52 Senelik Meslek Aşkıyla Niko Katakuzino

 

Bir kuaför bir hikaye

Onun gibiler az kaldı diye başladığımız hikayeler vardır. Ömrüne koskoca hikayeler, meslek ile ilgili  feyz alınacak değerler sığdırmıştır. Sadece Büyükada’da, Şişli’de, Nişantaşı’nda değil, saçlarını bir kere taradığı herkesin onu devamlı görmek istediği bir kuaför: Niko Katakuzino ile bu uzun yolculuğunu, meslek sevgisini konuştuk. Kuaförlük camiasının sevilen ismi yeni yetişen kuaförlere çok önemli tavsiyeler verdi.  

 

Mesleğe nasıl başladınız?

1961 senesinde okulu bıraktıktan sonra Büyükada’daki Splendid Oteli’indeki kuaförde çalışmaya başladım. Yaz sezonu bittikten sonra kışlık dükkana geçtim. Vapurla işe gelip gidiyordum. Yazları tekrar Büyükada’da çalışıyordum.

Kış aylarında çalıştığım Beyoğlu’nda Aristokri Kuaför Salonu’nda çok büyük bir ambians vardı. 14 tane manikürist, 12 kalfa, 4 ortak ile Aristokri Kuaför o zamanlar Türkiye’nin en büyük kuaförüydü.

Çok büyük bir salondu. 350 metrekareden fazlaydı, 2 kattı. İlk kat kuaför salonu, üst kat personelin sabahları geldiği zaman hazırlanacakları alandı. Personelin tuvaleti ayrıydı, havluların yıkandığı yer ayrı, kurutma yeri ayrı, çay kahve içilecek yer, yemekhane ve yazhane ayrıydı.

Müşteriler salona girdiği zaman yukarıda soyunurdu. Salonda muazzam bir disiplin vardı. O zamanlar bütün kuaförler önlük giyerdi, oysaki şimdi bu çok fazla önemsenmiyor.

1963 yılında patronum çok büyük bir dükkan açtı. 1963’ten askerliğe başladığım 1967 yılına kadar orada çalışmaya devam ettim.  

Askerliğimde Tekirdağ Orduevi’nde kuaför salonunu açtım. Daha önce orada kuaför salonu yoktu. Tekirdağ Orduevi’nde askerliğimi bitirdikten sonra tekrar Beyoğlu Aristokri Kuaför’de 1978 yılına kadar devam ettim.

1977’de de Erdem Kıramer Abdi İpekçi’de Türkiye’nin en büyük salonunu açtı ve onun yanında çalışmaya başladım.

 

Siz Erdem Kıramer ile daha önce tanışıyor muydunuz?

1970’den beri tanışıyoruz. 1963-1967 yılları arasında Büyükada’da 23 Nisan caddesindeki salonda tanıştık.

Erdem Bey o zaman salona 10-12 kişilik ekibiyle geliyordu ve 26 yaşındaydı. 77’den bugüne, Erdem Kıramer’le birlikte çalışıyoruz.

Erdem Bey 1989’dan müşteriler Bodrum, Çeşme gibi yerlere gittikleri için Büyükada’daki dükkanı kapattı.

İlk önce adada dükkan olmamasına hiç alışamadım. Ama bu çok iyi oldu. Yazın İstanbul’da kalmamız bize çok büyük avantaj sağladı.

 

Nasıl bir ortaklık yapınız var? Nasıl bu kadar uzun süre birlikte devam ediyorsunuz?

Erdem Kıramer, 1995 yılında bütün arkadaşlar gibi bana da bir hissedarlık verdi. Öyle devam ediyor. Türkiye’de bu kadar sene bir patronun yanında çalışan yoktur. Gayet memnunum.

Erdem Kıramer dükkanlarını benim sevdiğim kadar belki kendisi de sevmiyor. Dükkan benim için camidir, kilisedir. Biz bugün ayakta duruyorsak onun sayesindedir. 1995’den önce hissedar olmadan önce de bu dükkana benim baktığım gibi kimse bakmıyordu.

