok ne heyecanlandırıyor?

Sınırsız gelişim.Yaratıcı olarak evrilmek, sanatsal dilimi genişletmek ve sanat, eğitim ve salon hayatının bir arada, doğal şekilde var olduğu bir kariyer inşa etmeye devam etmek.

Yaratıcı olmak için daha fazla zamana ihtiyacın yok.
Kendine yaratıcı olmak için izin vermen gerekiyor.

Önerilenler

Benzer İçerikler