Şimdi herkes ceplerini düşünüyor. İleri gideceklerine geriye gidiyorlar. Ben herzaman dükkanın mefaatini düşündüm.

 

Sizin yetiştirdiğiniz, emek verdiğiniz, birlikte çalıştığınız kuaförler kimler?

Hüseyin Özcan, Haydar Özcan, Harbiye’deki dükkanda çalıştı. 74’ten beri Hüseyin Özcan yanımda yetişti. Hakan Köse, Tony&Guy’da Salih Altınbaş, Nihat Altınbaş, Orhan Işık, Erol Er, Ümit Köse, Harley Nichols Ata Kuaför,Serap Çanakçı, Florya’daki Aziz Kıyışkan, Kenan, Yücel, Ercan, Melih, Selattin, Salih, Bahattin, Ercan… Ata çocukken sokakta top oynarken, kuaför salonunda çalışmak ister mi diye ben sormuştum. Çünkü temizdi, tam kuaför olacak bir görüntüsü vardı. Şimdi Türkiye’nin en iyi kuaförlerinden biri.

 

Sizin yetiştirdiğiniz elemanlar kendi salonlarını açmak istedikleri zaman bozuluyor musunuz?

Hayır hiç bozulmuyorum. Bu insanların arasından bir şey danışmak için beni arayanlar, ziyarete gelenler oluyor. Hala dayanışma içerisindeyiz ve güçlü bağlarımız var.

 

 

Dünden bugüne kuaförlük sektöründe ne değişti? Yeni yetişen kuaförlere ne tavsiye edersiniz?

Öncelikle kuaför olmak için temizlik şart. Şimdiki jenerasyonda bu yok. Üstleri başlarının çok temiz olması lazım. Çünkü bütün gün müşterinin başındasınız.

Sabah çok erken gelmeleri gerekiyor. Ne problemleri varsa dükkana geldikleri zaman onu bitirmeliler. Müşterilerinin gelip gelmediklerini liste yapmaları gerekiyor. Memur gibi çalışmamaları, izinleri de az kullanmaları lazım. Çünkü bu meslek nankör bir meslektir. Bu meslek izin kaldırmaz. Ne kadar az izin kullanırsan, o kadar muaffak olursun. 5 gün izin kullandığınız zaman geldiğiniz gün müşterinizi bulamazsınız. Eğer dört dörtlükseniz, kendinize güveniyorsanız izin yaparsınız. Kuaförlük sektörü başka sektörlere benzemez. Çok çalışmayı gerektirir.

 

Peki ne tavsiye edersiniz yeni jenerasyona?

İçki, kumar, sigara gibi şeylerden uzaklaşacaklar. Temiz olacaklar. İş disiplinleri olacak. Dükkanın menfaatlerini düşünecekler, gerisi gelir.

 

Bu söyledikleriniz sizin ortaklığınızın iyi gitmesinin en büyük temel taşları aynı zamanda değil mi?

Bunlar çok önemli kaytarmamak gerekiyor. Örneğin bu havlular asılacak diyorum kalfaya. Eğer ben söylemezsem asmıyorlar. Benim kendi çıraklık zamanımı hatırlıyorum da hiç böyle değildi.

 

Sizin çıraklık döneminiz nasıl geçti?

Dükkan temizliği yapıyordum, benim üstüm başım çok temiz olduğu için Niko saçımızı yıkasın diyorlardı. Şampuan yapmak o zamanlar çok zordu. Çıraklık bu meslekte zordur, ağırdır. Benim arkadaşlarım sinemaya gidecekleri zaman ben de onlarla gelebileyim diye dükkana gelip bana yardım ederlerdi.

1963’de salon yapılırken her gün İstanbul’dan fayans taşıdım. Havluları pazatesi, çarşamba günleri çuvalla sırtıma yükleyip, Nihat’ın annesine gidiyordum. Bahçede havluları kurutuyordu. 14-15 yaşlarımdaydım. Sonra dükkana getiriyordum.

Sabah adadan çamaşır makinesini alıyorum, adaya geliyordum, şimdi çırakları bir sigaraya gönderemiyoruz. Ben çalışmayı çok seviyorum, ağır işe alıştım.

 

Kuaförlüğe başladığınızda bu işi yapmak istiyor muydunuz?

Sabah işe girdim. Temizlik yapmaya başladım. Kuaförlüğe ilk başladığım günden beri sevdim işimi. Eve geldiğimde annemin ilaç kabını isteyip, bugidi yaptığımı hatırlıyorum. Daha ilk gün evde annemin saçını sardım.

 

Dünyaya bir kere daha gelseniz yine kuaför olur musunuz?

Olurum ama yine Erdem Kıramer ile çalışmak isterim.

 

Peki kızınızın kuaför olmasını ister miydiniz?

Ben adada kızıma salona gelmesini çalışmasını söylüyordum, ama annesi bırak denize girsin arkadaşlarıyla diyerek mani oldu. Ama kızım bana sonra keşke yanına gelip mesleği öğrenseydim dedi.

Şimdi evli bir pskiyatristin yanında çalışıyor. 2 çocuğu var. Ben kızımın kuaför olmasını isterdim ama bu meslek çok yorucu ve biraz köle hayatıdır. Yani bir kuaför dükkandan ayrılmamalıdır. 

 

İşiniz dışında sizin hayatınızda ne var?

Torunlarım var. Büyükada’da yaşıyorum. Dostlarım, arkadaşlarım orada.

 

Estetica dergisi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Çok memnunuz. Çok güzel, kaliteli bir dergi. Modern saçlar var. Saç kesimi üzerine çok güzel bilgiler var.

 

Hairist etkinliği hakkındaki düşünceleriniz?

Ben burada değildim ama gidenler mesela özellikle Hakan Köse şovu için çok olumlu konuşuyor.

 

 

Müşterilerle iletişiminiz nasıl?

Müşterilerle ne sosyal medyadan ne de cep telefonundan konuşurum. Bazı arkadaşlar müşteriler ile telefonda konuşuyorlar. Fakat müşteri ilişkileri yönetimi çok hassastır. Dengeyi yakalamak gerekir. Müşteri sizinle yakınlık kurabilir, ama sizin mesafeyi korumanız gerekiyor. Bu sefer zararı dükkan görür. Saygılı olmak gerekiyor.

 

Siz çalışanları yönlendiriyor musunuz bu konuda?

Tabiki. Telefonda müşterilerle nasıl konuşacaklarını, kendilerine yakın davrandıklarında mesafe koymaları gerektiğini söylüyoruz.

Müşteri ile karşı karşıya oturup konuşamazsınız. Müşteriye saygı ve az konuşmak bizim salonun birinci kuralıdır.

 

Çıraklarınızı siz mi seçiyorsunuz? Eleman problemi yaşıyor musunuz?

Kalfa bizden yetişmezse olmuyor. Eleman bulmakta zorluk çekiyoruz.

 

Bu sizin meslekte 52. yılınız ve hala tutkuyla işinize bağlısınız.

Biz sürekli kendimizi yeniledik. Ben sürekli gelen müşterilerin listesini tutuyorum. Bir gün müşteri gelmediği zaman çok üzülüyorum, merak ediyorum, kahroluyorum. Bütün gece uyuyamıyorum. Herzaman gelen bir müşterim gelmemişti, dayanamadım ona telefon ettim. Bana Niko’cum yarın geliyorum hastaydım, o yüzden gelemedim dedi.

Bunları düşünmezseniz meslekte muhaffak olamazsınız. 40 yaşında emekli olursunuz. Ben 68 yaşındayım. Benim için para önemli değil. Bizim Erdem Kıramer ile çok sağlam temellere dayanan bir bağımız var. Bunu kazanmanız için çok dürüst olmanız, bir çaba harcamış olmanız lazım. Yoksa olduğunuz yerde sayarsınız.